Temmuz 17, 2019, 08:47:21 ÖÖ
Haberler:

Biz insana, ana-babasýna iyi davranmasýný tavsiye etmiþizdir. Çünkü anasý onu nice sýkýntýlara katlanarak taþýmýþtýr. Sütten ayrýlmasý da iki yýl içinde olur. (Ýþte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana þükret diye tavsiyede bulunmuþuzdur. Dönüþ ancak banadýr. (Lokman -14)

Amazonlar; Savaþçý Kadýnlar

Baţlatan umitergun, Kasým 12, 2008, 03:11:02 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

umitergun

Kasým 12, 2008, 03:11:02 ÖS Last Edit: Kasým 12, 2008, 03:45:37 ÖS by umitergun


Dilden dile, aðýzdan aðýza aktarýlarak zamanýmýza dek ulaþan bir söylencedir Amazonlar söylencesi. Ýnsaný büyüleyen bu söylence gerçek midir? Amazonlar gerçekten yaþamýþlar mýdýr? Yoksa bütün bunlar bir düþün ürünü müdür?
Söylencelerin halklarýn yaþantýlarýndan kaynaklandýðý, az-çok deðiþse de kabul edilen bir görüþtür. Hele sözkonusu olan, Amazonlar söylencesi ise... Çünkü Amazonlarýn izlerine yanlýzca destanlarda deðil, coðrafyacý ve tarihçilerin kitaplarýnda da rastlanýr. Ýlkçað insanlarýndan kalan eserlerde Amazonlardan bir þeyler bulunur. Homeros onlarýn Truva savaþlarýna katýldýðýný yazar. Heredetos, Diodoros ve coðrafyacý Strabon onlardan sözederler. Herakles ve Achilleus efsanelerinde de Amazonlar'dan bahsedilir. Sokrates ve Platon Amazonlar'ýn Atina'ya saldýrdýklarýný bir gerçeklik olarak kabul ederler. Amazonlarýn yaþadýklarý söylanan bölgelerde, özellikle Anadolu ve Mora Yarýmadasýnda, kabartma taþ ve resim olarak, Amazonlar'ý temsil eden binlerce eser bulunmuþtur.

Mitolojide Amazonlar, mitoloji kahramanlarýna denk savaþcý kadýnlardýr. Savaþ aletleri ok, yay, kargý ve "labrys" denilen, Anadolu'da özellikle Hititler'de, Karya'da ve Girit'de rastlanan iki aðýzlý baltadýr. Halikarnas Balýkçýsýna göre iki aðýzlý balta Anadolu'nun simgesidir. Resim ve kabartmalarýn çoðunda Amazonlarýn elinde hep bu balta bulunmaktadýr.

Söylenceye göre Amazonlar Anadolu'da yaþamýþlar ve birçok kent kurmuþlardýr. Amazonlar'ýn kurduðu kabul edilen kentler; Ephesos/Selçuk, Smyrna/Ýzmir, Kyme, Gryneion, Pitane, Ege bölgesindeki kentlere ilaveten Midilli adasýndaki Mytilana, Marmara ve Karadeniz yörelerinde ki Myrleia, Sinope/Sinop'tur.Bunlara yine Ege bölgesindeki Elaia, Anaia, Latori kentlerinde de eklememiz gerekmektedir. Ephesos'da ki Artemis tapýnaðý da Amazonlar tarafýndan baþlatýlmýþtýr. Ephesos'da ki kazýlar savaþcý kadýnlara ait, tanrýça Artemis'e hizmet eden heykelcikler de ele geçirilmiþtir. George Thomson bunlarý inceleyerek yayýnlayan Lethaby'nin " Hitit etkisinin belirgin izlerini gözlemlediðini Gestang'ýn da Amazonlar'dan bir Hitit tapýnaðý baðýntýlý olduklarý ve daha sonra ki Artemis tapýmý bu tapýmdan kaynaklandýðý konusunda Lethaby 'ye katýldýðýný" kaydetmektedir.

Bu açýklamalardan sonra "Amazon" kelimesinin uzmanlar tarafýndan nasýl açýklamdýðýný inceleyebiliriz. Birinci açýklamaya göre Amazonlar savaçda engel olmamasý için memelerinden birini veya her ikisini kestiklerinden "memesiz" anlamýnda "Amazoi" denilmiþtir. Bu açýklama kanýtlarla uyum göstermiyor. Zira bütün kabartma ve resimlerde Amazonlar, iki memeli olarak gösterilmiþlerdir. Ýkinci açýklamaya göre Ephesos'lu kadýnlar savaþ ve tarýmla uðraþarak, bellerinde kuþaklarla (zonai), ekin biçtikleri (Amao) için bunlara Amazon denilmiþtir.

Toplumsal yaþamda kadýnýn etkinliði, ekonomik etkinliklerin kadýnlar tarafýndan yerine getirilmesi, kadýnlarýn mutlak egemenliði, soy kütüðünün kadýna göre belirlenmesi, Amazon söylencesinin önemli özelliklerindendir. Ancak bütün bunlar anaerkil toplumda zaten normal olan özelliklerdir. Amazon söylencesinin normalden ayrýlan yönü, kadýnlarýn savaþcý olarak yetiþtirilmeleri, savaþa bir asker gibi katýlmalarý, erkeklerin bu savaþda yer almamalarý, kadýnlarýn savaþcýlýðýnýn ayný zamanda saldýrganlýða dönüþmesidir. Hem kendilerinin kurduklarý yerleþim bölgelerinde bulunan heykel, resim ve kabartmalar, hem de komþu halklarýn eserleri Amazonlar'ý savaþcý niteliklerine uygun tasvir etmiþlerdir. Amazonlarda ki savaþcý nitelik o kadar baskýndýr ki Bilge Umar, Amazonlarýn "tarým yapmayan, yaþamý at sýrtýnda avcýlýk ve savaþla geçen bir kadýnlar ulusu" olduðu görüþündedir. Be nedenle Amazonlara takýlacak adýn savaþcý özelliklerine uygun bir ad olmasý akla uygun görülmektedir. Kaldý ki bu açýklama Amazonlar'ýn konuþduðu varsayýlacak bir dile göre yapýlan bir açýklama da deðildir.

Konuyu tartýþan uzmanlardan George Thomson "Yunanlý'lar Amaonlarý Kafkasya'ya doðru izlerke, Artemis'in Kafkasya kökenli olduðunu benimseyen bir geleneði izlemiþ olabilir." biçiminde bir yaklaþým getirmektedir.

