Gönderen Konu: Bayburt  (Okunma sayısı 13509 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mercan

  • Ziyaretçi
Bayburt
« : Şubat 28, 2009, 02:29:45 ÖS »
Genel Bilgiler
Yüzölçümü: 3.652 km²

Nüfus: 97.358 (2000)

İl Trafik No: 69

Bayburt Doğu Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan Erzurum-Trabzon tarihi İpek Yolu üzerindedir. Marco Polo ve Türk seyyah Evliya Çelebi bu yoldan geçmişlerdir. Çoruh nehrinin kıyısında bulunan şehrin tarihi M.Ö. 3000'lere kadar uzanır.

Coğrafya:
Bayburt ili 40 derece 37 dakika Kuzey Enlemi ile 40 derece 45 dakika Doğu boylamı, 39 derece 52 dakika Güney enlemi ile 39 derece 37 dakika batı boylamları arasında yer alır. Doğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Anadolu’nun kuzey doğusunda Çoruh Nehri kenarında ve denizden 1550 m. yükseklikte kurulmuş 3652 km2 yüzölçümlü bir ildir.

Yeryüzü Şekilleri:
Bayburt ve çevresi yeryüzü şekilleri bakımından genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birincisi; Sahanın batı yarısını oluşturan Bayburt ovası, ikincisi ise akarsuların oluşturduğu vadiler ve üçüncüsünü de; yörenin etrafını çevreleyen ve doğu yarısında yer tutan dağlık alanlardır.

Ovalar:
Yaklaşık olarak 900 km2’yi bulan Bayburt ovası, esas itibariyle dört bölümden oluşmaktadır. Bunlardan Keçevi düzü 1600-1750 metreler arasında yer tutar, ancak Mormuş düzlüğü l550-1600 metreler arasındadır. Aydıntepe ovası, 1450-1550 metreler arasındadır. Dördüncüsü ise, Bayburt şehrinin kuzeyinde yer alan Düzeker ovasıdır.

Dağlar: 
Dağlık alanlar saha yüzölçümünün % 45’ini oluşturmaktadır. Ovanın kuzeyinde ve güneyinde yüksek sıradağlar bulunmamaktadır. Güneyde yer alanlar; Pulur (2300 m), Otlukbeli (2520 m), Saruhan (2400 m), Coşan(2963 m), Kop (2600 m) ve Çavuşkıran (2850 m) dağlarıdır. Sahanın kuzey kesimindeki dağlar; Zülfe (2750 m), Kemer (2856 m), Soğanlı (2750 m), Haldizen (3000 m), Kırklar (3350 m) dağlarıdır. Ayrıca ilde Kaledere tepesi (2500 m), Ziyaret tepesi (2400 m) gibi tepeler bulunmaktadır.

Yaylalar:
İlimiz, Coğrafi konumuyla, ülke genelinde fazlaca yaylaya sahip illerinden biridir. Yaylalarımız genel olarak Kop ve Soğanlı dağlarında bulunmaktadır, Bunlardan bazıları Aydın tepe, Akbulut, Cumavank, Otlukbeli, Yazyurdu, Yoncalı, Tohnovi, Çavdar, Somarova, Karakaya, Menge, Seydiyakup, Kavlatan, Akkoyun Solkarı, Gümüşdamla, Yaylapınar, Üzengili, Kuşmer, Gökçedere, Dumlu, Günbuldu, Şur, Irmak, Eser, Çukur, Ardıçgöze, Armutlu, Göloba, Çençül ve Kop yaylaları.

Akarsular:
İlin ve ülkemizin en önemli su kaynaklarından biri olan Çoruh nehri, kaynağını Mescit dağlarından 3239 m. alarak il sınırlarına güney doğudan girmektedir. Nehrin oluşması esnasında Masat vadisinden gelen ana kaynak ile Kop dağlarının eteklerinden gelen kop suyu maden bucağında birleşirler. Alt kısımlardaki diğer küçük derelerin sularını da toplayan Çoruh nehri, şehre ulaşır. Şehir yerleşiğinin orta bölümünden güney-kuzey doğrultusunda geçen Çoruh aynı yönde akışına bir süre daha devam eder. Otlukbeli ve Pulur dağlarından kaynağını alan Beşpınar deresi ile Pulur (Gökçedere) deresinin Mormuş ovasında birleşen suyu ile Akşar ve Sorkunlu derelerinin sularından oluşan Değirmencik suyunu aldıktan sonra suları iyice çoğalır ve dirsek yaparak doğuya yönelir. Daha sonra nehir dar ve derin olan Çoruh vadisine girer ve batı doğu doğrultusunda akışına devam eder.

Göller: İlimiz gölleri genelde krater gölleri olup, Soğanlı Dağları üzerinde yer almaktadır. Bunlardan bazıları Haldizen (Balıklı Göl), Göloba (Atlı Göl ) v.s.

İklim:
Bayburt’ta doğu Karadeniz iklimi ile doğu Anadolu iklimi arasında, bir geçiş iklimi hüküm sürmektedir. Bu nedenle yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlıdır. Ancak, gerek ortalama yüksekliğin azlığı, gerekse vadiler sisteminin oluşturduğu “Mikro klima” sayesinde Doğu Anadolu’ya göre iklim yumuşaktır. Yaz günleri genellikle Mayıs-Eylül ayları arasında kendini göstermektedir.

Bitki Örtüsü:
Bitki örtüsü açısından çeşitlilik göstermesine rağmen, zengin değildir. İl arazisinin % 27’si ekilebilir arazi, % 2’si Çayır, % 3’ü Orman, % 49’u Mera ve yayla, % 19’u ise kayalık ve bozkırdır.

Ormanlar: Çok eski yıllarda çamlık olduğu bilinen bu yörede, bilinçsiz kesim, yangın ve teknolojik hareketler sonun da bu gün orman yok denecek kadar azdır. Çoruh vadisi bölümlerinde meşenin hakim olduğu dağınık ağaç toplulukları mevcuttur. Yer yer kızıl çam, ardıç, gürgen, yabani armut (ahlat) ve bodur dağ kavaklarına rastlanmaktadır. Su kaynakları boyunca kavak ve söğüt ağacı varlığı da önemli yer tutmaktadır.
 




Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #1 : Şubat 28, 2009, 02:40:54 ÖS »
Tarihçe

Bayburt şehrinin tarihi M.Ö.3000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Şehir Azziler tarafından kurulmuştur. M.Ö 770-665 yılları arasında Kimmer ve İskitlerin akınına uğramıştır. İskitlerin (Saka Türkleri) hakimiyetine giren Bayburt 2500 yıllık Türk şehridir. Daha sonra bölge sırasıyla Haldi’ler, Med’ler ve Pers’lerin hakimiyetine girmiştir.

M.Ö. 2. Yy.dan itibaren Pontus Krallığına bağlı olan Bayburt M.Ö. 40 yıllarında Roma hakimiyetine girmiştir.Bayburt ve yöresi Türk’lerin Anadolu da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Kesin Türk h''kimiyeti Malazgirt Zaferi’nden sonra gerçekleşti. Şehir, 1072’den 1202’ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklular’ın bazen de Danışmendiler’in hakimiyetinde kaldı Bayburt’un asıl gelişmesi, Süleyman Şahın kardeşi Erzurum Meliki Mugîsüddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah Döneminde oldu.

Bayburt Anadolu Selçuklu Devleti’nin merkezi olan Konya’ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğulların Anadolu’yu istilası sırasında, şehir yapılan antlaşma gereği Selçuk’lu idaresinde kaldı. Bu durum 1291’de burada II. Gıy''seddin Mesud adına para basılmasından anlaşılmaktadır.

İlhanlılar devrinde gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan’a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Burada Mahmudiye ve Yakudiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca Ahilik teşkilatı oldukça yayılmıştı. Uzun süre Akkoyunluların elinde kalan Bayburt ve yöresi 1501’de Safevîler tarafından alındı. Daha sonra Osmanlı kuvvetleri, Sah İsmail’in emirlerinden Kara Maksut-i Sultanının müdafaa ettiği Bayburt’u aldılar (Ekim l5l4).

Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa’ya verildi ve bir sancak merkezi haline getirildi. Osmanlı idaresinde Bayburt doğu sınırına yakın bir kale şehir olarak stratejik önemini korudu. Kanûnî’nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541’de esaslı bir tamir gördü. 1553’te Şah Tahmasb’ın akınlarına marûz kalan şehir XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olaya şahit olmadı.

1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916’da Ruslar tarafından işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında geniş ölçüde tahrip edildi.

1927 ‘ye kadar Erzurum’a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane’ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinden itibaren 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

Bayburt Adının Kaynağı
Şehrin adı ve ne zaman kurulduğu hakkında ki bilgiler çok kesin değildir. Bu gün bilinen isminin Ortaçağ Ermeni kaynaklarında; Payberd, Bizans kaynaklarında; Payper, Baberd, Paypert. XIII. Yüzyıl sonlarında bu bölgeden geçen Marko Polo’nun seyhatn''me’sinde; Paipurth, Baiburt.

Arap kaynaklarında; B''birt, II. Mesud adına 1291’de basılan bir parada Baypırt. Akkoyunlu tarihinden bahseden çağdaş eserlerde P''pîrt şeklinde geçen kelimenin son hecesi Berd’in ”yüksek kale” anlamına geldiği bilinmekteyse de ilk hecesine bir m''na verilememektedir.

1647 yılında şehri ziyaret eden Evliya Çelebi Bayburt adının zengin manasına gelen “Bay” belde manasına gelen “yurt” gibi iki kelime ile izah eder. Osmanlı dönemine ait kaynaklar ise ismi bu günkü söylenişine uygun olarak Bayburt şeklinde kaydederler.
 
İlçelerimiz
Demirözü
Tarihi
Yörenin bilinen en eski halkı İ.Ö. 1500 lerde yaşayan Azzi ve Ayyaşa ‘lardır. Yapılan araştırmalarda elde edilen bilgiler İ.Ö. 3000-2000 arasında tarihlenen İlk Tunç çağının İlçeye bağlı Bayrampaşa köyünün batısındaki evcikler tepesi Höyüğü ve Gökçedere kasabası içindeki Pulur Höyüğü ilk tunç çağına ait çanak çömlek buluntuları ile önem kazanmıştır. Katman kesitlerinde rastlanan karbon ve kül dokuları, ilk Tunç çağında Pulur Höyüğünün bir yangın geçirdiğini ortaya koymaktadır. Daha sonraki katmanlarda elde edilen çanak çömlek buluntuları ise buradaki yerleşiğin İ.Ö. 1000 de de sürdüğünü göstermektedir.

Yörenin Urartu, Kimmer, İskitler, Med,, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Arap,Selçuklu ve Osmanlı idaresi altına girdiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde yöre Müslüman, Ermeni ve Rum halklarının yaşadığı Osmanlı kayıtlarından anlaşılmaktadır. Yörenin 1410 da Karakoyunluların, 1467 de Akkoyunluların egemenliliği altına girdiği bilinmekte olup, 1473 de Fatih Sultan Mehmet’in Otlukbeli savaşının geçtiği alanın büyük bir bölümü ve Akkoyunluların mekanı Demirözü İlçesi sınırları içerisindedir
Coğrafi Yapısı
Demirözü ilçesi 39-50 derece kuzey enlemi, 39-51 derece doğu boylamında olup, Bayburt merkez, Gümüşhane ve Erzincan illeri ile çevrilidir. İlçenin çevresi birbirine çok yakın tepeciklerden oluşmaktadır. En yüksek tepeleri Otlukbeli tepesi (2485m.) Pulur dağı (2185) dır. İlçede sıcaklığın, çok düşük, yağışın az oluşu nedeniyle doğal örtü zengin değildir. Dağınık şekilde ağaç ve ağaçlıklar vardır. İlçenin yüksek olan yerlerinde ise doğal örtüyü çayır otları oluşturmaktadır.

İlçede Yakup abdal, Petekli, Elmalı, Kalecik, Serenli ve Kavaklı köyleri ile Gökçedere beldesinde ormanlık alanlar bulunmakta ise de bu alanlar çok dar bir alanda ve yetersizdir. Yer altı kaynak suları bakımından da fakir olan ilçede Beşpınar (lori) deresi ile Gökçedere (Pulur) deresi akarsu olarak bulunmaktadır. İnşasına başlanan Demirözü Barajı bittiğinde ilçenin bitki örtüsünde ve ikliminde büyük değişiklikler olacaktır.
İklimi
Doğu Karadeniz Bölgesinde yer almasına rağmen ilçe tamamen karasal iklim özelliklerini göstermektedir. İlçede kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazları ise az yağışlı ve sıcak geçmektedir. İlçe rüzgar yönünden kuzeyden ve güneyden gelen ruzgarlara açıktır.
Sosyo-Ekonomik Yapı
İlçenin ekonomik hayatını Tarım ve Hayvancılık oluşturmaktadır. İlçede sanayi faaliyetleri bulunmamaktadır. Halkın büyük bir çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. Ayrıca büyük şehirlerde ve yurt dışında çalışmak oldukça yaygın bir geçim şeklidir. Tarım ve hayvancılık aile işletmesi şeklinde kendisini göstermektedir. Bu da küçük bir ölçekte de olsa mal alım satımını oluşturmaktadır. Ancak bu yeterli düzeyde gerçekleşmemekte, dışa açık olmamaktadır.

