Öğrenme Güçlüğü

  • Konbuyu başlatan Mercan
  • Başlangıç tarihi
M

Mercan

Guest
Bazı çocuklar bisiklete binmeyi öğrenemezler. Topa vurma, atlama gibi kaba motor becerilerinde sorun yaşarlar. Yüzmeyi öğrenemezler, Düğme ilikleme, makas kullanma da sorun yaşarlar. Kimi kişilerin yön anlayışı yoktur. Kimileri de uzaklık ve yakınlığı, bir şeyin boyunu, büyüklük ve küçüklüğünü kestiremezler. Bu gibi şeyleri öğrenmede zorluk çeken bir çocuğun okulda karşılaşacağı sıkıntıları, uğrayacağı akıbeti tahmin etmek güç değildir.
Bir çocuğun öğrenme ile ilgili güçlük yaşaması; çocuk ve gençlerin ruh sağlığını, aile içi ilişkilerini, okul başarılarını, kısacası dünyayı algılayışlarını olumsuz etkileyen sorunlardır. Pek çok aile ve öğretmen çocuğun uyum ve okul sorunları nedeniyle ne yapacaklarını bilememekte ve çocuk ruh sağlığı ile uğraşan uzmanlara başvurmaktadırlar.
Düşük okul başarısı tek başına her zaman öğrenme güçlüğü anlamına gelmez. Eğer öğrenci potansiyeli oranında başarılı değilse, bunun nedeni düşük motivasyon, sık sık okul değiştirme sonucu temel becerileri edinememe dil yada davranış problemleri veya başka bir problemde olabilir.
Özgül öğrenme güçlüğüyle ilgili bir çok tanım yapılmış olup, bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir.;

TANIMLAMALAR
“ Öğrenme güçlüğü” ile “Öğrenme bozukluğu” birbirinin sinonimi olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Aslında öğrenme güçlükleri çok kapsamlı, heterojen bir gruptur ve gelişimsel bozukluklardan beyin hasarına kadar çeşitli nedenlerden kaynaklanan öğrenme sorunlarını ve akademik başarısızlıkları içinde barındırmaktadır.
Gösterilen herhangi bir fiziksel yada nörolojik bozukluğa, yaygın gelişimsel bir bozukluğa, mental retardasyona yada eğitim olanaklarını yetersizliğine bağlı olmayan okul becerilerindeki uygunsuzluklar öğrenme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır.
Öğrenme bozukluğunu ilk kez 1962’de Kirk tanımlamıştır. Özel öğrenme bozukluğu zekası normal veya normalin üstünde olmasına rağmen bir çocuğun dinleme, düşünme, kendini ifade etme, sözlü dili kullanma, okuma yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına veya zekasına oranla düşük başarı göstermesi, güçlük çekmesidir.
A.B.D. Eğitim Dairesinin 1976 yılındaki tanımında özel öğrenme bozukluğu, sözlü ifade, yazılı ifade, dinleyerek kavrama, okuyarak kavrama, basit okuma becerileri, matematik işlemler, matematik zeka yada imla gibi alanlarda birinde yada çoğunda çocuğun zihinsel yetenekleriyle başarısı arasında ciddi farklılıklar olması şeklinde ifade edilmiştir.
Bir yıl sonra özel öğrenme bozukluğunun, algısal özürleri, beyin hasarını, minimal beyin dis fonksiyonunu, disleksiyi ve gelişimsel afaziyi kapsadığını tanımlarına eklemişlerdir.
Son yıllarda en çok kabul gören tanım, 1988’de A.B.D. Ulusal Öğrenme Bozukluğu Birleşik Komitesinin (NJCLD) yayınladığı tanımdır.Bu tanıma göre öğrenme bozukluğu genel bir terimdir ve dinleme, konuşma, okuma-yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir bozukluk grubudur. Bu bozuklukların bireyin yaradılışıyla ilgili olduğu ve M.S.S. işleyiş bozukluğuna bağlı olduğu varsayılır.
Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar dinleme, düşünme, konuşma, okuma-yazma ya da matematik problemlerini çözme, anlama ya da yazılı ve sözlü dili kullanmadaki psikolojik süreçlerden birinde ya da bir kaçında yetersizliğin ortaya çıktığı çocuklardır.Yapılan incelemeler sonucunda, en geçerli en çok kabul gören tanımın, A.B.D. Ulusal Öğrenme Bozukluğu Birleşik Komitesinin (NJCLD) tanımı olduğu belirlenmiştir.
 

