Temmuz 19, 2019, 04:14:45 S
Haberler:

Biz insana, ana-babasýna iyi davranmasýný tavsiye etmiþizdir. Çünkü anasý onu nice sýkýntýlara katlanarak taþýmýþtýr. Sütten ayrýlmasý da iki yýl içinde olur. (Ýþte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana þükret diye tavsiyede bulunmuþuzdur. Dönüþ ancak banadýr. (Lokman -14)

Kuran ve Matematik

Balatan Fussilet, Eyll 01, 2017, 12:05:00 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Fussilet

Matematik 
Kur'an-ý Kerim ilmiyle teþvik edilen ve des­teklenen müslümanlar, sayýlar ilmi (ilmül adet) ve sayma ilmi (ilmül hesap) ile iþe baþ­ladýlar ve bunlar, îslâmî bilimler içinde, Önemli bir yer iþgal etti. Diðer bilimlerde ol­duðu gibi, Ýslâm'daki matematiksel çalýþma­larýn kaynaðý da Tevhid' (Allah'ýn Birliði) inancýdýr. Müslümanlarýn matematiðe olan sevgileri, doðrudan doðruya Bir Allah'a olan inançlarýnýn (Tevhid) ana rakamýyla ilgilidir Allah Birdir. Bunun için, sayýlar arasýnda bir sayýsý, kaynaðýn en doðru ve en açýk sembo­lüdür. Ve sayýlar serisi, insaný çokluktan bi­re götüren bir merdivendir.
Ýhvan-ý Safa'nýn görüþlerinin özeti þöyle söy­lenebilir: "Gerçekten, insanlarýn ruhlarýnda­ki sayýlarýn þekli, cevherde mevcudatýn þekil­lerine tekabül eder. Bu bilgiyle, Allah'a var­mak isteyen kiþi, kademe kademe diðer ma­tematiksel ve tabii bilimlerle metafiziðe ula­þýr. Sayýlarýn ilmi, ilimlerin çatýsý, hikmet un­suru, Ýlâhî bilimlerin kaynaðý, mânanýn di­reði, ilk iksir ve büyük bir simyadýr." (Isla-mic Science, s. 75-93).
Sayýlarýn sembolik rolü, Ýslâm tarihinin ilk devirlerindeki matematik çalýþmalarýnda, da­ha fazla önem taþýmýþtýr. BÝR sayýsý, hem ça­lýþmanýn baþlangýcý, hem de sonu olarak mümtaz bir yer tuttu. Sayýlarýn bu kalitatif ve manevî boyutu, geleneksel Pisagor kav­ramýný, "Ýbrahim Pisagoryanizmi, þeklinde kolayca Ýslâmîleþtirdi. Sayý ve rakamlarýn sembolik rolünü içinde toplayan BÝR, 'BÝR OLANIN' mesajýyla aydýnlanýr." (Islamic Science, s. 75-93).
Matematik çalýþmalarýnýn bu görüþü;Ýslamî dünyadaki bilginin her branþýnda düzen, denge ve uyum ortaya çýkardý. Ayný þekilde müslümanlarý matematiðin deðiþik branþla­rýna cezbeden ve onlarýn yaklaþýk bin yýllýk bir sürede matematiksel bilimlere birçok kat­kýda bulunmalarýna vesile olan da, Ýslâm maneviyatýnýn total spektrumu içerisindeki bu unsurdan dolayýdýr." (Islamic Science, s. 75-93).
Böylece, sayýlar hakkýndaki çalýþmalar, Kur'an-ý Kerim'den teþvik ve cesaret almýþ oluyordu. Diðer bir deyiþle, Tevhid, bütün bilgilerin kaynaðýdýr; çünkü bütün bilgiler ondan daðýlýr ve insanýn dünyasýný zengin­leþtirir. Ýnsanýn cehaleti bilgiyle, yokluk da bollukla yer deðiþtirdi; çünkü tevhid, insaný cehaletin yalnýzlýðýndan çekip, ilmin ýþýðýna ulaþtýrýr. Bu ise; Allah'ýn nuruyla, düþünen ihsanýn iç dünyasýnýn aydýnlanmasýný, dün­yadaki madde bolluðu (fazlallah) ile de dýþ dünyasýnýn zenginleþmesini getirir. Ýnsanýn manevî olduðu kadar, maddî olarak da ge­liþmesi böylece saðlanýr.
Müminun Suresi'nde þu cümleler vardýr: (Al­lah), buyuracak: 'Dünyada ne kadar seneler sayýsýnca kaldýnýz.' Onlar derler ki: 'Bir gün, yahut bir günden az kaldýk. Ýþte sayanlara sor.'. (Allah) buyuracak: 'Bilmiþ olsanýz, ha­kikaten pek az kaldýnýz.' " (23: 112-114).
Ve Allah'ýn nimetleri konusunda: "Eðer Al­lah'ýn bunca nimetini teker teker saymaya kalkýþsanýz, onu bitiremezsiniz...' (14: 34).
