Gönderen Konu: Evlilik üstüne/soru-cevap  (Okunma sayısı 16441 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Evlilik üstüne/soru-cevap
« : Şubat 07, 2009, 06:11:11 ÖS »
soruların üzerine tıklayarak cevaplarını görebilirsiniz


    * İslam'da evlilik farz mıdır, kesin emredilmiş midir? Yoksa sünnettir ve tercihe mi bırakılmıştır?

    * Bir erkek bir bayanı sevebilir mi? Onunla meşru bir şekilde konuşabilir mi?

    * Bir kız çocuğunun evlendirilme yaşı minimum kaç yaş olabilir? Şeriatla yönetilen bazı ülkelerde bu yaş sınırını 9 yaşına kadar düşürmek için yasa çıkartılıyor. 9 yaşındaki bir kız çocuğu evlendirilebilir mi? Evlendirilebilir ise neye göre evlendirilebilir? Evlendirilemez ise neye göre evlendirilemez?

    * İnsanların evlenecekleri kişi daha anne karnında belirlenmiş midir? Arkadaşım insanların evlenecekleri kişinin daha anne karnında belli olduğunu, bunun dualarla bile değişmeyeceğini söyledi. Bu sözü bir öğretmeninden duymuş. Bense yaptığım o kadar araştırmaya rağmen böyle bir şey bulamadım. Gerçekten böyle bir şey var mı?

    * Mehir hakkında bilgi verir misiniz? Mehirsiz kıyılan nik''h geçersiz mi olur? Böyle bir durumda ne yapmak gerekir?

    * Gayri resmi boşanma sonucunda, kad‎ın‎ın mağduriyeti nası‎l giderilecektir? Yani bu boş‏anma muteber kabul edilecek mi?

    * Gayri müslim ve dul bir bayanla evlenmek istiyorum. Dinimizce uygun mudur?

    * Hıristiyan bir bayanım. Tüm semavi dinlere ve peygamberlere inancım ve saygım sonsuz. Müslüman bir erkek arkadaşım var. Allah'ın izniyle evlenmek istiyoruz. Doğacak çocuklarımızın müslüman olması gerektiğini biliyorum ve bu durumu da kabul ediyorum. Benim için insanın inançlı olması yeterli çünkü. Yalnız ailesi müslüman olmamı şart koşuyor. Kur'an-ı Kerim'i okumamışlar ve M''ide suresinin 5. ayetini de bilmiyorlar. Biz o insanların gönüllerini kırmadan rızalarını almak için bu konuyu nasıl anlatabiliriz? Çünkü Kur'an'ı elime alıp kurtuluşmuş gibi alın okuyun diye önlerine sunmak kitaba saygısızlık yapmak gibi geliyor bana.

    * Bir kız arkadaşım var çok mutlu bir beraberliğimiz var ama bana geçen gün bir şeyler anlattı. Daha önce 5 yıldır çıktığı bir insanla cinsel ilişkiye girmiş, hata yaptığını ve pişman olduğunu söyledi. Din kurallarına göre böyle bir insanla evlenmek caiz midir?

    * Adet dönemi gerdek gecesine denk düşen bir bayanın imam nikahı kabul olur mu yoksa temizlendikten sonra bir kez daha nikah kıydırmak gerekir mi? Bir bilgi verebilir misiniz.

    * Kadın şafi ve erkek hanefi ise nikah nasıl kıyılmalı?

    * Bir çingene kızıyla evlenilebilir mi? İslam hukukunda yeri nedir?

    * Dayı oğlu ile hala kızının evlenmesinde dinen bir sakınca var mı? Böyle bir evlilik caiz midir?

    * Bir kişi başka birisine baba diyebilir mi? Ya da bir erkeğin eşinin babasına baba demesin de dinen bir sakınca var mıdır?

    * Bir erkek (25 yaş) bir kıza (16 yaş) çok da ciddi bir ortamda olmayarak "benimle evlenir misin" diye soruyor, kız da "tabii ki" diye cevap veriyor. Sonra erkek "biz artık evliyiz ben bunu iki kişiye daha söyledim" diyor. Böyle bir nikah geçerli midir? Ne kızın, ne erkeğin hiçbir yakını, hatta arkadaşları dahi bilmiyor. Bu konuda ne dersiniz?

    * Talak ikidir sözünü ben bir çift iki kez boşanabilir ve tekrar evlenebilir, üçüncüden sonra hanımın bir başkasıyla evlenmeden tekrar eski eşiyle evlenmesinin yasak olduğu şeklinde anladım. Bazı arkadaşlar iddet dönemi içinde barışılmaz ve kesin boşanma olursa, bu durumda eski eşiyle tekrar evlenemeyeceğini; ancak başka biri ile evlenir ve boşanırsa eski eşiyle tekrar evlenebileceğini söylediler. Bir kez boşanma gerçekleşmiş ve iddet süresi içinde barışılmamışsa aynı kişiyle tekrar evlenmesi için bir başkasıyla evlenip bu evliliği de yürütemeyip boşanmış olması mı lazım? Bu konuyu aydınlatırsanız sevinirim.

    * Kız ve oğlan nişanlanıyor, nikah henüz kıyılmamış. Çeşitli hediyeler ve altın alınıyor, halvet de oluyor. Daha sonra kız tarafı vazgeçiyor bu durumda alınan hediyelerle altınlar geri iade edilir mi?

    * Söz kesildikten ve nişan yapıldıktan sonra taraflar evlenmekten vazgeçebilirler mi?

    * Evlilik yüzüğü caiz midir? Hıristiyanlardan gelen adet olduğundan caiz olmadığını hatta bidat olduğunu duydum. Bu doğru mudur?

    * Gerdek gecesi kılınan iki rek''t namazın hükmü nedir? Ve daha önce hiç evlenmemiş ama kız olmayan biri bu namazı kılmakla yükümlü müdür?

    * Bir akrabamın kızı benim öz kız kardeşimle birlikte annemden süt emmişler. İkisi de benden yaşça küçük. Bu durumda ben bu kızla sütkardeş oluyor muyum ve nik''h düşüyor mu düşmüyor mu?

    * Benim sorum aynı anda iki kız kardeşle evlilik hakkında. Konuyla ilgili ayeti biliyorum. Ancak bir erkek karısını boşayıp baldızını alabilir mi? Bu caiz midir? Böyle yapan bir arkadaşımızla ilişkilerimizi kestik de ondan soruyorum.

