Gönderen Konu: NAKÞiBENDiLiK TARIKATININ TARIHCESI  (Okunma sayısı 10769 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

DAMRAM

  • Ziyaretçi
NAKÞiBENDiLiK TARIKATININ TARIHCESI
« : Şubat 09, 2009, 08:19:21 ÖÖ »
NAKÞiBENDiLiK TARIKATININ TARIHCESI
 

 

Nakşibendilik tarikatı, 1318-1389 yılları arasında Türkistan'da yaşayan Muhammed Bahaüddin tarafından kuruldu. Nakşibend, Farsça 'nakış yapan' anlamına geliyor. Tarikatın bu adı, 'Kalbi işlediği, kalbin üzerine süsler yaptığı için' aldığı ve böylelikle kurucusunun isminin sonuna da Nakşibend kelimesinin eklendiği biliniyor. Muhammed Bahaüddin'in kendisinden çok önce vefat eden Abdülhalik Gücdivani tarafından yetiştirildiği kabul ediliyor. Þeyh Nakşibend, Buhara yakınlarında Kasr-ı Arifan adı verilen köyde doğdu ve aynı köyde vefat etti. Nesef ve Merv şehirlerinde de yaşayan ve iki kez hacca giden Nakşibend'in çok mütevazi bir hayat sürdürdüğü biliniyor. Haramdan sakınan, kendisine hediye getirenlere hediyelerle karşılık veren, ancak bu konularda peygamber gibi davranmanın küstahlık olduğunu söyleyen Bahaüddin Nakşibend,misafire çok saygı göstermesiyle de tanınıyor. Hatta misafire uymak gerekirse orucu bozmanın bile caiz olduğu şeklindeki açıklamaları, bazı kaynaklarda yer alıyor.

YAYMAYA DEVAM ETTi

Nakşibend'in ölümünden sonra tarikatı Halifeleri Alaüddin Attar, Muhammed Parsa ve Yakup-i Çarhi yaydı. Özellikle Muhammed Parsa'nın bu konuda çok büyük hizmetinin olduğu biliniyor. Nakşibendiliğin esaslarına öncelikle Gazneliler döneminde rastlanıyor. Başlangıçta sadece belli esasları olan bu tarikat, gerçek kimliğine Hoca Yusuf el-Hamadani'den sonra kavuştu. Tarikat, ehli sünnet akidelerine sıkı sıkıya bağlı olduğu için Sünni padişahların ilgisini kazandı. Yusuf el- Hamadani'nin halifelerinden Ahmet Yesevi tarikatın Maveraünnehir'de, Abdülhalik el- Gücdivani de Harizm ve Horasan'da yayılmasına yardım etti.

YESEVi TÜRKiSTAN'DA

Horasan tasavvufunun önemli temsilcilerindenolan Yusuf Hamadân1140 yılında vefat ettiğinde, arkasında iki mürid bıraktı: Bunlardan biri Hoca Ahmed Yesevi, diğeri ise Abdülhalik Gücdivani... Bu iki müridi birbirinden ayıran en önemli özellik ise zikirdeki farklılıkları. Yüksek sesli zikir yapan Hoca Ahmed YesevTürkistan'da hizmet vermeye devam ederken, Hanefi mezhebinde sesli zikirin mekruh sayılmasından dolayı sessiz zikiri uygun gören Abdülhalik Gücdivani ise Özbekistan sınırları içerisinde ekolünü yaydı.

iKi KOLA AYRILDI

Hoca Ahmet Yesevi'nin takipçileri tarikata "Yesevilik" derken, Abdülhalik Gücdivani'nin tarikatına ise "Hacegan" ismi verildi. Yesevilik özellikle Türkler arasında yaygınlaşırken, Hacegan ve onun devamı Nakşibendilik ise hem Türkler hem de Tacikler arasında yayıldı. Horasan'ın melâmet anlayışı ile Buhara'nın Sünni anlayışını birleştirenbir tasavvuf ekolü olarak kurulan Hacegan tarikatı, 14'üncü yüzyılda Bahâeddin Nakşibend'in tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini tekrar ortaya koymasından dolayı Nakşibendiyye adını aldı.