Nahl Suresi'nde þunlarý okuyoruz: "Halbu­ki Allah'ýn nimetini teker teker saymaya kal­kýþsanýz, sayamazsýnýz." (16: 18). Sayýlarýn kullanýlmasý, bazý ibadet þekilleri konusun­da da geçer: "Size farz kýlýnan oruç, sayýlý günlerdir. O günlerde sizden kim hasta, ya­hut seferde olur da iftar ederse, tutamadýðý günler sayýsýnca sýhhat bulduðu ve rahat et­tiði baþka günlerde oruç tutar... Allah size, kolaylýk diler, size güçlük dilemez; hem bu­yuruyor ki, kaza borcunuzu tamamlayasýnýz da size hidayet ettiði þekilde Allah'ý tekbir ile yüceltesiniz, gerek ki þükredersiniz." (2: 184-185). Yine ayný surede: "Bir de sayýlý günlerde Allah'ý tekbir ile zikredin. Kim, iki günde MÝna'dan dönmek için acele ederse, ona günah yoktur. Mina'da geri kalana da günah yoktur." (2: 203).
Kur'an-ý Kerim, deðiþik olaylarda ve farklý yerlerde hesaplamalardan ve belirli süreler­den bahseder. "Bu itibarla aleyhlerine acele etme. Çünkü biz onlarýn günlerini saydýkça sayýyoruz." (19: 84). Yine ayný surede: "Ye­min olsun ki, onlarýn adedini bilmiþ ve te­ker teker saymýþtýr. Kýyamet günü de, her biri O'na tek baþýna olarak gelecektir." (19: 94-95). Cin Suresi'nde þunlar buyurulur: "Ni­hayet o vadolunduklarý azabý gördükleri va­kit; kimin yardýmcýsýnýn daha güçsüz ve sa­yýsýnýn daha az olduðunu öðreneceklerdir." (72: 24). Devamýnda:"Allah,elçilerininyap-týklarýný ilmiyle kuþatýr ve herþeyi bir bir sayar." (72: 28): Tevbe Suresi'nde: "Allahjýn haram ettiði belirli aylarýn sayýlarýna uydur­mak için, onu bir sene helâl, bir sene d$ ha­ram sayýyorlar..." (9: 37). Müddessir Suresi­nde þöyle yazýlýdýr: "Biz o ateþin muhafýz­larým hep meleklerden kýldýk. Sayýlarým da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptýk,'' (74: 31). Hud Suresi'nde: "Biz o gfinü ancak sa­yýlý bir müddet için geriye býrakýyoruz." (11: 104).
Kur'an-ý Kerim, inanmayanlara verilecek ce­zalardan da bahseder: "O yahudiler: 'Bize sayýlý birkaç günden baþka asla cehennem ateþi dokunmaz.' dediler." (2: 80). "Bu yüz çeviriþlerinin sebebi þudur: Çünkü onlar, sa­yýlý birkaç günden baþka bize asla ateþ do­kunmaz demektedirler." (3: 24). Hûd Sure­si'nde ise: "Andolsun ki onlarýn azabým sa­yýlý bir süreye kadar ertelesek, 'Onu alýko­yan nedir?' derler." (11: 8).
Hesaplar, Kur'an'ýn belli diðer bölümlerin­de de vardýr: "Onu, ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattýlar. Hakkýnda raðbetsiz bulu­nuyorlardý." (12: 20). Þahitlik konusu için þunlar söylenir: "Ve içinizden adalet sahibi iki erkeði de þahit yapýn. Þahitliði Allah için yapýn!" (65: 2). Bakara Suresi'nde: "Erkek­lerinizden iki kiþiyi þahit tutun! Eðer iki er­kek bulunmazsa, o halde doðruluðuna güvendiðjniz þahitlerden bir erkekle iki kadýn gerekir." (2: 282).
Nisa Suresi'nde: "Kadýnlarýnýzdan zina edenlere karþý içinizden dört þahit getirin!" (4: 15).
Nur Suresi'nde: "Ýffetli müslüman kadýnla­ra zina iftira edenler, sonra dört þahit getir­meyenler, iþte bunlara seksen deðnek vurun, bunlarýn þahitliklerini ebediyyen kabul etme­yin." (24: 4).
"Buna dört þahit getirselerdi ya... Madem ki þahit getiremediler, o halde onlar, Allah ka­týnda yalancýdýrlar." (24: 13). Maide Suresi1 nde: "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiði zaman, vasiyyet vaktinde içiniz­den adalet sahibi iki kimseyi, yahut yolcu­lukta iken ölüm musibeti baþýnýza gelmiþse, milletinizden olmayan iki adamý þahit tu­tun... Eðer gayri müslim Ýki þahidin yalancý­lýk gibi kötü belleri çýkar da buna hak kaza­nýrlarsa, o zaman mirasçýlardan haksýzlýða uðramýþ iki kiþi bunlarýn yerine geçer ki, bunlar þahit olmaya daha lâyýk kimselerdir. Sonra Allah'a þöyle yemin ederler: 'Billahi, bizim þahitliðimiz, o iki kimsenin þahitliðin­den daha doðrudur. Biz hakký çiðneyip te­cavüz etmedik. Tecavüz etsek, þüphesiz ki, zalimlerden oluruz." (5: 106-107).
