Haziran 24, 2019, 07:30:22 ÖS
Haberler:

Üstlerinde kanatlarýný aça-kapata uçan kuþlarý (hiç) görmediler mi? Onlarý (havada) rahmân olan Allah'tan baþkasý tutmuyor. Þüphesiz O her þeyi görmektedir. (Mulk -18)

Tarîkat Öncüleri Tarafýndan Râbýtanýn Ayrýntýlarý Hakkýnda Yapýlmýþ Açýklamalar

Baţlatan Fussilet, Ekim 24, 2017, 05:59:04 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fussilet

Tarîkat Öncüleri Tarafýndan Râbýtanýn Ayrýntýlarý Hakkýnda Yapýlmýþ Çeþitli Açýklamalar:

Nakþibendîlerce þimdiye kadar gerek yazýlý, gerekse sözlü olarak bu ko­nuda ifade edilenlere bakýlacak olursa râbýtanýn çeþitli tariflerinden özet ola­rak þu anlamlarý çýkarmak mümkündür:

1. Râbýta: Mürîdin, þeyhini þeklen ve cismen tasavvur etmesidir. Yani daha açýk bir anlatýmla, onu fizik olarak zihninde canlandýrmasýdýr.

2. Bununla birlikte mürîd, þeyhinin kalbinden kendi kalbine nur hüz­mele­rinin yansýdýðýný, ya da nurdan çaðlayanlar aktýðýný ayrýca düþünecek ve ondan bereket, himmet ve yardým isteyecektir. [1]

Bunu, tarîkat dilinde «istifâza» ya da «rûhâniyetten istimdâd» diye bazý yakýþtýrmalarla özet olarak anlatmaya çalýþmýþlardýr.

3. Mürîd kendini, þeyhinin giyim ve kuþam tarzý içindeymiþ gibi gör­meye çalýþacaktýr.

Son dönemin Nakþibendî teoris­yenlerinden Abdulhakîm Arvâsî'ye ait bu konuya iliþkin bazý açýklamalar sa­deleþtirilerek þu þekilde verilmiþtir:

«Pîrin kýyafet ve heyetine aynen bürünmek, kendini mürþid þeklinde görmek ve hayâl etmek... Bu vaziyette meydanda olan sanki pirdir, kendisi de­ðil... Bu kýsým râbýta ibâdetlere mahsustur. Mesela Kur'ân dinlerken göz­lerini yumar ve kendisini pîrin vücud ve kýyafetinde görür. Olan, sanki pîrdir, ken­disi deðil... Keza Kur'ân ve «Delâil» okurken, vaaz ve ders din­lerken, namaz kýlarken kendisini mürþidin kýyafet ve heyetinde hayâl eder. Namazda kýyam (ayakta duruþ), kuud (oturuþ), ve kýraat (Kur'ân okuyuþ) fi­illerini yerine geti­ren sanki pîrdir, kendisi deðil... »

«Bu son nokta þekline (Telebbüsî râbýta - kýlýða bürünme) râbýtasý ismi de verilir.»[2]

4. Birçok çeþitleri olan râbýtanýn bu farklý þekilleri hakkýnda da ayný ya­zar þunlarý kaydetmektedir:

«Tatbik edile gelen râbýta (Usul bakýmýndan) birkaç türlüdür: »

«Birincisi, Sâlik tarafýndan kâmil ve mükemmel sýfatlarýna lâyýk þeyhin sûretini karþýsýnda tasavvur edip hayâl yoliyle iki kaþý arasýna bakmak ve su­retteki rûhâniyete yönelmek.... Bu bakýþ ve mýhlanýþla kendinden geçme, kay­bolma hali baþlayýncaya kadar râbýtayý sürdürmek... (...)

«Ýkincisi, sâlikin, kendisini mürþid kýyafet ve heyetinde görmesidir. (...) Mürþidin suretiyle giyimli olmak bakýmýndan bu râbýta þekline "telebbüs -giyim- râbýtasý" ismi verilir.»

