Temmuz 16, 2019, 12:32:42 S
Haberler:

Allah size verdiði rýzký kesiverse, size rýzýk verebilecek olan kimdir? Hayýr, onlar azgýnlýk ve nefrette direnip durmaktadýrlar. (Mulk -20)

BoÞ VakiT Mi Dediniz? Oda Ne Ki ?

Balatan ...Tefekkür..., Ekim 26, 2009, 12:35:15 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

...Tefekkür...




[...] Müslüman açýsýndan “boþ kalmak, iþlevsiz olmak” anlamýnda “tatil”, sýðýnak deðil; þeytânî bir tuzaktýr. Þuurlu bir mü’min, “din”lenmeden dinlenemeyeceðini bilir.

“Boþ zaman” kavramý, aynen “tatil” gibi, modern çaðýn zihnimize ve oradan da tüm organlarýmýza bulaþtýrdýðý bir virüstür. Ýslâm kültüründe “boþ vakit” kavramýna yer yoktur. Çünkü dinimiz, zamanlarýmýzý her ânýndan hesaba çekileceðimiz bilinciyle hep dolu dolu geçirmemizi ister. Hayatýmýzýn her dakikasýný planlayan Ýslâm adlý bir disiplinden vazgeçmenin acýlarýný her alanda yaþýyoruz. Düðünlerin, programlarýn belirtilen saatte baþladýðý pek nâdirdir. Zamanýnda gelenler, uzunca boþa bekletilerek cezalandýrýlýrken, program geciktirilerek gecikenler ödüllendirilir. Randevu saatlerine pek uyulmaz; beþ-on dakikalýk gecikmenin üzerinde bile durulmaz. Suçlu da bellidir zaten: Trafik ve yoðunluk. Günümüzde roller o kadar deðiþmiþ ki… Batýlýlar bütün zamanlarýný planlarken Doðulu insanlarýn vakitleri hep beklemekle geçer. Batýlý bir üniversitede profesörün biri derste Doðu ile Batýnýn farklarýný uzun uzun anlatýrken, öðrencinin biri soruyor: “Hocam, dünya yuvarlak, kuzeyle güney arasýnda da bir çizgi yok. Neresi Batýdýr, neresi Doðu? Sýnýr nereden baþlar, nerede biter?” Hoca, kýsa bir müddet durup düþündükten sonra cevap veriyor: “Doðuya doðru gidin; otogarlarda, istasyonlarda, hava meydanlarýnda, otobüs duraklarýnda insanlarýn uzun müddet beklediðini gördüðünüz, kahvehane ve benzeri yerlerde saatlerce boþ boþ oturulup vakit öldürüldüðüne þahit olduðunuz yerler Doðudur” diyor. Bu, kendini beðenmiþ Batýlýnýn yanýldýðýný söylemek isterdik, ama günümüz gerçekliðine bakarak söyleyemiyoruz; inþaallah yarýn tam tersini ispatlayacaðýz; boþ vakti hoþ vakte çevirerek. Gelecek, zamanlarýný programlý ve verimli kullananlarýn olacak. Düzenli çalýþan “az”lar, tembel “çok”lara galip gelecek.

Boþvermiþ Ýnsanlarýn Boþluða Atýlýp Boþa Geçirdikleri Kayýp Zaman: Boþ Vakit

Vakit öldürmek ne demektir? Bir þahýs vardýr 40–50 yýllýk ömrüne o kadar çok eser ve güzellikler sýðdýrmýþtýr ki sayamazsýnýz. Bir þahýs da vardýr, hayatý tümüyle boþa geçmiþtir, ot gibi yaþamýþ, ot gibi kuruyup toprak olmuþ, unutulup gitmiþtir. Ýnsan vardýr, 24 saatini dolu dolu deðerlendirir, bir aylýk bereketli netice alýr. Bir insan vardýr, hep vakit yokluðundan, yoðunluktan þikâyet eder, tembelliðine zaman yokluðu bahanesini gerekçe gösterir. Biz hangi insan tipindeniz? Hepimiz bunu vicdanýmýza ve ortaya koyduðumuz eserlere bakarak cevaplayalým. Güzelim vakti, öldürmeye deðil, ihyâ etmeye çalýþalým. Boþ geçmeye ayrýlan ölü vakitleri diriltelim, böylece kendimiz de canlanýp dirilelim.

