Forum > Türkiyeden manzaralar/notlar

Giresun

(1/5) > >>

Mercan:
Genel Bilgiler
Yüzölçümü : 6.934 km²

Nüfus : 417.505

Merkez Nüfusu : 113.936

İl Trafik No : 28
 

Coğrafi Konumu :
Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer alan Giresun İli, 370 500 ve 390 120 doğu boylamları ile 400 070 ve 410 080 kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. İl, doğusunda Trabzon ve Gümüşhane, batısında Ordu, güneyinde Sivas ve Erzincan, güneybatısında yine Sivas illeriyle komşu olup, kuzeyi Karadeniz ile kuşatılmıştır. Giresun İli, 6.934 km2 lik alanı kaplamaktadır.

Şehir, Aksu ve Batlama Vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Şehrin ilk kuruluş yeri Batlama deresi ağzındaki Çıtlakkaledir . Doğu ve batı sahilleri doğal plaj görünümündedir ve sahilin 1 mil açığında Doğu Karadeniz ‘in tek adası olan Giresun Adası (Aretias) şehrin boynunda bir inci kolye gibi durmaktadır.

Yeryüzü Şekilleri :
Giresun yeryüzü şekilleri bakımından engebeli bir görünüşe sahiptir ve dağlar, vadiler ve dik kıyılar geniş yer kaplamaktadır. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan oldukça dar ve alçak düzlüklerden oluşan bir kıyı şeridi ile güneyde Kelkit Çayı Vadisi arasını kaplayan Giresun Dağları şehrin yeryüzü şekillerinin çatısını meydana getirir. Kıyıdan 50-60 km içeride, kıyıya paralel olarak yükselen bu dağların ortalama yüksekliği 2000 m. dir.

Bazı yerlerde 3000m.’yi aşan Giresun Dağları’nın en önemli yükseltileri şunlardır: Abdal Musa Tepesi (3.331m.), Cankurtaran Tepesi (3.278 m.), Gâvur Dağı Tepesi (3.067 m.), Küçükkor Tepesi(3.044 m.), Karagöl Dağları üzerindeki Karataş Tepesi (3.107 m.) ve Kırkkızlar Tepesi (3.040 m.). Kıyıya paralel olarak yükselen bu dağlar üzerinde, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım, Şehitler (2.350 m.), Eğribel (2.200 m.) geçitlerinden, Kurtbeli Mevkii’(1760 m.)nden ve İlçelerimizin Yayla yollarından sağlanır.

Şebinkarahisar, Alucra ve Güce ilçelerini içine alan ve daha az engebeli olan güney kesiminde ortalama yükseklik 1000-1500 m. civarında olup arazi Kelkit Vadisine doğru eğimlidir.

Giresun’un güneyini kuşatan dağlar kuzeye ve güneye doğru alçalarak belirli yerlerde düzlükler oluşturur. 1750-2200 m. Yükseklikteki bu düzlüklerde pek çok yayla vardır. Giresun Dağları üzerindeki bu yaylaların başlıcaları Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel, Kazıkbeli, Çakrak, Paşakonağı, Karaovacık ve Sisdağı yaylalarıdır.

Akarsular ve Göller :
Giresun İlinin Kuzey bölümünde, Giresun Dağları ile Kuzey Anadolu Dağları’nın bazı kesimlerinden doğan çok sayıda akarsu vardır ve bu nedenle kıyı şeridi sık vadiler ağıyla yarılmıştır. Yükseklerden doğarak Karadeniz’e ulaşan sular yaz kış debi farkı gösterirler. Başlıcaları şunlardır:

Aksu: Karagöl Bölgesinden doğup Merkez İlçenin Doğu sınırından Karadeniz’e dökülen ırmağın uzunluğu 60 km.dir.

Harşıt Çayı: Kaynağını Gümüşhane Dağlarından alan Harşıt Çayı 160 km.dir ve üzerinde Doğankent Hidroelektrik Santralleri vardır. Tirebolu İlçesinin doğusunda denize dökülür.

Gelevera Deresi: Espiye’nin doğusundan denize dökülen Gelevera Deresinin uzunluğu 80 km.dir.

Yağlı Dere : Erimez Dağlarından doğar ve Espiye’nin batısından denize dökülür. Uzunluğu 70 km.’dir.

Pazarsuyu : Karagöl ve Yürücek Bölgelerinin sularının birleşmesiyle oluşur ve Bulancak’ın batısından denize dökülür. Uzunluğu 80 km.dir.

