Haziran 25, 2019, 10:11:59
Haberler:

Yürüyüþünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.  (Lokman -19)

BÎR PEYGAMBERE DUYULAN ÝHTÝYAÇ

Balatan Fussilet, Eyll 09, 2017, 03:19:22

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Fussilet

Eyll 09, 2017, 03:19:22 Last Edit: Eyll 09, 2017, 04:02:39 S by Fussilet
BÎR PEYGAMBERE DUYULAN ÝHTÝYAÇ

Abdu'l-Muttalib hiç bir zaman Hubal'a ibadet etmedi; o hep Tanrý'ya-Allah'a ibadet ederdi- Fakat Moabi putu nesillerden beri Ka'be'nln içindeydi ve tüm mabedlerin en büyüðü olan bu mabedi kaplayan lütuf ve ruhsal etkinin, yani bereket'in cisimleþmiþ þeklini temsil ediyordu. Arabis­tan'da baþka küçük mabedler de vardý. Bunlarýn en önem. Ýlleri Hicaz bölgesindeki AH<* kýzlarý» olarak kabul edilen Lat, Uzza ve Menat Ýdi. Diðer Yesrlb Araplarý gibi Abdul-Muttalib de küçüklüðünden beri, vahanýn kuze­yinde, Kýzýl Deniz'deki Kudayd'da bulunan Menafin ta­pýnaðýna götürülmüþtü. Kureyþ için bunlarýn en önemlisi, Mekke'nin bir günlük deve yolu güneyinde, Nahle ovasýn-dakl Uzza putu idi Bir günlük yol daha gidilirse, Havazin kabilesinden Takýf tarafýndan yönetilen ve Yeþil Cennet denilen Taife vanlýr. Lat «TaiflÝ bir kadýn» di ve onun pu­tu gösteriþli bir tapýnaða konmuþtu. Bu putun koruyucula­rý olduklarý için Takýf ular kendilerini Kureyþ'le bir tutar­lardý; Kureyþ de Mekke ve Taif i kasdettiklerinde, -iki þe­hir» diyecek kadar Taif i yüceltmisti. -Hicaz'ýn Bostaný» denilen Taif1 in verimliliði ve ikliminin güzelliðine raðmen, halký yine de kuzeydeki boþ vadiyi kýskanýyordu Çünkü kendi mabetlerinin, ne kadar yükseltseler de, Allah'ýn Evi ile boy ölçüþemeyeceðini biliyorlardý. Tamamen tersi ol-masýný, yani kendi tapýnaklarýnýn tercih edilmesini de is­temiyorlardý, çünkü onlar da Ýsmail'in soyundandýlar ve

Mekke'yle bir çok baðlarý vardý. Bu konudaki duygularý çoðunlukla karmaþýk ve birbirine karþýt oluyordu. Diðer tarafta Kureyþ hiç kimseyi kýskanmýyordu. Dünyanýn mer­kezinde yaþadýklarýndan haberdardýlar ve pusulanýn her yönünden hacý çekebilecek derecede büyük bir tapýnaðýn sahibi olduklarýný biliyorlardý. Onlarýn yapmasý gereken tek þey kendileriyle diðer kabileler arasýnda kurulan iyi iliþkiyi bozmamaya çalýþmaktý.

Abdu'l-Muttalib'in hacýlarý Mekke'de aðýrlamayla ilgi­li görevleri, onun tüm bunlardan haberdar olmasýný sað­ladý. Onun iþlevi kabilelerarasý bir iþlevdi ve bir noktaya kadar tüm Kureyþ tarafýndan paylaþýlýyordu. Hacýlara Mek­ke'nin bir ev olduðu hissettirilmeliydi. Onlarý hoþ karþýla­mak, onlarýn ibadet ettikleri þeyleri hoþ karþýlamak ve be­raberlerinde getirdikleri putlara saygýda kusur etmemek anlamýna geliyordu. Putlarý kabul etmenin ve onlarýn et­kili olduðuna inanmanýn tek delili ve meþruiyeti gelenekti: babalarý, babalarýnýn babalarý ve daha büyük atalarý hep öyle yapmýþtý. Bununla birlikte, Allah, Abdu'LMuttaUb için büyük bir gerçeklik ifade ediyordu. Þüphesiz O, Kureyþ. Huzaa, Havazin ve diðer arap kabilelerindeki çaðdaþlarýn­dan daha çok Ýbrahim'in dinine yakýndý.

Fakat Ýbrahim dinini tam anlamýyla sürdüren bir kaç kiþi vardý ve daima olmuþtu. Onlar putlara ibadetin gele­neksel olmaktan çok, sonradan ortaya çýkmýþ bir tehlike (bid'at) olduðu kanaatindeydiler. Hu bel'in, Ýsrail oðullarý­nýn altýn buzaðýsýndan pek farklý olmadýðýný görebilmek için tarihe bir göz atmak yeterliydi. Kendilerine Hanifler[1] adýný veren bu þahýslarýn putlarla hiç ilgisi yoktu ve putlarý Mekke'yi pisleten ve alçaltan varlýklar olarak görüyorlardý. Taviz vermekten uzak oluþlarý ve çoðu þeye karþý çýkýþlarý onlarý Mekke toplumunun dýþýnda kalmaya zorluyordu. Onlara karþý takýnýlan, tavýr, tolerans, saygý ve­ya kötü davranma bir bakýma kiþilikleri, bir bakýma da kendilerini korumaya hazýr olan kabileler tarafýndan be­lirleniyordu.