[TB] Benzer konular

M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

EPİDEMİYOLOJİ

Epidemiyolojik çalışmalar sağlıklı bir toplum için büyük önem taşır. Ancak çocuk sağlığı alanında yapılacak araştırmaların metodolojik açıdan çeşitli zorlukları vardır. Çocuklar hızlı değişen ve gelişen bireyler olduklarından özellikle ruh sağlığı açısından tanı koymak etiketlemek hem güçtür hem de risklidir.(Achenbach 1978)
Bundan dolayı öğrenme güçlüklerini kesin sonuçları bilinmemektedir. Yapılan araştırmalarda öğrenme bozukluğunun sıklığı okula devam eden öğrencilerde % 1-33 olduğu bilinmektedir. Erkeklerde kızlara oranla 3-10 kat daha fazla görülmektedir.
Erkek oranının yüksek oluşunun yanı sıra Dislektik çocuklar arasında solaklarda yüksek bir oran oluştururlar. Öğrenme güçlüğü çeken çocukların % 20 sinin solak olduğu bilinmektedir.
Di Cagno ve arkadaşları Turin-İtalya’da yaptıkları epidemiyolojik çalışmada 281 ilkokul çocuğunun %17 ‘sinde öğrenme bozukluğu belirlenmiştir. Bir grup araştırmacı 1970’de yayınladıkları raporda bazı ülkelerdeki öğrenme bozukluğu sıklığını bildirmişleridir.(İngiltere % 14, Fransa % 12-14, A.B.D. % 10-15, Kanada % 10-16)
Tarnopol’lar 16 ülkeyle (Arjantin, Avusturya, Kanada, Çin, Çekoslovakya, Danimarka, Finlandiya; Macaristan, Malezya, Hollanda, Norveç, Rodezya, Güney Afrika, İsveç, ABD ve Venezuella) yaptıkları çalışmada, öğrenme bozukluğu sıklığının % 1(Çin) ile % 33 Venezuella) arasında değiştiğini ve sıklık medyanın %8 olduğunu belirlemiştir.
Literatür çalışmaları sonucunda öğrenme güçlüğünün ancak okul çağındaki çocukların % 2 ile % 3 nün öğ renme güçlüğü gösteren çocuklar olduğu tahmin edilmektedir.

NEDENLERİKesin sebebi bilinmemekle beraber öğrenme bozukluğunun nedenleri şunlardır;
1. Beyin hasarı,
2. Gelişimsel sapma,
3. Genetik, Kalıtımsal etmen,
4. Algısal Bozukluklar
5. Nörolojik Fonksiyonlarda bozukluk.
1) Beyin hasarı: Hamilelik, doğum yada doğum sonrası ilk aylarda bazı risk faktörlerinin MSS’ni olumsuz etkilediği bilinmektedir.
A) Ailevi:Genetik sağırlık ve körlük, Kalıtsal Nörolojik hastalıklar, Metabolizma hastalıkları,yakın akraba evlilikleri, ana-babanın eğitim durumları, sağlık durumu, aşıları, aile çevresinin genel sosyo kültürel durumu.
B) Gebelik ile ilgili: Gebelik süresince kötü bakım, düşük sosyal düzey, Çok genç veya çok yaşlı anne, hamilelik süresince infeksiyon hastalıkları, annenin diğer hastalıkları( Özellikle diabet, hipertieöz, ilaç alışkanlıkları, sigara, alkol vb.),gebelik süresince ilaç alma, ışınlanma veya büyük ameliyat, kan grupları arasındaki uyuşmazlık, gebelik süresince kanamalar,İkiz, üçüz, gebelikler, 37 haftadan kısa, 42 haftadan uzun gebelikler.
C) Doğum ile ilgili:Kötü doğum şartları, plasenta ve göbek kordonu anomalileri, doğum ağrılarında yavaşlık ve hızlılık, Kalça darlığı, Müdahaleli doğum, ikiz veya üçüz doğum.
D) Yeni Doğan Dönemi: Çocuğun oksijensiz kalması, anormal nörolojik bulgular,ağır sarılık, hipoglisemi, bütün ağır hastalıklar,MSS infetsiyonları vb.

Bu nedenler çocuğun ölümüne sebep olacağı gibi orta derecede beyin hasarı, serebral palsi, epilepsi ya da zeka geriliğine yol açabilmektedir. Hafif düzeyde hasarın öğrenme bozukluğuna hiperaktiviteye neden olabileceği ileri sürülmektedir.
2.Gelişimsel Sapma: Bazı çocuklar bazı gelişim alanlarında diğerlerine oranla daha yavaş olgunlaşırlar. Örneğin; konuşma.
3.Genetik Etken: Öğrenme bozukluğu olan çocuk ve gençlerin %25-% 60’ında sorunun kalıtımsal olduğu bilinmektedir. Otosomal dominant geçişin 15 nolu kromozomla olduğu bildirilmiştir.Çocuklardaki ekstra x kromozonun da öğrenme bozukluğuna yol açtığı ileri sürülmektedir.
4. Algı Bozuklukları: Görsel, işitsel, dokunsal, mekansal, algı bozuklukları öğrenme bozukluğuna neden olabilmektedir.
5. Nörolojik Fonksiyonlarda Bozukluk: Öğrenme bozukluğunun beyinde birden çok alanlardaki nörolojik fonksiyon bozukluğuna bağlı olduğu bilinmektedir. Bunlar;
A.İnput (giriş): Gelen bilgilerin, uyarıların duyu organlarından beyni girmesi algılanmasıdır. Bu aşamada ki bozukluklar görsel, işitsel, mekansal, dokunsal algı bozukluklarına yol açar.Harfleri ve sözcükleri ters dönmüş olarak algılarlar.(b’ yi d,6’yı 9, u’yu n gibi )İşitsel algı sorununda benzer sesleri karıştırır, yönergeleri dinleyemez, duymuyor görünürler.
Sağ sol karıştırma, mekanda pozisyon algılama güçlüğüne bağlı ip atlayamama, top oynayamamak gibi sorunlar sıklıkla görülebilir.
B.Entegrasyon(İşlem): Bu aşamada sıraya koyma, soyutlama ve organizasyon gerçekleşir. Öğrenme bozukluğunda bunlardan birinde ya da tümünde bozukluk söz konusudur. Günlerin, ayların, alfabedeki harflerin sırasındaki sayıların karıştırılması gibi.
C.Bellek (Depolama): Bu aşamada anlaşılan bilgi tekrar kullanılmak üzere depo edilir. Öğrenme bozukluğunda daha çok kısa süreli bellek bozukluğu görülür. Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genellikle birlikte ortaya çıkar.
D. Output (Çıkış): Beynin bilgiyi mesaj alarak hücrelere, kaslara, dil ya da motor etkinlik alanlarına göndermesi sürecidir. Öğrenme bozukluğu olan çocuk ya da genç dil alanında kendini ifade ederken, okurken, motor alanında yazı yazarken, ip atlarken, bisiklete binerken güçlük yaşar.
 