Batlama Deresi:
 Çaldağ’ın batı yamacının güneyinde Bektaş Yaylasından doğar ve Merkez İlçenin batısında denize dökülür. Uzunluğu 40 km.dir.

Giresun’daki arazi yapısı göl oluşumuna uygun olmadığından büyük göllere rastlanmaz. Ancak dağların tepelerinde bazı buzul gölleri bulunmaktadır. Bunların en önemlisi Giresun, Ordu ve Sivas İllerinin birleşme noktasına yakın Karagöl Dağlarının doruğundaki Karagöl krater gölüdür. Yaklaşık 3000 rakımında bulunan Karagöl çevresinde yaz aylarında bile kar ve buz parçaları bulunur. Çevresinde geniş otlaklar bulunduğu için kuzu besiciliği yapılır.

Giresun’da Karagöl’den başka bilinen Sağrak Gölü vardır ve daha ufak bir göldür.

İklim :
Giresun’un yer aldığı Doğu Karadeniz Bölgesi, Ülkemizin en çok yağış alan bölgesidir. Bölgenin orta kesiminde, Giresun Dağları’nın kuzey yamaçlarına yayılan ve bir bölümü ile de Kelkit Havzasına sarkan il alanında değişik iklim özellikleri görülmektedir.

İlin büyük bölümünü kaplayan Karadeniz’e bakan kısmı ılık ve yağışlı iklim özellikleri gösterirken; Kelkit Havzasına giren bölümü kara iklimi özellikleri göstermektedir.

Kuzey kısmında yazlar serin, kışlar ılık geçer, yağış dört mevsime dağılır. Yıllık yağış ortalaması 1300 mm’yi aşar. Yükseklere bol kar düşer. Giresun Dağları’nın güneyi ise Orta Anadolu iklim karakterini gösterir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yağış ortalaması 500-700 mm. civarındadır.

Giresun İl Merkezinde yıllık ortalama sıcaklık 14.2 C0 ‘dir. Bu zamana kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık Ekim ayında 37.3 C0, en düşük sıcaklık ise Şubat ayında –9.8 C0 olmuştur. Gündüz-gece ve yaz-kış ısı farkı fazla değildir. Güney kesimde yıllık ortalama sıcaklık daha düşük gündüz –gece ve yaz-kış ısı farkı daha büyüktür. Ortalama deniz suyu sıcaklığı 16.9 c dir. En yüksek deniz suyu sıcaklığı 24-25 derece arasında değişir.

Giresun merkezinde yıllık ortalama nisbi nem 176’dır. Nisbi nemin en yüksek olduğu ay %81 ile mayıs ayıdır. Şebinkarahisar ilçesinde yıllık ortalama nisbi nem %61 olup, nisbi nemin en yüksek olduğu ay %71 ile aralık ayıdır.

Giresun il merkezinde yıllık ortalama yağış miktarı 1295 mm’dir. Kıyı kesiminde Tirebolu 1759..8 mm yıllık ortalama yağışla başta gelir. Şebinkarahisar ilçesinde ortalama yağış miktarı 56.313’tür. Bu miktar Alucra’da 43.913 ve Çamoluk ‘ta 382.1’dir.

Merkezde ortalama karla örtülü günler sayısı 10.8 ve en fazla kar kalınlığı ve karla örtülü günler sayısı en fazla ilçe Tirebolu’dur. Şebinkarahisar İlçesinde karla örtülü günler sayısı 77.9 ve kar kalınlığı 115 cm.dir.

Bitki Örtüsü :
Giresun iklimi bitkilerin yaşayıp gelişmesine çok elverişli olduğundan il yüzölçümünün %35’ini kaplayan ormanlar deniz kıyısından başlayarak 2000 m. Kadar yükselir. Bölgenin karayele açık olması bitki örtüsünün gür olmasını sağlar.

Bölgede kültür bitkileri olarak fındık, mısır, patates, fasülye, fiğ, çay, tütün ve turunçgillerle çeşitli sebzeler ve meyveler yetiştirilmektedir.

