My Community

hayat?n anlam?"?SLAM" => Hz. MUHAMMED (s.a.v) => Topic started by: ?ehadete Vurgunum on April 14, 2010, 11:53:52 AM

Title: Ka’b ibn Mâlik'in A?latan K?ssas?
Post by: ?ehadete Vurgunum on April 14, 2010, 11:53:52 AM
Ka’b ibn Mâlik (Allah Ondan raz? olsun) gözlerini kaybettigi zaman onu
elinden tutup götürme isini yapan oglu Abdullah’tan rivayet edildigine göre söyle
demistir: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le beraber tebük gazvesine
kat?lamad?g?n?n hikayesini anlat?rken dinledim söyle dedi:
- Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gittigi savaslardan tebük
savas?ndan hariç diger savaslardan geri kalmam?st?m. Lakin Bedir savas?na
kat?lamam?st?m. Bedir savas?na kat?lamayanlar azarlanmam?slard?. O vakit
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le müslümanlar savas için degil Kureys ticaret
kervan?n? takip için yola ç?km?slard?. Nihayet Allah müslümanlarla Mekke’li
müsrikleri aralar?nda verilmis herhangi bir karar olmad?g? halde kars? kars?yagetiriverdi. Ben Akabe biat?n?n yap?ld?g? gece bizler >slâm’a yard?m etmek için söz
verirken Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yan?ndayd?m. Her ne kadar Bedir
savas? Akabe gecesinden daha meshur ise de, ben Bedir savas?nda bulunmay?
Akabe’de bulunmaktan da üstün görmem. Tebük gazvesine Rasûlullah (sallallahu
aleyhi vesellem) ile birlikte kat?lamay?s?m söyle oldu: Ben daha önceleri
kat?lamad?g?m bu savas s?ras?ndaki kadar hali vakti yerinde degildim yani bu
savasta zengin ve varl?kl?yd?m. Vallahi bu savasa kadar iki deveyi bir arada hiç
bulamam?st?m. Bu savas günlerinde ise iki binitim vard?. Sonra Rasûlullah (sallallahu
aleyhi vesellem) bu savasa gelinceye kadar gidecegi yeri söylemez, baska bir yere
gider gibi görünürdü. Fakat bu savas s?cak bir mevsimde ve uzak bir yere yap?lacag?
ve kalabal?k bir düsmanla kars? kars?ya gelinecegi için Rasûlullah (sallallahu aleyhi
vesellem) hedefini aç?klam?st?. Savas?n özelligine göre haz?rlanabilmeleri için
müslümanlara nereye gideceklerini söyledi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)
ile birlikte savasa kat?lanlar?n say?s? çok fazla idi ve isimleri de bir deftere
kaydedilmemisti. Ka’b sözüne söyle devam etti: Herhangi bir kimse savasa
gitmemek için gözden kaybolsa, bu konuda vahiy nazil olmad?kça bu isin gizli
kalacag?n? zannedebilirdi.Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu savas?
meyvelerin olgunlast?g?, gölgelerin arand?g? bir mevsimde yapm?st?. Ben de bunlara
pek düskündüm, Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ve müslümanlar savas için
haz?rl?ga baslad?lar, ben de savasa haz?rlanmak için ç?k?yor fakat hiçbirsey
yapmadan geri dönüyordum.
Kendi kendime de “Ne zaman olsa haz?rlan?r?m” diyordum. Günler böyle
geçti, herkes isini ciddi tuttu ve bir sabah Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le
birlikte müslümanlar erkenden yola ç?kt?lar, ben ise haz?rlanmam?st?m. Ertesi sabah
yine haz?rl?k için evden ç?kt?m fakat hiç bir is yapmadan geri döndüm, hep ayn?