    * Gerdek sırasında eşinin kızlık zarının olmadığını veya yırtık olduğunu gören bir koca, buna dayanarak evlilik sözleşmesinin feshini isteyebilir mi?

    * Bir koca, karısını anne ve babasına gitmekten engelleyebilir mi, böyle bir hakkı var mı? Ya da erkeğin ailesinin buna hakkı var mı? Kadının eşinden habersiz izin almadan anne ve babasına gitmesi doğru mu?

*Gençler ana-babalarından habersiz olarak nikah kıydırıyorlar. Düzenli bir aile hayatı yaşamıyor, çoğu zaman gerdeğe girmeden ayrılıyorlar. Bu olayı fı­kıh ve toplumsal açılardan nasıl değerlendiriyorsunuz?

*Nişanlı çiftlerin haram işlemeksizin bir araya gelerek ko­nuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan dinî nikahın, dinî ölçüle­rimize göre geçerliliği nedir? Nişanlılıkla birlikte kıyılan dinî nikah, nişanlıların cinsel arzu ve eylemlerine meşruiyet kazandırır mı?

imam nikahı üzerine/soru-cevap




« Son Düzenleme: Mart 24, 2009, 11:54:12 ÖS by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #1 : Şubat 07, 2009, 06:23:54 ÖS »
İslam'da evlilik farz mıdır, kesin emredilmiş midir? Yoksa sünnettir ve tercihe mi bırakılmıştır?

İslam dini evlenmeyi teşvik etmiş ve Müslümanlara, evli olmayanları evlendirme emri vermiştir. Peygamberimiz sallall''hu aleyhi ve sellem de evlenerek bu yolla mü'minlere örnek olmuştur.
 
Âlimler, evlenmediği takdirde zinaya düşme korkusu taşıyan ve evlenme imk''nına sahip olan müslümanların evlenmelerinin farz olduğu sonucuna varmışlardır.
 
Konuyla ilgili olarak Peygamberimizden şu hadisler nakledilmiştir:

"Gençler! Kimin maddi imk''nı varsa hemen evlensin. Kim de maddi imk''n bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır." (Buhari, Nik''h, 3; Müslim, Nik''h, 1)
 
Enes b. Malik radıyallahu anh'tan: Üç kişi Peygamberimizin hanımlarının evlerine geldi ve onun ibadetinin nasıl olduğunu sordular. Kendilerine Peygamberimizin ibadeti anlatılınca onlar bu ibadeti az görüp: "Biz nerede, Peygamber nerede? Muhakkak Allah Peygamberinin geçmiş olan ve gelecek bütün günahlarını bağışlamıştır (bizim daha çok ibadet yapmamız lazım)" dediler. Bunun üzerine içlerinden biri: "Ben artık geceleri daima namaz kılacağım", dedi. Bir diğeri: "Ben de daima oruç tutacağım", dedi. Üçüncüsü de: "Ben de kadınlardan ayrı yaşayacağım, hiç evlenmeyeceğim", dedi. Onlar bu sözleri söylerken Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onların yanlarına çıkageldi ve:

"Sizler şöyle şöyle söyleyen kimselersiniz ama dikkat edin! Allah'a yemin ederim ki, ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve en çok takvalı olanınızım. Bununla birlikte ben oruç da tuta­rım, oruçsuz da bulunurum. Namaz kılarım, fakat gecenin bir kısmın­da uyurum da. Kadınlarla da evlenirim. (İşte benim sünnetim, hayat yolum budur.) Her kim benim bu sünnetimden (hayat yolumdan) yüz çevirirse, o benden değildir" buyurdu. (Buhari, Nik''h, 1; Müslim, Nik''h, 5 (1401)
 
Ebû Eyyûb radıyallahu anh'tan: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
 
"Dört şey tüm peygamberlerin sünnetlerindendir. Utanma duygusu, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek." (Tirmizi, Nik''h, 1)

« Son Düzenleme: Şubat 07, 2009, 11:01:45 ÖS by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #2 : Şubat 07, 2009, 06:27:51 ÖS »
Bir erkek bir bayanı sevebilir mi? Onunla meşru bir şekilde konuşabilir mi?


Bir erkeğin bir bayanı ya da bir bayanın bir erkeği sevmesi günah değildir. Günah olan, dinen birbirlerine yabancı olan iki karşı cinsin aralarında nikah olmadan yalnız başlarına kalmaları, el ele tutuşmaları, sarılmaları vs. dir. Evlilik amacıyla kız ile erkeğin, başbaşa olmamak şartıyla tanışmaları ve konuşmaları caizdir. Bunun dışında, günaha götürecek her türlü ilişki haramdır.



Bir kız arkadaşım var çok mutlu bir beraberliğimiz var ama bana geçen gün bir şeyler anlattı. Daha önce 5 yıldır çıktığı bir insanla cinsel ilişkiye girmiş, hata yaptığını ve pişman olduğunu söyledi. Din kurallarına göre böyle bir insanla evlenmek caiz midir?

İnsan tabiatı itibariyle günah işlemeye meyilli yaratılmıştır. Ve dünya imtihan dünyasıdır. İnsanın önüne onu günaha sürükleyecek, yoldan çıkaracak türlü türlü şeyler çıkacaktır. Bunların başında “şeytan” gelmektedir. Şeytan kıyamet gününe kadar, insanları yoldan çıkarmak için Allah’tan izin almıştır. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

“ İblis ( Allah’a ): “Bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver.” Dedi. Allah: “ Haydi sen mühlet verilenlerdensin.” Buyurdu. İblis: “ Öyleyse beni azdırmana karşılık, and içerim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.” Dedi.” ( A’raf, 7/14-17 )

Ayetlerde görüldüğü gibi şeytan sürekli insanlara sokulacak; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından. Ve böylece insanlar harama, günaha düşeceklerdir. Peki sonra ne olacak? Yaptığı kötü işlerden utanan, pişman olanlar ne yapacak? İşte tam burada Allah “tevbe” müessesesini getirmiştir. Yaptığında pişman olanlar, bir daha yapmamak üzere tevbe edecek, Allah’ın af ve mağfiretine sığınacak ve Allah da onları affedecektir:

“ Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” ( A’raf, 7/153 )

“ Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” ( Nahl, 16/119 )

“ Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” ( Nisa, 4/17 )

“ De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” ( Zümer, 39/53)

“ Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.” ( Taha, 20/82 )

Ayetlerde çok açık bir şekilde görüldüğü gibi günahından tevbe eden ve iyi işler yapanı Allah bağışlamaktadır. Bahsettiğiniz fiil, Allah’ın yasaklamış olduğu büyük günahlardan bir tanesidir. Değil o işi yapmak, ona yaklaşmak bile haram kılınmıştır:

“ Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.”

