Haziran 25, 2019, 01:32:17
Haberler:

Allah size verdiði rýzký kesiverse, size rýzýk verebilecek olan kimdir? Hayýr, onlar azgýnlýk ve nefrette direnip durmaktadýrlar. (Mulk -20)

Mumya nedir? Mumyalama Nasýl yapýlýr

Balatan umitergun, Eyll 03, 2008, 09:44:51 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

umitergun




British Museum (Londra)'da bulunan Mýsýr mumyasý

Kokmaktan ve çürümekten koruyabilmek, bozulmaksýzýn yüzyýllarca saklayabilmek için özel eczalarla muamele edilen ve özel yerlerde (lâhid) saklanan cesetlere verilen ad. Bu usulü eski Mýsýrlýlar icat etmiþler ve onlar uygulamýþlardýr. Mýsýrlýlar, insan öldükten sonra ruhunun yaþadýðýna ve o ruhun kendi vücudunu aradýðýna inandýklarýndan, mumya yapýmýna önem vermiþlerdir. Bu sebeple, eski Mýsýr Firavunlarýnýn üç bin yýllýk mumyalarý, daha yeni mezara konmuþ gibi bulunmuþtur.

Mumyacýlýk Tarihi
Tarihçi Herodotos, Mýsýr'da bulunduðu sýrada (M.ö. 450) üç ayrý tipte mumyalama gördüðünü yazar. Daha sonra Hellenistik devir tarihçisi Diodoros ve Romalý tarihçi Strabon'da mumyacýlýkla ilgili, kýsmen doðru ve iþe yarar bilgiler vermektedir. Bu kaynaklara göre mumyacýlýkta kullanýlan baþlýca malzeme bitumen (zift, asfalt) dir. Fakat son araþtýrmalar gösterdi ki iþ bununla bitmiyor. Mumyacýlýkta kullanýlan ecza ve kimyasal karýþýmlarý analiz etmek zannedildiðin den çok daha karmaþýk bir iþtir. Tarihte mumyayý hiç yapmayanlar olduðu gibi, az veya çok mumya yapan sayýsýz uluslar yaþamýþtýr. Diðer kültür çevrelerinde de görül mekle beraber "mumya" sözünün hemen aklýmýza Mýsýr'ý getirmesi sebepsiz deðildir. Mýsýr'da bu sanatýn otuz asýrlýk bir tarihi vardýr. Pek çok arkeolog Mýsýrlýlara mumyanýn mucidi, bu tekniðin eþsiz ustalarý olarak bakarlar. Gerçekten de günümüze kalabilmiþ mumyalarýn pek çoðu ve en eskileri Mýsýr uygarlýðýnýn miraslarýdýr. Eski Mýsýr halký, ilk zamanlarda, ölülerini çýplak olarak derin olmayan çukurlarýn içine, doðruca kuma gömüyorlardý. Kum mezar içinde sýcak ve kuru hava cesedi atmosfer etkilerinden koruyor, böylece çürüme ve bozulma (decomposition) kendiliðinden önlenmiþ oluyordu. Doðanýn koruduðu bu cesetler, kuþkusuz zaman zaman mezar hýrsýzlarý ve defineciler tarafýndan açýldýðý için tahribat önlenemiyordu. Daha sonralarý ölüm sonrasýndaki dünyada kiþinin kullanacaðý eþya ve yiyecekleri içine koyabilmek için daha büyük mezar yapýlarý inþa edilmeye baþlandý. Taþ ve ahþap olan bu yapýlar, tabii ola rak, dýþ etkileri önleyemediðinden ceset havayla doðrudan temastaydý ve bozulma kaçýnýlmazdý. Mezar odasýnýn iyi korunamayýþý herhalde cesedi koruma fikrini vermiþ olmalý ki, cesedi yapay yöntemlerle korumak için yollar aranmaya baþlandý. En eski mumyalarýn çoðunluðu kral ailesine ait cesetlere uygulanmýþtýr. Zamanla halk, en alt sýnýflar ve gücü yeten herkes mumya yaptýrmaya baþladý. Daha 4. Sülale Devrinde (MÖ. 2613 2494) vücudun iç organlarý boþaltýlýp, bunlar topluca "Kanopus küpü" adý verilen kaplara konuluyordu (bu küpler Kanopus'da yapýldýðý için arkeoloji yayýnýna bu adla geçmiþtir). Ýç organlarý boþaltýlan vücut, sodyum karbonat, sodyum bikarbonat, demir tuzu, kalsiyum ve silikon karýþýmý tuzlardan ibaret olan natron ve çürümüþ mür otu, çok çeþitli aromatikler, palmiye yaðý ve bazý baharatlarla dolduruluyordu. Bu karýþýma tarçýn, levanta ve günlük (buhur) katýldýðýný ileri sürenler de vardýr. 