sekilde davran?yordum. >nsanlar savas için yar?s?rcas?na kosmaya baslay?ncaya
kadar ben ayn? halde devam ettim. Nihayet yola ç?k?p onlara eriseyim dedim, keske
öyle yapsayd?m, bunu da basaramad?m. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)
savasa gittikten sonra insanlar?n aras?na ç?kt?g?mda beni en çok üzen sey savasa
gitmeyip geride kalanlar?n; ya münaf?k diye bilinenler veya âciz olduklar? için savasa
kat?lamayan kimseler olmas?yd?.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) tebük’e var?ncaya kadar ad?m? hiç
anmam?s, tebük’te ashab?n aras?nda otururken Ka’b ibn Mâlik ne yapt?? diye sormus,
bunun üzerine Benî Selîme’den bir adam ya Rasûlallah elbiselerine ve endam?na
bak?p gururlanmas? onu Medine’de al?koydu demis. Bunun üzerine Muaz ibn Cebel
ona ne çirkin söz söyledin demis. Sonra da peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e
dönerek Ya Rasûlallah biz onun hakk?nda hep iyi seyler biliyoruz demis. Rasûlullah
(sallallahu aleyhi vesellem) de hiç birsey söylememis o s?rada çok uzaklarda beyazlar
giymis bir adam?n gelmekte oldugunu görmüs ve bu gelen Ebû Hayseme olayd?
demis. Bir de ne görelim gelen adam ensardan Ebû Hayseme degil mi? Ebû Hayseme
savas haz?rl?g?nda bir ölçek hurma verdigi için münaf?klar taraf?ndan ay?planan
kisidir. Ka’b sözüne söyle devam etti:
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in tebük’ten Medine’ye hareket ettigini
ögrendigim zaman beni bir üzüntü kaplad?. Söyleyecegim yalan? düsünmeyebaslad?m. Kendi kendime yar?n O’nun öfkesinden nas?l kurtulacag?m? dedim.
Yak?nlar?mdan görüslerine deger verdigim kimselerden ak?l almaya baslad?m.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gelmek üzere oldugunu söyledikleri
zaman kafamdaki yanl?s düsünceler silinip gitti. Anlad?m ki, yalan söylemekle hiçbir
seyden kurtulamayacag?m, herseyi dogru olarak söylemeye karar verdim.
Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) sabahleyin Medine’ye geldi, Rasûlullah
(sallallahu aleyhi vesellem) her seferden dönünce; önce mescide ugray?p iki rekat
namaz k?l?p insanlarla sohbet etmek üzere onlara kars? dönerdi, yine öyle yapt?. Bu
s?rada savasa kat?lmayanlar huzuruna gelerek neden savasa kat?lamad?klar?n? yemin
ederek anlatmaya baslad?lar. Bunlar seksenden fazla kisi idiler. Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi vesellem) onlar?n ileri sürdügü mazeretleri kabul etti,
kendilerinden biat ald?, Allah’tan bag?slanmalar?n? istedi, içyüzlerini Allah’a havale
etti.
Sonunda ben geldim selam verdigimde darg?n kimse gibi gülümsedi, sonra
“Gel” dedi. Ben de yürüyerek yan?na geldim ve önüne oturdum. Bana “Niçin
savastan geri kald?n? Binek hayvan? sat?n almam?s m?yd?n?” diye sordu. Ben de: Ya
Rasûlallah Allah’a yemin ederim ki, senden baska birinin yan?nda bulunsayd?m ileri
sürecegim mazeretlerle onun öfkesinden kurtulabilecegimi zannederdim. Çünkü bu
isi çok iyi becerebilirdim.
Fakat yeminle söyleyeyim ki bu gün sana yalan söyleyerek gönlünü kazansam
bile, yar?n Allah isin dogrusunu sana bildirecek ve sen bana güceneceksin. Sayet
dogrusunu söylersem bana k?zacaks?n ama ben dogruyu söyleyerek Allah’tan hay?rl?
sonuç bekliyorum. Vallahi savasa gitmemek için hiçbir özürüm yoktu, hiçbir zaman
da savastan geri kald?g?m s?radaki kadar kuvvetli ve zengin olmam?st?m.
Ka’b sözüne devamla dedi ki: Bunun üzerine peygamberimiz (sallallahu aleyhi
vesellem): “iste bu dogru söyledi: Haydi kalk, senin hakk?nda Allah hüküm verene
kadar bekle” buyurdu. Ben kalk?nca, Benî Selîme’den bir çok kimse pesime tak?larak
Allah’a yemin ederiz ki, bundan önce hiç suç islemedigini biliyoruz, yaz?klar olsun
sana, savasa kat?lmayanlar?n ileri sürdükleri gibi bir mazeret söyleyemedin, halbuki
suçunun bag?slanmas? için peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in istigfar etmesi
yeterdi dediler. Durmadan beni azarlad?lar ki, tekrar Rasûlullah (sallallahu aleyhi
vesellem)’in yan?na dönüp kendimi yalanlamay? düsündüm. Sonra onlara sordum;
benimle beraber bu cezaya ugrayan kimse var m?d?r? dedim. Evet seninle beraber iki
kimse daha ayn? cezaya ugrad?lar, onlar da senin gibi konustular ve senin ald?g?n
cevab? ald?lar.