Abdu'l-Muttalib dört tane Hanif tanýyordu ve onlarýn en saygýný olan Varaka, Esad kabilesinden ikinci kuzeni Nevfel'in [2]oðlu idi. Varaka Hristiyan olmuþtu. O bölgede­ki Hristiyanlar arasýnda bir peygamberin geliþinin yakýn olduðu fikrî yaygýndý. Bu inancýn bu kadar yayýlmasýnýn sebebi ise Doðudaki kiliselerden bazýlarýnýn bu inancý des­teklemesi ve astrologlarla, kahinlerin de bu inancý paylaþ­masýydý. Yahudilere gelince, onlar da son gelen peygam­berin Ýsa olduðunu bildikleri için yeni bir peygamberin geleceði konusunda hemfikirdiler. Yahudi alimleri onlara peygamberin çok yakýnda geleceðini, onun geleceðine de­lalet eden birçok iþaretin görüldüðünü ve muhakkak onun seçilmiþ kavim olan yahudilerden çýkacaðýný söylüyorlar­dý. Varaka'nm da içlerinde olduðu bir grup Hristiyan ise bu konuda þüphedeydiler; onlara göre peygamberin Arap olmamasý için hiç bir sebep yoktu. Araplarýn, yahudilerden daha çok peygambere ihtiyaçlarý vardý, çünkü en azýndan yahudiler tek Tanrý'ya tapma bakýmýndan Ýbrahim'in di­nini takip ediyor ve putlara tapmýyorlardý. Araplarýn bu yalancý tanrýlara tapmalarýný ise sadece bir peygamber ön­leyebilirdi. Kâ'be'nin içinde ve çevresinde toplam 360 put vardý; bunun yanýsýra Mekke'de her evde, evin merkezini oluþturan bir put bulunurdu. Yolculuða çýkarken ve dö­nüþte yapýlan ilk iþ, putu okþamak ve ondan yardým dile­mek olurdu. Bu uygulamalar sadece Mekke'ye özgü deðil­di, tüm Arabistan'a yayýlmýþtý. Bazý yerleþik Hristiyan Arap topluluklarýnýn varolduðu da bir gerçekti: Güney'de, Nec-ran ve Yemen'de, Kuzey'de ise Suriye kýyýlarýnda bulunu­yorlardý. Fakat, tüm Akdeniz'i ve Avrupa'yý deðiþtiren Tan-n'nýn son vahyi (Ýsa), altý yüzyýldan beri Mekke vadisin­deki putperest topluluk üzerinde hiçbir önemli etkiye sa­hip olamamýþtý. Hicaz Araplarý ve doðusundaki geniþ Necd ovasýndaki Araplar încillerin mesajýna kapalý gibi görünü­yordu.

Kureyþ ve diðer putperest kabileler Hristiyanlara düþ­man deðildiler. Hristiyanlar bazen ibrahim'in Mabed'ini zi­yarete gelirler ve Araplar tarafýndan diðer hacýlar gibi aðýrlanýrlardý. Hatta bir Hristiyan'ýn Ka'be'nin içinde Mer­yem ve Ýsa portresi boyamasýna izin verilmiþ, teþvik bile edilmiþtir. Fakat bu resim ve diðerleri bir karþýtlýk teþkil ediyorlardý, Kureyþliler ise bu karþýtlýða aldýrmaz görünü­yorlardý onlar için bu, sadece putlarýna iki yeni putun ek­lenmesinden ibaretti.

Kabileslndeki çoðu kiþinin aksine Varaka eski kutsal kaynaklarý okuyabiliyordu. Onlar üzerinde bir araþtýrma bile yapmýþtý. Bu nedenle O, hristiyanlann çoðunlukla Ham­sin yortusunda kutladýklarý mucizeye (Pentecost) delalet ettiðini söyledikleri Ýsa'nýn sözlerinden bir kýsmýnýn bu an­lamý aþtýðýný ve henüz ortaya çýkmamýþ bir þeyi kasdettý-ðtoi farkedebiliyordu. Fakat'bu cümlelerin anlamý gizli idi. neye delalet ettiði anlaþýlmýyordu: «O hiç bir zaman ken­diliðinden konuþmaz, onun söyledikleri duyduklarýndan ibarettir.»[3]

Varaka'nýn kendine çok yakýn olan Kuteyle adýnda bir kýzkardeþi vardý. Çoðunlukla bütün bunlarý ona. anlatýrdý. Onun söyledikleri Kuteyle üzerinde o denli etkili olmuþtu ki beklenen peygamber sürekli düþüncelerinde yer ediyor­du. O gerçekten aralarýnda olabilir miydi?

