Gönderen Konu: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?  (Okunma sayısı 8151 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

halukgta

  • Ziyaretçi
EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« : Ocak 14, 2010, 07:37:05 ÖS »

  Geçen gün yazı yazdığım Yenidendoğuş ismindeki siteye yine bir yazı yazmak için girmek istediğimde bakın nasıl bir yazıyla karşılaştım.

( http://www.yenidendogus.net/forum/index.php  )

(Aşağıdaki sebep´ten dolayı yasaklandınız:
Ehl-i Sünnet dışı fikirlerin paylaşımı üye ve ziyaretçilerimizin aklını karıştırdığı için yönetim olarak buna izin veremiyoruz.)


  Yukarıdaki yazıyı elbette görünce çok üzüldüm. insan ister istemez acaba gerçekten ben rabbin emirlerine, ayetlerine ters sözler mi söyledim de bu siteye girmem yasaklandı ve bu sitedeki ziyaretçilerin aklını acaba kuran dışından, kuranın emretmediği, Rabbin hüküm vermediği konuları söyledim de mi kafaları karıştı diye, inanın çok düşündüm. Siteye göz attığımda, sanırım tüm yazılarımı silmişler. Bende bir insanın elbette hata yaparım, benim yaptığım kuran ayetlerini hatırlatmak ve onları anlamaya çalışmaktan öte hiçbir şeyde yapmadığım halde, ben neden böyle bir davranışla karşılaştım acaba diye düşündüm?

   Yazdıkları yazıda geçen cümle üzerine özellikle düşündüm bir an(Ehl-i Sünnet dışı fikirlerin paylaşımı…) Acaba ben peygamberimize iftira atarak, onun üzerinden islam ı hurafelerle dolduranların foyalarını açığa çıkarmaya çalıştığım zaman mı Ehlisünnet dışı oluyorum? Ben biliyorum ki Rabbim elçisini toplumu Kuran ile uyarma görevi vermiş ve kuranın hüküm vermediği hiçbir konuda hüküm verme yetkisini vermediğini, yalnız hüküm veren Rabbim benim dediği, kuran ayetleri ile apaçık söylediğim için mi Ehlisünnet dışı oluyorum. Peygamberimiz hadisinde benden sonra benim adıma birçok söz söyleyen çıkacaktır, benim sözüm olduğunu anlamanız için KURAN iLE KARÞILAÞTIRINIZ diyerek bizleri uyaran o başöğretmenimizin sözüne uyduğum ve kuran dışından gelen her sözü kuran ile karşılaştırdığım için mi Ehlisünnet dışı oluyorum?

  Acaba ben, Rabbin koruması altında olan kuranın rehberliğini seçmiş, onun ışığında yürüyen onun ipine sarılan, onu eksik görmeyip Rabbin söylediği gibi anlayarak okuyup düşünen ve karar veren bu düşünceyi ve fikri elimden geldiğince topluma anlatan birisi olarak mı insanların kafasını karıştırmış olabilirim? Yoksa kuranın hiç bahsetmediği, hüküm vermediği hiçbir koruma altında olmayan sözleri, rivayetleri din olarak gösterenler, topluma enjekte edenler mi insanların kafalarını karıştırıyorlardır dersiniz? Sizce gerçek Ehlisünnet dışı insanlar bunlar değilmi? Tüm bu gerçekleri gözler önüne serdiğim için mi toplumun kafasını karıştırıyorum? Rabbim sizleri bu kitaptan hesaba çekeceğim dediği halde, hayır bu kitap dışından da birçok kitaplardan da sorumluyuz diyenler mi kafaları karıştırıyor, yoksa elimden geldiğince herkesi kurana davet eden, saf, duru, katıksız bir islam a davet eden ben mi insanların kafalarını karıştırıyorum?

  Rabbim kuranda her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız, bu kitabı detaylı indirdim okuyun ve düşünün, size indirdiğimiz kitap yetmiyor mu dediğini topluma duyuran ben mi kafaları karıştırıyor ve Ehlisünnet dışı oluyorum, yoksa Rabbin sözlerinin tam tersini söyleyip, kuranda her şey açıklanmamıştır, o özet bilgidir, detaylı değildir, kuran her konuya açıklık getirmez diyenler mi Ehlisünnet dışıdır ve toplumun kafasını gerçekten karıştırır bunu birazcık aklı olanların düşüncesine ve yorumuna bırakıyorum.

  Bunu bana reva görenleri ve bana bu iftirayı atanları, beni islam’ın dışında, islam a ihanet eden birisi gibi göstermek isteyip, Peygamberimizi saf dışı bırakan bir konuma getirmeye çalışanları Rabbime havale ediyorum. Onlarla Mahşer günü peygamberimizin bu dini nasıl tebliğ ettiğine dair yapacağı şahitliğinde tüm gerçekler ortaya çıktığında, hepsinden şikâyetçi olacağım. Rabbim şahittir. Dilerim rabbim kuran ayetlerine karşı kör ve sağır olmayan kulları arasına bizleri alması dileklerimle. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜÞTABAK




NeFeR

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #1 : Ocak 15, 2010, 02:18:32 ÖÖ »
sayın haluk gümüştabak, sizin onlarca sitede yazılarınızı gördüm. işiniz gücünüz hadisler ve sünnet kavramı ile mücadele etmektir. ama itiraf etmeliyim, bu memlekette sizin kadar demagoji yapmasını bilen birini görmedim. süleyman demirel elinize su dökemez bu konuda alimallah. diyelim ki hadi ben yanlış anladım, yanlış tanıdım sizi... ama herkes sizin hakkınızda nedense hep aynı şeyi düşünüyor. "sünnet düşmanı"

iyi de acaba niye?
peki bu kadar insanı suçlayacak yerde -şayet yazdıklarınızda samimiyseniz- dönüp kendinize sual ettiniz mi hiç? ben hiç hata etmiyor muyum diye... o sitenin yetkililerinin isabet buyurduklarından eminim. doğrusu bende aynı şeyleri düşünüyorum.

Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #2 : Ocak 15, 2010, 10:12:51 ÖÖ »
umarım bu yazılarınızı yazarken vebalide düşünerek yazıyorsunuzdur...

halukgta

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #3 : Ocak 15, 2010, 06:10:45 ÖS »
Değerli arkadaşlarım cevap verme nezaketini gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Ben her zaman kendimi yargılama yoluna gidiyorum ama yargıda hakem kuranı alıyorum. Sizce bu yöntem yanlış mı? Gelin birlikte küçük bir yargılama yapalım eğer o zaman haksızsam, başkalarının vebalini alıyorum ben yanlış yapıyorum demektir. Rabbim in Kur an da apaçık söylediği bir sözün tam tersini söylemek ve de kur anın başka bir yerinde kelimenin ardından Rabbin söylediğinin tersi bir hüküm çıkarmak normal mi? Sanırım buna normal demezsiniz? Aşağıda apaçık bazı ayetler sunacağım sizlere ve sizlerinde günümüzde rivayetlerle gelen birçok sözü din diye alarak ayetlerin emrettiğinin tam tersi olmasına rağmen nasıl kabul ettiğimizi düşünmenizi rica edeceğim. Elbette peygamberimizin sözleri diye iletilen bilgileri dikkatle onun sözleri olduğunu anlamak için, kuran süzgecinden geçirerek almalı ve onlardan faydalanmalıyız, bu konuda kimsenin bir itirazı zaten olamaz. Lütfen hiçbir tesir altında kalmadan akıl, mantık ve kuran süzgecinden geçirerek beni aşağıda yazdıklarımdan dolayı yargılayınız. Eğer kurana aykırı bir tek sözüm varsa gerçekten ben islam a nifak sokmaya çalışan aklı kıt birisiyim demektir.(RABBiM BENi BU DURUMDAN KORUSUN)

Kamer Suresi 17. Andolsun biz, Kuran'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

Zühruf Suresi 43 Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl!  Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin

Zümer 44: De ki: "şefaat, tümden ve sadece Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O'nundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.

Enbiya 10: Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız yalnız ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

Abese 11–12: Hayır; çünkü o (Kuran), bir öğüttür. Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.
Bakara 176: Bu böyledir. Çünkü Allah, Kitap'ı hak olarak indirmiştir. Kitap'ta çekişmeye girenler, bütünden uzaklaştırıcı bir kopuşun tam içindedirler..
Hicr sur.1.ayet; Elif, Lâm, Râ. işte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kuran'ın ayetleri.
Araf suresi 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.

Enam 48: Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. iman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Araf sur.188. ayet: De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim.

isra suresi 36. ayet: Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır

Enam suresi 57. ayet: De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur.

Ankebut Suresi  51. Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır



Nahl 89;Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap'ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.

Araf suresi 33. ayet; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
 
isra suresi 89. ayet; Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.

Kehf Sur54. ayet; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. insan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır


Furkan Suresi 30 ayet; Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran' ı devre dışı tuttular.

Zühruf Suresi 44 Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız.



  Yukarıdaki ayetleri okudunuz, Rabbim kuranda birçok kez tekrar ederek kuranın muhkem ayetleri için, Andolsun bu kitabı sizler için kolaylaştırdım diyor, yani bizlerin anlayacağı şekliyle yemin ederek söylüyor bunu. Peki, bizlere ne söylüyorlardı? Hayırrrr kuran kolay anlaşılır bir kitap değildir, onu herkes anlayamaz demiyorlar mı? Sizce bu ayetleri okuyan tebliğ alan bir insan hiç itiraz etmeden bu sözleri kabul etmelimidir?  Rabbim elçisine bakın ayetinde ne diyor? Sen sana vah yedilene sımsıkı sarıl. Peki, orada her şey yoksa neden yalnız vah yedilene sarıl desin Rahman? Bunu söylediğimizde de vah yedilen yalnız Kuran değil ki diyerek, işin içinden çıkıyor ve koskoca bir yalan kapısını kendilerine açık bırakıyorlar. Acaba neden yalnız Kuranı koruma altına aldığını söylüyor Rabbim dediğimizde de, neden onları da korumasın onları da koruyordur savunması ile kendimizi kandırmıyor muyuz? Allah şefaat tümden yalnız bana aittir apaçık dediği halde bizlere peygamberler, din ulemaları da şefaatçidir diyenlere inandığımızda, kuran ayetlerine iman etmediğimizin farkında mıyız dersiniz? Muhammet suresi 19. ayeti lütfen iyice okuyun bakın orada ne diyordu Rabbim elçisine? ( kendi günahların için dua et…..) Düşünebiliyor musunuz kendi günahının affı için bana dua et diyen Rabbim in bu ayeti bile gözlerimizi açamıyor, sizce ben kafalarımı karıştırıyorum yoksa Rabbin gerçeklerini mi hatırlatıyorum?
 
  Rabbim ayetinde yine yemin ederek bakın ne söylüyordu?( Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız yalnız ondadır.) Peki, bizler bu sözleri neden görmezden geliyoruz da rabbin, uyarı ve öğüdümüzün yalnız Kuran olduğunu söylemesini göremiyoruz? Bize kuran yetmez her şey orada yok diyenlere inanıyoruz da, rabbin sözlerine neden inanmıyoruz? Allah kuran bir öğüttür diyor ve bizlere bakın ne diyor? (Kuran), bir öğüttür. Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.) Ama bizlere siz kurandan hüküm çıkaramaz ve söylediğini anlayamazsınız diye öğretmediler mi? Madem anlayamayız neden Rabbim Kuranı okuyup, düşünüp öğüt alın diyor? Ben hatırlatıyor ve diyorum ki;( Çünkü Allah, Kitap'ı hak olarak indirmiştir. Kitap'ta çekişmeye girenler, bütünden uzaklaştırıcı bir kopuşun tam içindedirler..) madem Rabbim Kur anı hak olarak indirdi onun üzerinde çekişmeye girip onu yetersiz, anlaşılmaz görmek, toplumu başka sözlere inandırmak en büyük yanlıştır. Ben kur an için açık değildir diyenlere; (işte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kuran'ın ayetleri.) diye Rabbin ayetini hatırlatıyorum o kadar, asla kendimden bir şeyler eklemeden. Benim yaptığım Rabbin emrine uymaktır bakın bizlere nasıl bir yol gösteriyor? (Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin.) Peki bizler nelere inanıyoruz? Rabbim in indirdiği kuranı yeterli, anlaşılır görmeyip kuranı veli insanlar anlar diyenlere inanıp ciltlerce dolusu kitaplara iman etmiyor muyuz? Ben bunları hatırlatıyorum asla tek bir kelime eklemeden, Rabbin söylediği gibi düşünerek aklımı çalıştırarak. Ben diyorum ki Allah elçisine bir görev ve yetki vermiştir. Bu yetkiyi de kuranda apaçık birçok kez söylemiştir bizlere, bir örnek.( Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz.)( Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim ) Bu ve buna benzer birçok ayeti hatırlattığımda Rabbin ayetlerine uyacağımıza, beşerin sözlerine uyuyor ve asla kurana uymayan onun bahsetmediği yüzlerce hurafeye de kapı açıyoruz ve diyor ki peygamberimizin o çetin savaşlarla dolu hayatını unutup, NE YANi PEYGAMBERiMiZ POSTACIMIYDI. Rabbin vermediği yetkiyi bizler kendimizi kandırmak ve avutmak adına vermeye çalışıyor ve bir bilinmeyenin ardından koşuyoruz.