-O iki kisi kimlerdir? dedim:
-Biri Mürâre ibn Rabi’ el Âmirî, digeri de Hilâl ibn Ümeyye el Vâkifî diyerek
Bedir savas?na kat?lm?s olan iki örnek olmus salih kisinin ad?n? verdiler. Bunlar?
söylediklerinde geri dönmekten vazgeçip yoluma devam ettim.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) savasa kat?lmayanlardan bizim
üçümüzün insanlarla konusmalar?n? yasaklad?. Bunun üzerine insanlar bizden
uzaklast?lar – veya bize kars? tav?rlar?n? degistirdiler - çekinip bize yan çizmeye
baslad?lar dedi. hatta bana göre; içinde yasad?g?m toprak bile yabanc? gelmeyebaslad?, sanki buras? benim memleketim degildi. Elli gün böyle geçti, diger iki
arkadas?m boyunlar?n? büküp aglayarak evlerinde sinip kald?lar.
Ben onlardan daha genç ve dinç oldugum için d?sar? ç?kar cemaatle namazda
bulunurdum, çars?larda dolas?rd?m, fakat kimse benimle konusmazd?.
Namaz bittikten sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) yerinde
otururken yan?na gelir kendisine selam verirdim. Kendi kendime acaba selam?m?
al?rken dudaklar?n? k?m?ldatt? m? k?m?ldatmad? m?? diye sorard?m. Sonra O’na yak?n
bir yerde namaz k?lar ve namaz içinde farkettirmeden kendisine bakard?m. Ben
namaza dal?nca, bana dogru dönüp bakar, kendisine bakt?g?m zaman da benden
yüzünü çevirirdi. Müslümanlar?n benimle ilgiyi kesmeleri uzun sürünce, Amcam?n
oglu ve en çok sevdigim kisi Ebû Katâde’nin bahçesine gidip duvardan içeri atlad?m
ve selam verdim. Allah’a yemin ederim ki selam?m? almad?, bunun üzerine ona:
- Ey Ebû Katâde Allah için sana soruyorum, Allah’? ve Rasulünü ne kadar
sevdigimi biliyor musun? dedim. Hiç cevap vermedi. Yeminle tekrar sordum yine
cevap vermedi. Yine sözümü tekrarlayarak Allah için sana soruyorum? dedim.
- Allah ve Rasûlü daha iyi bilir dedi. Bunun üzerine gözüm yasla dolup tast?,
geri dönüp duvardan atlad?m.
Günün birinde Medine çars?s?nda dolas?yordum, yiyecek satmak üzere gelen
Sam’l? bir çiftçi Ka’b ibn Mâlik’i bana kim gösterir? diyordu. Halk da isaretleriyle
beni göstermeye baslad?lar, adam yan?ma gelerek Gassân Melîk’inden getirdigi bir
mektubu verdi. Ben okuma yazma bilenlerden oldugum için mektubu aç?p okudum.
Selamdan sonra söyle diyordu: “Efendinizin size kars? hos olmayan muamelede
bulundugunu haber ald?m, Allah sizi hukukun çignendigi ve k?ymetin bilinmedigi
bir yerde b?rakmas?n, hemen yan?m?za gel size ikram ederiz.”
Mektubu okuyunca bu da baska bir belad?r dedim, hemen onu atese at?p
yakt?m. Nihayet elli günden k?rk? geçmis fakat vahiy gelmemisti. Bir gün Rasûlullah
(sallallahu aleyhi vesellem)’in gönderdigi bir sah?s ç?kageldi ve:
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sana han?m?ndan ayr? oturman?
emrediyor dedi. O’nu bosayacakm?y?m, yoksa ne yapacag?m? diye sordum. Hay?r
ondan ayr? oturacak ona yaklasmayacaks?n dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi
vesellem) diger iki arkadas?ma da ayn? emri göndermisti.
Bunun üzerine esime Allah bu meselede bir hüküm verene kadar, anne
babas?n?n yan?na gitmelerini ve orada oturmalar?n? emrettim.
