Haziran 27, 2019, 04:19:24
Haberler:

O ki, birbiri ile âhenktar yedi göðü yaratmýþtýr. Rahmân olan Allah'ýn yaratýþýnda hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? (Mulk -3)

Kevni_kavseyn

Balatan Edeb, Ekim 08, 2010, 02:47:24

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Edeb

Savm u salâtu zekât, günâh kirin mahveder,
Darb-ý zikir olmasa gönül pasý silinmez.
Sil gözünü dön andan bak göresin kendi özünü,
Hakîkatin güneþi doðmuþ durur dolanmaz.
“Kavseyn“e eriþince varýr gelir gemiler,
“Ev-ednâ“nýn bahrýna hergiz gemi salýnmaz.
O deryâya dalmaða can terkin urmak gerek,
Cânýna kýymayýnca o deryâya dalýnmaz.
Bu sûretin libâsýn ver gayriye Niyâzî,
Ol bahre dalar isen þâyet geri gelinmez.

Þeriatin sözleri hakîkatsiz bilinmez,
Hakîkatin sözleri tarîkatsiz bulunmaz.
Þeriatin sözleri hakîkatsiz bilinmez,
Hakîkatin sözleri tarîkatsiz bulunmaz.

“Þerîatin sözleri hakîkatsiz bilinmez”, bu sebebten Cem makâmý Hazret-il Cem de þerîat makâmýdýr. Hazreti Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem:
Buyurdu ki: “Kim Fatiha'yý okumadan bir rek'at namaz kýlarsa, imamýn arkasýnda bulunmadýðý takdirde, namaz kýlmýþ sayýlmaz.”   [1] bu hadis doðrudur.   Ýmâm-ý Âzâm hazretleri hakîkata âþinâ olduðundan: “Ýmam ve cemaatin vücûdlarý Cem makâmý üzere tek bir vücûddur” demiþlerdir. Hakk’ýn vücûdundan baþka vücûd var mý, yoktur.   Ýþte imamýn okumasý, cemaatýn okumasýdýr.   Bu sebepten imam okur, cemaat sükût eder.   Þimdi Ýmâm-ý Âzâm Ebû Hanife bu hakikatý bilmeseydi þerîati anlar mýydý, anlamazdý.
Ýmâm-ý Þafiî, Ýmâm-ý Âzam’ýn sözleri doðrudur, fakat Hazret-ül cem makâmý üzere cemaatin dahi okumasý lâzým gelir, çünkü bu makâmda Hakk bâtýn, halk zâhir olduðundan dolayý Þafiî imamlarý Fâtihâ’yý okuduktan sonra bir süre sükût ederler, bu sýrada cemaat da okur, sonra zammý sûre okunur ve rükûa varýlýr.
“Hakîkatin sözleri tarîkatsiz bulunmaz”
Ýlim üç kýsýmdýr: “Ýlm’el-yakîn”, “Ayn’el-yakîn”, “Hakk’al-yakîn” dir.
“Ýlm’el-yakîn”: Avâmýn ve zâhir ehlinin ilmidir.   Ýþte halkýn vücûdu Hakk’ýn vücûduna delildir. Çünkü sâni’ sanatýndan bilinir. Deve tezeðinden, adam izinden bulunur, yani bir adam izi görürsün, o izden gider, gider, sonunda aradýðýn adamý bulursun. Hâlbuki Cenâb-ý Hakk gâip deðil ki, delil ile bilesin ve bulasýn.   Ýþte bu avâma, yani halka göre güzeldir.
“Ayn’el-yakîn”: Bu halk Hakk’ýn mazharýdýr, müstakil vücûdlarý yoktur.   Bu görüþ, söyleyiþ Hakk’ýndýr der, fakat vücûdu bir türlü Hakk’a veremez, vücûdunu kýymetli tutar, bu vücûd Hakk’ýn sýfatlarýna mazhardýr der.   Ýþte bu da tarîkat ehlinin ilimidir.   Þimdi aynel-yakîne nisbetle ilmel-yakîn güzel mi? Hayýr deðildir.
“Hakk’al-yakîn”: Bu hakîkat ehlinin ilmidir. Vücûd Hakk’ýn vücûdudur, Hakk’ýn vücûdundan baþka vücûd yoktur.   “Lâ mevcûde illâ Hû” buna delildir. Þimdi buna nisbetle ilm’el-yakîn ve ayn’el-yakîn güzel mi? Hayýr deðildir. Bir sâlik aynel-yakîne varmadan Hakk’al-yakîne varýr mý, yani tarîkat ehlinin ilmini görmeden (bilmeden, öðrenmeden, zevk etmeden) Hakk ehli ilmini bilir mi, bilmez. Ýþte bu sûretle “Hakîkatin sözleri tarîkatsiz bilinmez” denilmesi Aynel-yakîne varmadan Hakk’al-yakîne varýlamaz demektir.

Savm u salâtu zekât, günâh kirin mahveder,
Darb-ý zikir olmasa gönül pasý silinmez.
Oruç, namaz ve zekât, günâh kirin mahveder,
Zikrin darbeleri olmasa gönül pasý silinmez.