Bütün bu ayetler, müslüman matematikçile­re matematiðin iki cephesi (adet ilmi, hesap ilmi) üzerindeki çalýþmalarýnda ve sosyal me­selelerle ilgili en ince problemleri, Ýlâhî reh­berliðin ýþýðýnda çözmelerinde, ilham kaynaðý olmuþtur.
Kur'an-ý Kerim, güneþ ve ayýn tasvir edildiði çeþitli olaylarda matematiksel meselelerden bahseder. "O Allah'týr ki, güneþi bir ýþýk ve ayý da bir nur yaptý, miktarlar ve ölçüler ta­yin buyurdu ki senelerin sayýsýný ve hesabý bilesiniz. Allah, bunlarý ancak hak ve hik­met olarak yarattý." (10: 5). Ýsrâ Suresi'nde de þu sözler vardýr: "Biz, geceyi ve gündüzü kudretimize delâlet eden iki alâmet yaptýk da, sonra gece alâmetini giderip yerine gün­düz alâmetini gösterici kýldýk, ki Rabbiniz-den bir lütuf arayasýnýz, yýllarýn sayýsýný ve vakitlerin hesabýný bilesiniz. Biz, her þeyi apaçýk olarak beyan ettik." (17: 12). En'âm Suresi'nde þunlarý okuyoruz: "Geceyi de is­tirahat için, güneþi ve ayý da vakit ölçüsü ký­landýr?1 (6: 96). Kur'an'ýn bu ve diðer pek çok ayetleri, insanýn dikkatini, bir taraftan Al­lah'ýn haþmet ve azametine çeker, diðer ta­raftan onun açýk alâmetleri olan güneþ ve aya, bunlarýn yýllarýn hesaplanmasý, zama­nýn belirlenmesindeki rollerine dikkat çeker. Böylece insanýn, hesabýn kantitatif (nicel) ya­nýyla boðulmasý, onlarýn sembolik tesirini Ör­ter ve ortadan kaldýrýrken, Allah'la olan iliþ­kileri sayý ve rakamlarýn kalitatif (nitel) ya­nýný diri ve taze tutar. Müslüman bilim adamlarý, bunu, ayný zamanda Allah'la olan yakýn münasebetlerini devam ettirirken, ma­tematik bilimine olan ansiklopedik katkýla­rýyla ispat etmiþlerdir.
Kur'an-ý Kerim, Allah'ýn yarattýklarýnýn çok­luðundan da bahseder. "Muhakkak Rabbi-niz, O Allah'týr ki gökleri ve yeri altý günde yarattý." (7: 54)
Hûd Suresi'nde: "Gökleri ve yeri altý günde yaratan O'dur." (11: 7). Furkan Suresi'nde: "O Allah'týr ki, göklerle yeri ve aralarýnda olanlarý altý günde yarattý," (25: 59). Secde Suresi'nde: "Gökleri ve yeri altý günde ya­ratan O'dur." (32: 4). Kaf Suresi'nde: "Ce­lâlim hakký için, Biz gökleri, Biz göklerle yeri ve aralarmdakilerÝ altý günde yarattýk ve Biz bir yorgunluk da duymadýk." (50: 38). Bu ayetler, astronomi ve fizik bölümlerinde tar­týþýldýðý gibi, zamanýn mânasýna yeni boyut­lar kazandýrdý. Onlar, Allah katýndaki sayý­sal çokluklarýn, bize görünen þeklinden ta­mamen farklý olduðunu gösterirler. Allah ka­týnda altý gün, insan yýllarýnýn binlercesi ola­bilir. Zamanýn bu yanýna aþaðýdaki ayette da­ha fazla ýþýk tutulur: "Bununla beraber, Rab-binin katýnda bir gün sizin sayacaklarýnýzdan bin sene gibidir. (22: 47). Secde Suresi'nde: "Sonra bir günde, O'na yükselir ki, miktan', sizin saydýklarýnýzdan bin yýldýr." (32: 5). Meariç Suresi'nde, biz tekrar þunlarý görü­yoruz: "Melekler ve Cebrail, miktarý elli bin yýl olan, o derecelere bir günde yükselirler." (70: 4).
Bu ayetler, insanlarý sayýlar ve rakamlar dün­yasýnda daha derinleþmeleri ve problemleri-. ne doðru cevaplar alabilmek için yeni metot­lar ve teknikler geliþtirmeleri hususunda teþ­vik ederek, matematiðe yeni malzeme ve ye­ni boyutlar saðlamýþtýr. Ýnsanlar, Kur'an-ý Kerim Hakikatinin gerçek manasýný anlama­ya çalýþmýþlar ve bu hakikatin izah edilme­sinde gerekli aletleri keþfetmek için her tür­lü çabayý sarfetiniþlerdir. Doðal olarak, bu, kiþileri, Ýlâhî Ýlim ile uygunluk içinde mate­matik dünyasýnda yeni fikirler üretmeye yö­neltmiþtir. Belki, matematiði, bütün bilim­lerin çatýsý, hikmet unsuru ve Ýlâhî bilimle­rin kaynaðý olarak tesis eden faktörlerden bi­ri de budur ve ona Ýslâmî bilimler içinde "imtiyazlý bir yer" vermiþtir. (Islamic Scien­ce, s. 75-93).
