Temmuz 16, 2019, 12:11:30 S
Haberler:

Ama onu (azabý) yakýndan gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): Ýþte sizin isteyip durduðunuz budur! denecektir. (Mulk -26)

ÞEVVAL AYI

Balatan gül-i ruhsar, Eyll 25, 2009, 07:32:49 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

gül-i ruhsar

Ramazan-ý Þerif'ten sonraki þevval ayýnda oruç tutmak öteden beri sevimli bir adet olarak gelmiþtir.

Bir ay boyunca oruca alýþmýþ olan insanlar, þevval ayýnda da altý gün oruç tutmaya büyük bir ilgi göstermiþ, hatta teravih gibi sýcak bir ilgiyle þevval ayý orucunu sürdüre gelmiþlerdir... Elbette bu sýcak ilgi sebepsiz deðildir. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri, þevval ayý orucunun bir sene oruç tutmuþ gibi sevaba vesile olacaðýný duyurmuþ, bu yüzden de bir ay Ramazan orucu tutanlar, þevvalde altý gün oruç tutmakla bütün seneyi oruçlu geçirmiþ olma sevabýný kaçýrmak istememiþlerdir. Bu konudaki hadisi ve yorumunu þöyle ifade edebiliriz:
"Kim oruçla geçirdiði Ramazan ayýndan sonraki þevvâl ayýnda altý gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiþ gibi olur!."

Demek ki, bir aylýk Ramazan orucundan sonra þevvâlde de altý gün oruç tutarak orucunu otuz altýya çýkaran kimse, bütün seneyi oruçlu geçirmiþ gibi sevap almaktadýr.

Âlimlerimiz, bütün seneyi oruçla geçirmiþ gibi sevap almanýn izahýný þöyle yapmaktalar:

Ramazan boyunca oruç tutan insan her orucuna on sevap almýþsa yekûnu üç yüz eder. Þevvâl ayýnda tuttuðu altý orucuna da onardan altmýþ sevap alýnca, eder üç yüz altmýþ. Yani bir sene.. Dolayýsýyla hadîsin iþaret ettiði sýrra nâil olur. Bütün seneyi oruçla geçirmiþ gibi mânevî kazanç elde edebilir..

Aslýnda bu gibi mânevî konularda esas olan, o iþi ihlasla yapmak, büyük bir gönül arzusu ile talip olmak mühimdir. Bâzen öyle oruçlar olur ki, tutanýn gönlünde beslediði derin ve sâfî ihlas yüzünden 360 gün deðil, belki 360 senelik nâfile oruç sevabýný alabilir.. Ýhlas ile kim ne isterse Rabbimiz onu verebilir. Bu bir niyet ve yorum meselesidir.

Týpký yolun kenarýna uzaklardan bir taþý yuvarlayarak güç bela getirip yerleþtiren adamla, bu taþý oradan ayný güçlükle uzaklaþtýran bir baþka adamýn niyeti ve yorumu gibi.

Biri düþünmüþ ki:

- Bu çölün ortasýnda yaþlý bir adam yolda giderken bineðine binmek istese, üzerine çýkýp da hayvana binebileceði yüksek bir yer yoktur. Öyle ise þu taþý yuvarlayýp yolun kenarýna getireyim de, yolda gitmekte olan yaþlý ve çocuklar hayvanlarýna binmek istediklerinde taþýn üstüne çýkýp bineklerinin üzerine kolayca atlasýnlar, sevabý da bana olsun. Adamýn bu hâlis niyetine bakan Rabbimiz ondan razý olmuþ, istediði sevabý ihsan eylemiþ.

Böyle güzel niyetle getirilen taþý oradan öfke ile yuvarlayýp uzaklaþtýran adam ise þöyle düþünmüþ:

- Bu taþý buraya getiren kimse ne kadar da yanlýþ bir iþ yapmýþ. Hiç düþünmemiþ ki, gözleri görmeyenler, karanlýkta fark edemeyenler taþa takýlýp yere düþerler. Þu taþý buradan uzaklaþtýrayým da kimse takýlýp yere düþmesin, sevabý da bana olsun. ..