M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

GENEL ÖZELLİKLERİ

Öğrenme bozukluğu olan çocukların genel özellikleri şunlardır;
• Zeka düzeyi normal ya da normalin üzerinde.
• Hiperaktiflerdir, el ve ayakları devamlı kıpırdar, yerlerinde duramazlar.
• Hipoaktiftirler. Pek azında görülür. Çok yavaş hareket ederler.
• Dikkatleri kısa sürelidir, kolayca dağılır. Konsantrasyon güçlükleri vardır. Seçici dikkatleri konusunda problem yaşarlar. Sadece ilgilenmeleri gereken konu-durumla değil etraftaki pek çok uyaranla ilgilenir.
• Konsantrasyon güçlüğü çekerler. Dikkatlerini gerekli sürelerde çalışılan konu üzerinde toplamakta zorlanırlar.
• Motor koordinasyonları zayıftır. Sakarlık ve beceriksizlik görülür. El göz koordinasyonları zayıftır.
• Görsel algı sorunları vardır. Görsel ayrımlaştırma yetenekleri zayıftır (b, p, d, karıştırırlar, ters yazarlar ‘çok’ yerine ‘koç’). Zemin ayırt etmekte güçlük çekerler. Harf atlama, satır atlama görülür. Görsel hafızaları zayıftır. Uzaklık derinlik algıları bozuktur.
• İşitsel algı sorunları vardır. Bazı harfleri karıştırırlar (f-v, b-m gibi). İşitsel figür- zemin ayır etme zorluğu vardır. TV izlerken kapı zilini duyamamak gibi. İşitsel hafızaları zayıftır.Artikülasyon sorunları yaşarlar.
• Yönergeleri unutur. Dinlemiyor görünürler. İşitsel figür-zemin ayırt etmede güçlük çekerler.
• Dokunarak ayırımlaştırmada güçlük çekerler. Gözü kapalıyken avucuna yazılan sayıyı ayrıdedemezler.
• Dil gelişiminin bir kısmında gecikmiştir.Syntax güçlüğü ( Dilin gramatik yapısına uygun olarak kelimeleri dizginlemede güçlük) vardır. Kendilerini ifadeleri yetersizdir.
• Organizasyon bozukluğu vardır. Dağınıktırlar. Sağ-sol, üst-alt, önce-sonra kavramlarını karıştırabilirler; kendi sağlarını-sollarını ayır etmekte güçlük çekebilirler; çoğunda el-bacak-göz dominansı karışıktır veya soldadır.
• Zamanı iyi kullanamazlar. Önce-sonra, dün-bugün şimdi-sonra karıştırırlar. Saati zor öğrenirler.
• Gecikmiş dominans, çapraz lateralleşme sıktır.
• Çalışma alışkanlıkları yetersizdir. Yavaş ve verimsiz çalışırlar. Sakardırlar.
• Sosyal ve duygusal sorunlar yaşarlar. Sıklıkla enüresiz, tırnak yeme gibi davranış problemleri, arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşarlar. Okulda başarısızlık, ders çalışma ve öğrenme motivasyonunu olumsuz yönde etkiler. Başarısızlık duygusu olumsuz benlik geliştirmesine, özgüveninin sarsılmasına neden olur. Ataklık sıktır, düşünmeden davranırlar. Engellenince ani tepki gösterirler, öfke nöbetleri geliştirirler. Sosyal rekabet duygusu yaşının altındadır. Saatleri saatlerine uymaz, duygulanım değişikliği görülür.
• Akademik beceri bozuklukları kaçınılmazdır. Okumayı öğrenmede zorlanırlar, yavaş, hatalı okurlar, okuduğunu anlayamazlar. Yazı bozuklukları, ters ayna hayali görülür ( Okuma yazamaya yeni öğrenen çocuklarda da genellikle görülebilir, sıklığı ve devamlılığına dikkat etmek gerekir.) Türkçe de en çok karıştırılan harfler b-d, z-s, m-n, g-k, ı-r-n, g-ğ-y, f-v, d-t ve noktalı harflerdir.(Korkmazlar 1992)’derin disleksi’ denilen türde hatalar yapabilirler, yani eşanlamılı kelimeleri Matematik becerilerinde de güçlük yaşarlar. Çarpım tablosunu öğrenememe, sembolleri karıştırma, toplamaya soldan başlama gibi güçlükler yaşarlar.