Tarım faaliyeti coğrafi şartlar nedeniyle verimsiz ve sınırlı bir bitki örtüsünde oluşmaktadır. Sulanabilir alanlar Beşpınar ve Pulur deresi ile Eymür göleti çevresin- dedir. Sulu tarım daha ziyade Şeker pancarı nedeniyle yapılmaktadır. İlçede Buğday, Arpa, Mercimek, Çavdar, Patates ve Yem bitkileri yetiştirilmektedir. Gökçedere göleti bitirilmiş, inşasına başlanan Demirözü sulama barajı bitirildiğinde bölgenin tarımsal potansiyeli büyük oranda gelişecektir.

İlçe merkezi ve köylerde halkın oturduğu, konutların büyük çoğunluğu sağlık şartlarına uymayan halkın kendi imkanları ile yaptırdığı toprak yapılardır. Göç nedeniyle yeni yapılaşma çok az olup betonarme yapılar genelin içerisinde önemsiz kalmaktadır. Kapalı bir toplum yapısının hüküm sürdüğü ilçede sosyal ve kültürel anlamda hizmet sunan birimler yoktur. İlçe insanının ekonomik açıdan yeterli olmayan gelirine ve aşırı göçe rağmen toplumsal dayanışma ilçe halkının en güzel özelliğidir.
Tarihi ve Kültürel Değerler
Türk İslam Devri Öncesi Tarihi Kalıntılar:

Demirözü merkezinde klasik dönemden kaldığı sanılan yapı kalıntıları. İlçeye bağlı Bayrampaşa köyü civarındaki (Evcikler) Tepesi Höyüğü ve Gökçedere kasabasında (Pulur) Höyüğü ilk tunç çağına ait canak çömlek bulunması ile önem kazanmaktadır.
 

Aydıntepe
Tarihi
İlçenin tarihini incelerken, Bayburt tarihi ile beraber ele alınır. Eldeki tüm kaynakların gösterdiğine göre ilçenin yerleşme merkezi olarak kuruluşu Bayburt’un tarihi kadar eskidir. Onun için ilçe tarihini Bayburt tarihinden ayrı olarak ifade etmek mümkün olmamaktadır.

Yörenin sakinleri hakkında kesin bir bilgi yoktur .Hitit kaynaklarında Bayburt’tan Dukkamma adı ile bahsedilmiş olması, Yörenin Hitit egemenliğinde de bulunmuş olduğunu göstermektedir. Bu sebeple Aydıntepe ve çevresinde yerleşmenin Hititler döneminde de var olduğunu ispatlamaktadır. Bunu M.Ö.3000-2500 yılları ile tarihlemek mümkündür.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Bucak merkezi olmuş 1957 yılında da nüfusu göz önüne alınarak Belediye teşkilatı kurulmuş, adı Hart iken, Aydıntepe olarak değiştirilmiştir. 4 Temmuz 1987 gün ve 19507 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 3392 sayılı Kanunla da ilçe olmuş, önce Gümüşhane iline, daha sonra3578 sayılı kanunla il olan Bayburt’a bağlanmıştır.
Coğrafi Yapısı
Aydıntepe 40-24 derece kuzey enlem, 40-10 derece doğu boylamında olup, doğu ve güneyden il merkezi, kuzeyden Trabzon, batıdan Gümüşhane illeri ile çevrilidir. Bayburt il merkezinin 24 Km. kuzey batısında kendi adı ile anılan ovanın kuzeyinde, kuzey Anadolu sıra dağlarının bir bölümünü oluşturan ve Trabzon-Bayburt illerinin tabii sınırlarını çizen Soğanlı dağlarının ovayla birleştiği etekte kurulmuştur. Denizden 1650 m yükseklikte kurulmuş olan Aydıntepe ilçesi 864 K.m2 alana sahiptir.

İlçenin en önemli dağları olan soğanlı dağları, kara ikliminin etkisi ve tahripler sonunda orman alanlarından hemen hemen mahrumdur. Bu dağların en önemli özelliği yaylacılık ve av turizmine elverişli olması geniş otlaklarının bulunmasıdır. İlçenin tabi bitki örtüsü geç kuruyan meralar, çaylar ve bozkır alanlarıdır. İlçe arazisinin 110.000 dekar ekilebilir, 50.000 dekar çayır ve 10.000 orman 300.000 dekar mera ve yayla 380.000 dekar kayalık ve dağlardır.
 
İklimi
Doğu Anadolu yayla ikliminin etkisi altında bulunan ilçede  kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazları aşırı olmayacak şekilde sıcak ve kurak geçer. Kuzey yamaçlarında Karadeniz ikliminin etkisi görülür.

Rüzgarlar ilçede soğanlı dağlarından Çoruh ırmağı vadisine doğru eser ve yörede bu rüzgarlar “Balkar” adı ile anılır.

Sosyo-Ekonomik Yapı
Tarihi Aydıntepe ilçesi, il merkezi Bayburt’a has gelenek ve göreneklerin yaşatıldığı tipik bir Anadolu kasabasıdır. Yıllardan beri birlik ve beraberliğin devamı sağlanmış, acı ve sevinçli günler birlikte paylaşılmıştır. Düğün ve cenaze törenlerinde köy ve mahalle halkı bir araya toplanır, yardımlaşma ve beraberliğin en güzel örneklerini verirler. Son yıllarda ilçe merkezi ve köylerinde klasik ve yöreye has konut tipinden vazgeçilip modern tarzda dayanıklı inşaat malzemeleri kullanılarak konut yapımına hız verilmiştir.

Geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanan ilçede hemen hemen her aile bu işlerle uğraşacak kadar hayvan ve araziye sahip değilse de genel geçim kaynağı budur. İlçe merkezi ve köylerinde hayvan alım satımı şeklinde küçük ticari faaliyetler de yapılmaktadır. Yine merkezde ve köylerdeki küçük esnafın yaptığı ticari çalışmalar ile küçük çaplı yük ve yolcu taşımacılığı dışında ailelerin geçimine yönelik gurbetçilik önemli yer tutmaktadır.

Kapalı bir toplum olma özelliği gösteren ilçede sosyal tesisler olmamasına rağmen özellikle yaz aylarında soğanlı dağlarında bulunan yaylalara ve Çoruh çayı kenarları ile yöredeki maden suları çevresine ilgi göstererek günü birlik geziler yaparlar.
 
Tarihi ve Kültürel Değerler
Türk İslam Devri Öncesi Tarihi Kalıntılar:

Aydıntepe M.Ö. 3000-2500 yıllarına varan bir tarihe sahiptir. İlçenin imarında ortaya çıkarılan Yeraltı Şehri ve Roma mezarlıklarından anlaşıldığına göre ilçede yerleşmenin Roma imparatorluğu döneminde de var olduğu görülür.

Türk İslam Devri Eserleri:

Türk İslam döneminden kalma en önemli eserler, Gümüşdamla köyünde bulunan tarihi kemer köprü ve ilçe merkezinde bulunan medrese kalıntıları ile merkez camiidir. A. Kırzı köyünde sekizgen plan üzerine yapılan Ekmelüddin-i Baberti türbesi diğer önemli bir Türk eseridir.

Aydıntepe camiinde bulunan minber ve vaaz kürsüsü ile ayni camiinin yanında bulunan H. Osman Efendi türbesi ve tarihi çeşme diğer önemli tarihi eserleridir.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #2 : Şubat 28, 2009, 02:54:14 ÖS »
Kültürel Detaylar
Yöre Mutfağı (Gastronomi)
Yemekler kültürümüzün bir parçası olarak asırlardan beri devam eden geleneksel bir yapının günümüzdeki uygulamasıdır. Bayburt yöresel yemeklerinde görülen genel özellik, un ve una bağlı yemeklerle, etli yemeklerin sebze ve zeytinyağlı yemeklerden çeşit olarak daha fazla oluşudur. İl yemeklerinin bazıları; tel helvası, tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana, lor dolması, yalancı dolmadır.

Bu da yörenin coğrafi şartlarının kültürel yapı üzerindeki etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Yöremiz kültür değerlerinin bir öğesini oluşturan Yemeklerimizden örnekler ve yapılış şekilleri aşağıya çıkarılmıştır.

Tel Helvası

Kullanılan Malzemeler : 250 gr Tereyağı, 3 su bardağı un, 1 Kg. Toz şeker, 1 adet Limon.

Hazırlanışı :1 Kg şekere, 2 su bardağı su konulup kaynatılır. Üzerine bir miktar limon sıkılır. Şeker hafif kırmızı renge gelince bir kaşık kadar bu şekerli sudan soğuk su içerisine dökülür, katı hale (ağda) gelirse helvanın ağdası olmuş demektir. 250 gr. yağla kavrulan un büyükçe bir tepsi içerisinde soğutulur, soğutulan ağda beyaz bir renk alıncaya kadar çekip uzatılarak yoğrulur sonra iki ucu birleştirilerek simit şekline getirilir tepsideki soğutulmuş, kavrulmuş un içerisine konur üzerine kavrulmuş un dökülerek üç dört kişi ta rafından kenarlara doğru çekilerek halka büyütülür bu halka ikiye katlanarak küçültülerek tekrar aynı işlem yapılır, katlar incelinceye kadar devam edilir, tel tel olan katlar kopartılarak servis yapılır
Süt Böreği
Kullanılan Malzemeler:1 su bardağı süt veya yoğurt, 1 su bardağı su, 1 su bardağı Tereyağı, 3 adet yumurta, 250 gr. Kavrulmuş fındık, 3 su bardağı süt (şerbet için:2 su bardağı Toz şeker, 1çay kaşığı Karbonat yeterince un.)

Hazırlanışı : Yumurta, bir su bardağı süt veya yoğurt, su, karbonat ve tere yağı karıştırılır. Üzerine un ilave edilerek baklava hamuru gibi bir hamur yapılır. 14,15 parçaya ayrılıp 15 dakika kadar dinlendirilir, ince olarak açılan yufkalar yağlanmış tepsiye teker teker dizilir. Her üç dört yufka arasına dövülmüş fındık serpilir. Bu şekil de bütün hamur bitinceye kadar yufkalar açılıp tepsiye serilir. Yufkaların açılması tamamlandıktan sonra istenilen şekilde kesilip üzerine biraz tereyağı dökülür ve orta sıcaklık da bir fırında hamur pembe renk alıncaya kadar pişirilir. Kızarmış börek fırından çıktıktan sonra, pişirilmiş süt üzerine şeker ilave edilerek tadı ayarlandıktan sonra elde edilen süt şerbeti ılık olarak üzerine dökülür.

Sunum :Süt şerbeti döküldükten sonra bekletilmeden ılık olarak servis yapılır.
 
Tatlı Çorba

Kullanılan Malzemeler :1 Kg kurutulmuş Kuşburnu veya-½ Kg. Kuşburnu Marmeladı, 100 gr. Kuru Üzüm, 1,5 Kg. Toz şeker, ½ Kg. Yarma (Gendime) 100 gr. İncir (İstenirse), 100 gr. Kuru Fasulye, 100 gr. Kaysı, 100 gr. Erik (istenirse) 250 gr. Fındık, 1 su bardağı un ve tuz

Hazırlanışı: Kuşburnu iyice pişirilerek ezilir önce süzgeçten sonra elekten geçirilerek süzülür. Başka bir kapta iyice pişirilen yarma ve yine önceden iyice pişirilen fasulye süzülen suya katılır, un su ile karıştırılıp bulamaç halinde üzerine ilave edilir bir taşım kaynatılır. Başka kapta diğer malzemeler (kayısı, üzüm, erik, incir) pişirilerek şekerle birlikte karışıma ilave edilir ve bir taşım kaynadıktan sonra, soğumaya bırakılır. İyice soğutulan tatlı çorba üzerine dövülmüş fındık serpilerek servis yapılır.
Kesme Çorba

Kullanılan Malzemeler :200 gr. Y. Mercimek, 1 ad. Yumurta, 2 yemek kaşığı salça, 1 ad. Soğan (orta), 100 gr yağ, 1su bardağı un, Yeterince su, tuz, bir miktar Dargın (istenirse )

Hazırlanışı :Un içerisine su, tuz, yumurta konularak katı bir hamur yoğrulur, biraz bekledikten sonra hamur açılır, makarna gibi ince ince kesilir. Diğer taraftan mercimek iyice pişirilir doğranan soğan yağla pembeleştirilir. Dargın, salça, su katılır üzerine mercimek ilave edilir kaynatılır, üzerine kesilen çorbalık hamurlar karıştırılır. Bir kaç taşım kaynatıldıktan sonra servis yapılır.
Galacoş

Kullanılan Malzemeler:250 gr. Yeşil Mercimek, 200gr. Tereyağı, ½Kg. Kıyma, 1 adet soğan (irice), 2 kaşık salça, 250 gr. Gurut (Kurutulmuş Ayran süzmesi) veya yoğurt süzmesi.

Hazırlanışı: Mercimek, et,soğan,salça ve yağ ile birlikte, mercimek suyu çekinceye kadar pişirilir. Diğer taraftan Gurut (Kurutulmuş Ayran süzmesi) veya yoğurt süzmesi sulu bir kıvama gelinceye kadar sıcak suyla ezilerek kaynama noktasına kadar ısıtılır. Kaynamamasına özen gösterilir, kaynama olursa çökelek haline gelir ve kullanılamaz, hazırlanan bu eriyik önceden tabağa doğranan bayat ekmekler üzerine dökülür. Üzerine de bol yağlı mercimek ilave edilerek servise sunulur.
Ekşi Lahana

Kullanılan Malzemeler: 250 gr parça et veya kavurma, 1 kg ekşi lahana (Salamura) 1 su bardağı bulgur, 2 yemek kaşığı böbrek yağı, 1 adet kuru soğan (orta), 1çay kaşığı kırmızı biber, 2 yemek kaşığı salça (domates), 1 tutam tuz.

