Gönderen Konu: tıbbı nebevi hakkında ulusal basında çıkan tüm haberler....  (Okunma sayısı 4623 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bir garip hafız

  • Ziyaretçi
Tıbbı Nebevi, diğer anlamıyla Peygamber Tıbbı veya Peygamberi Tıp...  Peygamber Efendimizin insan sağlığıyla ilgili tavsiyeleri, görüşleri ve uygulamalarına Tıbbı Nebevi diyoruz. Peygamberimiz günlük hayatın içinde, sohbet toplantılarında ashabını, ailesini ve arkadaşlarını uyarıyor, aydınlatıyor ve bilgilendiriyordu.

İsl''m, İnsan denilen varlığı k''inatın merkezine yerleştirir. Ona yaratılmışların en şereflisi (Eşref-i Mahlûkat) der, (Ahsen-i Takvim) der. İnsanın yararına kurallar, kaideler getirir.

Bir Hadis-i Şeriflerinde Peygamber Efendimiz bütün Müslümanları gayrete ve sağlıklı olmaya teşvik ederek buyuruyor: İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Allah`a en sevimli olanlar az yiyenler ve vücutça hafif olanlardır. Peygamberden sonra ümmete arız olacak ilk bela çok yemek ve tokluktur. Mide, hastalıkların evidir, perhiz-diyet onun ilacıdır. Oruç tutun sağlık bulursunuz. (Suumu Tasihhu!)

Büyük tabip Biruni ve çağdaşı İbni Sina 10. yüzyılda yazdıkları tıp kitaplarına daima Tıbbı Nebevi`den alıntılarla başladılar. Ortaçağ boyunca Bağdat, İsfahan, Gazne ve Kurtuba`da açılan medrese ve hastaneler şöhretli birer sağlık merkezi haline geldi.

Mutlu bir hayat fıtratla örtüşen doğal disiplinle mümkün olabilir. İnanç sistemimizin evrensel boyutu içinde, insanın ruh ve beden sağlığına zarar veren gıda ve beslenme tarzı, söz ve davranış (Muamelat) ve kötü alışkanlıklar haram (Yasak) veya kerih (Kötü ve çirkin) kabul edilmiştir.

Merkezi sinir sistemini ve beş duyumuzla birlikte, dolaşım ve sindirim sistemine zarar veren, kullanıldığı zaman sendromlara veya ölümcül hastalıklara sebep olan başta alkol, esrar ve eroin benzeri uyuşturucular haram kılınmış. Dünyanın değişik coğrafyalarından Hindistan, Yemen ve Umman`da ağızda çiğnenen Pan ve Nisvar, dumanı ciğerlere çekilen tütsüler ve sigara öncelikle mekruh kabul edilmiş. Hatta hiçbir tıbbi yararı olmayan tütünün bazı alimlerce haram olduğu vurgulanmıştır.

Yapılan tavsiyeler öncelikle koruyucu hekimlik, hijyen, çevre sağlığı veya geleneksel tedavi yöntemleriyle ilgilidir.

Tıbbı Nebevi`de muaşeret, pedagoji, psikoterapi ve estetik ayrı bir başlık altında değerlendirilebilir.

Dünyevi hayatımızın her yönünü kapsayan, kurtuluşumuzun ve ahiret saadetimizin kaynağı olan Kur`an-ı Kerim bir tıp kitabı değildir. Peygamber Efendimiz de bir doktor değildir. Vahiy kültürüyle yoğrulan ve örtüşen güzel ahl''kı ve hayatıyla, O`nun diğer ismi `Yürüyen Kur`an`. Peygamber daima Vahyin kontrolündedir.

Tıbbı Nebevi kapsamı içinde okuduğumuz Hadisler ya Kur`an`dan alınan ilhamla ya da bölgede asırlardır uygulanıp iyi sonuçlar alınan tıbbi tecrübelere dayanmaktadır. Sağlık konusundaki tavsiyelerinin çoğu vahyi İlahi değil, tecrübe birikimlerinin yerine göre yansımalarıdır. Hastaya umut aşılayan ve yeniden hayata bağlayan Hadisler. Çoğu halk nazarında imk''nsızı umuda ve imana dönüştüren tespitlerdir.

