Haziran 25, 2019, 11:40:12
Haberler:

Rahmân olan Allah'a karþý þu size yardým edecek askerleriniz hani kimlerdir? Ýnkârcýlar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadýrlar. (Mulk -19)

KIYÂMETÝN ALAMETLERÝ ile ilgili mütevatir hadisler

Balatan Fussilet, Eyll 05, 2017, 01:34:37

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Fussilet

KIYÂMETÝN ALAMETLERÝ
﴿ كِتَابُ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ ﴾
-288 ﴿ بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةَ كَهَاتَيْنِ (وَأَشَارَ بِإصْبَعِيهِ الْوُسْطَى وَالسَّبَّابَة) ﴾
"(Peygamber (s.a.v)'in, þehadet parmaðý ile orta parmaðýný göstererek:) 'Ben ve Kýyamet, iþte (bu þekilde birbirine yakýn bir vaziyette) gönderildim"[1]
Suyûtî (ö. 911/1505) "el-Ezhâr"da bu hadisi þu yollardan getirmiþtir:
1. Enes
2. Sehl b. Sa'd
3. Ebu Hureyre
4. Müstevrid b. Þeddâd
5. Büreyde
6. Câbir b. Semure
7. Vehb es-Sevâî
8. Abdullah ibn Ömer
9. Ebu Cübeyre ibnu'l-Dahhâk
10. Ensardan büyük bir topluluk
Toplam, 10 kiþi.
(Derim ki:) Bu hadis, þu yoldan da gelmiþtir:
11. Câbir b. Abdullah
(Münâvî) "Feyzu'l-Kadîr"de Suyûtî'den naklettiðine göre; bu hadis, mütevatirdir.
* * *
-289 ﴿ اَلْهَرْجُ وَالْفِتَنُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ ﴾
"Ahirzamanda ortaya çýkacak olan kaoslar ve fitneler"[2] ile ilgili hadisler 
Suyûtî (ö. 911/1505) "Ýthâmu'd-Dirâye"de ahir zamanda ortaya çýkacak olan kaoslar ve fitneler ile ilgili hadisleri,[3] mütevatir hadisler içerisinde kabul etmiþtir.
* * *
-290 ﴿ خُرُوج الْمَهْدِيِّ الْمَوْعُودِ الْمُنْتَظِرِ الْفَاطِمِيِّ ﴾
"Beklenen Fâtimî Mehdi'sinin ortaya çýkmasý"[4] ile ilgili hadisler
Bu hadis, þu yoldan gelmiþtir:
1. Abdullah ibn Mes'ud[5]
Bu hadisi; Ýmam Ahmed (ö. 241/855), Ebu Dâvud (ö. 275/888), Tirmizî (ö. 279/892) ve Ýbn Mâce (ö. 273/886) rivayet etmiþtir.
2. Ümmü Seleme[6]
Bu hadisi; Ebu Dâvud (ö. 275/888), Ýbn Mâce (ö. 273/886) ve Hâkim (ö. 405/1014) rivayet etmiþtir.
3. Hz. Ali[7]
Bu hadisi; Ýmam Ahmed (ö. 241/855), Ebu Dâvud (ö. 275/888) ve Ýbn Mâce (ö. 273/886) rivayet etmiþtir.
4. Ebu Saîd el-Hudrî[8]
Bu hadisi; Ýmam Ahmed (ö. 241/855), Ebu Dâvud (ö. 275/888), Tirmizî (ö. 279/892), Ýbn Mâce (ö. 273/886), Ebu Ya'lâ (ö. 276/889) ve Hâkim (ö. 405/1014)'de "Müstedrek"de rivayet etmiþtir.
5. Sevbân[9]
Bu hadisi; Ýmam Ahmed (ö. 241/855), Ýbn Mâce (ö. 273/886) ve Hâkim (ö. 405/1014)'de "Müstedrek"de rivayet etmiþtir.
6. Kurre b. Ýyâs el-Müzenî
Bu hadisi; Bezzâr (ö. 292/904) ile Taberânî (ö. 360/970)'de "Evsat"da rivayet etmiþtir.
7. Abdullah ibnu'l-Hâris b. Cüz'[10]
Bu hadisi; Ýbn Mâce (ö. 273/886) ile Taberânî (ö. 360/970)'de "Evsat"da rivayet etmiþtir.
8. Ebu Hureyre[11]
Bu hadisi; Ýmam Ahmed (ö. 241/855), Tirmizî (ö. 279/892), Ebu Ya'lâ (ö. 276/889) "Müsned"de, Bezzâr (ö. 292/904)'da "Müsned"de, Taberânî (ö. 360/970)'de "Evsat"da ve daha bir çoklarý rivayet etmiþtir.
9. Huzeyfe ibnu'l-Yemân
Bu hadisi; Rüyânî (ö. 307/919) rivayet etmiþtir.
10. Abdullah ibn Abbâs
Bu hadisi; Ebu Nuaym (ö. 430/1038) "Ahbâru'l-Mehdî"de rivayet etmiþtir.
11. Câbir b. Abdullah
Bu hadisi; Ýmam Ahmed (ö. 241/855) ve Müslim (ö. 261/875) rivayet etmiþtir. Fakat Müslim'de, Mehdi'nin geliþ ile ilgili bir açýklama yoktur. Çünkü Müslim'de Kýyametin Alametleri hususunda gelen hadislerin hepsin de Mehdi'(nin ismi) ile ilgili herhangi bir açýklama geçmemektedir.
12. Hz. Osman 
Bu hadisi; Dârekutnî (ö. 385/995) "Efrâd"da getirmiþtir.
13. Ebu Ümâme
Bu hadisi; Taberânî (ö. 360/970) "Kebîr"de rivayet etmiþtir.
1. Ammâr b. Yâsir
Bu hadisi; Dârekutnî (ö. 385/995) "Efrâd"da, Hâtib (ö. 463/1071) ve Ýbn Asâkir (ö. 571/1176) getirmiþtir.
2. Câbir b. Mâcid es-Sudefî
Bu hadisi; Taberânî (ö. 360/970) "Kebîr"de rivayet etmiþtir.
16. Abdullah ibn Ömer
17. Talha b. Ubeydullah
Bu iki hadisi, Taberânî (ö. 360/970)'de "Evsat"da rivayet etmiþtir.