Hazırlanışı: Su ile et yaklaşık 20 dakika haşlanır. Önce üzerine bulgur ilave edilerek bir taşım kaynaması sağlanır, sonra küçük küçük doğranmış ekşi lahana eklenir. Bir başka kapta soğanlar pembeleşinceye kadar yağ,kırmızı biber, salça karıştırılarak pişirilir. Bu karışım ekşi lahananın içerisine konulur, kavurma ile pişiriliyorsa bu aşamada ilave edilir ve yaklaşık 45 dakika pişirilir. Bir müddet dinlendirildikten sonra servis yapılır.
Lor Dolması

Kullanılan Malzemeler: 1 kg. taze lor (çökelek), 1 su bardağı bulgur, 2 adet yumurta, 1 su bardağı süt kaymağı, 4 kaşık tereyağı, dargın, 1 kg. pancar yaprağı veya evelik, 1 demet taze soğan (kuru soğanda olabilir ), Tuz

Hazırlanışı: Yapraklar yumuşaması için kaynar suda bir taşım haşlanır. Taze lor içerisine yumurta süt kaymağı, haşlanmış bulgur, ince doğranmış taze soğan, yeteri kadar tuz ve dargın konularak yoğrulur. Daha sonra istenilen büyüklükte sıkılarak yaprağa sarılır. Yağlanmış tepsiye düzgün bir şekilde dizilir üzerine yarım çay bardağı süt veya su ilave edilerek orta sıcaklıktaki fırında pişirilir. Servis yapılırken üzerine eritilmiş tereyağı dökülür.
 
Yalancı Dolma

Kullanılan Malzemeler: 1/2 kg. lahana yaprağı, 2 su bardağı bulgur, 250 gr parça et veya kavurma, 2 yemek kaşığı salça, 150 gr. tereyağı, 2 çorba kaşığı un, 1 adet kuru soğan (büyük), tuz ve kırmızı biber.

Hazırlanışı: Önce bulgur, pilav gibi pişirilir,lahana yaprakları ise sıcak su ile haşlanır, pişirilmiş bulgur içerisine 2 çorba kaşığı un katılarak karıştırılır, dolma içi hazırlanarak haşlanmış yapraklara sarılır. Başka bir kapta soğan pembeleşinceye kadar kızartılır üzerine parça etler eklenerek pişirilir,sonra dolmalar eklenir kavurma ile pişiriliyorsa dolma ile birlikte kavurmalar konulur, 2 bardak su ilave edilerek bir kaç taşım pişirilir.

Evlenme Adetleri
Kız İsteme

Evlenme çağına gelen oğullarını evlendirmeye karar veren ailede, oğlanın annesi akrabalarından birkaç kişiyi de yanına alarak evlenme çağında kızı olan evlere veya tavsiye edilen kız evlerine giderek kızlarına bakarlar. Baktıkları kızlarda güzellik, güzel ahlak, el becerisi ve benzeri meziyetler ararlar. Özellikle kız bakmaya sabah erken gidilir, kızın tertip, düzenine ve çalışkanlığına bakılır. Kız beğenilirse ayrıca yakınlarıyla birkaç defa gidip baktıktan sonra istemeye gidilir. Oğlanın annesi ve yakınları kızı annesi ve yakınlarından isterler. Eğer kızın ailesi verme taraftarı değilse, kızımız küçük diyerek işi geçiştirirler. Kızı verme taraftarı iseler kızın annesi bir kaç gün müsaade isteyerek babasına ve büyüklerine soracağını belirtir.

Oğlan tarafı bir kaç gün sonra tekrar giderek kızı ailesinden bir kez daha isterler. Kızın annesi “Allah yazmışsa ne diyelim “diyerek işi erkeklere bırakır. Bu durum kızın verildiğine işarettir. Oğlan tarafından bir grup erkek kızın babasını ziyarete giderek bir de kızı babasından isterler. Babası da kızı verecekse “Allah yazmışsa ne diyelim, her iki tarafa da hayırlı uğurlu olsun” der. Bunun üzerine kız istemeye giden erkekler kızın babasından pusula (kız için oğlan tarafından isteklerini belirten liste) isteyerek, kızın babasının yanından ayrılırlar. (Bu pusulaya aynı zamanda kesirde denir) Kız tarafı Altın, Mobilya, En (Elbiselik kumaş) ve varsa diğer isteklerde bulunur.

Oğlan tarafı pusulayı fazla bulursa, istekler üzerinde anlaşmaya çalışılır, anlaşamazlarsa bu iş biter. Anlaşılır veya direk kabul edilirse, kahve içme günü tespit edilir. Kahve günü sabahı oğlan tarafı şeker, kolonya, lokum, sigara ve kahve gönderir. Kız tarafının tespit ettiği bir mahalle odasında kahve içmek için erkekler toplanır. (Buna aynı zamanda Tatlı kahve denir) Burada oğlan tarafının yaşlı temsilcileri kızı tekrar isterler, kız tarafı da verdiklerini belirttikten sonra kahve içilir. Şeker, lokum ikram edilir. Sonra bir tepsinin içinde oğlanın babasına veya ailenin büyüğüne tekrar bir kahve daha gelir. Oğlanın babası veya ailenin büyüğü kahveyi içtikten sonra ikram yapan gençlere verilmek üzere tepsiye bahşiş bırakır. Sonra topluluk huzurunda Kız ve Oğlan vekili hocanın yanına oturarak dini nikah yapılır. Dua edilir ve topluluk dağılır.

Nişan

Nişan günü tespit edildikten sonra. Nişan için gerekli olan Malzemeler, nişan ve nikah kıyafetleri, hamam takımı, Ayakkabı, çanta, terlik ve kızın yakınlarına hediye v.s. alınır. Alınan bu eşyalara nişan ile selesi oğlan evinde serilir. komşu ve yakınlara gösterildikten sonra kız evine gönderilir. Gelen sele kız evinde tekrar serilerek komşulara ve yakınlara gösterilir.

Nişan günü oğlan tarafı kız tarafına gider önce yemek yenir, sonra kızın yüzüğü ve takıları takılır eğlenilir ve topluluk dağılır.Kız tarafı oğlanın yakınlarına tatlılık olsun diye nişana gelenlerle bir tepsi baklava gönderirler. Nişandan sonra kız tarafı gelen nişan selesinin karşılığı olarak damat ve yakınlarına hediye gönderirler. Buna, nişan selesinin geri dönmesi denir. Bir müddet sonra oğlan tarafı peştim bal hamamı yapar.

Hamamda gelen davetlilere kız tarafından çörek, oğlan tarafından da meyve dağıtılır, eğlenilir ve oynanır. Nişanlılık süresi içinde tespit edilen bir gün, kız evine nikah memuru götürülerek kız, oğlan ve her ikisinin şahitleri huzurunda sade bir törenle resmi nikah yapılır. Tatlı kahve ile düğün arasına eğer Ramazan rast gelirse ramazanın on beşinci gecesi oğlan tarafından bir gurup, kız tarafına gider altın ve hediyeler götürür eğlenilir ve sahur yemeği yenilerek
dönülür buna on beşi denir.

Ramazan Bayramında altın hediye v.s. gönderilir. Kurban bayramında ise koç süslenir, koçun boynuna lira, bilezik veya beşlik takılır, diğer hediyelerle birlikte kız tarafına gönderilir.

Düğün

Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra, çarşıya çıkılır. Gelinlik, çeşitli kıyafetler alınır, Kızın annesine “süt hakkı” adı altında bir hediye ve ayrıca yakınlarına da değişik hediyeler alınır  altınlar önce oğlan tarafında gösterilir, sonra sandığa konularak kız evine gönderilir. Kıza giden çerez sandığa bakmaya gelenlere dağıtılır. Düğünden 15 gün öncesinden başlayarak, kız yakınları tarafından yemeğe alınır ve bu yemeklerde çeşitli eğlenceler yapılır, buna “kınaya çıkarma” denir. Düğünden bir kaç gün önce kızın çeyizi yakınları ve arkadaşları tarafından yıkanır, ütülenir ve serilir. Sonra çeyiz yakınlara ve komşulara gösterilir,Mahallenin muhtarı, hocası kız evine giderek bütün eşyaların fiyatlarını tespit ederek bir liste çıkarırlar,buna “çeyiz yazma” denir. Giden guruba şerbet ikram edilir. Yazılan çeyiz toplanır, sandığa yerleştirilir ve eşyalarla birlikte sandıkta oğlan evine götürülür.

(Sandık evden çıkarılmadan kız tarafında bir çocuk sandığın üzerine oturarak bahşiş alır.) Gelen çeyiz kız tarafından gelen hanımlarca kızın geleceği eve serilir, yerleştirilir.

Düğünden iki gün önce gelin hamamı yapılır. Hamamdan sonra gelin kız sağdıcının evine gider o gece sağdıcın evinde yatar, Eğlenir oyunlar oynanır. Ertesi gün kızın evine gidilir ve o gece kız evinde baş örme (Kına gecesi) yapılır. Yemekler yenir, oyunlar oynanır, eğlenilir.

Bu arada gelin içeriye girer yengelerden biri gelinin ayağına ayak eni serer, gelin ve sağdıçlar ellerinde mumlar, büyüklerle ve oğlan evinden gelenlerle görüşür ve kenara çıkar. Ayak eni toplanır baş sağdıca sağdıç eni asılır. Kaynana ve oğlan evinden bir kaç kişi geline para ve pul serperler, Takılar takılır. Bitince takan kişi arkaya geçerek gelinin başını tutar ve kaynana baş parası verir. Oğlan tarafından gelenlerden, baş sağdıca el parası toplanır, Oyunlar oynanır eğlenilir. Oğlan evi izin ister gider. Oğlan evinin genç kızlarından bir kaç tanesi kalır. Eğlenceye başlanır. Geç saatte gelin kızın eline, sağdıcı tarafından kına yakılır kına yakımı sırasında gelinin ağlaması gelenektir.

Türküler söylenerek özellikle gelin ağlatılır. Kına gecesi türkülerinden örnekler:

Benim elim ak mendile sarılsın
Güleç yüzüm, tatlı dilim sorulsun
Sen anam, sen babam, kınam kutlu olsun
Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun
Gelin arkadaşlar kınam ezilsin
Anam bacım başucuma dizilsin
İlk ayrılık gözümden yaşlar süzülsün
Sen, anam, sen babam, kınam kutlu olsun
Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun

Diye devam eden türküler söylenir, oyunlar oynanır. Kız evinde kına gecesi olurken, oğlanın baş sağdıcının evinde de sağdıç (Sıra) gecesi yapılır. Sağdıç yemeği yenir, oyunlar oynanır, eğlenilir. Sabah namazından sonra hamama gidilir, hamam çıkışı yan sağdıcın evinde kahvaltı yapılır ve eve gelen berber, damadı ve sağdıçları tıraş eder. Tıraştan sonra kız tarafından gelen bohçadaki kıyafetler giyilir, düğün için hazırlanan yere sağdıçlar tarafından damat götürülür, düğün yemeği yenir, barlar oynanır ve eğlenilir.

Mahallenin ileri gelenleri, tanıdıklar ve akrabalar, gelini almak için arabalarla dünürcü giderler. Giden dünürcülere kız tarafında şerbet ikram edilir. Dünürcülerden gençlere şerbet parası toplanır. Kızı evinden çıkarırken kardeşi kapıyı tutar ve ona kapı parası verilir. Topluca Allahaısmarladık denir ve gelin arabaya bindirilir. Gelin eve girerken ayağının altına bardak konularak kırdırılır, yüzüne ayna tutulur, kolunun altına kur''n verilir, başına damat tarafından para ve çerez serpilir.

Gelin içeri alındıktan sonra damat arkadaşları ve sağdıçlar tarafından davul zurna eşliğinde getirilir. Kapının önünde bir süre oynadıktan sonra damat içeri atılır, dışarıda kalan arkadaşlarına kız tarafından gelen kurabiyeler dağıtılır, daha sonra topluluk dağılır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #3 : Şubat 28, 2009, 03:03:00 ÖS »
Efsaneler
Yurdumuzun her köşesinde olduğu gibi, Bayburt’ta da yüzyıllardan beri dilden dile söylenerek gelen efsaneler mevcuttur. Bu efsaneler de diğer tüm efsanelerde olduğu, gibi insanları hep doğruluğa, güzelliğe ve iyiliğe yöneltirler.
Bayburt’ta dilden dile dolaşan;
1-Dikmetaş
2-Guggı
3-Ejderha
4-Kaybolan nehir gibi efsaneler mevcuttur.

Dikmetaş Efsanesi
Bayburt’tan 20 km. uzaklıkta bulunan Değirmencik köyü yol güzergahında Buğdaylı yol ayrımı üzerinde, hemen Çoruh nehrinin yanında ilk bakışta bir ot yığınını andıran ve dikme taş adı verilen bir taş yığını vardır. Rivayete göre bu taş yığını, önceden bir ot yığını imiş, otlar zengin bir Keşişe aitmiş, çok şiddetli geçen bir kış mevsiminde kışın uzun sürmesi çevre köy çiftçilerini zor bir duruma düşürmüş. Çiftçilerden birisi hayvanlarını kurtarmak için, bu keşişten ot istemiş keşiş önce vermek istememişse de sonra ot isteyen çiftçinin güzel kızına karşılık ot verebileceğini söylemiş.