`Her hastalığın mutlaka bir çaresi vardır. İhtiyarlığın dermansızlığı hariç.`

`Sağlık cennet nimetlerindendir.`

`Sağlıklı Müslüman hasta Müslüman`dan daha hayırlıdır.`

`Sağlık, takva ile birlikte bütün dünyevi zenginliklerden daha üstündür.`

Peygamber Efendimiz, hastaların dertlerine çare aramasını, tedaviye yönelmesini ve sabretmesini tavsiye etmiş. Hastalık mü`minler için bir sabır sınavı ve şükür vesilesidir. En küçük rahatsızlıklarımızdan en büyük sıkıntılarımıza kadar hepsi de indallahta `Keffaretuzzünub` yerine geçiyor. Kusurlarımız İlahi affa dönüşüyor.

Tıbbı Nebevi`nin tıp tarihi içinde özel bir yeri ve değeri vardır. Asırlardır gelişen tıp teknolojisi, yeni tedavi yöntemleri ve bilimsel atılımlar insanlığın hizmetine girmiş. Bugün dünyada sağlık sektörü uluslararası endüstri haline gelmiş. Halkımızın dilinde güzel bir vurgu: Her işin başı sağlık. Sağlığımız için en son yöntemlerden yararlanmak O`nun sünnetidir.  Hastayı ziyaretle gönlünü şad etmek teşvik ediliyor.

Bir hastaya geçmiş olsun ziyaretine giden Peygamberimiz, hastanın ağrı ve sıkıntılarının ilerlediğini görmüş ve yakınlarını uyarmış:

`Bu hasta için hekim getirin!` demiş.

Hasta sahibi hayretle:

`Ya Resulullah, Sen de mi tabip getirin diyorsun?`

Peygamber Efendimiz cevap vermiş:

`Evet, Allah devası olmayan bir hastalık vermemiştir!`

Arabistan`ın ortasında ve Mekke şehrinde dünyanın en az su kullanan topluluğunu İsl''m inancının gerektirdiği telkin ve tebliğlerle dünyanın en çok su kullanan halkı haline getirmiş. Vücut sağlığının ağız bakımıyla başladığını anlatıp, herkese dişlerini fırçalamasını tavsiye etmiş. Hijyenden habersiz olan bir grubun, şadırvanda abdest almadan önce ipe bağlı aynı misvak ile herkesin sırayla dişlerini fırçaladığını görünce onları yeniden uyarmış ve eğiterek hatalarını düzeltmiş. Herkesin ancak kendi özel misvakıyla dişlerini fırçalamasını sağlamış.

Uzun ve olaylı yolculuklar, insan ilişkilerinde gelişen gerginlikler, stres ve sıkıntıların sebebini teşkil eder. Oysa organik hastalıklarımızın kökeninde genelde asabi gerginlikler yatar. Peygamber Efendimiz her şartta ve daima ümitvar, olumlu ve pozitif olmamızı tavsiye etmiş.

`Karamsar insan kendini hasta eder!`

`Kötü huylar nefisleri sıkıntıya düşürür!`

milli gazete



bir garip hafız

  • Ziyaretçi
Ynt: tıbbı nebevi hakkında ulusal basında çıkan tüm haberler....
« Yanıtla #1 : Kasım 07, 2008, 11:13:19 ÖS »
TOBB Üniversitesi konferans salonunda düzenlenen "Tıbbı Nebevi" konulu panel üniversiteli gençler tarafından ilgiyle izlendi. Panelde, Hz. Muhammed"in (SAV)"in insan sağlıyla ilgili tavsiyeleri, sözleri ve uygulamaları ele alındı.

TOBB Üniversitesi konferans salonunda düzenlenen "Tıbbı Nebevi" konulu panel üniversiteli gençler tarafından ilgiyle izlendi. Prof. Dr. Salih Battal"ın yönettiği panele, Prof. Dr. Hayrani Altıntaş, Dr. Mehmet Sılay ve Dr. Ahmet Fevzi İnceöz bilimsel sunumlarıyla katıldılar. Panelde, Hz. Muhammed(SAV)"in insan sağlıyla ilgili tavsiyeleri, sözleri ve uygulamaları ele alındı. Panelde konuşan Dr. Mehmet Sılay, Peygamber Efendimizin"Nefsinizi tehlikeye atmayın. Hesap günü sağlığınızdan sorgulanacaksınız" hadisine dikkat çekerek, "Asırlardır gelişen tıp teknolojisi yeni tedavi yöntemleri ve bilimsel atılımlar insanlığın hizmetine girmiştir" dedi.

