Haziran 19, 2019, 06:56:32 S
Haberler:

O ki, hanginizin daha güzel davranacaðýný sýnamak için ölümü ve hayatý yaratmýþtýr. O, mutlak galiptir, çok baðýþlayýcýdýr. (Mulk -2)

Ýslam alimleri: "Ýmam-ý Ahmed bin HANBEL"

Balatan MiM, Temmuz 30, 2008, 08:37:20

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM

Ýmam-ý Ahmed bin Hanbel  




Cennet ile müjdelenmiþ olan Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Hanbeli mezhebinin reisidir.

164 (m. 781) senesinde Baðdat?ta doðdu. 241 (m. 855)?de Baðdat?ta vefat etti. Aslen Basralýdýr. Babasýnýn ismi Muhammed bin Hanbel´dir.

Babasý daha o çok küçük yaþta iken vefat etmiþtir. Onun yetiþmesi ile annesi ilgilenmiþtir. Küçük yaþta iken ilim tahsiline baþlamýþtý. Bu sýrada Baðdat önemli bir ilim merkezi idi. Burada hadis âlimleri, kýraat âlimleri, tasavvufta yetiþmiþ büyük zatlar ve diðer ilimlerde yetiþmiþ kýymetli âlimler bulunuyordu. Önce Kur´an-ý kerimi ezberledi. Bundan sonra lügat, hadis, fýkýh, Sahabi ve Tabiin rivayetlerini öðrendi.

Emsali arasýnda ciddiyeti, takvasý, sabrý, metanet ve tahammülü ile meþhur olmuþtur. Bu hali, henüz 15-16 yaþlarýnda iken temas kurduðu âlimlerin dikkatini çekmiþtir. Heysem bin Cemil onun hakkýnda, daha o sýrada þöyle demiþtir: "Bu çocuk yaþarsa, zamanýndakilerin ilimde hücceti (rehberi) olacaktýr."

Ýlk önce imam-ý a´zam hazretlerinin talebesi olan imam-ý Ebu Yusuf?tan fýkýh ve hadis ilminde ders almýþtýr. Bundan sonra da üç sene Huþeym´in derslerine devam etmiþ, ondan hadis-i þerif dinlemiþtir. Bundan baþka Baðdat?ta bulunan meþhur âlimlerden de ders aldý.

Bundan sonra ilim tahsili için seyahatlere baþladý. Basra, Küfe, Mekke-i mükerreme, Medine-i münevvere, Þam ve el-Cezire´ye giderek hadis ilmini öðrendi. Hadis ravilerini bizzat görerek, onlardan hadis-i þerif dinledi. Basra ve Hicaz´a beþer defa seyahat yapmýþtýr. Mekke-i mükerreme ve Baðdat?ta, Ýmam-ý Þafii hazretlerinden ilim öðrenmiþtir.

Ýmam-ý Ahmed, ilim öðrenmek için pek çok Ýslam beldesini dolaþtý ve bu uðurda pek çok meþakkate katlandý. Kitap çantalarýný sýrtýnda taþýrdý. Bir seferinde onu tanýyan biri ezberlediði hadis-i þerifin ve yazdýðý notlarýnýn çokluðunu görerek: "Bir Kufe´ye, bir Basra´ya gidiyorsun! Ne zamana kadar böyle devam edeceksin?" deyince, Ahmed bin Hanbel hazretleri "Hokka ve kalem ile mezara kadar..." diyerek cevap vermiþtir.

Ýmam-ý Ahmed?in kuvvetli hafýzasýnýn yanýnda dikkati çeken bir vasfý da, iþittiði bütün hadis-i þerifleri yazmaya çok önem vermesiydi.

Ýmam-ý Ahmed, din ilimlerini öðrenip, bilhassa tefsir, hadis ve fýkýh ilimlerinde yüksek seviyeye ulaþmýþtýr. Zamanýnda yaþayan, Zünnuni Mýsri, Biþr-i Hafi, Sýrri-yi Sekati, Maruf-ý Kerhi gibi birçok büyük evliya ile de görüþmüþ, onlarla sohbet etmiþtir. Yezid bin Harun, Cerir ibni Abdülhamid, Velid bin Müslim, Veki´ bin Cerrah, imam-ý Ebu Yusuf, Ýbrahim bin Sad, Yahya bin Said Kettan, Süfyan bin Uyeyne, fýkýh ilminde hocasý Muhammed bin idris Þafii, Abdürrezzak bin Hemmam´dan ve daha nice âlimlerden ilim okudu. Sonra tekrar Baðdat?a döndü. Bundan sonra ilmini yayýp, insanlara çok faydalý oldu.