Ama yapılan bu işten pişman olunmuş, tevbe edilmişse -inşallah- bu günah bağışlanacaktır. Önemli olan kişinin durumunu düzeltmesi ve güzel işler yapmasıdır. Böyle biri ile evlenmenizde dinen bir sakınca bulunmamaktadır.





Adet dönemi gerdek gecesine denk düşen bir bayanın imam nikahı kabul olur mu yoksa temizlendikten sonra bir kez daha nikah kıydırmak gerekir mi? Bir bilgi verebilir misiniz.



Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“ Sana kadınların adet hallerinden soruyorlar. De ki, o bir eziyettir. Adet günleri onları yalnız bırakın. Temizleninceye kadar yaklaşmayın. Tertemiz oldular mı, onlara Allah’ın size emrettiği yerden yaklaşın. Allah tevbe edenleri sever, tertemiz olanları da sever.” ( Bakara, 222 )

Bu ayete göre kadınlar adet dönemindeyken temiz değildirler. Dolayısıyla şartlarından biri temizlik olan namaz ibadetinden adet dönemlerinde sorumlu değildirler. Ayete göre adetli bir kadına yasak olan diğer bir şey ise kocasıyla cinsel ilişkide bulunmasıdır. Bunun dışında adetli bir kadına, yapması yasak olan bir şey yoktur.

Bir nikahın geçerli olabilmesi için kadının adetli olmaması diye bir şart yoktur. Kadının adet döneminde kıyılan nikah geçerlidir, temizlendikten sonra tekrar nikah kıyılmasına gerek yoktur.

« Son Düzenleme: Mart 24, 2009, 01:23:48 ÖÖ by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #3 : Şubat 07, 2009, 06:30:59 ÖS »
Bir kız çocuğunun evlendirilme yaşı minimum kaç yaş olabilir? Şeriatla yönetilen bazı ülkelerde bu yaş sınırını 9 yaşına kadar düşürmek için yasa çıkartılıyor. 9 yaşındaki bir kız çocuğu evlendirilebilir mi? Evlendirilebilir ise neye göre evlendirilebilir? Evlendirilemez ise neye göre evlendirilemez?

Küçük yaştaki çocuklar evlendirilemezler. Evlenme için buluğ çağına ulaşmak yetmez, reşid olmak da gerekir. Rüşt yaşı bölgelere göre değişebileceğinden farklı yaş uygulamaları olabilir. Ama dokuz yaşındaki bir çocuk reşit olmaz.
 
Allah Teala Nisa suresinin 6. ayetinde şöyle buyurmuştur:
 
"Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma/rüşd görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter."
 
Ayrıca Nisa Suresinin 2. ve 3. ayetlerini bu ayetle birlikte değerlendirebilecek bilgiye sahip olan kişiler evlilik için reşit olmanın da şart olduğunu görürler.
 
Bu ayete göre dinimizde evlilik çağı denen yaş "rüşd çağı"dır. Rüşd çağı ise kişinin ergenlik çağına adım atması ile başlayan ancak herkes için değişiklik arz edebilen bir dönemdir. Mesela A şahsı ergenlik çağı ile birlikte aynı zamanda rüşd çağına girmiş olabilir. B şahsı ise ergenlik dönemi üzerinden bir kaç yıl geçtiği halde rüşd çağına girmemiş olabilir. Buna yani kişinin evlilik çağına girmiş olup olmadığına karar verecek olanlar da kişinin ailesi yani velisidir. Bu yüzden dinimiz velisiz olarak nik''h kıyılamayacağını bildirmiş, bu şekildeki nik''hları geçersiz saymıştır.
 
Sitemizde bu konu hakkında yeteri kadar bilgi bulunmaktadır. İlgili yazıları okumanızı tavsiye ederiz.




Talak ikidir sözünü ben bir çift iki kez boşanabilir ve tekrar evlenebilir, üçüncüden sonra hanımın bir başkasıyla evlenmeden tekrar eski eşiyle evlenmesinin yasak olduğu şeklinde anladım. Bazı arkadaşlar iddet dönemi içinde barışılmaz ve kesin boşanma olursa , bu durumda eski eşiyle tekrar evlenemeyeceğini; ancak başka biri ile evlenir ve boşanırsa eski eşiyle tekrar evlenebileceğini söylediler. Bir kez boşanma gerçekleşmiş ve iddet süresi içinde barışılmamışsa aynı kişiyle tekrar evlenmesi için bir başkasıyla evlenip bu evliliği de yürütemeyip boşanmış olması mı lazım? Bu konuyu aydınlatırsanız sevinirim.


Talak suresinin ilk ayetlerini okursanız, Allah Te''l'' o ayetlerde bir boşanmanın nasıl olacağını tarif etmektedir. O ayetlere uygun boşanma sadece bir boşanma kabul edilir. İddet içerisinde erkek karısına dönmek isterse dönebilir. Allah şöyle buyurmuştur:

"Eğer kocalar barışmak isterlerse, boşanmış oldukları kadınları almaya daha fazla hak sahibidirler." (Bakara, 2/228)

Sizin bildiğiniz doğrudur. Bu durum iki kere tekrarlandıktan sonra eşler üçüncü kez boşanmışlarsa işte o zaman kadın bir başka erkekle evlenmeden bir daha eski kocasına helal olmaz.

"Eğer erkek kadını üçüncü defa boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz. O evlendiği erkek, o kadını boşarsa, her iki taraf da Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları taktirde, evlenmelerinde bir sakınca yoktur." (Bakara, 2/230)




Kız ve oğlan nişanlanıyor, nikah henüz kıyılmamış. Çeşitli hediyeler ve altın alınıyor, halvet de oluyor. Daha sonra kız tarafı vazgeçiyor bu durumda alınan hediyelerle altınlar geri iade edilir mi?


Nişan esnasında verilen hediyeler evlenmek maksadıyla verilen hediyelerdir. Dolayısıyla nişan bozulup evlenme maksadı ortadan kalkınca verilen hediye ve altınlar geri alınır. Fakat hediyelerden harcanan yani tüketilen olmuşsa bunların bedeli kız tarafından geri istenmez; harcanan harcanmıştır. Nişandan sonra nikahsız olarak meydana gelen halvet ise günahtır, buna her iki tarafın tevbe istiğfar etmesi gerekmektedir.