  Allah açıkça bilgin olmadığı yani emin olmadığın sözlerin ardına düşme sorumlu olursunuz dediği halde bizler, kuranın hiç bahsetmediği hüküm vermediği sözlerin rivayetlerin ardına düşmüyor muyuz? işte ben bu yanlışlarımızı kuran ayetlerinden görüp hatırlatmam sizce akıl karıştırmak mıdır, yoksa karışan aklı düzeltme çabalarımı? Yüce Rabbim bakın elçisine deki onlara diye nasıl bizlere seslenmesini emrediyor. (Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur.) peki bu kadar apaçık bir ayeti görmezden gelip nasıl olurda kuranın bir başka yerinden bir kelimenin arkasından başka anlamlar çıkarıp bu ayetlere ters hükümler çıkartırız, hiç düşünüyor muyuz bunları?  Peygamberimiz devrinde kuranı tebliğ etmeye çalışan elçisine kuranı yeterli görmeyen kendi geleneklerini dinleştirmiş topluma bakın ne diyordu? (Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu?) Bu sözler o devrin toplumuna söyleniyor, peki günümüzde çok mu farklı dersiniz? Kur an islam ı yaşamak için yeterli değildir demiyorlar mı? O özet bilgidir orada her şey yoktur demiyorlar mı bizlere? Bizleri ciltlerce dolusu kişilerin kitaplarına yönlendirmiyorlar mı?  Ben bu yanlışları hatırlatıyor ve kurana davet ediyorum, eğer bu yaptığım kafaları karıştırıyorsa, düşünecek ve üzülecek ben değil, kafaları karışanlar değil midir? Sizce Rabbim in kuranı neden indirdiği apaçık belli değil mi bu sözlerden? (Sana bu Kitap'ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.) Peki, bu sözleri duyan bizler neden rahmana inanmamız gerekirken beşerin tam tersi sözlerine inanıyoruz? Bunu hatırlattığımda gerçekten yanlış bilgileri alanların kafaları karışıyor. işin ilginci bu gerçeklerle yüzleşmek ve doğruyu bulmak yerine hatırlatan ve uyaranları saf dışı etmek yoluna gidiliyor. Rabbim bu konuda hükmünü verecektir. Lütfen şu ayet üzerinde çok iyice düşünelim. (hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.) Birazcık aklı olan Rabbin söylediği bu sözlerden ne anlar? Ne diyor Yaratan? Kuranda açıklamadığım deliller vermediğim, kendi katımdan bahsetmediğim hiçbir konuda konuşmayın, tartışmayın bunu HARAM kılıyorum. Þimdi düşünün lütfen kuranda hiç bahsedilmeyen onca konularda nelere iman ediyoruz? Allah kendi katından detay vermediği halde bizlere anlatılan onca detay hakkında konuştuğumuzda nasıl günaha girdiğimizi bir düşünün.

  Yüce Rabbim bakın kuran için ne diyordu yemin ederek? (Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık.)( insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk.) Bakın bu sözleri Yüce Rabbim yemin ederek söylemesine rağmen biz ona inanmayıp beşerin; Kuranda her şey yoktur, detaylı değildir, o özet bilgidir, islam ı iyi öğrenmeniz ve yaşamanız için fıkıh kitaplarına bakacaksınız denmiyor mu? Bu sözlerle Kuranın sözleri uyuşuyor mu? işte ben karışmış kafaları iyice karıştırmak için değil, düzeltmek için uğraşıyorum, Rabbim yanıltmasın. Rabbin ayetlerini hatırlatıyorum. Tüm bu örnekler sizlere vereceğim küçük birkaç örnektir. Diğer yaptığımız yanlışları sizler nefsinizde düşünün ve tartın. Bakın peygamberimiz mahşer günü ne söyleyeceğini Rahman bildiriyor belki ders alırlar diye. (Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran' ı devre dışı tuttular.) Sanırım bu sözler gerçek oldu, bizlere düşen gözlerimizi açıp kuran gerçeklerinin farkında olmaktır. Rabbim apaçık bakın ne diyor, sizce bu ayet her şeyi anlatmıyor mu?( Bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız.) Rahman bizleri bu kitaptan hesaba çekecekse nasıl olurda bu kitap yeterli değildir, özettir, her şey yoktur diyenlere inanırız? Rabbim hesaba çekeceği sorumlu olduğumuz kitabın kuran olduğunu söyledikten sonra, acaba başka kitaplardan hesaba çeker mi, bunu söyleyecek birisi var mı aramızda? Nasıl olurda Rabbin adaletini sorgularız, nasıl olurda velilerin ardına düşmeyin diyen rahmana inat, kendi adaletimizi Kuranın üstünde tutarda ciltlerce dolusu velinin kitaplarına inanırız, iman ederiz? işte ben tüm bu yanlışları kurandan örneklerle anlatıyorum, kendimden tek bir kelime ilave etmeden. Eğer karışmış kafaları uyarmak ve kurana yöneltmek onun gerçekleri ile karşı karşıya getirmek birilerince kafa karıştırmaksa evet ben bunu yapıyorum.

   Þimdi sizlere soruyorum bu yazdığım ayetler ve bizlere öğretilenlerin yanlış olduğunu söylemek, hatırlatmak yanlış mıdır? Burada kendimi yargılamaya çalıştım sizlerde hakemsiniz. Bu ayetlerin tersini bizlere öğretenlere inanmamızın yanlış olduğunu söylemek kafa karıştırmak mıdır? Yoksa karışan kafaları düzeltmeye çalışmak mıdır? Bunun hükmünü Rabbim mutlaka verecektir. Eğer ben kuranın emrettiği sözlerin dışında bir telkinde bulunuyorsam cezamın ebedi cehennem olduğunu biliyorum. Ya bu kadar açık ayetleri gördükten sonra, rabbin ayetlerine hem kör hem sağır davranıp görmezden gelerek, beşerin sözlerine inanların durumu nedir sizce? Elbette onun da hükmünü rabbim verecektir.