Ahmed bin Hanbel hazretleri, daha önceki yýllarda fetvalar vermekle beraber, ders ve fetva verme iþine, kýrk yaþýnda baþlamýþtýr. Bundan sonra hadis rivayetinde ve fetvada baþvurulan önemli bir kaynak olmuþtur. Çünkü o, ilmi ve üstün ahlaký ile çok sevilip, meþhur olmuþtur.

Ýki çeþit ders halkasý (meclisi) vardý. Biri, talebelerine verdiði muntazam dersler, diðeri, hem talebelerinin, hem de halktan isteyenlerin katýldýðý dersler idi. Onun ilim meclisine pek çok kimse katýlýrdý. Bazý rivayetlere göre, dersini dinleyenlerin sayýsý beþ bini bulmuþtur. Ýmam-ý Ahmed hazretlerinden ders alýp, ilim öðrenen talebenin çokluðu, ondan hadis-i þerif rivayet edenlerin ve fýkhi meseleler nakledenlerin pek çok sayýda olmasýndan da anlaþýlmaktadýr. Onun meclisine gelip, derslerini dinleyenlerin bir kýsmý, sadece ondaki üstün hallere ve yüksek ahlaka hayran kaldýðý için sohbetine katýlmýþtýr. Böylece bir kýsmý hem ilmini hem ahlakýný alýrken, bir kýsmý da onun yaþayýþýna göre yaþamak, onu tanýmak, ahlak ve edep hususunda yaptýðý vaaz ve nasihatten istifade etmek için huzuruna geliyordu.


MiM

Ýmam-ý Ahmed hazretlerinin meclisinde, derslerinde vakar, ciddiyet, tevazu ve gönül huzuru hakim idi. Dinleyenlere ve katýlanlara saadet vesilesi olan derslerini, ikindiden sonra Baðdat?ta büyük bir mescitte verirdi.

Ders meclisine daima kitaplarýyla, yazýp kaydettikleri ile çýkardý. Çok kuvvetli bir hafýzaya sahip olmasýna raðmen, hadis-i þerif rivayet ederken, yanýndaki yazdýklarýna bakardý. Kitabýndan okur, talebelere yazdýrýrdý. Derslerinde hadis-i þerif rivayetinden baþka, bir de fýkhi meseleler hakkýnda verdiði cevaplar yer almakta idi. Ondan ders alýp, ilimde yetiþenlerin sayýsý 900 civarýndadýr.

Ýlimdeki üstünlüðü
Ýmam-ý Ahmed hazretleri, hadis ilminde zamanýn en büyük âlimidir. Üçyüzbinden fazla hadis-i þerifi senetleriyle birlikte ezbere bilirdi. Kendisinden pek çok âlim, hadis-i þerif nakletmiþlerdir. Ýlim ve amelde öncü, Ehl-i sünnet olan dört imamýn dördüncüsü idi.

Ýmam-ý Þafii hazretleri buyurdu ki:
"Baðdat?tan ayrýldýðým zaman, orada Ahmed bin Hanbel´den daha âlim, daha fakih, haramlardan ve þüphelilerden kaçan kimseyi býrakmadým."

Ebu Davud Sicistani þöyle demiþtir:
"Ýki yüz meþhur âlimle karþýlaþtým. Ahmed bin Hanbel gibisini görmedim. O hiç bir hususta insanlarýn daldýðý dünya iþlerine dalmazdý. Ancak ilimden bahis açýlýnca konuþurdu."

Ebu Zür´a da, "Ýlmin her dalýnda Ahmed bin Hanbel´in bir benzerini görmedim. Onun ilimde ulaþtýðý dereceye, baþkasý ulaþamamýþtýr" demiþtir.

Menha bin Yahya da þöyle demiþtir:
"Ahmed bin Hanbel, her hayrý kendisinde toplamýþtý. Çok âlim gördüm, fakat ilimde, vera´da ve zühdde, onun gibi üstün birine rastlamadým."

Ýmam-ý Ahmed hazretleri büyük bir müfessir, yüksek bir muhaddistir. Tefsiri yüzyirmi bin hadis-i þeriften meydana gelmiþtir. Eserleri, müfessirler için birer feyz kaynaðýdýr. Bunun için kendisi "Üstad-ül müfessirin" unvanýyla anýlýr. Birçok muhaddis yetiþtirmiþtir.