Helâl iþlemler yapmak üzere kurulmuþ fâizsiz bir Ýslâmî Bankada bir hesap sahibi olduðunuzu düþünün, hesabýnýza her sabah 86.400 lira para yatýrýlýyor, fakat bu paranýn hepsini akþama kadar harcamak zorundasýnýz, ertesi güne transfer edemiyorsunuz. Paranýzý kullansanýz da kullanmasanýz da hesap her akþam sýfýrlanýyor. Ne yaparsýnýz? Tabii ki hepsini harcamaya çalýþýrsýnýz. Hepimiz “zaman” adlý bu bankanýn müþterileriyiz. Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz, her akþam, gün boyunca kullanmadýðýmýz saniyelerimiz kadar zarara girmiþ oluyoruz, yarýna transfer edemiyoruz. Her sabah hesabýmýz sonuna kadar eksiksiz dolar, her akþam boþalýr. Geri dönüþ yok, saniyelerimizi “þu ân”ý yaþayarak harcamalýyýz. Hayýr! Ne harcamalý, ne harcanmalýyýz; zamanýmýzý, zamanýn en küçük dilimi olan her âný, en iyi þekilde deðerlendirmeli ve zaman adlý bu zenginlikle deðerlenmeliyiz. Zaman denilen nimeti çok iyi bir yatýrýma dönüþtürebiliriz. Ýbâdet, sâlih amel, cihad ve Allah’a yaklaþma için! Zaman kaçýyor. Her ân Allah’a kulluðun en güzelini sergilemeliyiz. Her gün iþimizin en iyisini yapmalýyýz ki mirasyedi savurganlýðýyla sarhoþ olmayalým, ayýk ve uyanýk olalým. Sermayesi olmadýðýný sanan gâfil insan, ne þikâyet edip duruyorsun? Deðerlendirilecek zamandan daha büyük sermaye mi olur?

Zaman Denilen Hazine

Bu hazineyle neler alýnmaz ki? Saðlýk, mutluluk, baþarý… Bu varlýðýn kýymetini bilmeyenler, en büyük nimetin farkýnda olmayanlardýr. Zaman kaçýyor. Zaman bir av, hepimiz de bir avcýyýz, dünya da bir avlanma alaný. Biz onu avlamazsak o bizi avlayacak. Ne demiþler: “Ava giden avlanýr.” Ya avýný tutarak veya av sandýklarýnýn avý olarak avlanýr. Yani avlanýrken özne olmak da mümkün, nesne olmak da. Bir taraftan “vakit nakittir” derken, yani “deðerlendirilen zaman paradýr, en az para kadar kýymetlidir” demek isterken, diðer taraftan “zaman öldürmek” istiyoruz. Katilliðin (intiharýn mý demeli?) bu kadar trajikomiðine gülünmez, olsa olsa aðlanýr. Ama Mehmed Âkif’in de dediði gibi, “býrakýn gülmeyi, aðlamaya bile vaktimiz yok.” “Felekten bir gün çalmak” da benzer kapýya çýkýyor. Gayrý meþrû eðlenmeye bu ad verilirken, feleðe (daha doðrusu þeytana) gününü çaldýrdýðýný fark etmiyor insan.

Vakit nakittir dense de, zaman nakit deðildir. Öyle olsaydý çarþýda, pazarda alýnýp satýlýrdý. Ama nakit zamandýr, kazandýðýmýz ve harcadýðýmýz her liranýn arkasýnda, onun uðrunda harcanýlan hayatýmýz vardýr. Çarþýdaki her mal ve pazardaki her hizmetin temel ölçüsü, o mal ve hizmet üretilirken harcanan yaþam süreleridir. Nakit/para, o hayat sürelerine biçtiðimiz deðerdir. Ve her þey böyle olunca hayat denilen mûcize ne kadar ucuza gider yâ Rabbi! Bir Arap atasözü þöyledir: Yakutlar vakitlerle satýn alýnabilir, ama vakitler yakutlarla satýn alýnamaz. Diðer bir Arap atasözüne göre, zaman bir kýlýçtýr; kendisini kullanmayý bilmeyeni kesen bir kýlýç…