Özgül Öğrenme Bozukluğu gösteren çocuklar yukarıda sayılan semptomların hepsini taşımayabilir. Her biri farklı sayı ve yoğunlukta belirtiler gösterirler. Sıklıkla DEHB ile birlikte görülebilir. Literatürde komorbiditenin % 17-80 arasında olduğu bildirilmektedir. (Anderson ve 1987, Ferguson 1992)
 
M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

TANI

Öğrenme bozukluğu olan çocuklara tanı konulması, oldukça titiz, dikkatli ve uzun süren değerlendirmeleri gerektirir. Tanı için zeka düzeyi, algısal(görsel ve işitsel), bilişsel ve dil becerilerinin gelişimsel düzeyleri değerlendirilir.
ICD-10’da öğrenme bozuklukları için ‘Okul Becerilerine Özgü Gelişimsel Bozukluklar’ başlığı altında belirtilen genel tanı ölçütleri şöyledir;
1. Belirli okul becerisi yetersizliğinin klinik olarak önemli derecede bulunması gerekir.
2. Yetersizlik durumu yalnızca zeka geriliği ya da daha hafif zeka kusurlarına bağlanmayacak özellikte olmalıdır.
3. Yetersizlik durumunun gelişimsel özellik taşıması , yani öğretim sürecinin başından itibaren var olması, daha sonra ortaya çıkan bir durum olmaması gerekir.
4. Okulla ilgili güçlüklerin yeterli derecede açıklayabilecek dış etkenlerin bulunmaması gereklidir.
5. Öğrenme güçlüğünün doğrudan doğruya düzeltilmemiş görme veya işitme kusurlarına bağlı olmaması gereklidir.
Öğrenme güçlükleri medikal, psikiyatrik, psiko-pedagojik, bilişsel problemleri içerebilir.
Bu nedenle öğrenme güçlüklerinin ve okul başarısızlıklarının temel nedenini belirlemek için çocuk/ genç medikal, psikiyatrik, psiko-pedagojik durumunun kapsamlı olarak incelenmesi gerekir(Silver 1997).
Öğrenme bozukluğunda tanı koyma sorunun özelliğinden ötürü ekip çalışmasına dayanır, doğru tanı problemin iyi tanımlanması ile yakından ilgilidir. Bu doğrultuda tanı ve değerlendirme çalışmaları şu yönde yapılmaktadır;
Tıbbi Değerlendirme; Çocuğun ve gencin öğrenme yeteneğini etkileyen bedensel bir hastalık olup olmadığının araştırılması gerekir. Görme, işitme kusurlarının öğrenme sorunlarına yol açtığı unutulmamalıdır. Ayrıcı bedensel olarak sağlıksız bir bireyde motivasyon ve konsantrasyon olumsuz etkileneceğinden, öğrenme, dikkat ve performans sorunları da tabloya eşlik edebilir. Yapılan araştırmalar, astım, diabet, kanser gibi hastalığı olan vakalarda gerek hastalığa, gerekse kullanılan ilaçlara bağlı olarak öğrenme güçlükleri, dikkat ve uyum sorunları görüldüğünü ortaya koymuştur.(Hagin 1997, Sexson ve Dingle 1997, Silver 1997)
Psikiyatrik Değerlendirme; Herhangi bir psiko patolojisi olup olmadığı aydınlatılmalıdır. Öğrenme, okul ve/ veya uyum sorunlarının hangisinin primer, hangisinin sekonder olduğunu ayırtetmek, planlanacak terapinin yönünü belirlemeye ışık tutar. Örneğin depresyon, anksiyete bozukluğu, yaygın gelişimsel bozukluk, davranış bozukluğu, hiperaktiviteli/ hiperaktivitesiz dikkat bozukluğu olan vakalarda öğrenme problem ive okul başarısızlığı sık görülür. Silverin 819979 ve Hagin’in (1997) de belirttiği gibi akademik güçlükler mi duygusal, psikiyatrik sorunlara yol açıyor, yoksa emasyonel bozukluklar sonucunda mı öğrenme okul sorunları yaşanıyor, hangisinin primer olduğunu ayırt etmek önemlidir. Bu vakaların ancak bir bölümünde öğrenme bozukluğu vardır.
Psiko-pedagojik Değerlendirme; Gelişim özelliklerinin, zekanın görsel işitsel algının, davranışın, okuma-yazma-matematik becerilerin değerlendirilmesi kapsar. Öğrenme bozukluğu alanında en sık kullanılan ve tanı değeri belirlenen testler arasında;
WISC-R zeka testi
STANFORD-BINET zeka testi
BENDER- GEŞTALT görsel motor algı testi
FROSTIG gelişimsel algı testi
PEABODY resim kelime testi
QUICK NEUROLOGICAL SCREENING TEST (QNST)
GISD sayı dizisi testi
WRAT geniş kapsamlı başarı testi
BENTON V.R.T
HEAD kendi bedeninde sağ sol tayini testi
HARRIS lateralleşme testi
Başta gelmektedir.
Aile Değerlendirmesi; Ebeveynin tutumlarının, beklentilerinin, eş problemlerinin, aile içi etkileşimin akademik becerileri etkileyip etkilemediğinin belirlenmesini kapsar.(Silver 1997).
Öğrenme bozukları ergenlik ve erişkinlikte de görülebilir, ancak tanı koymak için erken okul yıllarında bozukluğun bir biçimde görülmüş olması gerekir. Çocuk öğretim sürecinin ileriki döneminde ilgi kaybı, öğretim zayıflığı, duygusal bozukluk, başarı beklentilerinin artması ya da değişmesi gibi nedenlerle kendi okul yaşantısında başarının altına inebilir, fakat böyle sorunlar öğrenme bozukluğu kavramı içinde yer almaz.
Bir çocuk öğrenme güçlüğü konusunda test edildiğinde ya da bu tanı konulduğunda, genellikle okul başarısı-yaşından, eğitim geçmişinden ve zekasından beklenen göre oldukça düşük demektir. Ne var ki, düşük okul başarısı tek başına her zaman öğrenme güçlüğü anlamına gelmez. Eğer çocuk potansiyeli oranında başarılı değilse, bunun nedeni düşük motivasyon, sık sık okul değiştirme sonucu temel becerileri edinememe, dil ya da davranış problemleri veya başka bir problemde olabilir.
Okul öncesi çocuklardan öğrenme bozukluğu geliştirme riski altında olanlar şu belirtileri gösteren gruptur.
• Gecikmiş motor gelişme
• Konuşma gecikmesi
• Konuşma bozuklukları
• Bilişsel beceriler
• Zayıflık ve kavram gelişiminin zayıf olması
Adolesansta öğrenme güçlüklerinin değerlendirilmesi, dönemin özelliklerinden dolayı ortaya çıkan psikopatolojik tablolar profesyonelleri bile şaşırtacak kadar karışık olabilir.
Erken tanı gerek öğrenme güçlüğünün tedavisinde ki başarı oranını yükseltmesi gerekse duygusal problemleri geliştirme riski azaltması yönünden büyük önem taşımaktadır.
Öğrenme bozuklukları, üstü kapalı bozukluklardandır, ilk bakışta açıkça anlaşılmayabilirler (Greenblatt ve Greenblatt, 1997). Bu nedenle, çocuk okula başlamadan önce fark edilmesi güç olabilir. Arnold /1990) gelişimsel öğrenme güçlüklerinin genellikle okulun ilk yıllarında kendini gösterdiğini, ama parlak çocukların bu güçlüklerini bir biçimde dengeleyip giderek 9-10 yaşlarına kadar gizleyebileceklerini söyler. Daha erken dönemde semptomlar kendini gösterir. (Greenblatt ve Greenblatt 1997) Örneğin sağını solunu ayırt etmede, top oynamada, ip atlamada veya saatini öğrenmede, yaşıtlarına göre gecikmesi ve zorlanması, parayı tanımada güçlük çekmesi, ya da telefon numaralarında sayıları ters çevirmesi gibi. Fakat tipik olarak, bu çocuklar psikiyatrislere bu gelişimsel problemler nedeni ile değil, buna sekonder olarak geliştirdikleri davranış problemleri, okul başarısızlığına ve hayal kırıklığına sekonder depresyonla veya emosyonel problemleri nedeniyle getirirler.
( Arnold 1990) Öğrenme güçlüğünün medikal tedavisi yoktur. (Seymouner,1990)
 
