Gönderen Konu: Çankırı  (Okunma sayısı 11808 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mercan

  • Ziyaretçi
Çankırı
« : Mart 11, 2009, 09:31:38 ÖÖ »
Genel Bilgiler
Yüzölçümü: 8.454 km²

Nüfus: 270.355 (2000)

İl Trafik No: 18

Yılın yarısında karlarla kaplı yüce dağları, topraklarının üçte birini kaplayan ormanları, kamp, karavan, yaya ve atlı yürüyüş, bisiklet, fotoğrafçılık ve avcılık gibi pek çok turizm çeşidine elverişli yaylaları, zengin termal kaynakları ve içmeleri, yüzyıllardır yaşatılan kültürel değerleri, sevecen insanları ve geleneksel konukseverliği ile doğayla baş başa kalmak ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyenler için idealdir.

İKLİM:
İlde genelde İç Anadolu İklimi hüküm sürmektedir. Çankırı Merkez, Ilgaz ve Yapraklı İlçelerinde kışlar yağışlı ve soğuk, yazlar kurak ve sıcak geçer. Her mevsim yağış olmakla birlikte en çok kış ve baharda görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 9-12 ºC civarındadır. Yıllık yağış miktarı 392-538 Kg/m² arasında değişmektedir. Çerkeş İlçesi’nde ise kışlar soğuk, yazlar serin geçer. En fazla yağış Yapraklı’da görülür.

İl bazında görülen en yüksek ve en düşük sıcaklık değerleri 41.8 ve –30.7 ºC’dir. İlde en fazla donlu gün Çerkeş’te 137 gün olup, Ilgaz 87 gün ile donlu gün sayısı en az ilçedir. İlde karla örtülü gün sayısı 24-62 arasında değişmekte olup, en çok Yapraklı ilçesi’nde görülür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ VE DOĞAL HAYAT:
Çankırı İlinde doğal bitki örtüsü üst florasını karaçam, sarıçam, ardıç, meşe, ladin ve köknar gibi orman ağaçları ile ahlat, kızılcık gibi meyve ağaçları teşkil eder. Alt florada ise hububat, yemlik ve yemeklik baklagiller ile deve dikeni, yumak, ayrık otu gibi bitkiler bulunur.




Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #1 : Mart 11, 2009, 09:40:23 ÖÖ »
İlçeler
Çankırı ilinin ilçeleri; Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Eldivan, Eskipazar, Ilgaz, Kızılırmak, Korgun, Kurşunlu, Orta, Ovacık, Şabanözü ve Yapraklı'dır.

Çankırı (Merkez): 1347 km² alana sahip olan Merkez ilçe; İlin güneydoğusunda yer almakta olup, kuzeyinde Ilgaz, Yapraklı ilçeleri, doğusunda ve güneydoğusunda Kızılırmak ilçesi, Çorum İline bağlı İskilip İlçesi, batısında Eldivan, kuzeybatısında Korgun, ve güneyinde Ankara İli'nin Kalecik İlçeleri ile çevrilidir.

Kent birbirine çok benzeyen çıplak, dik tepeler ile sarılıdır. Özellikle doğusunda kalan tepeler Kaya tuzu maden rezervlerinden dolayı çıplak görünümlüdür. Kentin etrafındaki vadiler ise yeşillik, bağ ve bahçelerle kaplıdır. Kuzeybatısından gelen Tatlıçay bir kavis çizerek kenti ikiye ayırır. Kuzeydoğusundan gelen Acıçay ile Tatlıçay birleşerek Acısu adını alır ve Kızılırmak'a karışır.
Kentin ticaret merkezi ve yönetsel alanı ise; Cumhuriyet Mahallesi, İstasyon Caddesi, Atatürk Bulvarı ve Buğdaypazarı Caddesidir. Denizden yüksekliği 750 metredir.

Atkaracalar: 4 Temmuz 1988 tarihinde ilçe olan Atkaracalar'ın belediye olma tarihi ise 1951 yılıdır. Çankırı'ya uzaklığı 105 Kilometre olup il merkezinin kuzeybatısında yer almaktadır. İlçenin kuzeyi Melan Çayı, Kocadağ ve Çerkeş ilçesi; güneyi Dumanlı dağı ve Orta İlçesi ile çevrilidir. Batısında Çerkeş ve doğusunda da Kurşunlu ilçeleri yer almaktadır. Toplam 363 km² alana sahip olan ilçenin, 2000 yılı verilerine göre 9977 olan nüfusunun 5468 i şehirde, 4509 u ise köylerde yaşamaktadır. İlçenin uzun yıllar boyunca, başlıca cazibe merkezleri olan Ankara ve İstanbul'a göç yaşanmış, ancak son yıllarda bu göç yavaşlamıştır. Büyük şehirlere göç eden Atkaracalarlılar’ın çoğu sanayi sektöründe işçi olarak çalışmakta, bir kısmı ise ticaretle uğraşmaktadır.

Bayramören: 1990 yılında ilçe olan Bayramören’in Çankırı'ya mesafesi 117 km.dir. İlçe merkezi Çankırı'nın kuzeybatısındadır. İlçenin kuzeyinde Kastamonu’ya bağlı Araç ilçesi, doğusunda Kurşunlu, güneyinde Kurşunlu ve Atkaracalar ile batısında Çerkeş ve Karabük'e bağlı Ovacık ilçeleri bulunmaktadır. 334 Km² yüzölçümü olan ilçede hızlı bir göç hareketi yaşanmaktadır. Halkın büyük bir çoğunluğunun köylerde yaşadığı Bayramören ilçesi, ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara'ya göç vermektedir. Tarım ve hayvancılık en önemli geçim kaynağıdır.

Çerkeş: Çankırı'nın en eski ilçelerinden olan Çerkeş'in merkeze uzaklığı 120 kilometre olup kuzeyinde Karabük'e bağlı Ovacık, doğusunda Bayramören ve Atkaracalar, güneyinde Ankara'ya bağlı Kızılcahamam ve batısında da yine Karabük'e bağlı Eskipazar ve Bolu İline bağlı Gerede ilçeleri vardır. İlçe Çankırı'nın kuzeybatı tarafındadır. 986 km² yüzölçüme sahip olan Çerkeş, Çankırı'nın merkez ilçeden sonra en geniş ilçesini oluşturmaktadır. 1950'lerden sonra başlayan hızlı göç hareketi Çerkeş'i de etkilemiş, Ankara, İstanbul, İzmir, Zonguldak ve Karabük'e aileler halinde göçler yaşanmıştır. Aynı dönemlerde mevsimlik işçi olarak Ankara'ya gidenlerin genelde inşaatlarda duvarcılık, sıvacılık ve marangozluk yaptıkları bilinmektedir. Çerkeş'te son yıllarda gıda alanında kurulan bazı büyük tesisler, bölgedeki işsizliğin azalmasına katkıda bulunmuştur.

Eldivan: 1958 yılında ilçe olan Eldivan Çankırı'ya 18 kilometre uzaklıkta olup il merkezinin güneybatısında yer almaktadır. İlçe topraklarının kuzeyinde Korgun, doğusunda Çankırı, güneyinde Ankara ve batısında Şabanözü ilçesi vardır. 341 Km² lik bir alana sahip olan ilçede tarım ve hayvancılık başta gelen geçim kaynaklarıdır. Oldukça iyi rezervlere sahip bentonit madeni ocaklarının bulunduğu ilçe de diğer ilçeler gibi göç vermeye devam etmektedir.

Ilgaz : 1888 yılında belediye olan Ilgaz, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Çankırı merkeze bağlı bir nahiye idi. Eski ismi Koçhisar olan Ilgaz'da göç veren ilçelerdendir. Tarım ve hayvancılığın ağırlıklı olarak geçim kaynağı olduğu ilçe, başta Ankara ve İstanbul'a göç vermekte ve bu şehirlere giden Ilgazlılar'dan sürekli yerleşenler genellikle Devlet kademelerinde çalışırken, mevsimlik olarak göç edenler inşaat sektöründe çalışmakta ve belirli zamanlarda memleketlerine geri dönmektedirler. Ilgaz'ın kuzey ve doğusu Kastamonu, güneyi Çankırı merkez, Yapraklı ve Korgun, batısı ise Kurşunlu ilçeleriyle çevrilidir. 784 km² lik bir yüzölçümü olan ilçenin Çankırı'ya olan uzaklığı ise 51 kilometredir.

Kızılırmak: İlin güneydoğusunda yer alan Kızılırmak ilçesi, Kalecik ilçesinin Çankırı'ya bağlı olduğu Osmanlı döneminde, bu ilçeye bağlı bir nahiye merkeziydi. Eski ismi "İnallu Ballu", daha sonra ise Hüseyinli olan ilçe 1985 yılında belediye, 1987 yılında da ilçe olmuştur. Yüzölçümü 434 km² olup, kuzeyinde ve doğusunda Çorum iline bağlı Bayat ve Sungurlu İlçeleri, güneyinde Kırıkkale'ye bağlı Sulakyurt ve batısında da Çankırı merkez ilçesi yer almaktadır. Kızılırmak ilçesinin İl merkezine olan uzaklığı 55 kilometredir. Ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığın geçim kaynağı olduğu ilçede, 1960'lardan sonra yurt dışına yoğun bir göç yaşanmıştır.

Korgun: 1990 yılında ilçe olan Korgun, daha önce Çankırı Merkez İlçeye bağlı bir belde idi. Merkez ilçeye 20 kilometre uzaklıkta olan ilçenin, kuzeyinde Ilgaz, doğusunda Çankırı merkez, güneyinde Eldivan ve Şabanözü ile batısında Kurşunlu İlçeleri yer almaktadır. Yüzölçümü 557 km²’dir. Korgun Organize Sanayi Bölgesi'nin faaliyete geçmesiyle ilçede belirli bir ekonomik canlılık yaşanmakta, ancak köylerinden göç devam etmektedir. Göç edenler genellikle İzmit Derince ile Ankara, İstanbul ve Kırıkkale'ye gitmektedirler. Halkın geçim kaynağını ise tarım ve hayvancılıktır.

Kurşunlu: Kuzeyi Bayramören ve Kastamonu, doğusu Ilgaz ve Korgun, güneyi Şabanözü ve Orta ile batısı yine Orta ile Atkaracalar ve Bayramören ilçeleriyle çevrili olan Kurşunlu'nun Çankırı'ya olan uzaklığı 90 kilometredir. İlçenin yüzölçümü 477 km²'dir. 24 Eylül 1944 tarihinde ilçe olan Kurşunlu'da göç konusundaki cazibe merkezleri Ankara, Kırıkkale, İstanbul ve Karabük'tür. Halkın geçim kaynağı ise diğer ilçelerde olduğu gibi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Çankırı Karabük demiryolu ile E 80 Devlet Karayolu güzergahında bulunan İlçe, beldesi olan Bayramören ve Atkaracalar’ın ilçe olmasıyla topraklarının bir bölümünü kaybetmesine rağmen halen hem nüfus, hem de toprak olarak büyük ilçelerimiz arasındadır.

Orta: Yüzölçümü 543 km² olan Orta İlçesinin kuzeyini Çerkeş, Atkaracalar ve Kurşunlu İlçeleri çevirmektedir. Doğusunda yine Kurşunlu ve Şabanözü ilçesinin bir bölümü, güneyinde Şabanözü ve Ankara ile batısında Çerkeş ve Ankara vardır. İlçenin Çankırı'ya olan uzaklığı 70 kilometredir. Halkın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Başlıca göç merkezleri Ankara ve İstanbul'dur. Bu İllere giden Orta'lılar daha çok kuruyemiş, pasta, börek, şeker sanayii gibi gıda sektöründe ticaret yapmaktadır.

Şabanözü: Çankırı'ya 44 kilometre uzaklıkta bulunan Şabanözü, Orta, Kurşunlu, Korgun ve Eldivan ilçeleri ve Ankara ili ile komşudur. 605 km² yüzölçümü bulunan ilçede hayvancılık ve tarım yapılmakta, halkının bir kısmı ise Ankara'ya mevsimlik olarak çalışmaya gitmektedir. Büyük göç olaylarının yaşandığı 1950-60 arasında çalışmak için Ankara'ya gidenler ağırlıklı olarak taş ve kum ocaklarında ve tuğla, kiremit imalathanelerinde çalışırlarken, bugün Şabanözü'nden göç etmiş olan ilçeliler, gittikleri yerlerde çok değişik iş kollarına dağılmış durumdadırlar.