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;
“Kiþi farz namaz için Allah'a yönelince kalbiyle, kulaðýyla ve gözüyle yönelir. Bu þekilde namaza durur ve bu þekilde namazý bitirir ise, namazdan çýkarken anasýndan yeni doðmuþ gibi olur” [2]
Niyâzî-i Mýsrî kaddese’llâhü sýrrahu’l azîz buyurdu ki:
“… þerî hayat ve erkâný doðru olmazsa demektir. Alâmeti odur ki sen namazý doðru kýldýkça namaz da seni doðrultur. Günden güne zühdi ve salâhý ziyâde ider. Hatta namaz dýþýnda bile men eder. Sahibinin kalbine doðru namaz Allah Teâlâ korkusunu düþürür.”  [3]

Sil gözünü dön andan bak göresin kendi özünü,
Hakîkatin güneþi doðmuþ durur dolanmaz.
Sil gözünü dön andan bak göresin kendi özünü,
Hakîkatin güneþi doðmuþ durur dolanmaz.
Evet, Zât-ý Hak doðmuþ dolanmaz, fakat gözünü silmediðin için göremezsin. Bir kere gözünü sil de andan sonra bak, iþte o zaman görürsün.

“Kavseyn“e eriþince varýr gelir gemiler,
“Ev-ednâ“nýn bahrýna hergiz gemi salýnmaz.
“Kavseyn“e eriþince varýr gelir gemiler,
“Ev-ednâ“nýn denizine hiçbir zaman gemi salýnmaz.

Beyitte geçen “Kavseyn“ den murad tevhidde “Cem-ül cem” makâmýdýr.   Oraya kadar isneyniyet, yani ikilik var. “Ev-ednâ“ ise “Ahadiyyet” makâmýdýr.

O deryâya dalmaða can terkin urmak gerek,
Cânýna kýymayýnca o deryâya dalýnmaz.
O deryâya dalmaða caný terketmek gerek,
Cânýna kýymayýnca o deryâya dalýnmaz.

Vahdet deryâsýna caný terk etmeden ve cana kýymadan oraya gemi salýnmaz ve o deryâya dalýnmaz.

Bu sûretin libâsýn ver gayriye Niyâzî,
Ol bahre dalar isen þâyet geri gelinmez.
Niyâzî bu sûretin elbisesini ver baþkasýna,
O deryaya dalar isen þâyet geri gelinmez.

Ey Niyâzî, þâyet o deryâya dalarsan bu sûret giysilerini terk et.



TAHMÝS-Ý AZBÎ

Esrar sözü cahile kâmil gibi dinlemez
Hakikatin aslýna masivadan ayrýlmaz
Marifetin hak yüzü tarikatsiz görünmez
Þeriatin sözleri hakîkatsiz bilinmez,
Hakîkatin sözleri tarîkatsiz bulunmaz.
Oku gönül dersini ola veli muteber
Uyma sakýn aklýna gelmeye ruhuna hatar [4]
“Nahnü kasemna”[5] dýr aldýn ise Hakk haberi
Savm u salâtu zekât, günâh kirin mahveder,
Darb-ý zikir olmasa gönül pasý silinmez.
Mürþide bel baðlayan izledi Hakk’tan izi
Tuttu cihan yüzünü zâhir gönül yýldýzý
Bendesiyim veche var kim ki anlar bu sözü
Sil gözünü dön ondan bak göresin kendi özünü,
Hakîkatin güneþi doðmuþ durur dolanmaz.
Gözle muvafýk hevâ gamda kalýr kimiler
Menzili cehd eyle gitse bulur kimiler
Zahir icadý halas niyete bulur kimiler
“Kavseyn“e eriþince varýr gelir gemiler,
“Ev-ednâ“nýn bahrýna hergiz gemi salýnmaz.
Sermayesi sâlikin sa’ ile bin emektir
Ona kitâb-ý kadim ýbretle felektir
Sensin seni götüren sanmaki ol semektir[6]
O deryâya dalmaða can terkin urmak gerek,
Cânýna kýymayýnca o deryâya dalýnmaz.
Âþýka dilber ne gam eylese ger bu nâzý
Nakþ-ý hayal eyleyen dilde görür hicâzý
Hakikatin piridir Azbî edem mecâzi
Bu sûretin libâsýn ver gayriye Niyâzî,
Ol bahre dalar isen þâyet geri gelinmez.

[1]Muvatta, Salât 38, (1, 84); Tirmizî, Salât 283, (313).
[2] Makasýd-ý Hasene’de aslýnýn olmadýðý belirtilmesine raðmen Ýbn. Hacer. Buhârî þerhinde deðiþik lafýzlarla Halebî’nin Ümmü Selemeden rivayet ettiðini belirtir. Ayrýca Ýbn. Hanberin de rivayet ettiði söylenir. Aclûnî müttefekun aleyh olduðunu söylerken. Saðânî’nin de rüyasýnda Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme sýhhatini doðrulattýðýný söyler, bkz. Aclûnî. I/87
[3] (ÇEÇEN, 2006), s.54; (MISRÎ, 1223), s. 16a
[4] Hatar: Tehlike. Uçurum, Emniyetsizlik. Korku.
[5]نَحْنُ قَسَمْنَا “Biz taksim ettik.” (Zuhruf, 32)
[6] Semek: Balýk.
GÜL GÝBÝ OL...GÜL GÝBÝ KOK...GÜL GÝBÝ GÜL...GÜL GÝBÝ GEL...

Beni Bende Demen..

Ben Bende Deðilem..

Bir Ben Vardýr..Bende Benden Ýçerü..

Yukar git