Bol yağış alan kuzey kesimde bitki örtüsü zengindir. Bu kesimde 600 metre yüksekliğe kadar fındık ve diğer meyve ağaçları ile genellikle yapraklarını döken ağaçlar yer alır. Bu arada kızılağaç, akçaağaç, kayın, gürgen, meşe, ıhlamur, kestane gibi ağaçlar sayılabilir. 800-2000 m.yükseklik arasında sarıçam, ladin, dışbudak, köknar gürgen, meşe gibi ağaçlara rastlanır. 2000 metreden yukarıda genellikle alpin, nebatlar görülür. Boylu orman ağaçları altında genellikle ormangülü, çalıçileği, ılgın, karayemiş, defne ve şimşir gibi bodur ağaçlar bulunur. Toprak üstü florası ise sürünücü otsu ve soğanlı bitkiler ile mantarlardan teşekkül eder. Bunlardan başlıcaları böğürtlen, şerbetçiotu, buğdaygil ve baklagillerden türlü çayır otları, eğreltiotu, çuha çiçeği, düğün çiçeği, yabani çilek, basurotu, hodan, ısırgan, at kuyruğu, kuzu kulağı, geven, kekik, nane, dikenler, çeşitli yosunlar, kardelen, zambak, sahlep, süsen, sıklamen ve zehirli zehirsiz birçok mantarlardır.

Giresun’da bitki örtüsünün yaygınlığına ve tümüne bağlı olarak değişik kesimlerde çeşitli yaban hayvanları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları kurt, çakal, yaban domuzu, bıldırcın, yabani ördek, yabani kaz, kuğu kuşu, kartal, atmaca akbaba, keklik, sülün, keçi, karaca ve birçok diğer av hayvanları yörede bulunur.

Jeolojik Yapı :
Giresun İlinin birçok yerinde özellikle kuzey kesiminde Üst-Kretase volkanik fasiyesli arazi çok geniş yer kaplar. Bunlar Kuzey Anadolu bölgesinde yaygın olan formasyonun İl’e düşen bölümüdür. Bu seri alanlarında Espiye, Yağlıdere, Görele çevrelerinde bakır madenleri vardır. Bu arada Kovanlık bucağı ile Dereli İlçesi güneyindeki yüksek bölgede ve Doğankent yakınlarında Granit, Granodiyorit, Kuvarslı Diyorit kütlelerine ve damarlarına rastlanır. Bunlar yer yer Şebinkarahisar kuzeyinde de yüzeyde görülür.

Giresun İli’nin kıyıları çok yerde yarlı kıyılar(falezler) halindedir. Bu dik ve yüksek kıyılar arasında yer yer kumsallar oluşmuştur. Kıyıların önündeki sığ deniz dibi geniş değildir. Çok yerde deniz birdenbire derinleşir.

Türkiye’de Alpin dağ oluşumu soyundan kıvrımlı ve Mezozoik-Tersiyer yaşlı sıradağların bir bölümü olan Giresun Dağlarının oluşması sırasında ve daha sonraki dönemde kıvrılmalar, kırılmalar ve bindirmeler olmuş; zaman zaman meydana gelen volkanizma olayları sebebiyle kalın volkanik yığıntılar oluşmuştur. Bu arada büyük kırılmalar olmuş; özellikle ilin güneyinden deprem kuşağı tipik bir aktif fay alanı olarak belirmiştir. Buna karşılık ilin diğer yerleri, yer sarsıntılarının zararsız geçtiği üçüncü dereceden deprem bölgesi içindedir.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Giresun bir yarımada üzerine kurulmuştur. Giresun, Anadolu'nun kuzeydoğusunda, yeşille mavinin kucaklaştığı Karadeniz'in inci kentlerinden birisidir. Doğal ve tarihi değerler açısından turizme oldukça elverişli bulunan Giresun'un bakir ormanları, yaylaları ve akarsuları ilgi çekicidir.

Mercan:
Tarihçe



İLİN KISA TARİHÇESİ
Giresun, Anadolu'nun kuzeydoğusunda, yeşille mavinin kucaklaştığı Karadeniz'in inci kentlerinden birisidir. Şehir, denize doğru uzanan yarımadanın üzerinde yer almaktadır. 6934 kilometrekarelik yüzölçümü ile ülkenin binde 8,5'ini kaplar. Şehrin kuruluş tarihi M.Ö'den önce 350 yıllarına dayandıran kaynaklar vardır. Yine bu bölgede Türklerin MÖ. 2000 yıllarından beri yaşadığı bilinmektedir.

Doğu Karadeniz ve Giresun'la ilgili Yunan coğrafyacı ve seyyahların verdiği bilgilerle beraber eski Anadolu tarihi araştırmalarında, şehir ve kasaba tarihlerinde, dil incelemeleri sonucunda M.Ö.2000'li yıllardan günümüze bu bölgedeki Türk varlığı inkar edilemez bir gerçektir.