« Son Düzenleme: Şubat 07, 2009, 10:02:23 ÖS by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #4 : Şubat 07, 2009, 06:36:56 ÖS »
İnsanların evlenecekleri kişi daha anne karnında belirlenmiş midir? Arkadaşım insanların evlenecekleri kişinin daha anne karnında belli olduğunu, bunun dualarla bile değişmeyeceğini söyledi. Bu sözü bir öğretmeninden duymuş. Bense yaptığım o kadar araştırmaya rağmen böyle bir şey bulamadım. Gerçekten böyle bir şey var mı?



Bir kişinin evleneceği kız/erkek, önceden belli ve yazılmış olsaydı Kur'an-ı Kerim'de evlendirme emri olmaz ve kendileri ile evlenilmesi yasak olanlar diye bir konuya yer verilmezdi. Size söylenen söz bazı kimselerin herhangi bir delile dayanmadan yaptıkları iddiadan başka bir şey değildir.




 Kadın şafi ve erkek hanefi ise nikah nasıl kıyılmalı?


Nikah mezheplere göre değil Peygamber Efendimiz (sav) kıydığı şekle göredir. O nasıl kıymışsa müslümanlar da öyle kıymalıdır. Mezheplerin farklı olması nikah akdinde de bir farklılık doğurmaz. Güvenilir iki şahit, velilerin onayı, marufa uygunluk ve mehir bunun için yeterli şartlardır.




Bir çingene kızıyla evlenilebilir mi? İslam hukukunda yeri nedir?

Kız eğer müslümansa evlenilebilir. Çingenelik evlenme engellerinden değildir.




 
Dayı oğlu ile hala kızının evlenmesinde dinen bir sakınca var mı? Böyle bir evlilik caiz midir?

Eğer sorunuzda bahsettiğiniz dayı oğlu ile hala kızı süt kardeş değillerse evlenmelerinde dinen bir sakınca olmaz. Yakın akrabalardan evlenilmesi yasak olanlar şunlardır:

"Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin, geçmişte olanlar artık geçmiştir çünkü bu bir fuhuş ve iğrenç bir şeydir, ne kötü yoldur!

Sizlere, analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, sütkardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanınızda kalan üvey kızlarınız ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.” (Nisa, 4/22-23)

Bunların dışında kalan akrabalarla evlenmek helaldir.





Bir kişi başka birisine baba diyebilir mi? Ya da bir erkeğin eşinin babasına baba demesin de dinen bir sakınca var mıdır?


Sakınca yoktur. Çünkü "baba" kelimesi, insanın kendi babası için söylendiği gibi kendisine hürmet edilen büyükler için de söylenebilir. Yani örf ve adette, kişinin kendi babası yaşında olanlara baba demesi "bu benim öz babamdır" anlamında değil, aksine hürmet için söylenmiş bir sözdür. Dolayısıyla eşlerin birbirlerinin anne ve babalarına "babam" ,"annem" demelerinde bir sakınca yoktur. Peygamberimizin yasakladığı şey, bir insanın öz babasını inkar ederek kendisinin bir başka kişinin evladı olduğunu iddia etmesidir.




Bir erkek (25 yaş) bir kıza (16 yaş) çok da ciddi bir ortamda olmayarak "benimle evlenir misin" diye soruyor, kız da "tabii ki" diye cevap veriyor. Sonra erkek "biz artık evliyiz ben bunu iki kişiye daha söyledim" diyor. Böyle bir nikah geçerli midir? Ne kızın, ne erkeğin hiçbir yakını, hatta arkadaşları dahi bilmiyor. Bu konuda ne dersiniz?

Bu yapılan, nikah sayılmaz. Bu böyle olunca o iki kişiye söylenmesinin de hiçbir anlamı yoktur. Yapılan iş olsa olsa bir evlenme vaadidir. Nikahın belirli şartları vardır; velinin onayı, kızın rızası, iki şahit gibi. Bu şartlar yerine getirilmeden kıyılan bir nikah geçersizdir.

« Son Düzenleme: Şubat 17, 2009, 01:35:31 ÖS by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #5 : Şubat 07, 2009, 06:41:38 ÖS »
Mehir hakkında bilgi verir misiniz? Mehirsiz kıyılan nik''h geçersiz mi olur? Böyle bir durumda ne yapmak gerekir?



Müslüman bir erkek, eşine mehir vermekle yükümlüdür. Bu, Allah tarafından kadına tanınmış bir haktır. Nisa Suresi'nin 4. ayetinde şöyle buyurulmaktadır :

"Kadınların mehirlerini, bir güçlük çıkarmadan gönül rızası ile verin."
 
Koca, usulüne uygun biçimde mehri ödemediği takdirde kadın mehrini mahkeme yoluyla talep edip alabilir. Onu alıncaya kadar kocasına karşı hakları devam eder ama görevlerini yerine getirmeyebilir. (Ömer Nasuhi BİLMEN, Hukukı İslamiyye Kamusu, İstanbul 1967, c.2, s.167.)
 
Mehir, karı ile kocanın veya temsilcilerinin karşılıklı anlaşmasıyla serbestçe belirlenirse ona mehr-i müsemm'' denir. Bunun bir üst sınırı yoktur. Peşin olarak ödenmesi kararlaştırılan kısmı peşin, kalanı daha sonra ödenir. Tamamının peşin olması da karara bağlanabilir. Erkek, mehir borcunun peşin ödenecek bölümünü ödemeden karısından yararlanmaya hak kazanamaz, kadın müsaade ederse o başka. Daha sonraya bırakılan kısım ya belirlenen günün gelmesiyle veya boşama ya da ölüm halinde kadına tastamam ödenir. Ölen kocanın mirası bu ödeme yapıldıktan sonra paylaşılır.
 
