Haziran 27, 2019, 08:29:23 ÖÖ
Haberler:

Ve: Þayet kulak vermiþ veya aklýmýzý kullanmýþ olsaydýk, (þimdi) þu alevli cehennemin mahkûmlarý arasýnda olmazdýk! diye ilâve ederler. (Mulk -10)

Tarým Mumyalarý (+13)

Baţlatan umitergun, Eylül 07, 2008, 06:27:30 ÖÖ

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

umitergun

Eylül 07, 2008, 06:27:30 ÖÖ Last Edit: Eylül 07, 2008, 08:50:08 ÖS by umitergun
...:::Tarým Mumyalarý:::...


Tarih: ÝÖ I800 - ÝS 400
Yer: Batý Çin

Kurumuþ derisi ve çökük göz boþluklarý dýþýnda uyuyan bir adama benzeyen kiþiye bakarken garip bir duyguya kapýldým ve böylece çaðýmýzýn çok eski yüzyýllarýnda bu kasvetli Lop bölgesine yerleþmiþ ve herhalde buradan hoþlanmýþ olan yerli halkýn bir temsilcisiyle karþý karþýya olduðumu hissettim.
AUREL STEIN, 1928.


Dünyanýn en îyi korunmuþ mumyalarý Mýsýr'da ya da Peru'da deðil, Batý Çin'de Tarým Havzasý'nýn büyük bir kýsmýný oluþturan Taklamakan Çölü'nde bulunmuþtur, insanýn biçimini öldükten sonra yapay olarak korumayý isteyen eski Mýsýr ve Ýnka uygarlýklarý ile seleflerinin mumyalarýnýn aksine Tarým mumyalarý, Avrasya'nýn ikinci büyük çölünün kuru ve tuzlu kumlarý arasýnda son derece doðal olarak korunmuþtur.

Tarým mumyalarý ilk olarak 20. yüzyýlýn baþýnda Ýsveçli Sven Hedin, Alman Albert Von La Coq ve Ýngiliz Aurel Stein'in Çin'i batýya baðlayan Ýpek Yolu'nun kuzey ve güney omurgalarýný oluþturan vaha kentlerini ortaya çýkarma seferlerinde bulunmuþtur. Bu ilk seferlerde mumyalar çýkarýlmýþ, fotoðraflarý çekilmiþ ve tarifleri yapýlmýþtý. Ancak bunlarý koruyacak ya da Batý müzelerine nakledecek tesisler yoktu.

Çinli ve Uygur arkeologlar ancak son zamanlarda bölgenin daha bilimsel araþtýrmalarým gerçekleþtirmiþlerdir. Uluslararasý ilgiyi uyandýran da, onlarýn daha sonra bulduklarý mumyalardýr. Þu anda Batý Çin'de ÝÖ 1800 yýllarýndan Han Hanedaný'nýn gücünü batýya doðru yaydýðý ÝÖ ilk yüzyýllara kadar uzanan dönemden kalma en az 300 mumya vardýr. Bundan sonraki tarihi döneme ait olduklarý bilinenlerin sayýsýysa daha fazladýr.


Zaghunluk'ta bulunmuþ mumya adam (ÝÖ 1000-600 yýllarý). Þakaðýna aþý boyasýyla sarmallar çizilmiþ, aðzýnýn kapalý durmasý için boynuna bir bað geçirilmiþ.


MEZARLAR VE KUMAĂžLAR

Tarým mumyalarý arasýnda belirli bir mumya insaný yoktur: Mumyalar çeþitli yer ve kültürlerden, özellikle de eski Ýpek Yolu'nun güneybatý ve kuzeybatý boylarýndandýr. Arkeologlar mumyalarý sýð çukur mezarlarda, kat kat saz, kütük ve hayvan postu altýnda derin çukurlarda ve tuðla odalarda bulmuþlardýr.

Kurumuþ olan Lobnur tuz gölü yakýnlarýndaki yerlerde ve Kavrighul mezarlýðýnda bulunan en eski mumyalar en basit örtülerle, yünlü battaniyelere sarýlýdýrlar ama ÝÖ 1000 yýlýndan sonra kalanlar giyimli ve tüylü þapkalý (bir adam on þapkayla gömülmüþtü), gömlekli, pelerinli, pantolonlu, renkli çoraplýdýrlar ve hatta ekose kumaþlara sarýnmýþlar-dýr. Ýpek Yolu'nun kuzeyindeki Subeshi'de baþlarýnda cadýlarýn sivri baþlýklarýný andýran çok uzun þapkalý üç kadýn mumyasý da bulunmuþtur.