18. Enes b. Mâlik[12]
Bu hadisi, Ýbn Mâce (ö. 273/886) rivayet etmiþtir.
1. Abdurrahman b. Avf
Bu hadisi, Ebu Nuaym (ö. 430/1038) rivayet etmiþtir.
2. Ýmrân b. Husayn
Bu hadisi, Ýmam Ebu Amr ed-Dânî (ö. 444/1052) "Sünen"de ve daha bir çoklarý (da kendi kitaplarýnda) rivayet etmiþtir.
Bir çok alim, Mehdi konusunda gelen hadislerin mütevatir olduðunu, Hafýz Sehâvî (ö. 902/1496)'den nakletmiþtir.
Sehâvî (ö. 902/1496), "Fethu'l-Muðîs"de Mehdi hadislerinin mütevatir olduðunu belirtmiþtir. Bu husus, "Fethu'l-Muðîs"de þöyle geçmektedir:
"(Ebu'l-Hüseyin'in) bu risalesi, Mehdi konusunda yazýlan ilk eserdir. Ebu'l-A'lâ Ýdris b. Muhammed b. Ýdris el-Hüseynî el-Irâkî'nin de Mehdi konusunda bir eseri bulunmaktadýr. Mehdi ile ilgili bu hadisler, mütevatir yada hemen hemen (mütevatire) yakýndýr..."
(Devamla da) der ki: "Bir çok eleþtirmen hafýz, (Ebu'l-Hüseyin'in bu risalesinin, Mehdi konusunda yazýlan) ilk risale olduðunu belirtmiþtir."
Þeyh Cesûs "Þerhu'r-Risâle"de konu ile ilgili olarak þöyle der: "Mehdi haberi, Sehâvî'nin naklettiði hadislerde geçmektedir. Bu hadisler(in toplamý,) tevatür derecesine ulaþmaktadýr."
(Zürkânî'de) "Þerhu'l-Mevâhib"de, Ebu'l-Hüseyin el-Ýberî (ö. 363/973)-nin "Menâkibuþ-Þâfiî"de þöyle söylediðini nakletmektedir:
"Mehdi'nin, bu ümmetten çýkacaðý ve Hz. Ýsa (a.s.)'ýn, onun arkasýnda namaz kýlacaðý ile ilgili haberler, tevatürdür.
Ebu'l-Hüseyin, bu ifadeyi; Ýbn Mâce'nin, Enes'ten rivayet ettiði ﴿ وَلاَ مَهْدِيّ إِلاَّ عِيسَى ﴾ "Mehdi ancak Ýsa'dýr"[13] hadisini reddetme mahiyetinde söylemektedir."
"Maðani'l-Vefâ bi Meânil-Ýktifâ"da geçtiðine göre; Þeyh Ebu'l-Hüseyin el-Ýberî dedi ki: "Mehdi'nin çýkacaðý, yedi yýl yeryüzünde hüküm süreceði, onun zamanýnda yeryüzünün adaletle dolacaðý ile ilgili Hz. Peygamber (s.a.v)'den gelen haberler, ravilerinin çok lolmasý sebebiyle müstefiz ve tevatürüdür."
Þeyh Muhammed b. Ahmed es-Seffârînî el-Hanbelî "Þerhu Akîde"de konu ile ilgili olarak þöyle der:
"Mehdi'nin çýkmasý ile ilgili rivayetler, çoktur. Öyle ki bu konudaki rivayetler, manevi mütevatir derecesine ulaþmýþ ve bu husus, Ehl-i Sünnet alimleri arasýnda yaygýnlýk kazanmýþtýr. Hatta Ehl-i Sünnet alimleri, Mehdi'nin ortaya çýkýþýný, kendi inanç esaslarý içerisinde saymýþlardýr."
Daha sonra da bu konuda bir grup sahabeden gelen bazý hadisleri nakletmiþtir. (Devamla da) der ki: "Bu tür çeþitli rivayetler, sahabeden ve tabiundan rivayet edilmiþtir. Bu rivayetlerin toplamý, kesin bilgiyi ifade etmektedir. Dolayýsýyla da Mehdi'nin ortaya çýkmasýna iman, vaciptir. Nitekim Mehdi'nin ortaya çýkmasý konusu, ilim adamlarýnca doðrulanmýþ ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat akaidinde[14] de yer almýþtýr."
Ýbn Haldûn (ö. 808/1406)'da "Mukaddime"de Mehdi'nin çýkmasý ile ilgili hadislerin geliþ yollarýný geniþ bir þekilde getirip Mehdi olayýný illet yönünden uygun bulmamýþtýr. Fakat bazý alimler, Ýbn Haldûn'a; 'farklý rivayetlere raðmen bu konuda gelen hadislerin çok olduðu' þeklinde cevap vermiþlerdir. Çünkü Mehdi ile ilgili rivayetler, tevatür derecesine ulaþmýþtýr. Zira Mehdi'nin çýkmasý ile ilgili hadis; Ýmam Ahmed, Tirmizî, Ebu Dâvud, Ýbn Mâce, Hâkim, Taberânî, Ebu Ya'lâ el-Mevsilî, Bezzâr ve daha bir çok alimin; Sünen, Mu'cem ve Müsned gibi temel Ýslamî eserlerinde geçmektedir. Bunlar, bu rivayetleri, bir grup sahabeye dayandýrmýþlardýr. Dolayýsýyla da bu konudaki rivayetleri inkar etmek, kiþiye, bir þey kazandýrmaz. Çünkü bu hadislerin bir kýsmý, diðer bir kýsmýný (destekleyip) güçlendirmektedir, þahidler ve mutabaât yoluyla[15] takviye kazandýrmaktadýr... Mehdi hadislerinin bir kýsmý; sahih, bir kýsmý hasen ve bir kýsmý da zayýftýr... Mehdi'nin ortaya çýkmasý konusu, Ýslam ülkelerinde yaþayan tüm Müslümanlar arasýnda meþhur bir vaziyettedir. Çünkü ahir zamanda Ehl-i Beyt'ten bir adam ortaya çýkýp Ýslam Dini'ni yeniden güçlendirecek, adaleti yaygýnlaþtýracak, Müslümanlar ise bu adama tabi olacak ve Ýslam memleketlerini (tekrar) ele geçirecek iþte bu adam, "Mehdi" diye isimlendirilecek... Bundan sonra da "Sahîh"te sabit Kýyamet Alametlerinden olan Deccâl ortaya çokacak... Bundan sonra da Hz. Ýsa (a.s) yeryüzüne inip Deccâl'i öldürecek veya Mehdi, Hz. Ýsa (a.s) ile birlikte ortaya çýkýp Deccâl'i öldürmede Hz. Ýsa (a.s)'a yardým edecek, Mehdi, Hz. Ýsa (a.s)'a imam olup namaz kýldýracak... ve buna benzer daha bir çok hususlar.