Yaþadýðý devir, yazýlan hadis-i þeriflerin toplandýðý bir devirdi. Bu devirde yetiþen hadis âlimlerinin en meþhurudur. Bütün hadis-i þerifleri okudu, inceledi. Otuz bin hadis-i þerifi içine alan "Müsned" adlý eserini yazdý.

Rebi´ bin Süleyman, imam-ý Þafii´nin þöyle buyurduðunu nakletmiþtir:
"Ahmed bin Hanbel, sekiz þeyde imamdýr; hadis ilminde, fýkýh ilminde, Kur´an ilminde, lügat ilminde, fakrda, zühdde, vera´da, tasavvufta ve sünnette."

Baðdat?ta mutezile fýrkasýna mensup olanlar, Kur´an-ý kerim mahluktur diyerek, bu yanlýþ itikadlarýna Abbasi halifesi Memunu da inandýrdýlar. Bunu kabul etmesi için, Ahmed bin Hanbel hazretlerini de zorlayýp, Memun vasýtasýyla bu hususta baský ve çok iþkence yaptýlar ve 28 ay hapsettiler. Bütün bu baský ve iþkencelere raðmen, o, ´´Kur´an-ý kerim, Allahü teâlânýn kelamýdýr. Mahluk deðildir" diyerek, Ehl-i sünnet itikadýný bildirdi. Mutasýmýn halifeliði sýrasýnda da çok baský ve iþkencelere maruz kaldý, el-Mütevekkil halife olunca, mutezile fýrkasý mensuplarýný saraydan uzaklaþtýrdý. Fýkýh ve hadis âlimlerine hürmet ve yakýnlýk gösterdi. Böylece imam-ý Ahmed hazretleri, yapýlan baský ve iþkenceden kurtuldu. Yaptýðý hizmetlerle, zamanýndaki ve sonraki asýrlardaki insanlara rehber oldu.

MiM

Ýslamiyet?te, Ehl-i sünnet itikadý üzere olan, dört hak mezhepten biri de, Hanbeli mezhebidir. Ahmed bin Hanbel hazretleri bu mezhebin imamýdýr. O, ictihadlarýyla müslümanlarýn Allahü teâlânýn rýzasýna kavuþmalarý için, amellerinde uyacaklarý bir yol göstermiþtir. Onun gösterdiði bu yola "Hanbeli mezhebi" ve Ehl-i sünnet itikadýnda olan müslümanlardan, amellerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Hanbeli" denir.

Ýmam-ý Ahmed hazretlerinin talebelerinin ve kendisine sual soranlarýn müþküllerini hallederken ortaya koyduðu ve takip ettiði usuller, Hanbeli mezhebinin temel kaideleri olmuþtur. Ýmam-ý Ahmed hazretleri, dini müþküllerin hallinde sýrasýyla þu kaynaklara, baþ vurmuþtur:

1- Kitap ve Sünnet: Bütün müctehidler gibi Ahmed bin Hanbel hazretleri de bir iþin nasýl yapýlacaðýný Kur´an-ý kerimde açýk olarak bulamazsa, hadis-i þeriflere bakar, bunlarda bulunursa ona göre hüküm verirdi.

2- Ýcma ve Sahabe Kavli: Hadis-i þeriflerde de açýkça bulamadýðý bir iþ için, icma var ise, öyle yapýlmasýný bildirirdi. Ýcma, Eshab-ý kiramýn hepsinin ayný suretle yapmasý veya söylemesi demektir. Ýcmaya sözbirliði de denir. Eshab-ý kiramdan sonra gelen Tabiinin de icmasýný delil, senet kabul etmiþtir. Sahabe kavli (sözü, ictihadý) bulunan bir meselede, kendi ictihadýna göre hüküm vermezdi. Sahabenin sözüne göre hüküm verirdi. Hatta, sahabe sözü bulamadýðý hususlarda, Tabiinin büyüklerinden olan müctehidlerin ictihadýný, kendi re´yine tercih ederdi.

3- Bir mesele hakkýnda, Sahabe veya Tabiine ait bir re´y (ictihad) bulamazsa, zayýf ve mürsel hadislerle amel eder, ona göre hüküm verirdi. Zayýf hadisin de, sahih hadisin bir çeþidi olduðunu göz önünde tutardý.