Erkek, boşadığı kadına olan mehir borcunun tek kuruşunu kesemez. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
 
"Bir eşi bırakıp yerine bir başka eş almak isterseniz, bıraktığınıza yüklerle mal vermiş olsanız bile hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve apaçık günaha girerek mi alacaksınız?" (Nisa, 4/20)
 
Nikah kıyılırken mehir belirlenmemişse nikah geçerli olup mehir hakkı kendiliğinden doğar, isterse kadın, mehir almamak şartıyla nikaha razı olmuş olsun. Bu şekilde kendiliğinden doğan mehire mehr-i misil denir. Bunun miktarı ve ödeme şekli, o kadına denk sayılan diğer bir kadının aldığı mehire bakılarak tespit edilir. Bu denklik kadının babasının akrabaları arasından yaş, güzellik, zenginlik, akıl, dindarlık, bek''rlık, dulluk, ilim, edep, güzel ahlak ve çocuksuz olma gibi özelliklere bakılarak tespit edilir. (BİLMEN, Kamus, c: 2, s: 119) Bu özelliklerde ona denk olan bir kadının kocasından almış olduğu mehir, onun mehr-i misli olur.
 
Mehir belirlenmeden kıyılan nik''hın geçerli olduğunun delili, Bakara suresinin 236. ayetidir. Orada Allah Teala şöyle buyurmuştur:

"Kadınları, mehirlerini belirleyinceye kadar el sürmeden boşarsanız, bunun size günahı yoktur. Onlara yararlanacakları bir şey verin. İmk''nı olan, gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde, marufa uygun olarak, onları yararlandırsın. Bu, güzel davrananlar üzerine bir borçtur."
 
Ayette daha henüz mehir belirlenmeden erkeğin kadını boşamasından bahsedilmektedir. Boşanma hükümleri mevzu bahis edildiğine göre evlilik gerçekleşmiş demektir.
 
Burada başlık ile mehirin aynı olmadığını kaydetmek gerekir. Başlık ve süt hakkı gibi şeyler kadının babasına, annesine veya kardeşlerine ödendiği halde mehir tamamen kadının kendisine ödenir. Mehir, tamamen kadının hakkıdır. Mehir üzerinde hiç kimse hak iddia edemez. İslamiyet mehiri şart koşmuş ve başlığı haram saymıştır.


Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #6 : Şubat 07, 2009, 06:44:15 ÖS »
Gayri resmi boşanma sonucunda, kad‎ın‎ın mağduriyeti nası‎l giderilecektir? Yani bu boş‏anma muteber kabul edilecek mi?


Boşanma konusunda İslam aleminde bugün yaygın olan uygulamalar kuranı kerime aykırıdır.

Resmi nikah ile olan evlenmelerde boşanmanın da resmi olmasına gayret göstermek gerekir. Aksi takdirde büyük problemler çıkabilir. Resmi olmayan bir boşanma kurana uygun olarak yapılmışsa yine de geçerlidir. Yani öyle bir boşanma ile kişinin karısı kendisine haram olur




Söz kesildikten ve nişan yapıldıktan sonra taraflar evlenmekten vazgeçebilirler mi?

Nişan, ileride evlenmek üzere verilen sözden ve yapılan bazı törenlerden ibarettir. Söz kesmek, ileri bir tarihte evlenmeyi kararlaştırmak demektir. Dolayısıyla nişanlanma ve söz kesme taraflar arasında bir nik''h bağı doğurmaz. Çünkü nik''h, tarafların birbirlerini karı koca olarak kabul ettiklerini, şahitler huzurunda usulüne uygun olarak ifade etmelerinden ibarettir. Nişan, nik''h sayılmadığı için nişanlılar baş başa kalamazlar, biri ölünce diğeri ona mirasçı olamaz. Taraflardan her biri evlenmekten vazgeçebilir.





Evlilik yüzüğü caiz midir? Hıristiyanlardan gelen adet olduğundan caiz olmadığını hatta bidat olduğunu duydum. Bu doğru mudur?

Evlilik yüzüğü, kişilerin evli olduğunu gösteren bir alamettir. Her toplum kendi örflerine göre evli veya nişanlı olduğunu belli eden bir alamet takar. Yüzük bunlardan biridir ve takılmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır.
 
Evlilik yüzüğüne bid'at denilemez. Zira bir şeye bid'at denilebilmesi için bunun dinin iman veya ibadet alanı ile ilgili bir yenilik olması gerekir. Yüzük bunlara d''hil değildir.




Gerdek gecesi kılınan iki rek''t namazın hükmü nedir? Ve daha önce hiç evlenmemiş ama kız olmayan biri bu namazı kılmakla yükümlü müdür?

Gerdek gecesi kılınan namaz ile alakalı olarak kaynaklarda herhangi bir emir yoktur. Sadece ashab-ı kiramın bazılarının bu namazı kıldıkları ve tavsiye ettiklerine dair bilgiler mevcuttur. Buna bakılarak bu namazın müstahab bir namaz olduğu söylenebilir. Bu namazı kılacak olan kişinin erkek - kız - dul olup olmamasının da herhangi bir farkı yoktur. Kılındığında sevap kazanılacak ama kılınmadığında günah olmayacak olan bu namazı isteyen herkes kılabilir. Yükümlülük söz konusu değildir. İsteğe bağlıdır.

« Son Düzenleme: Ağustos 23, 2009, 06:49:14 ÖÖ by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #7 : Şubat 07, 2009, 06:50:14 ÖS »
Gayri müslim ve dul bir bayanla evlenmek istiyorum. Dinimizce uygun mudur?

Bakire olmaması zinadan dolayı ise Nur suresinin 3. ayetinde belirtilen: “Zina eden bir erkek ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir. Evlenmenin bu türlüsü müminlere haram kılınmıştır.” hükmünce evlenmeniz yasaktır.
 
Yine bu surenin 5. ayetinde tövbe edip, kendisini düzeltenlerle evlenilmesine müsaade etmiştir. Ayet şöyledir:

“Ancak, bunun ardından tövbe edip düzelen kimseler için söz yoktur. Çükü Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir”
 
Bir Müslüman erkek, ehli kitaptan yani Yahudi ve Hıristiyan olan bir kadınla evlenebilir. Allah Teala, Maide suresinin 5. ayetinde şöyle buyurur:
 
“Mehirlerini vermeniz, namuslu olmanız, zinadan uzak kalmanız ve gizli dostlar tutmamanız şartıyla inanan namuslu kadınlardan ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerin namuslu kadınlarından kendinize eş almanız size helaldir.”




Bir akrabamın kızı benim öz kız kardeşimle birlikte annemden süt emmişler. İkisi de benden yaşça küçük. Bu durumda ben bu kızla sütkardeş oluyor muyum ve nik''h düşüyor mu düşmüyor mu?

Dinimize göre evlenme engellerinden biri, süt hısımlığıdır. O kız sizin annenizden süt emdiğine göre sizin sütkardeşinizdir. Onunla evlenmeniz haramdır.




