Haziran 26, 2019, 10:04:35 S
Haberler:

Eðer onlar seni, hakkýnda bilgin olmayan bir þeyi (körü körüne) bana ortak koþman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüþünüz ancak banadýr. O zaman size, yapmýþ olduklarýnýzý haber veririm. (Lokman -15)

Ýslam alimleri: "Ýmam-ý Þafii"

Balatan MiM, Temmuz 30, 2008, 08:30:31

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM

Ýmam-ý Þafii 




Cennet ile müjdelenmiþ olan Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Þafii mezhebinin reisidir.

Adý, Muhammed bin Ýdris?tir. Dedesinin dedesi Þafi, Kureyþ kabilesinden ve eshab-ý kiramdan olduðu için, Þafii adý ile meþhur olmuþtur. Þafi?in dedesinin dedesi de Haþim bin Abdi Menaf?dýr.

150 (m.767) senesinde Gazze?de doðdu. 204 (m.820)?de Mýsýr?da vefat etti. Kabri, Kurafe kabristanlýðýnda büyük bir türbe içindedir.

Henüz beþikte iken babasý vefat etmiþti. Annesi onu iki yaþýnda, asýl memleketleri olan Mekke´ye getirdi. Orada büyüdü. Yedi yaþýna gelince Kur´an-ý kerimi ezberledi. Bundan sonra ilim öðrenmeye baþladý.

Daha küçük yaþta iken Mekke´de bulunan zamanýn meþhur âlimlerinin derslerine ve sohbetlerine devam etmeye baþlamýþtýr. Kendisi, ilim öðrenmeye baþladýðý bu ilk günleri için þöyle demiþtir: "Kur´an-ý kerimi ezberledikten sonra devamlý Mescid-i harama gidip, fýkýh ve hadis âlimlerinden pek çok istifade ettim. Fakat çok fakir idik, bir yaprak kaðýt almaya bile gücümüz yoktu. Derslerimi ve öðrendiðim meseleleri yazmakta çok sýkýntý çekerdim."

Mekke´deki bu ilk tahsilinden sonra Arapçanýn inceliklerini ve edebiyatýný öðrenmek için, Huzeyl kabilesinin arasýna gitti. Bu hususta da þöyle demiþtir:
"Ben Mekke´den çýktým. Çölde Huzeyl kabilesinin yaþayýþýný ve dilini öðrendim. Bu kabile, Araplarýn dil bakýmýndan en fasihi idi. Onlarla birlikte gezdim, dolaþtým, ok atmayý öðrendim. Mekke´ye döndüðüm zaman, bir çok rivayet ve edebiyat bilgilerine sahip olmuþtum."

Daha on yaþýnda iken, o zamanýn en meþhur âlimi imam-ý Malik´in "Muvatta" adlý hadis kitabýný, dokuz günde ezberlemiþtir. Gençliðinin ilk yýllarýnda kendini tamamen ilme verip, Mekke´deki Süfyan bin Uyeyne, Müslim bin Halid ez-Zenci gibi fakih ve muhaddislerden ilim tahsil etti. Hadis, fýkýh, lügat ve edebiyatta çok yükseldi. Mekkeli gençler arasýnda, ilimde parmakla gösterilen bir dereceye ulaþtý.