Yapraklı: Çankırı'ya 32 kilometre uzaklıkta bulunan Yapraklı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde panayırıyla ünlüydü. Söz konusu panayıra imparatorluk coğrafyasının çok uzak bölgelerinden bile tüccarların alış veriş yapmak üzere geldikleri bilinmektedir. Bu panayır, o dönemlerde yalnız Yapraklı'nın değil, Çankırı'nın da ekonomik hayatına canlılık getirmekteydi. Yapraklı Panayırı'ndan hemen sonra, müddeti üç gün olan bir panayır da Çankırı'da kuruluyor, Yapraklı'dan ayrılan tüccarlar başka bir panayıra ya da memleketlerine gitmeden önce Çankırı'ya uğrayarak alış veriş yapıyorlardı. İlçenin güney ve batı sınırları Çankırı merkez ilçe ile sınırlıdır. Kuzeyinde Ilgaz ve Kastamonu, doğusunda ise yine Kastamonu'nun bir kısmı ile Çorum İl sınırı bulunmaktadır. Toplam 719 km² yüzölçümü olan ilçede halk tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. İlçe sınırları içerisinde bulunan Büyük Yayla 1600-1700 metre yükseklikte bir turizm ve doğa cenneti gibidir.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #2 : Mart 11, 2009, 09:44:20 ÖÖ »
Coğrafya
İç Anadolu Bölgesinin kuzeyinde İç Anadolu ile Batı Karadeniz geçiş alanında bulunan Çankırı ilinin denizden yüksekliği 723 metredir. İlin kuzey sınırındaki dağlar aynı zamanda en yüksek kesimini teşkil eden Kuzey Anadolu dağlarının ikinci sırasındaki Ilgaz Dağlarıdır. İl sınırları içindeki akarsuların en büyüğü, aynı zamanda ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak'tır.

İlin ormanları başta Ilgaz ilçesi olmak üzere Eldivan, Elaman, Eğriova, Düvenlik, Işık Dağı, Ilısılık, Yapraklı, Sarıkaya, Karakaya ve Erikli dağları ve çevresindedir. İldeki bitki örtüsünün üst florasını oluşturan iğne yapraklı ağaçlar, özellikle karaçam, sarıçam, ardıç, meşe, ladin ve köknar gibi orman ağaçlarıyla ahlat ve kızılcık ağaçlarıdır. Ayrıca akarsular  boyunca söğüt ve kavak ağaçları ile zengin meyve bahçelerine rastlanmaktadır.

İlde İç Anadolu Bölgesi'nin kara iklimi egemendir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçmektedir. En sıcak aylar Temmuz ve Ağustos, en soğuk aylar Ocak ve Şubat'tır.

Tarihçe
Çankırı'da Neolitik Devirden (M.Ö.7000-5000) bu yana kesintisiz bir yerleşimin varlığı bilinmektedir.

Çankırı sırasıyla Hitit, Frig, Kimmer, Pers, Büyük İskender, Roma, Bizans, Selçuklu, Danişment, Candaroğlu ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. Bizans Döneminde Germanikopolis ve Gangra, daha sonraları Kengri olarak adlandırılan İl, Cumhuriyet Döneminde Çankırı adını almıştır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #3 : Mart 11, 2009, 09:49:42 ÖÖ »
Kültürel Detaylar
Dil
Çankırı Ağzı ve Bazı Yöresel Sözcükler

Çankırı ağzı, ilin komşularından olan Kastamonu ve Çorum'un ağızlarıyla benzerlikler gösterir. Çankırı'ya özgü kimi ağız özellikleri şöyledir:
<a> sesi zaman zaman <o> ve <e> sesine dönüşür. Baba-boba; mezar-mezer, gibi.
<e> sesi <ö> ve <a> sesine dönüşür. Gece-geca; değil- döğül gibi.
<ı> ve sesleri veya <ü> sesine dönüşür. Gidemedik- gidemedük, aldım-aldum gibi.
<ü> sesi ise bazı sözcüklerin kullanımında <ö> sesine, sesi ise <o> sesine dönüşür. Küser-köser; uyanır-oyanur gibi.

Sözcüklerde ünsüz değişmeleri sıkça görülür. <ç> sesinin yerini çoğunlukla <ş> sesi alır. Geçtik-geştik; gençlik-geşlik'gibi.

Bazı sözcüklerde <t> sesinin yerini <d> sesi, bazılarında da <d> sesinin yerini <t> sesi alır. Tazı-dazı; geçti mi-geşdi mi gibi.
<k> sesi çoğu kez <g>, <ğ> ve <h> sesine dönüşür. Çakarım-çaharun; kalbur-galbur; ''şık-''şığ gibi.
<r> sesinin <1> sesine, <1> sesinin ise sesine dönüştüğü görülmektedir, öğrenmek-öğlenmek; kalsın-kassın gibi.
Yöresel ağızda zaman zaman <ğ> sesi <y> sesine <z> sesi ise sesine dönüşmektedir. Değirmen-deyirmen; Pazu-pasu gibi.
Sözcük sonundaki geniş zaman eki veya sayı edatı olan <r> sesini düştüğü görülür. Alır-alı; bir-bi gibi.
Yine sözcük sonlarında <ğ>, <h> gibi ses veya <yı>, <yi> gibi ek düşmeleri de vardır. Gideyün-gidem; Dağ-da gibi.
Bazı fiillerde <m> sesinin yerini <n> sesi alır. Aldım-aldın, yapacağım-yapacan gibi.

>Halk Bilgisi
Sütü Gelmeyen Anneler - Çobana soğan ve ekmek verilir.Çoban verilenleri akşama kadar dağarcığında taşır ve akşam loğusa kadına bunlar verilir.
Siğil- Bulgur pilavı yenilirken yere dökülenler toplanır. Çıkına yerleştirilerek ocaktaki kurumluğa bırakılır. Kuruyuncaya kadar siğillerin kuruması dilenir.
Sıtma- Yumurta sirke içine konur, sarımsak ilave edilir ve hastaya içirilir.
Zafiyet- Söğüt yaprağı, sarımsak, nane, yoğurt, sirke karıştırılarak içirilir.
Romatizma- Kırmızı acı biber, kil karıştırılır ve hamamda ağrıyan yere sürülür.
Diş Ağrısı- Dişin ağrıdığı kısmın ters yönündeki nabza, döğülmüş sarımsak sürülür.
Ezik Tedavisi- Hasta oniki saat derinin içinde içinde ve oniki saatte dışında yatırılır. Buna deriye çekme denir.
Yürümeyen çocuk- Üç Cuma çocuğun ayakları bir ip parçası ile bir birine bağlanarak cami kapısına götürürler. Camiden ilk çıkan şahıs çocuğun ayağındaki ipi keser. Çocuğu arkasına baktırmayarak evine götürürler.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #4 : Mart 11, 2009, 09:57:18 ÖÖ »
Halk Şiiri
Şiirler
ILGAZ
Yıldızlar çamlara değer de geçer
Gün buradan başını eğerde geçer
Sular dizlerini döğerde geçer
Bir Ilgaz, Er Ilgaz, Ilgaz, Yar Ilgaz
Dalı var, göklere yeşil direktir.
Gülü var, dağlara düşmüş yürektir
Yolu var, içinde gitsek gerektir.
Başında bir tavus tuğ gibi çamlar
Karşıdan bir zümrüt çığ gibi çamlar
Bir Ilgaz, Er Ilgaz, Ilgaz, Yar Ilgaz

Zeki Ömer DEFNE

MERSİYE
Sen uçtun ey baba cennete, bizi
Babasız, kimsesiz, yetim bıraktın.
Gözlerimiz döker yaş dizi dizi
İçimize sönmez ateş bıraktın.


Der idin:”Okusun evlatlarımız”
Bu muydu Allah’tan muratlarımız?
Kırıldı kolumuz, kanatlarımız
Bizleri emanet kimlere bıraktın

Bayramda öpelim kimin elini?
Felek cümlemizin büktü belini.
Kırdı kalbimizin ince telini
Bizleri kederli, dertli bıraktın.

Ahmet Talat ONAY

Maniler
Çankırı yöresine özgü manilerde göze çarpan en önemli özellik, manilerde yerel ağzın çok belirgin olmasıdır. Ağırlıklı olarak aşk, sevda ve doğa temalarının işlendiği manilerde hasret, vuslat, ölüm vb. konular da işlenir.

Çankırı'ya özgü manilerden birkaç örnek aşağıya alınmıştır.

Ata binen ağadır
Atın yönü dağadır
Ela gözlü sevgilim
Bu maniler sanadır

Al eline kalemi
Yaz başına geleni
Seni sevdim seveli
Oldum gönül veremi

Bahçelerde kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Çankırılı derler
Biz güzeli severiz

Bir dalda iki ceviz
Aramız derya deniz
Sen orada ben burada
Ecelsiz öleceğiz

Bugün ayın onudur
Has buğdayın unudur
Evliye gönül verme
Eve giden unutur

Bu dünya arsızındır
Kara gün yarsızındır
Nerde bir dilber varsa
O da uğursuzundur

Bir değirmeni şal aldım
Dağlar başında kaldım
Beklemeye can dayanmaz
Seni Allah'a saldım

İndim çeşme başına
Sabun koydum taşına
Sevda nedir bilmezdim
O da geldi başıma

Güvercinin alacası
Güzelin karacası
Bir kız bir yiğit vurmuş
Gidiyor selacısı

Geminin başındayım
On iki yaşındayım
Eller ne derse desin
Ben yarin peşindeyim

Ak gülüm pembe gülüm
Söylesene bülbülüm
Ne dedim de darıldım
Çürüsün benim dilim

Al yastığı yüzledim
Yere koydum düzledim
Eller benim kahyam mı
Çıktım çıktım gözledim

Akşamlar oldu gene
Badeler doldu gene
Baş bozuk hotuz eğri
Yavruma ne oldu gene

Alaca karga olayım
Çatınıza konayım
Yoldan geçen yolcudan
Ben yarimi sorayım

Ak kağıt san kağıt
Ağlarım saat saat
Sen orada ben burda
Olur mu hiç can rahat

Ak inciydim ezildim
Ak gerdana dizildim
İster al ister alma
Ben alnına yazıldım

Armudun irisine
Ben yandım dirisine
Bunda darılmak olmaz
Sen de yan birisine

Asmada üzüme bak
Netime benzime tak
Be kadar dargın olsan
Gülerek yüzüme bak

Ayna düştü elimden
Karıştı gazellere
Gözüm çapkın alışmış
Bakıyor güzellere

Ayva yaprağı sararmış
Yarim beni ararmış
Kara gözlü sevgilim
Gece gündüz yanarmış

Ninniler
Çocukları uyutmak için söylenen basit monoton ezgilerdir. Dörtlüklerden meydana gelir. Her mısranın sonunda ninni sözünün her dörtlüğün sonunda hu veya ee ee denilesi adettir.

Bülbülü var kafeste,
Altını vardır feste,
Uyusun oğlum büyüsün,
Çengi kızım sen sus da.

Dağa vardım dağ yanar,
Dağda tavşanlar uyur.
Eve geldim yavrum büyür,
Uyusun yavrum ninni.
* * *
Öte geçenin bulutu,
Beri geçeye yürüdü.
Uyku benim yavrumun.
Gözlerini bürüdü.
* * *
Karga karga gak dedi,
Çık şu dala bak.
Karga seni tutarım.
Yavruma çorba yaparım.

Kuyumcular işliyor,
Hançeri gümüşlüyor.
Benim bir tek yavrumu,
Hak bana bağışlıyor.
* * *
Nenni, nenni neneşir,
Mahalleyi dolaşır.
Mahallenin kızları,
Yavrum ile oynaşır.
Ön devesi kahve yüklü,
Art devesi çadır yüklü.
Saltanatlı samur kürklü,
Uyusun yavrum nenni.
 
Ağıtlar
Ağıtların kaynağı şamanizme kadar dayanır. Orhun kitabeleri ve Divan-ı Lügat-it Türk’tede bahsolunur. Genellikle ihtiyar kadınların, ninelerin söylediği ağıtlar ölüm üzerinedir. Ölü toplum üzerinde etkisi olan kişiler, felaket, kayıplar, ayrılık, gelin giden kız, genç yaşta hastalık, cinayet ve kaza nedeniyle ağıtlar yakılır ve söylenir.