Kadý Allâme Muhammed b. Ali eþ-Þevkânî el-Yemenî (ö. 1250/1834)'nin "Tavdîh fi Tevâturi mâ câe fi'l-Mehdiyyi'l-Muntazar ve'd-Deccâl ve'l-Mesîh" adýnda bir irsalesi vardýr. Þevkânî, bu risalesinde konu ile ilgili olarak þöyle der:
"Mehdi hakkýnda gelen hadislerin içerisinde, 50 kadar üzerinde durulmaya deðer rivayet bulunmaktadýr. Bu hadislerin içerisinde; sahih, hasen ve münceber zayýf olaný da vardýr. Dolayýsýyla da Mehdi'nin ortaya çýkmasý olayý, kesinlikle mütevatirdir. Hatta hakkýnda bundan daha az rivayet bulunan temel ilkelerle ilgili bazý terimler üzerinde bile tevatürün oluþtuðu iddialarý doðrudur. Mehdi ile ilgili sahabeden gelen rivayetlere gelince; bu rivayetler, gayet çoktur. Bu sözlerin tümü, merfu hadis hükmündedir. Çünkü bu tür konularda icitahad da bulunulmasýna imkan yoktur. 
Bu konuda daha geniþ bilgi için Þevkânî'nin bu kitabýna bakabilirsiniz. Çünkü Þevkânî, bu kitabýnda, Mehdi ile ilgili hadisleri nakletmiþ ve bu hadislere dair bazý bilgiler vermiþtir. 
Ýbn Hacer el-Heytemî (ö. 973/1051)'de "Savâik"da konu ile ilgili olarak þöyle der: "Ebu'l-Hüseyin el-Ýberî dedi ki: 'Mehdi'nin çýkacaðý, onun Hz. Peygamber (s.a.v)'in Ehl-i beyt'inden geleceði, yeryüzünde yedi yýl hüküm süreceði ve onun zamanýnda yeryüzünün adaletle dolacaðý, onun Hz. Ýsa (a.s.) ile birlikte ortaya çýkacaðý, Filistin'deki .... Kapýsýnda Deccâl'i öldürmede Hz. Ýsa (a.s)'a yardým edeceði, bu ümmete imam olacaðý, Hz. Ýsa (a.s)'ýn onun ardýnda namaz kýlacaðý ile ilgili Hz. Peygamber (s.a.v)'den gelen haberler, ravilerinin çok olmasý sebebiyle müstefiz ve tevatürdür." 
Yine Ýbn Hacer el-Heytemî (ö. 973/1051), bunun bir benzerini, Ebu'l-Hüseyin el-Ýberî'nin konuyla ilgili sözlerini naklettikten sonra, bazý imamlarýn, Mehdi'nin alametleri hususundaki sözlerini kýsaca bir þekilde þöyle nakletmektedir:
"Bazý imamlar dedi ki: '(Mehdi ile ilgili) haberler, tevatürdür.'"
Bu ifade, Ýbn Hacer el-Heytemî (ö. 973/1051)'in "Savâik" adlý eserinde bu þekilde yer almaktadýr. Çünkü Ýbn Hacer el-Heytemî, bu ifadeden önce rahatlýkla þöyle demektedir:
"Bazý hadis hafýzý imamlar dedi ki: 'Mehdi'nin, Hz. Peygamber (s.a.v)'in soyundan geleceði sabittir. Mehdi hakkýnda Hz. Peygamber (s.a.v)'den gelen haberler, tevatürdür.'"
(Derim ki:) Adý geçen Ebu'l-Hüseyin'in asýl adý, Muhammed ibnu'l-Hüseyin b. Ýbrahim el-Ýberî es-Sicistânî'dir... "Menâkibu'þ-Þâfiî" adlý kitabýn yazarýdýr. Bu, içerisinde bir çok önemli konunun bulunduðu bir kitaptýr. Yazar, bu kitabý, 74 yada 75 babta tertiplemiþtir... Âbir, Sicistân'nýn bir köyüdür... Ebu'l-Hüseyin, H. 363. yýlýnýn Recep ayýnda ölmüþtür. Onun, daha geniþ biyografisi için, Sübkî (ö. 771/1370)'nin "Tabakâtu'l-Kübrâ" adlý eserine baþvurabilirsiniz. 
Konuyu uzatma endiþesi olmasaydý, Mehdi ile ilgili hadislerden elde ettiklerimi burada getirip naklederdim. Çünkü ben bu zamanda bir çok insanýn, Mehdi'nin ortaya çýkmasý hususunda þüpheye düþtüðünü, hatta "Acaba Mehdi ile ilgili hadisler, kesin midir? Yoksa kesin deðil midir?" dediklerini bile gördüm. Bu insanlarýn çoðu, Mehdi hususunda Ýbn Haldûn'un sözüne[16] göre hareket etmektedir. Halbuki Ýbn Haldûn, bu sahanýn uzamnlarýndan olmamasýna raðmen bu insanlar, onun (bu konu ile ilgili sözlerine inanmaktadýr. Doðrusu her sanat (=ilim) alanýnda, iþi, o sahanýn uzmanlarýna götürmek lazým!!....
* * *
-291 ﴿ خُرُوجُ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ﴾
"Mesîh Deccâl'in çýkmasý"[17] ile ilgili hadisler
Bir çok alimin anlattýðýna göre; Deccâl'in (Kýyametin kopmasýna doðru) ortaya çýkmasý ile ilgili hadisler, farklý bir çok sahih yollarla sahabenin büyük bir kýsmýndan gelmiþtir.