Tahsilinde en önemli safha, imam-ý Malik hazretlerine talebe olmasýyla baþlamýþtýr. Mekke´den Medine´ye gidip, imam-ý Malik´den ders almasýný þöyle anlatmýþtýr:
"Ýlk zamanlar Mekke´de, Müslim bin Halid´den fýkýh öðrendim. O sýrada Medine´de bulunan Malik bin Enes´in büyüklüðünü ve müslümanlarýn imamý olduðunu iþittim. Kalbime geldi ki onun yanýna gideyim, talebesi olayým. Sonra onun meþhur eseri olan "Muvatta"nýn bir nüshasýný, Mekke´de birinden tekrar geri vermek üzere alýp dokuz günde ezberledim. Mekke valisine gidip, birini Medine valisine birisini de Malik bin Enes´e vermek üzere iki mektup alýp Medine´ye gittim. Medine´ye varýnca, Medine valisine gidip ona ait olan mektubu verdim ve Medine valisi ile birlikte imam-ý Malik´in yanýna gittik, imam-ý Malik dýþarý çýktý. Uzun boylu ve gayet heybetli bir görünüþü vardý. Medine valisi, Mekke valisinin gönderdiði mektubu imama takdim etti. Mektupta "Muhammed bin Ýdris, annesi tarafýndan þerefli bir kimsedir. Ve hali þöyle þöyledir..." diye yazýlý olan kýsmý okuyunca "Sübhanallah! Resulullahýn ilmi þöyle mi oldu ki, mektup ile yazýlýp, sorulup, talep olunur" dedi. Ben de durumumu ve ilim öðrenmek istediðimi anlattým. Sözlerimi dinledikten sonra bana baktý. Adýn nedir, dedi. Muhammed´dir dedim. Ey Muhammed, dedi, ileride büyük bir þânýn olacak, Allahü teâlâ senin kalbine bir nur vermiþtir. Onu masiyetle söndürme! Yarýn birisi ile gel, sana Muvatta´yý okusun buyurdu. Ben de onu ezberledim, ezberden okurum dedim. Ertesi gün imam-ý Malik´e gelip okumaya baþladým. Her ne zaman, imamý üzme korkusundan okumayý býrakmak istesem, benim güzel okumam onu hayretler içerisinde býrakýr, ey genç daha oku derdi. Kýsa zamanda Muvatta´yý bitirdim."


MiM

Ýmam-ý Malik´in yanýna geldiði zaman, yirmi yaþlarýnda bulunuyordu. Ýmam-ý Malik onu himayesine alýp, dokuz yýl müddetle ilim öðretti. Ýlimde yüksek bir dereceye ulaþan imam-ý Þafii Mekke´ye dönünce, oraya gelen Yemen valisi, onu Yemen´e götürüp kadýlýk vazifesi verdi. Beþ yýl kadar bu görevi yaptýktan sonra, Baðdat?a giderek, ilmini ilerletmek için, imam-ý a´zamýn talebesi olan imam-ý Muhammed´den ders almaya baþladý. Ýmam-ý Muhammed onu kendi himayesine alýp, yazmýþ olduðu kitaplarýný okutmak suretiyle, Irak´ta tedvin edilen fýkýh ilmini ve Irak´ta meþhur olan rivayetleri öðretti, imam-ý Muhammed ayrýca Ýmam-ý Þafii´nin üvey babasý idi. Ýmam-ý Þafii onun ilminden ve kitaplarýndan çok istifade etmiþtir.

Ebu Ubeyd þöyle demiþtir:
Ýmam-ý Þafii´den duydum, buyurdu ki, "Ýmam-ý Muhammed´den öðrendiðim meselelerle ve ilimle, bir deve yükü kitap yazdým. Eðer o olmasaydý ilim kapýsýnýn eþiðinde kalmýþtým. Bütün insanlar ilimde, Irak âlimlerinin, Irak âlimleri de Kufe âlimlerinin çocuklarýdýr. Onlar da Ebu Hanife´nin çocuklarýdýr." Yani bir babanýn çocuklarý için lazým olan nafakayý kazanýp, çocuklarýný beslemesi gibi, imam-ý a?zam Ebu Hanife hazretleri de kendinden sonrakileri böylece ilimle beslemiþ ve doyurmuþtur.

