Haziran 19, 2019, 06:57:28 ÖS
Haberler:

Yeryüzünü size boyun eðdiren O'dur. Þu halde yerin omuzlarýnda (üzerinde) dolaþýn ve Allah'ýn rýzkýndan yeyin. Dönüþ ancak O'nadýr.(Mulk -14)

Yeni Anayasa Tartýþmalarýna Taraf Olmak

Baţlatan azizdolu, Eylül 08, 2010, 02:48:02 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

azizdolu

Yeni Anayasa Tartýþmalarýna Taraf Olmak

TĂĽrkiye hayli zamandĂ˝r anayasa deĂ°iĂľikliĂ°i ile yatĂ˝p anayasa deĂ°iĂľikliĂ°i ile kalkmaktadĂ˝r. Meselenin can sĂ˝kĂ˝cĂ˝ noktasĂ˝ ise anayasa ile ilgili tartýþmalarĂ˝n bilimsel veriler ýþýðýnda deĂ°il de tamamen siyasĂ® lakĂ˝rdĂ˝larla sĂĽrdĂĽrĂĽlmesi hatta sokak aĂ°zĂ˝ ile lâkayt bir seviyeye daha doĂ°rusu seviyesizliĂ°e düþürĂĽlmesidir. Bu sĂĽreçte yapĂ˝lan tartýþmalarĂ˝n yanĂ˝nda, yönĂĽnde; önĂĽnde, ardĂ˝nda gezinip duran zevata ve zehir gibi dimaĂ°larĂ˝na teĂ°et geçerek biz meselenin bir baĂľka boyutuna parmak basmak istiyoruz. Bu boyut da millĂ® egemenlik bahsidir. DahasĂ˝ meselenin en can alĂ˝cĂ˝ noktasĂ˝ da -bize göre- bu bahistir. 

Cumhuriyet döneminin ilk anayasasĂ˝ 1921’de kabul edilen anayasadĂ˝r. Bu anayasa, olaĂ°anĂĽstĂĽ ĂľartlarĂ˝n hĂĽkĂĽm sĂĽrdĂĽĂ°ĂĽ bir zamanda ve mekânda kaleme alĂ˝nmýþtĂ˝r. Sonradan birçok kiĂľi 1921 anayasasĂ˝nĂ˝ eksik yahut yetersiz bulmuĂľtur. Lâkin o dönemin ĂľartlarĂ˝nda 1921 anayasasĂ˝nĂ˝n bilimsel ve çaĂ°daĂľ (modern) olmasĂ˝ da beklenemezdi. Buna raĂ°men 1921 anayasasĂ˝ millĂ® hâkimiyeti esas almýþtĂ˝r. MillĂ® mĂĽcadele ile ilgili kararlar bile millĂ® meclis çatĂ˝sĂ˝ altĂ˝nda alĂ˝nĂ˝p, yĂĽrĂĽrlĂĽĂ°e konulmuĂľtur ki Mustafa Kemal’in, o zor Ăľartlarda ‘tek adam’ olarak hareket etmeyip de meclis çalýþmalarĂ˝nĂ˝ esas alan bir anlayýþý tercih etmesindeki derin seziĂľi, kavrayýþý ve anlayýþý idrâk edemeyenlerin demokrasiden bĂ®haber (habersiz) olduklarĂ˝ ortadadĂ˝r. DahasĂ˝ demokrasinin geliĂľmesine de engel teĂľkil eden bu lâkĂ˝rdĂ˝larĂ˝ milletini çok sevdiĂ°ini iddia edenlerin, AtatĂĽrkçüyĂĽm diyenlerin terennĂĽm etmeleri ise bir ibret vesikasĂ˝ olarak siyasĂ® tarihimizde yerini alacaktĂ˝r elbette. 