Çiftçi kızına; birkaç bağa karşılık kendisini almak isteyen keşişin teklifini bildirmiş. Fakat gece sabaha kadar ağlayıp keşişe beddua etmiş, türküsünde şöyle demiş:

Estir kaba yel estir
Bugün dağlara destur
Gavurun yığınını
Sabahınan daş kes tür.

Gerçekten o sabah bir mucize olmuş, güneyden bir kaba yel esmiş, bütün çevreyi sarsmış, karlar erimiş ve otlar meydana çıkmış. Keşişin ot yığını ise bir taş yığını haline gelmiş. Efsanede adı geçen taş yığını halen varlığını muhafaza etmektedir.

Ejderha Efsanesi
Doğu Anadolu’yu kuzeye bağlayan en önemli yol Erzurum-Trabzon transit yoludur. Kış aylarındaki kar fırtınaları ile tanınan Kop ve Zigana geçitleri gibi zorlu tepelerden geçen bu yol ayrıca tabii güzellikleriyle de dikkati çekmektedir. Yol üzerinde ki sakin yerleşme merkezleri gelip geçenlerin hafızalarında unutulmayacak izler bırakacak yurt köşeleridir.

Bayburt’u Gümüşhane’ye bağlayan yolun 18.Km. sinde, sağ tarafta bir dağın eteğinde kurulmuş Nişantaşı (Osluk) köyü vardır. Köyün eteğinde kurulduğu dağın üzerinde, yılan şeklinde ve kıvrıla kıvrıla köyün üzerine doğru gelen bir taş yığını vardır. İskelet de diyebileceğimiz şekil şaşılacak derecede bir yılana benzemektedir. Köyün içerisinde son bulan baş kısmı tam bir yılan başını andırmaktadır. Boyu ise yüz metre kadardır.

Bu yılan-Ejderha üzerine muhtelif efsaneler anlatılmaktadır. Bunlardan bir iki tanesini sunuyoruz: Halk ejderha dediği büyük bir yılanın köye gelmekte olduğunu görür evlerini terk edip kaçmaya başlarlar. Yaşlı olduğu için fazla uzaklara gidemeyen bir kadın çaresizlik içinde bir yere çömelir. İhtiyar kadın bu- rada ejderhanın gelip kendisini yemesini beklemeye başlar. Diğer taraftan da Allah’a dua eder, şöylece yalvarır: “Allah’ım, ya beni taş kes, ya onu” İhtiyar kadının duaları kabul olur ve ejderha gelebildiği son noktada taş kesilir.

Benzer bir anlatmada ise; yaşlı kadının yerini hamile bir kadın alır. O da dua eder, dualarının kabul olması ile ejderha taş kesilir. Bahsedilen ejderha şekli halen bütün heybetiyle köyün üzerinde durmaktadır. Yalnız önceleri samanlık olarak kullanılan ağız boşluğu ve çene kısımları kırılarak taş temini amacıyla tahrip edilmiştir. Bayburt-Trabzon istikametinde seyreden yolcular dikkatli bakarlarsa anayoldan bu ejderhayı görebilirler.

Yerel Seyirlik ve Eğlence Türü Oyunlar
Yurdumuzun her yöresinde olduğu gibi, Bayburt’ta da o yöre insanlarının fikir ruh ve mizahi açıdan zek''sını ortaya koyan bir çok oyun vardır. Oynanan oyunlar, belli bir yaş gurubunca oynanır ve o guruba hitap eder. Bayburt’ta oynanan seyirlik ve eğlencelik türü oyunlar üç ana bölümde incelenebilir :

Çocuk Oyunları
Oyunları mahalle veya köyün boş bir sahasında oynanır. Genelde oyunları tümünde “ebe” diye tabir edilen ve oyunu yöneten bir çocuk bulunur. Ebe oyunun ceza , ödüllenmesi ve akışını yönlendirir Yörede oynanan çocuk oyunlarından bazıları şunlardır:
1-Alda vur
2-Arabir
3-aşuh oyunları
4-Kırdı-kırdı
5-Tugara gördüm
6-Konç
7-Lep
8-Tıka
9-Yersiz
10-Bilye oyunları
11-Emen
12-Gubbe
13- Haray
14-Deveci v.b.

Tugara Gördüm
Oyuncu sayısı en az sekiz olmalıdır. Oyuncular iki gruba ayrılır. Oyun daha ziyade Ramazan gecelerinde oynanır. Oyuncuların haricinde bir de hakem vardır. Oyuncu grupları arasında yazı tura atılarak ebe grup seçilir. Hakem ebe grupla kalır. Burası emendir. Diğer grup kaçarak saklanır. Bir müddet sonra hakem ”azed ederim” diye bağırır, ebe grup saklanan arkadaşlarını aramaya koyulurlar.

Hakem ebelerin bulundukları yeri saklanan arkadaşlarına yüksek sesle bildirir. Mesela “cami önündeyiz, falan sokağa giriyoruz” v.s. gibi. Ebe grup, gizlenen arkadaşlarından birini görürse “Tuğara gördüm Gördüm” der emene doğru koşar. Görülen oyuncu yanmış olur. Saklanan oyuncular ebelere görünmeden sırtlarına atlamaya çalışırlar. Ebeyi yakaladıklarında emene kadar binerler. Şayet ebeler saklanmış olan arkadaşlarından önce emene koşarlarsa diğer çoğunluğa bakılır. Çoğunluk ebelerde ise, ebe grubu değişir, diğer grup ebe olur, oyun tekrarlanır.

Kadın Oyunları
Kadınların özellikle genç kızlarımızın kendi aralarında oynadıkları bu oyunlar önemli günlerde sergilenir. Oyunlar genel olarak kuralları ve kültür öğelerinin ışığı altında oynanır. Genç kızların ve kadınların sundukları oyunları yaşlılar izleyici olarak takip ederler. Kına gecelerinde oynanan oyunlar genellikle damat tarafından gelen ve “Yenge” tabir edilen kişilere yönelik olarak düzenlenir ve yengeler tarafından oyun düzenleyenlere bahşişler verilir. Ayrıca Bayburt’ta insanları bir araya getiren önemli günlerin bazılarında”herfene” diye tabir edilen bir buluşma şekli vardır. Mesela genç kızlar herhangi bir günde kendi aralarında anlaşmak suretiyle herkes kendisine uygun hazırladığı yiyecekleri getirerek eğlence düzenlenir. Bu günkü bayanların kendi aralarında “gün” diye ifade ettikleri olay Bayburt’ta yıllardan beri eski bir Türk geleneği olarak “Herfene” adı altında devam etmektedir.

Bazı kadın oyunları:
1-Yüzük bulma
2-Mendil kaybetme
3-Nesi var
4-İs
5-Hoca v.b.

Erkek Oyunları
Erkek oyunları da diğer oyunlar gibi belirli kaideler içerisinde oynanır. Genellikle önemli günlerde mahalle veya köyde bir araya gelen gençler eğlenmek, hoş vakit geçirmek amacı ile oyunlarını sergilerler. Erkek oyunlarında oyunlar oynanırken “ebe” veya “delikanlı başı” oyunları yönetir ve yönlendirir. Oyun alanında bulunan herkes oyuna katılır ve oyun sonunda verilen cezaya kimse itiraz etmez. Eğer verilen ceza ağır ise delikanlı başı veya orada bulunan en yaşlı kişinin hakemliğinde ceza hafifletilebilir.

Gençlerin oyunlarına örnek verecek olursak;
1-Herkes benim gibi olsun
2-Dişçi
3-Kabak
4-Berber
5-Vız-dız
6-Sivdi-sivdi
7-Karalı
8-Bezir çıkarması
9-Minder altı
10-Kalaycı ve körüğü Cirit v.b.

Cirit

Gençlerin oynadıkları oyunları sayarken, onların büyük tutkusu ata yadigarı ciritten de bahsetmeden geçilmeyeceğine inanıyoruz, Ata sporlarımızdan biri olan cirit yıllardan beri Bayburt’ta oynanmaktadır. Uzun zaman boyunca, geleneksel bir kimlik içerisinde kendi koydukları ve oluşturdukları kurallarla yapılan cirit oyunu, günümüzde kurulan Atlı Spor Kulüpleri vasıtasıyla Geleneksel Spor Dalları Federasyonuna bağlı Atlı Cirit Müsabaka Talimatı doğrultusunda yürütülmektedir.

Atlı cirit müsabakalarında her takım 7 asıl ve iki yedek atlı sporcudan oluşur. Oyuna en az 7 Atlı sporcu ile başlanır. Oyun 40 dakikalık iki devre halinde 80 dakika oynanır, 10 dakika devre arası verilir. Oyun esnasında Atlı oyuncu sayısı 5’den aşağıya düşerse o takım yenik sayılır.

Nizami 40x120 metre ebatlarında ki düzenlenmiş taşsız az kumlu sahalarda oynanır, ciritçi elinde 110 cm uzunluğunda, oval başı 3 cm den arkaya doğru 2cm olacak şekilde hazırlanmış ahşap sopa (Değnek ) kullanır. Değneği at üzerinde ki oyuncu rakip oyuncuya atar. Değneğin diğer at üzerinde ki rakip oyuncuya deymesi, rakip oyuncu tarafından tutulması, rakip oyuncunun arkadaşlarının değneği atan oyuncuya hamle yapması,ata kasten değnek vurulması, ciritçinin atına haşin davranması belirli puanlamayı gerektirir.


Aşuh (Aşık) Oyunları
Tarihi çok eski bir çocuk oyunu olan ve günümüzde artık çocukların pek oynamadığı aşuk’tan bahsetmenin kültür değerlerimiz açısından önemli olduğuna inanıyoruz, şöyle ki oyunda geçen bir takım deyimler Kaşgarlı Mahmud’un 1068–1072 yılları arasında yazdığı bilinen Divan ü lügat-it Türk’te geçmektedir.

Koyun, keçi, oğlak ve küçük danaların ayaklarından çıkan aşıklar,çocuklar için birer oyun aracıdır. Aşıklar genelde boya ile boyanır,sağa ların belleri bakır telle sarılır ve ortaları delinerek ağır olması için kurşun akıtılır. “Sağa” tabir edilen ağır ve büyük aşıklar oyuncunun elindeki seçilmiş aşıktır, her oyuncunun bir sağa’sı vardır.

Sokakta veya evlerin damlarında oynanan, aşuk oyunlarını sadece erkek çocuklar oynar. Aşukların yüzleri çig, şeg, tög, mire, alçı gibi isimler alırlar. Bir daire içerisine dizilen aşıklar bir kaç metre uzaktan sağalarla atılarak daireden dışarıya çıkarılmaya çalışılır, bu oyuna “çızı oyunu” denir. Çizgi dışına çıkarılan her aşuk, çıkaran oyuncuya ait olur. Aşuk çıkaramayan oyuncu, oyunu rakibine bırakır, böylece aşukların tamamı daire dışına çıkıncaya kadar oyun devam eder:

Aşukları biten çocuğa “Uduzdu” denir. Bu oyundan başka “Mire” diye tabir edilen birbaşka oyun şeklinde ise ortaya oynayan oyuncu sayısı kadar aşuk dizilir. Dizilen bu aşuk kümesine bir kaç metreden sağa denilen aşukla şeğleme yapılır. Aşuk “mire” gelirse kümenin olduğu yerden bunu vurmak için diğer oyuncular sağalarını atarlar,vuran çocuk diğerlerden birer aşuk alır mire gelen sağa vurulamazsa sahibi diğer oyunculardan birer aşuk alır. Şeglenen aşuk mire gelmezse diğer oyuncularda küme etrafında aşuklarını şeglerler sonra bir çocuk tarafından aşık kümesine sağa İle atış yapılır küme dağılırsa sağanın yüzlerine uyan aşuklar, oluşuncaya kadar vurulur. Sonra tekrar küme kurulur kazanan oyuncu arkadaşlarından birer aşuk alır oyun böyle devam eder.

Yöresel Kıyafetler
Kadın Kıyafeti
Başta: Eski Bayburtlu kadınlar başlarına “TEPELİK” takarlardı. Özellikle maddi durumu yerinde olan ailelerde bu tepelikler altınlarla süslenirdi. Yine kadınlar, başlarına çevresi “ÇIRNAKCA” tabir edilen oyalı pullu bir yazma diğer adıyla çit örterlerdi. Bunlar muhtelif renklerde olurdu.

Gövdede: İçte köynek, onun üzerine işlik ve üç etek veya bindallı, alta şalvar giyerlerdi. Üç eteğin üzerine hırkaya benzer koyun yününden örme “DELME” diye tabir edilen bir giysi giyerlerdi. Üç etek elbisenin yakası açık olduğunda göğsü ve iç çamaşırı örtmesi için bir önlük giyilirdi. Kumaştan yapılan bu önlük boyundan bağlanarak, delmenin altından göğüs üzerine kadar inerdi. Üç etek üzerine uç kısmı arkaya sarkık, bir üçgen teşkil eden, elde dokunmuş bir kuşak sarılırdı. Bu horasan kuşağı Keşmir veya Lahuri şalı olurdu. Ayrıca üç etek üzerinde peştamal da bağlanırdı.

Ayakta: Kadınlarda ayaklarına çarık giyerlerdi. Ekonomik durumu iyi olanlar “KALLOŞ POTİN” giyerlerdi.