Ýþte bu adam da taþý buradan uzaklaþtýrdýðýndan dolayý Allah rýzasýný kazanmýþ, ümit ettiði sevaba nail olmuþ.. Her ikisinde de niyet hâlis, yorum makul...

Biz de sâfi bir niyetle altý gün orucumuzu tutarsak, belki Rabbimiz bu niyetimize, bu baðlýlýðýmýza bütün seneyi oruçlu geçirmiþ gibi sevaplar ihsan edebilir, hatâlarýmýzý affedebilir.. Rabbimizin hudutsuz rahmetine kimse sýnýr çizemez. Kimse kendi cimriliðini O' na da þâmil kýlamaz.

Bu orucun arka arkaya olmasý þart deðildir. Þevvâl ayý içinde olmasý yeterlidir.

Bir de Ramazan içinde tutulamayan oruçlar varsa, önce o borç olaný tutmak da makul ve meþru olur. Bir an önce borçtan kurtulmayý düþünmek elbette çok yerindedir. Ancak borcu sonra da tutabilirim diye de düþünebilir.. Bu bir tercih meselesidir. Her ikisi de caizdir.

Bir diðer husus da, þevval ayýnda iki bayram arasý nikah yapýlmaz iddiasý vardýr ki, artýk bu batýl iddia etkisini kaybetmektedir. Çünkü Aiþe validemizin nikahý þevvalde olmuþ, yani iki bayram arasýnda yapýlmýþ, ne uðursuzluk, ne de bir baþka dinî yasak söz konusu olmuþtur. Bu yanlýþ yorum þuradan da beslenmiþ olabilir. Þayet bayram cuma gününe rastlarsa, bayram namazý ile cuma namazý arasý iki bayram namazý arasýdýr. Böylesine dar bir vakte nikahý sýkýþtýrmayýn, iki bayram namazýnýn dýþýnda yapýn nikahýnýzý, tavsiyesini, Ramazan ve Kurban Bayramý arasý gibi geniþ zamana yayanlar, böyle bir yanlýþ anlamaya sebep olmuþlardýr, diye de düþünülebilir.



Bir Menkîbe

Süfyaný Sevri anlatýyor:
- Ben Mekke-i Mükerreme'de üç sene oturdum. Mekkelilerden bir kimse her gün Harem-i þerife gelir, tavaf eder, namaz kýlar ve sonra bana selam verip giderdi. Ben bu kimse ile tanýþtým. Bir gün o kimse beni yanýna çaðýrdý. Bana dedi ki:

-Ben öldüðüm vakittekendi elinle beni yýka, namazýmý kýl ve defneyle. O gece beni terk etmeyip kabrimde gecele. Mükireyn suali anýnda bana Tevhid'i telkin et!, dedi.

Ben de o kimsenin istediklerini yapmayý kabul ettim. Bana emrettiðinin aynýný yaptým: Kabrinde geceledim. O gece uyku ile uyanýklýk arasýnda iken :

-Ya Süfyan! Beni korumaya ve senin telkinine ihtiyaç kalmadý, diye bir ses iþittim.

O zaman:

-Ne sebeple bu lütfa eriþtin, diye sordum

Bana cevap olarak:- Ramazan-ý Þerifin orucunu tutup Þevval'den altý gün daha eklemem sebebiyle, dedi.

O zaman ben uyandým. Yanýmda kimseyi göremedim. Abdest aldým, namaz kýldým, uyudum; böylece üç kere gördüm. Bildim ki bu Rahmanîdir; þeytandan deðildir. O zaman da kabrin yanýndan ayrýldým ve "Ya Rabbi! Beni Ramazanýn orucuna ve Þevval'den altý gün orucuna muvaffak kýl" diye dua ettim. Allahü Teala Hazretleri beni de muvaffak kýldý.
(ALINTIDIR)

Yukar git