Aslýnda, ahmaklar zamaný nasýl öldüreceðini, akýllýlar ise nasýl kazanacaðýný düþünür. Ýnsan, zamaný öldürüyorum derken, aslýnda zaman da onu öldürüyor, ölüme yaklaþtýrýyor. Basit bir insan zamanýný nasýl öldüreceðini, deðerli bir in­san da nasýl kazanacaðýný düþünür. Evet, zamaný öldürmekten söz ederiz, ama bizi öldüren zamandýr. Onun görevi seni öldürmek diyerek; ondan aceleci davranýp sen de onu öldürme. Çünkü zaman senin katilin olabileceði gibi, seni mânen dirilten de olabilir. Seni ölümsüzleþtirecek de, öldükten sonra güzel yaþatacak da zamandýr. Yeter ki zamane çocuðu olma, zamanýn çocuðu olacaðýna, zaman adlý ele avuca sýðmaz mâcera düþkünü varlýðý iyi yönet, onunla güzel geçin.

Zamaný nasýl kullanmalýyýz? Hayatýmýz boyunca baþucumuzda, daha doðrusu baþýmýzýn içinde duran bir sorumuz olmalý ve davranýþýmýzla vereceðimiz güzel cevabýmýz. Çünkü her nefes alýp verdiðimizde ömür hazinemizden biraz daha kaybediyoruz. Vaktini en güzel þekilde deðerlendiren ashâb-ý kirâmýn hayatlarýnýn en zevkli ve anlamlý anlarý insanlara tevhid mesajýný ilettikleri zamanlar idi… Bizim hayatýmýzýn en zevkli anlarý keyfimiz doðrultusunda oluyorsa, onlarý örnek alamadýðýmýz ortaya çýkar. Hayatý seviyorsak, zamanýmýzý boþ geçirmemek zorundayýz; çünkü zaman, hayatýn ta kendisidir. Sabahleyin kaybedeceðimiz bir saatin, hatta bir dakikanýn bütün gün zararýný çekeriz.

Boþ Vakit de Ne Demek?

Müslüman, her dakikasýna varýncaya dek zamanýný nasýl kullandýðýnýn Allah’ýn huzurunda hesabý sorulacaðýnýn bilinciyle kendisine bir zaman planlamasý yapmalýdýr. Allah’ýn biz Müslümanlardan zaman konusunda istediði nedir? Zaman denilen emaneti bize niçin vermiþtir? Bu emanete ihânet nasýl ortaya çýkýyor? Allah için zamanýmýzý nasýl kullanmalýyýz? Zamanýmýzý boþa harcamanýn bu sorularla ne gibi bir iliþkisi vardýr? Bunlarý iyi deðerlendirmeliyiz.

“Boþ zaman” kavramýnýn açýlýmýný doðru yapmalý, bu ifadeyi kullandýðýmýzda zamana ve dünyaya bakýþ açýmýzý göstermiþ olduðumuzu hatýrdan çýkarmamalýyýz. Gerçekten, nedir boþ zaman? Ekmek parasý için sabahtan akþama kadar uðraþýp akþam evimize geldiðimizde ailemizle dolu dolu geçireceðimiz o güzelim zamanlara mý “boþ” denilir? Ýþten arta kalan zamana “boþ” dersek, sadece iþi dolu kabul eden, hayatý iþten ibaret sayan bir makineden farkýmýz olur mu? Yoksa, hayata, Allah’a kulluk ve ibadet için geldiðimize göre, ibadetlerimizden arta kalan zamana mý demeli boþ zaman diye? Ýyi de, hayatýmýzýn her ânýný ibadet þeklinde geçireceðimize göre, boþa geçen, boþ zaman kalýr mý dersiniz hayatýmýzda? Yoksa “boþ zaman diye bir þey yoktur, boþa geçirilen zaman vardýr” mý demeliyiz? Ya da dünya ve âhirette karþýlýðýný alacaðýmýz bir hayýr için, yani Allah için, O’nun rýzâsýný kazanma amacýyla yaptýklarýmýzýn dýþýndaki her þey midir boþa geçirilen zaman?