Ayrılıkla İlgili Bir Ağıt
Bir yanım ah çeker, bir yanım ağlar
Yine dumanlandı dağların başı
Akıtalım gözlerden kan ile yaşı
Yandım gine dağlar oy oy

Ölümle İlgili bir Ağıt
Düşmanların hali yerde buldular
Öldürelim diye kavil kurdular
Abidin’i ta ciğerinden vurdular
Beni bu halimde gören ağlasın
Alnı top kaküllü yarim ağlasın


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #5 : Mart 11, 2009, 10:01:10 ÖÖ »
Kalıplaşmış Sözler
ATASÖZLERİ ve DEYİMLER
Çankırı'da atasözleri ve deyimler, bireylerin yaşadıkları olaylardan elde ettikleri deneyimlerin özünü oluşturur. Aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bazı atasözleri bugün bile geçerliliklerini korumaktadırlar. Hemen hemen tamamı didaktik özelliğe sahip olan atasözleri ve deyimlerin bazıları şunlardır:

• Yoktan çıkmaz, pekten çıkar.
• Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
• Aşı olmayanın işi olmaz.
• Deliye dalaşmadan çalıyı dolaşmak evl''dır.
• Hile ile iş gören mihnetle can verir.
• Adama dayanma erir, ağaca dayanma çürür.
• Yoğurdun akına; insanın pakına bak.
• Oynamadan maksat (murat) ütmek, okumadan maksat (murat) tutmak.
• Var evi kerem evi, yok evi verem evi.
• Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi, kız anadan öğrenir sofra düzmeyi.
• Deliye kalk oyna demişler, tadı kaçtı demiş.

BİLMECELER
Yöre halkının fiziksel çevreyi algılamalarının folklorik anlamdaki ürünlerinden olan bilmeceler, özellikle kırsal kesimde bir eğlence ve eğitim aracı olarak varlıklarını sürdürmektedir. Bilmecelerdeki bir diğer özellik de bölgeye özgü sözcük ve ağız özelliklerini bünyelerinde bulundurmasıdır. Bu bilmecelerden birkaçı şöyledir:

Ahi gelür vahi gelür (Adamlar)

Muz meydanı gelür (İskemle)

Düz meydanı gelür (Sofra bezi)
Guyruklu durnalar gelür (Gaşuk)

Çukur şadurvan gelür (Çorba)

Bohçacu çengü gelür (Dolma)

Sakallı kız gelür (Tel kadayıf)

Tosyalı Memed Ağa gelür (pirinç pilavı)

Dışı gön gibi içi gan gibi (Karpuz)

Gad gad emme börek değül / Yenür emme datlu değil (Soğan)

Gad gad gadayıf
Kadı kızı pek zayıf
Vallaha zayıf billaha zayıf
Bi gözü var, bi gözü yok ((İğne)

Dam ardına saç kodum / Geleni gideni aç godum (Oruç)
Garanlık yerde cim-cort (Damla)
Gaftanı gara Gömleği saru İçinde bi gocagaru (Kestane)


DUA-BEDDUALAR (İLENÇLER)
DUA

Hacı sofrası olsun
Kökü bir dalı bin olsun
Ekenin, dikenin, mülk sahibinin canına değsin
Kazananlara Allah uzun ömür versin
Allah eksik etmesin
Allah razı olsun
Allah çok versin
Allah gönlünün muradını versin
Kolay gelsin
Allah zihin açıklığı versin

İLENÇLER
Gözün çıksın
Dizin dursun
Allah belanı versin
İri gömlek yerine, ufak gömlek görmesin ya rab
Muradına erme
Salın gıcır gıcır gitsin
Senden olanlarda sana etsin
Öküz kulağından, oğlan bileğinden yapışmasın
Gittiğin yoldan gelmeyesice
Gözün kör olsun
Ahirin kör olsun
Ahirin kör gelsin
Erme
Yiğit iken yıkıl
Yiğit arkan yerlere gelsin
Gavurun bebesi

Hayatın Dönüm Noktaları
Doğum Âdetleri ve Törenleri:
Doğum zamanı yaklaşınca evin her tarafı temizlenerek güneş gören odalardan birisi süslenir. Çocuk doğduğunda göbeği kesilerek tuzlanır. Tuzlama işlemi yapılmadığı takdirde çocuk büyüdüğünde vücudunun kokacağına inanılır. Kundaklama sırasında çocuğun göbeğine kül konularak bir çeşit mikroplara karşı koruma uygulanır. Eskiden çocuğun altına toprak serilir ve en az bir yaşına kadar ara bezi kullanılmadan sarılırdı.

Çankırı'da eskiden beri yaygın olan bir gelenek, doğumdan sonra annenin başına bir kırmızı kurdele, çocuğa da kırmızı bir başlık geçmektir. Perilerin kırmızı rengi çok sevdiği, bu sebeple de kırmızı giyenlere bir zararının dokunmayacağı inancından hareketle yapılan bu uygulama bugün de görülmektedir. Çocuğun yatak ucuna bir mavi (gök) boncuk ve altın "Maşallah" takılır. Doğan çocuk erkekse hemen babasına haber verilir ve yakın çevresindeki insanlar bir iki gün bayram yaparlar. Kız doğduğu takdirde doğum olayı fazla önemsenmeden geçiştirilmeye çalışılır. Bir gün sonra yakın akrabalar ile komşular çocuk ziyaretine gelerek yakınlık derecelerine ve ekonomik durumlarına göre altın takar veya bir kutu şeker getirirler. Çocuk ziyaretine gelenlerin temennileri "oğul yaşı uzun olsun, Allah analı babalı büyütsün, kısmeti bol olsun, aklı üstünde büyük adamlar olsun, anasına, babasına hayırlı büyüsün" şeklindedir. Evde helva yapılır ve ilk olarak doğum yapan anneye ikram edilir. Ayrıca gelen ziyaretçilere sıcak Loğusa Şerbeti ikram edilir. Ziyaretçiler ziyaret bitiminde çocuğa nazar değmernesi için üzerlerinden ya da başlarından kopardıkları herhangi bir şeyi annenin yanına bırakırlar. Nazar değdiğine inanılan çocuk için de tütsü yakmak, kurşun dökmek gibi işlemler uygulanır. Doğan çocuk Al Basmak inancından dolayı kırk gün yalnız bırakılmaz. Kırk Basmaması için yeni doğum yapmış kadınların çocuğu görmesine izin verilmez.

Anne, üç gün boyunca Kavurma Bulamacı da denilen un çorbası ve helva ile beslenir.

Evlenme Âdetleri ve Törenleri:
Bugün için büyük yerleşim merkezlerinde yaşayanların büyük bir çoğunluğu düğün törenlerini belediye nik''h veya düğün salonlarında yapsalar da geleneksel düğün törenleri gerek köylerde gerekse şehirde sürmektedir.

Düğün törenlerindeki farklılığa paralel olarak ilk tanışma ve evlenmeye karar verme süreci de farklılık göstermektedir. "Görücü usulü" denilen yöntem Çankırı ve çevresinde h''l'' ağırlığını korumakta ise de sosyal yaşamda kadının öneminin artması ve yüksek öğrenim gören gençlerin sayısındaki çoğalmanın doğal sonucu olarak "tanışarak evlenme" de yaygınlaşmaktadır.

Yok olmaya yüz tutan evlenme adetlerinin başlangıcı, erkek çocuğun bu isteğini belirtmek için yapmış olduğu bir takım hareketlerle başlar. Evlenme çağına gelmiş olan delikanlılar, isteklerini çeşitli yöntemlerle büyüklerine hissettirirler. Bu yöntemlerin başında huysuzluk yapma ve geçimsiz olma ve anne veya babanın ayakkabısını kapı eşiğine çakma gelir. Bunun üzerine anne ve babalar, ya sosyal çevrede uygun bir kız aramaya, ya da gördükleri veya olumlu özelliklerini işittikleri genç kızları büyüklerinden istemeye hazırlanırlar.

İlk önce kadınlar kızı görmeye giderler. "Küçük dünürlük" diye adlandırılan bu törenin ardından sıra "büyük dünürlüğe" gelir. "Söz kesilip" şerbetler içildikten sonra nişan töreni için gün kararlaştırılır.

Nişan töreni genellikle Cuma günü yapılır. O gün oğlan tarafına mensup kadınlar çeşitli bohçalar içinde kız tarafında hediyeler götürür. Eğlence devam ederken oğlanın annesi ortaya bir kumaş serer, kız bu kumaşa basarak içeriye girdiğinde ise nişan yüzüğünü takar. Daha sonra ise kız, kaynanadan başlayarak büyüklerin ellerini öper. Bu arada kıza çeşitli hediyeler verilir, şerbet içilir. Köylerde nişan törenlerinde;

Altmış arşın feracemin şeridi
Yüreğimde yağ kalmadı eridi
Benim yarim şu cihanda bir idi
Ağlama yavrum kaderin böyledir

Bacımızı günden yanlı deldiler
Avlumuza koyun gibi oldular
Babanın elinden seni aldılar
Ağlama yavrum kaderin böyledir
İstanbul'dan ayva gelir nar getir
Sırma kemer ince bek dar getir
Senden ayrılması bana zor gelir
Ağlama yavrum kaderin böyledir

türküsü söylenir.

Resmî nik''hın dışında, "imam nik''hı" denilen dinî tören genellikle kız ve oğlanın vekilleri aracılığıyla yapılır. Düğünden bir gün önce kız evinde bayanların katıldığı kına yakma töreni yapılırken damat ve erkekler de köy odasında ya da uygun bir kapalı mek''nda "tıraş" için bir araya gelirler. Bu arada çeyiz nakledilmiş ve sağdıç belirlenmiştir. Düğün, kız evine oğlan evi tarafından yağ, un, pirinç ve şekerden oluşan "okuyucu harcı"nın gönderilmesiyle başlar. Bu arada düğün evine bayrak dikilir ve kapı önünde davulla zurna eşliğinde halay çekilmeye başlanır.

Genellikle Pazar gününe denk getirilen gelin çıkarma öncesinde gelin giydirilerek hazırlanır. Gelinin yanında gidecek olan iki yenge belirlenir. Oğlan tarafına mensup kadınlar gelini almaya geldiğinde gelinin erkek kardeşi veya babası tarafından beline kuşak sarılarak içine para konur. Evden çıktığı sırada da başının üstünden bozuk para, arpa, buğday vs. atmak ''dettir. Bu arada başta kayınbaba olmak üzere evin büyükleri ve hoca oğlan evinin kapısında veya avluda beklemektedirler. Gelin geldiğinde burada da kayınbaba tarafından başına bozuk para, arpa, buğday vs. atılır. Bu arada avluda bulunan misafirler kayınbabaya "gelin kapıdan içeri girmiyor!" şeklinde yan şaka sözler söyleyerek gelin için bir vaatte bulunmasını sağlarlar. Kayınbaba da bunun üzerine ekonomik gücünün elverdiği herhangi bir şeyi geline hediye edeceğine dair söz verir. Gelin içeri girdikten sonra kaynanası "hoş geldin" demek için yanına girer.

Güvey ise bu arada sağdıcı ve arkadaşlarıyla birlikte "güvey gezmesi" yapar, köy odasında tertip edilen eğlencelere katılarak vakit geçirir. Akşam yemeği yendikten sonra cemaatle birlikte namaz kılmak için camiye giden güvey, buradan ilahîler eşliğinde gerdeğe gireceği eve getirilir. Kapı önünde hoca tarafından okunan dualardan sonra damadın sırtına vurularak gerdek odasına sokulur. Bu arada su dolu bir testinin kırılması ''dettendir.


Ölüm Âdetleri ve Törenleri:
Ölen kişinin çenesi ve ayakları bağlanarak üstüne bıçak, makas vb. konur. Akrabalarına ve komşularına haber verilir. Ölüm gece olmuşsa sabaha kadar başında beklenir. Bu arada
ölü evinde yas tutulup, ağıtlar yakılır.