17. Sülale (MÖ. 1567-1320) den önce yapýlan mumyalar özensiz iþçilik yüzünden çürümüþ, tahrip olmuþtur. Muhtemelen bu tarihten sonra beyin de kafatasýnýn içinden çýkarýlmaya baþlan mýþtý. 17.-20. Sülaleler arasý dönem (MÖ. 1567-1085) ait Tep þehri nekropolünde bulunan pek çok firavun mumyasý zengin bilgiler vermektedir. 21. Sülale (MÖ. 1085-935) zamanýnda mumyacýlýk sanatý zirveye ulaþmýþtýr. Bu en parlak dönemin mumyalama iþlemini C.E. Smith þöyle anlatýr: Devrin tahnitçileri, karýn boþluðu içinde ki organlarý vücudun sol böðür kýsmýný yararak boþaltýyorlardý. Beyin de burun deliklerinden, özel aletler sokularak boþaltýlýyordu. Boþaltýlan organlar bu defa, vücuttan ayirilip "Kanopus küpü" ne konmuyor, fakat dört parça halinde paketlenip tekrar vücut boþluðundaki yerlerine konuyor. Her organ, miðde, ciðer, böbrek ve barsaklar ayrý paketler halinde sarýlýp þahin tanrý Horus'un çocuklarý; Ýsis, Neit, Neptis ve Selkis figürinleriyle birlikte tekrar vücut içindeki eski yerlerine iade ediliyordu. Balmumu veya kilden yapýlmýþ olan bu ilâhlar, uyanýþ gününe kadar organlara bekçilik ediyor. Kalp, heyecan ve duygularýn toplandýðý merkez olarak yerinden çýkartýlmazdý. Sanduka içine yatýrýlan cesetin yanýna ayrýca günlük eþyalarýndan birkaçý ve bazý dini metinler de býrakýlmaktadýr. Böðürde açýlmýþ olan yarýk balmumu veya metalden bir "sembolik göz" le kapatýlýrdý. Vücuda daha canlý bir görünüm vermek üzere deri altýna çamur doldurulur, þekli düzeltilir ve göz deliklerine yapma gözler yerleþtirilirdi. Ölü artýk her þeyiyle yeni bir hayata hazýrdýr. Tahnit edilmiþ vücut okr boyasý ile (erkekler kýrmýzý ve kadýnlar sarý renk) olmak üzere boyanýr bundan sonra uzun ve zor bir iþ olan bandajla maya geçilirdi. Vücut tepeden týrnaða bez þeritlerle sarýldýktan sonra mumyalama iþlemi sona erer, bundan sonra mumya bir sandukaya yatýrýlýrdý. Ýnsan vücuduna benzeyen sanduka karton, ahþap, taþ hatta altýndan yapýlýrdý. Ýþi biten mumya sandukasý mühürlenir, üstüne unvan ve adý yazýlý olarak ölünün ailesine teslim edilirdi. Mumyalarýn çoðu mezar odasýnda dik (hayatta olduðu gibi) dururdu. Firavun mumya larý ise bir piramit içindeki taþ lahitlere yatýrýlýyor du. Böylece yüce firavunun ruhsuz bedeni kötü niyetli kiþilerin ulaþamýyacaðý kadar karmaþýk ve tehlikeli bir sistemin bir köþesine saklanýyordu, ölüm gününden mezara kadar süren mumyalama iþlemi 70 gün alýrdý. Mumyalama iþlemi, 20. - 30. Sülaleler arasý dönemde (MÖ. 935-730) tam uygulanýrken, 26. Sülale (MÖ. 664-525) döneminde bazý eksiklerle ve biraz da dikkatsizce uygulanmýþtýr; yüz üzerine artýk yapay gözler konmaz, iç organlar eski yerlerine deðil, fakat paket halinde iki bacak arasýna yahut da "Kanopus küpü" ne yerleþtirilirdi. Geç devirlerde, pitolemayoslar (MÖ. 332-30) döneminde mumyalama iþleminde natron yerine reçine kullanýlmaya baþlanmýþtýr. Artýk erimiþ haldeki reçine böðür yarýðý ve burun deliklerinden bütün vücuda akýtýlýyordu. Zamanla herþey daha da dikkatsizce yapýlmaya baþlan dý, dýþ görünüþ ve sargýlar önem kazandý. Roma çaðýnda sanduka üzerine çizilen çehre renkli ve ölüye çok benzeyen gerçekçi bir portre sanatýna sahne