Bölgenin ilk ahalisi eski Anadolu kavimleridir. Sonraki çağlarda Orta Asya göçleri sırasında gelen Talip'ler, Tiberen'ler, Mosinekler gibi Türk oymaklarının bu bölgede yerleştikleri söylenir. Sonradan Miletos'lular Çıtlakkale yakınlarında Kerasus şehrini kurdular (MÖ.D.C.Y.Y) Şehir adını çevrede yetişen yaban kirazından (ceresia) alır.

MÖ.183 'te Pontos Kralı Pharnakes I şehri zapteder.Savaşlar sırasında harabolan kentin yerine 2 km. doğudaki yanmada üzerinde yenisi kurulur ve Pharnakeia adını alır. Pontos Kralı Mitridates, Romah Lukullus'a yenilince Pharnakeia, Romalıların eline geçer.(M.Ö.172).

Daha sonra Roma ile Pontos arasında birkaç defa el değiştiren kentin adı, Roma hakimiyeti sırasında Kerasus olur. İmparatorluğun ikiye bölünmesi üzerine Doğu Roma İmparatorluğuna bağlanır.(M.S.395). Fatih Sultan Mehmet'in 1461 "e Trabzon' u fethi ile Kerasus, Osmanlılar'a geçer ve adı Giresun olur.
Osmanlı yönetiminde Tanzimat'a kadar Trabzon'un bir ilçesi olan Giresun, daha sonra Şebinkarahisar'a ve tekrar Trabzon'a bağlanır. Bir süre müstakil (1920)mutasarrıflık olduktan sonra da İl Merkezi ilan edilir(1923).


TÜRK FETHİ ÖNCESİ GİRESUN


M.Ö.7.Y.Y.'da Kimmerler ve Sakaiar'ın Karadeniz'e göç etmesi ile Oğuz unsurları da bu bölgeye yerleşmiştir.Bu bölgede de bu Oğuz boylarından Yazır, Döğer, Avşar, Karkın, Halaç'ların; Akhun, Kuşan, Peçenek, Hazar, Hun, Kıpçak Türk'lerinin yerleşimi mevcuttur.
Yunan yazar ve filozof Ksenophon (MÖ.427-335) Anabasis adlı eseriyle Miletoslular devrine biraz olsun ışık tutmaktadır.


Akdeniz ve Marmara kıyılarında bir çok koloniler kuran Miletoslular 'in M.Ö.VIII. yüzyılda Sinope (Sinop)a yerleştikten sonra Amisos(Samsun),Kotyora(Ordu),Kerasus(Giresun)ve Trapezus(Trabzon) kentlerini kurdukları veya geliştirdikleri kabul edilmektedir.


Kerasus'un ,bugünkü Giresun şehrinin 2km.batısında ,Çıtlakkale mahallesinin yerinde kurulduğu ve adının o zamanlar çevrede çok sayıda bulunan kiraz ağacını ifade eden Keresea 'dan geldiği genellikle benimsenmektedir.Gİresun adının boynuz anlamına gelen 'Keras' kelimesinden geldiğini iddia eden tarih araştırmacılarına da rastlanmaktadır.Bu görüşte olanlar ,Kale'nin doğu ve batı yakasına düşen İki koy'un boynuzu andırması gerekçesine dayandırmaktadırlar.


MÖ.183 yılında Sinope'un ,Kral 1. Pharnakes tarafından alınması üzerine başşehir buraya taşındı ve Sinope'a bağlı koloniler ,bu arada Kerasus Pontos Devleti'nin eline geçti.Yapılan savaşlar sırasında Kerasus harap olduğundan bunun 2km. doğusundaki yarımada üstünde bugünkü şehir kuruldu ve adına Pharnakeia (Famakya )denildi.


Kimmerlerden sonra bölgede hüküm süren İskitler,Doğu Anadolu'da Med hakimiyetine son verip Küçük Asya'ya yayıldılar.Giresun Adası'nda yaşadığı ileri sürülen Amazonlar 'in menşei İskitler'e dayandırılmış,Trabzon'lu Minas Bıjiskyan ise Amazonların cesur, savaşçı kadınlar olduğundan, eski tarihçiler Terme'de bağımsız devlet kurarak Karadeniz'e hakim olduklarından ,Heredot'ta Amazonların İskit 'li gençlerle kaynaşmasından bahsetmiştir.