Ýmam-ý Þafii, Baðdat?ta imam-ý Muhammed´den aldýðý dersleri tamamlayýp, Mekke´ye döndü. Burada bir müddet inceleme ve araþtýrmalar yapýp, ayrýca talebelere ders verdi. Bilhassa hac mevsiminde çeþitli Ýslam beldelerinden gelen ilim adamlarý ondan ilim öðrenirlerdi. Mekke´deki bu ikameti dokuz yýl kadar sürdü. Sonra tekrar Baðdat?a gitti. Bu sýrada Baðdat Ýslam âleminin önemli bir ilim merkezi idi. Burada bulunan âlimler, imam-ý Þafii´ye hürmet göstermiþ ve ilim talebeleri onun etrafýnda toplanmýþtýr. Baðdat âlimleri dahi ondan ders almýþlardýr. Daha önce Mekke´de imam-ý Þafii ile görüþen ve ondan hadis dinleyen Ahmed bin Hanbel talebe olmuþ, onun üstünlüðüne hayran kalmýþtýr. Yine imam-ý Þafii ile emsal olan Ishak bin Raheveyh ve benzerleri ondan ilim tahsil etmiþtir. Herkes onun dersine koþuyor ve verdiði fetvalara hayran kalýyordu. Ders ve fetva vermekte uyguladýðý usul, geniþ olarak açýkladýðý istinbat (kaynaklardan hüküm çýkarma) usulü olan, usul-i fýkýh ilmi idi.

O buna göre açýklamalarda bulunuyordu. Güzel ve açýk konuþmasý, ifade ve izah tarzý, münazara kuvveti ve tesir bakýmýndan çok güçlü idi. Ýmam-ý Þafii Baðdat?ta bulunduðu sýrada (el-Kitab-ül Baðdadiyye) adýný verdiði eserini yazdý. Ýmam-ý Þafii´nin üstün þahsiyetine ve yüksek ilmine hayranlýk duyarak, ondan ders alýp ilim öðrenen talebelerinden bir kýsmý þunlardýr: Ahmed bin Hanbel, Ýshak bin Raheveyh, ez-Zaferani, Ebu Sevr Ýbrahim bin Halid, Ebu Ýbrahim Müzeni, Rebi´ bin Süleyman-ý Muradi gibi bir çok âlim. Daha sonraki asýrlarda, Þafii mezhebinde yetiþmiþ âlimlerden meþhur olanlardan bazýlarý da þunlardýr: Hadis âlimlerinden imam-ý Nesai, kelam (akaid) âlimlerinden Ebul-Hasen-i Eþari, imam-ý Maverdi, imam-ý Nevevi, imam-ül-Haremeyn Abdülmelik bin Abdullah, imam-ý Gazali, Ýbni Hacer-i Mekki... Kaffal-ý Kebir, Ýbni Subki, imam-ý Suyuti v.b.

Ýmam-ý Nesai´nin (Sünen)´i meþhurdur, imam-ý Eþari, Ehl-i sünnetin itikaddaki iki imamýndan birisidir. Hocalarýnýn zinciri imam-ý Þafii´ye ulaþýr.

MiM

Ýmam-ý Þafii hazretleri, ilim, zühd, marifet, zeka, hafýza ve nesep bakýmlarýndan zamanýndaki âlimlerin en üstünü idi. Onüç yaþýnda iken, Harem-i þerif de "Bana istediðinizi sorunuz" derdi. Onbeþ yaþýnda iken fetva verirdi. Zamanýnýn en büyük âlimi olan ve üçyüz bin hadis-i þerifi ezbere bilen imam-ý Ahmed bin Hanbel, ondan ders almaya gelirdi. Çok kimse imam-ý Ahmed´e, "Böyle büyük bir âlim iken, karþýsýnda nasýl oturuyorsun?" dediklerinde, "Bizim ezberlediklerimizin manalarýný o biliyor. Eðer onu görmeseydim, ilmin kapýsýnda kalacaktým. O, dünyayý aydýnlatan bir güneþtir, ruhlara gýdadýr" derdi. Bir kere de, "Fýkýh kapýsý kapanmýþtý. Allahü teâlâ, bu kapýyý, kullarýna imam-ý Þafii ile tekrar açtý" dedi. Bir kere de, "Ýslamiyet?e, þimdi Þafii´den daha çok hizmet eden birini bilmiyorum" dedi. Ýmam-ý Ahmed yine buyurdu ki: (Allahü teâlâ her yüzyýlda bir âlim yaratýr, benim dinimi, herkese onun ile öðretir) hadis-i þerifinde bildirilen âlim, imam-ý Þafii´dir. Hadis-i þerifte (Kureyþ´e sövmeyiniz. Zira Kureyþli bir âlim, yeryüzünü ilimle doldurur) buyuruldu. Ýslam âlimleri bu hadis-i þerif, imam-ý Þafii´nin geleceðini bildirmiþtir, demiþlerdir.