4- Kýyas: Hadis-i þeriflerin birbirini kuvvetlendirmesine bakarak kendine has bir usulle ictihadda bulunurdu.

Hanbeli mezhebinde birçok âlimler yetiþmiþtir. Bu âlimlerin baþýnda imam-ý Ahmed hazretlerinin kendi oðullarý Salih ve Abdullah gelmektedir. Ebu Bekir el-Esrem, Abdülmelik el-Meymuni, Ebu Bekir el-Merkezi, Harb bin Ýsmail, Ýbrahim bin Ýshak el-Harbi gibi âlimler, imam-ý Ahmedin bizzat kendisinden fýkýh ilmini öðrenmiþlerdir. Bu mezhebin esasýný yaymak hususunda üstün gayret gösteren âlimlerden biri de Ebu Bekir el-Hallal´dýr. Seyyid Abdülkadir Geylani hazretleri de, Hanbeli mezhebinin esaslarýný yayan âlimlerdendir.

Ýmam-ý Ahmed?in (El-Müsned)´i en meþhur eseridir. Oðlu Salih, çeþitli kimselere yazdýðý (Mektuplar)´la babasýnýn mezhebini yaymýþtýr. Seyyid Abdülkadir Geylani hazretlerinin, "Fütuhul-Gayb" ve "Gunyetüt-talibin" kitaplarý ile Abdurrahman el-Ceziri´nin "Kitab-ül-Fýkhý alel-Mezahibil-Erbaa"sýnda, bu mezhebin esaslarý en geniþ þekilde açýklanmaktadýr. "el-Mugni", "el Ikna", "Bülugul-Emani" adýndaki eserler de Hanbeli fýkhý üzere yazýlmýþtýr.

Menkýbeleri ve methi
Yahya bin Main þöyle demiþtir:
"Ahmed bin Hanbel gibi bir zat daha görmedim. Elli sene onunla sohbet ettim. Kendinde bulunan üstünlüklerden hiç biriyle asla kendini methetmedi."

Oðlu Abdullah: "Babam her gece Kur´ an-ý kerimin yedide birini okur, her yedi günde bir hatim ederdi. Yatsý namazýný kýldýktan sonra biraz istirahat eder, sonra kalkýp sabaha kadar ibadet ve taatla meþgul olurdu. Giydiði elbiseyi en ucuz kumaþtan yaptýrýrdý. Çok kere az þey yer, "Ölecek olan kimse için, bunlar çok bile" derdi demiþtir.

Gece namazýný hiç býrakmazdý. Halka daima kolaylýk yollarýný gösterir, aðýr vazifeleri yüklemezdi. Acýktýðý zaman bir þey bulamazsa, kimseyi rahatsýz etmez, bir þey istemezdi. Çoðu zaman ekmeðine sirke katýk olurdu. Yolda yürürken, hýzlý adýmlarla yürürdü. Onu daha çok, mescitte, cenaze namazýnda ve hasta ziyaretinde görürlerdi. Beþ haccýn üçüne yürüyerek gitti.

MiM

Seleme bin Þebib´den þöyle nakledilmiþtir:
"Bir gün Ahmed bin Hanbel´in huzurunda oturuyor idik, içeriye bir zat girip, "Ahmed bin Hanbel kimdir?" dedi. Biz susup bekledik. "Ahmed bin Hanbel benim, ne istiyorsun?" dedi. Gelen zat dedi ki, "Dörtyüz fersah uzaktan geliyorum. Cuma gecesi uyumuþtum. Rüyamda biri gelip, bana Ahmed bin Hanbel´i biliyor musun dedi. Hayýr tanýmýyorum dedim. Baðdat?a git, onu sor ve bulunca, Hýzýr aleyhisselam sana selam söyledi de. Semavattaki melekler ondan razýdýr. Çünkü o, nefsine asla uymadý, Allahü teâlâya itaat hususunda çok sabýrlý davrandý" dedi. Ahmed bin Hanbel "Maþaallah, la havle vela kuvvete illa billah" dedi. Sonra o zata, "Baþka bir söyleyeceðin ve ihtiyacýn var mý?" dedi. "Hayýr sadece bunun için geldim" dedi ve o gün Baðdat?tan ayrýldý.

Nadr bin Ali þöyle demiþtir:
"Ahmed bin Hanbel´in iþi, hep ahiret ile ilgili idi. Dünya menfaatleri ona yöneldi, fakat o kabul etmeyip, geri çevirdi."