Benim sorum aynı anda iki kız kardeşle evlilik hakkında. Konuyla ilgili ayeti biliyorum. Ancak bir erkek karısını boşayıp baldızını alabilir mi? Bu caiz midir? Böyle yapan bir arkadaşımızla ilişkilerimizi kestik de ondan soruyorum.

Nisa suresinin 23. ayetine göre iki kız kardeş ile aynı anda evli olmak haramdır. Fakat kişi, karısının ölümü veya onu boşaması halinde karısının kız kardeşi ile evlenebilir. Nik''h için, boşadığı karısının iddet müddetinin bitmesini beklemesi gerekir. Onun iddeti bittiği andan itibaren baldızı ile evlenebilir. (Bkz: Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslamiye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, cilt: 2, sayfa: 101.)

Bahsettiğiniz durum her ne kadar örfümüzde hoş karşılanmasa da bu konuda dinimizde herhangi bir yasak söz konusu değildir.

« Son Düzenleme: Şubat 07, 2009, 10:40:23 ÖS by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #8 : Şubat 07, 2009, 07:17:48 ÖS »
Hıristiyan bir bayanım. Tüm semavi dinlere ve peygamberlere inancım ve saygım sonsuz. Müslüman bir erkek arkadaşım var. Allah'ın izniyle evlenmek istiyoruz. Doğacak çocuklarımızın müslüman olması gerektiğini biliyorum ve bu durumu da kabul ediyorum. Benim için insanın inançlı olması yeterli çünkü. Yalnız ailesi müslüman olmamı şart koşuyor. Kur'an-ı Kerim'i okumamışlar ve M''ide suresinin 5. ayetini de bilmiyorlar. Biz o insanların gönüllerini kırmadan rızalarını almak için bu konuyu nasıl anlatabiliriz? Çünkü Kur'an'ı elime alıp kurtuluşmuş gibi alın okuyun diye önlerine sunmak kitaba saygısızlık yapmak gibi geliyor bana.

Onlara Kur'an'ı okuduğunuzu, M''ide suresinin 5. ayetinde böyle bir müsaadenin olduğunu gördüğünüzü söylerseniz bu, onları memnun eder ve evlenmenize müsaade ederler. Eğer şüpheleri devam ederse en yakın müftülüğe başvurarak onlardan bu konuda bir yazı almanız uygun olur.
 
M''ide suresinin 5. ayeti şöyledir:
 
"Bugün size, iyi olanlar hel''l kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yiyeceği size hel''l, sizin yiyeceğiniz onlara hel''ldir. Mehirlerini verir, namuslu olur, gizli dost tutmazsanız iffetli mümin kadınlar ile kendilerine kitap verilmiş olanların iffetlileri de size hel''ldir. Kim imanını gözardı ederse yaptıkları boşa gider; Ahirette kaybedenlere karışır."


Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #9 : Şubat 07, 2009, 07:21:25 ÖS »
Gayri müslim ve dul bir bayanla evlenmek istiyorum. Dinimizce uygun mudur?

Bakire olmaması zinadan dolayı ise Nur suresinin 3. ayetinde belirtilen: “Zina eden bir erkek ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir. Evlenmenin bu türlüsü müminlere haram kılınmıştır.” hükmünce evlenmeniz yasaktır.
 
Yine bu surenin 5. ayetinde tövbe edip, kendisini düzeltenlerle evlenilmesine müsaade etmiştir. Ayet şöyledir:

“Ancak, bunun ardından tövbe edip düzelen kimseler için söz yoktur. Çükü Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir”
 
Bir Müslüman erkek, ehli kitaptan yani Yahudi ve Hıristiyan olan bir kadınla evlenebilir. Allah Teala, Maide suresinin 5. ayetinde şöyle buyurur:
 
“Mehirlerini vermeniz, namuslu olmanız, zinadan uzak kalmanız ve gizli dostlar tutmamanız şartıyla inanan namuslu kadınlardan ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerin namuslu kadınlarından kendinize eş almanız size helaldir.”





Gerdek sırasında eşinin kızlık zarının olmadığını veya yırtık olduğunu gören bir koca, buna dayanarak evlilik sözleşmesinin feshini isteyebilir mi?

Hayır isteyemez. Kadının cinsel organında, ilişkiye engel olacak şekilde kemik veya et parçası bulunması yahut ön ile arka arasındaki perdenin yırtık ol­ması gibi şeyler kadın için kusur sayılır. Erkek böyle bir şikayetle mahke­meye başvurduğu taktirde belli bir usul içinde yürütülecek yargı sonunda ni­kah akdinin feshine karar verilebilir. Kızlık zarının olmaması bu kusurlar­dan değildir. Kızlık zarının yokluğu sebep gösterilerek nikahın feshi talep edilemez.
 
B''kirelik her ne kadar çok önemli ise de kızlık zarı, sıçramak, düşmek, yüksekçe bir yerden atlamak gibi sebeplerle yırtılmış olabilir. Aksi sabit oluncaya kadar bir kişinin suçsuz sayılması, vazgeçilmez bir pren­sip olduğundan kızlık zarının böyle bir sebeple yırtıldığı varsayılarak değer­lendirmenin kadının lehinde yapılması gerekir. Kızlık zarının neden yırtıldığını ne kadının eşi, ne mahkeme, ne de bir başkası sorabilir. Kimseye böyle bir hak tanınmamıştır.
 
B''kire olması şartıyla bir miktar mehir verilerek evlenilen kadının kız­lık zarının yırtık olduğu, kocasıyla ilişki esnasında ortaya çıksa mehirden bir eksiltme de yapılmaz. (Ömer Nasuhi BİLMEN, Hukukı İslamiyye ve Is­tılahatı Fıkhiyye K''musu, İst. 1985,II, 141.)
 
Bek''ret kontrolü ancak şöyle olabilir: Kadın, eşinin kendiyle cinsel ilişkiye giremediğini iddia ederek ayrılma talebiyle mahkemeye baş vurursa hakim bakar; eğer erkek, tedavi edilebilir bir durumda ise tedavi için bir yıl süre tanır ve tedavi olmasını tenbih eder. Bu süre sonunda kadın eşinin hal'' kendi ile ilişkiye giremediğini iddia eder de erkek bu iddiayı reddederse bakılır; eğer kadın bakire ise bekaret kontrolü yapılabilir. Bu kontrol, kadının talebiyle boşanma kararı verebilmek içindir. (Ö. N. BİLMEN, Hukuki İslamiyye ve Is­tılahatı Fıkhiyye K''musu, c. II, s. 351.)