«Üçüncüsü, mürþidin suret ve heyetini karþýsýnda görüp, onu kalbinin or­tasýna indirmek, kalbini uzun ve geniþ bir dehliz farz ederek mürþidi o deh­lizde yürüyor ve kendisine doðru geliyor hayâl eylemek...» [3]

5. Þeyhin þeklini hayâlde canlandýrýrken onun «rûhâniyetinden» istim­dâd etmek (ondan yardým dilemek) gerekir.

TarĂ®katçýlara göre yalnĂ˝zca saĂ° olan mĂĽrĂľidden deĂ°il, aynĂ˝ zamanda ölü­den de yardĂ˝m beklenir. Yani Ăľeyhin rĂ»hâniyetinden yardĂ˝m dilemek için onun, saĂ° ya da ölĂĽ olmasĂ˝ fark etmez. Bu inanýþ hemen bĂĽtĂĽn tarĂ®katlarda vardĂ˝r ve «himmet dilemek», «bereket talep etmek», «feyiz almak» «istifâzada bulunmak» ya da «rĂ»hânĂ®yetten istimdâd etmek »  gibi çeĂľitli de­yimlerle ifade edilir.

Mehmed Zâhid Kotku bu konuda aynen þunlarý kaydetmektedir:

«Bu tarikde þeyh, kemâl-i marifet ile mütehakkýk olursa, ifâzada (yardým etme konusunda) ölü ile diri müsavi olurlar. » [4]

AslĂ˝nda mĂĽsavi olmaktan da öte, (yine tarĂ®kat rĂ»hânĂ®lerine göre) velĂ®, öl­dĂĽkten sonra bir «tîð-i ĂĽryân»  gibi, yani kĂ˝nĂ˝ndan çýkmýþ olan bir kĂ˝lýç gibi çok daha keskin olur ve onu çaĂ°Ă˝ran insa­nĂ˝n imdadĂ˝na çok daha çabuk yeti­þir. Nitekim aĂľaĂ°Ă˝daki dörtlĂĽk bu inancĂ˝ açýk olarak anlatmaktadĂ˝r:

«Ýki cihanda tasarruf ehlidir çünki velî

Deme kim bu mürdedir bunda nice dermân ola

Rûh þemþîr-i Hudâ'dýr ten gýlâf olmuþ ona

Tâ ki â'lâ kâr eder bir tîð ki uryân ola.» [5]



6. Râbýtayý gerçek anlamdaki mürþide yapmak þarttýr.

Peki gerçek manadaki mĂĽrĂľid kimdir ? Bu konuda da yine Kotku  Ăľun­larĂ˝ söylemektedir:

«Ýnsân-ý kâmil mirât-ý haktýr. Her kim kâmil insanýn rûhâniyetine basî­ret gözüyle bakarsa onda Cenâb-ý Hakkýn tecellîsini görür. Sýfatýnýn zuhû­runu id­râk eder. » [6]

 Demek ki râbĂ˝ta sĂ˝rasĂ˝nda, hayâlde canlandĂ˝rĂ˝lan insan tipi Nakþî rĂ»hân­î­le­rine göre «mir'ât-Ă˝ hak = Allah'Ă˝n aynasý» olan ve kendisine «insân-Ă˝ kâmil» denilen, insanĂĽstĂĽ kiĂľiliĂ°e sahip biri olmalĂ˝dĂ˝r. RâbĂ˝ta, bu derece yĂĽcelmiĂľ ve Allah'a ayna olmuĂľ (?) birine ancak yapĂ˝labilir.

7. Saðlara yapýldýðý gibi Ölmüþ kimselere de râbýta yapýlabilir.

Ölüye râbýta yapma konusuna, özellikle son dönem Nakþî þeyhleri tara­fýn­dan çok önem verilmiþtir. Bu cümleden olarak Abdulhakîm Arvâsî'nin, «Mezarlara Râbýta Keyfiyeti» baþlýðý altýnda aþaðýya alýnan sözleri ilginçtir. Arvâsî þu öðütleri vermektedir:

«Mezar ziyaretçisi mürîd, nefsini her türlü dýþ alâkadan boþaltýr. Ýçini dünya kayýtlarýndan uzaklaþtýrýr. Kalbini ilimler ve nakýþlardan ve hadise­lere baðlý duygulardan çekip çýkarýr. Ziyaret ettiði mevtânýn rûhâniyetini hissi key­fiyetlerden mücerret bir nur farz eder. O kabir sahibinin Feyizlerin­den bir Feyiz ve hallerinden bir hal zuhur edinceye kadar o nuru kalbinde tu­tar. (...)»