"Sağlık üzerine 300 hadis"

Hz. Muhammed"in (SAV) ilgi alanının yalnız metafizik ve teorik olgularla sınırlı olmadığını kaydeden Sılay, "Tüm ayrıntılarıyla birlikte hayatın her anı ve her alanını kapsar" dedi. 120 bin hadisin zikredildiği Kütübü Sitte"de 300 hadisin insan sağlığı üzerine olduğunu hatırlatan Sılay, "Tıbbı Nebevi"de, tıp eğitimi teşvik edilmiştir. Koruyucu hekimlik, hijyen ve çevre sağlığı üzerinde durulmuştur" dedi. Sılay, Müslümanların her yaşta, araştırmacı, meraklı, atılımcı ve üretken olmasının da teşvik edildiğini kaydetti. Panelde, kısası enbiyada, tıp kültürü ile İbni Sina, Biruni, Farabi, Harezmi, İbni Hazm, İbni Rüşt, İbni Arabi ve Ebu Hayam gibi tıp tarihinin yıldızları anıldı. Asrı Saadet dönemi doktorları için özel bir bölüm oluşturulan programda, Tıbbı Nebevi"nin tıp tarihindeki yeri aydınlatıldı. Sağlık Mensupları Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Sağlam da, panelde bir konuşma yaptı.



bir garip hafız

  • Ziyaretçi
Ynt: tıbbı nebevi hakkında ulusal basında çıkan tüm haberler....
« Yanıtla #2 : Kasım 07, 2008, 11:14:55 ÖS »
Dr. Yavuz Selim Dayıoğlu Bursa`da düzenlenen bir panelde, temizlik, beslenme, spor, sağlık ve koruyucu hekimlik konularında Peygamber Efendimizin muhakkak örnek alınması gerektiğini söyledi. Yeni Asya Vakfı Bursa Şubesi tarafından tertiplenen `O`ndan Bize` konulu panel ilgi gördü. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle hazırlanan ve sunuculuğunu Yavuz Geyik`in yaptığı program, edebiyatçı Metin Yalçın`ın Arif Nihat Asya`nın `Naat` adlı şiirini okumasıyla başladı. Yeni Asya Vakfı Bursa Şubesi konferans salonunda gerçekleştirilen panel, Dr. Orhan Kaşlıoğlu tarafından yönetildi. Yaklaşık 3 saat süren toplantıda konuşan panelistler Peygamberimizin Sünnetleri, Risale-i Nur`da Nübüvvet, Mucizeleri ve mesajları, Tıbb-ı Nebevi insanlara rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed(asm) konu başlıkları altında konuştular. Panelde, `Amellerimizi İbadete Çeviren sır: Sünnetler` adlı konuyu eğitimci Süleyman Zihni Şen; `Risale-i Nur`da Nübüvvet` adlı konuyu Eğitimci Mustafa Yılmaz; `Peygamberimizin Mucizeleri ve Mesajları` isimli konuyu eğitimci Ramazan Oruç anlatırken, Dr. Yavuz Selim Dayıoğlu ise Tıbb-ı Nebevi konusunu ele aldı. Açılış konuşmaları ardından ilk sunumu eğitimci Mustafa Yılmaz yaptı. `Doğru yolun bulunması, istikamet üzere gidilmesi rehber olmadan zordur, duygular istikamete ancak nübüvvet ile yönlendirilebilir` diyen Yılmaz, nübüvvet konusunun Kur`an-ı Kerim`de en çok geçen konulardan biri olduğunu da belirtti. `Neden bir tarif ediciye ihtiyaç var?` sorusuna ce-vaben Risale-i Nur`da geçen `Karıncayı emirsiz, arıyı ya`subsuz bırakmayan Kudret-i Ezeliye elbette beşeri nebisiz bırakmaz` cümlesinin çok manidar olduğunu belirten Yılmaz, `Alemin nizamının sırrı bunu gerektirir` dedi. PEYGAMBERİMİZİN MUCİZELERİ Daha sonra konuşan panelist Ramazan Oruç, Peygamber Efendimizin mucizelerini anlattı. `Peygamber Efendimizin manevi vechesini tanıyabilmek için mucizelerini iyi bilmek gerekir. Ayrıca mucizeler perdesiz olmaz, mucizelerde ister istemez akla kapı açılır, aklın ihtiyarı elinden alınmamıştır. Eğer açık bir şekilde yapılsaydı kömür ile elması ayırmak mümkün olmazdı. Peygamber Efendimizin en büyük mucizeleri; Kur`an-ı Kerim, Zatı(asm), şeriatı, ayın ikiye bölünmesi ve güneşin tevakkufudur` şeklinde konuştu. Sünnet-i Seniyye konusunu ele alan üçüncü panelist Süleyman Zihni Şen ise `Bütün problemlerimizin sebebi; sünnetlerin uygulanmaması ya da yanlış yorumlanmasıdır. Bana göre değil, peygambere göre nasıl olduğu tartışılmalıdır. Bir Müslümanın imandan sonra en önemli vazifesi sünnetlere uymaktır. En mühim sünnetler ise; Şeair-i İslamiye olanlardır` ifadelerini kullandı. Daha sonra Peygamber Efendimizin `Allah`ı seviyorsanız beni sevin ki; Allah da sizi sevsin` hadisini hatırlatan Şen, konuşmasını `Sünnetleri uygulamaya niyet etmeli ve gayret göstermeliyiz` sözleriyle tamamladı. Sünnete uymanın faydaları Tıbb-ı Nebevi konusunu anlatan Dr. Yavuz Selim Dayıoğlu, Peygamber Efendimizin tıp konusunda da çok ileri olduğunu söyle-yerek, özellikle koruyucu hekimlik konusunda pek çok uygulaması bulunduğunu belirtti. `Her hastalığın tedavisi vardır, fakat hastalığa deva olacak ilaç hala bulunamamış olabilir. Hastalıklar açıkça bir imtihandır` diyen Dayıoğlu ayrıca İslamın emirleri olan namaz, oruç ve zekat gibi ibadetlerin maddi faydalarının yanında kişi ve toplum sağlığı açısından da pek çok faydalarının olduğunu belirtti. Temizlik, beslenme ve spor konularında Peygamber Efendimizin örnek alınması gerektiğini söyleyen Dayıoğlu `Hastalıklarda en önemli tedavi yöntemi metaneti kaybetmemek ve sabırlı olmaktır` diyerek konuşmasını tamamladı. Dinleyicilerin sordukları soruları panelistlerin verdiği cevapların ardından program sona erdi. Hüseyin Hiçdurmaz/ BURSA 25.04.2005