Yine, Kur'an-ý Kerim, göklerin ve yerin ya­ratýlma iþleminde matematikçilere, düþün­mek için pek çok nimet sunmuþtur: "Sonra semaya yönelerek onlarý, yedi gök halinde düzenleyen O'dur.O her þeyi hakkýyla bilen­dir." (2: 29). Talâk Suresi'nde þunlarý oku­ruz: "Yedi göðü ve yerden de bir o kadarýný yaratan Allah'týr." (65: 12).
Müminin Suresi'nde, þu sözler vardýr: "O ye­di göðün Rabbi kim? O çok büyük Arþ'ýn Rabbi kim?" (23: 86). Nahl Suresi'nde tek­rar: "Görmediniz mi, Allah yedi göðü taba­ka tabaka nasýl yaratmýþ?" (7: 15).
Bunlar ve bunun gibi pekçok ayetler insana, Ýlâhî bilgiyi telkin eder ve ona yaratýcýlýðýn maksadýný ve biçimini anlatýr. Bunlar ayný zamanda, insaný kendi bilgisine yeni bilgiler katmasýný da teþvik eder.
Kur'an-ý Kerim, þu sözlerde, ekinlerin çoðal­masýndan bahseder: "Mallarýný Allah yolunda harcayanlarýn hâli, her baþaða yüz taneli yedi baþak veren bir tohumun hali gibidir..." (2: 61). Yusuf Suresi'nde: "(Bir gün Mýsýr) Kral(ý) dedi ki: 'Ben yedi semiz ineði, yedi cýlýz ineðin yediðini, yedi yeþil baþak ve bir o kadar da kuru baþak görüyorum? " (12: 43). Özellikle ilk ayetler, hem ziraî üretim­deki, hem de bahçývanlýktaki istatistiki ko­nular üzerinde dikkatleri toplar. Ziraî ve bah-çesel ürünlerin çoðalmasý ve gerekli sayýsal formülleri bulmak için araþtýrma yapmaya teþvik eder.
Sayýlar ve rakamlardan, diðer'yerlerde de bahsedilir: "Doðrusu, Allah, gökleri ve yeri yarattýðý günkü kesin hükmünde, aylarýn sa­yýsý, Allah katýnda on iki aydýr." (9: 36). Al­lah'ýn tam ve mutlak kudret sahibi olmasý konusunda da þunlarý okuruz: "Eðer yerde­ki bütün aðaçlar kalem olsa, deniz de arka­sýndan yedi deniz daha katýlarak mürekkep olsa; yine Allah'ýn kelimeleri tükenmez." (31: 27).
Kehf Suresi'nde de þu sözler vardýr: "Eðer Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa ve bir o kadarýný da kat­sak RabbÝmin kelimeleri tükenmeden deniz­ler tükenirdi." (18: 109). Þüphesiz ki, bu ayet, matematik dünyasýna yeni bir unsuru takdim eder ve insaný felsefe ve metafizik alanýna gö­türür. Matematikçi, deðiþik problemlerin çö­zümü için'çokluk dünyasýna davet edilir, fa­kat Allah'ýn haþmet ve azameti karþýsýnda ye­nilerek, bilgisinin, daha çok artmasý ve ay­dýnlatýlmasý için ÝÝâhîTeosofi'ye --Tevhid-- geri dönmeye zorlanýr. Diðer bir deyiþle, ma­tematikçi, birlik tarafýndan, çokluða gitme­ye çaðýrýlýr, fakat daha büyük ve daha kuv­vetli bir inançla birliðe geri döner.
Miras kanunlarýnda, matematikçi için pek çok araþtýrma alaný mevcuttur: "Ana-baba ve akrabanýn býraktýðý maldan erkeklere pay vardýr. Kadýnlara da, ana-baba ve akrabanýn býraktýðý maldan pay vardýr. Bunlar az ya da çok takdir edilmiþ birer paydýr." (4: 7).