George Thomson bu görüþünde yanlýz deðildir. Bazý diðer uzmanlar da Amazonlar'ý Kafkasya ile iliþkili olarak açýklamaya çalýþmaktadýrlar. Kafkas kabilelerinde her türlü sosyo-ekonomik faaliyetleri kadýnlarýn yapmalarý, Altýn Post Efsanesi'nde altýn postu aramaya giden Argonaut'larýn Anadolu'nun kuzeydoðusunda Amazonlar'a rastlamalarý, Amazonlar efsanesinde ayný bölgenin Amazonlar'ýn ana yurdu olarak gösterilmesi, Amazonlar'ýn baþkenti olarak gösterilen Themiskyra'nýn ayný bölgede olmasý, Amazonlar'ýn ay tanrýçasý ile olan iliþkileri, Amazon adýyla Kafkas dillerinden birinde "ay" anlamýna gelen "maze" kelimesi arasýnda ki benzerlik, gibi nedenle uzmanlarý böyle düþünmeye yöneltmiþtir.

Kas-Adýðe dilinde ay anlamýna gelen "maze" kelimesi ile Amazon kelimesi arasýnda ki benzerlik ortadadýr. "maze" kelimesinin sonuna "on" eki getirildiðinde Amazon kelimesine çok benzeyen "mazeon, mazon" kelimesi oluþur. Ancak article bulunmayan bu dilde nasýl olmuþtur da "a" eki gelmiþtir? Yine bu dilde Amazon adlarýnýn, Amazonlarýn kurduklarý þehirlerin, Amazon tanrýçasý Artemis'in adlarý da açýklanamamaktadýr. Bu nedenlerle bu açýklamada genel kabul gören bir açýklama olarak kabul edilmemektedir.

Genel kabul görmemekle birlikte bu açýklamayla gerçeðe çok yaklaþýldýðýný, bazý gerçekci tespitlerin yapýldýðýný, kabul etmemizi gerektiren veriler bulunmaktadýr. Anadolu ile Kafkasya arasýnda ki iliþkilere dikkat çeken uzmanlar çoktur. Server Tanilli üç bin yýllarýnda ki Anadolu-Hatti kabilelerinin dilleri ile Kafkasya dillerinin benzediðini, Hattiler'in maddi kültürü ile bu çað Kafkasya kültürlerinin de "çok noktada birbirlerine benzediðini" kaydetmektedir. Þemseddin Günaltay, Proto-Hatti'ler, Luviler, Hurriler ve Kafkaslarýn Hazar Denizi ötelerinden "ayný zamanda batýya göçen gruplar" olduðunu belirtmektedir. Hrozny de Hititlerin Kafkaslardan gelmiþ olmasýný, diðer görüþlerle karþýlaþtýrarak, "nisbeten daha çok pozitif bir görüþ" þeklinde deðerlendirilmektedir.

Bu nedenlerle yukardaki açýklamada ki eksikliði Kas dillerine yönelmesine deðil bunu eksik býrakmasýnda, Kas dillerinin hepsini incelememesinde görüyor, Kas-Abhaz diliyle daha tam ve doðru bir açýklamanýn yapýlabileceðini düþünüyoruz.

Çünkü ilkçaðlarda, ikibinli yýllarda, Amazonlarýn tarih sahnesine çýktýðý dönemde, Amazonlarýn kurduðu söylenen Ýzmir kenti civarýnda kurulan devletin adý Aþuva'dýr. Lidyalý'larýn da atasý olan Aþuva'lar, Kas-Abhazlarýn bir koludur. Halen Anadolu'da ve Kafkasya'da kendilerine "Aþuva" diyen insanlar yaþamaktadýr.

Bu çalýþmanýn sýnýrlarýný aþacaðýndan Aþuvalar'ýn nereden gelmiþ olabilecekleri, Hitit'lere, Misyalý'larla, Karyalýlar'la ve kendi torunlarý olan Lidyalýlar'la iliþkileri, dilleri, uygarlýklarý konularýnda bir þey söylemiyoruz. Ancak Hititlerin de ayný tarihi dönem de Anadolu'da göründüklerini, Lidya, Misya ve Karyalýlar'ýn kendilerine akraba olarak kabul ettiklerini, konumuzla ilgili gördüðümüzden belirtmek istiyoruz.

Kas-Abhaz (Aþuva) dilinde "mzý" ay anlamýna gelmektedir. Article olan "a" ile birlikte "A mzý, Amzý" biçiminde hala kullanýlýr. Ay adýnýn "mis, mýs" biçiminde kullanýldýðýda olur. Bazý þahýs isimlerinde halen bu þekilde kullanýlýr: Dinamis, Feramis, Ramis vb... olduðu gibi. Anlaþýlabileceði gibi çeþitli Abhaz lehçelerinde tarih boyunca bu sözcüðün "mýz", "mýs", "mus" biçiminde kullanýldýðý sonucuna varmak mümkündür.

Amazonlarýn kendilerini "ayýn kýzlarý" olarak gördüklerini, ana tanrýça Kybele ve Artemis'in hizmetkarý olarak kabul ettiklerini biliyoruz. Bu nedenle kendilerine kendi dillerinde "Amýz" yada "Amýs" adýný taktýlar. Latinler de onlara "Amýz /on" dediler. Bu terim "Amazon" biçimine dönüþerek tarihe maloldu.

O çaðda ki Samsun kentinin adý da ayný dilde "Amýs" dýr. Yunan etkisiyle "Amýsos" biçimine dönüþmüþtür. Amazonlarýn baþkenti olarak kabul edilen "Themiskyra" da bu bölgededir. Ayný þekilde Karya'da da "Amýz" adýnda bir kent bulunmaktaydý. Bu kent daha sonralarý Amýzon þeklinde anýlmaya baþlanmýþtýr. Bazý kaynaklarda Aþuva içerisinde, bazýlarýnda Aþuva'nýn kuzeyinde gösterilen ayný çað Ege Bölgesi devletlerinden birinin adý da "Misya" dýr. Amazonlar tanrýçasýnýn adý da Artemis.Bütün bu sözcüklerde ki "mis" yani "ay" sözcüðü dikkat çekicidir.

Konumuzu daha iyi açýklamak için Amozonlarýn anaerkil bir yapýnýn ürünü olabileceði biçimindeki yaygýn görüþüde incelemek istiyoruz. Bu çað Anadolu devletlerinin çoðunda anaerkil bir yapýnýn devam ettiðini görüyoruz. Asuva, devamý olan Lidya ve Etrüskler, Misya, Karya, Likya anaerkil devletlerdir. Hititler de ise ataerkil bir yapý vardýr. Daha doðrusu soy ana yanlý deðildir Hititlerde.