Þevkânî (ö. 1250/1834) "Tavdîh"de konu ile ilgili olarak der ki: "Bunlardan, 100 hadis gelmiþtir."
Bu hadisler; Sahîh,[18] Mu'cem,[19] Müsned[20] gibi kitaplarda geçmektedir. Bu kitaplarda geçen hadisler hariç tutulduðunda bile, tevatür meydana geliyorsa, buralarda geçen hadislerin toplamýyla nasýl tevatür meydana gelmesin ki.
Bazý alimler, Deccâl ile ilgili haberlerin, ciltler dolusu olduðunu söylemiþtir.
Bir çok alim de, Deccâl ile ilgili haberleri, bir eserde toplamaya çalýþmýþtýr.
(Suyûtî) "Dürrü'l-Mensûr"da[21] Yüce Allah'ýn ﴿ إِنَّ الَّذِينَ يُجَادِلُونَ فِي آيَاتِ اللّهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ أَتَاهُمْ إِنْ فِي صُدُورِهِمْ إِلاَّ كِبْرٌ ﴾ "Kendilerine gelmiþ kesin bir delil olmaksýzýn Allah'ýn ayetleri hususunda mücadele edenlerin göðüslerinde, sadece yetiþemeyecekleri bir kibir vardýr" (Mü'min: 46/56) ayetini açýklamasý sýrasýnda Deccâl ile ilgili hadisleri bol bir þekilde getirmiþtir.
Bu konuda daha geniþ bilgi için Suyûtî (ö. 911/1505)'nin bu kitabýna baþvurabilirsiniz.
* * *
-292 ﴿ نُزُولُ سَيِّدِنَا عِيسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ قرب السَّاعَة وَحكمه في النَّاسِ ﴾
"Kýyametin kopma anýna yakýn bir zamanda Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ve insanlar arasýnda (Ýslam Þeriatý ile) hükmetmesi"[22] ile ilgili hadisler
Übbî (ö. 827/1424) "Þerhul-Müslim"in 'Kýyametin Alametleri' ile ilgili hadislere dair yerde konu ile ilgili olarak aynen þöyle der:
"Ýbn Rüþd'ün, Cibrîl hadisinde geçen sözüne göre; Kýyamet'in Alametleri, 10 tanedir. Bunlardan 5'i, mütevatirdir."
Ýbn Rüþd'ün, Cibrîl hadisinde geçen sözüne göre; o da, Kýyamet'in Alametlerini, Kurtubî'den naklen saymaktadýr- Kýyametin Alametleri, iki kýsma ayrýlmaktadýr:
1. Bilinenler: a. Cibrîl hadisinde anlatýlanlar, b. Ýlmin kalkmasý, c. Cehaletin yaygýnlaþmasý, d. Zinanýn artmasý, e. Ýçki içmenin çoðalmasý gibi.
2. Bilinemeyenler: a. Deccâl, b. Hz. Ýsa (a.s.)'ýn yeryüzüne inmesi, c. Ye'cüc ile Me'cüc'ün çýkmasý, d. Dabbe, e. Güneþin batýdan doðmasý gibi. 
Übbî (sözüne) devamla der ki: "Ýbn Rüþd dedi ki: 'Alimler, ilk beþ alametin ortaya çýktýðýnýn kesin olduðu hususunda görüþ birliðine varmýþlardýr. Fakat son beþ alametin ortaya çýkýp çýkmadýðý hususunda ise görüþ birliðine varamamýþlardýr.
Biri doðu da, diðeri batý da ve biri de Arap yarýmadasýnda olmak üzere (üç ayrý bölgede) yerin dibine geçirilme olayýnýn görülmesi, Aden tarafýndan bir ateþin çýkmasý ve bu ateþin, halkýn dinlenmeye çekildiði yerde onlarla birlikte dinlenmesi ve ikamet ettikleri yerde onlarla birlikte ikamet etmesi. Ayrýca bu alametlere, þunlar da eklenmiþtir: Ýstanbul'un fethi ve Mehdi'nin ortaya çýkmasý."
Yine Übbî, Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili hadislere dair yerde ise aynen þöyle der:
"Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili hadislerin, mütevatir olduðu kesindir."
Alimler, Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesinin; Kitap, Sünnet ve Ýcma ile sabit olduðunu belirtmiþlerdir. Çünkü Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili hadisler, çoktur.
Þevkânî (ö. 1250/1834) "Tavdîh"te Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili içlerinde; sahih, hasen ve münceber zayýfýn da bulunduðu bu hadislerden 19'unu anmýþtýr. Fakat bu hadislerden bazýsý, Deccâl hadisi içerisinde ve bazýsý da Mehdi hadisleri içerisinde geçmektedir. Buna, Sahabeden gelen rivayetler de eklenmiþtir. Bu doðrultuda Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili hadisler ile rivayetlerin derecesi, yükselmektedir. Artýk bu konuda bir görüþ belirtmeye gerek kalmamaktadýr.
Kýsacasý: Mehdi konusunda gelen hadisler, mütevatirdir. Yine Deccâl konusunda gelen hadisler ile Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili hadisler de mütevatirdir.
* * *
-293 ﴿ طُلُوعُ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا ﴾
"Güneþin, (doðudan deðil de) batýdan doðmasý"[23] ile ilgili hadisler
Bu hadis, þu yollardan gelmiþtir:
1. Ebu Saîd el-Hudrî
2. Ebu Hureyre
3. Abdullah ibn Ömer
4. Huzeyfe
5. Ebu Zerr
6. Abdullah ibn Abbâs
7. Abdullah ibn Ebi Evfâ
8. Safvân b. Assâl
9. Muâviye ibn Ebi Süfyân
10. Abdurrahman b. Avf
11. Enes
12. Ebu Ümâme
13. Huzeyfe b. Useyd
14. Ebu Musa el-Eþ'arî ve daha bir çoklarý
Bu konuda daha geniþ bilgi için (Suyûtî'nin) "Dürrü'l-Mensûr" tefsirinde Yüce Allah'ýn ﴿ يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ ﴾ "Ancak Rabbinin bazý ayetleri (=iþaretleri) geldiði gün" (En'âm: 6/158) ayetinin açýklamasýna bakabilirsiniz.