«Feyiz istekçisi ziyaretçi, Feyiz vericinin kabrine yaklaþýp selâm verir. Mezarýn ayak ucuna yakýn sol tarafýna durur. Ona karþý hayattaki tavrýný mu­hafaza eder. Bir fatiha ve on bir ihlas okur. Sevabýnýn mislini mevtâya hediye eder. Sonra çöker oturur. Feyiz almak için kabirdeki mevtânýn rûhâ­niyetine teveccüh eder....» [7]

Arvâsî'nin, ölüye râbýta konusundaki sözleri bundan sonra da epeyce sürmektedir ve Mehmed Zâhid Kotku'nun, bu konuda yazdýklarý ile O'nun söyledik­leri arasýnda paralellik vardýr.

Kotku'nun, «Mevtâdan râbýta ile feyiz almak keyfiyeti:» baþlýðý altýn­daki sözleri ise þöyledir:

«Mürîd nefsini dünya alakalarýndan sýyýrýp, kuyûdât-ý tabi'ýyyeden içini boþaltýr ve kalbini ulûm ve nükûþdan ve havâtýr-ý kevniyyeden temizler, sonra o meyyitin ruhâniyetinden feyiz alýncaya kadar o nuru kalbinde sak­lar; muhafaza eder. Eðer râbýta meyyitin kabrinin yanýnda olursa, o kabrin sahi­bine selam vermek lazýmdýr. Kabrin sað ayak tarafýna durur. Bir fatiha üç ihlâs ve bir âyet'ül-Kürsî okuyup sevabýný o mevtânýn ruhuna hediye eder. Sonra ruhâniyetine teveccüh edip istifâze eder. Nitekim (sav) efendi­miz hazretleri "Ýþlerinizde güçlükle karþýlaþtýðýnýz; kararsýz olduðunuz za­man, kabir ehlin­den yardým isteyiniz." buyurdular.» [8]

YukarĂ˝daki aĂ°dalĂ˝ anlatĂ˝m, bĂĽyĂĽk ihtimalle AbdulhakĂ®m ArvâsĂ®'nin, RâbĂ˝ta-i ĂžerĂ®fe adlĂ˝ kitabĂ˝ndan küçük bir deĂ°iĂľiklikle ve biraz da sadeleĂľtiri­lerek neredeyse aynen kopya edilmiĂľtir. Ancak bu izlenimi uyandĂ˝rmamak için yazĂ˝, alĂ˝ntĂ˝yĂ˝ yapan Mehmed Zâhid Kotku  tarafĂ˝ndan tĂ˝rnak içine alĂ˝n­mamýþtĂ˝r. AdĂ˝ geçen kitapçýk, bugĂĽnkĂĽ nesil tarafĂ˝ndan anlaþýlmadýðý için yazarĂ˝, AbdulhakĂ®m ArvâsĂ®'nin mĂĽrĂ®dlerinden olan Necip FazĂ˝l KĂ˝sakĂĽrek tarafĂ˝ndan sadeleĂľtirilmiĂľtir.  

8. Râbýta, yer yer zikirle açýklanmaya çalýþýlmýþ ve bazen de onunla kar­þýlaþtýrýlmýþtýr. Hatta, «Sabit olmuþtur ki, râbýtasýz zikir erdirici deðil, zikir­siz râbýta ise tek baþýna erdiricidir.» þeklinde ilginç bir ifade kullanýlmýþtýr. [9]

 Ancak râbĂ˝tanĂ˝n bir ibâdet biçimi olup olmadýðýna iliĂľkin pek açýk bir kayda rastlanmamaktadĂ˝r .

9. Râbýta, tarîkat ulularýný gýyâben hayâlde canlandýrma alýþkanlýðýyla onlara benzemeye çalýþmak ve onlarýn sahip olduklarý fazîletleri kazanmak­týr, diye bir yorum daha vardýr. Bu görüþü, çaðdaþ ilahiyatçýlardan biri þöyle izah etmektedir.

