Haziran 27, 2019, 08:11:33
Haberler:

De ki: Sizi yeryüzünde çoðaltýp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksýnýz. (Mulk -23)

Nietzche ve Sartre’ýn Varoluþçu Ateizmi

Balatan Fussilet, Kasm 01, 2017, 12:05:51 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Fussilet

Nietzche ve Sartre'ýn Varoluþçu Ateizmi
AlntModern dönemde ateizmin yayýlmasýnda ve taraftar bulmasýnda rol oynayan iki önemli düþünür daha vardýr. Bunlar Nietzche ve Sartre'dýr. Kendi kültürlerine karþý isyankâr bir ruh yapýsýna sahip olan bu düþünürler birtakým duygusal, moral ve varoluþsal gerekçelerle Tanrý'yý reddetmiþ, geleneksel (dinî ve ahlâkî) bütün deðerleri yýkarak insanýn özgürlüðüne dikkat çekmeye çalýþmýþlardýr.
Söz konusu düþünürler özellikle hýristiyanlýðýn Tanrý anlayýþýna ve bu anlayýþ üzerine kurulan ahlâkî yapýya karþý amansýz bir mücadele vermiþ ve inançsýz yaþamayý ilke edinmiþlerdir. Bu düþünürlere göre hýristiyan ahlâký da insaný küçültmüþ ve özgürlüðünü kaybettirmiþtir. Her iki düþünürü de bunalýmlý bir dünyanýn ortaya çýkardýðý bunalýmlý insanlar olarak nitelemek mümkündür.(73)
"Tanrý öldü O'nu biz öldürdük" diyen Nietzsche bu ifadesiyle Tanrýsýz bir yaþam istediðini açýða vurmuþtur. Tanrý'nýn ölmesi de ona göre insan zihnindeki Tanrý kavramýnýn yok edilmesi ve çýkarýlýp atýlmasý anlamýna gelmektedir.(74) Bu durumda insan, Nietzsche'ye göre, özgürlüðünü ve onurunu yeniden kazanacak ve kendi özünü yine kendisi belirlemiþ olacaktýr.
Nietzche'den büyük çapta etkilenen Sartre da insanýn özgürlüðü için Tanrý'nýn yok olmasý gerektiðini öne sürmüþtür. Ona göre Tanrý varsa özgürlük yok demektir. Bu durumda insan kendi özünü oluþturma imkân ve gücünden yoksun kalacaktýr. Ona göre Tanrý var olmadýðý için herhangi bir mutlak deðerden de bahsedilemez. Dolayýsýyla insan kendi deðerlerini ve kendi dünya görüþünü yine kendisi yaratmak durumundadýr. Dolayýsýyla O dünyada kendi baþýna olup, yalnýz kalmýþtýr.(75) Bu nedenle o özgürlüðe mahkûmdur. Özgürlük içerisinde de kendi özünü oluþturmak ve belirlemek zorundadýr.
Gerek Nietzsche ve gerekse Sartre'ýn fikirleri sadece Batý'da deðil dünyanýn deðiþik yerlerinde büyük bir heyecan uyandýrmýþtýr. Pek çok düþünüre cazip gelmiþ ümitsizliðe, karamsarlýða ve bunalýma düþmüþ insanlarýn tesellisi olmuþtur. Ancak her iki düþünürün iddialarý Tanrý'nýn varlýðýný çürütmekten ziyade onun ahlâkî açýdan var olmamasý gerektiði gibi bir ön kabulle yola çýkýlarak ileri sürülmüþ haykýrma ya da þikâyet türü þeylerdir. Muhataplarý da hýristiyanlýðýn baskýsýndan bunalmýþ, sýkýntýya düþmüþ ve arayýþ içerisindeki insanlar olmuþtur.(76) Ortaya koyduklarý þeyler de sýradan insanlarýn benimseyebileceði düþünceler olmaktan ziyade, uçlarda gezen ve aykýrý davranan kiþilerin hoþuna gidecek olan düþüncelerdir.
Ayrýca Nietzsche ve Sartre'ýn düþüncelerini doðrudan Ýslâmiyet'e yöneltilmiþ bir eleþtiri olarak da düþünmemek gerekir. Çünkü her iki düþünürün de reddettiði Tanrý Ýslâmiyet'in Tanrý'sý deðildir. Görünen o ki bu düþünürler daha ziyade hýristiyanlýk'la hesaplaþmaktadýrlar.Bu kiþiler Tanrý'nýn (Ýsa) trajik bir biçimde çarmýha gerildiði, insanlarýn günahkâr doðduðu ve kiliseye gidip vaftiz olmadýkça aklanamadýðý, insanlarýn günah iþlediðinde (Ortaçað'da görüldüðü gibi) acýmasýzca ateþe atýldýðý, ölümden sonra da cehennemle korkutulduðu bir kültürde yetiþmiþlerdir. Yýllar süren din savaþlarýnýn ve kilise baskýsýnýn altýnda ezilen bir toplumun fikrî özgürlüðünü seslendirmiþlerdir.(77) Dolayýsýyla böyle düþünürleri kendi þartlarý içerisinde anlamak ve deðerlendirmek gerekmektedir. Projelerini ve ideallerini de evrensel bir norm olarak düþünmemek gerekmektedir.