Ýmam-ý Ahmed bin Hanbel´in oðlu Abdullah, babasýnýn imam-ý Þafii´ye çok dua ettiðini görerek sebebini sorunca: "Oðlum, imam-ý Þafii´nin insanlar arasýndaki yeri, gökteki güneþ gibidir. O, ruhlarýn þifasýdýr" demiþtir. Bir seferinde de; "Eline kalem kaðýt alan herkesin imam-ý Þafii´ye þükran borcu vardýr" demiþtir.

Ýmam-ý Þafii hazretlerinin rivayet ettiði hadis-i þerifler, Sahih-i Müslim´de, Sünen-i Ebi Davud, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Nesai, Sünen-i ibni Mace ve Sahih-i Buhari´nin ta´likatýnda yer almýþtýr.

Ýmam-ý Þafii hazretleri, ikinci defa Baðdat?a gidiþinden sonra, Baðdat?taki siyasi ve fikri kargaþalýklar sebebiyle Mýsýr´a gidip, ömrünün sonuna kadar orada kalmýþtýr. Ýmam-ý Þafii, imam-ý Malik´in ve imam-ý a´zamýn talebesi imam-ý Muhammed´in derslerine devam ederek, imam-ý a´zamýn ve imam-ý Malik´in ictihad yollarýný öðrenip, bu iki yolu birleþtirdi ve ayrý bir ictihad yolu kurdu. Kendisi çok belið, edip olduðundan, âyet-i kerimelerin ve hadis-i þeriflerin ifade tarzýna bakýp, kuvvetli bulduðu tarafa göre hüküm verirdi, iki tarafta da kendi usulüne göre kuvvet bulamazsa, o zaman kýyas yolu ile ictihad ederdi. Böylece müslümanlarýn ibadetlerinde ve iþlerinde uyacaklarý bir yol göstermiþtir. Onun kendi usulüne göre þer´i delillerden çýkardýðý hükümlere, yani gösterdiði bu yola "Þafii Mezhebi" denildi. Ehl-i sünnet itikadýnda olan müslümanlardan, amellerini yani ibadet ve iþlerini, bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Þafii" denir.

Menkýbeleri ve methi:
Süfyan-ý Sevri þöyle demiþtir:
"Ýmam-ý Þafii´nin aklý, zamanýndaki insanlarýn yarýsýnýn akýllarý toplamýndan fazladýr."

Abdullah-i Ensari buyurdu ki:
"Ýmam-ý Þafii´yi çok severim. Çünkü evliyalýkta hangi makama baksam, onu herkesin önünde görüyorum."

Az yer, az uyurdu. "On altý senedir, doyasýya yemek yemedim" buyurdu. Sebebi sorulunca, "Çok yemek bedene aðýrlýk verir, kalbi zayýflatýr, anlayýþý, idraki azaltýr, çok uyku getirir ve böylece insaný ibadetten alýkoyar. Kulluðun baþý az yemektir" buyurdu.