Giresun Türk'lerden önceki dönemlerde Miletoslu'lar, Pontuslu'lar, Romalılar ardından Bizanslılar'ın denetimine girmiştir. 1204 yılında Haçlılar ;Bizans'ın başkenti İstanbul'u ele geçirince İmparator Kommenos'un çocukları Trabzon'u alıp burada Trabzon Rum İmparatorluğunu kurmuşlardır.Giresun da bu devletin sınırlan içersinde yer almıştır.Anadolu Selçuklu Devletine vergi vermeyi kabul eden ve 1244'de Moğolların egemenliği altına giren Trabzon Rum Devleti Türklerin bir eyaleti haline gelmiştir.

GİRESUN'DA TÜRK VARLIĞI VE BÖLGENİN TÜRK HAKİMİYETİNE GİRMESİ


Trabzon'a bağlı bulunan Giresun ve çevresi de Moğol nüfusu altına girmiştir. İşte bu sırada, Oğuzların Üçok koluna mensup boylardan bîri olan Çepniler; Ordu, Giresun ve Trabzon illeri sınırlarına yerleşmeye başlamışlardır.


Giresun'un Türkleşmesi Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde daha da artarak devam etmiştir. Türkmenler, Sinop ve Samsun bölgesine hakim olduktan sonra 1297'de Ünye yöresini ele geçiren Çepniler, Trabzon'a kadar akınlarda bulunmuşlardır. İbn-Bibi, EI Evamir Ul-Alaiyye adlı eserinde Türkmenlerin Çepni boyundan önemli bir kümenin 1277 yılında Sinop yöresinde yaşadığını yazmaktadır. İbn Bibi'ye göre yine 1277'de Çepni Türkleri Sinop Şehrine denizden hücum eden Trabzon Rum İmparatorunu yenilgiye uğratmış, bu tarihten itibaren Canik (Canit) denilen Samsun'un doğusundan Giresun yöresine kadar uzanan sık ormanlık bölgeye giderek orayı yavaş yavaş fethetmişlerdir. İşte,Giresun'un Türkleşmesini gerçekleştiren Hacı Emir ve Oğullarının Türkmenler'in bu Çepni boyundan geldiği kesinlik kazanmıştır.


XIV. yüzyılın başlarında Çepni Türkmenlerinin akınları sırasında kalenin zaptedildiği tahmin edilmektedir. Nitekim tarihçi Panaretos'un kısa yıllığına göre 1301 'de İmparator II. Alezios, Kerasus'a "Koustougans" adlı Türkmen beyini yenilgiye uğratmış, surları yeniden yaptırıp kaleyi tahkim etmiştir. Panaretos'un zikrettiği bu Türkmen beyinin Küçük Ağa veya Küçdoğan olduğu belirtilmektedir. Bu Beyin bölgede etkili olan Bayram Beyle irtibatı hakkında herhangi bir bilgi yoktur.


Bayram Bey Ordu ve çevresini kontrol altına alan Çepni Türkmenlerinin Beyidir. XV. - XVII. yüzyıllar arasında ve daha da sonraları Bayram Beyin Oğlu Hacı Emir Beyin döneminde Ordu Bölgesine Bayramlu Beyliği deniliyordu. Bayram Bey aynı zamanda Ordu bölgesi ile Giresun bölgesinin bîr kısmının fatihi ve adı geçen bölgelerde kurulmuş olan Hacı Emirli Beyliğinin kurucusu idi.


Tarihçi Panaretos'un Chronique De Trebisonde adlı tarih günlüğünde Hacı Emir'in 1358'de Trabzon'un güneyinde ki Maçka yöresine geldiği daha sonra sonra ülkesine döndüğü ve ayrıca 1361'de Giresun'a bir hücumda bulunduğu da kaydedilmektedir.


Hacı Emir 1364'te hastalanınca beyliğin yönetimine oğlu Süleyman geçti. Daha sonra iyileşip yönetimi yeniden ele almak istediyse de, oğlu Süleyman buna karşı çıktı. Baba ile oğul arasındaki bu iktidar mücadelesinden yararlanmak isteyen Canik Beyi Tacüddin Caniti Hacı Emir'in topraklarına saldırınca, Hacı Emir'in oğlu Süleyman Bey dönemin etkin kişilerinden Sivas ve Kayseri Hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed'in yardımına sığındı. İkisi arasında arabuluculuk yapmayı kabul eden Kadı Burhaneddin, Tacüddin'e elçi ve mektuplar göndererek ilişkilerin düzelmesine çalıştı. Tacüddin Caniti Kadı Burhaneddin'in elçisi Şeyh Yar Ali'ye, Süleyman Bey'e dokunmayacağına söz verdiyse de elçi daha Sivas'a dönmeden Süleyman Bey'in ülkesine yeniden saldırdı. Çatışma sırasında Tacüddin Süleyman Bey'e yenilip öldürülünce, Niksar yöresi Kadı Burhaneddin'in egemenliği altına girdi. Süleyman Bey de Kadı Burhaneddin'e bağlanıp, içişlerinde bağımsız olarak yönetimini sürdürdü.