Zamanýmýzý Boþ ve Yararsýz Eylemlerden Uzak Tutmalýyýz

Ýçi boþ þeyleri yüceltmenin, boþ þeyler peþinde koþmanýn tipik bir örneðidir futbol. Ve boþ þeylerle avutulup boþluk içinde býrakýlan boþ vermiþlerin afyonudur müzik, eðlence ve her tür tembellik. Her biri usta birer illüzyonist olan egemen güçler; futbol, müzik, chat ve benzeri eðlencelerle halký hipnoz ediyorlar. Gözleri baðlanmýþ, baþka bir þeyi görüp düþünemeyen gençler sürüleþsin, çoban rolündeki kurtlarý fark edemesin diye. Meþhurdur: Ýspanya’yý 1935-1975 yýllarýnda tam 40 yýl yönetmiþ olan General Franco; “bu kadar uzun yýllar iktidarda nasýl kaldýn?” diyenlere bu iþin sýrrýný þöyle açýklamýþtý: “Üç F sayesinde; halký üç F ile meþgul ettim…” Üç F dediði þeyler: Futbol, Fiesta (eðlence), Femenino (kadýn). Evet, çaðdaþ yönetimler iktidarlarýný halký müzikle, sinema ile, TV., internet, atari, playstation türü eðlencelerle gütmenin dayanýlmaz hafifliðini sergiliyor. Bunlara, at yarýþlarý ve baþýna milli kelimesini bile eklemekten çekinmedikleri piyango diye adlandýrdýklarý her çeþit kumarý da eklemek gerekiyor.

Bir namaz vaktinde bir büyük câmide kaç kiþi Allah’a ibâdet için toplanabiliyor, bir de maç zamanýnda stadyum denilen bir tapýnakta kaç kiþi bir araya geliyor? Maça gidemeyen yüz binlerin (hayýr, milyonlarýn) TV.lerin içine girecekmiþ gibi kendini kaptýrarak izlemeleri… “Bu nasýl sevgidir, nasýl huþûdur, nasýl gönül verip baðlýlýk sergilemedir?” gibi sorularý “ibâdet/tapýnma” kelimeleriyle ancak açýklayabilirsiniz. Modern gençlik, hayatý bir futbol topunun ya da bilgisayar monitörünün içine sýðdýrmaya çalýþmakta… Oyun ve eðlenceyi en önemli, en hayatî þeyleri de oyun saymakta. Bu tabloda, haklarýný yemeyelim; düzenin ve medyanýn büyük katkýsý var, övünebilirler istedikleri kadar. Ýnsanlarýn acýlarýný geçici olarak dindirir uyuþturucular; ama kalýcý hasarlarý varmýþ, insanýn geleceðini harap edermiþ kimin umurunda? Câmilerden daha büyük müzikhollerde kalabalýklar þarkýlarla, on binlik beþiklerde kitleler futbol ninnisiyle, milyonlar TV. karþýsýnda dizi dizi dizilerle nasýl uyutulmaktadýr, uyumayan insan bunu rahatlýkla görür. “Bütün zamanýný alýp insanýn enerjisini israf ettiren ve boþ þeyler uðruna bu kadar paralar harcatan ne varsa gençlerimiz baþ tacý edinmiþ” dedirtmemeli þuurlu gençler. Delikanlý, delicesine akan kanýný, enerjisini kendini ve toplumunu hayra doðru deðiþtirmeye vermeli. Kendine sahip ve hâkim olamayan genç neye sahip olabilir ki…