bir garip hafız

  • Ziyaretçi
Ynt: tıbbı nebevi hakkında ulusal basında çıkan tüm haberler....
« Yanıtla #3 : Kasım 07, 2008, 11:29:16 ÖS »
Geçen yazımda Şair Nabi`nin tıpla ilgili mülahazalarını aktarırken, şiirinin son bölümünde oğluna hitap ederek temas ettiği bazı hususları, önemine binaen bugün öncelikle onları konu edineceğim:

Ş''ir N''bî`Mebhas-ı L''zıme-i Hikmet ü Tıbb` adlı eserinin sonlarında oğluna şu tavsiyelerde bulunur:

— `Hz. Peygamber, mide hastalıkların evi, perhizi için ise devaların başı demişti.

— Oğlum, bu kuralı ilke edin, sakın yemek yerken belli başlı bir miktarın üzerine çıkma.

— Perhizi bekçi ederek hastalık denen düşmanın beden köşküne girmesini engelle.`

Şair N''bî konuyla ilgili görüş ve düşüncelerini bitirirken `Hak seni hekime muhtaç etmesin, ömür boyunca bünyenin doğasını salim kılsın, uzun ömür ile doğru bir yaratılış versin` şeklinde niyaz eder.

Konu Tıbb-ı Nebevi`den açılınca Hz. Peygamber`in asırlar öncesindeki tavsiyelerine dikkat etmekte fayda var: Söz gelimi, `Yemekleri sıcak yemekten kaçınınız`... `Tıka basa midelerinizi doldurmayınız`... Yemek yerken suyu yemekten önce ve ortasında içiniz. Yemekten sonra bir süre su içmeyiniz`... `Yatarken sağ tarafınıza yatınız`... `Yemeklerinizi çokça çiğneyiniz`. `Dişlerinizi fırçalayınız`...

Diş fırçalamak, deyip geçmeyin! Sevgili Peygamberimiz dişlerini öylesine fazla fırçalarmış ki, fırçalarken dişlerinin sallandığı olurmuş. Tabii onun `Allah neredeyse diş fırçalamayı ümmetime farz kılacak sandım` ifadesinin arka planındaki manayı da iyi kavramamız gerekiyor... Bunlar gibi daha pek çok örnekler verebiliriz. Yalnız bu saydıklarımıza dahi dikkat edersek sağlığımızda çok ciddi değişiklikler olacağı muhakkak. Yine bu süreçte öğleden sonra kısa bir uykunun gün içinde çalışmaya katkı ve motivesi bugün artık tartışılmıyor. Yine modern tıpta `perhiz` olayı hastalıklardan korunma noktasında en önemli etken olma özelliğini koruyor. Az yenmesi, midenin tamamen doldurulmaması... Bugün tıpta `obezite` olayının; hastalıkların en tehlikeli, ya da başlı başına bir hastalık olduğu addedilirse mesele daha iyi anlaşılabilir. Diğer taraftan şişmanlık pek çok hastalığın tedavisine de en büyük engel. Doktorlar şişmanlık hadisesini görünce ne ameliyata yanaşıyor, ne de bir başka tedavi yöntemine... Bu hastalığın nedeni de genelde boğaza sahip olunamaması... Hatta okuyucularımız iyi bilseler de ben yine hatırlatayım: Hani eskiler derlermiş ki: `Kahvaltını kimseyle bölüşme... Öğle yemeğini dostunla paylaş... Akşam yemeğini düşmanına ikram et...` Geçmişe atfedilen bu deyiş dikkatlerden kaçmamalıdır. Bu bağlamda Hz. Peygamber`in şu tesbiti oldukça manidardır:

`Mide vücudun havuzudur, damarlar mideye gelir. Mide sağlıklı ise damarlar sağlıklı olarak, mide hastalıklı ise damarlar da hastalıklı olarak çıkarlar...`

Bu noktada Hz Peygamber`in tavsiyelerini uygularken, bu tavsiyelerin bizim bildiğimiz veya bilemediğimiz pek çok hikmetleri içerdiğinin bilincinde olmamız gerekmektedir. Onun sözlerine öncelik tanıyıp uygulamak, pek çok hastalığın önüne geçecektir.

Tıp ilerliyor... Doğru. L''kin hastalıklar da ilerliyor. Çoğu hastalıklar karşısında ise tıp iflas ediyor. Kalp naklinin dahi yapıldığı bir dünya da tıbbın pek çok konudaki acziyeti fazlasıyla düşündürücü değil mi?

Eskiden insanlar ömürleri boyunca doktora dahi gitmezlermiş. Ya şimdi... Sanki bütün insanlar doğuştan hasta. Özellikle hormonal yiyecekler bünyeleri altüst ediyor. Ne domatesin tadı var, ne başka yiyeceklerin. Saman mı yiyorsunuz yoksa başka bir şey mi belli değil. O nedenle gelecekte daha bilmediğimiz pek çok hastalığın tevarüs edeceği muhtemel görünüyor.

Hazır konu açılmışken Sevgili Peygamberimizin bir başka hadisini aktarmakta yarar var. Üsame ibn Serik rivayet ediyor:

`Ben Peygamber`in yanında bulunuyordum. Bu sırada çöl Arapları gelip dediler ki; `Ey Allah`ın Elçisi, tedavi olabilir miyiz? O da buyurdu ki: `Ey Allah`ın kulları evet tedavi olabilirsiniz. Zira Allah, derm''nını yaratmadan bir derdi yaratmamıştır. Ancak bu dert bunun dışındadır.` Araplar: O dert nedir, diye sordular. Peygamber Efendimiz de: `Yaşlanmaktır` buyurdular.

`Yaşlılık` olgusunu Hz. Peygamber öne çıkarırken, aynı zaman da, hastalıkların azlığı da söz konusu.

Bitirirken insan bünyesine en etkili ilaçların başında namaz geldiğini hiç hatırımızdan çıkarmamamız gerekmekte. Çünkü`namaz, rızkı çeker, sağlığı korur, rahatsızlığı kovalar, dertleri uzaklaştırır, kalbi kuvvetlendirir, yüzü beyazlaştırır, gönlü ferahlatır, tembelliği giderir, organları canlandırır, gönlü genişletir, ruhu besler, kalbi nurlandırır, nimeti sürekli kılar, fakirliği iter, bereketi çeker, şeytandan uzaklaştırır ve Allah`a yaklaştırır...`

En büyük nimetlerin başında sağlık geldiği bir gerçek. Dolayısıyla bu nimetin kadrini kıymetini bilmeliyiz. Bu vesileyle Rabbimizden hasta kullarına şifa, dertli kullarına deva dileyerek yazımızı bitirelim.

milli gazete..


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
994 Gösterim
Son İleti Ağustos 17, 2008, 08:20:22 ÖÖ
Gönderen: Fussilet
10 Yanıt
3264 Gösterim
Son İleti Ocak 27, 2009, 02:13:37 ÖS
Gönderen: MiM
0 Yanıt
2080 Gösterim
Son İleti Haziran 08, 2009, 01:36:50 ÖS
Gönderen: DAMRAM
0 Yanıt
238 Gösterim
Son İleti Temmuz 27, 2013, 08:00:57 ÖS
Gönderen: Fussilet
0 Yanıt
393 Gösterim
Son İleti Kasım 27, 2013, 05:29:41 ÖS
Gönderen: Fussilet