   Dilerim Rabbim den kuranın ışığından, güneşinden doğru yararlanan ve gerçekleri gören kulları arasına bizleri alması dileklerimle. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜÞTABAK


simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #4 : Ocak 19, 2010, 10:33:33 ÖS »
BENCE SiZi BU SiTE BANLASALAR ÇOK iYi OLUR ÇÜNKÜ SiZ DAHA EHLi SÜNNET NE DEMEK BUNU BiLMiYORSUNUZ EVET SiZ KESiNLiKLE BU BOÞ iLMiNiZLE EHLi SÜNNET VELCEMAAT MEZHEBiNDEN DEÐiLSiNiZ ALLAH SiZE HiDAYET ETSiN.ASHABIM YILDIZLAR GiBiDiR HANGiSiNE TABi OLURSANIZ HiDAYETi BULURSUNUZ DiYOR RESULLULLAH SALLALAHÜ ALEYHi VESSELLEM

simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #5 : Ocak 19, 2010, 10:40:55 ÖS »
BEN iZMiR DE ALLAH'TAN KiTAPTAN SÜNNETTEN BiR HABER YAÞARKEN BiR KADiR GECESi DÜÞTÜÐÜM BUNALIMLA iLK DEFA RBBiME 27 YAÞINDA ALLAH'IM iNSAN YOKMU BiR TANE BU DÜNYADA DiYE GÖZ YAÞLARI iLE DUA ETMiÞTiM. ÇÜNKÜ BiR PAVYONDA ÞARKICILK YAPIYOR VE iÐRENÇ iNSANLARIN  H AYATIMI MAHVETVESiNDEN BAÞKA BiRÞEY YOKTU HAYATIMDA. iÞTE O DUANIN YÜZÜ SUYU HÜRMRTiNE ALLAH KARÞIMA BiR DOSTUNU BiR VELI. iNSANI ÇIKARDI VE ÞU AN BU ANLATTIKLARIMIN ÜZERiNDEN 8 YIL GEÇTi ÞU AN ALLAH'IN HiDAYET i iLE VE O VELi DOSTUNU N YARDIMI iLE ÞUAN TESTTÜRLÜ NAMAZINDA NiYAZINDA 2 TANE GÜL GiBi EVLAT SAHiBi BiR iNSAN OLDUM

simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #6 : Ocak 19, 2010, 10:52:34 ÖS »
iNSANA ALLAH AKIL FiKiR LUTFETMiÞ VE YOLLARI APAÇIK ANLATMIÞ DOÐRU YOLA GiRMEK iSTEYENE ALLAH HiDAYETi iMANI LUTFEDiYOR FAKAT SAPITMAK ARZUSUNDA OLANLARI DA ALLAH BiZZAT KENDi iSTEKLERiNLE ÞAÞIRTIP YOLDAN ÇIKARTIYOR.EÐER BEN iLKOKUL MEZUNU BiR iNSAN OLARAK BiRÞEYLER ÖÐRENDiYSEM BUNLARI BiR ALiM OLAN VE ALLAH'IN BENiM iSTEMEM iLE KARÞIMA ÇIKARTMIÞ OLDUÐU iNSAN SAYESiNDE ALLAH'IN VELi DOSTU ALLAH DOSTLARI SAYESiNDE ÖÐRENDiM.BUNLARI ÖNCE ALLAH RIZASI iÇiN SONRA KENDiM iÇiN SIRAT_I MÜSTAKiME DAHiL OLABiLME iSTEÐiYLE ÖÐRENDiM. YA RESULLULLAH BENi SEVMEZSE DiYE GERÇEKTEN DERTLENDiM. PEKi SORUYORUM SiZE BEN ÖYLE BiR HAYATTAN ÇIKMA BiR iNSAN OLARAK VE KÜÇÜCÜK KAFAMLA AKLIMLA KURAN_ OKUYUP NE ANLAYACAKTIM NEYi ÖÐRENiP UYGULAYCAKTIM BiR ALiMiN DiZiNiN DiBiNE OTURMASAYDIM ARAPÇA KURAN OKUMAYI NAMAZ SURELERiNi KENDiM NE DERECE ÖÐRENEBiLECEKTiM

simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #7 : Ocak 19, 2010, 10:56:03 ÖS »
Ey Rabbimiz! Bizi islam’dan ve Kur’andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. islâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme. AMiN ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin.

simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #8 : Ocak 20, 2010, 12:01:32 ÖÖ »
Ben biliyorum, Bediuzzaman’ın Süleyman Hilmi Tunahan’ı övdüğünü… Onun da ona hürmet ettiğini… Ben biliyorum Menzil şeyhlerinin Risale-i Nur’un iman dersi gibi okunmasını tavsiye ettiğini… Ve biliyorum, Bediuzzaman’ın, ‘Risale-i Nur 12 tarikatin muhassalasıdır’ dediğini…

Bediuzzaman’ın sena edilmesi, Tunahan hazretlerini küçültmez ki! Kim, Mahmud Efendi’nin, Muhammed Raşid hazretlerinin hakikatini inkar edebilir? Erenköy’deki nuraniyyeti kim karartabilir? Eden kendisine gece yapar…

Her cemaatin, kendi taraftarının ilgisini çekmek, bağlılığını canlı tutmak için telkinde bulunmaya hakkı var. Ama hiç birinin ötekinin hakikatine dil uzatma hakkı yoktur. Dil uzatanın Allah dilini önünde sonunda koparır.

Allah sayısız dil ve elhan ile zikredilmesinden memnun olmasaydı, böyle insanları çeşit çeşit mi yaratırdı sanıyorsunuz? Hatta her bir insan kendi zatında münferit olduğuna göre, hiçbir insanın ilah algısı asla diğerinin algısıyla birebir aynı olmadığına göre, demek Rabbül âlemin, her bir insanın gözünden farklı bir şekilde mahiyetini temaşa etmeyi sevmiş ki bunu böyle yapmış…

Cemaatler ve mensuplar da öyle bakmalı. Mesela, Nazım Kıbrisi hazretleri olmasaydı, belki milyonlarca insanın islam ile buluşması mümkün olmayacaktı. Belki Enver Ören olmasıydı, bir yığın insanın iman dairesine girmesi mümkün olmayacaktı… Aynı şekilde Bediuzzaman, Fethullah Hoca, Adnan Hoca, Muhammed Raşid, Abdülbaki, Mahmut Hoca, Esat Hoca, Topbaş efendi, Muzaffer Ozak… ve daha ismini anamadığım mürşitler, hocalar, şeyhler, meşayihler… bunlar olmasalardı, bu asrın başında bir anda tepemizden inen karanlıktan kim bizi aydınlığa çıkaracaktı?