Erkek Kıyafeti
Başta: Eskiden başlarına “KEÇE KÜLAH, FES EBANİYE” adı verilen bir başlık örten Bayburtlu erkekler daha sonra Cumhuriyetle beraber bu özelliklerini bırakmışlardır. Bugün halk oyunları ekiplerinde yer alan gençler başları açık olarak oyunlarını sergilerler.

Gövdede:İçte köynek, üzerinde özel olarak yaptırılmış içlik giyilirdi. İçliğin üstünde kapaklı “GEZEKİ” (Cuha) bulunurdu. Bu kıyafetin üç cebi vardır, göğüs hizasında bir, altta yanlarda iki olmak üzere. Gezeki’yi bilhassa ekonomik durumu iyi olanlar giyerdi. Gezek’in düğmeleri süslü, kol ağızları ayrıca kaytanlı olurdu. Gençler bellerine Keşmir ve Trablus kuşak bağlarlardı. (Bu kuşaklar, geldiği yörenin adı ile anılır ancak Bayburt’ta da dokunurdu.) Kuşağın üzerinden bir kemer bağlanırdı. Bu da kuşak gibi koyun yününden dokunurdu. Yaşlılar horasan veya lahuri kuşak bağlar, üzerine silahlık takarlardı. Bu silahlık deriden yapılırdı.

Bayburt erkekleri gençlik çağlarında “GÜNGÖRMEZ” tabir edilen, yanlarında kaytanlı, ön ve arkası bir olan ağlı parçaları topuğa kadar uzanan bir elbise giyerlerdi. Güngörmez’in bir kısmı uçkurlu ve kaytansız olduğundan buna “ŞALVAR” da denirdi. Ayrıca Zıvga denilen topuktan dize kadar üç veya dört körüklü, boğumlu giyimler çok makbuldü. Bunların paçaları üç veya dört parmak kalınlığında kaytan işlemeli olurdu.

Ayakta:Yünden örülmüş çorap giyen Bayburtlu erkekler, çarık hasıl, çapula ve yemeni gibi kösele ve deriden yapılmış ayakkabı giyerlerdi.
 


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #4 : Şubat 28, 2009, 03:12:11 ÖS »
El Sanatları
Bayburt’ta bugün devam eden en önemli el sanatları kilim, seccade ihram, taş ve bakır işçiliğidir. Özellikle kilim, seccade ve ihramın Bayburt’ta ayrı bir önemi vardır. Orta Asya’dan Anadolu’ya dalga dalga gelen Türk boyları Asya’dan getirdikleri geleneksel dokuma sanatını aynen burada sürdürmüşler, yöreden elde edilen yünleri kendi yöntemleri ile tabii boyalarla boyamışlar ve bir renk cümbüşü, bir ahenk içerisinde dokuyup hizmete sunmuşlardır.

Evliya ÇELEBİ’nin 17.yüzyıl başlarında ki ziyaretinde Bayburt’tan bahsederken şehirdeki boya hanelerde boyanan yünlerden dokunan Kilim ve seccadelerin Avrupa’ya kadar gönderildiğinden bahsetmektedir. Yine Bayburt'lu kadınların örtünmek amacıyla yünden özel olarak çeşitli renk ve motifte, ihram diye tabir edilen bir el sanatından bahsetmek gerekecektir.

İhram (Ehram)

Bayburt el sanatlarında ihram önemli bir yer tutar. Yörede ihram veya Ehram olarak tabir edilen, tamamen yünden ihram tezgahında dokunmak suretiyle hazırlanan ve Bayburt’ta bayanların örtünmek amacıyla kullandığı yerel bir giysidir. Eski bir Türk geleneği olan ihram dokunma sanatının tarihi Bayburt’ta eskilere dayanır. Ham maddesi Koyun yünü olan ihram genç kızların ve kadınların maharetli ellerinde bir sanat eseri olarak şekil bulur ve dokunur. İhramda renk çok önemlidir. Genelde beyaz genç kızların,mor, boz orta yaştaki kadınların,mor-siyah ihram ise yaşlı kadınların tercih ettiği ihramlardır. 1,5X2 metre ebadında yapılan ihram için temizlenmiş yaklaşık 2,5 kg. koyun yünü gereklidir. Günümüzde ihram olayı eskisi kadar fazla kullanılmadığı için asıl görevi olan örtünme yanında yatak örtüsü,modern ize edilmiş kadın giysileri (Yelek, heybe, şal, fular, v.s). kravat gibi gayelerle de kullanılmaktadır. İhram, renkleri yanında üzerlerinde bulunan desenlerle adlandırılır.

Bunlar Arıdala ters kondu, Pirinç deni, Elma şeleği, Kar tanesi, Çark yıldızı, Uçan kuşlar, Gordo, Mercimekler ve Elifler v.b. gibi


Atasözleri
Açığı it yer, sahipsizi kurt yer

Anası ne ki, danası ne ola .

At beslenende, Kuş seslenende, Kız istenende güzeldir

Bilinmeyen aş, ya karın ağrıtır, ya baş

Çok çalışanın hakkı yaban tezeğidir

Çocuk kundakta, gelin duvakta belli olur

El eli yur, elde döner yüzü yur

Eldeki yara, duvardaki deliktir

Er'in seni sağ sever, komşun seni tok sever

Evden yetme oldu mu, danalıktan sığıra mal almazlar

Deliye el ver, eline bel ver

Kalın incelene kadar, incenin canı çıkar

Koçluk kuru, kom önünde belli olur

Kurt gitti yazıya, meydan kaldı cıngıllı tazıya

Saç sefadan, tır

Sürü ters dönmüş, aksak önde gider

Tandır sıcak iken ekmek tutar

Tarlayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden alasın

Yağmur yağdı, yarıklar kapandı

Yaza çıkardım danayı, beğenmez oldu anayı

Deyimler
Ana akşam oldu fennosu yak (Ana akşam oldu gaz lambasını yak)

Aç karın, yüksek nalın, salın ha salın

Ana bir kavut çorbası büşürde, hereklenek (Kavut: kavrulmuş buğday unu Ana bir çorba pişir de ısınalım )

Anam olsun, ağzı olmasın, babam olsun eve gelmesin

Bulduğu gün godunan bulamadığı gün avucunan

Cahalınan sohbet edeceğine, sırganınan tehret et

Çalıya gittim neyim arttı, çalı Çar’ ımı yırttı (Çar:Kadınların başlarına örttükleri bez örtü)

Evinde pişmez bulgur aşı, kendi gezer bölük başı

Ezen molla evine,tezen molla evine, danayı büğelek almış, oda molla evine

Gada bu gün şehre getme yollar çelpeşük ( Ağabeyi bu gün şehre gitme yollar çamurlu)

Kırk değinnende bir got arpası yok,nöbet için baş yarir (God :Tahıl ölçü aracı, Nöbet: Değinnende sıra)

Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli

Kurdun payı kuşunan, kuşuilki çalı dibi

Oğlan yedi oyuna, çoban yedi koyurıa

Tavuk kakar böçügü,kalkar öğrenir cücügü ( Böcüg:Böcek Cücüg: civciv )

Tec’inden ne hayır gördük ki, galadak’ından ne hayır görek (Tec:Harmanda temizlenmiş mahsül, Galadak:Harman altındaki kısım.)

Toydur düğündür, o da bigündür.

Dualar
Allah birini bin etsin

Allah sevdiklerine bağışlasın.

Allah muradını versin.

Allah agibetini heyır etsin.

Allah dizine dagat versin.

Allah acılı gün göstermesin

Allah gönlüne göre versin

Allah her tutuğunu altın ede

Allah ömrümden kessin ömrüne versin

Allah seni efendimizin şefahat’ından mahrum koymaya

Allah seni elden ayağa bırakmaya

Allah seni Fadime anamıza komşu ede

Allah seni hac’a nasip etsin

Allah seni hiç bir yerde bunaltmaya

Allah seni nur gölünde yatırsın

Alimlerle otura kalkasın

Allah yüzünü kara çıkarmasın

Ayağın taşa dokunmasın

Bir ata, bin tutasın

Cennet hatunu olasan

Evine dert girmesin

Toprak ata, altun tutasan

Torunların torununu sevesin

Ab-u kevserden içesen

Analı babalı büyüyesen

Cennet mekanın olsun

Bedduaları (Garçış)
Akşamlar üstehen kara gele

Allahın ateşi karnahan dola

Allah kökünü kuruta

Allah sana uyuz vere, kaşınacak tırnak vermeye

Ayakların kırıla kud olasan

Bemurat tahtasına uzanasan

Benden sonra gün görüp sefa sürmeyesen

Bir solukluk olasan

Ekmek atlı, sen yaya olasan

Elin ayağın kırılada yanahan uzana

Gezen dert karnahan dolsun

Gidişin olada, dönüşün olmaya

Gözlerine betire aha

İtinen alamete, kurd’unan kıyamete kalasın

O boydan yukarı çıkmayasan

Ocağın bata, kapın kitlene

Ölmeye, itmeye, sürünesen

Seni çor tuta

Seni gorbagor olasan

Seni karayola gidesen

Suratahan baba çıka

Suya sabuna dokunmadan gidesin

Tandur başlarında kalasan (bakacak kimsen olmaya,başkalarına muhtaç olasan) -Yazın ayrana, kışın yorgana muhtaç olasın

Allah seni bemirat tahtasına uzada.

Seni nediyim, ne olsan

Bilmeceler
El keser,elim keser, su vurdukça kan keser (Kına)

Keser sapı, kel kitabı, beş dalı var, beş çiçeği (Kol, El, Parmak,Tırnak)

Vakti gelmiş ermişler, sararmış, solmuşlar (Buğday)

Babam baştan yukarı, kalem kaştan yukarı, kuşlardan bir kuş vardır; dizi baştan yukarı (Çekirge)

Baldan tatlı, zehirden acı (Dil)

İnim inim inler, cümle alem dinler (Davul)

Kara koyun, kuyruğu uzun, yazın gider, kışın gelir (Soba)

Karşıda ay doğdu, gölgesi adam boğdu, anası kız iken kızından uşak doğdu (Patates)

Oy ulu dağlar, ulu dağlar. Kürk üstünde kürk bağlar. Ne alan ağlar ne satan. Başını kesen ağlar (Soğan)

Maniler
Kahve döktüm kuruna
El vurmayın durula
Yarime yar diyeni
Sol göğsünden vurula


Suya bulgur ezerim
Hem ezer, hem süzerim
Ben yarimin derdinden
Deli olmuş gezerim
 


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #5 : Şubat 28, 2009, 03:37:22 ÖS »
[color=#0013ff]Turizm Aktiviteleri[/color]
Kültür Turizmi
Aydıntepe Yeraltı Şehri

Bayburt’un kuzeybatısında dağlık yöredeki bucak merkezi Aydıntepe’de yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2.5 m derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık 2 ile 2.5 m yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir. Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır, ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin, galeri odalarını aydınlatmak için de kullanıldığı gözlenmektedir. Günümüzde kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş mevcuttur.

Bunlardan birincisi kentin bölgede daha önce sözü edilen Halde Şehrine ait olduğu ve eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt”tan geldiği görüşüdür. Diğer görüş ise; Hart’ta bu yeraltı kentinden başka Geç Roma-Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması dolayısıyla, Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği, Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye geldikleri ve sığındıkları, yeraltı kentinin de bu Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğini iddia etmektedir.

Yeraltı Şehrinin giriş çevre düzenlemeleri yapılarak yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açılmıştır.








Diğer Tarihi Yerler

Camiiler ve Mescitler
Pulur (Ferahşad Bey) Camii ve Medresesi

Demirözü ilçesi sınırları içinde yer alan Gökçedere beldesi merkezindedir. 16. yüzyılda inşa edilmiş Ferahşad Bey yapılar topluluğunun cami, medrese, han, hamam, imaret ve konuk evinden oluştuğu bilinmektedir. Bunlardan han, imaret ve konuk evinden hiçbir iz kalmamıştır.

Medresede 18. yüzyıl sonlarında Akkoyunlu Süleyman Bey tarafından yenilenme çalışmalarının yaptırıldığı sanılmaktadır. “L” biçimindeki yapı, beş bölümlüdür. Tüm bölümlerin kapıları avluya açılmaktadır. Avluya açılan kapı ve pencere kemerleri Farsça yazılıdır. Odalarda nişlerle süslenmiş ocaklar ilginç bir görünüm sergilemektedir. 

Avlu içinde yer alan tek kubbeli caminin girişindeki yazıtta, 1517 yılında Akkoyunlu Hükümdarı Korkmaz Bey tarafından yaptırıldığı bildirilmektedir. İki renk kesme taştan özenle yapılmış olan yapının sadece minare kısmı tuğladan örülmüştür. Cami günümüzde ibadete açıktır.
Ulu Camii

Ulu camii yapıldığı dönemde şehrin merkezine inşa edildiği kolayca anlaşılmaktadır. Caminin minaresine de Selçuklu eseri olan birçok camide olduğu gibi caminin dışından girilmektedir.

Caminin yapı özelliği incelendiğinde Sivas ve Kayseri ‘deki Selçuklu dönemi eserleri ile aynı özellikleri taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Bayburt Ulu Camii(Camii Kebir) onüçüncü yüzyıl Selçuklu eserlerindendir.İç mekanda bulunan beş yazıtta, yapımı ile ilgili bilgi verilmektedir.Dikdörtgen biçimindeki ana mekan, mihrap yönüne dikey sekiz kalın payeyi bağlayan geniş kemerlerle üç nefe bölünmüştür.