Ýhtimal ki Hititler, Anadolu'ya gelmeden önce böyle bir evrim geçirmiþlerdir. Hititlerde ki bu yapýnýn "baðýmlý, vasal" hale getirdikleri diðer devletleri etkilemeyeceði düþünülemez. Güçlü bir ihtimalle Hititlerde ki ataerkil yapýdan etkilenen vasal devletlerden birindeki erkekler, anaerkil yapýyý sonlandýrmak istediler. Efsanenin içeriðinde bu görüþümüzü besleyen birçok öge bulunmaktadýr.

Ýki binli yýllarda Hititlerin Anadolu'ya gelmesiyle Anadolu'da bulunan Hatti gruplar, (Asuva, Likya, Karya ve Misyalý'lar) Hititlerin baskýsýyla daha batýya göçtüler. Bu halklar zamanla Hititlerle iliþkileri geliþerek, Hititlere baðýmlý duruma düþtüler. Esasen bir kýsmý da göçmeyip yurtlarýnda kalmýþlardý ve göç edenlerle de iliþkilri devam ediyordu. Hititlerle olan iliþkilerinden etkilenen bu halklar, diðer þartlar tam olgunlaþmadan kendi topraklarýnda ki anaerkil yapýyý yýkmak istediler. Ve iþte o zaman egemen durumda bulunan kadýnlarýn sert tepkisiyle karþýlaþtýlar. Kadýnlar onlarý yenerek erkeklerin o zamana kadar üstlendikleri savaþa katýlma, avcýlýk ve toplumu savunma görevlerini de kendileri üstlendiler. Erkekeleri toplumsal iþ bölümünde daha geri bir konuma ittiler. Egemenliklerini pekiþtirdiler. Böylelikle kadýn savaþcýlar kendi ülkelerine saldýran halklara karþý ülkelerini savundular. Gerektiðinde komþu ülkelere de saldýrdýlar. Komþu ülkelerin halklarý onlarý bu þekilde tanýyýp gördüler. Bu durum onlarýn dinlerini, inançlarýný da etkiledi.

Böylece kýzlar, ana tanrýçanýn gerçek çocuðu oldular. Egemen kadýnlarýn gözünde öyle deðerlendirildiler. Çünkü onlar diþiydiler. Bolluðun ve bereketin, üremenin, devem edip giden hayatýn simgesiydiler. Böylece ana tanrýça, kýzlarý, Amazonlarý simgeleyen, Artemis'i doðurdu.

Artemis kültü Amazonlarla birlikte geliþerek yayýldý. Amozonlar Artemis'in gönüllü hizmetkarý oldular. Belki de o kültü taymak için savaþlar yaptýlar. Ve tarihe býraktýlar adlarýný.

Halikarnas Balýkçýsý'nýn o güzel deðimiyle "Efsanevi Yurttaþlarýmýz" ýn, Amazonlarýn gizi elbet birgün aydýnlanacaktýr. Kendi gizemi ile birlikte bir çok gizide aydýnlatarak

Amazonlar-2

Karadeniz kĂ˝yĂ˝sĂ˝na yakĂ˝n bir yerde yaĂľayan ve mĂĽthiĂľ savaþçý olan kadĂ˝nlar. AralarĂ˝nda hiç erkek bulunmayan bu kadĂ˝nlar kendilerine ait bir devlet kurmuĂľlar. Thermodon(Terme ÇayĂ˝) kĂ˝yĂ˝sĂ˝nda Themikyra Ăľehrinde yaĂľarlardĂ˝. SavaĂľ TanrýçasĂ˝ Ares’e taparlardĂ˝.

Efsanevi Kadýn Savaþçýlar

Amazonlar hakkĂ˝nda en geniĂľ bilgiyi haklarĂ˝nda anlatĂ˝lan öykĂĽlerden biliyoruz. Bir rivayete göre Libya ’da,baĂľkasĂ˝na göreyse Kafkasya ’da ortaya çýkmýþtĂ˝ Amazonlar. Ne var ki öykĂĽlerin geçtiĂ°i asĂ˝l yer Anadolu’dur. Anadolu AmazonlarĂ˝nĂ˝n erken tarihi, neredeyse yaĂľadĂ˝klarĂ˝ söylenen bölgelerin tarihi kadar karanlĂ˝ktĂ˝r. Bir söylenceye göre soylarĂ˝, zalimlikleri yĂĽzĂĽnden tahttan indirilen iki Ăťskit prensesi Scolopotus ve Hylinos ile baĂľladĂ˝. Bu iki prenses, aileleri, takipçileri ve takipçilerinin aileleriyle birlikte yurtlarĂ˝ndan ayrĂ˝larak KafkaslarĂ˝n eteklerinde bir devlet kurdular.Yeni bir ĂĽlke arayýþýndaki tĂĽm göçebe kavimler gibi önceleri öldĂĽrdĂĽler ve yaĂ°maladĂ˝lar. Fakat ele geçirilen halklar öç almak için gizlice silahlandĂ˝lar. Bunu izleyen ayaklanmada Ăťskit efendilerini yenmeyi baĂľardĂ˝lar. Ăťskitlerin bĂĽtĂĽn erkekleri öldĂĽrĂĽldĂĽ. Ăťskitlerde savaĂľ eĂ°itimi kadĂ˝n erkek ayrĂ˝mĂ˝ yapĂ˝lmadan herkese verilirdi. SavaĂľ eĂ°itimi almýþ olan Ăťskit kadĂ˝nlarĂ˝ kaçmayĂ˝ baĂľardĂ˝lar. PeĂľlerinden gönderilmiĂľ bir birliĂ°i de yenmeyi baĂľarmýþ, takipçilerinden kurtulmuĂľlardĂ˝.


Erkekleri olmayan ve eskiden hükmettikleri insanlar tarafýndan esir edilmenin aþaðýlayýcýlýðýna katlanmayý reddeden kadýnlar Meotis Gölü (Azak Denizi) bölgesinde tamamen kadýnlardan oluþan bir devlet kurdular. Biri devlet iþlerini biri de orduyu yönetecek iki kraliçe seçtiler. Güçlü bir ordu oluþturduktan sonra savaþçýlýklarýný denemek üzere savunmayý býrakýp saldýrýya geçtiler. Buna raðmen baþarýlý olmaktan uzaktýlar; nüfuslarýnýn artmamasý onlar için bir dezavantajdý. Yeni kazandýklarý özgürlükle evliliðin kölelik olduðuna inandýklarý halde soylarýnýn tükenmesi tehlikesi, yakýn topluluklarla anlaþma yapmalarýný gerektirdi. Bu geçici birlikteliklerden doðan erkek bebekler babalarýna geri verildi; kýzlarsa yaya ve at üzerinde dövüþebilmek üzere çocukluktan itibaren eðitim gördüler.


