Gönderen Konu: Zehra... Nabizade Nazım...  (Okunma sayısı 4462 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı liprade

  • 'arızalı'
  • ÖzeL üye
  • *****
  • İleti: 8616
Zehra... Nabizade Nazım...
« : Mart 12, 2009, 01:56:38 ÖS »
Zehra   Nabizade Nazım

Açıklama : Edebiyatımızın ilk natüralist romanı sayılan Zehra, 1864 yılında İstanbul'da doğan ve 29 yaşında kemik vereminden ölen Nabizade Nazım'ın tek romanıdır. Roman kişilerinin konuşmalarını, kendi dillerinin özelliklerini koruyarak veren yazar, konusunu işlerken araya girip kendi düşüncelerini belirtmekten kaçındığı için öykü tekniğine bağlı bir yapı kurmaya çalışır.

Yazar, bu kitabında kıskanç bir kadının çevresindekileri nasıl mahvettiğini, ama sonunda kendi ölümüne de neden olduğunu romancılığımızda ilk kez görülen bir derinlik ve gerçekçilikle verir. Kitapta, Zehra'nın eşi Suphi'nin üç farklı kişilikteki kadınla; Zehra, Hüsnücemal ve Ürani'yle sağlıksız evlilik ve aşk ilişkileri anlatılır ve bu ilişkiler felaketle, ölümle sonuçlanır.



ÖZET

Zehra zengin bir aile kızıdır. Küçük yaşta annesini yitirir. Sevgi ve şefkatten yoksun kalır. Bu yüzden sinirli, kıskanç ve geçimsizdir. Her şeye öfkelenir. Büyüyünce, babası onu işyerinde k''tip olarak çalıştırdığı Suphi ile evlendirir. Zehra bir süre kocasıyla iyi geçinir. Sonra eski huyları depreşir. Eşini herkesten kıskanır, durmadan onu rahatsız eder.

Suphi’nin annesi, ev işlerine yardımcı olmak üzere, Hüsnücemal adında güzel bir cariye alır. Bu durum Zehra’yı iyice çileden çıkarır. Karısından bıkan ve bunalan Suphi bu kez Hüsnücemal’e bağlanır, sonra da onunla evlenir. Ayrı bir eve taşınırlar. Zehra’nın babası ölünce Suphi onu boşar.

Zehra öç almak için bir Rum kadınını Suphi’ye musallat eder. Yosma Ürani kısa zamanda amacına ulaşır Suphi’yi kandırır, kendine bağlar Suphi’nin gözü artık Hüsnücemal’i görmez, aklı Ürani’dedir. Bu yüzden varını yoğunu ona yedirir. Sonunda iflas eder. Bunun üzerine Ürani ona sırt çevirir. Hüsnücemal üzüntüsünden intihar eder. Suphi tulumbacılığa kadar düşer. Öyleyken Ürani’yi unutamaz. Sevgilisinin başka bir erkekle yaşadığını duyunca tepesi atar. Gizlice onları izler ve ikisini de yakalayıp öldürür. Fakat kanıt yetersizliğinden kurtulur. Trablusgarp’a sürgün edilir.

Bu arada Zehra, Suphi’nin katibi Muhsin ile evlenmiştir. Yeni kocası bir süre sonra ölür. Zehra yalnız kalır. Ayrıca, Suphi’nin başına gelenleri öğrenince sinirleri büsbütün bozulur. Çünkü, için için, h''l'' onu sevmektedir. Bir gün sokakta giderken, bir dilenci kadının ansızın düşerek öldüğünü görür. Dikkatle bakınca yerdeki kadının Suphi’nin annesi olduğunu anlar. Ardından, hastalanıp yatağa düşer. Bir ay kadar ateşler içinde yatar, sonra da ölür.
 