Ýmam-ý Ahmed hazretlerinin, yevmiye ile çalýþan bir iþçisi vardý. Akþam talebesine, bu iþçiye ücretinden fazla ver, dedi. Talebe, ücretinden fazla para verdi, iþçi almadý ve gitti. Hazret-i Ýmam, arkasýndan yetiþ, þimdi alýr, dedi. Dediði gibi, iþçi parayý aldý. Hazret-i imama sebebi sual edildiðinde buyurdu ki: "O zaman böyle bir þey aklýndan geçiyordu... Þimdi ise bu düþünce onda yok oldu. Almasý tevekkülünü bozmayacaðý için aldý."

Tevekkül nedir diye sual ettiler, buyurdu ki, rýzkýn Allahü teâlâdan olduðuna inanmaktýr.

Taberani hazretleri þöyle nakleder:
Zamanýn meþhur bir falcýsý vardý. Fal baktýrmak isteyenler her taraftan gelir kendisini bulurlardý. Bu þahýs falcýlýðý meslek haline getirmiþti. Daha sonra hastalandý. Yirmi sene iyileþemedi. Biri ziyaretine gelmiþti. Halini görünce "Senin iyileþmenin tek yolu var, o da zamanýmýzýn en büyük âlimlerinden ve evliyasýndan biri olan Ahmed bin Hanbel hazretlerinin dua etmesidir" dedi. Bu falcý da annesini gönderip, dua etmesini istedi. Annesi evine varýnca dedi ki: "Oðlum yirmi senedir hasta yatmaktadýr. Bunun iyileþmesi için sizden dua istemeye geldim." "Herkes iyileþmek için oðluna gelirdi. Senin oðlun da, herþeyi bildiðini zannederdi. Kendi hastalýðýný tedavi etmeyip de, seni bana mý gönderdi?" dedi. Kadýnýn çok ýsrarý karþýsýnda dayanamayýp, falcýlýðý býrakmasý þartýyla dua edeceðini söyledi. Hazret-i imamýn bu sözü üzerine falcýlýðý býraktý. Tevbe istiðfar etti ve sýhhate kavuþtu.

Ahmed bin Hanbel vefat ederken eliyle iþaret edip, hayýr olmaz dedi. Oðlu, babacýðým bu ne haldir? dedi. "Þeytan, benim elimde can ver diyor, ben de "Hayýr olmaz! hayýr olmaz!" diyorum" dedi. ?Bir nefes kalýncaya kadar tehlike vardýr. Þeytanýn aldatmasýndan emin olmak yoktur? buyurdu. Vefat haberi, bütün Baðdat halkýný aðlattý. Cenaze namazýný kýlmak üzere çevreden gelenlerle birlikte, binlerce insan toplanmýþtý. Baðdatlýlar evlerinin kapýsýný açýp, cenaze namazý için abdest almak isteyen gelsin, diye baðýrdýlar. Cenaze namazý kýlýnýnca, kuþlar tabutu üzerinde uçuþup, kendilerini tabuta vurdular. Cenaze namazýnda yüzbine yakýn kiþi bulundu. O gün yahudi ve hýristiyanlardan pek çok kimse, bu hadiseyi görerek müslüman oldu. Aðlayýp, baðýrarak, kelime-i þehadet getirdiler.

Muhammed ibni Huþeyme der ki, vefatýndan sonra hazret-i imamý rüyamda gördüm. Nereye gidiyorsun? dedim. Cennete gidiyorum, dedi. Allahü teâlâ sana ne muamele etti? dedim. Cevabýnda buyurdu ki, Allahü teâlâ beni maðfiret etti. Baþýma taç giydirdi ve (Ey Ahmed! Kur´an-ý kerime mahluk demediðin için, bu nimetleri sana verdim) buyurdu.