BaĂľlangýçta genç kabile Don Nehri kĂ˝yĂ˝sĂ˝nda yaĂľardĂ˝. Nehrin adĂ˝da ordu kraliçesi olan Lysippe ’nin oĂ°lu Tanais ’ten gelir. Tanais savaĂľa olan tutkusu ve evliliĂ°e deĂ°er vermeyiĂľi yĂĽzĂĽnden Afrodit’i kĂ˝zdĂ˝rĂ˝r ve annesine aþýk olmakla cezalandĂ˝rĂ˝lĂ˝r. Tanais ensest iliĂľkiye girmektense kendisini nehre atĂ˝p boĂ°ar. Nehir o gĂĽnden sonra onun adĂ˝yla anĂ˝lĂ˝r. Lysippe, AmazonlarĂ˝ Anadolu’ya getiren kraliçedir. Onun zamanĂ˝nda Amazonlar Karadeniz’e geldi ve gĂĽney kĂ˝yĂ˝sĂ˝na yerleĂľmeye, krallĂ˝klarĂ˝nĂ˝n batĂ˝ sĂ˝nĂ˝rĂ˝nĂ˝ belirlemek için ormanlarĂ˝n arasĂ˝nda bir kent kurmaya karar verdiler. Bu kente kraliçelerinden birinin adĂ˝nĂ˝ verdiler: Sinope. Hakimiyetlerini Kolkhis ’e (Eskiden Karadeniz ’le Kafkasya ’nĂ˝n gĂĽneyi arasĂ˝ndaki bölgeye verilen ad) kadar geniĂľlettiler. Bölgedeki daĂ°lara Amazon daĂ°larĂ˝ adĂ˝ verildi.Amazon DaĂ°larĂ˝’ndaki derelerin birleĂľmesiyle oluĂľan geniĂľ ve kĂ˝sa bir nehir olan ve Karadeniz ’e dökĂĽlen Thermodon Nehri ’nin aĂ°zĂ˝ndaki gĂĽzel bir burnun ĂĽzerine baĂľkentleri Themiserya’yĂ˝ (BugĂĽnkĂĽ Terme) kurdular.


Amazon savaþçýlarĂ˝nĂ˝n en maĂ°rurlarĂ˝ barýþta kendilerini avlanmaya ve savaĂľ talimlerine verirdi. Bununla birlikte Anadolu AmazonlarĂ˝’nĂ˝n tarĂ˝mlada uĂ°raĂľtĂ˝klarĂ˝ sanĂ˝lĂ˝yor. Savaþçýlar her yĂ˝l iki aylarĂ˝nĂ˝ çocuk sahibi olmaya ayĂ˝rĂ˝rlardĂ˝.YalnĂ˝zca savaĂľta adam öldĂĽrenlerin çiftleĂľmesine izin vardĂ˝. BaĂľarĂ˝lĂ˝ olan savaþçýlar kendilerini komĂľularĂ˝ Gargarianlardan ayĂ˝ran daĂ°a gider, bekarlĂ˝klarĂ˝nĂ˝n özgĂĽrlĂĽĂ°ĂĽnĂĽ simgeleyen kemerlerini çýkarĂ˝rlardĂ˝. Bir Amazon hamile kaldýðýnda eve dönerdi. DoĂ°an kĂ˝zlar Amazonlarla kalĂ˝r, savaþçý olarak yetiĂľtirilirlerdi. OĂ°lan çocuklar Gargarianlara geri verilirdi.


Gargarianlarla geçirilen ya da tarĂ˝mla uĂ°raþýlan birkaç ayĂ˝n dýþýnda Amazon ĂĽlkesi bir ordu devleti görĂĽnĂĽmĂĽndeydi. Ekonomik, politik ve sosyal yapĂ˝lanmalar savaĂľ temelliydi. SavaĂľa giden ordu, gençliklerinin en seçkin dönemindeki savaþçýlarĂ˝ kapsardĂ˝. Bu savaþçýlarĂ˝n ata binmedeki ĂĽstĂĽnlĂĽkleri anlatĂ˝lĂ˝rdĂ˝ hep. Çýplak ata biner, çoĂ°unlukla sadece yular kullanĂ˝rlardĂ˝. Bir rivayete göre Anadolu ’ya biniciliĂ°i ilk onlar tanĂ˝tmýþtĂ˝. SavaĂľlarda hĂ˝zlĂ˝ ve yenilmez olmalarĂ˝nĂ˝ ata bu denli hakim olmalarĂ˝na borçluydular. Bir Amazon daha küçük yaĂľta, erkeklerin egemen olduĂ°u bir toplumla alay etmeyi öðrenirdi. AmazonlarĂ˝n savaþçý yetenekleri ĂĽst dĂĽzeydeydi. OkçuluklarĂ˝ çok baĂľarĂ˝lĂ˝ydĂ˝.Kalkanlar ve zĂ˝rhlar oklarĂ˝na karþý korunmaya yetmiyordu. KargĂ˝lar ve “bigennis ”denilen çift aĂ°Ă˝zlĂ˝ baltalarĂ˝yla savaĂľlarda çevrelerine dehĂľet saçarlardĂ˝. Darbelerden korunmak içinse ana tanrýçanĂ˝n simgelerinden biri olan Ay biçimli kalkanlar kullanĂ˝rlardĂ˝.


Amazonlar yĂĽzyĂ˝llar boyunca Karadeniz ’deki ĂĽslerinden çok uzaklara akĂ˝nlar dĂĽzenlediler. Kraliçeler, Efes ve Thiba gibi kentler kurdular. Üç kraliçe tarafĂ˝ndan yönetilen (Marpesia,Lampado,Hippo) üç kabile batĂ˝da Trakya’ya, doĂ°udaysa Suriye’ye yöneldi. BaĂľkentleri Themiserya ’da savaĂľ ganimetlerinin artmasĂ˝yla Artemis ’in ilkel bir versiyonu için tapĂ˝naklar inĂľa edildi ve onuruna festivaller dĂĽzenlendi.