* * *
-294 ﴿ خُرُوجُ الدَابَّةِ ﴾
"(Yerden) Dâbbe'nin çýkmasý"[24] ile ilgili hadisler
Bu hadis, þu yollardan gelmiþtir:
1. Ebu Hureyre
2. Abdullah ibn Amr
3. Enes
4. Huzeyfe b. Useyd
5. Huzeyfe ibnu'l-Yemân
6. Ebu Ümâme
7. Selmân ve daha bir çoklarý
Kur'an-ý Kerim'deki Yüce Allah'ýn ﴿ وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ ﴾ "Onlar hakkýndaki söz gerçekleþtiði zaman, onlar için, yerden bir 'Dâbbe' çýkarýrýz ki, bu, onlara ...söyler" (Neml: 27/82) nassý, bunu göstermektedir.
Alimlerin icmaý da, bunu desteklemektedir.
* * *
-295 ﴿ خُرُوجُ يُاْجوُجَ وَمَاْجُوجَ ﴾
"Ye'cüc ile Me'cüc'ün ortaya çýkmasý"[25] ile ilgili hadisler
Bu hadis, þu yollardan gelmiþtir:
1. Abdullah ibn Mes'ud
2. Huzeyfe
3. Nevvâs b. Sem'ân
4. Ebu Saîd el-Hudrî
5. Ebu Hureyre ve daha bir çoklarý
Kur'an-ý Kerim'deki Yüce Allah'ýn ﴿ حتَىَّ إِذَا فُتِحَتْ يَاْجُوجُ وَمَاْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ ﴾ "Nihayet Ye'cüc ile Me'cüc'ün önü açýldýðý zaman ve onlar, her tepeden akýn ettiði zaman" (Enbiyâ: 21/96) nassý da, Ye'cüc ile Me'cüc'ün ortaya çýkacaðýný göstermektedir. Alimlerin icmaý da, Ye'cüc ile Me'cüc'ün ortaya çýkacaðý doðrultusundadýr.
Bu son üç hadisin mütevatir olduðu, Übbî (ö. 827/1424)'nin "Þerhu'l-Müslim"deki sözünde geçmektedir.
* * *

[1] Ýslam inancýna göre; alem mahluktur. Sonradan yaratýlmýþtýr. Sonradan meydana gelen her þey, yok olucudur. Bu maddi alemde günün birinde son bulacaktýr. Ýþte bu büyük son bulmaya, "Kýyamet" adý verilir. 
Hz. Peygamber (s.a.v), burada, Kýyametin kopma zamanýnýn pek yakýn olduðunu bildirmektedir. Resulullah (s.a.v)'in daveti, Kýyametin kopma zamanýna kadar devam edecektir. O'nun daveti ile Kýyametin kopmasý, birbirinden ayrýlmayacaktýr. 
Kýyamet alametlerinin, Kýyametin kopma anýndan önce gelmesi; insanlarý, ikaz ve irþat, gafletten uyandýrma, tevbeye teþvik ve ahirete hazýrlýk içindir. 
Bu konuda gelen hadislerden bazýlarý þunlardýr: Buhârî, Rikâk 39, Talâk 25; Müslim, Cum'a 43 (867), Fiten 132 (2950), 133 (2951); Tirmizî, Fiten 39 (2214); Ýbn Mâce, Fiten 25; Dârimî, Rikâk 46; Müsned: 3/123, 124, 130, 131, 3/319, 4/309, 5/92, 103, 108 
[2] "Kaos" diye tercüme ettiðimiz kelimenin aslý, "Herc" olup öldürme anlamýna gelmektedir.
Fitne ise, bozgunculuk, bozgunlar anlamýna gelmektedir. 
Kýyametin kopmasý, Kainatýn düzeninin kökünden deðiþtirilerek yeni bir düzenin oluþturulmasý ve yeni baþtan var edilmesini ifade eden bir olaydýr. Bundan ötürü böyle bir deðiþimin öncesinde çeþitli olaðanüstü olaylar yaþanacaktýr. Bu olaðanüstü olaylar ise, sözü edilen o köklü deðiþimin bir baþlangýcý olacaktýr. Bu doðrultuda Kýyametin alametleri, iki þekilde ele alýnmýþtýr:

1. Kýyametin büyük alametleri. Bunlar, 10 büyük alamet diye bilinmektedir.
2. Kýyametin küçük alametleri. Bunlar ise, bu 10 büyük alametin dýþýnda kalan alametlerdir. Bu küçük alametlerden bazýlarý þunlardýr: Ýlmin kalkmasý, cehaletin yaygýnlaþmasý, zinanýn artamasý, içki içmenin çoðalmasý gibi.
Bu tür hadislerde belirtilen büyük çarpýþma, genel olarak, Müslümanlar-Hýristiyanlar ile Müslümanlar-Yahudiler arasýnda gerçekleþeceði ifade edilmektedir.
Batýlý araþtýrmacýlara göre, gelecekteki savaþalarýn, medeniyetler ve dinler arasýnda olacaðý doðrultusundadýr. 
[3] Bu konuda gelen hadislerden bazýlarý þunlardýr: Buhârî, Ýstiskâ 27, Fiten 5; Müslim, Fiten 18 (157); Tirmizî, Fiten 30, 31; Ýbn Mâce, Fiten 10; Müsned: 4/772, 5/389
[4] "Mehdî" kelimesi, sözlükte; hidayet olunmuþ, hidayete ulaþmýþ kimse anlamýna gelmektedir. Bu manada, doðru yolda olan her lider, Mehdî'dir.
Mehdî ile ilgili olarak nakledilen hadisler, bir hayli çoktur. Bazý ilim adamlarý, bu sebeple, Mehdî hususunda tevatür oluþtuðunu söylemiþlerdir.
Fakat Mehdî ile ilgili hadisler, sýhhat açýsýndan þüphe edildiði için Buhârî ile Müslim gibi en yetkili iki hadis alimi tarafýndan rivayet edilmemiþtir. Kütübü sitte'nin diðer dört kitabýnda, Mehdî ile ilgili hadisler, çoðunlukla zayýf senedlerle rivayet edilmiþtir. Yalnýz Mehdî ile ilgili hadislerin içerisinde uydurma, hasen, garip, zayýf ve sahih hadisler de vardýr.