Mumyalar dokuma uzmanlarý için çok büyük bir tarih öncesi kumaþ kaynaðýdýr ve bu uzmanlar, kalýntýlarý ancak yeni yeni derinlemesine analiz etmeye baþlamýþlardýr. Ancak bu mumyalarýn en büyük esrarý yüzlerindedir. Bu mumyalanmýþ insanlar, günümüzde Doðu Asya'ya hâkim olan Mongoloit tiplerden deðillerdir.

Açýk renk saç ve sakallarý Tarým havzasýnýn bu ilk yerleþimcilerinin Kafkasya'dan ya da Avrupa'dan gelmiþ olacaklarýný göstermektedir. Batýnýn bu yabancýlarýný teþhis etmek, son zamanlarýn arkeolojik keþiflerinin en büyük muammalarýndan biridir.


 

(Solda) Uzun "cadý" þapkalý Subeshi'li üç kadýndan biri (ÝÖ 500-400). Üzerinde yünlü etek ve bluz, koyun postu bir pelerin ve deri ayakkabýlar var. Sol eli deri bir eldiven içinde, sað eli çýplak. (Saðda) Alný ve gözkapaklarý dövmeli, kaþlarý siyaha boyalý, saçlarý örgülü Zaghunluk kadýný (ÝÖ 1000-600).


BU ĂťNSANLAR KĂťMDĂť?

Sincan'ýn Tunç Çaðý, yani ÝÖ 1800'den öncesi arkeolojisi hakkýnda çok az bilgi vardýr ve bölgeye ilk kez ne zaman yerleþildiði bilinmediði için Tarým Havzasý'nýn bu hiç de çekici olmayan dünyasýna ilk yerleþenler hakkýnda ancak bir tahmin yürütebiliriz. Ancak Tunç ve Demir çaðlarý için varolan aþýrý miktardaki kanýtlar, bunlarýn ya batý sýradaðlarýndan ya da kuzey steplerinden gelen Kafkas ýrkýndan insanlar olduðunu göstermiþtir.

Mumyalarýn yaný sýra mezarlarda iskeletler de vardýr ve incelenen tarih öncesi 300 kaf atasýndan yalnýzca yüzde 11'i Mongoloit fizik tipine uygundur ve bunlar da Sincan'ýn doðusunda bulunmuþlardýr. Sincan'ýn hemen batýsýnda olan Gansu bölgesinin ilk Çinli çiftçilerinin kendilerini çöl vahalarýna çekecek bir þey bulamadýklarý anlaþýlmaktadýr.

Kaderin bu kadar iyi koruduðu bu insanlar kimlerdi? Eðer yazýlý tarihe geçecek kadar yaþamayan meçhul bir grup iseler o zaman bu konuda hiçbir þey öðrenemeyeceðiz demektir ve yapabileceðimiz ancak bunlara Sincan'ýn Tunç ve Demir çaðlarýnýn bilinen çeþitli arkeolojik kültürlerinin adlarýný vermektir. Ancak bu insanlarýn haleflerinin yazýlý belge dönemine eriþebildiklerini inanmak için bazý nedenler vardýr. Hatta pek çok kimse, bunlarýn soyundan gelenlerin kendi varlýklarýnýn hikâyesini býraktýklarýna inanmaktadýr.

Tarým Havzasý yalnýzca çok sayýda insaný ve diðer organik kalýntýlarý korumakla kalmamýþ, çok geniþ bir ilk elyazmalarý koleksiyonu da korumuþtur: Burasý Çin'in Budizmi benimseyen ilk bölgelerinden biriydi ve Budizm de yazýlý söze büyük deðer veren bir dindi. Elyazmalarýnýn çoðu Sanskrit gibi Hindistan'ýn daha yakýn zamanlarda ithal ettiði dillerde yazýlmýþ olup Budist manastýrlarýnda bulunmaktadýr. Yerli halkýn dillerinde yazýlmýþ olanlar ise iki gruba ayrýlabilir.

Birincisi Hotanca ya da Hotan-Sakaca olup Güney Tarým'ýn eski Hotan kentinde ve çevresinde ve Tarým Havzasý'nýn kuzeybatýsýndaki bazý vahalarda konuþulan dildir. Dil, Farsça ve Orta Asya'nýn batýsýnýn pek çok dilini içeren Ýran grubuna dahildir. Saka Dili'ne en yakýn dil, Avrupa'da Ýskitler olarak tanýnan bozkýr göçebelerinin dilidir.

Bu dil, Tarým Havzasý'nýn güneyinde ve batýsýnda temsil edilmekteyse de, mumyalar genelde Hotanca'nýn izine rastlanýlmadýðý güneydoðu ve kuzeydoðuda toplanmýþlardýr. Bu bölgelerde Ýran dilleri izleri varsa da, bunlar genelde ticaret dili olup halkýn kullandýðý dil deðildi.


Mumyalarýn yerleri (üçgenler) Ýran Sakalarýndan çok Toharlar'la uyuþmakta.