Beylik içi birliği sağlayan Süleyman Bey 1397'de Giresun şehrini ele geçirdi ve böylece Giresun ve çevresinin Türkleşmesi süreci noktalanmış oldu. Bilindiği gibi Trabzon Şehri de 1461'de Fatih Sultan Mehmet taralından fethedilmek suretiyle, Kuzey Karadeniz Bölgesinde ikiyüz elli yıldan fazla egemen olan Rum İmparatorluğuna son verilmiştir.


Giresun'un Türkleşmesi yanlış bir kanaat olarak Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethiyle beraber gösterilmiştir. Giresun'un Osmanlı Devletine bu devirde katıldığı doğrudur. Oysa Giresun'un Türkleşmesi 1397'de Bayramlu Çepni Türkmen Beyi Emir Süleyman Bey'in Giresun'u fethetmesiyle gerçekleşmiştir.

Mercan:
Alucra
Tarihçe
Alucra'nın yerleşim tarihi Hitit'lere kadar uzanmaktadır. İskitler, Kimmerler, Medler, Persler, Romalılar ve Bizans' lılar bölgede sırasıyla hakimiyet kurmuşlardır.
M.S.391 yılında Alucra Orta Asya'dan gelen Kıpçak ve Peçenek Türklerinin istilasına uğramış, bölge 60 yıl kadar Türklerin yönetiminde kalmıştır. 8. Yüzyılda ise Maveraünnehir 'den gelen Oğuz boylan Çamoluk, Çakmak ve Koman bölgelerine yerleşmişlerdir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra Alucra ve çevresi Selçuklular tarafından fethedilmiş, Merkezi Trabzon'da bulunan Danışmend Beyliğinin idaresine verilmiştir. Bölge Bizans ve Mengüçler arasında bu dönemlerde birkaç kez el değiştirmiştir.

Osman oğulları Anadolu birliğini kurunca, Alucra da bu beyliğe katılmış oldu. Akkoyunlu Devleti Alucra'yı bir dönem topraklarına kattı. Ancak Fatih Sultan Mehmet Han bu bölgeye sefer düzenleyerek geri aldı. Otluk beli savaşından sonra da Alucra bölgesi tamamen Osmanlı İdaresinde kalmış oldu. Aluç ağacının çok olması dolayısıyla bu dönemde ismini aldığı sanılmaktadır.

Anadolu'da çıkan celali isyanlarından Alucra da etkilenmiştir. Bu bölgedeki isyancılar Kuyucu Murat Paşa tarafından sindirilmiştir.
1 nci Dünya savaşında Alucra'da bir cephe oluşturulmuş, cephe komutanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK karargahını bugünkü Çakmak köyünde kurmuştur. Halen bu köyde bir şehitlik mevcuttur.

İdari Tarihçesi:
1876 yılına kadar Mindeval ve Kovata adında iki nahiye olarak idare edilen Alucra, bu tarihten sonra Şebinkarahisar Mutasarrıflığa bağlı bir ilçe olmuştur. İlçe merkezi, Karabörk, Kemallı, Koman köylerinde zaman zaman yer değiştirdikten sonra, şimdiki yerine yerleşmiştir.
1933 yılında Şebinkarahisar'ın da ilçe olması dolayısıyla Alucra Giresun İl 'ine bağlı bir ilçe olmuştur. 

Coğrafi Konumu

1500 m. Rakıma sahip Alucra'nın yüzölçümü 1200 Km2'dir. Karadeniz bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasında bir geçit oluşturur. Sahile paralel olarak uzanan dağlar bu bölgeye yaklaştıkça yerini, küçük dağlara, vadilere ve yaylalara bırakır.

Ormanlık bir bölge olan Alucra'da Tohumluk, Boyluca, Zil Ovacığı gibi önemli ormanlar mevcuttur. Akarsular arasında Bağırsak ve Moran Dereleri bulunur. Bölgede zirai ürünlerden ziyade tahıl ürünleri üretilmektedir.

Bölge madenler bakımından çok önemlidir. Linyit, demir, bakır, kurşun gibi önemli maden yatakları yeni yeni keşfedilmektedir.