oluyordu. Mýsýr'da insandan baþka, Apis öküzü, kedi, þahin ve timsah gibi kutsal hayvanlarýn da mumyalandýðý görülüyor, bu adet Romalýlarda da vardýr. Mumyacýlýk, Mýsýr'da MÖ. 3. Yüzyýlda yay gýnlýðýný kaybeder fakat, Hristiyan Koptlar kaba da olsa MS. 640 yýlýndaki Arap istilasýna kadar bu geleneði sürdürürler. Hristiyanlýk ilk yýllarýnda mumyacýlýða çok önem vermiþ fakat, zamanla bu iþin dini bir anlamý kalmadýðýný anlamaya baþlanmýþ olacakki tamamen vazgeçilmiþtir. Bu dönemde mumya yapýlsa bile sanduka içine sahte (oyuncak) bir mumya konuyor ve sanduka üstüne ölünün saðlýðýndaki resmi çiziliyor, kýsacasý asýl iþ ressamlara düþüyordu. Mýsýr mumyacýlýðý pek yoðun bir bilgi yýðýnýnýn esrarýný saklamasý bakýmýndan uzun süre arkeoloji, kimya, farmakoloji, anatomi ve nekroloji bilimlerini meþgul etmiþtir. Bu iþlemde kullanýlan bir kýsým ecza kimya bilimi tarafýndan hâlâ bilinemiyor. Mumyalarý histolojik açýdan inceleyen Ruffer M. A. (1921) ve Sandison A. T. (1963) önemli bilgiler elde ettiler. Mumyalar pek çok yönden incelenirken sandukanýn kapaðý açýlýyor, sargýlar çözülüyor ve bu arada pek çok tahribat (elde olmadan) yapýlýyordu. Mumyalarýn esrarýna ilk güçlü ýþýðý tutan Sir Grafton Elliot Smith (1871-1937) dir. O, mumyalarý týp biliminin ýþýðý altýnda inceleyen bir fizikçi olarak çalýþmýþ, bu iþ için X ýþýnlarýný kullanmýþtýr. Böylece, mumya sandukasýnýn kapaðýný bile kaldýrmadan, mumyanýn röntgen filmi çekiliyor, iskelet yapýsý, cinsiyeti ve ölü eþyalarý hakkýnda çok zengin bilgiler elde etmek mümkün oluyor du. X ýþýnlarýnýn keþfinin hemen ertesinde W.M.F. Petrie bazý mumyalarýn ayak ve bacak radyografilerini çekti, daha 1937 de baþlayan bu yaklaþým bugün bütün hýzýyla sürmektedir. Mumya Mýsýr'a özgü bir gelenek deðildir; çok uzaklarda, Asya'nýn uçsuz bucaksýz doðasýnda yaþayan göçebeler de mumya yapmýþlardýr. Tarihçi Herodotos Karadenizin kuzeyinde oturan iskitlerin ölü gömme adetlerini þöyle anlatýr: Bir Ýskit baþbuðunun ölümünden sonra, hemen bulunduðu yerde dörtköþe bir çukur açýlýrdý. Bu arada ölünün karný kesilir ve iç organlarý boþaltýldýktan sonra boþluk, karýþýk dövülen bir çok bitki çeþitleri ve bazý kokulu aðaç tohumlarýyla doldurulup dikilir. Sonra cesedin her yaný ince bir kum tabakasýyla kaplanýrdý. Mumyalanan ceset daha sonra altýn, gümüþ veya deri süslerle kaplý bir sandukaya eþyalarý ve süsleriyle birlikte yerleþtirilip, mezara indirilirdi. Bu gele nek MÖ. 5. yüzyýlda geniþ Avrasya coðrafyasýnda yaygýn olmalý ki yazarýn dikkatini çeken bir gözlem olarak yazýlarýnda yer alýr. Bozkýrdaki Türk topluluklarýnýn inancýna göre, ölümden sonraki hayat, tekrar (Batý'daki bir yerde) yaþanacaktý, bu "ikinci hayat" veya "öbür dünya" inancý onlarýn ölülerini tahnit etmelerine sebep oluyordu. Hunlar ölülerini belirli zamanlarda, özellikle ilk ve sonbahar aylarýnda gömmekteydiler. (Bu, belirli mevsimde gömme geleneði Göktürklerde MS. 7. yüzyýla kadar sürmüþtür.) Ayrýca büyük kurganlarýn inþasý da uzun bir zamaný gerektiriyordu. Sonuç olarak ölü mezara konuncaya kadar ve mezar ötesi hayat için cesedi korumak bir zorunluluk halindeydi. Bu iþlem yalnýzca Beyler için yapýlýyor halktan kiþilerse genellikle hemen gömülüyordu Bugün Ortaasya kurganlarýndan çýkartýlan mum yalarýn çoðu