M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

AYIRICI TANI

Çocuğun öğrenme bozukluğu kategorisinde yer alması için Kirk ve Gallagher üç kriter geliştirmişlerdir.
A. Çocuğun öğrenme potansiyeli ile başarısı arasında farklılık olması
B. Zihinsel ve fiziksel özürlerin, bu sorunun primer nedeni olmadığının belirlenmesi
C. Özel eğitime gereksinimi olduğunun belirlenmesi
Öğrenme bozukluğunun genel ya da özgül oluşunun ayırt edilmesi gerekir. Genel öğrenme bozukluğu daha çok yaşa uygun zeka düzeyine erişilememiş olmasıyla ilişkilidir. Özgül öğrenme bozukluğu olan çocuklar ise kendi yal grubu normlarında ortalama bir zeka düzeyine sahiptirler, ancak öğrenme beceriler konusundaki başarıları zekalarıyla uyumlu değildir.
Genel ve özgül öğrenme bozukluğunun ayırt edici özellikleri şöyle sıralanabilir;
A. Genel öğrenme yetersizliğinde cinsiyet farklılığı yoktur, özgül öğrenme bozukluğu daha çok erkeklerde görülür.
B. Genel öğrenme yetersizliği olan çocuklarda nörolojik bozukluklar daha sıktır.
C. Özgül öğrenme bozukluğu olan çocuklarda E.E.G anormallikleri genel öğrenme bozukluğuna kıyasla daha azdır.
Bu özellikler bu iki öğrenme bozukluğunun kökenlerinin farklı olduğunun göstermenin yanı sıra öğretim planlarının da farklı yapılması gerektiğine işaret etmektedir.
Öğrenim becerilerinin kullanılmaması, ile öğrenim becerilerinin hiç kazanılmamış olmamasının, ayırt edilmesi gerekir. Öğrenim becerilerinin kullanılmaması motivasyon eksikliği, akran grubunun okul eğitimine verdiği değer, ailedeki entelektüel havanın varlığı, çocuğa yol gösterilmesi, okuldaki başarı ile doğrudan ilgili faktörlerdir. Okuldaki öğretmenin niteliği, araç gereçlerin kullanılması, okulun akademik başarıya verdiği değer, öğrenciler arsındaki etkileşimin niteliği v.b. bir çok faktörler gösterilebilir. Adolesanslar ise yaşadıkları karmaşık süreç, evde yaşadıkları sorunlar, takıntılı ritüeller, depresyon ya da erişkin değerinin bilinçli bir şekilde reddedilmesi gibi faktörler, öğrenim becerilerini kullanılmamasına sebep olabilir. Bu faktörlerin özgül öğrenme bozukluğundan ayırt edilmesi gerekir.
 