‘Allah inanların velisidir. Onları zulmetten aydınlığa çıkarır’ ayetinde olduğu gibi, onların her biri, bu asrın başında batının desiseleriyle içine düşürüldüğümüz Tağut karanlığından bizi çıkarıp aydınlığa taşıyan Rahmani eller oldular. Bir mümin bir âleme bedel iken ‘şu az kurtardı bu çok kurtardı’ deme hakkımız var mı? Hangisinin ‘hakikati yoktur’ veya ‘şu şundan fazladır’ veya ‘eksiktir’ diyebilirsiniz.

Ben Bediuzzaman’ın meşrebini severim, siz Tunahan hazretlerinin… Öteki Arvasi’nin yolundan gider, bir başkası da tarikat yolunu sever. Kimisi Kadiridir kimisi Nakşi, kimisi Halvetidir, kimise Melami. Kimisi Cerrahi…

Hepimiz ‘Allah bir peygamber hak’ diyoruz. Hepimiz, islamın o büyük cadde-i kübrasında gittiğimize göre, beis yok. Kimimizin arabası hızlı kimimizin yavaş olabilir; ama gidiyoruz işte elhamdülillah. Onlar bizi fitneler çağında bu yola ilettiler. Allah ömürlerine ömür, maneviyatlarına feyiz katsın… Her meşrebin mutlaka bir dane-i hakikati vardır ki insanlar orada toplanıp hayat buluyorlar. Hangisine dil uzatsanız, gaybın eli dilinizi koparır…

El-Hakku ya’lu vela yu’la aleyh… Zaman en büyük müfessirdir, her şeyin ve herkesin hakikatini zahir eder. Ve dünya adildir; kimsenin hakkını kimsede bırakmaz…

O yüzden, siz siz olun, cemaatinize sevginizi, diğer cemaatlere buğz etme üzerine bina etmeyin. Siz hak üzere iseniz, başkasının sapıklığı size zarar vermez. Siz sapıklık içinde iseniz, başkalarına küfrederek, hakikate varamazsınız. Cemaat ırkçılığı en az kavmiyetçilik/ırkçılık kadar murdar ve merduttur


halukgta

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #9 : Ocak 20, 2010, 11:33:58 ÖÖ »
Değerli Simay kardeşim anlattığınız hayat hikâyeniz ve bugüne gelişiniz size verilen Rabbin bir lütfudur bunu unutmayın. Allah bırakın ilkokul mezununu, okumasını bilen herkesin anlayabileceği kolay bir Kuran gönderdiğini yemin ederek söylüyor birçok kez, bakın sizce bu sözler anlaşılmayan bir kitabımı tarif ediyor?

Kamer Suresi 17. Andolsun biz, Kuran'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

Rahman bu sözleri yemin ederek o kadar çok tekrar ediyor ki, öğüdü başkalarından değil Kur’andan almamız için, Ah bir kuranı anladığınız dilden bir okumaya başlasanız göreceksiniz tüm gerçekleri. Rabbim size çok yardımcı olmuş size düşen bundan sonra onun sözlerini, emirlerini, tavsiyelerini bahsettiğiniz velilerden değil de, direk Kurandan almanızdır. Size yeni yazdığım bu yazının yanındaki, KUR’ANDA VELiLER konusunun açıklandığı yazımı okumanızı öneririm, o zaman her şeyi daha iyi göreceksiniz. Rabbim velilere değil Kurana inanmamızı emrediyor. Bakın Rahman size belki de benim yardımımla ikinci yardımını yapıyor olabilir, gerçekleri fark edebilmeniz için ne dersiniz? Gelin velilere değil Kurana bakalım, ona uyan elbette her sözü alalım ve kabul edelim. Günümüzde bahsettiğiniz velilerin asla kuranda olmayan ve bizleri Rabbin dininden çıkaran o kadar çok öğretileri var ki, bunu ancak Kuranı anlayarak okursanız fark edebilirsiniz.

  Bakın siz yazınızda ne güzel söylemişsiniz. (Ey Rabbimiz! Bizi islam’dan ve Kur’andan ayırma.) Ama diğer sözlerinizde ise ben kuranı nasıl anlayayım diyorsunuz. Hem kur’andan ayırma diyeceksiniz hem de ben onu anlayamam demek akla ve mantığa uyuyor mu? Bu durumda nereden biliyorsunuz Kurana uyduğunuzu? Rabbim ayetinde sizlere indirdiğim Kuran yetmiyor mu dedikten sonra, sizleri bu kitaptan hesaba çekeceğim diyorsa, sizce anlaşılması zor bir kitap gönderip bizleri veli dediğiniz insanlara muhtaç eder mi? Bakın apaçık ne diyor Rahman?

Zühruf Suresi 44 Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız.

Lütfen düşünün, Rabbim bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız dediği halde, acaba hesap günü sizin ciltlerce dolusu veli kişilerin kitaplarından sorumlu tutar mı? Bunu söylemek bile içimi titretiyor, üzülüyorum. Bakın sizin veli dediğiniz insanlar, Allah ın kolay bir kitap gönderdim dediği sözlerine karşı Rabbim e inatla, hayır kuran kolay anlaşılır bir kitap değildir, onu veli insanlar anlar demiyorlar mı? Velilerin ardına düşmeyin diyen Rabbimin ayetlerini gören yok ki anlasınlar. Size bahsettiğim yazımı lütfen sizden rica ediyorum okuyunuz, sanırım bunu Rabbim denk getirdi ve ben yeni ekledim bu yazıyı. Burada göreceksiniz ki Allah asla velilerin ardına düşmeyin der bizlere. işte bu gerçekleri görmeyelim diye de kuranı siz anlayamazsınız okumayın derler.