Cenaze yıkanırken minarelerden "Sela verilerek" ölüm olayı duyurulur. Yıkanma ve kefenlenme işleminden sonra tabuta konulan cenaze eller üstünde camii yanındaki musalla taşına götürülür. Tabutu eller üstünde taşımanın sevap olduğu inancından hareketle herkes cenazenin taşınmasında görev almaya çalışır. Ölümün yedinci, kırkıncı ve elli ikinci günlerinde Kuran okunur ve dualar edilir.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #6 : Mart 11, 2009, 10:16:17 ÖÖ »
İnanışlar
Anadolu’nun bir çok yöresinde olduğu gibi Çankırı'da da dini inançların yanlış yorumlanmasından ileri gelen bk takım bani itikatlar mevcuttur. Ancak zaman içerisinde bu boş inançlar git gide kaybolmakta veya niteliksel değişime uğrayarak folklorik özellikler haline gelmektedir.

Daha çok doğum, evlilik, hiç çocuk olmaması veya hep kız çocuğu olması, hastalık vb. bir takım sebeplere dayalı olarak yatırlara ve türbelere giderek adak adamak, mum yakmak gibi batıl inançlar yaygındır. Çocuğa yönelik b''tıl uygulamaların başında "çocuk satmak" denilen uygulama gelir. Bu uygulamaya göre çocukları doğduktan sonra ölen kadınlar yeniden hamile kaldıklarında bir yatıra götürülerek orada yatan ve ermiş, evliya vb. olduğuna inanılan kişiye anne karnındaki çocuk "satılır". Bu sürede doğacak çocuğun artık evliya, ermiş tarafından her türlü tehlikeden korunacağına inanılır. Diğer bir uygulama da ise anne son çocuğunu gün doğmadan önce sokağa bırakır. Yoldan geçen ilk kişiye "bulduğun bu çocuğu bana sat" der. Bu şekilde çocuğu satın almış olur. Bu tür uygulamalarda çocuk kız ise Satı, erkek ise Satılmış adını alır.

Diğer b''tıl inançlar ise şunlardır:

Baykuş ötmesi uğursuzluktur. Yanar durumdaki bir odunla kovalanır.
Köpek ulursa uğursuzluk sayılır. Terlik tersine çevrilir. Aksi takdirde mahalleden cenaze çıkacağına inanılır.
Kurt ve tilki uğurdur.
Kadınların erkeğin önünden geçmesi uğursuzluktur.
At nalı uğur getirir.
Kulak çınlaması ve hıçkırık birisi tarafından anılmak anlamına gelir.
Giyinik iken elbisenin herhangi bir parçası dikilmez.
Yemek tabağında artık bırakan kişinin nişanlısı çirkin olur.
Çörek otu bulunan yere şeytan gelmez. Bazı köylerde tabutun içinde çörek otu koyulur.

Oyun-Spor
SEYİRLİK OYUNLAR
Çankırı'ya özgü çok çeşitli seyirlik oyun ve orta oyunu mevcuttur. Oyunlarda kılık değiştirme, makyaj yapma, maske takma ve çeşitli donanımların kullanıldığı görülür. Seyirlik oyunlarda hayvan simgelerine rastlandığı gibi Arap, Acem, Çingene gibi tiplemelere de rastlanır. En yaygın olan seyirlik oyunların başında "Bağbozumu", "Samıt (Lal) Oyunu", "Deve Kıpti Oyunu" ve bir çeşit spor türü olan "Cirit Oyunu" gelir.

OYUN-SPOR
Çocuk Oyunları
Çocuk oyunları kız-erkek karışık ya da ayrı ayrı oynanır. Bu oyunların bazıları "Yeralma Oyunu", "Tekerleme Oyunu", <eYer Kapmaca Oyunu" ve "Fes Değiştirme Oyunu"dur.
Bu oyunlardan Tekerleme Oyunu aynı zamanda büyükler tararından Sohbetlerde de oynanır. Oyun, soru sorma ve cevap verme üzerine kurulmuştur. Temel espri, cevap veren oyuncunun her soruya aynı harflerle başlayan cevaplar vermesidir. Örneğin;
-Nereden geliyorsun?
-Ankara'dan.
-Nereye gidiyorsun?
-Adana'ya.
-Yükün nedir?
-Arpa.
-Bineğin nedir?
-At.
-Sevdiğinin adı ne?
-Asiye
-Sen onun neresini seversin?
-Alnını.
-O senin nereni sever?
-Ayaklarımı.
-Ona darılınca ne dersin?
-Aygır.
-O sana danlınca ne der?
-Ayı.
-……….
-……….

Oyun A harfinden başlayarak Z harfine kadar devam eder. Her harf bitiminde soru soran ile cevap verenin o harfle başlayan birer atasözü söylemesi gerekir.

Çıngıştak- Yere çakılan kazık üzerine dönebilecek şekilde uzunca bir ağaç yerleştirilir. çocuklar ağacın iki ucuna oturarak dönerler. Kazıkla ağacın temas yerine iyi dönmesi ve ses çıkarmaması için yağ sürülür

HALK OYUNLARI

Çankırı’da halk danslarını üç ana grupta incelenebilir. Bunlar :
a) Geleneksel Halk Dansları.
b) Seyirlik oyunlar.
c) Sohbet oyunları.

Sohbet/Yaran toplantıları içinde her üç gurup oyunu görmek mümkündür. Sohbet adeta halk oyunlarının bir çıkış ve tatbik toplantısı özelliğini taşır. Zaten Çankırı kültüründe sohbet toplantıları temeli oluşturmaktadır.


SEYİRLİK OYUNLAR
Ayı, Bağ Bozumu, Cirit, Çingene Ağası, Deve, Deve Kıpti, Elekçiler, Güreş, İdam, Kız Kaçırma, Samıt-lal

Seyirlik oyunlarda güldürü, dikkat, zeka ve surat esastır.

SOHBET OYUNLARI
Dilsiz, Esir Alma, Eş tutma, Lep; Beyk, Şildir Şip, Tura, Yüzük


OYUNLARDA KIYAFET
Bacakta zıvka adı verilen bir nevi pantolon, belde ise kalın işlemeli kuşak, sırtta ise yarım kollu cepken yer alır. Gömlek olarak kırmızı renk mintan, baş ve boyunda poşu, ayaklarda ise yumuşak mes vardır.

Giyim
GELENEKSEL GİYSİLER
1-Baş giysileri : Yemeni/ çember, fes, taç, erkeklerde poşu
2-Üst Giysiler : Harmani, salta, çuha, hırka, fermane, erkeklerde Cepken, yelek, içki/mintan.
3-Alt Giysiler : Şalvar, don, erkeklerde; zıvka, çakşır
4-Bütün Giysiler : Çarşaf, üç etek, kaftan, bindallı, entari, cübbe feraca.
5-Ayak Giysileri : sarı pabuç, çedik yemeni, çarık, mest, çepik, lapçin, merkap ve çorap
6-Takılar : Kemer, iğne, kremise, küpe, yüzük, bilezik, beşibirlik.

ERKEK GİYSİLERİ

Poşu- Her iki ucu sarkacak şekilde başa sarılır. Çizgili renkli ve ipekli kumaştan mamüldür.

İçlik/İşlik/İç Gömleği- Üzeri simli ipekli kumaştan yapılmıştır.

Cepken/Cepkin-Lacivert veya koyu renkli kolsuz sırma veya sim işlemelidir. Kol kısmı omuzdan bileklere kadar uzanır.
Avcı yeleği biçiminde sırta giyilir. Kolların kısım kenarları çeşitli motiflerle işlenmiş, ön kısımda iki ayrı yanda iki büyük vazo çiçek desenli sırtta ise büyükçe vazo ve çiçek stilize edilmiştir.

Vızka/Zıvka- Paçası dar, orta ve arka kısmı kabarık yan kısımları siyah şeritle süslü, önü arkası büzmeli şalvar.

Don- Lacivert renkli, önü arkası büzmeli, cepleri yandan ve cep üstleri simli paça çevresi sarı çiçek motifli ve işlemeli uçkurlu donun sağ ve sol dış kenarları belden aşağı kadar üç sıra işlemeli.

Çakşır- Bir nevi don, pantolon karışımı giysi

Şalvar- Bel kısmı uçkurla tutturulmuş ayak bileği kısmı dar, ortası geniş pantolon yerine giyilen giysi.

Cübbe- Boydan boya giyilen, düğmesiz, genelde koyu renkli

Mintan- Pamuk yada ipekten mamül, ön kısmı açık, kaytanla çaprazvari tutturulmuş.

Şal/Kuşak- Değişik renkli, ipekten dokunmuş, Selçuklu motifli, uçları püsküllü, bele sarılır.Tosya kuşkağıda denir.

Yelek- Omuz başları boyun ve kol çevreleri sarı sim işlemeli, önde etrafı çiçek motifli iki cep ve altta altı düğme bulunur.Çuval/keten kumaşından mamul lacivert renklidir.

Silahlık- Bele sarılır.

Çedik- Ayak burunları kalkık ve topuksuz ayakkabı

Çarık- ham deriden mamul, tasmayla büzülmüş ayakkabı,

Yarım Topuk Kundura- Hafif ve altı köseleden yapılmıştır.
Bunlardan başka Mestlapin-Mest-Lapçin-Merkop-Kundura adları verilen çeşitli ayakkabılar giyilir.
GELENEKSEL ERKEK GİYSİSİ
Başta fes üstüne ince ve renkli kumaştan mamul poşu, kışın sadece gözlerin görüldüğü örme. Sırta ise işlemeli kumaştan yapılmış keten içlik/göynek/gömlek, avcı yeleği biçiminde koyu renkli ceket yerine giyilen kolsuz yakaları ve kenarları sırmalı cepken. Ceket veya kollu fermane. Altta ise Şalvar/zıvga/ zıpka adı verilen önü arkası büzmeli şalvar/pantolonumsu giysi. Ayaklarda yünden örülmüş dizlere kadar uzanan renkli veya beyaz desenli çorap. Esnaf ise belde Tosya kuşağı, topuk kısmı basık efe işi yemeni.

GÜNÜMÜZDE ERKEK GİYSİSİ
Başta kasket, ceket içinde gömlek kazak veya yelek ve altta pantolon, Ayakta ise normal pabuç olduğu gibi naylon bileşimli pabuçlar, lastik giyilir.

KADIN GİYSİLERİ

Saçlar-Uzun ve tek örgülü
Fes genelde kırmızı renkli, ön taraf bütün alının hizasına gelecek şekilde altın ile kaplı. Üstüne oyalı yemeni veya çevre örtülür. Fesin püskülü bele kadar iner, fesin alt bölümünün olduğu gibi ön üst bölümündü altınla çevrilidir. Üst ile alt ön boşluk kısımda takı vardır.

Yazma- püsküllü, pullu fes üstüne örtülür.

Yemeni/Çember/Çevre-Etrafı oyalı, siyah renkli genelde gençlerin beyaz, yaşlıların siyah renkte kullandığı kenarları işlenmiş baş örtüsü, altına fes giyilir.

Taç/Tavus kuşu biçimli kartondan kesilir. Düğünlerde kaftan ve bindallı ile birlikte giyilir. Ortasına elmas veya mücevher dikilir.

Hermani/Salta-Kadife veya çuhadan yapılır. Üzeri sırma işlemelidir. Üç etek üzerine belden yukarı giyilir. Boyu bele kadar uzanır. Kol ağızları ve yakalar özenle sırma işlemelidir.

Bindallı-Yörede en hakim giysilerden birisidir.Tek parçalı ve belden kesiksizdir. Mor veya bordo kumaştan yapılmış üstü altın renkte sim veya sırma ile işlenmiştir. Gümüş ve altın kemer aksesuarını oluşturur. Yaka kısmı biraz açık ve kollar bilek kısmında genişler.

Telli-Entari türü giysilerdendir. Kendinden simli, desenli ve ipek kumaştan yapılmıştır. Gümüş veya altın kemer aksesuarı tamamlar.

Okkalık- varlıklı aile giysilerindendir. İşlemleri altın veya gümüştendir.

Fermane-siyah, bordro,mor renklerden oluşan kadifeden dikilir. Üç eteğin üzerine giyilir. Sırma ve simle işlenir, motifler oldukça albenilidir. Kollar uzun, yaka ise diktir.

Önden açık ve yakalar kapalıdır.
Çuha-üç etek üzerine giyilir.
Çuha hıka-üç etek üzerine giyilir.
Çarşaf/Ferace-Çoğunlukla siyah renklidir. İki parçadan oluşur, bütün vücudu örter.