Düþünsenize akþam yorgun-argýn evinize gelmiþsiniz. Evinize, mutluluk yuvanýza… Oðlunuz, her akþam, her gece olduðu gibi yine internetin baþýnda kendisine hiçbir fayda vermeyecek boþ bir iþle uðraþýyor. Kýzýnýz kulaðýna aypotunu almýþ bir köþeye çekilmiþ, arada elini oynatarak belini kývýrtarak müzik dinliyor. Eþiniz gün boyunca televizyonun karþýsýndan kalkmamýþ ve hâlâ izlemeye devam ediyor… Siz de sadece geçimi düþünüyor, baþka þeylere önem ver(e)miyorsunuz. Bütün bunlarý ve buna benzer hususlarý “boþ(a geçirilen) zaman” konusuyla beraber deðerlendirin. Ve ülkenin geleceðinin nasýl olacaðýný tahmin edin…

Hayatýn Amacý Kulluk, Kulluðun Aracý Zaman

Zaman nimetini bizlere bahþeden Allah: “Ben insanlarý ve cinleri ancak Bana ibadet etsinler diye yarattým” (51/Zâriyât, 56) diyor. Yaratýlýþ amacýna ancak zaman adlý araçla ulaþabileceðimizi unutmayalým. Biraz da zaman adlý büyük nimete dikkat çekmek için olacak; dinimizde hemen tüm ibâdetler zamanla baðlantýlý. Ýslâm’da tüm ibâdetler, gün gibi kýsa ve sene gibi uzun zaman dilimlerine göre ayar­lanmýþ. Meselâ; yýlda belirli bir ayda tutulan oruca birkaç dakika geç baþlayýp orucu birkaç dakika erken açmanýn bu ibadeti bozacaðý bilinir. Bir vaktin zamaný girmeden o vaktin namazýnýn kýlýnmayacaðýný ve vakti çýkýnca sevabýn da kaçýp gideceðini hepimiz biliriz. Ýbadetlerin zamanla baðlantýsýnýn bir amacý da, insanlarýn vakitlerini düzene koymalarýný saðlamak olmalýdýr. Orucu tam vaktinde açan insan bir dakikanýn önemini çok iyi bilir. O yüzden mü’minler boþa geçirdikleri her vakitten, her dakikadan, yani halkýn boþ vakit dediði þeyden hesaba çekileceklerini bilmek zorundadýr: “Onlar ki, laðvdan (boþ ve yararsýz þeylerden) yüz çevirirler.” (23/Mü’minûn, 3). Kurtuluþa erecek mü’minlerin özelliði olarak böyle buyrulur Kur’an’da. Yine, her dakikamýzdan hesap sorulacaðýný unutmamalýyýz: “Kim zerre miktarý hayýr iþlerse onu (karþýlýðýný) görür, kim zerre kadar þer iþlerse onu(n cezasýný) görür.” (99/Zilzâl, 7-8). Ölmeden, o büyük hesaba muhâtap olmadan önce kendimizi hesaba çekmek, zamanýmýzýn kýymetini bilmek zorundayýz.   Zamanýmýzý ibadetlerimize göre ayarlamamýz gerekiyorken, namazlarýmýzý iþten veya eðlenceden boþta kalan kýsa sürelere mi sýkýþtýrýyoruz, yoksa baþta namaz olmak üzere tüm ibadetlerimizi her þeyin önüne alarak iþlerimizi ona göre mi ayarlýyoruz?

Unutmayalým; faydasýz þey, aslýnda zararlý olan þeydir, kayýptýr. Hayýr için kullanmadýðýmýz zamanlar hayýrsýzdýr, þerle geçmiþtir. 63 yýllýk ömrüne 63 asýrlýk iþ sýðdýran o yüce insan, tek önderimiz Rasulullah (s.a.s.) þöyle buyurmuþtur: “Kýyâmet gününde bir insan, þu dört þeyden sorulmadýkça hiçbir yere gidemez. 1- Ömrünü nerede tükettiðinden, 2- Gençliðini nasýl harcadýðýndan, 3- Malýný nereden kazanýp nereye sarf ettiðinden, 4- Ýlmiyle nasýl amel ettiðinden.” (Tirmizî, Kýyâmet 1). Zamana uymayýp zamanýný Rabbinin ölçülerine uyduran ve bilgisizlik çaðýný her saniyesinin insana huzur verdiði mutluluk çaðýna çeviren Ulu Önderimiz Peygamberimiz, bir baþka hadislerinde âdetâ gâfil insanýn röntgenini çeker: “Ýnsanlarýn çoðu iki büyük nimetten gâfildir 1- Sýhhat, 2- Boþ vakit.” (Buhâri, Rikak 1; Tirmizî, Zühd 1; Ýbn Mace, Zühd 15).