M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

SINIFLANDIRMA

Öğrenme bozuklukları okul becerisinin tipine göre okumu, heceleme ve matematik bozukluğu şeklinde olabilir.
Amerikan Psikiyatri Birliği’nin geliştirdiği DSM-IV’te ‘ Öğrenme Bozuklukları’ terimi kullanılıp bu sorunun çocuk psikiyatrisi kapsamında ele alınması gerektiği belirtilmiş ve özel eğitim alanını ilgilendiren bir sorun olduğu da vurgulanarak öğrenme bozuklukları şu şekilde sınıflandırılmıştır.
OKUMA BOZUKLUĞU

Okuma bozukluğu çocuğun okuma becerilerinin yaşı, zekası ve okul durumuna göre beklenen düzeyin belirgin derecede altında olmasıyla karakterize bir bozukluktur.DSM-IV’te okuma bozuklukları için tanı ölçütleri şöyle belirtilmiştir:

A. Bireysel olarak uygulanan standart doğru okuma ya da kavrama testleri ile ölçüldüğü üzere, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma başarısı beklenenin önemli ölçüde altındadır.
B. A tanı ölçütündeki bozukluk okul başarısını ya da okuma becerileri gerektiren günlük yaşam etkinliklerini önemli ölçüde bozar.
C. Duyusal bir bozukluk varsa bile okuma zorluğu genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.
Nörolojide okuma bozuklukları ‘disleksiya’ terimi ile ifade edilmektedir. Heceleme güçlüğü de genellikle okuma güçlüğü ile birlikte görülür. Okuması iyi, ama heceleme sorunları olanlar da ‘disgrafi’ olarak tanımlanmaktadır. Disleksiler için konuşma terapisinin yararlı olacağı, disgrafikler için dikkat eğitimine ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Boder dislektik çocukları üç gruba ayırmıştır:
1) ‘ Dysphonetik dyslexia’. Fonetik bozukluğu olan disleksili çocuklar, özellikle dil alanında, sözlü alanında, güçlük çekmektedir. İşitsel kavrama becerileri zayıftır, sözcüklerin fonetik ayırımını yapamazlar.
Fonolojik model disleksinin klinik görünümü ve nörologların beynin fonksiyonu ve organizasyonu ile ilgili bulgularıyla tutarlı görünmektedir. Linguistler dil sistemini, her biri dilin belirli bir yönüyle ilgili olan bileşenlerin aşamalaı olarak dizilişi şeklinde ifade etmektedirler. Bu dizilişin en alt basamağı dilin içerdiği ayırdedici ses parçacıkları yani fonemlerdir. Kelimelerin tanınması anlaşılması ve hafızada depolanması ya da gramer açısından incelenmesi için beynin fonolojik modülü tarafından fonetik birimlerine ayrılması gerekmektedir. Oysa konuşma dilini yansıtan okumada zor bir beceri gerektirmektedir.
Disleksi’ li çocukta fonolojik modül düzeyindeki bir eksiklik, yazılı bir kelimenin fonolojik bileşenlerine parçalanmasına engel olmakta ve yazının anlaşılması önlenmektedir.


Yazı Kodu çözümleme
(sembol) Kelime tanıma Anlam


Bebek Fonolojik bileşenlerine Bebek
Ayırma

Genel zeka Muhakeme Kelime Bilgisi Kavram oluşturma


2) ‘ Dyseidetic dyslexia’. Bu tipteki çocukların zihinde canlandırma yetenekleri bozuk olduğu için harflerin, sembollerin görsel-mekansal analizini, ayrımlaştırmayı yapamazlar. Bu nedenle harflerin sırasına karıştırırlar, ters çevirirler, imla hatası yaparlar, günleri ayları sırayla söylemede zorlanırlar.

3) Karma tip. Her ikisinin de özelliklerini içerir.

Bir grup araştırmacı da dislekside iki grup ayıretmişleridir.

1- ‘Auditory-Linguistic’ tip: Sözel alanda güçlük çekerler. Sözlü işlerde yavaştırlar, isimlendirme zorlukları vardır.
2- ------
3- ‘Visual-spatial’ tip: Görsel algı ve mekan algısı gerektiren alanlarda güçlük çekerler.

Bakker, hemisfer fonksiyonlarına dayanarak disleksiyi iki gruba ayırmıştır:

1) L–tip disleksi: Sol hemisfer fonksiyon bozukluğuna bağlı okuma güçlükleri bu grupta yer alır. Bu çocuklar hızlı okuyabilirler ama atlama, ekleme, değiştirme türünde hatalar yaparlar.