YunanlĂ˝ coĂ°rafyacĂ˝ Strabon da Amazonlardan bahsedenler arasĂ˝ndadĂ˝r. "…BazĂ˝larĂ˝, isimleri Alazonlar, diĂ°erleri Amazonlar olarak ve Alybe’den sözcĂĽĂ°ĂĽnĂĽ Alope’den ya da Alobe’den Ăľeklinde okuyarak ve Borysthens IrmaĂ°Ă˝ ötesindeki Ăťskitlere ‘Alazonlar’ ve aynĂ˝ zamanda ‘Kallipidler’ ve daha baĂľka isimler vererek –ki bu isimler Herodot, Hellanikos ve Eudoksos tarafĂ˝ndan bize zorla kabul ettirilmiĂľtir- ve AmazonlarĂ˝ Kyme yakĂ˝nĂ˝nda Mysia, Karia,ve Lidya arasĂ˝na yerleĂľtirmek suretiyle, ki bu, Kyme’li Ephoros ’un da fikridir, tarihi metni de Ă°iĂľtirmiĂľlerdir. Ephoros ’un bu görüþü mantĂ˝ksĂ˝z olmayabilir; çünkĂĽ onlar vaktiyle Amazonlar tarafĂ˝ndan, sonradan Aioller ve Ăťyonlar tarafĂ˝ndan yerleĂľilmiĂľ olan ĂĽlkeyi kastetmiĂľ olabilirler ve söylediĂ°ine göre isimlerini AmazonlarĂ˝n vermiĂľ olduĂ°u belirli kentler vardĂ˝r: Ephessos,Smyrna,Kyme ve Myrina gibi …"


AmazonlarĂ˝n Anadolu ’daki yaĂľantĂ˝larĂ˝nĂ˝ bize anlatanlardan ikisinin adĂ˝ Halikarnas ’la iliĂľkilidir. Bunlardan ilki Halikarnas’lĂ˝ Herodot ’tur. Tarihin babasĂ˝ olarak anĂ˝lan ve sonradan Strabon’un da Amazonlardan söz ederken atĂ˝fta bulunduĂ°u Herodot, onlarĂ˝n öykĂĽsĂĽnden ilk bahsedenlerdendir. "AmazonlarĂ˝n, ki Ăťskitler bunlara oirpata derler, Yunanca karþýlýðý erkek öldĂĽrenler demektir" der yazdýðý tarihte. Onlara savaĂľ açan YunanlĂ˝lar, diye anlatĂ˝r, Thermodon savaþýnĂ˝ kazandĂ˝ktan sonra canlĂ˝ olarak yakaladĂ˝klarĂ˝ AmazonlarĂ˝ üç gemiye doldurup denize açýldĂ˝lar. Amazonlar açýk denizde erkeklerin ĂĽzerine atĂ˝lĂ˝p onlarĂ˝ döve döve öldĂĽrdĂĽler. Ama bir gemi nasĂ˝l yönetilir bilmiyorlardĂ˝, dĂĽmen nasĂ˝l tutulur, yelken nasĂ˝l kullanĂ˝lĂ˝r haberleri yoktu. Erkekleri öldĂĽrdĂĽkten sonra, rĂĽzgârĂ˝n ve dalganĂ˝n önĂĽne katĂ˝lmýþlar, Dik BayĂ˝r denen yere varmýþlardĂ˝. Amazonlar burada karaya çýktĂ˝lar,çevrede otlayan atlara rastlayĂ˝nca bunlarĂ˝n ĂĽzerine atladĂ˝lar ve Ăťskit topraklarĂ˝nĂ˝ yaĂ°malamaya baĂľladĂ˝lar. Ăťskitler baĂľlarĂ˝na gelene bir anlam veremiyorlardĂ˝. BunlarĂ˝n ne dillerini anlĂ˝yor,ne giyiniĂľlerini tanĂ˝yor,ne de kim olduklarĂ˝nĂ˝ biliyorlardĂ˝. AmazonlarĂ˝n saldĂ˝rĂ˝larĂ˝ karþýsĂ˝nda ĂľaþýrĂ˝p kalmýþlardĂ˝; bunlarĂ˝ genç ve zorlu erkekler sanĂ˝yorlardĂ˝. SavaĂľ alanĂ˝nda kalan ölĂĽleri görĂĽnce daha da ĂľaþýrdĂ˝lar, bunlar genç erkekler deĂ°il, kadĂ˝nlardĂ˝. Bir daha ne olursa olsun onlarĂ˝ öldĂĽrmemeye karar verdiler. Bakacaklar, görĂĽnĂĽĂľte bunlar kaç kiĂľidir, aralarĂ˝ndan o kadar sayĂ˝da genç delikanlĂ˝ ayĂ˝racaklar, karþýlarĂ˝na onlarĂ˝ çýkaracaklardĂ˝. Bu gençler kamplarĂ˝nĂ˝ AmazonlarĂ˝n kampĂ˝nĂ˝n yanĂ˝na kurup davranýþlarĂ˝nĂ˝ onlara göre ayarlayacaklardĂ˝.


EĂ°er kadĂ˝nlar ĂĽstlerine yĂĽrĂĽrlerse savaĂľmayĂ˝p arayĂ˝ biraz açmakla yetineceklerdi. Sonra onlar durunca bunlar da duracak ve kamplarĂ˝na geri döneceklerdi. Ăťskitler böyle düþünmĂĽĂľlerdi; çünkĂĽ bu kadĂ˝nlardan çocuklarĂ˝ olsun istiyorlardĂ˝. DelikanlĂ˝lar aldĂ˝klarĂ˝ emirleri yerine getirdiler. Amazonlar onlarĂ˝n kendilerine zararlarĂ˝ dokunmayacaĂ°Ă˝nĂ˝ anladĂ˝klarĂ˝nda onlara aldĂ˝rmaz oldular… Ă–Ă°le vakti olunca Amazonlar birer ikiĂľer çevreye daĂ°Ă˝lĂ˝r, doĂ°al gereksinimlerini karþýlarlardĂ˝. Bunu gören Ăťskitlerden birisi kĂ˝zlardan biriyle birlikte oldu. KĂ˝z da buna karþý koymamýþtĂ˝. Bunu izleyen gĂĽnlerde Ăťskit gençleriyle Amazonlar daha da yakĂ˝nlaĂľtĂ˝lar; kamplarĂ˝nĂ˝ birleĂľtirip beraber yaĂľadĂ˝lar. Amazonlar Ăťskitlerin dilini konuĂľmaya

baĂľlayĂ˝nca gençleri kendileriyle birlikte gelmeye ikna ettiler. Birlikte Tanais Nehri ’ni geçip yeni topraklara yerleĂľtiler.