1876, 1908 ve 1921 anayasalarĂ˝nĂ˝ bir tarafa koyacak olursak, -bize göre- TĂĽrkiye’nin ilk gerçek anayasasĂ˝ 1924’te kabul edilen anayasadĂ˝r. Bu anayasa da tamamen millĂ® hâkimiyeti esas alan bir çalýþmanĂ˝n ĂĽrĂĽnĂĽdĂĽr. Millet, doĂ°rudan seçerek adĂ˝na BĂĽyĂĽk Millet Meclisi denen oluĂľuma dâhil ettiĂ°i vekiller aracĂ˝lýðý ile egemenlik hakkĂ˝nĂ˝ kullanmaktadĂ˝r. Hâliyle ĂĽlke yönetiminde tek hâkim güç TBMM’dir. Bu anayasanĂ˝n eksik yanĂ˝na gelince, misâl ‘tek parti’ uygulamasĂ˝ demokratik temâyĂĽllere uymayan bir garabet durumdur ki AtatĂĽrk de bu durumdan rahatsĂ˝z olmuĂľ ve çok partili dĂĽzene (systeam) geçilmesi için giriĂľimlerde bulunmuĂľtur. AtatĂĽrk’ĂĽn erken ölĂĽmĂĽ ile birlikte baĂľlayan sĂĽreçte ise ĂĽlkemizdeki tek parti uygulamasĂ˝nĂ˝n bir nevi dikta yönetimine (regime=rejim) dönĂĽĂľtĂĽĂ°ĂĽ; ‘açýk oy, gizli sayĂ˝m’ gibi eĂľine az rastlanĂ˝r sivriliklere baĂľvurulduĂ°u; milletin zekâsĂ˝nĂ˝n, verasetinin, saĂ°duyusunun baskĂ˝ altĂ˝na alĂ˝nmaya çalýþýldýðý; bir yerde milletin seçme-seçilme hakkĂ˝yla alay edildiĂ°i durumlara da Ăľahit olunmuĂľtur. Neyse, konumuz anayasa olduĂ°u için meselenin o taraflarĂ˝nĂ˝ teĂ°et geçiyoruz canlar.

1961 AnayasasĂ˝ millete ‘özgĂĽrlĂĽkler anayasasĂ˝’ olarak yutturulmasĂ˝na raĂ°men millet egemenliĂ°ini apaçýk gasp eden bir darbe anayasasĂ˝ olarak demokrasi tarihimizdeki yerini almýþtĂ˝r. Bu anayasa ile mahkeme, kurul, konsey vs. yapĂ˝lar icat edilerek millet egemenliĂ°i bĂĽrokratik vesayet altĂ˝na alĂ˝nmaya çalýþýlmýþtĂ˝r. AnayasanĂ˝n içeriĂ°ine baktýðýmĂ˝zda 1950 seçimlerini bir nevi yol kazasĂ˝ olarak algĂ˝layan ve bir daha tekrar etmesi hâlinde hazĂ˝rlĂ˝klĂ˝ olmayĂ˝ amaçlayan -adĂ˝na bĂĽrokrat dediĂ°imiz- derebeylerinin köþe baĂľlarĂ˝nĂ˝ tutma kaygĂ˝sĂ˝ gĂĽttĂĽkleri görĂĽlĂĽr. Zira seçilmiĂľlerin yetkilerinin kĂ˝sĂ˝tlanmasĂ˝na, atanmýþlarĂ˝n vesayetine imkân saĂ°lanmasĂ˝na yönelik bir dizi dĂĽzenlemeye gidilmiĂľtir. Ăśstelik ne gariptir ki bu uygulamalar ‘yavuz hĂ˝rsĂ˝z ev sahibini bastĂ˝rĂ˝r’ misâli millete özgĂĽrlĂĽk olarak yutturulmuĂľtur.  Milletin vekilini, baĂľvekilini bile asmaktan çekinmeyenler millet egemenliĂ°ini çiĂ°nemekten mi gocunacaktĂ˝r. Zaten onlar da gocunmamýþlardĂ˝r.