Turistik Değerleri
Merkez İlçeye bağlı Kamışlı köyünde 1840 yıllarında yapıldığı tahmin edilen ve 12 kubbeli olduğu tespit edilen bir kilise kalıntısı vardır. Yine Kamışlı köyünün güneyindeki bir tepenin içerisinde M.S.2.Y.Y.'da yapıldığı sanılan taşlardan yapılmış 20 metre uzunluğunda bir tünel bulunmaktadır. Tünelin sonunda tarihi eser kaçakçıları tarafından soyulmuş mezar vardır.(Timülüs)

Kamışlı köyünde 100 metre yüksekliğinde büyük bir yerli kayadan ibaret Veran Kalesi ile, Arda ve Aktepe köylerindeki kale kalıntıları kayda değer diğer tarihi eserlerdir.

Çakrak köyünde iki adet küçük kilise, Koman köyün de dik ve düz bir taşın batıya bakan yüzünde elinde mızrak tutan bir insan kabartması , yine Koman köyü nün ayrı bir yerinde kaya üzerinde yapılmış bir yılan kabartması ve Aktepe Köyünde üzerinde at nalına benzer bir iz bulunan Çıngırak Kayası dikkat çeker.

Hayran bölgesinde kaplıca da yapılan kazılar neticesinde iki oda, odalara inen bir merdiven ve suyun aktığı yerin 20 metre altında bir değirmen bulunmuş olup, zeminin altında başka odalarda bulunduğu sanılmaktadır. Burada yapılacak bilimsel bir araştırma ile geniş kalıntılar bulunması ihtimali yüksektir.

Alucra'da ikisi Kamışlı köyünün güneyinde 100 metre ara ile sıralanan, diğerleri de İğdecik ve eski Kamışlı mevkiinde yer alan ve halk arasında "Beş tepeler" diye anılan tümülüsler bulunmaktadır. Bunlardan Kamışlıdaki Sivri Tepe Tümülüsüne kazı yapılması planlanmaktadır. Pirilli Köyündeki iki Tümülüs ise "İkizler Tepesi" adıyla anılmaktadır. Yine İğdecik Köyündeki Tümülüs de incelenmesi gereken yerlerdendir.

Alucra'nın Boyluca köyünde bulunan Osmanlı Alimi Seyid-Mahmut Çağırtkan Baba Türbesi, hastaların ziyaret ederek manen şifave deva bulmaya çalıştıkları bir ziyaretgah olup 17.5.1991 tarihinde eski eser olarak tescil suretiyle koruma altına alınmıştır. Ayrıca, Yeşilyurt Köyünde Şeydi Şıh Mehmet Türbesi, Çakmak Köyünde İsmail Hakkı Çağırtgan Baba Türbesi ve İngölü köyünde H. Hasan Efendi Türbesi ve mezarı ile, Osman Baba Türbesi de yine 17.5.1991 tarihinde eski eser olarak tescil edilmiştir. Fevzi Çakmak köyünde İlimizin tek mağarası araştırma yapılmadığı için gizemini korumaktadır.

Her yıl Temmuz ayının 2 nci haftası Alucra Ekin Şenlikleri düzenlenmektedir.

Mercan:
Bulancak

Tarihçe

İlin kuzeydoğusunda bulunan Önemli bir merkezdir. Eski ismi Akköy iken şimdiki adını Bulancak deresinden almıştır. 1887 'de Belediye teşkilatı oluşturulmuş ve 1934 yılında da İlçe olmuştur. Osmanlı döneminde önemli miktarda gümüşlü kurşun çıkartılıp işlenmiştir. Bulancak, İlimizin hızlı gelişen ve bu yönüyle dikkati çeken bir İlçesidir.

Fatih Sultan Mehmet Hanın Fethiyle birlikte Bulancak Bölgesine Çepni, Döğer, Eymir gibi Oğuz boyları gelip yerleşmiştir. Bu sırada KEPSİL adını taşıyan İlçe, Naiplik adı verilen idari bir ünite olarak görülmektedir. Bu tarihten sonra Giresun İl Merkezi ile birlikte aynı tarihi süreci yaşayan Bulancak, o günden bu yana Türk hakimiyetinden çıkmamıştır.
Coğrafi Konumu
608 km² yüzölçümüne sahip olan Bulancak İlçesi, sahil şeridinde kurulu olup, Piraziz, Dereli, İlçeleri ile birlikte, Ordu ve Giresun İl Sınırlarına da komşudur.

İlçe arazisi çok engebeli ve dağlık bir yapı oluşturur. İç kesimlere doğru çıkıldıkça rakım yükselen bir grafik gösterir. Bu yükseklik Karagöl dağlarında 3107 metreyi bulur. 92 Kilometre uzunluğundaki Pazarsuyu Deresinin kaynağı da buradadır.