Ýmam-ý Þafii´nin simasý, gayet güzel ve sevimli idi. Üstün bir zekaya ve kabiliyete sahip idi. Peygamber efendimizin sünnetine son derece riayet ederdi, ilmi, tevazusu, heybet ve vakarý ile kalblere tesir ederdi. Kur´an-ý kerim okurken dinleyenler kendinden geçerdi.

Orta halli giyinirdi. Heybetli bir görünüþü vardý. O bakarken, yanýndakiler su dahi içemezlerdi. Yüzüðünde, (el-bereketü fil-kana´ati) Bereket, kanaat etmektedir, yazýlý idi.

MiM

Harun Reþid, her sene Bizans imparatorundan vergi olarak çok para ve mal alýrdý. Bir sene imparator, âlimlerle münakaþa etmek için ruhbanlar gönderdi: "Eðer bizi yenerlerse onlara vergilerimizi vermeye devam edeceðiz. Yok biz yenersek vermeyiz" dedi. Dörtyüz hýristiyan geldi. Halife, bütün âlimlerin Dicle kenarýnda toplanmasýný emretti. Ýmam-ý Þafii´yi çaðýrarak, hýristiyan ruhbanlara sen cevap ver dedi. Herkes Dicle kenarýnda toplandý. Ýmam-ý Þafii seccadeyi omzuna alýp nehre doðru gitti. Seccadeyi nehre atýp üzerine oturdu ve, "Benimle münakaþa etmek isteyenler buraya gelsin" dedi.
Bu hali gören ruhbanlarýn hepsi müslüman oldu. Bizans imparatoru, adamlarýnýn imam-ý Þafii´nin elinde müslüman olduðunu öðrenince; "Ýyi ki, o buraya gelmedi. Yoksa buradakilerin hepsi müslüman olurdu, kendi dinlerini býrakýrlardý" dedi.

Bir kere ders verirken, ders esnasýnda on defa ayaða kalktý. Sebebini sorduklarýnda, buyurdu ki:
"Seyyidlerden bir çocuk, kapýnýn önünde oynuyor. Kapýnýn önüne gelip, kendisini gördüðüm zaman, ona hürmeten ayaða kalkýyorum. Resulullahýn torunu ayakta dururken oturmak reva deðildir."

Vefatý
Ýmam-ý Þafii hazretleri, din-i Ýslama hizmet uðrunda tükettiði hayatýnýn son anlarýný, Kur´an-ý kerimi dinleyerek geçirmiþtir, ömrünün sonuna kadar her gün bir hatim olmak üzere, ayda otuz hatim okurdu. Ramazan-ý þerifte ise gece ve gündüz birer hatim olmak üzere, altmýþ hatim okurdu. Artýk vefatýnýn yaklaþtýðý sýrada takatsiz düþmüþtü, önceki gibi okuyacak durumda deðildi. Fakat okuyan birinden dinlemek arzu ediyordu. O bu halde iken, talebesi Ebu Musa Yunus bin Abdül-a´la?ya okutup, huþu içinde dinliyordu. Son nefeslerini vermek üzere iken, halini sordular. "Dünyadan göçüyorum. Artýk ondan ayrýlýyorum. Ümit þerbetini içiyorum. Kerim olan Rabbime gidiyorum" buyurdu. Vefatý Ýslam âlemi için büyük bir kayýp oldu. Duyulduðu her yerde, derin üzüntü ve gözyaþlarý ile karþýlandý. Kabri kazýlýrken etrafa misk kokusu yayýldý. Orada bulunanlar bu kokunun tesirinde kalýp, kendilerinden geçtiler. Kahire´de el-Mukattam daðýnýn eteðinde Kurafe kabristanýna defnedildi. Daha sonra kabri üzerine bir türbe yapýlmýþtýr. Türbesi üzerindeki þimdiki muhteþem kubbe, Eyyubi sultanlarýndan el-Melikel-Kaim tarafýndan; 608 (m. 1211) yýlýnda yapýlmýþtýr. Selahaddin Eyyubi tarafýndan da, türbesinin yanýna büyük bir medrese yaptýrýlmýþtýr.