Leningrad Hermitaj Müzesi'nde teþhir edilmektedir. Bu mumyalar bilim adamlar tarafýndan farklý tarihlenmektedir; arkeolog Ru denko MÖ. 5. Yüzyýl, Chirchman MÖ. 4-3 yüzyýla, tarihlerle E. D. Philips ve A. Ýnan tarafýndan MÖ. 3. Yüzyýla tarihlenir. Bu mumya larýn antropolojik incelenmesiyle beyaz ýrka mensup olduklarý, ayrýca mezar eþyalarýnýn stilistik incelenmesinden Türklerin atalarý olduðu sonucuna varýlmaktadýr. Þibe (Altay Daðlarý)'de bulunan cesetlerin iç organlarý ve beyni boþaltýlmýþ, 2 numaralý Pazýrýk (Altay Daðlarý) kurganýn daki erkek ve kadýn vücutlarýnda, boyun arka kýsmý sivri bir madeni kalemle açýlmýþ delikten beyin boþaltýlmýþ ve boþalan kafatasý içine kokulu otlar, kozalak ve toprak doldurulmuþtur. Ayný vücudun çeþitli kýsýmlarýnda çürümeyi önlemede kullanýlan, sývý halinde bir ilaç zerkedildiði kabul ediliyor. Bu eczanýn niteliðini þimdilik bilemiyoruz. Büyük ihtimalle kaynamýþ tuz olabilir. Bazen cesetlerde adaleler çýkartýlmýþ olup boþluklar at kýlý veya sýrýmla dikilmiþtir. Anadolu'da, Selçuklu dönemine ait bazý mumya kalýntýlarýnýn görülmesi bu geleneðin uzunca bir süre yaþadýðýný gösteriyor. Iran ve Anadolu'daki bazý kümbetlerin esas mekânýndan baþka bir de yer altýnda, toprak seviyesinin altýnda bir oda daha vardýr ki bu mekâna "mum yalýk" veya grekçeden geçme "kripta" (Krupton: gizli, saklý) adýný veriyoruz. Anadolu'da mumya lýðý olan pek çok kümbet arasýnda Kemah'taki Mengücük Cazi, Kayseri Melik Gazi, Erzurum' da Çifte Minareli Kümbedi, Seyitgazi Eyvan Türbe ve Afyon Kureyþ Baba Kümbetlerini sayabiliriz. Kemah'taki kümbetin mumyalýðýnda gerçekten mumyalanmýþ bir ceset bulunmuþtur. Diðerlerinde de iskelet halinde ele geçen buluntular vardýr, islâm dini ölünün alayiþsiz bir törenle doðrudan topraða açýlan bir mezara gömülmesini emreder. "En iyi mezar en çabuk kaybolanýdýr" ana fikriyle özetlenen islâmýn mezar anlayýþý mumyacýlýða, mezar binasýna ve benzeri ölünün cismani varlýðýný hatýrlatacak her þeye karþýdýr. Selçuklular Müslüman olmalarýna raðmen Sultan, komutan ve beyleri için mumya yapmýþlardýr. Gerçekte dini inançlarýyla çeliþir gibi görünen bu gelenek çok eski bir alýþkanlýðýn bir hatýrasý ve seçkin kiþilere duyulan saygýnýn bir belirtisi olarak bir süre daha yaþamýþtýr. Ölüm kültünün insanýn iç dünyasýnda baþlýca yeri tuttuðu çaðlarda mumyalama bu düþüncenin ayrýlmayan bir parçasý olarak gerekliydi. Dinler tarihi açýsýndan mumyacýlýk geleneði "ruhun ölmezliði", "ikinci dünya" gibi kavramlarýn bir sonucudur ve bedenin diriliþ gününe kadar bozulmadan korunmasýný amaçlar. Anlaþýldýðýna göre mumyacýlýk dünyanýn farklý bölgelerinde insanoðlunun bulduðu bir teknik ve sanat olarak uzun süre yaþamýþtýr. Ýnsan öldükten sonra ruhunun yaþadýðýna ve o ruhun kendi vücudunu aradýðýna inandýklarý için mumya yapýlmýþtýr. Vücudunu bulamayan ruh fezada periþan bir þekilde dolaþmak zorunda kalacaktýr. Ruhla vücudu birleþtirmek için serveti ve gücü olan her insan mumyalanýyordu. Mumyayla uzun yýllar ilgilenen arkeologlarýn paylaþtýðý genel kaný bu. Ancak, þeklinden çok az þey kaybederek günü müze kadar gelebilen, ölüyü uzun yolculuðunda koruyan bu tekniðin kimyasal sýrrý nedir? Bir çok yönü hâlâ karanlýkta, hâlâ bilinemiyor, belki hiçbir zaman bilinemiyecek.