MiM

Muhammed bin Huzeyme þöyle anlatýr:
Ahmed bin Hanbel´in vefat haberini Ýskenderiyye´de iken duydum. Çok üzülmüþtüm. Rüyamda Ahmed bin Hanbel´in salýna salýna yürüdüðünü görüp kendisine: Ey Ýmam; bu ne biçim yürüyüþ böyle? dedim. Ahmed bin Hanbel, Dünyada Allahü teâlânýn dinine hizmet edenlerin, Cennetteki yürüyüþleri böyledir buyurdu. Ben; Allahü teâlâ sana nasýl muamele etti? diye sual ettim, Ýmam hazretleri: Allahü teâlâ baþýma bir taç, ayaðýma altýndan iki ayakkabý giydirdi ve (Ey Ahmed! Kur´an-ý kerime mahluk demediðin için, bu iltifatlara kavuþtun. Ey Ýmam, Süfyan-ý Sevri´den sana ulaþan dualar var, onlarla dünyada dua ettiðin gibi, þimdi de dua et) buyurdu. Bu emir üzerine: "Ey âlemlerin Rabbi olan Allah?ým, bizleri af ve maðfiret eyle. Bizlere sual sorma" diye dua ettim. Bu duadan sonra, (Ey Ahmed, iþte Cennet, gir oraya) buyurdu ve ben de Cennete girdim."

Ýmam-ý Ahmed hazretlerinin güzel sözlerinden bir kýsmý þunlardýr:

"Ýlim, insanlara, ekmek ve su kadar lazýmdýr, Ýlim, rivayet ve kuru malumat çokluðu deðildir, Ýlim, faydalý olan ve kendisiyle amel edilen þeydir."

"Kulun kalbini ýslah etmesi için, iyilerle beraber olmasý kadar faydalý bir þey yoktur. Yine kulun fasýklarla beraber olup, onlarýn iþlerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararlý bir þey yoktur."

"Günahlar imaný zayýflatýr."

"Yemeði, din kardeþleriyle sürur içinde, fakirlerle ikram ve cömertlikle, diðer insanlarla da mürüvvet içinde yemek lazýmdýr."

"Her þey için kerem vardýr. Kalbin keremi Allahü teâlâdan razý olmak, kadere rýza göstermektir."

"Sizde olmayan meziyetlerle sizi metheden kimsenin, sizde olmayan kötülüklerle de bir gün kötüleyeceðini unutmayýnýz."

"Ýstediklerini vermediðiniz zaman kýzan, kýrýlan veya küsen arkadaþ, gerçek arkadaþ deðildir."

"Kibir taþýyan kafada, akla rastlayamazsýnýz."

MiM

"Ýnsanlarýn ahmak sýnýfý, kendilerinin meth edilmesinden hoþlananlarýdýr."

"Tevekkül, herþeyi Allah?tan bilmek ve rýzký Onun verdiðine inanmaktýr."

"Tevekkül, bütün iþlerinde Allahü teâlâya teslim olmak, baþa gelen her þeyi Ondan bilip katlanabilmektir."

"Ýnsana az bir mal yetiþir. Çok mal ise kâfi gelmez."

"Bir kimse, sadýk bir arkadaþýný kaybederse, kendisi için zillettir."

"Hüsn-i zanný olanýn hayatý hoþ geçer."

"Yalan söylemek, emniyeti giderir."

"Meziyet, fazilet, ilim ve irfan tamamlýðý iledir."

"Ayýplardan uzak arkadaþ arayanlar, arkadaþsýz kalýr."

"Her gün sabahtan akþama kadar camide ibadet edip, Allahü teâlâ benim rýzkýmý nereden olsa gönderir, diyen kimse, cahildir. Ýslamiyet?ten haberi yoktur.?

?Ýhlas, amellerin afetlerinden kurtulmaktýr."

"Zühd üç türlüdür; cahilin zühdü, haramlarý terk etmektir. Âlimlerin zühdü, helal olanlarýn fazlasýndan sakýnmaktýr. Ariflerin zühdü, Allahü teâlâyý unutturan þeyleri terk etmektir."

"Fütüvvet, korktuðun þey yani Cehennem için, arzu ettiðin þeyi yani heva ve hevesi terk etmektir.?


********************************************************************

Eserleri:
1) Müsned: Otuz bin hadis-i þerifi içine almýþtýr.
2) Kitab-üs-Sünne
3) Kitab-üz-Zühd
4) Kitab-üs-Salat
5) Kitab-ül-Vera vel-Ýman
6) Fedail-üs-Sahabe
7) Et-Tefsir
8) En-Nasih vel-Mensuh
9) Et-Tarih
10) Vücubat-ül-Kur?an
11) Kitab-ür-Reddi ale?l-Cehmiyye vez-Zenadýka
12) El-Cerhu vet-Ta?dil
13) Kitab-ül-Ýlel ve Ma?rifet-ür-Rical

Yukar git