Hilâl ibn Ümeyye’nin kar?s? Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e giderek:
Ya Rasûlallah Hilâl ibn Ümeyye çok yasl? bir adamd?r, kendisine bakacak hizmetçisi
de yoktur. Ona hizmet etmemde bir sak?nca görürmüsün? diye sormus,
Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de: “Hay?r ama, sana asla yaklasmas?n”
deyince kad?n da söyle demis: Allah’a yemin olsun ki onun k?m?ldayacak hali
yoktur, bas?na gelen bu isten dolay? da durmadan agl?yor.
Ka’b sözüne söyle devam etti: Yak?nlar?mdan biri bana Rasûlullah (sallallahu
aleyhi vesellem)’den han?m?n için izin istesen de sana hizmet etse olmaz m?? Baksana
Hilâl ibn Ümeyye için kar?s?n?n bakmas?na izin verdi dedi. Ben ona hay?r bu konudaRasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den izin isteyemem, üstelik ben genç bir
adam?m, izin istesem bile peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in bana ne
diyecegini bilemem dedim. Bu durumda on gün daha kald?m. Bizimle konusulmas?
yasakland?g?ndan bu yana tam elli gün geçmisti. Ellinci günün sabah?nda
evlerimizden birinin dam?nda sabah namaz?n? k?ld?m. Allah’?n Kur’ân’da bizden
bahsettigi üzere can?m iyice s?k?lm?s, o genis olan yeryüzü bana dar gelmis bir
vaziyette otururken; Sel’ Dag?’n?n tepesinden birinin yüksek bir sesle:
“Ka’b ibn Mâlik müjde müjde” diye bag?rd?g?n? duydum. Kurtulus gününün
geldigini anlayarak hemen secdeye kapand?m.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sabah namaz?n? k?ld?r?nca, Allah’?n
tevbelerimizi kabul ettigini ilan etmis, bunun üzerine halk bize müjde vermeye
kosoyurdu. >ki arkadas?ma da müjdeciler gitmis, bunlardan biri bana dogru at
kosturmus, Eslem kabilesinden bir diger müjdeci de kosup Sel’ Dag?’na t?rman?p
oradan bag?rm?s, Onun sesi atl?dan önce bana ulasm?s, sesini duydugum müjdeci
yan?ma gelip beni tebrik edince, s?rt?mdaki iki elbiseyi de ç?kard?m, müjdesine
kars?l?k ona giydirdim. Yemin ederim ki o gün bunlardan baska elbisem yoktu.
Emanet olarak iki elbise bulup hemen giydim, Peygamber (sallallahu aleyhi
vesellem)’i görmek üzere yola düstüm. Beni gurup gurup kars?layan sahabiler
tevbemin kabul edilmesi sebebiyle beni tebrik ediyor ve Allah’?n seni bag?slamas?
kutlu olsun diyorlard?.
Nihayet mescide girdim Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) toplumun
ortas?nda oturuyordu. Talha ibn Ubeydullah hemen ayaga kalkt?, kosarak yan?ma
geldi, elimi s?kt? ve beni tebrik etti. Vallahi muhacirlerden ondan baska kimse ayaga
kalkmad?. Ravi der ki: Ka’b talha’n?n bu davran?s?n? hiç unutmazd?. Ka’b sözünü
söyle sürdürdü: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e selam verdigimde yüzü
sevinçten parlayarak söyle dedi: “Annen seni dogurdugundan beri üzerinden geçen
günlerin en hay?rl?s?yla seni müjdelerim.” Ben de Ya Rasûlallah bu tebrik ve müjde
senin taraf?ndan m?d?r yoksa Allah taraf?ndan m?d?r? diye sordum. “Benim
taraf?mdan degil yüce Allah taraf?ndand?r” diye buyurdu.
Sevinçli oldugunda Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in yüzü parlar ay
parças?na benzerdi, biz de sevincini böylece anlard?k.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in önüne oturdugumda, Ya Rasûlallah
tevbemin kabul edilmesine tesekkür olsun için bütün mal?m? Allah ve Rasûlü
ugrunda sadaka etmek istiyorum dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de
“Mal?n?n bir k?sm?n? dag?tmay?p yan?nda tutman senin için daha hay?rl?d?r” dedi.