Camii yapıldığı dönem itibarı ile yerleşim birimine göre çok büyük yapıldığı, ikibin kişinin aynı anda ibadet yapabileceği büyüklükte olduğu kolayca anlaşılmaktadır.

Caminin minaresinin kaidesinin hemen üstündeki çiniler Selçuklu döneminin sanat değerlerinin önemini ve özelliklerini günümüze taşımakta ve anlatmaktadır.

Bayburt’ta onaltıncı yüzyılda yüksek bir bilim ve kültür merkezi olarak hizmet sunan “Musevi’ye Medresesi “ de Ulu Caminin yanına yapılmıştır.

Camii Selçuklu döneminin günümüz Bayburt’una bıraktığı çok ender eserlerden biridir.
Kutluğ Bey Camii

Merkez ilçeye bağlı, Bayburt-Köse yolu üzerinde ve il merkezine yaklaşık 30 km. mesafede bulunan Çayıryolu köyündedir. 14. yüzyılın ikinci yarısında Fahreddin Kutluğ Bey tarafından yaptırılmıştır. Kapı üzerindeki yazıttan 1550’de onarım gördüğü anlaşılmaktadır.

Yapı açık bir avludan geçilen toprak damlı, son cemaat yeri ve dört kalın ağaç direkle mihrap yönüne koşut üç nefe ayrılan ana mekandan oluşmaktadır. Yalın bir görünüşe karşılık, içte ahşap gerecin değişik biçimlerde değerlendirildiği gözlemlenmektedir.
Y. Hınzevrek Camii
Demirözü ilçe merkezinin hemen kuzeyinde bulunan Çatalçeşme köyündedir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Akkoyunlular döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Son cemaat yeri eğimli bir çatıyla örtülü olan caminin minare kaidesi kesme taştan, silindirik gövdesi ise tuğladan yapılmıştır. Kare planlı ana mekanı örten kubbe yıkılmış,ü yerine dört ahşap ayağa oturan, ortası kırlangıç kubbeli bir ahşap örtü yapılmıştır. Nişleri mukarnas süslemeli olan mihrabın kemeri bitkisel ve geometrik motiflerle bezenmiştir.

Yakutiye (Yeni) Camii
Bu cami Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde, eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerindedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913-1915 yılları arasında yapılmıştır. Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup, işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir.

Zahid Efendi Camii
İl merkezinde bulunan cami, Osmanlı döneminde (1514-1515) Zahid Efendi tarafından yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı mimarisi tarzında inşa edilen yapı birkaç kez onarım görmüş, ancak aslına uygun olarak yapılmayan bu onarımlar sonrasında özgünlüğünü yitirmiştir. Çatısı saç kaplama malzemesiyle kaplanmış olan cami günümüzde ibadete açıktır.
 
Taşhan (Bedesten)
Yapılış tarihi bilinmeyen Taşhan (Bedesten) Ulu Cami’nin yakınında şehir içerisindedir. Taşhan geçirdiği bir yangından sonra kitabeleri kaybolmuştur. Bedesten (Taşhan) üç bölümden meydana gelmektedir. Her bölüme ayrı kapıdan girildiği için ayrıca etrafı binalarla kaplı olduğu için üç mek''n ilk bakışta birbirinden ayrı olarak görünür.

Ana mek''n kare şeklindedir. Ortada çok kuvvetli bir paye bulunur. Bu payeden dört yöne atılan sivri kemerlerin meydana getirdiği dört bölümün üzeri kubbelerle örtülüdür.(R.225–226) bu kubbelerden biri ilk durumunu kaybetmiştir. Yayvan kubbelerde açılan pencerelerde orijinal değildir.

Yapının kare mek''nı sıva ile kaplı olmasına rağmen dikdörtgen kısımda olduğu gibi taş ve tuğladan inşa edildiği görülmektedir. Giriş bölümünün üzerinde bir aydınlık feneri vardır. Giriş kapılarının hepsinin bir taş tezyinata sahip oldukları kalan mevcut kısımlardan anlaşılmaktadır. Asıl giriş kapısını üzerinde üç dilimli bir kemer görülmektedir.(R.227) Sathi kemerler içinde açılan kuzey ve batı kapılarında oldukça güzel ince işlenmiş taş tezyinat dikkati çeker. Sonradan örülen bu kapılar, yan mek''nlara geçit verirdi.

Kare şeklindeki ana mekanın batısındaki ikinci mekan dar dikdörtgen şeklindedir.arka arkaya sıralanan kubbe ve tonozla örtülüdür.Ortadaki geniş tonozun iki yanında bulunan kubbeli kısımlara, esas mekanın batı yönüne bakan kubbeli bölümler arasında birer kapıya irtibat sağlanmıştır.Kubbelere geçiş Türk üçgenleriyle sağlanmıştır.ara bölümler sathi sivri kemerlidir.İkinci mekan daha büyük ölçüdedir.geniş bir kemerle diğer kısımlardan ayrılır.Yapı bir beşik tonozla nihayetlenir.

Bayburt Bedesteni (Taşhan),II. Beyazıt (1481–1512 ) in kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan Amasya, XVII. Yüzyılda Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırılan Vezir Köprü (198) ve bilhassa plan ve ölçü bakımından bunu çok andıran ve eskiden bedesten olduğu söylenen Zile Camii ile büyük bir benzerlik gösterir. Hepsinde ana mek''n kuvvetli bir paye ve dört yöne açılan kemerlerle dört bölüme ayrılmıştır. Her bölüm birer kubbeyle örtülüdür.

Bayburt bedesteninin Yavuz Sultan Selim 2512–1520) zamanında hapishane olarak kullanıldığı söylenmektedir. Bu bedestenin Vezirköprü be3desteninden daha eski olduğu düşünülebilir.

Evliya Çelebi XVII. Yüzyıl başında Bayburt ‘ u ziyaret ettiğinde bu bedesten vardı. Evliya Çelebi bu bedestenden “ Gayet müzeyyen ve Zarif “ bir bedesten olduğunu anlatmaktadır.(199)[/size][/font]

Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #6 : Şubat 28, 2009, 04:01:47 ÖS »
Türbeler ve Kümbetler
Dede Korkut Türbesi

İlimizin güney doğusunda 39 Km. mesafede ki Masat köyünün hemen çıkışındadır. Yapılış şekli ve mimarı tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Alî Baba diye geçen türbe Alî baba (Büyük Baba) anlamında kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren, Dede Korkut’a ait olduğu söylenen türbedir. Türbenin üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir.

Yapılış şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye ait olabilecek karakterdedir. Anıt türbe Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 Basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında resimli olarak yer almaktadır. Dede Korkut asırlar boyu yüksek erdem , hoşgörü ve anlayışın kitlelere yayılmasında büyük rol oynamış bilge bir kişidir.


Şehit Osman Türbeleri

Bu türbelerin, Saltukoğulları komutanlarından Mengücük Gazi’nin erkek kardeşi Osman Gazi ve kız kardeşine ait olduğu bilinmektedir. Bayburt merkezinin batı yanını kapayan 1682 m. rakımlı tepe üzerinde yapılmışlardır. Türbelerin yanında bulunan mezar taşlarının 600-700 senelik oldukları sanılmaktadır.

Silindirik gövdeli ve konik külahlı olan 1 no’lu türbenin duvarlarında süs öğesi olarak küçük mazgal delikleri açılmıştır. Mihrabın yanlarında mukarnas süslemeli sütunçeler vardır. Giriş basamakları yıkıldığından, yüksekte kalan kapı mukarnas süslemeli niş içindedir. Yapı, mimarisi ve süsleme tekniği nedeniyle, 13. yüzyıla tarihlenmektedir.

Çeşitli onarımlar görmesinden dolayı 1 no’lu türbeden daha yeni görünüşlü olan 2 no’lu türbe yapısı itibariyle diğer türbelerden farklıdır. Kare planlı ana mekanı, tromplara oturan oval bir kubbeyle örtülü olan türbe, kesme taştan kalın bir yapıdır. Pencere bordürlerinde şamdanı andıran motifler vardır. Bu da yapının 13-14. yüzyıllar arasında inşa edildiğine işaret etmektedir.

Ahmed-i Zencani Kümbeti

İl merkezindeki Cumhuriyet İlkokulu’nun yanında yer alan yapının Ahilerden Ahmed-i Zencani’nin türbesi olduğu düşünülmekle birlikte bu konuya ilişkin bilgiler kesin değildir. 13-14. yüzyıla tarihlenen yapı sekiz köşeli olup mezar odası kare planlıdır. Piramit biçimli çatısı yıkılmıştır.

Mihrap nişinin yanlarındaki sütunçelerin gövde ve başlıkları, mihrap nişi geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir.

Abdulvahab Gazi Türbesi
Merkez ilçeye bağlı ve Bayburt-Gümüşhane yolunun yaklaşık 35. kmsinde yeralan Erenli köyünün hemen altındadır. 7. yüzyılda yaşayan ve kahraman olarak tarih kitaplarına geçen, halk arasında saygın kişiliği olan Abdulvahab Gazi’ye aittir. Günümüzde ayakta olup, ziyarete açıktır.
 
Bey Böyrek (Bamsı Beyrek) Türbesi
Bayburt’un 2 km. doğusunda bulunan Erenli köyünün batısında, bir tepe üzerindeki yapı Dede Korkut Hikayelerinde geçen en önemli kişilerden biri olan Bey Böyrek’e aittir. Halk arasında ziyaret olarak da bilinen mezar ve sonradan ilave edilen dikdörtgen şeklindeki bir taş binadan oluşmaktadır.

Kutluğ Bey (Sünür) Türbesi
Merkez ilçeye bağlı, Bayburt-Köse yolu üzerinde ve il merkezine yaklaşık 30 km. mesafede yer alan Çayıryolu köyünde bulunan türbe Kutluğ Bey Camii’nin 30 m. doğusunda, mezarlığın içinde bulunmaktadır. Yazıtında, Tur Ali Bey oğlu Kutluğ Bey’in adı okunmaktadır. Kutluğ Bey’in 1389’da öldüğü düşünülerek türbenin 14. yüzyılın sonlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kesme taştan, sekiz köşeli olarak inşa edilen yapının kubbesi yıkılmıştır. Duvarlarda, içten kemerli nişlerle devinim sağlanmıştır.

Yarım daire biçimli mihrap, yuvarlak kemerlidir. Kubbenin çinilerle süslü olduğu camiyle türbe arasında revaklı medrese odalarının bulunduğu bilinmekle birlikte, bunlardan günümüze bir iz kalmamıştır. Türbenin büyük kısmı yıkılmış, sadece duvarları ayakta kalabilmiştir. Halk arasında Tur Ali Bey Türbesi olarak da bilinmektedir.

Yanbaksı (Güneşli) Kümbeti
Halk arasında “Yanbaksı Kümbeti”adı ile anılan bu yapı, il Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunmaktadır.Yapının tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur.

Halk arasında bu kümbetin Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye ait olduğu söylenmektedir. Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olabilecek karakter taşıdığı görülmektedir. Sekizgen bir taban üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan inşa edilmiştir

Hamamlar
Bent Hamamı
Çoruh Nehri kıyısında, Bayburt Kalesi’nin güneydoğu eteğinde bulunan hamam, 16. yüzyılda Akkoyunlu Hacı Ferahşad Bey tarafından yaptırılmıştır. Dış kısmı çeşitli kereler onarım gören yapının iç kısmı halen özgünlüğünü korumaktadır. Klasik dört eyvanlı hamam planı ile yapılmış olan hamamın soyunmalık bölümü dört sütuna oturan ortası aydınlık fenerli kubbeyle örtülüdür.

Ilıklık bölümü ise uzun bir beşik tonozdan oluşmaktadır. Halvet bölümündeyse, ortada bir kubbe, dört yönde sivri beşik tonozlu eyvanlar, köşelerde kubbeli halvet odaları yer almaktadır. Merkezi kubbeye pandantiflerle, köşe kubbelerine Türk üçgenleriyle geçiş sağlanmıştır. Yapı günümüzde de hamam olarak kullanılmaktadır.

Paşaoğulları (Kondolotlar) Hamamı
Bayburt kent merkezinde bulunan ve birkaç kez onarılan hamamın yapım tarihi ile ilgili bilgiler kesin değildir. Sıcaklık bölümü, klasik haç biçimli dört eyvanlı hamamlar planındadır. Kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Köşe odaları kubbeli tonozla, ılıklık beşik tonozla örtülüdür.

Meydan (Çarşı) Hamamı
Bayburt kent merkezinde bulunmaktadır. Kadı Mahmud Çelebi Vakfı olarak bilinmektedir. Merkez planlı, yıldız biçimli 6 eyvanlı sıcaklık bölümü dışında özgünlüğünü yitirmiştir. Hamam günümüzde de kullanılmaktadır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #7 : Şubat 28, 2009, 04:09:23 ÖS »
Bayburt Kalesi

Tarihin derin koridorlarından günümüze oluşturduğu köprü ile ışık tutarak şehrin kuzeyinde Çocuğunu gözünden sakınan ve göğsüne yaslamış bir ana gibi Bayburt’u bağrına yaslayan ve ilk günkü görkemini hala sürdüren “Bayburt Kalesinin “ yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak çeşitli kaynaklarda M.S.58 lerde inşa edildiği, daha sonraları da değişik dönemlerde onarım gördüğü anlatılmaktadır.