Ehl-i Beyt taraftarlarý, özellikle de Emevî ve Abbâsî zulmünden yýldýklarý için, çareyi, Mehdî inancýna sarýlmakta bulmuþlardý. Böylece ideallerini sürekli ertelediler.
"Beklenen Mehdî" düþüncesini; sýkýntýlý ve ümitsiz dönemlerde insanlarýn kalplerinin derinliklerinde saklanan bir ümit kývýlcýmý ve zulme uðramýþ çaresiz insanlarýn müspet manada motive edilmesi þeklinde deðerlendirmek de mümkündür.
Aslýnda ideallerinin gerçekleþtirmek için hiçbir bedel ödemeye yanaþmayýp baþarýyý, çaba ve gayretin bir ödülü olarak görmek yerine bir Mehdî yada kurtarýcý beklemek, Nebevî terbiye görmüþ Saadet Asr'ý müminlerinin anlayýþýyla taban tabana zýttýr.
Ýþte Ehl-i Beyt taraftarlarýndaki bu Mehdî inancý, zamanla Þiilerden Sünnilere geçmiþtir.
Mehdî inancý; bir yandan hayali þeylere bel baðlama düþüncesini ortaya koyarak insanlarý tedbir ve basiretten uzaklaþtýrmýþ ve ümitsizlik içinde zayýf ve aciz bir halde boþuna bekleyiþlerin içine iterken, diðer taraftan kargaþalýklara, istismarlara ve istikrarsýzlýklara yol açmýþ, bir çok hurafe ve batýl inancýn ortaya çýkmasýna sebep olmuþtur. Ýster dinî, ister ilmî ve ister toplumsal açýdan bakýlsýn; Mehdîliðin faydasýndan çok zararý olmuþtur. 
Kurtarýcý bekleyen fert ve toplumlarýn bizzat kendilerinin; "kurtarýcý" olmalarý, mukadderatlarýna sahip çýkmalarý ve geleceklerine el koymalara mümkün deðildir. Bir toplum yada fert, kendini, bizzat yine kendisi kurtaracaksa, Mehdî gibi kurtaracýya neden muhtaç olsun ki? Kendini kurtaramayacaksa, asýrlar geçer ama yine de beklediði kurtarýcý Mehdî gelmez, bu sebeple de kötü ve zor durumda kalýr. Hayalî bir Mehdî, hiçbir kimseyi kurtaramayacýðýna göre, bu inanç, fertlerden ve toplumlardan kendi kendini kurtarma imkanýný da almakta ve tamamýyla çaresiz bir halde býrakmaktadýr. Çünkü Mehdî, bir ideal deðil, bir hayaldir. Bir diriliþin, silkiniþin iþareti olmaktan çok bir çöküþün alametidir. (Karýnca Yayýnlarý bu düþünceye katýlmamaktadýr.)
[5] Ebu Dâvud, Mehdî 1 (4282); Tirmizî, Fiten (2231, 2232); Ýbn Mâce, Fiten 34 (4082);
[6] Ebu Dâvud, Mehdî 1 (4286, 4288, 4289); Ýbn Mâce, Fiten 34 (4086)
[7] Ebu Dâvud, Mehdî 1 (4290); Ýbn Mâce, Fiten 35 (4085); Müsned: 1/84
[8] Ebu Dâvud, Mehdî 1 (4285); Tirmizî, Fiten (2232); Ýbn Mâce, Fiten 34 (4083); Müsned: 3/21, 22, 37, 52
[9] Ýbn Mâce, Fiten 34 (4084); Müsned: 5/277
[10] Ýbn Mâce, Fiten 34 (4088)
[11] Müsned: 2/411
[12] Ýbn Mâce, Fiten 34 (4087)
[13] Ýbn Mâce, Fiten 24
[14] Ýslam'ýn ilk asýrlarýnda yazýlmýþ muteber Sünnî akaid ve kelam kitaplarýnda olumlu veya olumsuz yönüyle Mehdîlik, hiç ele alýnmamýþtýr. Ýmam-ý A'zam'ýn "Fýkh-ý Ekber"inde, Maturidî ve Eþ'arî'nin eserlerinde bu konu ile ilgili bilgilere rastlanmaz. Yine onlarýn çaðdaþlarý büyük alimlerin kitaplarýnda da bu konuya temas edilmez. Bir bakýma bu doðaldýr. Çünkü Mehdîlik, sonuç itibariyle "Ýmamet"le doðrudan doðruya ilgilidir ve imamet konusunun bir parçasýdýr. Ýmamet ise, Ehl-i Sünnete göre; (asla deðil de,) füru'a ait bir meseledir. Yalnýz daha sonralarý imamet konusunda insanlar arasýnda bozuk inançlar ortaya çýkýnca.... (Sünnî) kelamcýlar, imamet konusunu, kelam'ýn konularý arasýna almýþlardýr. Ayný sebepten dolayý sonraki akaid alimleri, eserlerinin son kýsýmlarýna, imamet ve "Mehdilik" bahislerini de eklemiþlerdir. (Doç. Dr. Avni Ýlhan, Mehdilik, s. 141-142, Beyan yay. 1993, Ýst.)
[15] Ravisi rivayette tek baþýna kaldýðýndan ferd olduðu sanýlan bir hadis, baþka yol veya yollardan rivayet edilip edilmediðini anlamak üzere çeþitli hadis kitaplarýndan araþtýrýlýr. Ýtibar adý verilen bu araþtýrma sonunda o hadisin bir baþka ravi tarafýndan rivayetinde tek kalan ravinin þeyhi veya þeyhinin þeyhiden rivayet edildiði anlaþýlýrsa, mutabaat meydana gelmiþ olur. 
[16] Ýbn Haldûn, naklî, aklî, felsefî, tecrübî, edebiyat, sanat, dilbilgisi, otobiyografya, sosyoloji, tarih ve medeniyet tarihi gibi bir çok bilim dallarýnda araþtýrma yapmýþ ve bu bilim dallarýyla meþgul olmuþ bir alimdir. Ýbn Haldûn'un "Mukaddime"si, buna güzel bir örnektir.