Gömlek-Hakim yakalı, sol omuzlar düğmeli, önde yaka altında dört adet düğme ve düğme çevresi ile kollar kurşuni işlemeli, patiskadan mamül olup kolları düğmesizdir.

İçlik-ipekli veya pamuktan mamül iç giysi.

Kuşak-Günlük kıyafette bele sarılır, uçlarında bağlamaya yarayan bağcıklar bulunur.

Şal-Çeşitli desenlere sahip bir nevi geniş kuşaktır.

Kaftan-Bindallı- Boy uzunluğunda, boydan boya giyilir. Baştan aşağı sırmalarla işlenmiştir.

Önlük-Kuşak üzerine bağlanır, genelde koyu renkli ve üst uçlarında bağcıkları vardır.

Don-Genelde basmadan mamül ve renklidir. Üç eteğin altına giyilir. Paça kısmı dar diğer kısımlar geniştir. Bele uçkurla tutturulur.

Üçetek-Arkası düz önü iki parçalıdır.Arkadaki düz parça topuklara kadar sarkar, öndeki iki parça ise bele dolanır. Hint kumaşından yapılmış üzeri altın veya gümüş sırma işlemelidir. Dantellere harç adı verilir. Gümüş yada altın kemer aksesuarını oluşturur. 1960’lı yıllara kadar giyiliyordu.

Şalvar-Renkler canlı, canfes denilen ağır ve sade ipekli kumaştan yapılır. Üzeri işlemelidir. Uçkurla bele ve bağcıklarla bacağa tutturulur.

Çoraplar-Yazlık olanlar tiftikten, kışlık olanlar ise yünden örülür. Beyaz yünden örülenler genelde uzun boyludur.

Ayakkabılar-Yemeni – Altı ince kösele topuksuz ayakkabı

Sarı Pabuç-kenarsız ve ökçesiz ayakkabı

İskarpin-Siyah renkli kösele ayakkabı

GÜNÜMÜZDE KADIN GİYSİSİ
Başa eşarp, elbise üstünde kazak, don, ayakta naylon esaslı, kösele pabuçlar giyilir. Etek buluz şeklinde giyim yaygınlaşmaktadır.

TAKILAR

Takılar kadife kurdele yada zincire dizilmiş 25-30 sıra inci. Beşibirlik/Kremise ve bilek adını boyuna takılır.

Bilek-25-30 sıradan oluşur, inci veya beşi birlikten oluşan takı

Elmas İğneler-Yaylı dal adı verilir fese takılır.

Bilezik- Çeşitli kalınlıklarda olup bileğe takılır. Düz ve burnu gibi çeşitleri vardır.

Hamayıl-Gerdanlıkları incili, göğüsleri altın kaplama göğüslüklü ve sıra altınlı. Ancak bir büyük veya erkek yanına gelindiğinde baş örtme ihtiyacı hissedilir.

Kemer- Altın veya gümüş sırmadan yapılır. Genelde üç etek, okkalık giyildiğinde bele takılır.

Küpe-İnci veya altından olur, çeşitli boy ve şekillerdendir.

Kremise- Kadife kurdele veya zincire dizilmiş altınlardan oluşur.

Yaylı Dal- Fese takılan altın iğneye denir.

Yüzük- Muhtelif genişlikte düz ve işlemeli altından yapılmıştır.

Yiyecek-İçecek

Çankırı yöresinde geleneksel beslenme biçimi etkinliğini sürdürmektedir. Yöre insanının beslenme alışkanlıklarında Orta Anadolu özellikleri görülür. Beslenmenin temelinde buğday ve buğday ürünleri bulunmaktadır. Tarhana, bulgur, keşkek, yarma, erişte vb. yiyecekleri ev ekonomisi çerçevesinde yöre halkı kendisi üretir. Anadolu'nun pek çok yerinde olduğu gibi kimi yiyecek maddeleri kurutulmak, salamura yapılmak, turşu kurularak ve diğer bazı usûllerle kışa hazırlanır. Kıyma, kavurma, sucuk gibi et ürünleri, kurutulmuş fasulye, patlıcan, biber gibi sebzeler, konserveler, değişik meyvelerden reçeller bunlar arasındadır.

Hamura çeşitli maddeler katılarak sacda, yağda, fırında ve tencerede pişirilerek çok sayıda yemek yapılmaktadır. Tava çöreği, yazma çöreği, bükme, gözleme, cızlama, tatar böreği, iri hamur, mantı, pıhtı, çullama bunların başlıcalarıdır. Tarhana, toyga, şaştımaşı, tutmaç, yarma, dene, cümcük gibi çorbalarda ana madde buğday ürünleridir. Yaş ve kuru sebzeler beslenmede ikinci sırayı alır. Hayvani besin tüketimi sınırlıdır.

Kentsel alanlarda hazır yiyecekleri kullanma alışkanlıkları gelişmekle birlikte evde hazırlanan geleneksel yiyeceklerin ucuza gelmesi ile dağıtım ağının hazır yiyecekleri bütün yerleşme birimlerine ulaştıracak düzeyde olmaması da durumu etkilemektedir.

Aşağıda yöremize ait bazı yiyeceklerle ilgili bilgiler verilmiştir.

Yaren Güveci: 2 kg kuzu eti güveç kabında kendi suyuyla pişirilir, 3 baş soğan, iki baş sarımsak, 5 adet sivri biber, yarım kg domates ince doğranarak, baharat (karabiber, pulbiber, kimyon), tuz ve bir kaşık salçayla birlikte ete ilave edilir. Doğranarak ayrı bir kapta kızartılan 1 kg patlıcan, güveç kabındaki malzeme ile bir sıra malzeme, bir sıra patlıcan şeklinde yerleştirilir. Üzeri domates ve biberle süslenerek üç bardak su konulmak suretiyle fırına sürülür ve yarım saat pişirilir.

Bütün Et: 2,5 kg et yıkanarak orta boy parçalara ayrılır. Bir kaşık tereyağ veya margarinle tencerede biraz çevrilir, etin miktarına göre 1-2 litre sıcak su ve 1 kaşık salça ilave edilir, 7 baş orta büyüklükte soğan bütün olarak etlerin arasına yerleştirilir. Pişen etler tek tek ayrı bir tencereye yerleştirilir, tel süzgeçten geçirilen et suyu ve tuz ilave edilerek bir taşım kaynatılır. Bir çay kaşığı baharat (yeni bahar) ilave edilerek servis yapılır.

Mantı: 2,5 bardak un, bir yumurta ve yeteri miktar tuz konularak katı bir hamur elde edilir. Büyükçe pazılanarak dinlenmeye bırakılır. 200 gr kıymaya, ince kıyılmış yarım demet maydanoz ve 1 adet soğan tuz, karabiber ve nane eklenir ve yoğrularak iç malzemesi elde edilir. Pazılar un yardımıyla 2 mm kalınlığında açılır. Enine ve boyuna 2 cm aralıklarla kesilerek ortaya çıkan karelerin içine bir miktar malzeme konulmak suretiyle kapatılır. Kaynamış tuzlu suya atılmak suretiyle pişirilir. Süzgeçle ayrı bir kaba alınan yemek üzerine sarımsaklı yoğurt ilave edilir. Yağ, salça, biber ve nane ile yapılan karışım üzerine dökülerek servis yapılır.

Bazlama: Mayalı hamurdan yapılan ekmek çeşididir. Un, ev mayası, kaynatılmış veya suyu çıkartılmış patates ezmesi bir miktar yoğurt ve tuz kullanılan bazlamanın yapılışı ise şöyledir. Elenen un yekpare ağaç gövdesinden oyulmuş tekne içine konulur. Teknenin boş bırakılan kısmına ev mayası, patates ezmesi, yoğurt ve tuz ilave edilerek hamur yoğrulur. Katı olması durumunda su ilave edilerek kulak memesi yumuşaklığına gelinceye kadar yoğurma işlemine devam edilir. Mayası gelmesi için üstü örtülmek suretiyle bir saat kadar bekletilen hamur büyük pazılar halinde tekneden alınarak el yaslağacı (el yaslı ağacı) kullanılarak açılır. Bir örtü üzerine alınan açılmış hamurlar üzeri örtülerek bir müddet daha bekletilir. Küllenmiş kızgın sac üzerinde pişirilen hamurlar soğuduktan sonra kullanılır.

Yağlı Gözleme: Un, su ve tuz ile maya katılarak elde edilen hamur mayası gelinceye kadar bekletilir. Küçük pazılar alınarak ince olarak açılır ve sac üzerinde pişirilir. Üzerlerine yağ sürülerek üst üste konulan ekmekler sıcak olarak servis yapılır.

Katmerli: Un ılık suda içine maya konularak hamur yapılır. Üzeri iyice örtülerek dinlenmeye bırakılan hamur, mayası gelince avuç içi büyüklüğünde pazılanır. Oklağaç (ince ve uzun oklava) yardımıyla kalınca açılan hamur içine sıvı yağ sürülerek katlanır. Araları yağlanarak birkaç kat yapılan hamur tekrar normal kalınlıkta açılır ve kızgın sac üzerine alınır. Pişerken de tekrar yağlanan ekmek hafif soğutularak servis yapılır.

Tarhana Çorbası: İki çeşit tarhana yapılmaktadır.

a.Un Tarhanası: Koyuca yapılan ayran, ekşimesi için biraz ısıtılarak un ve tuz katılmak suretiyle katı bir hamur elde edilir. Bir hafta kadar bekleyen hamur, sabah güneş doğmadan önce küçük parçalar halinde temiz örtülere dökülür. Güneşle birlikte tavlanan hamurlar un haline gelinceye kadar ufalanır. Güneşte iyice kurutulan tarhana temiz bez torbalarda muhafaza edilir.

Pişirilmesi: Malzeme olarak l kepçe tarhana, l kaşık yağ, l kaşık salça, biraz kıyma ve tuz kullanılır. Tarhana birkaç saat önce soğuk su ile ıslatılır ve arada karıştırılarak suyu emmesi sağlanır. Yağ ve kıyma birlikte kavrulur, üzerine salça ilave edilerek bir süre daha kavrulan malzemelere ıslanan tarhana ve su ilave edilerek topak olmaması için kaynayıncaya kadar karıştırmaya devam edilir. Gerektiği kadar tuz konulur ve koyu sarı bir renk alıncaya kadar kaynatılır. Tereyağı ve kuru nane kızartılarak üzerine dökülür ve servis yapılır.

b.Katıklı Tarhana: Domates, kuru soğan, biber salçası, dere otu gibi malzemeler ince ince doğranarak karıştırılır, birlikte haşlanır. Soğuduktan sonra un tarhanası gibi yapılır ve pişirilir.

Tarhana çorbası kış dönemleri ile Ramazan aylarının vazgeçilmez birinci yiyeceğidir. Özellikle Ramazanlarda içine ıslatılmış kuru bakla ilave edilerek yenmesi çorbaya ayrı bir lezzet katar.

Keşkek: Beyazlaşıncaya kadar dibekte dövülen buğdaya keşkek denilmektedir. Tereyağı ile kavrulan etin üzerine su, tuz ve keşkek konularak karıştırılmadan fırına verilerek pişirilir.

Mıkla: Tereyağı ile kıyma kavrulur, içine ince doğranmış kuru soğan eklenerek kavurmaya devam edilir. Baharat ve tuz katılarak kısık ateşte pişirilir. Pişen et göz göz açılarak buralara yumurta kırılır. Başka bir kapta eritilen tereyağı sıcak olarak üzerine dökülür ve kapak örtülerek bir süre daha pişirilir. Ateşten indirilen yemek servise hazırdır.

Tutmaç: Yarım kg un, yeteri kadar su ve tuz katılarak hamur yapılır. Üçe ayrılan hamur pazilenerek oklava aracılığı ile açılır ve 5 mm2 büyüklüğünde kesilir. Suyuyla bekleyen haşlanmış mercimeğin üzerine dökülerek iki taşım kaynatılır. Soğumaya bırakılan yemeğin üzerine, içine iki diş sarımsağın dövüldüğü bulamaç halindeki süzme yoğurt dökülerek karıştırılır. Yağ , salça, kıyma ve kuru nane ile yapılan sos dökülerek servis yapılır.