  Değerli kardeşim benim amacım ne bir cemaati özendirmek, met etmek nede bir menfaat peşinde koşmaktır. Toplumu yalnız ve yalnız Kur’anı anlayarak okuyup bizleri aldatanları tanımamızı, özgür irademizle sağlamaktır. Yol sizin yolunuz, son nefesi vermeden, geri dönüşü olmayan yola girmeden önce sizce en garantili yol Kuranı anlamaya çalışmak değilmidir? Allah cümlemizin yardımcısı olsun. Kuranın ayetlerine karşı bizleri kör ve sağır olan kullarından eylemesin. Yoksa beyazı siyah gördüğümüzün farkında bile olamayız. SAYGILARIMLA Halukgta

LÜTFEN BU LiNKTEN VELiLER KONUSUNDAKi YAZIMI OKUYUNUZ.

http://www.fussilet.com/kuranda-gecen-veli-sozlerinden-neler-anlamaliyiz-t37105.0.html


simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #10 : Ocak 20, 2010, 08:54:26 ÖS »
EHLi SÜNNET VELCEMAAT iTiKADI MESELESi
 
Bir adam " Ben Ehli sünnet velCemaatim." diyor. Alevi olsun, sünnî olsun, mu'tezile olsun, havârici olsun herkes dava ediyor, iddia ediyor: " Ben Ehli Sünnet velCemaatim... " Ama Þeyh Ahmed Ziyâeddin Gümüşhanevi Hazretlerinin buraya dikkat çekerek buyurduğu gibi, iş davada kalmıyor. Ehli Sünnet velCemaat’in alametleri vardır.
 
En azından Ehli Sünnet velcemaat, mezheblere tabi'dir. Bütün fikirlerini hayat ölçülerini mezheb imamlarından alıyor. Mezheb imamlarının görüşleri ayet ve hadisin dışına çıkmıyor. En güzeli birinci asırda olan ulema, sonra ikinci asırda olan ulema, sonra üçüncü asırda.. Ki bu üç asır hakkında Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem müsbet bir şahitlik yapmıştır; en hayırlı cemaat olduğunu beyan etmiştir. Ehli sünnete tabi olanlar hayat ölçülerini bu üç asrın içerisinde yaşayan alimlerden alıyor.
 
Þeyh Ahmed Gümüşhanevi Hazretleri diyor: " Mesela, birisi - imam Þafiî şöyle dedi, imam Malikî yahud imam Hambelî böyle dedi- dediği vakitte başka birisi de, - bu benim görüşüm... aklım öyle demez- diyorsa mezhebe karşı çıkmış olur. " Madem ki biz Hanefîyiz, Hanefî mezhebine göre hayatımızı tasnif etmeye mecburuz.
 
Ehli Sünnet alimleri namaz kılan bir kimseyi nifakla veya küfürle suçlamamışlardır. Gıybetten sakınmıştır. Birinci haslet budur. Ehli sünnet velCemaat beş vakit namazlarını cemaatle kılmıştır. ikinci alamet de budur. Ehli Sünnet velCemaat bir araya geldiklerinde, cemaat zamanında, birbirlerini günahlardan vazgeçirmeye çalışmışlardır. Eğer bir cemaat birbirini günah işlemekten vazgeçirmeye çalışmazsa Ehli sünnet velCemaat değildir.
 
Mezhebler; ayet ve hadisin izahı demektir. Görüş ve fikirleri, islamın bütün ahkamı, hükümleri temel itibarıyla ikidir:
 
Bir kısmı ictihadı kabul etmez, yani görüş kabul etmez; buna usûl-ü din denilir. Peygamber SallALLAHu aleyhi ve sellem ve ashab-ı kiram tarafından kemiyet ve keyfiyet bakımından apaçık olan hükümlerde ictihad yoktur; zinanın haramlığı gibi, namazın farz oluşu gibi, orucun tutulması gibi, namaz kılmayana ceza vermek, oruç tutmayana ceza vermek meseleleri gibi.
 
Bir kısım da vardır ki, açık olarak ashab tarafından hükmü beyan edilmemiştir. Mesela namazda el bağlamak veya bağlamamak; bir kısım ashab-ı kiram bağlamış, bir kısım bağlamamıştır. Namazda el kaldırmak veya kaldırmamak; Kunut okumak veya okumamak.. ikinci şeklinde olan, bunlar ictihâdî olur. ictihad araya girer. Ama Asr-ı saadet'te veya ikinci ve üçüncü asırda açık olarak hükmü beyan edilen şeyler ictihad kabul etmez.
 
ALLAH'ın Rasulu sallALLAHu aleyhi ve sellem, müctehidlerin hakkında bir müjde vermiştir. Müctehidler hata yaptıklarında, ALLAH onu afuv eder. Fikri isabetli olduğu vakitte, ona iki mükafat verir. bizim zamanımızda ictihad kapısı açık olsa dahi, ictihad edecek derecede, şartlarına haiz bir kimse yoktur. Beşinci asırdan bu yana, kıyamete kadar mehdi aleyhisselam müstesna, diğerlerinin hepsinin mezheb arkasından gitmek mecburiyeti vardır.
 
Ehli Sünnet velCemaat çizgisine dahil olan tüm mezhebler hak mezhebdir. Aslı on sekiz mezhebdir; zamanımızda devam eden mezhebler dört tanedir. Hanefî, Þafiî, Mâlikî, Hanbelî mezhebleridir. Yalnız Ehli Sünnet velCemaat; gençleşmiş, islam kardaşlığını temin etmiş, birbirine emr-i ma'ruf, nehy-i an-il-münkeri tebliğ eden cemaattir.


Özet olarak Ehli Sünnet velCemaat’in beş alameti vardır.
 
1- Hiç birini diğeri tekfir etmez. Her biri diğerini takdir eder.
 
2- Emr-i ma'ruf ve nehy-i an-il-münkeri, bir araya gelirlerse birbirlerine tebliğ eder. Farz, vacibleri öğretir, günahlardan vazgeçirmeye çalışırlar.
 
3- Beş vakit namazı ta'dil-i erkanla cemaat ile kılmaya çalışırlar.
 
4- Þeriat ahkamını icra etmeye çalışırlar. Kendi nefsinde, iyalinde veyahut da toplumda ALLAH'ın hükümlerini tatbik etmeye çalışırlar.
 
5- Kendisinden olmayanları dahi, ehli kıble olanları da iman çerçevesinde görürler. Büyük günah işleyen kimseye kafir demezler. Nitekim imam Azam radıyALLAHu anh zamanında bir soru kendisinden sorulmuştur. imam şöyle cevap veriyor:
 
" Yüzde doksan dokuz küfür ihtimali olan bir kimsenin, ( yüzde bire binâen) imanı hakkında hükmeder; mü'mindir deriz." Bundan gayrı, Ehli sünnet velCemaati parçalayacak olan hal hareket ve sözler, tefrikaya sebeb olur; tefrika denir.
 