«Dinler ; "Allah'ýn ahlâkýyla ahlâklanma" veya O'nu taklid -imitatio dio- prensibini hedef almýþtýr. Bu gayeyi gerçekleþtirmek isteyen insan oð­lunun, sürüp giden hayatýnda canlý ve müþahhas bir modele olan ihtiyacý, "insanýn insaný taklidi" -imitatio hominis- realitesini ortaya çýkarmýþtýr.» [10]

10. Yakýn tarihin Nakþibendî þeyhlerinden biri de râbýtanýn üç türlü ol­duðunu þu þekilde sýralayýp açýklamaktadýr:

a) Râbýta'tül-Huzûr: Mürîdin devamlý olarak Allah ile beraber oldu­ðunu düþünmesi.

b) Râbýta'tül-Mevt: Mürîdin, ölüm anýnýn gelip çattýðýný, sanki mezara konmak üzere olduðunu, berzah ve ahiret alemlerini devamlý surette dü­þünmesi.

c) Râbýta'tül-Mürþid: Mürîdin devamlý olarak mürþidini düþünmesi ve onu hayâlinde canlandýrmasý.[11]

Ýþte buraya kadar anlatĂ˝lanlar, râbĂ˝tanĂ˝n kĂ˝smen tanĂ˝mlarĂ˝  ve bazĂ˝ yön­lerden açýklamalarĂ˝ olarak kullanĂ˝lmýþ çeĂľitli ifadelerdir.





--------------------------------------------------------------------------------

[1]. Muhammed Emîn el-Kurdî el-Erbilî, Tenwîr'ul-Qulûb s. 512

[2]. Abdulhakîm Arvâsî, Râbýta-i Þerîfe Risâlesi s. 11

[3]. Age. S. 21, 22

[4]. Mehmed Zahid Kotku (H. 1313/M. 1897-H. 1401/M. 1980) Tasavvufî Ahlâk: 2/272

[5]. Ahmed Yaþar Ocak, Menâkýbnâmeler S.7

[6]. Mehmed Zahid Kotku, Tasavvufî Ahlâk: 2/272

[7]. Abdulhakîm Arvâsî, Râbýta-i Þerîfe Risâlesi s. 23 Sadeleþtiren N. F. Kýsakürek

[8]. M. Z. K. Tasavvufî Ahlâk S. 2/272

    Bu yakýþýksĂ˝z sözlerin, Hz. Peygamber (s)'e ait olduĂ°unu ileri sĂĽrecek kadar çýðýrdan çýkmýþ olanlar, elbette ki bu suretle hem kiĂľiliklerini, hem de öncĂĽlĂĽĂ°ĂĽnĂĽ yaptĂ˝klarĂ˝ tarĂ®katĂ˝n iç yĂĽzĂĽnĂĽ bĂĽtĂĽn çýplaklýðýyla ortaya koymuĂľlardĂ˝r.  Burada söylenebilecek tek Ăľey, bu gibi kimselerin peĂľinden giden insanlara Hz. Peygamber (s)'in Ăľu sözĂĽnĂĽ hatĂ˝rlatmaktĂ˝r: «Kim, benim adĂ˝ma ya­lan uydurursa, yerini cehennemde hazĂ˝rlasĂ˝n!» (Bk. Ăťmam BuhârĂ® -Muhammed b. Ăťsmail-, SahĂ®h'ul-BuhârĂ® C. I, Ăťstanbul-1315 S. 36; Ăťmam MĂĽslim -MĂĽslim b. Hajjâj el-QuĂľeyrĂ®-, Sahhih'u Muslim, C. I, S. 10)



[9].  Bk. RâbĂ˝ta-i ĂžerĂ®fe s.7, 8,10, 17, 45  

[10]. Ýrfan Gündüz'ün basýlmamýþ bir çalýþmasýndan...

[11]. Ömer Zýyâuddîn Daðýstânî, Tasavvuf ve Tarîkatlarla ilgili Fetvâlar. S. 149
içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


UrfalĂ˝ Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...