TOHARLAR

Mumyalarýn en çoðunun bulunduðu Tarým ve Turpan havzalarýyla Lobnur çevresindeki bölge, Tohar dillerinin daha sonraki daðýlýmýyla daha uyumludur. Toharca, Hint-Avrupa dilleri grubundandýr, yani Avrupa'nýn pek çok diliyle Asya'nýn Iran ve Hint dilleriyle ayný tarih öncesi dilden kaynaklanmaktadýr.

Toharcada pacer, mâcer, procer, ser, keu, okso, âu, twere, nuwe sözcükleri Ýngilizce'de sýrasýyla father, mother, brother, sister, cow, ox, ewe, door ve new sözcükleriyle ayný Hint-Avrupa atasýný paylaþýr.

Ýpek Yolu'nun güney bölgesinden saf Toharca metin kalmamasýna raðmen Hint belgelerinde o dilden alýnmýþ kelimeler ve kiþi adlarý bulunmaktadýr. Toharlar erken Orta Çað'dan kalma Budist maðaralarýndaki resimlerde Kafkas ýrký yüz hatlarý ve gözlerle, açýk renkli saç ve sakallarla çizilmiþlerdir. Tarih öncesi mumyalardan birinin DNA analizinde mumyanýn çaðdaþ Avrupalýlar'ýn yüzde 40'ýnda tipik olan ayný genetik mirasý paylaþmakta olduðu görülmüþtür.

ÝÖ 1000 yýlýndan sonra kalma mumyalarda bulunan ekose kumaþlar da, Avrupa'nýn Avusturya Alpleri'nde Hallstatt'ta bulunan en eski ekoselerine þaþýrtýcý bir benzerlik göstermektedir. Elizabeth Barber, Avrupa ve Tarým ekoselerinin bu tür kumaþlarýn en eski örneklerinin bulunduðu Kafkaslar'ýn kuzeyinde ortak bir uzak kökeni paylaþtýklarýný ileri sürmüþtür.

Toharlar, Hindikuþ Daðlarý ile Ceyhun Irmaðý arasýnda eski bir ülke olan Toharistan'a (Baktriane: Bugün Afganistan'ýn ve Özbekistan ile Tacikistan topraklarýnýn bir bölümü) adýný veren eski bir halk olarak bilinir. Toharlar, Hunlar tarafýndan ÝÖ 3. yüzyýlda batýya sürülen ve Çinlilerdin Yüeçi dediði halkla birlikte, kendi adlarýný verdikleri bölgeye yerleþtiler, buralara egemen oldular ve egemenliklerini Kushanlar olarak bilinen toplulukla birlikte Kuzeybatý Hindistan'a doðru geniþlettiler.

Kushanlar'ýn etkisiyle Budacýlýðý benimseyen Toharlar'ýn egemenliði, 5. yüzyýlda bölgeye Akhunlar'ýn gelmesiyle son buldu. Tarým vahalarýnýn en eski topluluklarýndan olan Toharlar, gelenekleriyle kendilerinden sonra Toharistan'da kurulan Kushan ve Akhun devletleri ile Türk hanlýklarýný da etkilemiþlerdir.

Tohar dillerinin diðer Hint-Avrupa dillerinden çok erken bir tarihte ayrýldýðý, Hint ve Ýran dilleri konuþan komþularýndan ayrý olarak geliþtikleri anlaþýlmaktadýr. Bu Toharlarýn atalarýnýn ÎÖ 4. binyýlýn ortalarýnda Kafkas ýrkýndan bir grubun Volga-Ural bölgesinden doðuya doðru yapýlan büyük göçün bir parçasý olduðu iddia edilmiþtir.

Afanasevanlar olarak bilinen bu insanlar, Sincan'ýn kuzeyindeki Altay Daðlarý ile Minusinsk Havzasý'na yerleþmiþlerdir. Afanasevanlar'ýn Tarým Havzasý'na yerleþmek üzere ÝÖ 2000 yýllarýnda güneye göç etmiþ olduklarýný gösteren bazý kanýtlar da vardýr.

Bu model her ne kadar kanýtlanmamýþsa da, aslýnda Avrupa'dan gelen bir halk tarafýndan konuþulan bir Hint-Avrupa dilinin, Tarým Havzasý'nýn batýsýna kadar nasýl gittiðini gösteren ilginç bir açýklamadýr. Böyle bir hareket en eski mumyalar için de bir dil kimliði saðlayacaktýr.




(Solda) Tarým Havzasý'nýn en eski Tunç Çaðý yerleþimcileri olan Kavrighul kültürü, Sibirya'nýn Afanasevo kültüründen gelmiþ olabilir. (Saðda) Bezeklik'ten bir Tohar keþiþi resmi (ÝS 9-10. yüzyýllar).