Amazonlardan söz eden bir diĂ°er isim de Halikarnas BalĂ˝kçýsĂ˝’dĂ˝r. Ege ’de bulunan birçok kentin Amazonlar tarafĂ˝ndan kurulduĂ°unu anlatĂ˝r: "Anadolu ana erkil bir sistemle idare edilirken bĂĽyĂĽk ana tanrýça Kibele’ye tapĂ˝lĂ˝rdĂ˝. Kibele bir ay tanrýçasĂ˝ydĂ˝. KĂ˝zlýðý, kadĂ˝nlýðý ve analýðý temsil ettiĂ°i için doĂ°an ay, dolunay ve azalan ay olarak gösterilirdi, yani üçlek bir yapĂ˝daydĂ˝. Ana tanrýçanĂ˝n birçok adĂ˝ vardĂ˝. Bunlar arasĂ˝nda Ăťzmir adĂ˝nĂ˝n kökĂĽ bakĂ˝mĂ˝ndan ‘Marian ’,‘Mirin ’,‘Aymari ’,ve ‘Mariyamne ’adlarĂ˝ önemlidir. Bu adlarĂ˝n sonuncusu Suriye ’ye vardýðýnda Meryem’e, batĂ˝ya ulaĂľtýðýndaysa Marian ’a dönüþür"…Ăľimdi gelelim eski bir efsaneye: Mirin adlĂ˝ bir Amazon kraliçesi, Kuzey Ege kĂ˝yĂ˝larĂ˝nda ‘Serne ’adĂ˝nda bir kenti zapteder, erkeklerin tĂĽmĂĽnĂĽ kĂ˝lýçtan geçirir; kadĂ˝n ve çocuklarĂ˝ysa köle olarak tutar. Kraliçe onlar için kendi adĂ˝nĂ˝ taþýyan, Mirin kentini kurar. Mirin,aynĂ˝ zamanda Kyme, Prienne ve Pitane, Lesbos AdasĂ˝’nda da Mitilin (Midilli) kentlerini kurar. Bir gĂĽn adaya giderken fĂ˝rtĂ˝na kopar. Ana tanrýça Kibele filoyu korur ve Semadirek AdasĂ˝’na ĂĽrĂĽr. Kraliçe Mirin o gĂĽne dek kimsenin oturmadýðý adada Kibele’ye saygĂ˝ ve þükranlarĂ˝nĂ˝ anlatmak için bir tapĂ˝nak kurar. Buradan da anlaþýlĂ˝yor ki Kraliçe Mirin,Tanrýça Mirin ’in bir rahibesiydi.


Amazonlarla ilgili söylenceleri bir kenara bĂ˝rakĂ˝rsak geriye fazla birĂľey kalmĂ˝yor aslĂ˝nda.Tarihte gelmiĂľ geçmiĂľ bĂĽtĂĽn halklarĂ˝n geçmiĂľine bakĂ˝ldýðýnda, söylencelerin yanĂ˝nda gerçek olan olaylarĂ˝n tarihinin de anlatĂ˝ldýðýnĂ˝ görĂĽyoruz. Amazonlardaysa bu ayrĂ˝m neredeyse yok denecek gibi. Anadolu ’dan geçen bĂĽtĂĽn halklar AmazonlarĂ˝n izini -eĂ°er vardĂ˝ysa- çoktan örtmĂĽĂľler. Peki o halde AmazonlarĂ˝n gerçekliĂ°iyle ilgili sorularĂ˝ yanĂ˝tlamaya nereden baĂľlamak gerek? OnlarĂ˝n yalnĂ˝zca söylenceden ibaret olduklarĂ˝nĂ˝ söylemek ne denli zorsa gerçekten yaĂľadĂ˝klarĂ˝nĂ˝ söylemek de aynĂ˝ Ăľekilde zor. BugĂĽne dek bu konuda ortaya atĂ˝lmýþ birkaç temel görĂĽĂľ var. BunlarĂ˝n hepsi de AmazonlarĂ˝n öykĂĽsĂĽnĂĽn, gĂĽnĂĽmĂĽzdeki halini alĂ˝ncaya dek çeĂľitli söylencelerle beslendiĂ°ini ortaya koyuyor. Birinci görĂĽĂľ, AmazonlarĂ˝n, erkeklerin yanĂ˝nda yardĂ˝mcĂ˝ olarak savaĂľa giren kadĂ˝nlardan tĂĽrediĂ°i yolunda. Ăťkinci görĂĽĂľ Yunan kolonilerine saldĂ˝ran tamamen tĂ˝raĂľlĂ˝ yabancĂ˝larĂ˝n kadĂ˝nlar olarak yorumlanmasĂ˝yla ilgilidir. Ăťlk görüþü ortaya atan Bizans tarihçisi Caesarea ’lĂ˝ Procopius, düþüncesini þöyle dile getirir: "Sabiri diye çaĂ°rĂ˝lan Hunlar, diĂ°er bazĂ˝ Hun kabileleri gibi o bölgede (Kafkasya ’da) yaĂľarlar ve AmazonlarĂ˝n aslĂ˝nda burada ortaya çýktĂ˝klarĂ˝nĂ˝ ve sonradan Thermodon Nehri ’nin ĂĽzerinde Ăľu anda Amisos kentinin bulunduĂ°u, Themiserya yakĂ˝nlarĂ˝nda kamp kurduklarĂ˝nĂ˝ söylerler. Fakat bugĂĽn Kafkas bölgesi civarĂ˝nda Strabon ve diĂ°erlerince haklarĂ˝nda çok yazĂ˝lmýþ olmasĂ˝na raĂ°men Amazonlarla ilgili ne korunmuĂľ tek bir hatĂ˝ra ne de onlarla iliĂľkili bir isim vardĂ˝r. Erkeklerin özelliklerini taþýyan bir kadĂ˝n Ă˝rkĂ˝nĂ˝n asla var olmadýðýnĂ˝ ve insan doĂ°asĂ˝nĂ˝n kabul edilmiĂľ gerçeĂ°inin Kafkas DaĂ°larĂ˝’nda bir istisna oluĂľturmadýðýnĂ˝ savunan tez daha akla yakĂ˝n görĂĽnĂĽyor. Fakat gerçek, bu bölgelerdeki kavimlerin kadĂ˝nlarĂ˝yla birlikte bĂĽyĂĽk bir orduyla Asya ’ya bir akĂ˝n dĂĽzenledikleri,Thermodon Nehri ’nde kamp kurduklarĂ˝ ve kadĂ˝nlarĂ˝nĂ˝ burada bĂ˝raktĂ˝klarĂ˝dĂ˝r. Sonra, erkekler Asya ’nĂ˝n bĂĽyĂĽk bir kĂ˝smĂ˝nĂ˝ yaĂ°malarken bu topraklarĂ˝n yerli halklarĂ˝nca kĂ˝stĂ˝rĂ˝ldĂ˝lar ve tek kiĂľi bile kurtulamadan katledildiler. Böylece hiçbiri kadĂ˝nlarĂ˝n kampĂ˝na geri dönemedi. Bundan böyle kadĂ˝nlar çevrede yaĂľayan halklarĂ˝n intikamĂ˝ndan korktuklarĂ˝ndan erzakĂ˝n da yetersizliĂ°iyle erkeklerin görevlerini ĂĽstlendiler. Erkeklerin kampta bĂ˝raktĂ˝klarĂ˝ araçlarla silahlandĂ˝lar.TĂĽmĂĽyle yok edilene dek de burada erkeksi bir cesaret göstermek zorunda kaldĂ˝lar. Olan iĂľte buydu. AmazonlarĂ˝n kocalarĂ˝yla birlikte savaĂľa çýktĂ˝klarĂ˝na benim zamanĂ˝mda gerçekleĂľen bir olaya dayanarak inanĂ˝yorum …Hunlar Roma topraklarĂ˝na sĂ˝k sĂ˝k akĂ˝n eder, savaþýrlardĂ˝. Geride bĂ˝raktĂ˝klarĂ˝ ölĂĽ HunlarĂ˝n arasĂ˝nda kadĂ˝n savaþçýlarĂ˝n cesetlerine de rastlanĂ˝rdĂ˝…"