umitergun



Mumyalama Nasýl yapýlýr


    * Mumyala iþlemi için hafif meyilli bir taþ kullanýlýyor. Ölen kiþi buraya yatýrýlýyor.
    * Burun kýkýrdaðý kýrýlarak, beyni burun kanalýndan çekiliyor. Gözlerin içeriye düþmemesi için yine ayný yoldan keten dolduruluyor.
    * Diðer yandan vücudun yanlarýndan açýlan küçük deliklerden dört ayrý organ zarar görmeden çýkarýlýyor.
    * Vücuttan çýkarýlmayan tek organ kalp. Kalp, mahkeme gününde hesap vermek için vücutta kalýyor.
    * Diðer organlar yeniden yaþama dönüldüðünde kullanýlmak üzere testilere konularak mumyanýn yakýnýna gömülüyor.
    * Mumyalama iþlemini yapan kiþi çakal maskesi takýyor. Ölü yiyen bir hayvan olan çakal onlar için Mumya Tanrýsý konumunda.
    * Mumyalama iþlemi kýrk gün sürüyor. Bir çok medeniyette çokluk belirtilen "Kýrk" sayýsýnýn Firavunlar içinde önemli olduðu anlaþýlýyor.
    * Bu iþlem esnasýnda formülü hala gizli bir sývý etlerin çürümemesi için vücuda sürülüyor.
    * En son olarak da vücut ketenle sarýlarak sandýðýn içine konuluyor.