Develer kurban edilir edilmez, Abdu'l-Muttalib kurtu­lan oðlunu evlendirmeye karar verdi. Biraz araþtýrdýktan sonra, Kusayy'm kardeþi Zühre'nin torunu olan Vehb'in ký­zý Amine'yi uygun bir eþ olarak seçtiler.

Vehb, Zühre kabilesinin þefiydi, fakat birkaç yýl önce ölmüþtü. Amine, babasýndan sonra kabilenin þefi olan er­te) erkek kardeþi Vuheyb'in velayeti altýndaydý. Vuheyb'in de evlenecek yaþta Hale adýnda bir kýzý vardý. Abdu'l-Muttalib evlilik kararýný onaylatýrken Amine[4]yi oðluna, Hale'yi de kendine istedi. Vuheyb de bu anlaþmayý kabul etti ve ayný zamanda yapýlacak olan bu çifte düðün için tüm ha­zýrlýklar yapýldý. Karar verilen gün Abdul-MuttalÝb oðlu­nun elinden tutup Beni Zühre'nin[5] yerleþtiði evlere doðru yürümeye baþladý. Beni Esad'ýn evleri de yol üzerindeydi. O sýrada Varaka'mn kardeþi Kuteyle de, bu meþhur düðünü görebilmek için evinin kapýsý önünde oturuyordu. Abdu'l-Muttalib o sýra yetmiþ yaþlanndaydý, fakat yaþma görft her bakýmdan hâlâ genç görünüyordu. Bu çifte damatlarýn ya­vaþ yavaþ yaklaþmasý, onlarýn zaten var olan etkileyicilik­lerini artýrýyordu. Daha da yaklaþtýklarýnda Kuteyle göz­lerini genç adama dikti. Abdullah güzellikte zamanýnýn Yusuf u gibiydi. Hatta Kureyþ'in en yaþlý erkek ve kadýn­larý o zamana dek böyle güzel kimse görmediklerini söy­lüyorlardý. O þimdi gençliðinin baharýnda, yirmi beþ yaþýn­da idi. Fakat Kuteyle bu kez onun yüzünde baþka bir þey­lerin varolduðunu ve ahunda dünyanýn ötelerinden gelen bir nur (ýþýk) parladýgýný farkederek þaþýrdý. B. Alenen pey­gamber Abdullah olabilir miydi? Yoksa o beklenen pey­gamberin babasý mý olacaktý?

Baba-oðul tam onun yanýndan geçmiþlerdi ki «Ey Ab­dullah,» diye bir ses duydular. Babasý, sanki onun gidip kuzeniyle konuþmasýný Ýstermiþ gibi elini býraktý. Abdullah, yüzünü Kuteyle'ye çevirdi, kadýn ona nereye gittiðini sor­du. Abdullah bir þeyler sakladýðý için deðil, fakat onun dü­ðüne gittiðini bilmesi gerektiðini düþünerek sadece «Ba­bamla gidiyorum» diye cevap verdi. Kuteyle: «Beni þimdi ve burada al ve benimle evlen, sana yerine kurban edilen develer kadar deve vereceðim.» dedi. Abdullah ise «Babam­la beraberim, onun isteklerinin dýþýna çýkamam ve onu bý­rakamam» diye cevap verdi."[6].

Evlilikler planlandýðý gibi yapýldý ve iki çift birkaç gün Vuheyb'in evinde kaldýlar. Bu sýrada Abdullah, kendi evin­den birþeyler almak üzere yola çýkmýþtý, yine Varaka'mn kardeþi Kuteyle'ye rastladý. Kadýnýn gözleri yüzünü öyle araþtýrýr bakýþlarla tarýyordu ki, konuþmasýný bekler bir þekilde yanýnda durdu. Kadýn bir þey söylemeyince, bir gün önce söylediklerini neden tekrarlamadýðýný sordu. Kuteyle þu cevabý verdi: «Dün yüzünde varolan ýþýk bugün yok. Bugün benim senden istediklerimi bana veremezsin.» .

Evlenmelerin meydana geldiði yýl MS. 569 idi. Bunu takip eden yýl Fil yýlý olarak bilinir ve birden fazla sebep nedeniyle Önem taþýr.







--------------------------------------------------------------------------------

[1] Hanif kelimesi (çoðulu hunefa) «Ortodoks» anlamým taþýr. Bak. K. VI, 161. Yazar M. Ungs, Hanif terimini her ne ka­dar Ortodoks'tuk olarak tarif ediyorsa da, gerçekte asýl an­lamý Hak dine eðilim, tevhid dini, muvahhid olmak veya Allah'ý birleyen, bir tanýyan demektir. (Ýnsan
[2] Haþim'in kardeþi Nevfel'le karýþtýrýlmamalý dýr.
[3] St John, 16: 13.

[4] Zühre oðullarý onun soyundan gelenler). Bent,' Ýbn'in çoðu­ludur.

[5] M., 101. 30

[6] IX, 100
içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


Urfalý Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...

Fussilet

içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


Urfalý Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...

Yukar git