Paylarýn ayrýntýlarý þu ayetlerde gösterilmiþ­tir: "Allah, evlâdýnýzýn mirastaki durumu hakkýnda size þöyle emrediyor: Çocuklardan erkeðe, iki diþi payý kadar vardýr. Eðer, ço­cuklarýn hepsi diþi olmak üzere ikiden fazla iseler, onlara ölümün terkettiði malýn üçte ikisi ve eðer diþi tek ise ona da yansý var. ölü­nün ana-babasý Ýçin, eðer çocuðu varsa, her birine terekesinden altýda bir, fakat çocuðu yoksa ve ölüye yalnýz ana-babasý varis olu­yorsa, anasýna üçte bir vardýr. Eðer ölenin kardeþleri varsa annesinin hissesi altýda bir­dir. (Bu hükümler) ölünün borcu ödenip yaptýðý vasÝyyeti yerine getirildikten sonra­dýr... Zevcelerinizin çocuðu yoksa geriye bý­raktýklarý malýn yarýsý sizindir. Eðer onlarýn çocuðu varsa size, býraktýklarý maldan dört­te bir hisse vardýr; fakat bu hisseler, yapa­caklarý vasiyyeti ve borcu ödedikten sonra­dýr. Eðer sizin çocuðunuz yoksa zevcelerini­ze, býraktýðýnýz maldan dörtte bir hisse ve eðer çocuðunuz varsa, býraktýðýnýz maldan onlara sekizde bir var; ancak bu hüküm, ya­pacaðýnýz vasiyyeti ve borcu ödedikten son­radýr.' '
"Eðer bir erkek veya bir kadýnýn, çocuðu ve babasý bulunmadýðý halde mirasýna konulu-yorsa ve onun ana bir erkek kardeþ veya ana bir kýz kardeþi bulunuyorsa, herbirine altý­da bir ve bu birden daha çoksalar, kýz ve er­kek üçte bir hissede eþit olarak ortaktýrlar, zarar vermek olmamalýdýr. Bütün bu hüküm­ler, Allah'tan bir vasiyyet ve emirdir. Allah âlimdir, hakimdir." (4: 11-12). Yine ayný su­rede: "De ki, Allah size ikinci dereceden mi­rasçýlar hakkýnda fetva veriyor: 'Þayet çocu­ðu olmayýp bir kýz kardeþi bulunan, kimse ölürse býraktýðýnýn yarýsý kýz kardeþe kalýr. Fakat kýz kardeþinin çocuðu yoksa kendisi ona tamamen varis olur. Eðer Ýki kýz kardeþ kalmýþsa, býraktýðýnýn üçte ikisi onlaradýr. Eðer kardeþler, erkekli ve diþili olursa, erkek için iki diþi payý kadar vardýr. Þaþýrýrsýnýz di­ye, Allah size açýklýyor. Allah her þeyi hak­kýyla bilendir." (4: 176). Bu ayetler, miras ka­nunlarý ile onlarýn Ýslâm toplumu üzerinde­ki ekonomik ve ahlâkî etkilerinin matema­tiksel cephesine çok ilgi gösterilmesine ne­den olmuþlardýr.
Ýbadetin deðiþik biçimlerinde de, hesaplama­lara ve sayýlmalara ihtiyaç vardýr: Meselâ günlük namaz vakitleri: "Çünkü namaz, müminler üzerine, vakitleri belirli bir farz ol­muþtur." (4: 103).
Kur'an-ý Kerîm'de Ýsrâ Suresi'nde þu âyetler yer alýr: "Geceleyin uyanýp, yalnýz sana mah­sus olarak fazladan namaz kýl." (17: 79). Ve Tâhâ Suresi'nde: "Güneþin doðmasýndan ve batmasýndan evvel Rabbini hamd ile teþ­bih et! Gecenin bir kýsým vakitlerinde ve gündüzün etrafýnda da teþbih et ki, Allah'ýn rýzasýna eresin?' (20: 130). Günlük namaz va­kitleri, Kur'an-ý Kerim'in bu ayetlerinde be­yan edilmiþtir ve her namaz, uygun zamanýn­da eda edilmelidir, aksi halde önemini kay­beder. O, matematikçilere, yalnýz dünyanýn çeþitli yerlerindeki namaz vakitlerini tesbit et­mek için deðil, ayný zamanda namaz vakit­lerinin çizelgesinin hikmet ve faydasýný bul­mak için de, kuvvetli bir destek olmuþtur. Yi­ne, onlarýn namazýn bu iki cephesini araþtýrmalarý, görüþlerini çok geniþletmiþ, onlarý yaratýcýlarýna ve onun tecellilerine daha faz­la yakýnlaþtýrmýþtýr.
Zekat ödemesi de bir takým hesaplara, ihti­yaç gösterir: "Onlarýn mallarýndan bir zekât al ki, onunla kendilerini temize çýkarmýþ, mallarýna bereket vermiþ olasýn." (9: 103). Ýyi müminlerin bazý vasýflarý da þöyle belirtilir: "Allah'ýn rýzasýný istemek ve kalplerindeki imaný saðlamlaþtýrmak, kuvvetlendirmek için mallarýný harcayanlarýn hâli de bir tepe üzerinde bulunan bir bahçenin hâline ben­zer." (2: 265). Müminun Suresi'nde þu söz­ler vardýr: "Onlar ki zekâtlarýný verirler!' (23: 4). Bu zorunlu vergi, müslümanlara, Allah'a ve topluma karþý olan sosyal ve ahlâkî vazi­felerini hatýrlatýr. Müslümanlarýn zekâtlarý­ný titizlikle hesaplamalarý ve onu, bu fondan yardýma ihtiyacý olanlar arasýnda dikkatlice daðýtmalarý istenmiþtir. Zekât, Peygamber @'ýn, bu konudaki direktiflerine göre hesap­lanmalýdýr. (Bütün varlýk tiplerinde % 2,5; maden ocaklarý ve definelerde % 20; sula­nan arazilerde % 5; sulanmayan arazilerde % 10; davarlar için % 1-2,5 arasý deðiþen oranlarda zekât verilir.) Bu, dikkatli bir hesaplama ister. Zekatýn takdirinde olduðu ka­dar, faydalananlar arasýndaki daðýtýmýnda da pekçok matematiksel iþlemi vardýr.