2) P-tip disleksi: Sağ serebral fonksiyon bozukluğuna bağlı görsel algı kusurları olan çocuklardaki okuma sorunları bu tipe girer. Okumaları yavaştır. Eksik bırakma ve tekrarlama hatalırıı yaparlar.


Njiokiktijen, pediatrik nöroloji çerçevesinde Öğrenme Bozuklarını üç gruba ayırmıştır:

1) Primer Öğrenme Bozuklukları: Okuma ya da aritmekle ilgili nöropsikolojik kusurları nedeniyle okulda başarılı olamayan çocuklar bu gruba girer.

2) Sekonder Öğrenme Bozuklukları: Dikkat, hafıza, algı, duyu kusurları, motivasyon eksikliği nedeniyle öğrenme sorunu olan çocuklar, bu grupta yer alır.

3) Semptomatik Öğrenme Bozuklukları: Akut nörolojik hastalıklarda, epilepside, psikozda ortaya çıkan öğrenme sorunlarını kapsar.
 
M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

YAZILI ANLATIM BOZUKLUĞU

Çocuğun yazı yazma becerilerinin yaşı, zekası ve eğitim durumuna göre beklenebilecek düzeyin altında olması durumudur. DSM-IV’ te şu tanı ölçütleriyle sınıflandırılmıştır:
A. Bireysel olarak uygulanan standart testler ile ile ölçüldüğü üzere ( ya da yazma becerilerinin işlevsel değerlendirmeleri), , kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığım eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma başarısı beklenenin önemli ölçüde altındadır.
B. A tanı ölçütündeki bozukluk okul başarısını ya da yazılı metin derlemeyi gerektiren günlük yaşam etkinliklerini ( örn. Dilbilgisi kuralları yönünden doğru cümleler ve iyi düzenlenmiş paragraflar yazma) önemli ölçüde bozar.
C. Duyusal bir bozukluk varsa bile okuma zorluğu genellikle buna eşlik edenden çok daha fazladır.
Yazabilmek bir çok yetenekleri kapsar ve onlar üzerine kurulur. Yazı yazabilmek için önce bilgi, fikir ve düşünceye sahip olmak bunları akılda tutmak ve birbirleriyle ilişkilerine göre sıralamak mesajı iletecek sözcükleri ve her sözcük için gereken harfleri birbirlerinden ayırt edebilmek sözcükleri sayfada uygun yerlerine koymak ve en sonra da beyindeki mesaj ile göz ve el arasında köprü kurmak göz el ve zihin üçlüsünün birden çalışmasını sağlamak gerekir. Bu işlevler normal çalıştığında yazı yazan kişinin dikkkati yazdığı şeyin içeriğinde odaklanabilir ve yazının düzenini ve anlaşabilirliğini sağlayabilir. Tüm bunlar aksadığında çocuğun zihinsel süreçlerinde ir bozukluğundan kaynaklandığı düşünülmektedir.
Çocuk altı yaşına geldiği zaman yazmayı öğrenmesi beklenebilir. Çünkü bu yaşlarda artık gördüklerini ve işittiklerini birbirinden ayırabilirler, ayrıntıları fark edebilirler, göz ile hareket arasında gereken eşgüdümü kazanmıştır, cümle oluşturabilecek kelime elde etmiş olduğu ve bunları anlamlı bir şekilde birleştirebildiği varsayılabilir.
Kısaca çocuğun yazmayı öğrenebilmesi için hem organizmanın hazır olmasına hem de çevreden uygun uyarıcılar bulunmasına bağlıdır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk gözle hareket bağdaşımı bakımından kendi yaşında ve hatta üstünde olabilirler ama gördüklerini hatırlayamaz ve bu yüzden, yani sözcük ve harflerin görünüşü aklında kalmadığı için, yazı öğrenmekte sıkıntı çeker ve başarısı yaşının altıda olabilir.Bu bozukluğun tanısını koyarken el becerilerine yönelik motor gelişim bozukluğu ayırt edilmelidir. Yazılı anlatım bozukluğu dil gelişim ile ilgilidir ve heceleme, gramer, noktalama ve kompozisyon güçlüklerine neden olur.
Genellikle okuma bozukluğu ile birlikte görülür.Okuyamayan çocuk yazıda yazamaz.Sözcükleri kopya edebilirler, ama onları yazılı deyimler olarak anlamlı bir şekilde kullanamazlar. Disleksili çocuklar gördüklerini birbirinden ayıramaz, ayrıntıları göremezler, gördüklerini akılda tutamazlar. Bu çocukların kimi hem okuma hem de yazma öğrenmekte kimi de salt yazma öğrenmekte sıkıntı çeker.
Yazı yazmada görülen bozuklukları üç grupta toplanabilir:

A. Dysgraphia (Disgrafiya),
B. Gözönüne getirebilmekte aksaklık
C. Syntakx’de ( söz diziminde, aksaklık)
• DYSGRAPHIA
Bu çocuklar gördüğü harf, kelime, sayıları yazabilmek için gerekli hareketi yapamazlar. Gördükleri ile onu yazabilmek için yapılacak hareketler arasında köprü kuramaz, çağrışım yapamazlar. Dysgraphia’ sı olan kişilerin tek başına ne görmelerinde, ne de hareketlerinde bir aksaklık yoktur. Ancak gördüklerini devinim sistemine geçiremezler, yazmak için gerekli hareketleri yapamazlar. Gördükleri sayıları, harfleri, sözcükleri kopya edemezler.Görme ile hareketleri arasında koordinasyonu sağlayamazlar, defterin hangi satır ve yönünü kullanacağını bilemezler. İki sistem arasındaki çağrışım yapmada, örneğin işitme ya da görme sisteminden devinim sistemine aktarmayı, çağrışım yapmayı öğrenemezler.İşittiklerini hareketlerine geçiremez, işittiğini yazmak için gereken hareketler arasında bağlantı kuramazlar bu nedenle bu durum konuşmalarına da yansır. Dysgraphia’ sı çocuklar çoğu kez düzgün okuma ve konuşmaları ile yazı yazmaktaki kusurları telafi ederler.