Uzak doğuya giderken Bayburt’ a uğrayan ünlü İtalyan Gezgin Marko POLO (1254–1324) Bayburt Kalesinin çok sarp ve görkemli bir yapı olduğunu belirtmektedir. (S.Karakoyunlu B.Tarihi S.98)

Evliya Çelebi de 1647 yılında Bayburt’a geldiğinde; Kaleyi yalçın kaya üzerinde çok büyük ve ihtişamlı bulduğunu belirterek, duvar yükseklilerinin otuz kırk metrelerde olduğunu, kale içerisinde 300 civarında eski usul ev bulunduğunu ayrıca kalenin biri doğuya bakan üç kat “Demir Kapı” diğeri batıya bakan “Nöbethane “ kapısının olduğunu belirterek, kalenin dışında şehirde bin kadar toprak üstlü ev bulunduğunu, şehrin (ondokuz Müslüman ve yedi ermeni mahallesinden meydana) 26 Mahalleden meydana geldiğini seyahatnamesinde anlatır.

Bayburt Kalesi yaklaşık 1671 m rakımda bulunması nedeni ile tarihi yaşamı içerisinde hiçbir dönemde stratejik önemini yitirmemiştir.

Kale altıgen üzerinde yapılmış ve iki kat surla çevrilmiştir. İç ve dış surlar arasında yaklaşık yüz metre mesafe bulunmaktadır. Kale burçlarının yüksekliği on iki metre, surların yüksekliği ise otuz metredir. Çoruh nehri ise kalenin en sarp ve ulaşılamayan bölümünü kucaklamaktadır. İki katlı kale burçlarının birinci katında görevli muhafızlar ve komutan yerleri ikinci katında ise düşman gözetleme yerleri bulunmaktadır.

Kale içerisindeki yapılar; koğuşlar, hapishane, ambar, su depoları(sarnıçlar) ,hamam olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca surlar üzerindeki mazgallar ve siperlikler birbirini takip etmektedir.

Kalenin ikinci surun doğuya bakan yüzünde sanat değeri yüksek mor, mavi, yeşil çini kalıntıları görülmektedir. Bu çiniler güneşin doğuşu esnasında yansıttıkları güneş ışınları ile adeta bir renk ve ışık cümbüşü oluşturduğu halk arasında söylene gelmiştir. Bu çinilerden dolayı kaleye Çinimaçin Kalesi de denilmektedir.

Kale; Urartular, Mahalli prenslikler, Bağratlar, Romalılar, Ermeniler, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Trabzon Komnenonsları gibi uygarlıkların izlerini günümüze taşımış doğunun en önemli eserlerindendir. Kale de çeşitli dönemlerde tamirler yapılmıştır. Son olarak kalede en büyük onarımı Türkler gerçekleştirmişlerdir.

Kale çevresi yaklaşık 3 km.dir. Kapladığı alan ise 0,15310 km2 dir. Kalenin en geniş kısmı 900 m. en dar yeri ise 500 m.dir. Kalenin Güney Batısında Ebul Fetih Camii bulunur. Ayrıca Kalede en tanınır durumdaki yapılardan olan kilise hakim bir noktada bulunmaktadır. Bu nedenle kale inanç turizmi yönünden de önem arz etmektedir.

Kalede oturan halk 14. Y.Y. da Kanuni Sultan Süleyman Döneminden sonra güvenli ortam oluşunca şehre inmeye başlamıştır. 1828–1829 Osmanlı Rus harbinde Rus Ordusu kaleyi tahrip ederek çekilmiştir.

Kale ile ilgili halk arasında söylenen manilerden örnekler ise ;

Kaleden indim yeniş,
Mendilim dolu yemiş,
Yare saldım yememiş,
Kendisi gelsin demiş.

Bayburt’un kalesiyem,
Açılmış Lalesiyem,
Bayburt’ta bir kız sevdim.
Ben onun kölesiyem.

Saruhan Kalesi
İlimiz merkezine 35 km. mesafede bulunan Saruhan köyündeki kalenin gözetleme amacıyla yapıldığı tahmin edilmektedir. İlimiz Merkezine 40 km. mesafede

Bayrampaşa köyünde bulunan Kale kalıntıları, yine ilimiz merkezine 42 km. mesafede bulunan Kitre köyü kale kalıntıları ve ilimiz merkezine 27 km. mesafede bulunan Çayıryolu (Sünür) köyü kale kalıntıları mevcuttur.

Saat Kulesi

Saat Kulesi, Bayburt kent merkezinde valilik konağının yakınında olup, 1924 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda açılmıştır. Bayburt taşından, yine Bayburtlu ustalar tarafından yapılan saat kulesi, Çorum Saat Kulesi’nin bir benzeridir.

Kuleye takılan 4 adet saat ve makine aksamı Almanya’dan getirilmiştir. Kulenin zeminden yüksekliği 21 m. olup, şerefesine 41 basamaklı bir merdiven yoluyla çıkılmaktadır.


Kop Şehitleri Abidesi
Bayburt-Erzurum yolunun yaklaşık 40. km’sinde, karayolunun hemen kenarında yer almaktadır. Kop Şehitleri Abidesi, 1916 yılında Kop Geçidi’nde ve Çoruh Havzası’nda düşmana direnen ve bu direnişte şehit olan askerlerin anısına 1963 yılında Kop Dağı’nın zirvesine yapılmıştır. Abide yapımında, genelde kesme taş ve yer yer beton ile mermer kullanılmıştır.
 

Korgan Köprüsü
Bayburt-Gümüşhane yolunun yaklaşık 25. km’sinde ve Merkez ilçeye bağlı Akşar beldesinde bulunan yapı, iki gözlü ve sivri kemerlidir. Kesme taştan kemerler, korkuluk taşları ve kemer arası taşlar sağlam durumdadır. Klasik Osmanlı dönemi köprülerinden olup, günümüzde de kullanılmaktadır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #8 : Şubat 28, 2009, 04:22:50 ÖS »
Kış Turizmi
Kop Dağı ve Kayak Sporları Turizm Merkezi

Yeri ve Ulaşım: İlimiz merkezine 39 km.de , Erzurum iline 80 km. mesafede Bayburt – Erzurum karayolu Ana Tur güzergahı üzerindedir. Ulaşım karayolu ile sağlanmakla birlikte merkez Erzurum Hava alanına 70km., Aşkale Tren istasyon merkezine 20 km. , Trabzon Hava Alanına 215 km., Erzincan Hava alanına ise  240 km. mesafede ,Tarihi İpek Yolu güzergahı üzerinde Karadeniz  Bölgesini Doğu Anadolu Bölgesine bağlayan önemli bir merkezdir
     
Bakanlar Kurulunun 7.02.1991 tarih ve 91/1514 sayılı kararı ile Kop Dağı “Turizm Merkezi” ilan edilmiş ve bu merkez üzerinde “Kop Dağı Kayak ve Kış Sporları Merkezi” planlama çalışmaları Turizm Bakanlığınca yapılarak bitirilmiştir. Kop dağı Kayak ve Kış Sporları Merkezi Planında mevcut olan Kayak evinin bulunduğu alan ile günü birlik tesislerin bulunduğu alanların bir kısmı gerektiğinde yatırımcılara tahsis edilmek üzere İl Özel İdaresince kamulaştırılmış olup, yol, su elektrik gibi alt yapı çalışmaları tamamlanmış,  merkezde yapılacak tesislere örnek teşkil edecek Kayak Evi inşaatı bitirilmiştir. “Bayburt Kop Dağı Kayak ve Kış Sporlar Merkezi” Ülkemiz ve İlimiz açısından önem arz eden çalışmalardandır.
 

Özellikleri:

• Merkez Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir geçiş noktasıdır.


• Merkezde kış mevsimi uzun ve yoğun olarak geçmekte ve yılın üçte ikisinde kar ve kayak imkanı bulunmaktadır.

• Merkezde 1240 metre uzunluğunda 70 adet teleksi askısı bulunan teleksi tesisi bulunmaktadır.

• Merkezin 2950 metrelik zirvelerden başlayan kayak pistleri uluslar arası standartlarda amatör ve profesyonel sporcularımıza hizmet sunmaktadır.

• Merkezde 110 yatak kapasiteli Konaklama amaçlı Kayak evi hizmet vermektedir.

• Merkez Gençlik ve Dağ turizmi yönünden oldukça idealdir.

• Merkez Kamp-Karavan, Atlı Doğa yürüyüşü, Trekking, ayak paleti ile karda yürüyüş gibi etkinliklerin yapılabilmesine elverişlidir.

• Merkezde ornitoloji foto safari, jeep safari ,bisiklet turları yapılabilecek bir çok alan mevcuttur.

Flora (Bitki İnceleme)

• Kop Dağı Kayak(Kış) Sporları Turizm Merkezi ‘nin 2100 metre rakıma kadar olan kısımlarında; çam, mazı, meşe, titrek kavak, ve Özbek kavağı, büyük yapraklı ıhlamur, dağ akça ağacı, karaağaç, ak söğüt, adi ceviz, sakallı kızılağaç, kiraz, yabani elma, mahlep, sarıçam, kadran ardıcı,bodur ardıç, boyacı sumağı, erik ılgın, yabani fındık, kuşburnu, alıç ve tespiti yapılamayan yüzlerce odunsu bitki bulunmaktadır.

• Merkezde peygamber çiçeği, ablan otu, başlık otu, saman çiçeği, bodur mazı ve henüz tespiti yapılamayan yüzlerce otsu ve endemik bitki çeşidi mevcuttur.

• Turizm Merkezi’ nin bulunduğu saha görsel ve estetik kaynak değerler açısından oldukça yüksek bir potansiyele sahiptir.

Fauna (Hayvan Varlığı)

• Kop Dağı Kayak (kış) Sporları Turizm Merkezinde florada olduğu gibi, faunada da çeşitlilik öne çıkmaktadır. Tespiti yapılabilen hayvan türleri ise;

• Tavşan, tilki, sansar, karaca,çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı, gelincik, porsuk, sincap, kirpi, yarasa, kurt, yaban domuzu, bıldırcın, tavşancıl, akbaba, kartal, atmaca, ur kekliği, kırlangıç, güvercin, kumru, guguk,, baykuş, ibibik, ağaç kakan, karatavuk, kiraz kuşu, ala karga, saksağan, kuzgun ve tespiti yapılamayan en az 30 çeşit mevcuttur.

• İmar planları yaptırılarak yatırımcıların beğenisine sunulmuştur. Yaptırılan bu planlara göre hazine’ ye ait bölgenin imar durumu ise;

Merkezin Kayak Kronolojisi

• 1940’ lı yıllarda kayak sporunun ülkemizde milli takımlar seviyesine gelmesi ile ilimizde de kayak sporu öncelikli hale geldi.

• KOP Dağı Kış (kayak) Sporları Turizm merkezinde il ve bölge halkının amatör ve profesyonel sporcuları kayak yapmışlardır.

• Kayak sporlarının yoğun olarak yapıldığı ve bölgede yaklaşık 2500 kayakçının dikkatini çeken merkez 1991 yılında turizm bölge ve alanı ilan edilerek turizmin hizmetine kazandırılmıştır. Merkezde bulunan kayak evi, konaklama, yeme içme tesisleri ile gelen ziyaretçilere hizmet sunulmaktadır.

Yayla Turizmi

Bayburt ili yaylalar açısından oldukça zengindir. Kop Dağı Turizm Merkezi-Kop Dağı Yaylası, Sultan Murat Yaylası, Aydıntepe, Akbulut, Cumavank, Otlukbeli, Yazyurdu, Yoncalı, Tohnovi, Çavdar, Somarova, Karakaya, Menge, Seydiyakup, Kavlatan, Akkoyun, Solkarı, Gümüşdamla, Yaylapınar, Üzengili, Kuşmer, Gökçedere, Dumlu, Günbuldu, Şur, Irmak, Eser, Çukur, Ardıçgöze, Göloba, Çençül ve Salcılar yaylaları ilin önemli yaylaları arasında sayılabilir.

Akarsu Turizmi (Kano-Rafting)

Bir kolu Mescit Dağları’ndan, diğer bir kolu da Otlukbeli Dağları’ndan çıkarak iki kol halinde ilin sınırları içerisinde Dikmetaş köyü altında birleşen Çoruh Nehri, debi bakımdan ülkemizin en önemli akarsularından biri olup, bu özelliği nedeniyle su sporları açısından oldukça elverişlidir. Dikmetaş köyünden başlayarak Çoruh Nehri’nin il sınırlarını terk ettiği Aslandede köyüne kadar olan kısmında su sporlarından kano ve rafting yapılabilmektedir.

Sırakayalar Şelaleleri

Bayburt-Erzurum karayolunun 6 km. sinden ayrılarak 16 km. daha yol aldıktan sonra ulaşılan Sırakayalar Şelaleleri, İlimiz merkez Sırakayalar köyünün girişinde ve köy içinde olmak üzere iki tanedir.

Yaz aylarında çevreleri mesire yeri olarak kullanılan her iki şelalede suların akışının verdiği ses ve uğultu yanında oluşturduğu özel klima havası özellikle yaz aylarında güneşin sıcağından insanları adeta korumaktadır. Suyun gizemli akışı çevrede görülmeye değer ebem kuşağı ve bir çok doğal güzellikler oluşturmaktadır


hasan_talha

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #9 : Şubat 28, 2009, 05:11:23 ÖS »
ablacım ellerine sağlık yine güzel bir ilimizi gün
ışığına çıkarmışın görev olarak çok zor, ve çok güzel bir konu içindesin allahım
ecrini arttırsın inşallah


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #10 : Şubat 28, 2009, 07:06:52 ÖS »
ablacım ellerine sağlık yine güzel bir ilimizi gün
ışığına çıkarmışın görev olarak çok zor, ve çok güzel bir konu içindesin allahım
ecrini arttırsın inşallah

İnşaALLAH elimden geleni yapmaya çalışıyorum canım kardeşim...

Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #11 : Mart 02, 2009, 09:54:08 ÖÖ »
Dağ ve Doğa Yürüyüşü

Bayburt İli arazi şekilleri açısından çeşitlilik göstermektedir. Ovaların önemli yer tutmasına karşın yüksek ve sarp dağlar ile bunların oluşturduğu geçitler il topografyasında önem taşır. İli kuşatan Kemer, Soğanlı, Haldizen, Kırklar, Köse, Coşan, Kop, Otlukbeli, Divanyolu, Sarıçiçek Dağları, 2000-3000 m’nin üzerinde yüksekliğe sahip dağlar olup, bu alanlar dağ ve doğa yürüyüşü dışında atlı doğa yürüyüşlerine de elverişli alanlardır. Ayrıca Çoruh Vadisi’nde de atlı doğa yürüyüşü yapılmaktadır.

Şehit Nusret Bahçesi

Şehir merkezinde cumhuriyet Caddesi ve Çoruh nehri kenarında, ortasında havuzu bulunan yeteri kadar ağaç ve çiçeklerle donatılmış olan park, stres atmak ve dinlenmek isteyenler için çok ideal bir mekandır.
Çoruh Vilayet Orman İçi Dinlenme ve Mesire Alanı

Ülkemizin önemle ve Dünyada Kano_Rafting yapılabilen 4 nehrinden biri olan Çoruh Nehrinin Gez Köyü kıyısında Bayburt – Erzurum karayolunun 9.km.sinde dir.

Mesire alanı 333.000 m2 alan üzerine kurulmuştur. Alanda dörder kişilik 11 adet Bungalov evler, 2108 kişilik piknik ve mesire alanı, koşu ve spor parkur alanları, barfiks , sıçrama tahtası, tırmanma halatı gibi ahşap spor aletler, büfeler,yağmur barınakları, kamelyalar, pergoleler, banklar, beş adet çocuk oyun alanı ve 278 araçlık oto park yapımı planlanmış ve birçoğunun yapımına başlanmıştır.

Genç Osman Parkı

Şehir merkezi, Çoruh nehri kenarında bulunan park halkımızın ve turistlerin daha iyi dinlenme imkanı için belediyece 1992 yılında hizmete açılmıştır. Ayrıca Şeyhayran, Zahit, Esentepe, Uzungazi, Belkent, Tuzcuzad mahalleleri Genç Osman, Şehit Nusret Parkları, Şehit Osman tepesi ve Lojmanlar mevkiinde 10 adet çocuk parkı bulunmaktadır.
Yeni Şehir Parkı
Erzurum yolu üzerinde Coruh nehri kenarında 120.000 m 2 alana inşa edilmiştir..Park içerisinde kapalı yüzme havuzu , suni gölet, Osmanlı Konağı Kamelyalı Oturma Gurupları, Çeşmeler, Yürüme ve Koşu Parkurları , voleybol , basketbol sahaları,, tenis kordu , çocuk oyun alanları,, anfitiyatro gibi bir çok aktivitenin bulunduğu parkta yetiştirilen ağaç türleride bu mekana ayrı bir güzellik katmaktadır.

Türk Dünyası Parkı
Şehrin Merkezinde Coruh Nehri kenarında 950 m2 üzerine inşa edilmiştir. Bayburt Taşı ile inşa edilen park ve bölümleri estetik görünümü ile şehirde Türk Dünyasının sembolü haline gelmiştir.

Gezginlerin oldukça dikkatini çeken park ülkemizde ilk ve tek olması nedeni ile şehre ayrı bir güzellik katmaktadır.

Kır Kahvesi
Şehit Osman Türbelerinin bulunduğu tepenin Güneyinde 5000 m2 lik bir alan içerisindedir.Kır Kahvesi çevresinde kamelyalı oturma gurupları, yapay şelale , oto park alanı bulunmaktadır.

Şehre hakim ve özel klima havası içerisindeki bu park mesire ve dinlenme için ideal bir mekandır.
 
Mağara Turizmi
Helva Köyü Buz Mağarası

Masat Vadisi’nin güneyinde Helva köyünde yer almaktadır. İl merkezine 33 km. mesafede bulunan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler görülebilmektedir. Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara, buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtması bakımdan dikkat çekicidir. Bu haliyle mağara kış turizmi yönünden potansiyel arz etmektedir.
Çımağıl Mağarası (Doğanın Yer Altı Sarayı)

İl merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi Mahallesi’nde yer alan mağaraya Taşındibi Mahallesi’nden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatlik bir yolculuk sonrasında ulaşılabilmektedir. Ancak 884 m. uzunluğundaki bölümü incelenebilen Çımağıl Mağarası 11 bölümden oluşmakta ve tavan yüksekliği yer yer 30 m’yi bulmaktadır.

Mağarada küçük su birikintileri, sarkıt dikitleri,org desenli duvarla, mağara incileri, mağara çiçekleri, traverten basamakları,fil kulakları, bulunmakta ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzaralar oluşturmaktadır.

Kamp ve Karavan Turizmi

Soğanlı, Kop ve Çoruh Vadisi’nde kamp ve karavan imk''nları mevcuttur. Özellikle, yaz aylarında Karadeniz’in sahil kesimlerinden gelen konuklar Çoruh Vadisi’nde çadır kurarak aileleri ile dinlenmektedir

Sportif Olta Balıkçılığı
Çoruh Nehri ve kolları, tatlı su ürünleri balıkçılığına oldukça elverişli imk''nlar sunmaktadır. Masat, Kopuz, Beşpınar, Ozansu, Yoncalı, Yazyurdu, Kılıçkaya ve Çatıksu dereleri alabalık yönünden; Oruçbeyli, Sakızlı, Saraycık, Danişmend, Eymür, Gökçedere gölleri ise sazan balığı yönünden zengindir.
 

Kuş Gözetleme
Çoruh Vadisi yırtıcı kuşların göç yolları üzerindedir.

Bitki İnceleme

Özellikle yaylalardaki floristik zenginlik dikkate değer niteliktedir. Başlıca çiçekli bitkiler ormangülü, çalıçiçeği, ılgın, karayemiş gibi bodur ağaçlarla çayır yoncası ve baklagil bitki türleridir. Bunun yanı sıra çeşitli mantarlar, böğürtlen, şerbetçiotu, eğrelti, çuha, yabani çilek, kekik, nane, mevsime göre papatya ve gelincikler, kantaron otu, balçiçeği, adaçayı bitkilerine sıkça rastlanır. Ayrıca, hindiba kirpidikeni, kayakoruğu dağlaması, yaylalarda görülen zenginliklerin başlıcalarıdır.


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #12 : Mart 02, 2009, 09:56:16 ÖÖ »
Ne Alınır?
Bayburt'ta bakır işlemeciliği, kilim ve ehram dokumacılığı önemlidir. Özellikle üretilen kilim motifleri Bayburt'a ait ve orijinaldir. Ayrıca, ehram dokumaclığı da yöreye özgü bir dokumadır. Ehramdan yapılan yelek, masa örtüsü, yatak örtüsü, seccade, perde ve kravat gibi eşyalar ilgi çekicidir.

Yöresel Ehram Ürünleri (Halk Eğitim Merkezi) (0 458) 211 7334
Güven İş Bakırcısı (Bakır İşleme ve Züccaciye Çeşitleri) (0 458) 211 2421
Osmanlı Bakır İşleme ve Dekorasyon
(Eski Bakır Eşyalarının Günümüz Zevkinde İşlenmesi,
Diğer Bakır İşleme Çeşitleri ve Hediyelikler) (0 458) 211 9121
Galeri Burcu (Eski Bakır Eşyalarının Günümüz Zevkinde İşlenmesi,
Diğer Bakır İşleme Çeşitleri ve Hediyelikler)   
Öztürk Hediyelik (Eski Bakırların Özenle İşlenmesi ve Diğer Hediyelikler) (0 458) 211 1121


Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #13 : Mart 02, 2009, 09:58:04 ÖÖ »
Yerel Etkinlikler
ŞENLİKLER, FESTİVALLER, KURTULUŞ GÜNLERİ
 
Bayburt'un Düşman İşgalinden Kurtuluşu 21 Şubat
Şifali Yayınlar Kırkpınar Köyü 5 Mayıs-1 Haziran
Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni Temmuz'un 3. Haftası
Hacıoğlu Köyü Şenlikleri Temmuz'un 2. Haftası
Kırklar Şenliği (Kitre Köyü) Temmuz'un 2. Haftası



Mercan

  • Ziyaretçi
Ynt: Bayburt
« Yanıtla #14 : Mart 02, 2009, 09:59:56 ÖÖ »
Yapmadan Dönme
- 20 Mayıs 5 Haziran tarihlerinde Kırkpınar köyünde Doktor yılanları görmeden,

- Temmuz ayının 3. Haftasında Türk Dünyasının Bilge kişisi Dede Korkut adına düzenlenen Şenliklerin heyecanını yaşamadan,

- (Aslan dağı) Vilayet Ormanı Paraşüt parkurunda paraşüt heyecanını yaşamadan,

- (Aslan dağı) Vilayet Ormanı ve parkını gezmeden,

- Bayburt’un yerel yemeklerini özellikle de Kefenli kebap, Gındırlama Köftesi (Bayburt Köftesi) Galacoş’ un damak zevkini tatmadan,

- Çoruh Nehri üzerinde bir yandan kano-rafting yaparken,diğer yandan vadi içerisinin gizemli doğa yapısını görmeden,

- Bayburt ‘lu ustaların sanatsal inceliklerini hediyelik bakır işlemelerde görmeden,

- İnsan zekasının taş üzerindeki güzelliklerini Bayburt taşında hissetmeden,

- Ağlayan kayalar efsanesini dinlemeden ve kanyonunu görmeden, DÖNMEYİN.

Şehir Turu
• Bayburt Kalesi

• İmarettepe Şehitliği

• Saat Kulesi

• Kavallar Evi

• Şehit Osman Tepesi Türbeler ve Çay Bahçesi

• duduzar Tepesi Beyböyrek (Bamsi Beyrek) Türbesi

• Şehit Nusret Parkı

• Türk Devletileri Parkı

• Genç Osman Parkı

• Belediye Çoruh Çamlık Parkuru

• Vilayet  Ormanı (Aslandağı Mesire ve Piknik Alanı)

Dört Dörtlük Öneriler
2500 – 300 metre zirvelere tırmanarak Bayburt ‘ un özel klima özelliğinde havası içerisinde dağcılığın ve yaylacılığın heyecan verici aktivitelerinden tüm meraklıları yaralanmalıdır.

Antik kentleri gezerek yüzyıllar öncesi yaşayan uygarlıkların yeraltında ve yerüstündeki yaşam kültürünün izlerini mutlaka görmelisiniz.

İlimiz Kop Dağı Kış ve Kayak Sporları Turizm Merkezinde konaklayarak;

1. Kışın kar, Yazın çim kayağının tadını,
2. Hedikle (Ayak Paleti) Karda yürüyüşün zorluklarını,
3. Paraşütle özel klima havası içerisinde uçma heyecanını ,
4. Çevre yaylalara trekingle kültür turlarının tarihi derinliğini yaşamalısınız.

Tatilinizi Temmuz ayına alarak Bayburt’ la bütünleşen “Dede Korkut “ şenliklerinin şenlik harmanında bulunarak . Kültürel ve sanatsal etkinlikleri doyasıya izlemelisiniz .

Bayburt – Erzurum, Bayburt – Erzincan, Bayburt – Gümüşhane, Bayburt – Trabzon  ve Bayburt Rize tur güzergahları üzerindeki, Sultan Murat, Soğanlı Dağı, Kop Dağındaki yaylalarda bulunan yayla yeme içme tesislerinde yöresel yemeklerin damak zevkini mutlaka tatmalısınız.

Bayburt ‘ ta bolca yetişen kuşburnunun güzellik çayını, şifalı marmeladını içmeli ve yemelisiniz.

Bayburt ‘ un özel klima özelliğindeki havası ve pınar sularında yetişen; alabalık ızgara, balık çorba, yiyerek şifa bulabilirsiniz.

Milattan önce 3000 lere uzanan tarihi içerisinde bir çok kavmin kahramanlıklarının izlerini ve öykülerini günümüze taşıyan Bayburt kalesinde, Kültür Turu, Foto Safari zevkini mutlaka yaşamalısınız.

Dede korkut Türbesinde O ‘nun Bilge Kişiliğinin özelliklerini dinleyebilirsiniz.

Korgan Köprüsünde Bayburt ilinde yaşayan ve bu köprüden geçen uygarlıkların su ve seyahat kültürünün inceliklerini görebilirsiniz.

Kop Şehitleri Abidesinde Kamp karavan yaparak , kahramanlığın zirvedeki ihtişamını seyredebilirsiniz.

Şehir merkezine hakim olan tarihi saat kulesini görme ayrıcalığını yaşamalısınız.

Sırakayalar Şelalelerinde piknik yapmanın zevkini Özel Şelale Kliması içerisinde yaşayabilirsiniz.

Şehit Osman Türbelerine çıkarak kır kahvesinden şehir Merkezini izlemenin ve foto safari yapmanın keyfini çıkarabilirsiniz...