Bamya: Kaynar su ile ıslatılan kuru çiçek bamyanın salya yapmaması için ıslama suyuna biraz tuz katılır. Bamyalar dizgi ipinden çıkartılarak gerekli temizlik yapılır. Aynı tencerede ince kıyılmış soğan, yağ ve salça konularak kavrulur, üzerine pişmiş kuşbaşı et ilave edilir ve biraz daha karıştırılarak kaynamış su konulur. Tencerenin kapağı kapatılarak kısık ateşte pişmeye bırakılır. Pişerken tuzu katılır. Serviste arzuya göre limon bulundurulur.

Yumurta Tatlısı: 12 adet yumurta sarısı ve beyazı ayrılarak farklı kaplara konulur. Yumurtanın beyazı kar rengini alacak şekilde çırpılır ve koyulaştırılır. Yumurtanın sarısı da ayrı bir kapta iyice çırpılır ve yumurtanın beyazına katılır. 2 kaşık un irmiği ilave edilerek karıştırılır. Yağlanmış kalıplara dökülerek önceden kızdırılmış fırına sürülür. 150 C’de 35 dakika pişirilir ve soğutmaya bekletilir. Bir tencereye 4.5 su bardağı su konur ve kaynatılır. Kaynadıktan sonra 5 su bardağı şeker ilave edilir. Koyuluncaya kadar kaynatılır. Şerbet soğutulmaya alınır. Tatlıya şerbet ılık olarak ilave edilir ve servise sunulur.

Hoşmerim: Tavanın içine 500 gram tereyağı konulur ve eritilir. 500 gr. un ilave edilerek pembeleşinceye kadar kavrulur. İçine kaynatılmış yarım bardak sıcak su ve 1 kahve kaşığı tuz konularak bir iki defa çevrilir. Ocaktan indirilerek servis tabağına konur ve soğutulur. Üzerine 1,5 su bardağı bal dökülerek servise sunulur.

İÇECEKLER
Kızılcık Şurubu : Malzemeler; kızılcık, şeker, su. Suda kaynatılan kızılcıkların posası alınarak, süzülen su ile kaynatma işlemine devam edilir. Koyu hale gelince isteğe göre şeker ilave edilir. 15-20 dakika daha kaynatıldıktan sonra soğutma işlemine geçilir. Konsantre hale gelen karışıma su ilave edilerek servis yapılır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #7 : Mart 11, 2009, 10:34:12 ÖÖ »
Gezilecek Yerler
Müzeler ve Örenyerleri
ÇANKIRI MÜZESİ

 Çankırı Müzesi'nin ilk çekirdeği, Eski Halk Eğitim Başkanı Şükrü Dölen ve Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri tarafından çevreden toplanmış 116 parçalık eserle oluşturulmuştur. Bunların muhafazası ve sergilenmesi için bir müzeye ihtiyaç duyulması üzerine, başlatılan çalışmalar sonucu 16 Mayıs 1972 yılında M. Ziya Kaleli tarafından Halk Eğitim binasının alt katının bir bölümünde mevcut koleksiyon sergilenmiş ve böylece Çankırı'nın ilk Arkeoloji ve Etnografya Müzesi faaliyete geçirilmiştir. Çalışmalarını 1976 yılına kadar bu binada yürüten Müze, Halk Eğitim binasının yıkılıp yerine 100. Yıl Kültür Merkezi yapılması nedeniyle Çankırı Lisesi'nin bir sınıfı depo haline getirilmiş ve müzenin büro faaliyetleri burada yürütülmüştür. 100. Yıl Kültür Merkezi'nin yapımı tamamlanınca müze, Kültür Merkezi'nin ikinci katına taşınarak 23 Ağustos 1981 tarihinde ziyarete açılmıştır.

 Anadolu'nun diğer kesimlerinde yaşamış olan medeniyetlerin izlerine bu bölgede de rastlanmaktadır. Müzede Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi eserleri sergilenip tanıtılmaya çalışılmaktadır.

Müzenin teşhir salonunda arkeolojik ve etnografik eserler birlikte sergilenmektedir.

Arkeoloji bölümünde Eski Tunç, Hitit, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Sergilenen eserler arasında pişmiş toprak kaplar, kemik, cam, boncuk, bronz aletler ve süs eşyaları, gözyaşı ve koku şişeleri, tıp aletleri, ağırşaklar, kandiller, iğneler, yüzük kaşları ve çeşitli heykel parçaları bulunmaktadır.

Etnografya bölümünde ise, Çankırı ve çevresine ait çeşitli dokumalar, el işlemeleri, hat sanatı örnekleri, baskı kalıpları, kıyafetler, silahlar, süs eşyaları ile günlük hayatta kullanılmış olan çeşitli eserler teşhir edilmektedir. 

Salonun doğusunda Kurtuluş Savaşı'nda İnebolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara hattında cephane taşımış olan tarihî bir kağnı sergilenmektedir. Cam eserler sergi salonunda ise Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli cam eserler bulunmaktadır.

Binanın dışındaki tretuvar üzerinde ise çeşitli medeniyetlere ait aslan heykelleri, mezar stelleri, mil taşları, mimari parçalar, yazıtlar ve zahire küpleri yer almaktadır.

100. Yıl Kültür Merkezi
Tel : (0376) 213 02 04
Faks : (0376) 212 25 63

Pazartesi dışında her gün 09.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

Örenyerleri

Cendere (Salman) Höyük: Ilgaz ilçesinin güneydoğusunda, Çankırı-Kastamonu karayolunun kenarında bulunan Cendere Köyü'ndedir. Bölgedeki anıtsal yapılar, Devrez Çayının güneyinde kayalık, yüksekçe bir tepenin doğuya bakan yamaçlarındadır. Burada çok sayıda insan eliyle oyulmuş mağaralar, kaya mezarları, kaya kilisesi olabileceği tahmin edilen tapınak ve amacı tam olarak bilinmeyen oyuklar bulunmaktadır. Burasının, dini törenlerin yapıldığı ve muhtemelen Höyükle bağlantılı, kutsal kabul edilen alanlardan olduğu tahmin edilmektedir. Kaya tapınakları, ulaşım yollarının geçtiği sarp ve dar geçitlere, kervanların, talancı eşkıyadan korunması amacıyla ibadet ve dua etmek için yapılmıştır.

Sakaeli Kaya Mezarları: Çankırı'ya 69 km mesafedeki Orta ilçesinin 8 km kuzeydoğusunda yer alan Sakaeli Köyü'ndedir. Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduğu tahmin edilen mezarlar, köyün sırtını yasladığı tepenin güneyde dik inen yamaçlarında yer almaktadır. Çakıl taşlı tortul kaya özelliği taşıyan tepenin yüzeyindeki oyukların yere yakın olanları köy halkı tarafından önü kapatılmak suretiyle değişik maksatlarla kullanılmaktadır. Çeşitli yükseklik ve genişlikteki oyuklar; tek, birbirine geçişli, basamakla inilen iki odalı bölmeli, aydınlatma pencereli özellikler göstermektedir. Kare, dikdörtgen planlı, düz kubbe ve semerdam tavanlıdırlar. Duvarlara açılmış küçüklü büyüklü nişler mezar odası ve ikamet amaçlı olarak kullanılmıştır. Bir kısmının girişleri kemerli ve içlerinde ölü sedirleri mevcuttur. 1.5x1.5 ile 10.0x10.0 m arasında değişen taban ölçüleri, 2-3.5 m arasında değişen tavan yüksekliklerine sahiptirler. Oyuklar arasında 27 basamakla inilen bir sulu in bulunmaktadır Devrez Çayının akıntısı istikametinde köye 2 km. mesafedeki Gelin Kayası mevkiinde peri bacası oluşumları ve aralarındaki kaya mezarları ilginç görünümler oluşturmaktadır.

Beşdut Kaya Mezarları: Merkeze bağlı Beşdut Köyü'nde derenin iki yanındaki kayalara oyulmuştur. Bir tanesi sütunlu, diğeri sütunsuzdur. Sütunlu mezar 10 m. eninde 2 m. yüksekliğin dedir. Yuvarlak gövdeli sütunlar kaidesizdir. Giriş kare biçimindedir. Duvarlar ve tavan düzgündür. Sütunsuz mezar sütunlu mezarın hemen yanında 8X10 m. ölçülerindedir. Dörtgen biçimi girişten mezar odasına geçilmektedir. Duvarlar ve tavan düzgündür. M.Ö. 6. yüzyıldan kaldığı sanılmaktadır. Yörede bunların dışında benzer kaya mezarları da bulunmaktadır.

Çankırı Kalesi: Şehrin kuzeyinde küçük bir tepe üzerine kurulmuştur. Romalılar, Bizanslılar, Danişmentliler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde sağlamlığıyla ünlü yapıdan günümüze, birkaç sur kalıntısından başka bir şey kalmamıştır. Dörtgen planlı olan kalenin surları moloz taş ve tuğla karışımıdır. Eteklerinde bulunan dereden itibaren yüksekliği 150 m. kadardır. Kale içinde Roma Dönemi'nden kalma kaya mezarı, iskan kalıntıları ve pişmiş toprak kap parçaları ile Çankırı Fatihi Emir Karatekin Bey'in türbesi bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda ağaçlandırılan Kale, ziyaretgah ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır.


Türbeler

Emir Karatekin Bey Türbesi: Çankırı Kalesi'nin içindedir. Danişmentliler Dönemi (14. Yüzyıl) eserlerinden olup tuğla ve moloz taştan yalın bir yapıdır. İçinde Karatekin Bey ve çocuklarına ait dört adet sanduka bulunmaktadır. Mimari özelliğinden ziyade Çankırı Fatihi Karatekin Bey'in türbesi olduğu için önem arz etmekte ve ziyaretçi çekmektedir.

Şeyh Mehdi Türbesi: Merkez ilçede Karataş Mahallesi Kayabaşı Mevkiindedir. Yapı olarak mimari bir değer taşımamakla birlikte Çankırı’nın ilk fethinde bulunduğu bilinen Şeyh Mehdi’nin kabri olduğu için manevi değeri vardır. Şeyh Mehdi’nin doğum yeri ve tarihi bilin¬memekte, 1272 M. yılında vefat ettiği, türbenin ise 1272 yılında yapıldığı vakfiyelerden anlaşıl¬maktadır.

Hoşislamlar Türbesi : Atkaracalar İlçesi güneyinde, Dumanlı Dağları'nın eteklerinde olan türbe, ilçeye 3 km. mesafededir. 10 dönüm alana sahip olan Türbenin çevresinde cami, misafirhane, yemekhane, umumi tuvalet ile iki adet çeşme bulunmaktadır. Bütün yapılar yenidir. Türbe'de medfun bulunan Pir Hamza Sultan'ın, Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde Horasan'dan geldiği ve civarda dağınık olarak yaşayan müslümanlar için merkezi yerde bir cuma mescidi inşa ettirdiği bilinmektedir. Bugün Atkaracalar İlçesi'nin ortasında kalan mescidin zamanla yıkılması üzerine, halk tarafından yerine büyük bir cami yapılmıştır. Türbe, özellikle yaz döneminde çok sayıda zi¬yaretçi çekmektedir.

Pir-i Sanî Türbesi: Çerkeş İlçesi'nde bulunan Türbenin 18. yüzyılda yapıldığı bilinmek¬tedir. Aynı adı taşıyan mescidin içinde bulunan Türbe, moloz taştan 5X5 metrekare ölçülerinde kubbeli bir yapıdır. Pir-i Sani olarak anılan Zat Çerkeşli Hacı Mustafa Efendi olup Halveti Tarikatı Şabaniye Kolunun büyüklerindendir. Meşhur Alimlerden Kuşadalı İbrahim Efendi'nin hocasının hocası olduğu, 1813 yılında Çerkeş'te vefat ettiği, Şabaniye Kolu'nun büyüğü Kastamonu'da medfun bulunan Şeyh Şaban-ı Veli'den sonra geldiği için Pir-i Sani olarak anıldığı bilinmektedir.