Yazar Hakkında:

Nabizade Nazım ( 1862- 1893)

Babasının genç yaşta ölümünden sonra ninesinin yanına sığınan Ahmed Nazım'ın özyaşamsal öyküsel yapıtı Yadigarlarım'dan anlaşıldığına göre, babasının içkici ve ruh hastası bir adam olmasından, annesini de küçük yaşta yitirmesinden dolayı çocukluğu ve ilk gençliği pek de mutlu geçmemiştir.Ninesinin yanındayken Tophane Mahalle Mektebi'ni bitirerek Salıpazarı'ndaki Fevziye Rüştiyesi'ne kaydolduysa da ,daha sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi ilk bölümüne girdi.İdadi(lise) öğrenimini bu okulda tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun'da (kara askeri mühendis okulu)yaptı ve 1884 te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu;Mekteb-i Harbiye-i Şahane'ye (genel kurmay okulu) girdi.

Bu okulu da, 1886 da Erkan-ı Harbiye yüzbaşısı olarak bitirdi. Başarılı bir öğrenci olması dolayısıyla bitirdiği okulda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı;"yüksek cebir","istihkam"ve"topoğrafya"dersleri verdi."Keşif ve araştırma" yapmak üzere Suriye'de görevlendirildi.1890 da İstanbul'a döndü.Bir arkadaşının aracı olmasıyla daha önce görüp sevdiği kızla evlendi.Ama mutluluğa evlilik yaşamında da kavuşmadı;evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı.Haydarpaşa Hastenesi'nde iki yıl kadar tedavi gördüyse de iyileşemdi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar 'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi.

SANATI

Nabizade Nazım'ın ilk yazısı 1880 de Vakitgazetesinde A.Nazımimzasıyla yayımlanan Esaretbaşlıklı denemesidir.Nabizade,1880-1890 yılları arsında çok verimli bir yazın adamı konumundadir.Daha çok Coşumcu(Romantizm) etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini,öykülerini Hazine-i Evrak,Mir'at-i Alem ,Rehber-i Fünun,Afak,Berk,Manzara gibi dergilerle Tercüman-Hakikat,Servet,Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır.1891'de çıkmaya başlayan ve o sırada bir bilim dergisi niteliğinde olan Servet-i Fünun dergisinin de ilk yazarlarındandır.1896 da Tevfik Fikret'in "edebi" tönetimine geçen bu dergi,adını 1896-1901 arasında oluşan yazınsal döneme de adını veren dergidir.


ESERLERİ

Heves Ettim(şiir,1885);

Minimini-yahut-Yine Heves(şiir,1886);

Yadigarlarım(anı-öykü,1886)

Zavallı Kız(öykü.1890)

Bir Hatıra(öykü,1890)

Karabibik(uzun öykü,1891)

Sevda(öykü,1891)

Mini Mini Mektepli(okuma ve yazma parçaları,1891)

Hala Güzel(öykü,1891)

Haspa (öykü,1891)

Seyyie-i Tesamüh(-hoşgörünün kötülüğü-uzun öykü,1892)

Esatir(mitoloji,1892)

Aynalar(fizik kitabı,1892)

Zehra(roman,1896)






 

"Cehalet hıyar olmuş gidiyor son sürat/  Enkaz-ı beşer koşuyor elde tuzluk alık surat"

GoogleTagged


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
10 Yanıt
4833 Gösterim
Son İleti Mart 01, 2009, 11:12:51 ÖS
by Tarık Emre
7 Yanıt
2240 Gösterim
Son İleti Mart 10, 2009, 11:39:18 ÖS
by SUNFLOWERS
1 Yanıt
1172 Gösterim
Son İleti Mayıs 25, 2009, 05:46:47 ÖS
by Şehadete Vurgunum
0 Yanıt
827 Gösterim
Son İleti Eylül 23, 2009, 06:18:55 ÖS
by Şehadete Vurgunum

Powered by SMF 2.0.4 | SMF © 2006–2011, Simple Machines LLC
TinyPortal © 2005-2012 | Theme Lamartine by Smfdesign | Sosyal Bilgiler | Dizi izle | film izle | film izle | dizi izle | dizi izle | dizi izle | modelleri | Çimstone Fiyatları | Full Film izle
Bu sayfa 0.556 saniyede 34 sorgu ile oluşturulmuştur