Ayný suretle, hesaplamalar, Ramazan ayýn­daki oruç vakitlerinde de gereklidir: "Ey mü­minler, sizden öncekilere farz kýlýndýðý gibi sizin üzerinize de oruç farz kýlýndý. Gerek ki oruç sayesinde fenalýklardan konmasýnýz... Sizden her kim Ramazan ayýnda hazýr bu­lunursa o ayý oruç tutsun, kim hasta olur ya­hut seferde bulunursa, oruç tutamadýðý gün­ler sayýsýnca sýhhat ve ikamet halinde oru­cunu kaza etsin. Allah size kolaylýk diler, si­ze güçlük dilemez; hem buyuruyor ki, kaza borcunuzu tamamlayasiniz da size hidayet et­tiði þekilde Allah'ý tekbir ile yüceltesiniz, ge­rek ki þükredersiniz." (2: 183-185).
Yine en mükemmel ve dengeli yaklaþým, di­ðer ibadet þekillerinde olduðu gibi oruçta da devam ettirilir. Ýnananlarýn aþýrý bir zorluk ve meþakkate uðramaksýzýn, bu kurallarý gözetmeleri istenir. Bu, matematikçilere, oru­cun, yýlýn farklý mevsimlerinde ve dünyanýn çeþitli bölgelerindeki tam oruç vakitlerini he­saplamak için büyük fýrsatlar verir. Ayný za­manda, daha iyi ibadet edecek takva sahibi olmalarýný saðlar. Orucun, haccýn bir takým rükünlerini tamamlamasý da söz konusudur: "Kim umresini bitirip ondan faydalanarak haccý yaparsa, kolayýna gelen bir kurban kes­mek vacib olur. Bu hüküm, Mescid-i Ha-ram'da oturmayanlar içindir. Allah'tan kor­kun ve bilin ki, Allah'ýn azabý cidden çok þiddetlidir." (2: 196).
Oruç, kiþilerin yaptýðý bazý hatalarý telâfi'et­mek Ýçin de emredilmiþtir: "Allah, sehven ve kasýtsýz olarak yaptýðýmýz yeminlerden dolayý sizi sorumlu tutmaz. Fakat bile bile yaptýðý­nýz yeminler yüzünden sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti, ailenize yedirdiðinizin or­ta derecesinden on fakir doyurmak, yahut giydirmek, yahut bir köle azad etmektir. Bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutar. Ýþ­te yemin ettiðiniz vakit, yeminlerinizin kef-fareti budur. Bununla beraber yeminlerinizi bozmaktansakýn. Allah ayetlerini size böy­le açýklýyor ki, þükredesiniz." (5: 89).
Acelecilik ve düþüncesizlikle yapýlan ziharýn (nikâhý kendine haram kýlmak) kefareti de eðer erkek diðer yollarla cezasýný ödemeye muktedir deðilse, oruçla karþýlanabilir. "Ka­rýlarýna zihar yapanlar, sonra dediklerini geri almak için dönecek olanlar, birbiriyle birleþ­meden önce, bir köle azat etmek vardýr... Fa­kat ki, bulamazsa, yine cinsi münasebette bulunmadan önce, arka arkaya iki ay oruç tutmak vardýr. Ona da gücü yetmiyen altmýþ yoksulu doyursun. Bu açýklama Allah'ý ve Rasulü'nü tasdik edesiniz diyedir." (58: 3-4).
Bütün bu deðiþik ibadet biçimleri hakkýnda­ki ayetlerde, matematiksel meselelerin araþ­týrýlmasýna teþvik ve Yaratýcý'nýn rahmet ve þevketinin anlaþýlmasýna da pekçok fýrsat vardýr. O, Birlik'teki (Tevhid) huzur için, hayatýn maddî meþgaleleri ve maneviyat arayý­þý arasýnda, bilimsel bir denge saðlar. Bilim­sel iþlerle meþgul olan kiþi, yaratýcýsý ile bir rabýta kurar ve onun dünyevî meþguliyetle­ri, ruhî ilerlemesine mâni olmaz, tersine onun imanýný kuvvetlendirmesinde yardým­cý olur ve onun daha iyi, daha içten ibadet etmesini saðlar.