Bulancak Deresi, İncüvez deresi, Erikliman deresi ve Karadere gibi akarsuları bulunur. Belli başlı yükseltiler ise Kızalan tepesi, Dikmen tepesi, Solakyatak tepesi, Evliya tepesi, Seyit tepesi, Kel tepe, Hasan Çelebi tepesidir.

Bulancak bölgesinde Pazarsuyu deltası en önemli düzlüğü oluşturur. Sahilde önemli kumsalları bulunan Bulancak' in bu doğal dokusu kontrolsüz yapılaşma ve dolgular yüzünden kaybolmaktadır.

Meşe, defne, funda, kocayemiş, mersinağacı ve meyve ağaçlarından oluşan bitki örtüsü, kestane, gürgen, karakavak, kızılağaç, ıhlamur ve karaağaç gibi orman bitki örtüleriyle de süslenmiştir.

2000 metre yüksekliğe kadar fındık ağacı yetişebilmektedir. Yüksek yerlerde çam, ladin ve köknar ağaçları çoğalmaktadır.

Fosfor ve Potasyum bakımından fakir olan bölge toprağı, organik ürünler bakımından da yetersizdir. Toprağın verimliliği sahil ve orta bölgelerde sona ermektedir.

Önemli ormanlar arasında, Anbar, Bicik, Paşakonağı sayılabilir. Toplam orman arazisi 83105 hektarlık bir alanı işgal etmektedir.

Turistik Değerleri

Acısu yolunda dereyi takiben 300 m. Kadar ileride eski devirlere ait mağaralar bulunmaktadır.

Üzeri tahribe uğrayan mağaranın içerisinde yüksek bir yerdeki lahit şeklindeki yapıtın üzerinde kabartma resimler bulunmaktadır. Buradan 800 m. Kadar daha yukarıdaki ikinci bir mağarada yapı şekliyle kiliseyi andırmaktadır. Ayrıca etrafta başka küçük mağaralara da rastlanmaktadır. Genç Bizans döneminde yapıldığı tahmin edilen Acısu Kaya Kilisesi tescilli eski eserdir. Bulancak'ta ayrıca Çarşı Cami eski eser olarak tescil edilmiştir.

Bulancak' da Derecikalan köyündeki kilise, Damudere köyündeki Alioğlu Mevlit Türbesi ve Yusuf Ağa Türbesi, Burunucu köyü, Konakyanı mevkiindeki Çeşme de incelenmesi gereken yapılardır.

Mercan:
Çamoluk
Tarihçe
İlçe tarihi Giresun tarihi ile paralellik gösterir. 1514 yılındaki Çaldıran savaşından sonra kesin olarak Osmanlı Devletine katılmıştır. 1870'li yıllardan 1990 yılına kadar Nahiye statüsünde olan Çamoluk bu tarihte İlçe olmuştur.

Çamoluk1 ta 15.07.1990 tarihinde yapılan referandum sonucu, Çamoluk' lular Giresun İline bağlı kalmayı tercih ettiler.
 
Coğrafi Konumu

Yaklaşık 600 Km.2 yüz ölçümü vardır. Kelkit Irmağının oluşturduğu vadi üzerinde kuzey ve güney bölgelerindeki yerleşim birimlerinden oluşmaktadır. Yeryüzü şekilleri bakımından Doğu Anadolu bölgesine benzemektedir. Kuzeyde Berdiya dağlan ile çevrili olan İlçe Sivas, Erzincan ve Gümüşhane İlleri ile sınır komşusudur.
Turistik Değerleri

Çamoluk İlçe Merkezine yaklaşık 11 Km. mesafedeki Kaledere Köyünde eski tarihlere uzanan bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Yapısı Hitit - Urartu kaya işçiliğini hatırlatan kale günümüzde çok harap vaziyettedir. Kuzeyinde kayalara oyulmuş bir hendek bulunan kalenin orta kesiminde 2.70 m. Genişliğinde ve 2.30 m. Yüksekliğinde bir tünel mevcuttur. 1.derece arkeolojik sit alanı ilân edilen kale ve çevresinde Roma, Bizans ve Selçuklu seramik parçalarına rastlanmaktadır.

Çamoluk' ta, bilinen diğer tarihi eserlerde, bugün harap bir halde bulunan Hacı Ahmet oğlu Köyündeki kale ile Çakılkaya köyündeki kilise kalıntısıdır.
 

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git