Procopius ’un, KafkaslarĂ˝ AmazonlarĂ˝n kalesi olarak göstermesi gelenekle uyum saĂ°lar. DaĂ°lar,sĂ˝k ormanlar ve genel olarak keĂľfedilmemiĂľ bölgeler, geç klasik dönemde yaĂľayanlara göre AmazonlarĂ˝n yerleĂľim yerleridir. 16.yĂĽzyĂ˝lda yaĂľamýþ olan Ăťspanyol kaĂľifi Francisco de Orellana, GĂĽney Amerika ’da Marnaon Nehri kĂ˝yĂ˝larĂ˝nda Tapuyas yerlilerinin saldĂ˝rĂ˝sĂ˝na uĂ°radĂ˝. Anlattýðýna göre yerlilerin saflarĂ˝nda silahlĂ˝ kadĂ˝nlar da vardĂ˝. Nehir bundan sonra Amazon olarak anĂ˝ldĂ˝. Amazonlarla ilgili ikinci bir görĂĽĂľse onlarĂ˝n aslĂ˝nda tĂ˝raĂľ olmuĂľ erkekler olduĂ°u yolundadĂ˝r. Bu görüþü düþünmeye baĂľlamadan önce kadĂ˝nlarla karýþtĂ˝rĂ˝lan erkeklerin birtakĂ˝m koĂľullarĂ˝ taþýmalarĂ˝ gerektiĂ°i görĂĽlĂĽyor:1) AmazonlarĂ˝n yaptýðý gibi onlar da Anadolu’ya birçok küçük kabilenin bulunduĂ°u dönemde yerleĂľmiĂľ olmalĂ˝dĂ˝rlar. 2)Güçlerinin zirveye ulaĂľtýðý dönem Amazon zaferleriyle ĂĽst ĂĽste gelmelidir ve MĂ– 15 ila 20.yĂĽzyĂ˝llardan sonra olmamalĂ˝dĂ˝r. 3)AkalarĂ˝n MĂ– 1100 dolaylarĂ˝nda Attika ’dan Anadolu ’ya göç etmelerinden önce yok olmuĂľ olmalarĂ˝ gerekmektedir. 4)YunanlĂ˝larĂ˝n sakalsĂ˝zlýðý kadĂ˝nlĂ˝kla özdeĂľleĂľtirdikleri bir dönemde sakalsĂ˝z olmalĂ˝dĂ˝rlar. Böyle bir millet aramak AmazonlarĂ˝ aramaktan çok daha güç gibi görĂĽnĂĽyor. Oysa böyle bir halk var: Hititler. Hititler o dönemde dĂĽnyanĂ˝n en bĂĽyĂĽk uygarlĂ˝klarĂ˝ arasĂ˝ndaydĂ˝. Hititlerin yĂĽkseliĂľi MĂ– 1300 ’lerde baĂľladĂ˝; MĂ˝sĂ˝rlĂ˝larĂ˝ yendikleri MĂ– 1296 ’da doruĂ°a ulaĂľtĂ˝. Ne var ki bir sĂĽre sonra batĂ˝dan gelen deniz halklarĂ˝nĂ˝n baskĂ˝sĂ˝na dayanamayan Hitit devleti çöktĂĽ, MĂ– 1200 ’lerde baĂľkentleri HattuĂľaĂľ yakĂ˝ldĂ˝. AmazonlarĂ˝n yok oluĂľu gibi Hitit imparatorluĂ°u da hĂ˝zlĂ˝ bir biçimde tarih sahnesinden çekildi. Ă–yle ki MS 19. yĂĽzyĂ˝la dek unutuldular. EĂ°er Hititlerle Amazonlar arasĂ˝nda heyecan verici bir benzerlik olduĂ°u kabul edilirse, sakal bir anda önem kazanĂ˝r. Hititler, YunanlĂ˝larĂ˝n sakal bĂ˝rakma adetini izlemediler. YunanlĂ˝lar için sakal, savaĂľ alanĂ˝nda yakĂ˝n dövüþürken ya da herhangi bir sokak kavgasĂ˝nda sorun çýkarsa da, hazine deĂ°erindeydi. Sakal, dĂĽĂľmana tutup çekebileceĂ°i uygun bir araç saĂ°lĂ˝yordu. Bu nedenle MĂ– 331 yĂ˝lĂ˝nda BĂĽyĂĽk Ăťskender Arbela savaþýna girmeden önce askerlerine sakallarĂ˝nĂ˝ kesmelerini emretmiĂľti. Gerçek ne olursa olsun YunanlĂ˝lar, BĂĽyĂĽk Ăťskender dönemine dek sakallarĂ˝nĂ˝ kesmediler. O yĂ˝llarda kĂ˝llĂ˝lĂ˝k erkekliĂ°i, kĂ˝lsĂ˝zlĂ˝k da kadĂ˝nlýðý simgeliyordu. ĂśnlĂĽ komedi yazarĂ˝ Aristophanes, oyunlarĂ˝ndan birinde efemineliĂ°iyle ĂĽnlĂĽ oyun yazarĂ˝ Euripides’e, Agathon ’a cilveli bir eda ile "Her zaman yanĂ˝nda tĂ˝raĂľ býçaĂ°Ă˝ bulunur. Onu bir saniyeliĂ°ine bana versene" dedirtir. O dönemde tĂ˝raĂľ býçaĂ°Ă˝ erkeĂ°in deĂ°il, kadĂ˝nĂ˝n gerekli bakĂ˝m eĂľyalarĂ˝ndan biriydi. YunanlĂ˝lar, Hititlerle ilk kez MĂ– 12. yĂĽzyĂ˝lda iliĂľki kurdular. Ăťki uygarlĂ˝k AkalarĂ˝n Dorlardan kaçmak ĂĽzere Anadolu’nun Ege Denizi kĂ˝yĂ˝larĂ˝nda kurduklarĂ˝ kolonilerin bulunduĂ°u topraklarda karþýlaĂľtĂ˝lar. Hititler sakal uzatmayĂ˝ YunanlĂ˝lardan görĂĽp benimsediler. 12.yĂĽzyĂ˝lĂ˝n ortasĂ˝ndan önce yapĂ˝lan anĂ˝tlarda Hititler tĂ˝raĂľlĂ˝ gösterilir; sonrasĂ˝nda sakallĂ˝dĂ˝rlar. YunanlĂ˝lar için bu dönem öykĂĽ anlatĂ˝cĂ˝larĂ˝nĂ˝n evlerinden uzak göçmenleri cesaretlendirip Ăľevklendirmek için masallar oluĂľturduklarĂ˝ dönemdir. Masallarda Aka kahramanlarĂ˝ tekrar tekrar anlatĂ˝larak yaĂľatĂ˝lĂ˝rdĂ˝. Eski çarpýþmalarĂ˝n bazĂ˝larĂ˝nda YunanlĂ˝lar sakalsĂ˝z Hitit savaþçýlarĂ˝nĂ˝ küçümseyerek "kadĂ˝n savaþçýlar" olarak adlandĂ˝rmýþ, ya da tamamen yanlýþ anlamaya dayalĂ˝, Hititleri kadĂ˝n zannetmiĂľ olabilirlerdi. Bu tĂĽr yanĂ˝lgĂ˝larĂ˝n izlerini Yunan mitolojisinde görmek mĂĽmkĂĽn. Sözgelimi o döneme dek at görmeyen YunanlĂ˝lar, ata binmiĂľ birini gördĂĽklerinde ikisini tek bir canlĂ˝ gibi düþünmĂĽĂľ ve kentaurlar söylencesine neden olmuĂľlardĂ˝. AynĂ˝ Ăľekilde Hititlerin profilden devasa boyutlarda duvarlara resmettikleri tanrĂ˝ figĂĽrlerini de görmĂĽĂľtĂĽ YunanlĂ˝lar. Hititler,uyduklarĂ˝ saygĂ˝dan dolayĂ˝ tanrĂ˝ figĂĽrlerini insanlara göre çok bĂĽyĂĽk çiziyorlardĂ˝. Profilden çizildiĂ°i için tek gözĂĽ görĂĽlen tanrĂ˝ figĂĽrleri YunanlĂ˝lar arasĂ˝nda tek gözlĂĽ devler olan Kyklop (Tepegöz) söylencesini doĂ°urmuĂľtu. Amazonlar da böylesi bir yanlýþ anlamanĂ˝n sonucunda ortaya çýkmýþ olabilirler. Halikarnas BalĂ˝kçýsĂ˝ "Böyle bir yanlýþ anlama varsa Ăťzmir kentinin Hititlerce kurulduĂ°unu söyleyebiliriz" der. BalĂ˝kçý, ayrĂ˝ca Artemis tapĂ˝mĂ˝nĂ˝n kökeni olan ana tanrýça tapĂ˝mĂ˝nĂ˝n Hititler döneminde yerleĂľmiĂľ olduĂ°unu söyler. Efes ’teki Artemis heykellerinin iki yanĂ˝nda bulunan geyiklerin de Hititlerin kader, mutlu alĂ˝n yazĂ˝sĂ˝ simgeleri ya da tanrĂ˝sĂ˝ kimlikleriyle, “runda” adĂ˝nda kutsal saydĂ˝klarĂ˝ geyik olduĂ°unu da belirtir. Bu görĂĽĂľ akla oldukça yatkĂ˝n gelse de minik bir pĂĽrĂĽz içeriyor. BugĂĽn Hititler olarak bildiĂ°imiz, kendilerine Nesililer diyen halk, Asya’dan Anadolu ’ya geldiĂ°inde ataerkil yapĂ˝daydĂ˝. DolayĂ˝sĂ˝yla beraberinde bir tanrýça kĂĽltĂĽrĂĽ getirmiĂľ olamaz. Nesililer denen halk Anadolu’yu ele geçirip birleĂľtirdikten sonra burada yaĂľayanlarĂ˝n kĂĽltĂĽrlerini benimsemiĂľ, hatta onlarĂ˝n adĂ˝nĂ˝ almýþtĂ˝. Hatti Ăślkesi denen Anadolu, anaerkil yapĂ˝sĂ˝nĂ˝ koruyordu. Bundan yola çýkarak belki de AmazonlarĂ˝n çýkýþ noktasĂ˝nĂ˝ Hititlerden daha geride, Anadolu’nun Nesililerden önceki halklarĂ˝nda aramak daha doĂ°ru olabilir.