• GÖZÖNÜNE GETİREBİLMEKTE AKSAKLIKLAR
Gördükleri sözcükleri anlayıp okurlar, kopya edebilirler ama bu sözcükleri duydukları zaman harflerin ve sözcüklerin simgelerini gözünün önüne getiremezler, ezberleyemez ve onun için de ne işitince ne de kendiliğinden yazamazlar. Bunlar bakarak yazabilirler, harfleri görünce adını söyleyebilirler ve sesini çıkarabilirler ama söylenen göz önüne getiremez ve işittiğini de yazamazlar.
• SÖZ DİZİMİNDE AKSAKLIK (SYNTAX)
Söz dizim gramer kurallarına göre yapamazlar. Kompozisyon yazamazlar, düşüncelerini , yazmak istediklerini, derleyip toplayıp bir düzene sokamazlar, yazıya dökemezler. Bu çocuklar yazılı sınavlarda başarılı olamazlar. Mektup ya da hikaye yazamazlar. Bu durum onlarda kaygı uyandırır neden düşündüklerini yazamadıklarını bir türlü anlayamazlar.
 
M

Mercan

Guest
Ynt: Öğrenme Güçlüğü

METEMATİK BOZUKLUĞU

DSM-IV tanı ölçütleri;
A. Bireysel olarak uygulanan standart testler ile ölçüldüğü üzere, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda matematiksel becerileri beklenenin nemli ölçüde altındadır.
B. A tanı ölçütündeki bozukluk okul başarısını ya da matematik becerilerini gerektire günlük yaşam etkinliklerini nemli ölçüde bozar.
C. Duyusal bir bozukluk varsa bile matematik becerisi sorunları genellikle buna eşlik edenden çok fazladır.
Matematikte bir çeşit simgesel bir dil sayılmaktadır. İnsanlar geçmiş zamanlar boyunca düşüncelerini anlatmak için çeşitli simgeler yaratmıştır. Konuşmak, okumak, yazmak, müzik hep simgelere dayanır. Bazen düşüncelerimizi ifade etmek için bir simge sistemi olan matematiğe başvururuz.
Okuma, yazma, konuşma bilen, okuduğunu öğrenen, işittiğini anlayan ama matematiği öğrenemeyen, işlemleri yapamayan, hesaplayamayan çocuklar bu grup içine girer. Bu çocukları adlandırmak için Dyscalculia’lı terimi kullanılmaktadır
Bu çocuklar sayıların yazılı simgelerini hatırlayamazlar ve onun içinde yazamazlar. Sayıları sayabilirler, bakarak kopya edebilirler, fakat bakmadan yazamazlar. Dylexia’lı çocukların matematikte de aksaklık görüleceğini düşünmek doğru değildir. Bu çocuklar okuyamadıkları için yazılı problemleri çözemezler, ama problem ağızdan verilirse yani söylenirse anlar ve çözmekte sıkıntı çekmezler. Bu çocuklar şekil, boy, nicelik arasındaki değişikleri kolaylıkla ayırt edemezler. Uzaklık ve yakınlığı kestiremezler. Niceliği kestiremedikleri için yemek yerken çatal ya da kaşıklarını ağızlarının alacağından daha çok yemekle doldururlar. Düğme ile iliklerini karşılaştıramadıkları için doğra dürüst ilikleyemezler. Bardağa su koyarken taşırırlar.sayı sayması bildiği halde kendisinden istenen miktarda bir şeyi veremezler, ölçüleri anlayamazlar, harita ve çizgileri okuyamaz, anlayamazlar.
 
M

Mercan

Guest
Ynt: ÖĞRENME BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN ÖĞRETMENLERİ İÇİN ÖNERİLER

KAYNAKÇA
1. Öğrenme Yetersizliği , Belkıs Halim vassaf .İstanbul 1993
2. çocuğunuzun Okulla İlgili Sorunlarını Çözebilirsiniz, Amerikan Okul Psikologları Birliği, Editörler; Mchael martin, Cynthia, Greenwood.İstanbul 2000
3. Psikiyatri temel Kitabı, Editörler; Prof. Dr. Cengiz Güleç, Prof. Dr. Ertuğrul köroğlu.1998
4. Çocuk ve Adolesanda Ruhsal Bozukluklar, Öget Öktem
5. Ümran Korkmazlar, Özel Öğrenme Bozukluğu
6. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu ve Özgül Öğrenme Güçlüğü, Ankara Üniversitesi tıp Fakültesi Çocuk Ruh sağlığı ve Hastalıkları anabilim dalı, Ankara 2001
 
Üst