Hacı Murad-ı Velî Türbe ve Camii: Eldivan İlçesi'ne bağlı Seydiköy'ünde bulunan eser, moloz taştan yapılmış, yalın, ahşap çatılıdır. Cami ve türbe içice aynı yapı altındadır. İnşa kitabeleri bulunmadığından yapılış tarihleri bilinememektedir. Hacı Murad-ı Veli’nin ölüm tarihi 1207 olduğuna göre türbe bu tarihten sonra yapılmış, daha sonra cami ilave edilmiş olmalıdır. Çeşitli dönemlerde yapılan bakım ve onarımlarla bugünkü şeklini almıştır.
Cami, boyuna dikdörtgen planlı, düz ahşap tavanlı, türbe kısmının üzerini de kapatacak biçimde alaturka kiremit kaplı çatılıdır. İç duvarlarda yer alan kalem işleri Tosyalı Ali Usta tarafından 1951 yılında yapılmıştır. Güneybatı köşede tuğladan sekiz sıra kirpi saçaklı pah yer alır.
Cami doğu duvarına bitişik türbenin kare planlı ve ahşap tavanlı ön mekanında Hacı Murad-ı Veli’nin oğlu ve kızlarının sandukası ile yörede kutsal sayılan iki göktaşı bulunur. Hacı Murad-ı Veli’nin kabrinin bulunduğu asıl türbe kare planlı ve tromp geçişli kubbe ile örtülüdür.

Mimari olarak büyük bir özelliği bulunmamakla birlikte Horasan Erenleri'nden olan Hacı Murad-ı Veli'nin Türbe'si olması sebebiyle önem arz etmekte ve çok sayıda ziyaretçi çekmekte, özellikle yaz aylarında adak kurbanı kesmek isteyen vatandaşlarca tercih edilmektedir.

Fethiye Türbesi: Yapraklı İlçesinde bulunan; Halen şahıs mülkiyetinde olan yapı muhtemelen 17. Yüzyıl eseridir. İki katlı ve kare planlı yapının alt katında türbe, üst katında ise kütüphane bulunmaktadır. Türbenin üzeri doğu-batı doğrultusunda beşik tonozla örtülüdür. Kütüphaneye, kuzey cephesindeki giriş kapısının kapalı olması sebebiyle güney cepheye bitişik eve açılan pencereden girilmektedir. Üzeri tromp geçişli tuğla kubbe ile örtülüdür. Kubbe, dıştan sekizgen kasnaklı ve alaturka kiremit kaplı çatı ile örtülüdür.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #8 : Mart 11, 2009, 10:54:02 ÖÖ »
Hamamlar
Çarşı Hamamı: Halk arasında Ebcet Hamamı, bazı kaynaklarda ise Buğday Pazarı Hamamı olarak geçen yapı, Merkez ilçede Müflis Tepesi Mevkiinde olup 1800'lü yıllarda ve Çankırı Mutasarrıfı Said Efendi tarafından yaptırıldığı zannedilmektedir. Çifte hamam planındadır. Üç kubbeli soğukluktan ortası kubbeli, yanları eyvan biçimi tonozlu sıcaklık bölümüne geçilmektedir. Köşelerde kubbeli halvetler bulunmaktadır. Kadınlar bölümünün planı da erkekler bölümü gibidir. Hamam günümüzde faaliyetini sürdürmektedir.

Murat Hamamı: Çerkeş İlçe Merkezinde bulunan ve halen harap vaziyette olan hamamı 17. yüzyılın ilk yarısında Sultan IV.Murat tarafından yaptırılmıştır.

Ilgaz Hamamı: Ilgaz İlçe Merkezi'nde çarşı ortasındadır. Yapılışı hakkında bilgi bulunamamıştır. Soyunma, soğukluk ve sıcaklık bölümlerinin üzeri kubbelerle örtülüdür. Köşelerde de kubbeli halvetler bulunmaktadır.

Kurşunlu Hamamı : Kurşunlu ilçesinde bulunan hamamın yapım tarihi ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Onarım geçirmiş olan yapı moloz taştan inşa edilmiştir. Tonozlu soyunma yeri ile tek kubbeli sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır.

Camiler
Çankırı'da buluna türbeler Emir Karatekin Bey Türbesi ve Hacı Murad-ı Veli Türbesidir.

Taş Mescit: (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi) Çankırı'da Selçuklu Dönemi'nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluşan eserin şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Keyhüsrevoğlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Şifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiştir.

Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş ve üzerinde durulmuştur. 100x25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliği, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin başları birbirine karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde "Tıp Sembolü" olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuş olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuştur.

Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diğerinin aksine alçak kabartma şeklinde olmayıp başlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis'te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde "Eczacılık Sembolü" olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi'nde sergilenmektedir.

İmaret Camii: Kitabesinden 1397 M. yılında Candaroğlu Kasım Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Mimari bakımdan özelliği olmayan yapı moloz taştan yapılmıştır. 1916 yılında onarılmıştır. Kesme taştan olan minaresi, yıkılma tehlikesi geçirmesi üzerine geçmiş yıllarda sökülmüştür. Cami'nin haziresinde, Kasım Bey ve eşi olan Çelebi Mehmet’in kızı Sultan Hatun’un kabirleri bulunmaktadır.

Büyük (Sultan Süleyman) Camii: Mimar Sinan Döneni yapılarından olan Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile Sadık Kalfa tarafından inşa edilmiştir. Sülüs Hat'la yazılı Kitabesinde;

"Buyurdu yapmağa isna yılında
Bunu Sultan Süleyman tali-ül hayr
Münadi görecek hayretle hatmin
Didi tarihi ya cami-ul hayr"

dörtlüğü yazılıdır. 1522 yılında başlayan inşaatın 1558 yılında tamamlandığı bilinmekle birlikte neden bu kadar uzun sürdüğü konusunda bilgi bulunmamaktadır.

Kare planlı olan Cami üzerinde ortada bir büyük tam kubbe ile bu kubbenin dört tarafında birer yarım kubbe bulunmaktadır. Bu kubbeler dört paye ve duvarlar arasındaki kemerlere oturmaktadır. Duvarları ve minaresi kesme taş, kubbe üstleri kurşunla kaplıdır. Cami'nin içi rokoko üslubu ile süslenmiş, bunların araları hat örnekleriyle bezenmiştir. Mihrab istalaktidlidir, zengin bir görünümü vardır. Minber'i taştan yapılmıştır. Kürsüsü köşeli ve gövdesi yuvarlaktır. Kapı söveleri mermer olup kemerleri kilit taşı, içleri oluklu konsol halinde çıkarılmıştır. Son cemaat yeri, dört sütuna dayanan üç kubbe ile örtülü ve iki tarafında istalaktidli mihrap nişleri bulunmaktadır.

Ali Bey Camii: Merkez İlçe Ali Bey Mahallesi'ndedir. Kitabesinden 1609 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Büyük Cami’den sonra ikinci taş yapıdır. Mihrap ve mimberi alçıdan ve süslemesizdir. Minarenin gövdesi tuğla, kaidesi kesme taştandır. İlk yapının tamamen yıkılarak sonradan yeniden yapıldığı bilinen Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore ettirilmiştir.

Yeni Camii: Merkez İlçe'de Mimar Sinan Mahallesi'ndedir. 1720 yılında Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Çok yalın, mescit planlı bir yapıdır. Duvarları moloz taş, çatı ahşap ve kiremit örtülüdür.

Mirahor Camii: 1797 yılında Tüfekçibaşı İsmail Ağa tarafından yaptırılan Cami, Merkez İlçe'de Karatekin Mahallesi'ndedir. Mihrap ve mimberi süslemesiz, çatı ahşap ve kiremit örtülüdür.

Pazar Camii: Kurşunlu İlçe Merkezi'ndedir. Camii 15. yüzyılda, minare, kitabesine göre 1717 yılında inşa edilmiştir. 1943 yılında son cemaat yeri yıkılan cami 1982 yılında tamamen restore edilmiştir. Kare planlı ana mekan, sekizgen kasnağa oturan tuğladan basık bir kubbeyle örtülüdür. Mihrap, istalaktidlidir. Minarenin kaidesi kesme taştan, çok köşeli gövdesi tuğladandır.
Cami yakınında kesme taştan tek gözlü bir köprü yer almaktadır.
Yapı kare planlı ve bağdadi kubbelidir. Doğu ve batı cephelerinde yer alan iki ayrı kapıdan girilir. Duvarlar kesme taştan örülmüş, kıble cephesinde yer alan bir madalyon içinde Sultan Abdülmecit’in Tuğrası bulunur. İçteki kalem işleri Tosyalı Usta tarafından yapılmıştır.

Canbazzade Ahmet Efendi Camii: Orta ilçesinde bulunan cami 1802 yılında Canbazzade Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı caminin üst örtüsü sekizgen kasnak üzerine düz ahşap tavanlı ve dıştan kiremit çatılıdır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #9 : Mart 11, 2009, 11:06:14 ÖÖ »
Medreseler

Osmanlı Döneminde, ülkenin her tarafında olduğu gibi Çankırı'da da okumaya ve ilme büyük önem verilmiş ve birçok medrese kurulmuştur. Bugün Büyük Camii'nin doğusunda bulunan Çivitçioğlu Medresesi ile Buğday Pazarı Camii bahçesindeki Buğday Pazarı Medresesi XVII. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan eserlerdendir.

Yaylalar

Büyük Yayla (Yapraklı) ve Kırkpınar Yaylası (Ilgaz) önemli yaylalarıdır.

Yapraklı İlçesi ve Büyük Yayla: Merkez ilçe'ye 30 km mesafede bulunan Yapraklı İlçesi, Büyük Yayla Mevkisi ile İlimiz turizm potansiyeli içerisinde özel bir öneme sahiptir.

İlçe'nin kuzeyinde yer alan Yapraklı Dağları üzerinde çok geniş bir alana yayılmış olan 1600-1700 m. rakımlı Büyük Yayla, yer yer yoğunlaşan sarıçam, karaçam, köknar, ardıç ağaçları ve zengin bir orman altı bitki örtüsü ile kaplıdır. Ağaçlıklar arasında otlak olarak kullanılan dağ çayırları ile kaplı boşluklar yer almaktadır.

İlçeye 8 km. mesafeden itibaren başlayan ve 13. km.'de yayla evleri bulunan Büyük Yayla, asfalt yol, elektrik ve su dışında herhangi bir altyapıya sahip değildir. Halihazır durumuyla günübirlik ziyaretlerin dışında atlı ve yaya yürüyüş, bisikletle dolaşım, manzara seyri, kamping ve karavan ile fotosafari gibi turizm türleri için çok elverişli olan yayla, kara avcılığı için de son derece zengin bir potansiyele sahiptir.

Kırkpınar ve Bozan Yaylaları: Ilgaz'a 20, Çankırı'ya 70 km. mesafede bulunan Kırkpınar Yaylası'na Ilgaz-Kastamonu Karayolu"nun 10. km.’sinde Yalaycık Köyü'nden (Akaryakıt istasyonunun bitişiğinden) batıya ayrılan 10 km.'lik asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Programlı bir ulaşımı bulunmayan yaylaya özel araçlarla gidilebilmektedir.

1654 m rakıma sahip yaylada yazın kullanılan 32 adet yayla evinin yanı sıra 130x350 m ebatlarında bir de gölet bulunmakta olup etrafı, sarıçam, karaçam, köknar ağaçları ve çayırlıklarla çevrilidir. Kolay ulaşımı, nefis manzarası, temiz havası, göleti ve bol su kaynaklarıyla günübirlik piknik dışında atlı ve yaya yürüyüş, manzara seyri, kamping, karavan, sportif olta balıkçılığı gibi turizm türlerine son derece elverişlidir.

Kırkpınar Yaylası'na 2 km. mesafede bulunan Serçeler ve Bozan Yaylaları da aynı özelliklere sahiptir.

Mağaralar

Tuz Mağarası: İlimizin doğal turizm değerleri arasında önemli bir yer sahip yaklaşık 5000 yıldır yararlanıldığı tahmin edilen yurdumuzun en büyük kaya tuzu rezervlerinin bulunduğu mağaradır.

Merkez İlçe'nin doğusunda yaklaşık 20 km. mesafede bulunan Tuz Mağarası, kaya tuzu yataklarının işletilmesi maksadıyla açılmış olup bugün nispeten dar girişinin devamında modern karayolu tünellerini andıran birçok galeriden meydana gelmiş büyük bir mağaradır.

Yer yer tuzdan bembeyaz sarkıt ve dikitlerin bulunduğu mağarada özel sektör tarafından kaya tuzu üretimi yapılmakta, İlimizde bulunan tuz fabrikalarında işlenerek mutfak ve sofralarımızda yer almaktadır.