BALKANLAR'A DA GiRDi

Nakşibendilik, Semerkand'da yaşayan Ubeydullah Ahrâr'ın şeyhliği döneminde ve devamında Orta Asya'nın en güçlü ve yaygın tarı haline geldi. Kısa zamanda Maveraünnehr'in sınırlarını aşan Nakşibendilik, Doğu Türkistan'ın Kaşgar ve Yarkend gibi şehirlerinden Balkanlar'a, Hicaz'dan Hindistan'a kadar geniş bir coğrafyaya yayıldı. Müceddidiye kolunun kurucusu imam Rabbani adıyla da anılan Serhendli Ahmed Faruki. Hazreti Ömer'in soyundan gelen Faruki,1563- 1626 yılları arasında yaşadı. Faruki'nin en önemli eserleri arasında 'Mektubat' oldukça ünlü. Bu eserde Vahdet-i Vücud reddediliyor. Muhiddin- i Arabi ve Mevlana,fikirleri nedeniyle şiddetle eleştiriliyor.

ikinci önemli kol olan Halidiye'nin kurucusu ise, 1776-1826 yılları arasında yaşayan Mevlana Halid Bağdadi. Politik olaylarda daha çok bu kolun müridleri aktif oldu. Halid-i Bağdadi, tasavvuf tarihinin en önemli simalardan biri olup Bağdat'ın kuzeyindeki Zur şehrinde doğdu, 1826'da ise Þam'da vefat etti. Nakşibendi tarikatına yeni bir dinamizm kazandıran Bağdadi, yüzlerce halife yetiştirdi. Bağdadi'nin bu suretle siyasi üstünlüğünü kaybetmeye başlayan islam dünyasına bir sonraki asırda filizlenecek uyanış hareketinin çekirdeğini ektiği belirtiliyor.

Halidiye koluna bağlı Nakşiler, Osmanlı imparatorluğu'ndaki Batı taklitçiliği zihniyetini frenlemek için çalışıp, islam'dan uzaklaşma hareketi ile mücadele ettiler. Nakşibendilik, Osmanlı'ya ilk kez Fatih Sultan Mehmet döneminde girdi. Abdullahilahi, Semerkand'a giderek Nakşibendi şeyhi Ubeydullah Ahrar'ın yanında tasavvuf eğitimi görüp icazet aldıktan sonra memleketi Kütahya'nın Simav ilçesine döndü. Bir süre sonra istanbul'a yerleşen Abdullah ilahi öldükten sonra onun mürid ve halifesi Emir Ahmed Buhari, Nakşibendği yaymaya devam etti. Türkçe ve Farsça şiirleri olan Buhari'nin müridleri tarikatı Anadolu'nun birçok şehrinde yaydı. Nakşibendi Þeyhi Bursalı Lamii Çelebi ise, bazı şiirlerini Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Süleyman'a ithaf etti.

Anadolu topraklarında Nakşibendiliğin en yaygın hale gelmesi, 19. yüzyılda Halidiyye kolu vasıtasıyla oldu. Bağdat ve Þam'da yaşayan Mevlâna Hâlid-i Bağdâdçok sayıdaki mürid ve halifelerinden bazılarını istanbul'a ve Anadolu'ya göndererek tarikatı geniş kitlelere yaydı.




GoogleTagged


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
ÇEÇENISTAN DIRENISIN TARIHÇESI

Başlatan Þehadete Vurgunum Serbest Kürsü

0 Yanıt
842 Gösterim
Son İleti Haziran 30, 2009, 03:35:45 ÖS
Gönderen: Þehadete Vurgunum
0 Yanıt
1155 Gösterim
Son İleti Temmuz 01, 2009, 10:44:51 ÖS
Gönderen: rumeysa
0 Yanıt
2444 Gösterim
Son İleti Kasım 13, 2009, 04:46:29 ÖS
Gönderen: ...Tefekkür...
0 Yanıt
295 Gösterim
Son İleti Ocak 11, 2015, 11:52:08 ÖS
Gönderen: ilknur
0 Yanıt
354 Gösterim
Son İleti Şubat 16, 2015, 03:23:11 ÖS
Gönderen: ilknur

Powered by SMF 2.0.9 | SMF 006011, Simple Machines LLC
TinyPortal 005-2012 | Theme Lamartine by Smfdesign | istanbul Basim Merkezi | Haber | Dizi izle | Çimstone Fiyatları | Full Film izle
Bu sayfa 0.798 saniyede 30 sorgu ile oluşturulmuştur