Bir koca, karısını anne ve babasına gitmekten engelleyebilir mi, böyle bir hakkı var mı? Ya da erkeğin ailesinin buna hakkı var mı? Kadının eşinden habersiz izin almadan anne ve babasına gitmesi doğru mu?

Akrabalık ilişkilerini devam ettirmek, Allah'ın emridir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
 
"Adını anarak birbirinizden bir şeyler istediğiniz Allah'a karşı gelmekten sakının ve akrabalık bağlarına saygı gösterin." (Nisa, 4/1)
 
"Allah'a kulluk edin, O'na hiç bu şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve size hizmet eden kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez. " (Nisa, 4/36).
 
"Akrabalarına, düşküne ve yolcuya hakkını ver, elindekileri de saçıp savurma." (İsra, 17/26).
 
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, "Kimlere iyilik edeyim ya Resulallah!" diye soran bir sah''bîye, "Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve bunları takip eden akrabalarına iyilik etmek senin görevindir" şeklinde cevap vermiştir. (Buh''rî, Edeb, 25).
 
Bir başka hadislerinde ise şöyle buyurmuştur:
 
"Allah'a ve ''hiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah'a ve ''hiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah'a ve ''hiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!" (Buh''rî, Edeb 85; Müslim, Îm''n 74, 75. )
 
Konuyla ilgili olarak fıkıh kitaplarında geçen hüküm ise şöyledir:
 
"Koca, karısının anne-babasını gece yatmamak üzere haftadan haftaya gelmekten ve gelemedikleri taktirde karısını cuma günlerinde onları veya evvelki kocasından olan çocuklarını gidip ziyaret etmekten men edemez. Çünkü ziyaret etmemek, akrabalık bağlarının kopmasına neden olacağından caiz değildir." (Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslamiye Ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, c: 2; s: 165, 562. paragraf)
 
Yukarıdaki paragrafta geçen "Cuma günlerinde" ifadesi, en azından haftada bir gün bu ziyaretin yapılması gerektiğini gösteren bir ifade olarak anlaşılmalıdır. Yoksa ille de Cuma günü olması şart değildir. Allah'ın verdiği bu hakkı, kimsenin engelleme yetkisi yoktur.

« Son Düzenleme: Şubat 07, 2009, 10:46:04 ÖS by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #10 : Mart 24, 2009, 01:12:21 ÖÖ »
Gençler ana-babalarından habersiz olarak nikah kıydırıyorlar. Düzenli bir aile hayatı yaşamıyor, çoğu zaman gerdeğe girmeden ayrılıyorlar. Bu olayı fı­kıh ve toplumsal açılardan nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Hz. Aişe radıyallahu anha’nın bildirdiğine göre Hz. Peygamber sal­lal­lahu aleyhi ve sellem üç kere “Hangi kadın velisinin onayı olmadan nikahla­nırsa nikahı batıldır.” buyurdu.[1]
 
Ebu Musa radıyallahu anh’ın bildirdiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Velisiz nikah olmaz.” buyurmuştur.[2]
 
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmiş­tir: “Veli ve iki güvenilir şahit olmadan nikah olmaz. Bu şekilde kıyılmayan ni­kah ba­tıldır. Anlaşamaz­larsa sultan velisi olmayanın velisidir.”[3]
 
Sultan bölgenin yetkili amiri demektir.
 
Bugün bildiğimiz kadarıyla velisiz nikah kıyılmamaktadır. Nikahı onay­lama yetkisine sahip makam ister Türkiye Cumhuriyetinde olduğu gibi belediye başkan­ları, ister Hıristiyan dünyasında olduğu gibi kilise olsun onların böyle bir yetkiye sahip olmaları velilik yetkisini kullanmaları demektir. Nikah memuru­nun gerekli incelemeleri yaptıktan ve tarafların onayını aldıktan sonra “Belediye başkanının verdiği yetkiyle sizleri karı koca ilan ediyorum.” diyerek evliliği onaylaması bun­dandır. Bugün anne-babanın onayı, reşit olmayanların evlenme­sinde aranmaktadır.
 
Evlenmek için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin koyduğu veli şartı nikahın, eşler dışında yetkili biri tarafından onaylanması şartı demektir. Eğer veli bulunmaz veya görevini yapmazsa o zaman velilik bölgenin yetkili amirine geçer.
 
İsl''m’da veli yalnızca, bakire kız için aranır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem şöyle buyurmuştur: “Dulun, kendisiyle ilgili olarak velisinden önceliği vardır. Bakirenin de onayı istenir. Susması kabul demektir.” [4]
 
Dul olan Hansa’yı babası Hizam evlendirmiş ama o bundan hoşlanmamıştı. Peygamber sal­lallahu aleyhi ve selleme başvurunca Hz. Peygamber babasının kıy­dığı nikahı reddetmişti.”[5]
 
Evlilik ciddiyet isteyen bir iştir. Rahatça gezip tozmak için nikah kıyılmaz. Ni­kah kıyılınca evlilik gerçekleşmiş, karşılıklı hak ve sorumluluklar başlamış olur.
 
Bugün toplum olarak evlenmenin önüne yığdığımız engeller ve gençleri geç evlendirme alışkanlığı yukarıdaki sıkıntılara sebep olmaktadır. Onları erken ev­lendirme ve üniversite tahsillerini evli olarak tamamlamaları için ortam ha­zır­lama zorunluluğu vardır.(Tirmizi, Nik''h, 1)

[1] Ebu Davud, Nikah 20,(2083); Tirmizi Nikah 14 (1102).
[2] Ebu Davud, Nikah 20,(2085); Tirmizi Nikah 14 (1101).
[3] Abdullah b. Yusuf ez-Zeyla’î, Nasb’ur-ra''ye li eh''dis’il-Hid''ye, Nikah, l. hadis Kahire, c. III, s. 167.
[4] Müslim, Nikah bab 9, H.No 66-(1421).
[5] Buharî, Nikah, bab 42.




Nişanlı çiftlerin haram işlemeksizin bir araya gelerek ko­nuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan dinî nikahın, dinî ölçüle­rimize göre geçerliliği nedir? Nişanlılıkla birlikte kıyılan dinî nikah, nişanlıların cinsel arzu ve eylemlerine meşruiyet kazandırır mı?