Ben de Hayber fethinde hisseme düsen mal? elimde b?rak?yorum dedikten sonra
sözümü söyle tamamlad?m: Ya Rasûlallah Allah beni dogru söyledigimden dolay?
kurtard?, tevbemin kabul edilmesi sebebiyle art?k yasad?g?m sürece daima dogru söz
söyleyecegim. Vallahi bunu Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e söyledigim
günden beri dogru sözlü olmaktan dolay? Allah’?n hiç kimseyi benden daha güzel
mükafatland?rd?g?n? bilmiyorum Yemin ederim ki, Peygamber (sallallahu aleyhi
vesellem)’e o sözleri söyledigim günden bu yana bilerek hiç yalan söylemedim.
Kalan ömrümde de Allah’?n beni yalan söylemekten koruyacag?n? umar?m.Ka’b sözüne devamla söyle dedi: Allah su ayetleri indirdi: “Gerçek su ki,
mü’minlerden bir k?sm?n?n, kalpleri kaymak üzereyken Allah, peygamberi s?k?nt?l?
bir zamanda, O’na uyan muhacirleri ve ensar? affetti sonra da onlar?n tevbelerini
kabul etti. Çünkü o Allah, gerçekten mü’minlere kars? çok sefkatli ve merhametlidir.
(9 tevbe 117) Ve savastan geriye kalan üç kisinin de tevbesini kabul etti. Yeryüzü
genisligine ragmen, onlara dar gelmis, vicdanlar? kendilerini s?kt?kça s?km?st?.
Nihayet Allah’tan, yine Allah’a s?g?nmaktan baska çare olmad?g?n? anlam?slard?.
Bunun üzerine O da, yine merhametle o üç kisiye yöneldi ki, pismanl?k duyup tevbe
etsinler; çünkü kendisine yürekten yönelen, s?g?nan herkesi, ac?mas? esirgemesiyle
kusat?p tevbeleri kabul eden, yaln?zca Allah’t?r. Ey iman edenler! Yolunuzu Allah’?n
kitab?yla bulmaya çal?s?n; ve dogrulardan olun ve hem de dogrularla beraber olun. (9
tevbe 118-119)” Ka’b söyle devam etti: Allah’a yemin ederim ki beni >slâm’la
sereflendirdikten sonra Allah’?n bana verdigi en büyük nimet Peygamber (sallallahu
aleyhi vesellem)’in huzurunda dogruyu söylemek ve yalan söyleyip helak olanlar
gibi olmamakt?r. Çünkü Allah yalan söyleyenler hakk?n da vahiy gönderdigi zaman
hiç kimseye söylemedigi ag?r sözleri söyleyerek söyle buyurdu: “Savastan o
münaf?klar?n yan?na döndügünüz zaman, k?nama ve ay?plamadan vazgeçesiniz
diye, Allah ad?na yemin edecekler. O halde b?rak?n peslerini, çünkü tiksinti veren
kimselerdir onlar. Kazand?klar? islerin cezas? olarak da, varacaklar? yer cehennemdir.
Sizi hosnut etmek için yemin edeceklerdir ama siz onlardan hosnut olsan?z bile
biliniz ki, Allah ilâhî s?n?rlar? as?p, itaat d?s?nda kalanlardan asla raz?
olmayacakt?r.”(9 tevbe 95-96). Ka’b sözünü söyle bitirdi: Biz üç arkadas?n
bag?slanmas? Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in yeminlerini kabul edip
kendilerinden biat ald?g? ve Allah’tan affedilmelerini diledigi kimselerin
bag?slanmas?ndan elli gün geri b?rak?lm?st?k. Nihayet Allah bu konuda yukar?da
aç?kland?g? üzere hüküm verdi. Allah’?n bahsettigi bu geri kalma hadisesi bizim
savastan geri kalmam?z degil, bizim isimizin o yemin edip de özürleri kabul
edilenlerden geriye b?rak?lmam?zd?r. Diger bir rivayette Rasûlullah (sallallahu aleyhi
vesellem) tebük savas?na persembe günü ç?km?st?, sefere persembe günü ç?kmay?
severdi. Baska bir rivayette; ancak gündüzün kusluk vaktinde seferden evine
dönerdi, evine döndügünde ilk önce mescide girer iki rekat namaz k?lar sonra
otururdu denilmektedir. (Müslim, Müsafirîn 74)