Haziran 20, 2019, 11:44:51 S
Haberler:

Eðer onlar seni, hakkýnda bilgin olmayan bir þeyi (körü körüne) bana ortak koþman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüþünüz ancak banadýr. O zaman size, yapmýþ olduklarýnýzý haber veririm. (Lokman -15)

Oruç Fidyesi

Balatan umitergun, Eyll 08, 2008, 02:49:21

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

umitergun


Oruç Fidyesi

Sayýlý günlerde... Sizden kim hasta veya yolculukta olursa, o günler sayýsýnca diðer günlerde oruç tutsun. Onu tutabilenlere bir yoksulu doyuracak fidye de gerekir. Kim bir hayrý içten gelerek yaparsa onun için daha iyi olur. Oruç tutmanýz sizin için daha iyidir. Eðer bilmiþ olsaydýnýz!
Tefsirciler, “Onu tutabilenlere bir yoksulu doyuracak fidye de gerekir.” hükmünü açýklamakta aciz kalmýþlardýr. Ayetteki “onu” ifadesi 183. ayetteki oruç = sýyam ile ilgilendirilmiþ, ortaya þöyle bir anlam çýkmýþtýr: “Hasta veya yolcu olup oruç tutamayanlar, o günler sayýsýnca baþka günlerde kaza orucu tutarlar. Oruç tutabilecek olanlar ise tutmayýp fidye verebilirler.”
Bu çeliþkiyi ortadan kaldýrmak için 185. ayette geçen “Sizden kim Ramazaný yaþarsa, o ayý oruçlu geçirsin...” hükmünün fidye ile ilgili hükmü neshettiðini söylemiþlerdir.
Böyle bir neshi kabul etmek mümkün deðildir. Çünkü nesheden ayet, ya önceki ile ayný hükmü ya da daha hafif bir hükmü içerir. Allah Teâlâ þöyle buyurur: Biz bir ayeti nesheder veya unutturursak, yerine ya daha hayýrlýsýný, ya da dengini getiririz. Bilmez misin, Allah’ýn gücü her þeye yeter.(Bakara 2/106)
Burada oruç tutma yerine fidye verme þeklinde verildiði iddia edilen bir ruhsatýn kaldýrýlmasýndan söz edilmektedir. Bu daha aðýr bir hükümdür. Böyle bir nesih Kur’an’a aykýrýdýr .
Kimi tefsirciler de ayetin “Onu tutabilenlere..” ifadesini olumsuz saymýþ ve “Onu tutamayanlara...” þeklinde anlam vermiþlerdir. Olumlu cümleyi olumsuza çevirmenin kabul edilemeyeceði açýktýr.
Her tefsir ve mealde bu anlamlardan ya birini ye da her ikisini bulmak mümkündür. Ayete baþka þekilde anlam veren olmamýþtýr. Her iki anlamýn da hatalý olduðu açýktýr.
Bu hata Kur’an’ý, Kur’an ile açýklamama þeklinde yaygýnlaþmýþ temel hatanýn yansýmalarýndandýr. Hata, hatayý doðurmaktadýr.
Her þeyden önce “Onu tutabilenlere..” ifadesindeki “o” zamiri bir önceki ayette yer alan oruç = sýyâm kelimesini göstermez. Çünkü Arapça’da zamir en yakýnýný gösterir. Uzaðý göstermesi için karine gerekir. Burada zamire en yakýn kavram “diðer günlerde oruç tutma” yani orucu kaza etme kavramýdýr. Hasta ve yolcunun oruç tutmasý güç olacaðý için Allah onlara oruç tutmama ruhsatý vermiþtir. Bunlardan, tutamadýðý oruçlarý tutabilenlere bir yoksulu doyuracak fidye de gerekir.
“O” zamirinin uzaðý göstermesi için karine olmadýðý gibi önemli bir engel de vardýr. O engel, “Allah, kimseye gücünün yettiðinden fazlasýný yüklemez.” (Bakara 2/286) ayeti ile onu destekleyen çok sayýda ayettir. Oruç, zaten gücü yetenlere farzdýr. “Onu tutabilenlere bir yoksulu doyuracak fidye gerekir.” hükmü ile birinci ayet arasýnda iliþki kurulursa orucun sadece, ona gücü yetmeyen hasta ve yolcu gibilere farz kýlýndýðý anlamý çýkar ki, bunu kabul etmek mümkün olmaz.
Ayeti yanlýþ yorumlamanýn ikinci sebebi, Kur’an’ýn fidyeye yüklediði anlama bakýlmamasýdýr. Allah Teâlâ bunu þu ayette açýklar:
“Hac ve umreyi Allah için eksiksiz yapýn. Engellenecek olursanýz, kolayýnýza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine varýncaya kadar baþlarýnýzý týraþ etmeyin. Hasta olan veya baþýnda rahatsýzlýk bulunan biriniz, týraþ olursa, fidye olarak oruç, sadaka veya kurban gerekir.” (Bakara 2/196)
Hac veya umre için ihrama girmiþ kiþinin saçýný týraþ etmesi yasaktýr. Bu ayet, hasta veya baþýnda rahatsýzlýðý olanýn týraþ olmasýna izin verir. Baþýný týraþ edenin, týraþ etmeden hac veya umresini tamamlayana göre eksikliði olacaðý açýktýr. Ayet o eksikliðin fidye ile tamamlanmasýný emretmiþtir. Oruçta da durum aynýdýr. Hasta ve yoluculuk halinde olana da oruç tutmama kolaylýðý getirilmiþtir. Ama ayetin sonunda orucu Ramazanda tutmanýn daha iyi olacaðý bildirilmiþtir. Özrü sebebiyle onu baþka zamanda tutanýn hayrýnda bir eksiklik olacaðý açýktýr. Bu eksikliðin fidye ile tamamlanmasý emredilmiþtir. Bu, ayný zamanda, özrü sebebiyle, saçý týraþ etmenin veya orucu kazaya býrakmanýn önünde bir engel teþkil eder.
Yukarýdaki âyet þöyle açýklanabilir: “Sizden kim hasta veya yolculukta olur da oruç tutmazsa, o günler sayýsýnca diðer günlerde oruç tutsun. O orucu tutabilirse bir yoksulu doyuracak fidye de versin.”



1 - Açýklamalar böl. bkz.
2 - Ufuk, gökle yerin birleþtiði yerdir. Sabahleyin, doðuda, aydýnlýðýn ufuk çizgisi boyunca uzamaya baþlamasý ile imsak vakti girer. Bu saatte ufka bakan kiþi ile ufuk arasýndaki kara parçasý siyah bir hat gibi olur. Gökyüzü aydýnlanmaya baþladýðý için ufuk çizgisi net olarak gözükür. Oruç tutacak kiþi bu saatten itibaren yemeyi içmeyi býrakmak zorundadýr. Bu, sabah namazýnýn da ilk vakittir.
3 - Güneþ batýncaya kadar... Düz arazilerde güneþin üst yuvarlaðýnýn ufuk çizgisinin altýna inmesiyle güneþ batmýþ olur. Engebeli arazilerde ise batmaþtan sonra doðu ufkunda karanlýðýn baþlamasýný beklemek gerekir.
4 - Ýtikâf, bir camide ya da cami hükmünde olan bir yerde ibadet niyetiyle kalmak demektir. Peygamberimiz Ramazanýn son on gününü mescitte böyle ibadetle geçirirdi
5 - 106. ayetle ilgili açýklamalara bkz.

Suleymaniyevakfi.org'dan Alýnmýþtýr.

Yukar git