Zamanýmýzý programlamayý, namazlarýmýza göre ayarlamalýyýz. Namaz, zamaný planlama ve doðru kullanma alýþkanlýðý kazandýrýr. Akþam evimize geldiðimizde yemeðimizi ailemizle birlikte yesek, yemekten sonra oturup faydalý konularda sohbet etmeye baþlasak, güzel bir kitap açýp okuyarak beraberce tahliller yapsak… Aynen Peygamber Efendimiz’in o dar zamanda Dâru’l-Erkam’da, ashâbýný yetiþtirdiði gibi, Suffe’de sahabîlerini eðittiði gibi, biz de ehlimizi ateþten koruyacak þekilde yetiþtirmeye çalýþsak ve kendi canlýlýðýmýzý hayat veren mesajla koruyup sürdürsek… Kendimizle, eþimiz ve çocuklarýmýzla, akrabalarýmýzla, komþularýmýzla ilgilensek, dâvâmýza gereði gibi ve gerektiði kadar sahip çýksak, her nefes aldýðýmýzý bizi ölümden kurtaran büyük bir nimet bilerek o oksijeni veren ve bizi ondan yararlandýran Zât’a þükretsek, O’nu tefekkür etsek, O’nun hükmüyle hayat bulsak… Evet, bunlarla vaktimizi deðerlendirsek “boþ zaman” diye bir boþluk kalýr mý hayatýmýzda?

Günümüz insaný, sanki hiç ölmeyecekmiþ ve hesaba çekilmeyecekmiþ gibi yaþýyor. Dünyaya imtihan için deðil, geçim veya seçim için geldiðini sanýyor. Dünyevîleþmenin daha dünyadayken avans cinsinden cezasýný tadýyor. Zamanýn bereketini yok edecek þekilde onu bozuk para gibi harcýyor. Teknolojik aygýtlar, hayatý kolaylaþtýrýp modern insan için bolca boþ vakit ayýrmayý hedeflediði halde modern insan, boþ vakti olmadýðýndan yakýnýyor. Temposu çok arttýðý ve nice araç-gereç kullandýðý halde, insan kendini düþünecek zaman bulamýyor; çevresine, ailesine, çocuklarýna zaman ayýramýyor. Ýbâdete ve okumaya ise zaten hiç vakit bulamayacak hale geliyor. Ýbâdet/kulluk için yaratýlan insan, önem sýrasýný öylesine altüst etmiþ ki, iþinden, gücünden, eðlencesinden vs. vakit kalýrsa, birkaç dakikasýný kulluða ve ibâdete verebiliyorsa veriyor. Kulluktan çok daha önemli sandýðý þeylere öncelik tanýdýðý için, Allah’a ayýracak vakitlerini, olmasa da olabilecek þekilde en gerilere býrakýyor. En verimsiz zamanlarýný, yorgun-argýn þekilde okumaya, sohbete veya ibâdete ayýrabiliyor en iyi ihtimalle. Ha bire koþturup duruyor, ekmek parasý için. Gerçekten ekmek mi bu kadar pahalý ve cennetten daha kýymetli, yoksa ekmeði bu kadar yücelten insan mý (daha doðrusu onu bu hale mecbur eden düzen mi) esas suçlu, tartýþýlmýyor bile.

Zaman: Tersten okursanýz dinin direði “Namaz” oluyor. Öyle ise, zaman namaz zamanýdýr, sadece Allah’a kulluk zamanýdýr.

Mutluluk baþarýya, baþarý ise zamaný deðerlendirmeye baðlýdýr. Bak, minarelerden güzel mi güzel bir ses yükseliyor: Hayye ale’s-salâh, hayye ale’l-felâh; Haydi namaza, haydi kurtuluþa!

Ahmed Kalkan
Vuslat dergisi
Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiðim de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...

Yukar git