Hatırlıyorum bir zamanda bu mesele ortaya konulmuştu. bir alim Ehli sünnet hakkında konuşuyordu. -Dürzî diye tabir ettiğimiz; alevilerden bir taifedir bunlar, geceleri var filan.. Tunceli tarafında, Diyarbakır tarafında bunlar çoktur. Bunlardan birisi de orada oturmuştu:
 
Ben de Ehli Sünnetim dedi. O alim de bunu tanıyor:
 
Arkadaş, senin Ehli Sünnet olmana hayret ediyorum! Neyle Ehli sünnetsin sen!?..
 
Ben sünnet olmuşum!!! ..
 
Bu da iddia ediyor: Ben de Ehli Sünnetim, diye ve Ehli sünnet olduğu iddiasının delili de var. Ben sünnet oldum diyor.
 
Cemaatsiz dini yaşamak imkanı yoktur. Üç kişi bir araya gelirse cemaat sayılır. Küçük cemaat, büyük cemaat, birisi burada, birisi burada.. Bir camide imamın arkasında namaz kılanlar, o saatte hepsi namaz kılıyorsa burada birleşiliyor.
 
Particilik yüzünden, ırk yüzünden, ticaret yüzünden, Müslümanların birbirlerinin aleyhine girmeleri doğru değildir. Partiler gelip geçici şeylerdir... Alış veriş gelip geçici şeydir. Ebedi hayat içinde; insan çalışmak, Müslüman olarak çalışmak mecburiyetindedir. Ebedi hayatı nazar-ı itibara alarak insan, cennette karşı karşıya oturur, bir araya gelir ve ister. Dini bir gaye olmaksızın Müslümanların birbirlerinin aleyhinde olmaları doğru değildir. Türk olsun Arab olsun, ne olursa olsun Lâ ilâhe illALLAH; Muhammeden Rasûlullah der büyük günahlardan sakınır bir kimse, birbirine kardaştır. Kardaş kardaşın aleyhinde bulunamaz, malına tecavüz edemez. Onun şerefini korur, namusunu korur, kendi nefsini koruduğu gibi... Böyle olursa Ehli sünnet velCemaattir.... Dürzî dedi: Ben Ehli Sünnetim!.. :Ben de sünnet olmuşum!...
 
Dini, namusumuzu, toprağımızı, Müslüman olmayanlara çiğnetmeye hakkımız yoktur, korumak mecburiyetindeyiz ve her şeyden üstün tutmak mecburiyetindeyiz. Bütün dünya kafir olsa, bir Müslüman islamiyeti kabul ettiği andan itibaren, islamiyeti kendi nefsinde iyalinde, elinden gelirse çevresinde tatbik etmeye mecburdur....
 
Not: Üstaz ismail bin Mahfûz ( ÇETiN) kuddise sırruhu'nun 27-9- 1990 Cuma gecesi Sohbetinden bir bölümdür....


simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #11 : Ocak 20, 2010, 08:55:50 ÖS »
EHLi SÜNNET VELCEMAAT KiMDiR KISIMLARI
 
 imam ibnu Subkî, Þerh-u Akîdet-i ibn-il-Hâcib adlı eserinde diyor ki:
 
   " Ehli Sünnet velCemaat, bir tek akîde üzerinde ittifak ettiler. ALLAH Teâlâ'nın hakkında vacib, caiz ve muhal olan sıfatlarda ihtilaf etmediler. Ancak bu itikada ulaşabilecek bazı meselelerde ihtilaf ettiler. Yani delillerde ihtilaf ettiler. Uzun araştırmalardan sonra anlaşılıyor ki, Ehli Sünnet velCemaat üç taifedir:
 
   Birincisi, ehli hadistir. Bunlar, sadece Kitab ve sünnete dayanırlar; bundan başkasına iltifat etmezler. Bunların delilleri, Kitab, Sünnet ve icmâı ümmettir.
 
   ikincisi, fikir, sanat ve aklî delillerle meselelerini muhkemleştiren taifedir. Bunlara Eş'ârî ve Hanefî denilir. Eş'ârilerin imamı, Ebu-l-Hasen el-Eş'ârî; Hanefîlerin imamı ise, Ebû Mansûr el-Mâturîdî'dir. Bunlar aklî delillerde ve maksatlarda müttefiktirler. Sem'î delillerden aklın mümkün gördüğü meselelerde de müttefiktirler. Ancak maksad olan bazı itikâdî meselelerin delillerinde, mesela tekvin ve taklid meselelerinde ihtilaf ettiler.
 
   Üçüncüsü, keşif ve ehli vicdan taifesidir. Bunlara sofiyye denilir. Sofîler de bidâyette, ehli nazar ve istidlal, Yani Eş'ârî ve Matûrîler gibidirler. Nihayette ise, keşif ve ilhamla hükmederler.
 
   Hafız Zebîdî diyor ki:
 
   Malum olsun ki, imam Ebu-l-Hasen el-Eş'ârî ve imam Ebû Mansûr el-Mâturîdî radıyALLAHu anhumâ, indî meselelerden son derece sakındılar. Bir bid'ati ihdas etmediler. Mezhebleri, ashab, tabiîn ve tebei tâbiîn'in yolundan ayrılmamıştır. Bilakis Selefin itikadlarını, aklî ve naklî delillerle esaslaştırdılar. Mesela imam Eş'arî , imam Þâfiî'nin görüş ve ictihadlarını, açık nasslarla teyid ederek mezhebine yardım etmiştir. imam Mâturîdî ise, aynı yolla imam Ebû Hanîfe'nin mezhebini aklî ve naklî delillerle takviye etmiştir. Her ikisi de ehl-i bid'atle savaşmışlar ve ALLAH Teâlâ onları muvaffak kılmıştır. Filhakika cihadın aslı da, bunların yaptıkları cihaddır. Bu takdirde bunlara intisab, ashab, tabiîn ve tebei tabiîn'e intisabdır. Bunlara bağlanmak, Onlara bağlanmaktır. Nitekim izz-ubnu Abdisselam diyor ki: " Þâfîler, Malikîler, Hanefîlerin kısm-ı a'zamisi ve Hanbelîlerden ehli fazilet, imam Eş'ârî'nin itikadı üzere icma' ettiler. Nitekim imam Eş'ârî'nin muasırlarından Ebû Amr-ubn-ul-Hâcib, Mâlikî olduğu halde ve Hanefîlerin şeyhi olan Þeyh Cemâleddîn de Hanefî olduğu halde, Eş'ârî'nin itikadı gibi eser yazdılar. " imam Takyeddîn ibnu Subkî, ibnu Abdisselam'ın bu naklini tasvib etmiştir.
 