Söz konusu düþünürlerin fikirleri önemli olmakla birlikte onlarý dine (Ýslâmiyet) karþý geliþtirilmiþ teorik itirazlar olarak görmek mümkün deðildir. Bu kiþilerin gözünde Tanrý, Tanrý olmaktan çýkmýþ baþka bir hüviyete bürünmüþtür. Dolayýsýyla ne bu kiþileri ikna etmek ne de zihinlerindeki kavramlarý kabullenmek mümkündür. Yapýlabilecek en iyi þey onlarý kendi hallerine býrakmak ve zaman içerisinde yanýlmýþ olduklarýný görmeyi beklemek olacaktýr. Bu kiþiler ahlâk (özgürlük) ve erdemlilik adýna Tanrý'yý inkâr etmiþlerdir. Halbuki Ýslâmiyet'e göre Tanrý inancýyla birlikte ahlâklý ve erdemli olmanýn yollarý sonuna kadar açýlmýþtýr.
Gerek Kur'ân'a ve gerekse Peygamber'in yaþamýna bakýldýðýnda insanlara daima ahlâklý, rasyonel ve kiþilikli bir þahsiyete sahip olmalarýnýn tavsiye edildiði görülecektir. Nitekim Tanrý insaný böyle bir yetenekte yaratmýþ ve ahlâklý olma imkânlarýný önümüze sunmuþtur. Hangi þartta olursa olsun erdemli yaþamanýn ön koþulu bulunmamaktadýr. Yani dini, dili, ýrký, sosyal statüsü, maddî durumu, saðlýðý, huzuru, ne olursa olsun herkesin uymasý gereken birtakým insanî ve ahlâkî normlar bulunmaktadýr. Ýnsan olumsuz þartlarda dahi bu özelliðini korumalýdýr. Dinin istediði budur. Dolayýsýyla ateistlerin iddiasýnýn aksine dinin (Ýslâmiyet) ahlâk konusunda olumsuz bir rolü bulunmamaktadýr. Dini bu durumla itham etmekte dinî bilgisizliðin ve ideolojik bir tavrýn sonucudur.
Ýster Batý'da olsun ister Doðu'da Tanrý'ya inandýðý halde bazý insanlarýn ahlâka aykýrý tavýr sergilemeleri o kiþilerin eksikliðidir. Bu durumdan Tanrý'yý sorumlu tutmak mümkün deðildir. Ahlâksýzlýðýn kol gezdiði bir toplum yaþamýna veya insanlarýn zararýna olan þeylere Tanrý'nýn onay vermesi mümkün deðildir. Dolayýsýyla bazý ekonomik ve sosyal sýkýntýlardan dolayý insanlarýn ahlâksýz olmalarý veya içine düþtükleri sýkýntýdan kurtulmak için Tanrý'yý reddetmeleri anlaþýlýr deðildir. Bu noktada ateistlerin ileri sürdüðü özgürlük ideali de sorumsuzluk, kuralsýzlýk, daðýnýklýk ve kaos istemiyle eþ anlamlý olacaktýr.
Ýnsanýn çoðu zaman duygusal bir varlýk olduðu âþikârdýr. Bu duygusallýðýn inanç, ahlâk ve bilim konularýna da yansýdýðý ve dolayýsýyla yanýltýcý olabileceði gözden kaçýrýlmamalýdýr. Bu yüzden birtakým hissi gerekçeler üzerine inançsýzlýðý inþa etmek, kiþilerden ve bazý kurumlardan dolayý Tanrý inancýna karþý çýkmak doðru olmayacaktýr. Kaldý ki böyle bir tavýr insana mutluluk kazandýrmayacak, mevcut problemlerini de çözmeyecektir. Nitekim inançsýzlýðýn yaygýn olduðu yerlerde insanlarýn gerek ruhen ve gerekse sosyal açýdan mutlu olduklarýný söylemek zordur. Kaldý ki o insanlarýn pek çoðu da artýk inançsýzlýkla ilgili hayal kýrýklýðýný ve ümitsizliðini gizlememektedir. Nitekim kendilerini inkârcý ideolojinin etkisinden kurtaranlarýn pek çoðu Tanrý sevgisinin ön plana çýktýðý yeni bir yaþam biçimine yönelmiþ ve dünyaya daha deðiþik bakmaya baþlamýþlardýr.
Ýslâm peygamberi görevinin birinci derecede ahlâký kemale erdirmek olduðunu belirtmiþtir.(78) Ýnsanlarý Tanrý inancýna çaðýrýrken onlara ön koþul olarak moral deðerlere baðlýlýðý, iyi bir insan olmayý ve kötü alýþkanlýklarýn býrakýlmasýný telkin etmiþtir. Bütün bunlara raðmen bazý insanlarýn din adý altýnda uygunsuz davranýþlarýna, ikiyüzlü, menfaatperest, ya da çýkar dolu eylemlerine rastlanmaktadýr. Elbetteki bunlar o insanlarýn kiþisel zaaflarýyla ilgilidir. Dolayýsýyla insan unsurundan kaynaklanan olumsuzluklarýn Tanrý'dan kaynaklandýðýný düþünmek ve dini eleþtirmek büyük bir haksýzlýktýr.
içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


Urfalý Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...

Yukar git