Roman ve korku filmlerinin baþlýca konularýndan biri olan mumyalar bize, doðrudan Mýsýr'ý hatýrlatýr. Oysa, yalnýzca Mýsýrlýlar deðil, fakat. Eski ve Ortaçað boyunca pek çok ulus için ölüleri mumyalamak yaygýn bir gelenektir. Mumya uygulamasýnýn teolojik kökeni tam olarak bilinememekle beraber, ruhun öteki dünyada yaþamýný sürdürebilmesi için, bedenin korunmasý düþüncesine baðlanabilir. Arkeologlarýn paylaþtýðý bir kanaate göre, insanoðlu çok erken tarihlerde ruhun ölmezliðine inanmýþ fakat, ruhun vücuttan baðýmsýz kalabileceðine inanmamýþtý, dolayýsile ne yapýp yapýp "cesedin yok olmamasýný saðlamak" gerekiyordu. Her þeye raðmen, bazý yönleriyle mumyacýlýk bugün bile esrarýný koruyor. Mumyalama iþlemi, ilke olarak, cesedi kurutup tahnid ederek dýþ biçiminin korunmasýný saðlamaktýr. Bu iþlemden geçen insan veya hayvan cesedine mumya denir. Mumya kelimesi arapçada balmumu, mum anlamýnda olup Türkçeye buradan geçmiþtir. Farsçada ise "içeni bütün hastalýklarýndan kurtaran ilaç" anlamýnda dýr. Mumya deyimi iþlemin özüyle deðil, kimyasýyla ilgili olarak kullanýlmaktadýr.


umitergun



Ölümsüzleþtirmenin 7 adýmý (Mumyalama)

1. Ölünün vücudu þ***p ve baharatla yýkanýr. Tüm parçalar çürümeden kaldýrýlýr. Mumyalamayý yapan ilk önce uzun bir çengel kullanarak dikkatlice beyni çýkartýr. Sonra karýndan derince bir þekilde içeriye doðru keserler ve iç organlarý dýþarý alýrlar. (Mide,karaciðer,akciðer ve baðýrsaklar).

2. Vücüt, saðlam kurutulmuþ tuzun benzeri olan niton'un paketiyle beraber doldurulur. Sonra vücüt natron ile beraber tamamen örtülür ve eðik biçinde yerleþtirilir. Böylece vücudun içerisindeli tüm sývýlar dýþarýya akar. Vücüt kuru halde mumyanmýþ olmalýdýr, çýkan tüm parçalar da sonra yanýna gömülür.

3. Vücüt kurutulurken, iç organlar da kuru olmalýdýr ve natronla beraber saklanýr. Onlar keten kumaþýn þeritleriyle sarýlýr ve minik tabutun içine yerleþtirilir. Sonra 4 bölmeli bir sandýða konulur.

4. Vücüt 40 gün sonra tamamen kurur ve büzülmüþ olur. Vücüt boþluðu içinden kaldýrýlýr ve vücüdun içi ve dýþý yað ve güzel kokulu baharatlarla yýkanýr.

5. Mumyanýn baþý ve vücudu yaðýn içindeki keten kumaþla sýmsýký paketlenir, böylelikle Mýsýrlýlar mumyaladýklarý kiþinin hayattaki halini yeniden elde etmek isterler. Mumya altýn,kolye,yüzük,bilezik ve mücevheratlarla birliklte kapatýlýrdý.

6. Tüm vücut kefen,kenarlýk ve keten kumaþýn þeridiyle örtülür. Mumya orijinal büyüklüðüne ve hacmine dönene kadar yapýlýr. Bu çok karýþýk bir iþtir ve bir hafta gibi uzun bir zaman alýr. Küçük esrarengiz nesneler keten örtü tabakasýnýn altýna yerleþtirilir.

7. Örtmeyi bitirdikten sonra, mumyanýn baþý ruhunu tanýyana emin olana kadar bir portre maskesiyle örtülür. Maskelenmiþ mumya, yaldýzlanmýþ tahta tabutun içine yerleþtirilir ve sarcophagus'un içine konur.


Yukar git