   Onların zamanından şu ana kadar, onlardan hiçbir âlim, hiçbir alimi tekfîr, tebdî' ve tesfîk etmemiştir. Bu da onların hak yol üzerinde olmasına delildir.
 
   Hasılı, Ehli Sünnet velCemaat'e, sapıkların düşmanlığının yegane sebebi, tatbîk-i islamdan aciz kalmalarıdır. Onların acizlikleri, onları sevgiden çevirip düşmanlığa saptırmıştır. Önüne gelen kitap yazar; karalar, çizer. Kimisi " bilim adamı " der; kimisi " ayet, hadis " der. Buna dikkat çekmeliyiz. Ehli Sünnet velCemaatin itikâdı ve amelî ölçüleri, tevâtür senedlerle zamanımıza ulaşmıştır. Fırka-i Nâciye'de, Ehli Sünnet velCemaattir. ALLAH'ın Rasûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem, bu fırkayı:
Benim ve ashabımın üzerinde olduğumuz şey ( itikad, amel ve ahlak)dir. cümlesiyle beyan edilmiştir. Ashâbı- kirâmın itikadı, ahlakı üzere olup, ma'rûfu emreden, münkerattan sakındıran ve kebâir-i terk eden, onlar gibi ibadet eden, Ehli Sünnet velCemaattir. Onların yolunda olmak farzdır.
 
Dilara yayınları Ehli sünnetin Nazarı itikadın Ölçüsüdür isimli eserden iktibasen yazılmıştır.


simay

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #12 : Ocak 20, 2010, 09:03:21 ÖS »
SiZiNLE POLiMiÐE DAHA FAZLA GiRMEK iSTEMiYORUM.YALNIZ EHLi SÜNNETE TERS DÜÞEN VELi MÜRÞiD VE ALLAH DOSTLARINIZI iNKAR EDiÞiNiZ DEN DOLAYI ÜZERiME DÜÞEN GÖREVi YAPMAK iSTDEDiM.(EMR i BiL MARUF NEHYi ANiL MÜNKER=)AMA GÖRÜYORUM Ki RABBiMiN LÜTFU iLR HiDAYET NASiP OLUYOR SiZ BU KAFANIZDAKi SABiT FiKiRLERLE HiÇ YOL ALAMAZSINIZ.iNAT VE YÜZLERCE YILDIR SÜRE GELEN MÜCTEHiDLERiN iLiMLERiNDEN DAHA FAZLA BiR iLME SAHiP OLDUÐUNUZU DÜÞÜNEREK SiZ MALESEF KÜÇÜCÜK AKLINIZLA BiR ADIM GiDEMEZSiNiZ.iNÞALLAH BU SiTENiN YÖNETiCiLERiDE O YASAKLI OLDUÐUNUZ SiTENiN YÖNETiCiLERi GiBi HASSAS DAVRANIR  DA SiZE GÜLE GÜLE ALLAH YOLUNUZU AÇIK ETSiN iNÞALLAH DiYORUM

NeFeR

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #13 : Ocak 20, 2010, 11:16:42 ÖS »
BU SiTENiN YÖNETiCiLERiDE O YASAKLI OLDUÐUNUZ SiTENiN YÖNETiCiLERi GiBi HASSAS DAVRANIR  DA SiZE GÜLE GÜLE ALLAH YOLUNUZU AÇIK ETSiN iNÞALLAH DiYORUM





halukgta

  • Ziyaretçi
Ynt: EHLi SÜNNET ANLAYIÞI BUMUDUR?
« Yanıtla #14 : Ocak 21, 2010, 10:49:38 ÖÖ »

Ben elimden geldiğince Kur'anla sizleri uyarmaya çalışıyorum, dikkat edin Kur'anla diyorum. Bu yazıyı buraya eklememin bir nedeni vardı. Acaba nasıl bir tepki verecekler diye. Ben cevabımı aldım sizlere teşekkür ederim. Sanırım sizin de kafanızı Kur'an ayetleri ile karıştırdım. Çünkü öğrendiklerinizle Kur'an ayetlerinin bir kısmının uyuşmadığını gördünüz. Fakat uyuşmayanlardan kurtulmak çabasını göstermek yerine, size Kur'an ayetlerini hatırlatanları saf dışı etmek onlardan kurtulmak yolunu seçmek istiyorsunuz. Elbette bu sizin seçiminiz. Bu sitenin yöneticileri bunu yapabilir onların yetkisindedir. Benim yapacak bir şeyim yoktur. Hatırlayınız sizlere yanlız ve yanlız Kuran ayetlerini hatırlatıyorum ve siz bu ayetlerin karşısına beşerin sözlerini çıkarıyor ve onunla eş tutuyorsunuz. Bu sizin seçiminizdir sözüm olamaz. Her şeyin sonucu bir gün karşımıza gelecektir. Bende bu konuşmamızın hükmünü Yüce Rabbim e bırakıyorum. Ben görevimi yaptım ve Rabbin kelamını hatırlattım. Mahşerde hesabın görüleceği gün görüşmek üzere. SAYGILARIMLA Halukgta

AÞADA LiNKiNi VERDiÐiM YAZIYI OKURSANIZ, HADiSLER KONUSUNA ÇOK DiKKAKLE YAKLAÞMAMIZ GEREKTiÐiNi ANLAYACAKSINIZ

NOT: http://www.fussilet.com/hadisler-itikadi-konularda-delil-olabilirmi-t37120.0.html
[/


GoogleTagged


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
5 Yanıt
3319 Gösterim
Son İleti Ağustos 10, 2009, 04:00:35 ÖS
Gönderen: Yara ßenim
0 Yanıt
2074 Gösterim
Son İleti Kasım 05, 2008, 08:35:29 ÖS
Gönderen: Fussilet
2 Yanıt
3461 Gösterim
Son İleti Aralık 30, 2008, 03:20:47 ÖS
Gönderen: Hira
45 Yanıt
12043 Gösterim
Son İleti Ekim 04, 2009, 02:13:06 ÖÖ
Gönderen: Týlsým-ý Muðlak
0 Yanıt
2221 Gösterim
Son İleti Şubat 22, 2011, 11:16:26 ÖS
Gönderen: haksahibi

Powered by SMF 2.0.9 | SMF 006011, Simple Machines LLC
TinyPortal 005-2012 | Theme Lamartine by Smfdesign | Женский журнал | Rulman | istanbul Basim Merkezi | Haber | Dizi izle | Çimstone Fiyatları | Full Film izle Bu sayfa 0.702 saniyede 30 sorgu ile oluşturulmuştur