Gerçek ya da söylence, kadýn savaþçýlar ya da kadýn sanýlan erkekler; Amazonlar yalnýzca Anadolu halklarý ve Yunanlýlar üzerinde deðil, tüm dünya tarihinde bir yer sahibi bugün. Feminist hareketlerde kadýnýn erkeklerle eþitliðini vurgulamak için Amazon sözcüðü hâlâ kullanýlýyor. Bu cesur kadýn savaþçýlarla ilgili anlatýlanlar bir masalsa, romanlardan televizyon dizilerine dek bütün dünyanýn aklýna kazýnmýþ bir masal.


Kaynaklar
Halikarnas Balýkçýsý, Merhaba Anadolu, Bilgi Yayýnevi,1997
Herodotos, Herodot Tarihi, Çev:Müntekim Ökmen, Ýstanbul,1991
Sobol, D.J., Yunan Mitolojisinde Amazonlar, Çev:Burcu Yumrukçaðlar, Öteki Yayýnevi,1999
Strabon,Geographika, Arkeoloji ve Sanat Yayýnlarý, Çev:Adnan Pekman,2000
Salmonson, J.A.,The Encylopedia of Amazons, Paragon House,1991
Umar,B., Ýlkçaðda Türkiye Halký Ýnkýlap Yayýnlarý,1999

alýntýdýr