MiM

Kýymetli sözlerinden ve nasihatlerinden bir kýsmý þunlardýr:

"Allahü teâlâyý bilen necat (kurtuluþ) bulur. Dininde titizlik gösteren, kötülüklerden kurtulur. Nefsini ýslah eden saadete kavuþur.?

"Kim þu üç þeyi yaparsa imaný kâmil olur:
1- Emr-i bil-maruf yapmak, yani Allahü teâlânýn emirlerini yapmak ve yaymak.
2- Nehy-i anil-münker yapmak, yani Allahü teâlânýn yasaklarýný yapmamak ve yapýlmamasý için uðraþmak.
3- Her iþinde Allahü teâlânýn dinde bildirdiði hudutlar içinde bulunmak.?

?Dünyada zahid ol, dünya malýna baðlanma! Ahireti isteyici ol, onun için çalýþ! Her iþinde Allahü teâlâyý hatýrla. Böyle yaparsan, kurtulmuþlardan olursun. Ruhsat ve teviller ile uðraþan âlimden fayda gelmez.?

?Ýnsanlarý tamamen razý ve memnun etmek çok zordur. Bir kimsenin bütün insanlarý kendinden hoþnut etmesi mümkün deðildir. Bunun için kul, daima Rabbini razý ve memnun etmeye bakmalý, ihlas sahibi olmalýdýr.?

"Ýlmi, kibirlenmek, kendini büyük görmek için isteyenlerden hiçbiri felah bulmuþ deðildir. Ama ilmi tevazu için, âlimlere ve insanlara hizmet için isteyen, elbette felah bulur, kurtulur."

"Senden daha çok malý ve parasý olan kimseyi kýskanma. O malýna ve parasýna hasretle ölür. Ýbadeti ve taatý çok olan kimselere gýpta et. Yaþayanlar da sonunda ölecekleri için, onlarýn dünyalýklarýna özenmeye deðmez."

"Hiçbir kimse yoktur ki, dostu ve düþmaný olmasýn. Madem ki böyledir, o halde Allahü teâlâya itaat edenlerle beraber bulun, onlarý sev."

"Ýlim, ezber edilen þey deðil, ezber edilen þeyden temin edilen faydadýr."

"Resulullahýn ve Esbabýnýn yolunda olmayaný havada uçar görsem, yine doðruluðunu kabul etmem."

"Herkese akýllý denmez. Akýllý kimse, kendisini her türlü kötülükten koruyandýr."

"Kalbine ilahi bir nur penceresinin açýlmasýný isteyen þu dört þeyi yapsýn:
1- Günün belli bir vaktinde yalnýz kalsýn ve huzura dalsýn.
2- Midesini pek fazla doyurmasýn.
3- Sefih kimselerle düþüp kalkmayý býraksýn, kötü kimselerle düþüp kalkmasýn.
4- Ýlimleriyle yalnýz dünyalýk arzu eden kimselere yaklaþmasýn."

?Dünyayý ve Yaradanýný bir arada sevdiðini söyleyen kimse yalancýdýr.?

"Hiç bir vakit yoktur ki, ilim mütalaasý, hüzün ve kederi yok etmesin, ilmi mütalaa, kalbin en ince ve en gizli noktalarýný harekete geçirir, insanda yüce duygular uyandýrýr.?

"Sadýk dost, arkadaþýnýn hüzün ve sevinçte ortaðý olandýr."

"Ýki kiþinin, darýldýktan sonra birbirinin ayýplarýný ortaya çýkarmasý, münafýklýk alametidir."

"Haksýz sözleri tasdik eden, dalkavuk ve iki yüzlüdür."

"Sadýk dost, arkadaþýnýn ayýplarýný görünce ihtar eder, ifþa etmez."

"Ýbret almak istersen, hata sahibi kiþilerin akýbetlerine bak da kalbini topla."