Nişanlı çiftler arasında kıyılan nikah, tam bir nikahtır. Bununla nişanlılık dönemi biter, evlilik dönemi başlar.
Yalnız kaç-göçün önlenmesi ve nişanlı çiftlerin haram işlemek­sizin bir araya gelerek konuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan ayrı bir nikah çeşidi yoktur. Bir tek nikah vardır ve o nikah kıyılınca evlilik dönemi başlar. Artık kızla erkek birer nişanlı çift değil, evli çift olmuş olurlar.

Bu nikahtan sonra erkek karısını kendi evine götürme hakkını elde eder. Kadın, kocasının evine gitmemek için, yalnızca mehr-i muaccelinin (yani peşin olarak ödenmesi şart koşulan mehrin) ödenmemiş olmasını engel gösterilebilir. Bundan başka hiç bir şey ileri sürülemez. Çeyiz bitmedi, nişan töreni ya da düğün töreni yapı­lacak gibi engeller ileri sürülemez. Eğer düğün yapılacaksa derhal ya­pılır ve koca karısını evine götürür.

Mehir, bilindiği gibi erkeğin karısına vermek zorunda olduğu bir maldır. Tarafların anlaşmasına ya da örfe göre bir kısmı peşin bir kısmı da daha sonra ödenebilir. Tamamının peşin olması veya ta­mamının daha sonra ödenmesi şartını koşmak da caizdir. Nikah sı­rasında mehrin tamamının veya bir kısmının peşin olması şartı geti­rilmişse kadın, kocasına teslim olmak için bu şartın yerine getiril­mesini isteyebilir. Bu şart yerine gelince kadının ileri sürecek bir şeyi kalmaz. Kadının babası, kardeşleri ya da ailesinden herhangi bir fer­din bir şart ileri sürme hakkı yoktur. Genellikle düğünlerin gecikti­rilmesi taraflar arasında bir çok sürtüşme, anlaşmazlıkların sebebi olur. Bu geciktirmeye kız ve oğlan değil çoğunlukla nikahtan sonra hiç bir yetkisi kalmayan kız ve oğlan tarafları sebep olurlar. Onlar bu davranışlarıyla günahkar olurlar. Kocasının evine gelmek istemeyen bir kadın babasının veya kendisinin evinde kendisini kocasına tes­lim eder. Bundan kaçınırsa “naşize” olmuş yani kocasına karşı çıkmış olur.

Eğer erkek eşini kendi evine götürmek istemiyorsa bu durumda karısının nafakasını ödemesi gerekir. Nikah kıyılmış ama henüz dü­ğün yapılmamış olması bunu engellemez. Çünkü nikahla düğün bir arada olur.

Bu nikahtan sonra evliliğin bozulması halinde tamamen bo­şanma ile ilgili hükümler geçerli olur.

Nişanlılık konusundaki uygulamalarda büyük yanlışlıklar ya­pılmaktadır. Nişan, ilerisinde evlenmek üzere verilen sözden ve ya­pılan bazı törenlerden ibarettir. Bu dönemde taraflar birbirini iyice tanıma fırsatı elde ederler. Birbirleri hakkında tam bir kanaate sahip olduktan sonra hemen nikah kıyıp düğünü yapmalıdır. Nikah, evli­liğin fiilen gerçekleşmesi demektir. Bundan sonra evlilikle ilgili bü­tün haklar ve sorumluluklar başlar. Nikahtan sonra tarafların birbi­rini hala nişanlı kabul etmelerine imkan yoktur. Öyleyse bu konuda çok dikkatli davranmalı, nikahı düğün sırasında kıymalı ve düğünü asla geciktirmemelidir.[1]

Ömer Nasuhi BİLMEN hocamız, rahmetullahi aleyh’in belirtti­ğine göre M''likî ve Şafiî mezhepleri, yalnız kaç-göçü önlemek, ama erkeğin karısını evine götürememesi ve onunla cinsî ilişkide bulu­namaması gibi şartlarla kıyılan nikah sahih bir nikah değildir! M''likî mezhebine göre bu nikahı birleşmeden önce feshetmelidir. Şafiî mezhebine göre bu şartı kız tarafı koşmuşsa nikah batıl yani geçersiz olur.[2]

[1] Ömer Nasuhi BİLMEN, Hukukı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, C. II, s.12, 14, 477, 480, İstanbul 1985.
[2] BİLMEN, a.g.e., s.39-40.

« Son Düzenleme: Mart 24, 2009, 01:19:19 ÖÖ by MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

melekkiz

  • Ziyaretçi
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #11 : Ağustos 23, 2009, 05:12:40 ÖÖ »
hocam çok bilgilendirici çok güzel bir paylaşım olmuş elleriniz dert görmesin.


Çevrimdışı MiM

  • ADMiN
  • __HiÇ__
  • *****
  • İleti: 11923
  • "Nerede oLursanız oLun, ALLah sizinLe beraberdir"
Ynt: Evlilik üstüne/soru-cevap
« Yanıtla #12 : Aralık 31, 2010, 09:19:41 ÖS »
hocam çok bilgilendirici çok güzel bir paylaşım olmuş elleriniz dert görmesin.

teşekkürler melekkız, okuyan, hisseden yüreğine sağlık.

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açıkken değil, kapatınca göreyim!

GoogleTagged


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
28 Yanıt
28424 Gösterim
Son İleti Temmuz 12, 2012, 12:16:21 ÖÖ
by keso
3 SORU 3 CEVAP...!!!

Başlatan Hüda_i gülü DiNi HiKâYELeR

2 Yanıt
2121 Gösterim
Son İleti Mayıs 03, 2009, 01:00:09 ÖÖ
by Hüda_i gülü
4 Yanıt
3768 Gösterim
Son İleti Ağustos 26, 2009, 04:24:02 ÖS
by mevhime
0 Yanıt
522 Gösterim
Son İleti Ağustos 10, 2010, 11:28:36 ÖÖ
by Mustafa Cilasun
0 Yanıt
1057 Gösterim
Son İleti Aralık 06, 2011, 08:00:23 ÖS
by meb

Powered by SMF 2.0.4 | SMF © 2006–2011, Simple Machines LLC
TinyPortal © 2005-2012 | Theme Lamartine by Smfdesign | Web Tasarım | film dizi izle | dizi izle | Haber | gebze evden eve nakliyat | Dizi izle | film izle | filmperest.com | Çimstone Fiyatları | Full Film izle
Bu sayfa 0.914 saniyede 34 sorgu ile oluşturulmuştur