Kuş Gözlem Alanı
Batı Karadeniz Havzası
Ilgaz Dağları
İl: Çankırı, Kastamonu
İlçeler: Ilgaz, Tosya, İhsangazi
Yüzölçümü: 35000
Rakım: 2000-2587m
Koruma: kısmen
Başlıca Özellikleri: orman, dağ

Kuş Türleri: Sakallı Akbaba (2 çift), kızıl akbaba ve küçük kartal (5 çift) popülasyonlarıyla önemli kuş alanları statüsü kazanır.

Uyduğu Kriterler: B2

Sarıkum Çölü

İl: Sinop
İlçeler: Sinop Merkez
Yüzölçümü: 785
Rakım: deniz seviyesi
Koruma: var
Başlıca Özellikleri: hafif tuzlu göl, orman

Kuş Türleri: Dikkuyruğun da (maks. 55) bulunduğu büyük sayıda kışlayan sukuşu (maks.20.226) sayesinde önemli kuş alanları statüsü kazanır.

Uyduğu Kriterler: A1, A4iii

Mesire Yerleri
Orman Fidanlığı Mesire Yeri: Merkez İlçenin kuzeybatısında şehre 5 km. mesafede bulunan Orman Fidanlığı bünyesindeki mesire yerine Çankırı-Kastamonu yoluyla ulaşılmaktadır. Masabank tipinde oturma yerleri, kameriyeler, ocaklıklar, çeşmeler, umumi tuvalet, jetonlu telefon ve elektriğin bulunduğu mesire yeri ve çevresi, çoğunluğu çam olmak üzere değişik ağaç ve süs bitkileriyle yeşillendirilmiştir.

Eldivan İlçesi ve Bülbül Pınarı Mesire Yeri: İl Merkezi'ne 20 km. mesafedeki Eldivan İlçesi, nadide tabii güzelliklere ve günübirlik imkanlara sahip bir mesire yeridir. Eldivan Dağı'nın İlçe'ye bakan tarafları çoğunlukla çam olmak üzere meşe, yabani fındık, dağ kavağı ağaçlarıyla ve zengin bir orman altı bitki örtüsüyle kaplıdır. Kiraz meyvesi üretimi ile de meşhur olan Eldivan'a ulaşım, 08:00 - 20:00 saatleri arasında karşılıklı olarak çalışan Belediye otobüsleriyle sağlanmaktadır.

İlçe Merkezi'ne 5 km. mesafede bulunan Bülbül Pınarı Orman İçi Mesire Yeri'ne asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Bahar ve yaz günlerinde yoğun bir ziyaretçi akınına uğrayan mesire yeri geniş bir alana yayılmış olup, masabank tipinde oturma yerleri, ocaklıklar, çeşmeler, umumi tuvaletler, büfe, yağmur barınağı, seyir terası ve kulesi, otopark, çocuk parkı, telefon ile 7 yataklı bungalov tipi bir dinlenme evi bulunmaktadır. Giriş ücretlidir.

İlçede, Bülbül Pınarı Mesire Yeri'nin dışında Karadere ve Saray Göletleri çevreleri ile orman içindeki çeşme ve su kaynakları civarında da çok sayıda piknik ye kamp yapmaya elverişli alan mevcuttur. Günübirlik ziyaretçiler her türlü ihtiyaçlarını İlçeden karşılayabilirler.


Kadın Çayırı Mesire Yeri: Ilgaz'a 20, Çankırı'ya 70, Kastamonu'ya 30 km. mesafede bulunan Kadın Çayırı Orman İçi Mesire Yeri'ne, Ilgaz-Kastamonu DevletKarayolu'nun 13. km.'sinden doğuya ayrılan 7 km.'lik asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü tarafından 10 hektarlık bir alanda düzenlenmiş olan mesire yerinde, günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak masabank türü oturma yerleri, ocaklıklar, çeşme ve tuvaletler, 7 yataklı bir dinlenme evi ile alabalık havuzları bulunmaktadır. Elektrik ihtiyacı jeneratörle karşılanan alanda telefon yoktur.

Zemini çayırlar ve değişik otsu bitkilerle kaplı olan mesire yeri küçük bir vadide yer almakta olup etrafı sarıçam, karaçam ve köknar ağaçlarıyla çevrilidir.

Bahar ve yaz aylarında çevre il ve ilçelerden gelen çok sayıdaki ziyaretçinin tatlı hatıralarla, tekrar gelmek üzere ayrıldıkları mesire yerine giriş ücretsizdir.

Derbent Şehitliği ve Mesire Yeri: Ilgaz'a 24, Çankırı'ya 74 km. mesafede yer alan mesire yeri Ilgaz-Kastamonu Devlet Karayolu kenarındadır. 5 hektarlık alana sahip olan mesire yerinde 12 oda 42 yatak kapasiteli bir motel yer almakta, kış sporu yapmak isteyenlerin yanı sıra özel araçlarıyla seyahat edenlerce kısa süreli dinlenmeler için de tercih edilmektedir.

Masabank türü oturma yerleri, ocaklıklar, çeşmeleri ve tuvaleti mevcuttur. Sarıçam, karaçam ve köknar ağaçlarıyla kaplı olan mesire yerinde elektrik ve telefon imkanları da mevcuttur.

Çerkeş Orman Fidanlığı Mesire Yeri: İlçe Merkezine 3.5 km. mesafedeki Orman Fidanlık Müdürlüğü sahasında bulunan bataklık ve sazlık alan değerlendirilerek halkın piknik yapabileceği şekilde düzenlenmiştir. Değişik bitki çeşitleri ile yeşillendirilen mesire yerinde gökkuşağı alabalığı ve aynalı sazan balığı da yetiştirilen dört adet sunni gölün yanı sıra masabank tipi oturma yerleri, ocaklıklar, çeşmeler, çocuk parkı, umumi tuvalet ile içinde şark odası olan bir misafirhane binası bulunmaktadır. Ziyaretçilerin ücretsiz olarak girebildikleri mesire yerinde karaca, kurt, tavşan, pekin ördeği ve kaz gibi hayvanlar da beslenmekte ve göllerde sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir.

Seybeli (Işık Dağı) Orman İçi Mesire Yeri: Çerkeş-Kızılcahamam (Ankara) Karayolu üzerinde bulunan mesire yeri Çerkeş İlçesi'ne 20 km. mesafededir. Işık Dağı'nın kuzey yamaçlarında yer alan mesire yerinde masabank tipi oturma yerleri, ocaklıklar, çeşmeler, yağmur barınağı, otopark ve umumi tuvalet mevcuttur. Çerkeş-Kızılcahamam Karayolu mesire yerinin içinden geçmektedir.

Yukarıda sayılanların dışında Orta, Kurşunlu ve Ilgaz İlçeleri'nden geçen Devrez Çayı, Çerkeş ve Bayramören İlçeleri'nden geçen Soğanlı Çayı ile Kızılırmak İlçesi’nden geçen Kızılırmak kıyılarında, Şabanözü İlçesi Karaören Göleti ile Güdüllü, Çivitçi ve Bayramyeri Bahçelerinde, Kurşunlu İlçesi Büyükgöl yöresinde, Merkez İlçe Apsarı Göleti çevresinde, Orta ilçesi Güldürcek Barajı civarında günübirlik ziyaretler için uygun yerler bulunmaktadır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #10 : Mart 11, 2009, 11:18:07 ÖÖ »
Köprüler

Bayramören Köprüsü: İlçenin dışında Melan Çayı üzerinde kuruludur. İki gözlü, ayakları kesme taştan, diğer kısımları ahşaptandır. Üzerinden yayalar geçebilecek genişlikte inşa edilmiştir. Kesme taş ayaklar üzerine kalasların bindirilmesi suretiyle farklı bir mimari tarzı vardır. Köprü, alaturka kiremit kaplı çatı ile örtülerek korunmuştur. Yapılış tarihi bilinmemekle birlikte 100-150 yıllık olabileceği tahmin edilmektedir. Restorasyon projesi Valiliğimizce yaptırılan köprü, Karayolları 15. Bölge Müdürlüğünce aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır.

Benzer özelliklerdeki bir diğer köprü de Yurtpınar Köyünde bulunmaktadır.

Akbaş Köyü Köprüsü: Çerkeş İlçesi'nde bulunan; Melan Çayı üzerine kurulu olan kesme taş köprü 20. Yüzyıl başında Çerkeşli Hacı Gökmen tarafından Safranbolulu ustalara yaptırılmıştır.

Sportif Etkinlikler

Kayak Merkezi: Ilgaz Dağı Milli Parkı sınırları içerisinde kayak merkezi bulunmaktadır.

Ilgaz Kayak Merkezi

Avcılık: İl genelindeki ormanlık alanlarda çok miktarda yaban domuzu bulunmakta ve yılın her mevsimi avlanabilmektedir. Kurt, tilki, tavşan, keklik, bıldırcın gibi av hayvanları da sezonluk olarak avlanabilmektedir.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #11 : Mart 11, 2009, 11:25:17 ÖÖ »
Yapmadan Dönme

Kış aylarında Doruk Mevkiinde kayak yapmadan,

Ilgaz Dağı Milli Parkını görmeden,

Çankırı Müzesini gezmeden,

...Dönmeyin.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #12 : Mart 11, 2009, 11:30:10 ÖÖ »
Ne Yenir?
Çankırı'nın yöresel yemekleri etli hamur(mantı), tarhana çorbası, gözleme, cızlama, güveç, pıhtı, harmandaşı, fit fit aşı, cevizli hamur, çeç böreği, mıhlama, keşkek, çalma, çekme helvası, baklava olarak sayılabilir.

Çankırı'dan Yemek Tarifleri

Hoşmerim (tatlı)

Malzemeler:
2 su bardağı un
300 gr. Tereyağı
1 çay kaşığı tuz
1/2 kg. bal

Hazırlanışı: Yağ eritildikten sonra unu ilave edilir. Karıştırılarak meyane haline getirilir, tuzlu bir fincan su ilave edilerek karıştırılır, kızarınca tavaya bastırılır. Kısık ateşte bırakılır, karıştırılıp tekrar bastırılır. Gevrek bir hal alıncaya kadar bu işlem devam eder. Sonra servis tabağına alınıp üzerine bal dökülür ılık olarak servise sunulur.

Zeytinyağlı pırasa dolması
Malzemeler:
1 kg. pırasa ( kalın olanlar tercih edilir )
1 su bardağı pirinç
250 gr. kıyma
1 baş soğan
1 kaşık salça
Tereyağı, zeytinyağı
Maydanoz, karabiber, pul biber
1 limon

Hazırlanışı: Kalın pırasalar 8 cm. boyunda kesilir sıcak suda 10 dakika kadar haşlanarak kesilip katları ayrılır. Soğan ufak doğranır 1 kaşık tereyağı ile kavrulur, pirinç, kıyma, maydanoz, karabiber, tuz, pul biber ve salça ilave edilip karıştırılır. Katları ayrılan pırasaların aralarına hazırlanan malzemeden konarak sarılır. Tencereye dizilen dolmaların üzerine 1 kaşık zeytinyağı ve sulandırılmış salça dökülüp yarım limon sıkılır suyunu çekinceye kadar pişirilir. Servis tabağına alınarak üzerine limon suyu ilave edilip servise sunulur. İsteğe göre sıcak veya soğuk yenebilir.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #13 : Mart 11, 2009, 11:38:08 ÖÖ »

Bayramören Ahşap Köprü




Çankırı Genel Görünüm


Ilgaz


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Çankırı
« Yanıtla #14 : Mart 11, 2009, 11:46:03 ÖÖ »

Çankırı'dan Sokak Görünümü


Çivitçioğlu Medresesi


Fosil Eşek Tuz Mağarası


Ilgaz Dağı


GoogleTagged


 

Powered by SMF 2.0.4 | SMF © 2006–2011, Simple Machines LLC
TinyPortal © 2005-2012 | Theme Lamartine by Smfdesign | Sosyal Bilgiler | Dizi izle | film izle | film izle | dizi izle | dizi izle | dizi izle | modelleri | Çimstone Fiyatları | Full Film izle
Bu sayfa 0.495 saniyede 31 sorgu ile oluşturulmuştur