Haziran 26, 2019, 05:54:25
Haberler:

Elif. Lâm. Mîm. Ýþte bu âyetler, hikmet dolu Kitab'ýn âyetleridir. (Lokman -1,2)

Bidat Nedir, Ne Deðildir?

Balatan MiM, Nisan 26, 2011, 11:56:21

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM

Ýslam dininin sahibi ALLAH’týr. O dinini tamamlamýþtýr. Onda eksik býrakmamýþtýr. Müslüman olan bir insana düþen ise Ýslamý asli kaynaðýndan (Kuran ve sünnetten) öðrenerek yaþamaktýr.

Bidat ise Dinde olmayan ancak dine sonradan eklenmeye çalýþýlan her türlü eyleme verilen isimdir. Temelinde ise Ýslam’ýn ibadet þekillerini ve haramlarýný yetersiz görmek vardýr. Buna ilaveten Ýslam’ýn temel ilkelerini bozarak onu devre dýþý býrakmak gibi bir Ýslam düþmanlýðý da bidatlerin ortaya çýkmasýna neden olmaktadýr. Hâlbuki ALLAH “…Bugün dininizi kemale erdirdim…” (Maide 3) buyurmaktadýr. Ona sonradan bir þey eklemek ve ondan bir þeyi iptal etmek yetkisini de kimseye vermemiþtir.

Ýçtihat ise zamanla ortaya çýkan meselelere Ýslam’ýn sýnýrlarý içinde çözümler bulmaktýr. Müçtehit o konudaki görüþünü delilleri ile ortaya koyar. Müçtehitlerin bir konuda farklý görüþ bildirmeleri ise gayet doðaldýr. Müçtehitlerin görüþleri Kuran ve sünnet gibi baðlayýcý da deðildir. Bir Müslümanýn müçtehidin delillerine bakýp ona göre karar vermesi yani görüþü kabul etmesi veya reddetmesi hatta herhangi bir görüþü eleþtirmesi kadar doðal bir durum yoktur.

Ýslam yetkili ve ehil kiþilerin (ve kurumlarýn) içtihat yapmasýnýn önünü tamamen açarken; bidatin her türlüsünü reddetmiþ, ibadet koyma yetkisinin de sadece ALLAH’a ait olduðunu söylemiþtir.

Maalesef günümüzde bidatler Müslüman olup, inancýnda samimi olan insanlar tarafýndan iþlenmekte ve bu bidatler takvanýn ölçüsü kabul edilmektedir. Yani bidat iþleyen insanlar halis bir niyet içerisindedirler. Ancak dinin özünden olmayan þeyleri dinden kabul etmek gibi bir yanlýþlýðýn içine düþtüklerinin farkýnda deðillerdir. Ýsterseniz toplumumuzda çok yaygýn olan birkaç bidate örnek verelim.

“(Bu kuran), diri olanlarý uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olmasý içindir” (Yasin 70) buyrulmaktadýr. Hz Peygamberin ölülerin arkasýndan Kuran okuyup hâsýl olan sevabý ölülerin ruhuna baðýþladýðý görülmemiþ duyulmamýþken cenazelerde Kuran okumak ve kabirg ziyaretlerinde de fatiha okumayý vazgeçilmez saymak bir bidattir. Kuran ölüler için deðil diriler içindir, diri olanlarý uyarmak içindir diyen Yasin Suresi’ni ölüler için okumak vahye muhalefet edip Kuran’ý diriler kitabý olmaktan çýkarýp ölüler kitabý haline getirmek olur. Yine cenazelerde ve düðünlerde dinin bir þartýymýþ gibi okunan mevlit de bir tür bidattir.

Kuraný anlamak için çaba harcamak farz iken onu anlamadan sevap kazanýlan bir kitap haline getirmek de ayný þekilde toplumumuzda yaygýn olan bir bidattir. Hz Peygamber’in Kuran okumayý teþvik eden hadislerini Kuran’ý anlamak için bir çaba olarak deðil de sevap kazanmak amaçlý anlamak yanlýþtýr. O’nun Arapça bilen, orijinal dilinde Kuran’ý anlayan bir topluma söylediklerini biz de bugün meallerden ve gerek gördüðümüz yerlerden tefsirlerden okuyarak yerine getirmek zorundayýz.

Bir takým gecelere ait özel bir ibadet yoktur. Hatta bizim bugünkü anladýðýmýz manada bir kandil kutlamasý da yoktur. Ne Hz Peygamber ne de ondan sonraki halifeler döneminde de böyle bir kutlama yapýlmamýþtýr. Çünkü onlar Ýslamý, belli gecelere ve belli günlere hapsedilip hayatýn diðer alanlarýndan uzat tutulmasý gereken bir din olarak algýlamadýlar. Ancak bugün halk arasýnda kandil diye isimlendirilen geceler özel olarak kutlanmakta; bunun da ötesinde Hz Peygamber’in hayatýnda hiç kýlmadýðý ve kýlýnmasýný tavsiye etmediði “tesbih namazý” diye bir namazýn da Müslümanýn ömründe en az bir kez kýlmasýnýn farz olduðu söylenmektedir.

Türbelere gösterilen tazim, onun etrafýnda yapýlan tavaf, türbelere adanan adaklar, türbede yatanýn yüzü suyu hürmetine yapýlan dualar da ayný þekilde din anlayýþýna sonradan eklenmiþ ibadet þekilleridir. Ve bu bidatlerden bazýlarý tevhit akidesine de zarar verecek cinstendir.

Farzlara gerekli deðeri vermeyip nafileleri farz gibi algýlamak, sarýðý, cübbeyi, tesbihi takvanýn ölçüsü kabul etmek de bir tür bidattir.

Ýslam bidati deðil güzel bir çýðýr açmayý teþvik etmiþtir. Bu bidatten ayrý bir durumdur. Ýslam’ýn emirlerinin yaþanmasýnda, yayýlmasýnda, insanlarýn hayrýna olan iþlerde güzel bir çýðýr açanýn o iþ yapýldýðý süreceði sevap kazanacaðý bildirilmiþtir.

Ýyi güzel bir çýðýr açmak Ýslam’a yeni bir þey eklemek deðildir. Bidat ise Ýslam’da olmayan þeyleri ona eklemektir ki böyle bir davranýþýn her türlüsü kötüdür. Diðer bir ifade ile bidat-i hasene olmaz.

Hz Peygamber’in “Her bidat sapmadýr, her sapma da Cehennem de demektir” (Müslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet, 6.) hadisi Bidat konusunda ne kadar hassas olmamýz gerektiðini göstermektedir. Ancak bugün Bidatleri ve ALLAH’ýn emirlerini birbirinden ayýrmak o kadar kolay bir iþ deðildir. Yukarda vermiþ olduðumuz örneklerde olduðu gibi bunlar toplumumuzda çok sýk görüldüðü gibi ilmihal baþta olmak üzere akaid, kelam, fýkýh ve tefsir kitaplarýmýzýn bir çoðuna girmiþtir. Fakat Kuran’ý ve sünneti rehber edinerek bidatlerden uzak ALLAH’ýn dinini öðrenmek ve yaþamak her Müslüman’a farzdýr. 



AlntÖmer Karataþ

kushnerrxalf

Farzlara gerekli deðeri vermeyip nafileleri farz gibi algýlamak, sarýðý, cübbeyi, tesbihi takvanýn ölçüsü kabul etmek de bir tür bidattir.

Yukar git