Peygamber @'m vazifesi, mesaj iletmektir; fakat hesap, Allah'ýn kudret elindedir. "On­larýn hesabýndan sana bir sorumluluk ve se­nin hesabýndan da onlara bir sorumluluk yoktur." (6: 52). Ra'd Suresi'nde: "Sana dü­þen ancak tebliðdir. Hesabý görmek yalnýz Bi­ze aittir."(13: 40). Þuara Suresi'nde: "Onla­rýn hesabý ancak Rabbime aittir; eðer iyice düþünseydiniz, bunu bilirdiniz... Ben ancak bir uyarýcýyým" (26: 113-115). Ðaþiye Sure­si'nde: "Artýk sen nasihat et. Sen ancak bir öðüt vericisin. Sen onlar üzerine zorlayýcý de­ðilsin... Muhakkak ki, onlarýn dönüþleri Bi-ze'dîr. Sonra onlarýn hesaplarým görmek de yalnýz Bize aittir." (88: 21-26).
Allah, hesapta çok âdildir ve her kiþi yap­týklarý için Ödüllendirilecektir. "Bu, Allah herkese yaptýðýnýn karþýlýðýný vereceði için böyledir. Doðrusu, Allah, hesabý çabuk gö­rür. " (14: 51). Bakara Suresi'nde þunlarý gö­rürüz: "Onlarýn kazandýklarý hayýr ve dua­dan nasipleri vardýr. Allah, hesabý çabuk gö­rür." (2: 202). Mümin Suresi'nde: "Bugün herkese kazandýðýnýn karþýlýðý verilir. Bugün haksýzlýk yoktur. Þüphesiz ki Allah, hesabý çabuk görendir!' (40: 17). Allah, kullarýndan herhangi birine hesapsýz ihsanda bulunabilir.
"Allah dilediði kimseye hesapsýz rýzýk verir." (24: 38). Mümin Suresi'nde: "... Ýþte onlar cennete girerler, orada hesapsýz olarak rýzýk-landýrýhrlar?' (40: 40).
Al-ifmrân Suresi'nde: " 'ButtAlÝah katýnda-dýr' cevabýný vermiþti. Þüphe yok ki Allah dilediðini hesapsýz olarak rýzýklandýrir."
dirilirler, günahkârlar ise kötü bir karþýlýk bulurlar: "Dünyada Rablerinin emrine ita­at edenler için, ahirette daha güzeli vardýr. Allah'ýn emrine itaat etmiyenler ise yeryü­zünde bulunan her þey ve daha bir katý on­larýn olsa, kurtulmak için hepsini verirlerdi. Ýþte hesaplan kötü olanlar bunlardýr." (13-18).
Her kiþinin hesabý, tam bir adaletle görüle­cek, hiç kimseye bir haksýzlýk yapýlmayacak­týr. "Kýyamet günü için, doðru teraziler ku­rarýz. Hiçbir kimse, hiçbir haksýzlýða uðra­týlmaz- Yapýlan amel bir hardal tanesi aðýr­lýðýnca da olsa, onu getirir tartýya koyarýz. Hesap görenler olarak da Biz yeteriz." (21: 47).
Zilzal Suresi'nde þunlarý okuruz: "Zira kim, zerre miktarý bir hayýr iþlerse, onun mükâ­fatýný görür. Kim de zerre miktarý bir kötü­lük iþlerse, onun cezasýný görür." (99: 7-8). Bu da, Allah'tan gizlenmiþ hiçbir þey kalma­yacaðýnýn delilidir. "Ne yerde, ne gökte zer­re aðýrlýðýnca hiçbir þey Rabbinizden gizli de­ðildir; bundan daha küçüðü ya da daha bü­yüðü... þüphesiz apaçýk bir Kitap'tadýr." (10: 61).
Sebe Suresi'nde þu sözler vardýr: "Doðrusu gaybý bilen Rabbim hakký için, kýyamet mu­hakkak size gelecektir. O'ndan, göklerde ve yerde zerre miktarý bir þey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi, muhakkak bir apaçýk Kitap'tadýr." (34: 3).
En'âm Suresi'nde; matematiðin bu yanýna daha fazla ýþýk tutulur: "Ölçeði ve tartýyý doðru yapýn!" (6: 152 ve 11: 85). A'râf Sure­si'nde: "Artýk ölçeði ve teraziyi tam tutun!" (7: 85). Þûra Suresi'nde: "Gerçekten, Kitabfý ve ölçüyü indiren Allah'týr." (42: 17). Hadid Suresi'nde: "And olsun ki, Biz peygamber­lerimizi belgelerle gönderdik ve beraberinde kitap ve adalet Ýndirdik ki, insanlar adaletle ayakta dursunlar." (57: 25).