"Dünya sevgisi ile Allah sevgisini bir arada toplarým iddiasýnda bulunmak, yalandýr."

"Âlimlerin güzelliði, nefslerini ýslah etmeleridir, ilmin süsü, þüpheli þeylerden sakýnmak, yumuþak olup, sertlik göstermemektir."

MiM

"Dünya iþlerinde bir darlýða ve sýkýntýya düþen kimse, ibadete yönelmelidir."

"Gururlanýp böbürlenmek, adi ve bayaðý kimselerin vasfýdýr."

"Hizmet edene, hizmet edilir."

"Dostlar ile yapýlan sohbetten sevimli bir hareket yoktur. Dostlarýn ayrýlýðý kadar da gam ve keder veren þey yoktur."

"Ýlmi sevmeyende hayýr yoktur. Böyle kimselerle dostluk ve baðlýlýðýný kes. Çünkü, ilim kalblerin hayatý, gözlerin aydýnlýðýdýr."

"Sadýk dost ve halis kimya az bulunur, hiç arama!"

"Bütün düþmanlýklarýn aslý, kötü kimseler ile dostluk etmek ve onlara iyilik yapmaktýr."

"Ýlim öðrenmek, nafile ibadetten üstündür."

"Kendini bilmeyene ilim öðreten, ilmin hakkýný zayi etmiþ olur. Layýk olandan ilmi esirgeyen de, zulmetmiþ olur."

"Resulullahtan sonra insanlarýn en üstünü Hz. Ebu Bekir, sonra Hz. Ömer, sonra Hz. Osman, sonra Hz. Ali´dir.? (radýyallahü anhüm)

"Ýlim öðrenmek için üç þart vardýr: Hocanýn maharetli, talebenin zeki olmasý ve uzun zaman."

"Kimin düþüncesi, arzusu, maksadý yemek içmek (dünya) ise; kýymeti, baðýrsaklarýndan çýkardýðý kazurat kadardýr."

"Dünyada en huzursuz kimse, kalbinde haset ve kin taþýyanlardýr."

"Baþkalarýný senin yanýnda çekiþtiren, senin bulunmadýðýn yerde de seni çekiþtirir."

"Kanaatkâr olmak, rahatlýða kavuþturur."

"Sýrrýný saklamasýný bilen, iþinin hakimidir."

Ýmam-ý Þafii hazretlerinin divanýndaki þiirlerinden bazýlarýnýn tercümesi þöyledir:
"Günlerin beraberinde getirdiði hadiseler, seni tesiri altýna almasýn. Sen iyi bir insan olmaya bak. Zaman içerisinde gelen musibetler ve belalardan dolayý sabýrsýzlýk gösterme. Dünyanýn bela ve musibetleri devamlý deðildir.

Ýnsanlar arasýnda hata ve ayýbýn çok olsa bile, ahlakýn; iyilik, cömertlik ve vefa (sözünde durmak) olsun, iyilik ve cömertliðin ile, hata ve ayýplarýný ört. Cimriden iyilik bekleme. Çünkü Cehennemde, susuz kimseye su yoktur.

Dünyanýn sevinci de, kederi de, bolluðu da, darlýðý da devamlý deðildir. Kanaatkâr bir kalbe sahip olduðun zaman, sen ve dünyaya sahip olan kimse eþitsiniz. Ölüm, kimin yanýna gelirse, artýk onu ölümün elinden kurtaracak ne yer ve ne de gök vardýr. Gerçi Allahü teâlânýn yarattýðý þu yeryüzü geniþtir. Fakat, bir kere Allahü teâlânýn hükmü gelince, feza bile dar gelir. Ölümün asla devasý (ilacý) yoktur."