Yine Ýbn Haldûn, Kur'an ilimleri, Hadis, Fýkýh, Miras Hukuku, Fýkýh Usulü, Cedel, Hilafiyât, Kelâm, Tasavvuf gibi dallarda ehliyetli kimseydi.
Ýbn Haldûn, ilk önce Mehdilik ile ilgili hadisleri, hadis ilmindeki nakdu'r-ricâl, cerh ve ta'dil kurallarýna göre incelemiþtir. Bu hadisler; Ebu Dâvud, Tirmizî, Ýbn Mâce, Hâkim, Taberânî, Bezzâr ve Ebu Ya'lâ gibi meþhur hadisçiler tarafýndan rivayet edilmiþtir.
Ýbn Haldûn, Mehdî ismi açýkça geçen hadislerin senendlerini ve güvenirlilik derecelerini ele almakta, bu hadislerin senedinde yer alan bazý ravilerin Þiî, bazýlarýnýn meçhul, bazýlarýnýn da güvenilmeyecek kimseler olduklarýný; hadis alimlerinden yaptýðý alýntýlarla ortaya koymaktadýr. 
Ýbn Haldûn, Mehdî ile ilgili hadislerin, muteber hadis kitaplarýnda geçtiði için mutaassýp ve muhafazakar çevreden gelecek olan saldýrýlarý ve eleþtirileri düþünerek; sert tepkilere yol açmayacak, oldukça ihtiyatlý, yumuþak ve kolayca yorumlanabilinir bir ifade ve bir yöntem kullanmýþtýr.
Ýbn Haldûn' göre; Mehdî ile ilgili hadislerin hiçbiri, Hz. Peygamber (s.a.v)'in zamanýyla alakasý yoktur. Bu hadisler, dikkatli bir þekilde incelendiðinde, bu hadisler de, Emeviler ve Abbasiler dönemindeki toplumsal, siyasal ve askeri faaliyetler betimlenmiþ; sonra da bu çeþit hadisler, Hz. Peygamber (s.a.v)'in diliyle ifade edilmiþtir. Örneðin, siyah bayraklardan bahsedilmesi bunun en açýk delilidir.
Ýbn Haldûn' göre; Mehdilik inancý, kök ve kaynak itibariyle Batinî ve Þiîliðe dayanmaktadýr. Mehdilik inancý, baþlangýçta Þiîlere ait siyasî bir düþünce iken, zamanla Sünnilerin de bir inancý haline gelmiþtir. Bu inancý, bazý hadisçiler ile sonraki dönem tasavvufçular savunmuþtur. Örneðin, basit ve lüzumsuz meseleleri bile hararetle tartýþan kelâmcýlar, Mehdilik konusu üzerinde fazla durmamýþlardýr. Tasavvufçulara ise, Þiî- Batinî ve Ýsmailî kaynaklardan geçmiþtir. 
Kýsacasý: Ýbn Haldûn, toplumsal yapýlanmaya, tarihî gerçeklere ve toplum hayatýnda geçerli olan kanun ve kurallara, devlet felsefesine ve siyaset esasýna uygun olmadýðý için, "Mehdilik Ýnancý"ný reddetmiþtir. 
Bu konuda daha geniþ bilgi için Doç. Dr. Avni Ýlhan'ýn, "Mehdilik" adlý kitabýna baþvurabilirsiniz.
[17] Genel itibariyle insanlýk tarihinde, özel olarak da Ýslam Tarihi'nde ortaya çýkacak bir çok Deccâl vardýr. Yalnýz ortaya çýkýþý, Kýyametin büyük alametlerinden sayýlan büyük Deccâl, yeryüzünde meydana gelecek en büyük fitnedir. Çünkü Deccâl, ilahlýk iddiasýnda bulunacak ve elinden insanlarýn pek çoðunu dinden çýkaracak harikuladelikler meydana gelecektir. Fakat Allah'ýn hikmeti gereði; bu kimsenin, sýradan halk ile bilgili kimselere karþý iddiasýnda yalancý olduðuna delil olsun diye körlük gibi açýk bir eksikliðe sahip olmasýný gerektirmiþtir. Bilgili insanlar, Deccâl'in yalan iddiada bulunduðunu; Allah, Allah'ýn sýfatlarý ve Allah'ýn, yaratýklarýn sýfatlarýndan uzak olduðuna dair bilgileriyle Resulullah (s.a.v)'den, Deccâl'in durumu hakkýnda almýþ olduklarý bilgileri sayesinde bilirler.
Hakký batýlla örttüðü için Deccâl'e, "Deccâl" denilmiþtir. 
[18] Sahih hadisleri bir araya toplamak maksadýyla yazýlan kitaplardýr.
[19] Ýçinde; hadislerin ilk (=sahabi) ravileri veya son ravileri yada son (=müellifin hocalarý) yahut ravilerin memleketleri harf sýrasýna konularak, her ravinin ismi altýnda rivayet etmiþ olduðu tüm hadislerin veya hadislerinden örneklerin toplanmýþ olduðu kitaplardýr.
[20] Her bir sahabenin veya sonraki bir þahsýn rivayet ettikleri hadisleri, sýhhat derecelerine bakmaksýzýn, çeþitli tertiplerde kendi ismi altýnda bir araya getiren kitaplardýr.
[21] Suyûtî, Dürrü'l-Mensûr, 4/337
[22] Kýyametin kopmasýna doðru Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi meselesi, önceden beri tartýþýlagelen bir konudur. Hz. Ýsa (a.s)'ýn semaya; canlý olarak mý, yoksa bir müddet daha gizlenip ondan sonra doðal bir þekilde öldüðü meselesi, Kur'an'da ve Sünnette açýk bir ifade yoktur. Bununla ilgili rivayetler, akideye taalluk eden bir konu deðildir. Ýnanç esaslarý içerisinde de yer almamaktadýr.
Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesi ile ilgili hadisler, lafzi deðil de manevi mütevatirdir. Manevi mütevatiri inkar etme, kiþiyi, küfre götürmediði halde, Hz. Ýsa (a.s)'ýn yeryüzüne inmesini inkar edenin kafir olacaðýný belirten kimselerin bu görüþü hiç anlaþýlýr gibi deðil. 