Doðru yolda olanlar, iyi bir ödülle ödüllen-     Bu ayetler, hem matematikçiler, hem de istatikçiler için temel adalet prensiplerini ser­giler. Onlar her þey için âdil davranarak, son derece doðrulukla hesaplarýný yapýp, bitirme­lidirler. Hesaplarda hiçbir fark ve çeliþkiye izin vermez; yüzde yüz doðruluk ve kesinlik ister. Bu ruh ve þevk, insanlara Kur'an çalýþ­malarý tarafýndan verildi. Matematikçilerin hesaplarýnda tam ve doðru olmalarý, sadece yaptýklarýnýn içerdiði kýsýmlar için deðil, ay­ný zamanda onlara saðlanan rakam ve sayý­larýn temelindeki doðru bilgiyi elde etmek için ve hangi þart altýnda olursa olsun ada­letli davranmak için, istenir. Böylece, Kur­an çalýþmalarý, bu çizgideki denklemleri ve diðer matematiksel problemleri araþtýrmaya matematikçileri teþvik etmiþtir. Bu teþvik, sa­dece, bilimsel çizgide, verilerinin temelinde­ki figürleri bulup hesap etmek için deðil, ayný zamanda matematikçilerin bu sonuçlardan giderek Yaratýcý'yla yakýn ilgisini devam et­tirmesi için de olmuþtur. Bunun içindir ki, matematiðin Ýslâmî bilimlerde imtiyazlý bir yer iþgal ettiði ileri sürülür.
Kur'an-ý Kerim'de, bu düþünceyi doðrulayan ve benzer araþtýrmayý teþvik etmiþ olan baþ­ka ayetler de vardýr. "Biz, herkese gücünün yettiðini teklif ederiz." (6: 152). Bakara Su-resi'nde: "Herkese ancak gücü nisbetinde teklifte bulunulur." (2: 233). Yine ayný sure­de: "Allah bir kimseye, ancak gücü yettiði kadar teklif eder. Herkesin kazandýðý hayrýn sevabý kendine ve yaptýðý fenalýðýn zararý da yine onadýr." (2: 286). Allah'ýn mülkünde tam bir adalet ve denge vardýr, Allah bu ada­let ve dengenin insan faaliyetinin her alanýn­da, özellikle, bütün endüstriyel ve bilimsel Çalýþmalarýn temelini teþkil eden sayý ve ra­kamlar alanýnda devam ettirilmesini ister. Ve bütün matematikçi ve hesap yapanlarýn üze­rinde, en iyi hesabeden Allah'ýn Zatý vardýr: "Allah, hesap sorucu olarak yeter." (4: 6). Ahzab Suresi'nde: "Allah, hesap görücü ola­rak yeter." (33: 39). Nisa Suresi'nde: "Allah, ner þeyin hesabýný gereði gibi yapandýr." (4: 86) buyurulmaktadýr. "Böylece, Allah'ýn Bir­liði (Tevhid) felsefesinin pek benzeri, mate­matik bilimini ve sayýlarý da, nüfuz edip istilâ eder. Ayný ahenk, denge, birlikten çok­luðun dökülmesinin farkýna varýþ ve Ýslâmî ruhaniyeti karakterize eden, çokluðun birli­ðe dönüþü, en doðru bir tarzda, kendini Ýs­lâmî sanat ve mimaride belli eder. Matema­tiðin kutsal karakteri, Ýslâmî dünya görüþü­nün hiçbir yerinde sanatta olduðu kadar aþi­kâr deðildir. Öyle ki sanatta, aritmetik ve geometrinin yardýmýyla, madde asilleþtirilir ve sonuçta hasýl olan mukaddes çevre, çok­luk içindeki BÎR'in her yere yansýmasý þek­linde tezahür eder." (Islamic Science, s. 75-93)
Kur'an çalýþmalarýyla verilmiþ olan teþvikler, matematik sahasýndaki araþtýrmalarý büyük boyutlara ulaþtýrdý ve müslüman bilim adam­larýnýn bu alanda yeni teknikler geliþtirme­sine imkân verdi. Hint rakamlarýndan Arap rakamlarýný geliþtirdiler, sýfýrý icat ettiler ve Cebir ilmini geliþtirdiler. Kayda deðer mate­matikçiler þöyle sýralanabilir: Harzemî, Ab-dül Hasan el-Uklidusî, Abdul Hasan el-Nesevî, Cabir Ýbni Hayyan, Þemseddin el-Bunî, el-Karacî, el-Birûnî, Gayeseddin Cemþid el-Kaþânî, Þeyh Bahaeddin Amibî, Mol­la Muhammed Bekir Yezdî, Tusî, Abdul Ab-bas Ýbni Bana el-Marakuþî, !bni Hamza el-Maðribî, Abdul Abbas Ýbni el-Haym el-MÝsri, Bedreddin el-Meridinî, Beni Musa, Ebû'l Abbas el-Neyrizî Ebû Abdullah el-Mahenî, Ebû'l Vefe el-Buzcanî, Sehl el-Kuhî, Abdül Cud, Hayyam el-Battanî, Ha-baþ el-Hasib, Ebû Nasýr Ýbni Yunus, Karba-nî, Ebû Cafer el-Kazýmî, Abdul Hasan el-Bastî, el-Kalsadî, Sabit ibni Kurra, Muham­med Ýbni Þakýr, Ali Ýbni Ömer el-Kâtibî, Kut-büddin el-Þirazî ve Cabir Ýbni Eflak.
içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


Urfalý Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...

Yukar git