"Baþýmda aðaran saçlarýn ortaya çýkmasýyla, nefsimin ateþi sönüp gitti. Baþýmda beyaz saçlarýn yanmasýyla, benim gecem oldu. (Çünkü bunlar, ölümün habercileri idi.) Ýhtiyarlýðýn habercileri yanaklarýma indikten sonra, ben nasýl rahat yaþarým, insanýn ömrünün en iyi kýsmý, ihtiyarlýktan öncekidir. Halbuki, gençliði yok olan bir nefs, yok olmuþ demektir, insanýn rengi sararýp, saçlarý aðardýðý zaman, güzel ve tatlý günleri de, o güzellik ve tatlýlýðýný kaybeder. Yeryüzünde büyüklenerek yürüme. Çünkü, bir müddet sonra bu yer, seni de içine çekip alacaktýr."

"Sefih ve cahil bir kimse konuþunca ona cevap verme. Sükut, ona cevap vermekten daha hayýrlýdýr."

"Öðrenmenin acýsýný bir müddet tatmayan, hayatý boyunca cehaletin zilletini yudumlar."

"Bütün düþmanlýklarýn sevgiye dönüþmesi umulur. Fakat hasetten dolayý olan düþmanlýk böyle deðil."

MiM

"Allahü teâlâyý sevdiðini söylersin, halbuki, Ona isyan edersin. Böyle sevgi olmaz. Eðer sevginde samimi olsaydýn, Allahü teâlâya itaat ederdin. Çünkü seven, sevdiðine itaat eder."

"Senden görüþünü istemeyene, görüþünü verme. Çünkü böyle yaparsan, övülmediðin gibi, görüþün de o kimseye fayda vermez."

"Müslümanlarýn önderi imam-ý a´zam Ebu Hanife, memleketleri ve içerisinde yaþayanlarý, ilmiyle verdiði hükümlerle süsledi. Doðuda, batýda ve Kufe´de onun bir eþi yoktur. Allahü teâlâ ona rahmet eylesin."

"Ýlim öðren, kimse âlim olarak doðmaz, ilim sahibi ile cahil bir olmaz."

"Bir kavmin büyüðünün ilmi yoksa, herkes ona yönelip geldiði zaman o küçüktür. Kavmin makam ve mertebe sahibi olmayan ve ilim sahibi olan küçüðü, ilmi meclislerde kavmin büyüðüdür."

"Sana gelene sen de git. Sana kötülük ve eziyet edene sen eziyet etme."

"Ey insan, dilini muhafaza et, seni sokmasýn. Çünkü o, büyük bir yýlandýr. Kabirlerde, kahraman ve cesur kimselerin bile kendileriyle karþýlaþmaktan çekinip, dilinin kurbaný giden nice kimseler vardýr."

"Hakký doðruyu kim söylerse söylesin kabul ediniz."

Eserleri:
Ömrünü ilim öðrenmek, öðretmek ve eser yazmak suretiyle, Ýslamiyet?e hizmet yoluna sarf eden
imam-ý Þafii hazretlerinin pek çok kýymetli eseri vardýr. Bazýlarý þunlardýr:


***********************************************************

1) El-Ümm: Fýkýh ilmine dair olup, imam-ý Þafii?nin ictihad ederek bildirdiði meseleleri ihtiva eden bir eseridir. Yedi cilt olarak basýlmýþtýr.

2) Kitab-üs-Sünen vel-Müsned: Hadis ilmine dairdir.

3) Er-Risale fil-Usul: Usul-i fýkha dairdir. Usul-i fýkhýn kitap halinde yazýldýðý ilk eserdir.

4) El-Mebsut
5) Ahkam-ül-Kur?an
6) Ýhtilaf-ül-Hadis
7) Müsned-üþ-Þafii
8) El-Mevâris
9) El-Emali el-Kübra
10) El-Emali es-Sagir
11) Edeb-ül-Kadi
12) Fedail-i Kureyþ
13) El-Eþribe
14) Es-Sebku ve?r-Remyü
15) Ýsbat-ün-Nübüvve ve Reddi alel-Berahime


Yukar git