Þu iyi bilinmeli ki, Mesih ve Mehdi meselesi, Kur'an ve Sünnetullah'ýn özüne aykýrý bir biçimde anlaþýlmýþ ve açýk naslara aykýrý bir biçimde yorumlanmýþtýr. Tarih boyunca ümmetin büyük bir bölümü, Mesih ve Mehdi düþüncesini; uyuþukluk ve tembelliðe bir kalkan olarak kullanmýþtýr.
[23] Kýyametin büyük alametlerinden biri de, güneþin batýdan doðmasýdýr. Bu konuda 3 görüþ ileri sürülmektedir:
1. Güneþin, Kýyametten önce battýðý yerden doðmasý.
2. Güneþin, batýdan doðmasý; ilmin, irfanýn, medeniyetin Batý Avrupa'dan gelmesi.
3. Güneþ gökte belli bir sisteme göre dönen çok sayýdaki gök cisminden bir tanesidir. Güneþ, güneþ sistemine giren yýldýzlarla birlikte, sakin haldeki bir yýldýza doðru hýzla yol almaktadýr. Buna göre güneþin uzaydaki bir noktayý geçemeyeceðine ve bundan sonra geri dönmekle emrolunacaðýna ihtimal verilmektedir. Bunun ardýndan da, güneþin, batý tarafýndan doðmasý sonucuna götürecek büyük hadise gerçekleþebilir. Sonra dudum, yine eski haline dönebilir. Bu görüþü, bugünkü ilmi veriler ile geçmiþte Vâhidî, Katâde, Mukâtil, Zeccâc ile Ýbn Kuteybe gibi alimler ileri sürmüþtür. 
Yalnýz nasslarda bildirilenlerin, nasýl gerçekleþeceði hakkýndaki kesin bilgiyi Yüce Allah bilir.
Güneþin, batý tarafýndan doðmasýndan sonra iman edenin, imanýnýn kendisine bir yarar saðlamayacaðý üzerinde þüphe yoktur.
[24] Dâbbetü'l-arz, "arz hayvaný" demektir. Yüce Allah, Kur'an-ý Keri'de, "Onlar hakkýndaki söz gerçekleþtiði zaman, onlar için, yerden bir 'Dâbbe' çýkarýrýz ki, bu, onlara ...söyler" (Neml: 27/82) ile Hz. Peygamber (s.a.v)'de bir çok hadiste, Kýyamete yakýn, Kýyamet alametlerinden biri olarak "Dâbbetü'l-arz"ýn çýkacaðýndan bahsetmektedir. 
Fakat Dâbbetü'l-arz'ýn niteliði, nerede ve ne zaman çýkacaðý hususunda bir çok görüþ bulunmaktadýr. Hatta günümüzde aids hastalýðýnýn bile Dâbbetü'l-arz olduðu görüþü ileri sürülmektedir. 
Dâbbetü'l-arz'ýn ortaya çýkmasý, Kýyametin yaklaþtýðýný göstermektedir. 
Dâbbetü'l-arz, ahirzamanda insanlarýn bozulduklarý, Yüce Allah'ýn emirlerini terk ettikleri ve Hak din olan Ýslam'ýn deðiþtirilmeye kalkýþýldýðý dönemde ortaya çýkacaktýr.
Dâbbetü'l-arz ortaya çýkmasý olayý ile Güneþin batýdan doðmasý olayýndan hangisinin daha önce gerçekleþeceði meselesinde iki ayrý görüþ bulunmakatdýr.
[25] Ye'cüc ile Me'cüc kelimeleri, Yunanca'dan Ýbranice'ye geçmiþ ve Ýbranice bir þekil almýþtýr.
Yüce Allah, Kur'an'da; Ye'cüc ile Me'cüc'den, iki yerde söz etmektedir. Biri, Zulkarneyn'in, bazý toplumlarý, Ye'cüc ile Me'cüc'ün bozgunculuðundan korumak için inþa ettiði seddin yapýlmasý ile ilgili bilgi verirken (Kehf: 18/94-97), diðeri de Enbiyâ: 21/96-97'de geçmektedir.
Ye'cüc ile Me'cüc'ün; kimler olduðu, özellikleri, nitelikleri ve soylarý ile ilgili farklý açýklamalar ve birbirinden deðiþik görüþler belirtilmiþtir.
Ayette; Ye'cüc ile Me'cüc'ün önünün açýlmasý, seddin varlýðý ile baðlantýlý olarak Kýyamet'in hemen öncesinde gerçekleþecek bir olay olarak anýlmamaktadýr. Burada kast edilen anlam ise; onlarýn, kendi beldelerinden çýkýp Ýslam alemine yönelik savaþ baþlatmalarýdýr. Þam beldeleri de, onlarýn, savaþ sýrasýnda hedef alacaklarý beldeler ararsýndadýr.
Ye'cüc ile Me'cüc hakkýnda tarihî rivayetlere bakýldýðýnda, bu rivayetlerin, hemen hemen hepsinin Ýsrailiyyât kaynaklý olduðu ve birbirini tutmadýðý görülür. 
Merhum M. Hamdi Yazýr (ö.1358/1942), Ye'cüc ile Me'cüc hakkýnda gelen bazý rivayetleri naklettikten sonra þöyle der:
"Ye'cüc ile Me'cüc, vaktiyle bir veya iki kavmin özel ismi olsa da, doðrusu herkesin bildiði mana þudur: Aslý ve soyu belirsiz, din vu ulus tanýmaz karma bir insan topluluðudur ki, çýkmalarý Kýyamet alametlerindendir. Yeryüzünü bozacaklardýr."
Kýyamete yakýn bir zamanda Ye'cüc ile Me'cüc topluluðunun çýkýp yeryüzünü harap edeceði meselesi, semavi din mensuplarýnýn ortak kültüründe yer alýr. Bu konuda Tevrat'ýn, "Hezekiel Bölümü"nün 38-39 bablarý arasý ile Ýncil'in, "Yuhanna'nýn Vahyi Bölümü"nün 20. babýnýn 7-8. ayetlerine bakýlabilinir.
Zulkarneyn döneminde önü kesilen Ye'cüc ile Me'cüc'ün, zamaný geldiðinde tekrar insanlýk medeniyeti için bir tehlike olmasý doðaldýr. 
içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


Urfalý Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...

Yukar git