1960’larda baĂľlayĂ˝p, EylĂĽl 1980’e kadar sĂĽren ve ĂĽlkede saĂ°-sol; alevi-sĂĽnni vb. ayrýþmalarĂ˝ ortaya çýkarmaya hedefleyen anarĂľi ve terör olaylarĂ˝ milletin hafĂ˝zasĂ˝nda hâlâ canlĂ˝lýðýnĂ˝ korumaktadĂ˝r. Darbe sabahĂ˝nda, kökĂĽne kibrit suyu dökĂĽlmüþçesine olaylarĂ˝n kesilivermesi; okyanus ötesinde oturan birilerinin darbe haberini alĂ˝nca ‘bizim çocuklar baĂľardĂ˝’ demesi; o çocuklarĂ˝n bir zaman sonra ‘ĂľartlarĂ˝n olgunlaĂľmasĂ˝nĂ˝ bekledik’ gafĂ˝… diye giden tuhaflĂ˝klarĂ˝ bir tarafa bĂ˝rakĂ˝p asĂ˝l konumuza dönecek olursak bu anayasa ile de askeri vesayet dönemi baĂľlamýþtĂ˝r. Misâl birer eĂ°itim ve bilim yuvasĂ˝ olmasĂ˝ gereken evrenkentler (univercity), Evren PaĂľanĂ˝n havarilerince ‘acemi oĂ°lanlar ocaĂ°Ă˝na dönĂĽĂľtĂĽrĂĽlmĂĽĂľ; YĂĽksek Ă–Ă°retim Kurumu (YĂ–K) vasĂ˝tasĂ˝yla Ankara’dan idare edilir hâle getirilmiĂľtir. Darbe sonrasĂ˝ dönemde TĂĽrkiye hayli gerilimli bir sĂĽreç yaĂľamýþ, hatta bir keresinde cumhuriyet döneminin en yĂĽksek oy oranlarĂ˝ndan biri ile iktidara gelen devrin baĂľbakanĂ˝ Turgut Ă–zal bermuda Ăľortla askerlerin karþýsĂ˝na çýkarak -hâl dilince- çizmenin boyunu aĂľmayĂ˝n uyarĂ˝sĂ˝nda bile bulunmuĂľtur. Tabi o yĂ˝llar siyasĂ®, iktisadĂ®, askerĂ® vs. birçok açýdan zor yĂ˝llardĂ˝r. Ăśstelik TĂĽrkiye demokrasisinin imtihan (sĂ˝nav) konusu bu kez de PKK (Partiya Karkaren Kurdiya = KĂĽrdistan Ýþçi Partisi) adĂ˝ verilen kanserli hĂĽcredir. YĂ˝llar sonra, adĂ˝na insafsĂ˝zca ‘Ergenekon’ adĂ˝ verilen bir yapĂ˝lanma gĂĽn yĂĽzĂĽne çýkarĂ˝ldýðýnda ise ortaya dökĂĽlen kirli çamaþýrlardan yayĂ˝lan pis koku Taksim meydanĂ˝ndan, Kandil daĂ°Ă˝na kadar her yeri kaplamýþtĂ˝r. Bu sĂĽreçte Ăľahit olunan en iĂ°renç tezgâh ise Perinçek’in Ýþçi Partisi ile Ă–calan’Ă˝n Ýþçi Partisinin ‘kan kardeĂľ’ olduklarĂ˝ gerçeĂ°idir ki ihanetin bĂĽyĂĽklĂĽĂ°ĂĽ topyekĂ»n milletin midesini bulandĂ˝rmýþtĂ˝r.

Evet, canlar! Yeni anayasa tartýþmalarĂ˝na taraf olma zorunluluĂ°u vaki olunca biz ‘evet’çilerin safĂ˝nda yerimizi alĂ˝yoruz. Zira Gazi Mustafa Kemal’in de iĂľaret buyurduĂ°u gibi ‘Mevzubahis vatansa gerisi teferruattĂ˝r.” Hâliyle teferruatlara takĂ˝lĂ˝p kalĂ˝narak vuvuzela ĂľaklabanlĂ˝klarĂ˝na baĂľvurmanĂ˝n; ‘Gemilerde talim var’ gibilerinden mĂ˝sralarla baĂľlayan tĂĽrkĂĽlerimizin kĂ˝vrak ezgileri eĂľliĂ°inde meydanlarda tepinip, ziynetleri zĂ˝platmanĂ˝n yersizliĂ°i ortadadĂ˝r. Hâliyle Ă–nkuzularĂ˝n, VelicanlarĂ˝n, PehlivanoĂ°lu MustafalarĂ˝n kanĂ˝na giren bir sĂĽrecin peydahladýðý 12 EylĂĽl anayasasĂ˝nĂ˝n çöpe atĂ˝lmasĂ˝na 'evet’ diyerek vakti zamanĂ˝nda vuku bulan ‘evet’ ayĂ˝bĂ˝nĂ˝n da bir nebze olsun alĂ˝nlardan silinmesine çalýþýlmalĂ˝dĂ˝r. Bu arada her tĂĽrlĂĽ eksikliĂ°ine ve yetersizliĂ°ine raĂ°men yeni anayasaya ‘evet’ denmelidir ama ya fail-i meçhĂ»l anarĂľinin neticesinde vuku bulan 12 EylĂĽl anayasasĂ˝nĂ˝n fail-i malĂ»munun köþkte aĂ°Ă˝rlanmasĂ˝na ne denmelidir? Ăśstelik darbenin ve haksĂ˝z yere verilen idam kararlarĂ˝nĂ˝n sorumlularĂ˝ adalet önĂĽne çýkarĂ˝lacak mĂ˝dĂ˝r? SayĂ˝n Meclis BaĂľkanĂ˝mĂ˝zĂ˝n veyahut Anayasa Komisyonu BaĂľkanĂ˝ Burhan Kuzu Bey’in de çýkĂ˝p, biran önce kamu vicdanĂ˝nĂ˝ meĂľgĂ»l eden bu sorularĂ˝ cevaplamasĂ˝ gerekmektedir.

Yeni anayasa eksiktir, yetersizdir vs. gibi mĂĽlâhazalarĂ˝ (içtihat, düþünce) bir tarafa bĂ˝rakĂ˝p, meselenin özĂĽne inecek olursak 12 EylĂĽl’de milletin onayĂ˝na sunulacak olan anayasa metni 1924’ten gĂĽnĂĽmĂĽze kadar gelen sĂĽreçte ilk sivil anayasa giriĂľimidir ve gĂĽcĂĽnĂĽ silahlarĂ˝n gölgesinden deĂ°il, milletin gönĂĽl ikliminden almaktadĂ˝r. DahasĂ˝ gerçek anlamda millĂ® egemenliĂ°in 1924 AnayasasĂ˝nda olduĂ°una; bu egemenliĂ°in 1960'ta bĂĽrokratlarĂ˝n, 1982'de askerlerin vesayetine geçtiĂ°ine dahasĂ˝ yĂĽksek yargĂ˝dan, TĂśSĂťAD’a kadar birçok oluĂľumun da bu yetki gaspĂ˝nda birĂľeyleri alĂ˝p götĂĽrdĂĽĂ°ĂĽne Ăľahit olan ve hâlihazĂ˝rda sĂĽrdĂĽrĂĽlen çarpĂ˝k dĂĽzenin demokrasi olarak adlandĂ˝rĂ˝lamayacaĂ°Ă˝nĂ˝n farkĂ˝na varan aklĂ˝selim milletimiz topyekĂ»n ‘kral çýplak’ demektedir artĂ˝k. Askeri diktanĂ˝n (oligarĂľi, cunta), Adalet Partisi’ne ve Demirel’e; TĂśSĂťAD’Ă˝n, Cumhuriyet Halk Partisine ve Ecevit’e reva gördĂĽĂ°ĂĽ yetki gasplarĂ˝nĂ˝n nelere mal’olduĂ°u Ăľimdilerde daha iyi anlaþýlmaktadĂ˝r. Zaten bu millĂ® uyanýþ sayesindedir ki kendisinden önce gelmiĂľ-geçmiĂľ basiretsiz hĂĽkĂĽmetlerin mukavvadan iktidarlarĂ˝yla aynĂ˝ kefede yer almak istemeyen mevcut siyasĂ® irade de ‘iktidar oldu, muktedir olamadĂ˝’ dedirtmemek için canla baĂľla çýrpĂ˝nĂ˝p durmaktadĂ˝r. Kalemle halvetimizin sonlarĂ˝na gelirken “Hâkimiyet bilâkaydĂĽĂľart milletindir” diyen Gazi Mustafa Kemal’e þükranlarĂ˝mĂ˝zĂ˝ sunuyoruz. Ve Yasama ile YĂĽrĂĽtme’den geçtik; hiç olmazsa O’nun hatĂ˝rĂ˝na, ‘aklĂ˝na esenin’ meydana çýkĂ˝p geçmiĂľi Ăľerefle Ăľanla dolu olan asil milletimizin yĂĽksek fikrini, saĂ°duyusunu daĂ°a kaldĂ˝rmaya; TĂĽrk demokrasisini ucuz bir aþüfte gibi sokaĂ°a düþürmeye cĂĽret edememesini; bu tĂĽr bir densizliĂ°i, kansĂ˝zlýðý edenin de mutlaka cezasĂ˝nĂ˝ çekmesini istiyoruz. HaddizatĂ˝nda (aslĂ˝nda) onlarca yĂ˝ldĂ˝r sĂĽren ve tarafĂ˝mĂ˝zdan ‘sözde demokrasi’ olarak adlandĂ˝rĂ˝lan mevcut durumda (statĂĽko), ‘özgĂĽrlĂĽĂ°ĂĽnĂĽ bile kendisi kazanmýþ olan’ bu necip milletin sadece kenar mahalle muhtarĂ˝nĂ˝ seçme hakkĂ˝nĂ˝ kullanabildiĂ°ini bilip dururken; midemiz de demokrasi aĂľkĂ˝yla yanĂ˝p tutuĂľurken KĂ˝zĂ˝lay sodasĂ˝ derdimize çâre olur mu acaba? Ne dersiniz canlar?
Serik–30.08.2010 Pazartesi

Aziz Dolu Atabey
azizdolu.blogcu.com