Haziran 25, 2019, 06:02:34 ÖÖ
Haberler:

De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçýk bir uyarýcýyým. (Mulk -25)

ALEVĂť NE DEMEKTĂťR?

Baţlatan MiM, Ađustos 01, 2010, 02:57:52 ÖÖ

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

MiM

KELĂťME MĂ‚NĂ‚SIYLA AlevĂ®, Hz. Ali’yi seven ve ona mensup olan kiĂľi demektir. Hz. Ali’yi sevenler, baĂľlĂ˝ca iki gruba ayrĂ˝lĂ˝rlar: HasbĂ® ve samimĂ® taraftarlar ve siyasĂ® taraftarlar. Bunlardan birincisi, ona ALLAH için muhabbet göstermiĂľlerdir. Bu muhabbet safi, net ve durudur. KaynaĂ°Ă˝ salâbet (saĂ°lam) ve hamiyet-i diniyedir. Bu hasbĂ® taraftarlar, Hz. Ali’ye (ra) iki nokta-i nazardan teveccĂĽh göstermiĂľlerdir. Birincisi Hz. Ali’nin (ra) yĂĽksek kemalâtĂ˝ ve ĂĽstĂĽn meziyetleridir. Onun fazilet ve kemalâtĂ˝, takva ve ubudiyeti, mĂĽminlerin kalb ve dimaĂ°larĂ˝nda, muhabbet ve takdire inkĂ˝lâp etmiĂľtir. Ăťkincisi, Hz. Ali’nin (ra) Ehl-Beyt silsilesinin mĂĽmessili olmasĂ˝dĂ˝r.

MĂĽslĂĽmanlar o silsilenin baþý olan Hz. Ali’ye (ra) samimĂ® bir muhabbet ve derin bir saygĂ˝ göstermektedirler. Bu iki cihetten kaynaklanan muhabbet, Kur’an ve SĂĽnnet çizgisine uygundur. Dine gölge deĂ°il, vesile olmaktadĂ˝r. MeĂľrudur, mâkuldĂĽr. FĂ˝trĂ®, hasbĂ® ve samimĂ®dir. Hz. Resulullah (sav), istikbâlde ortaya çýkacak fitne ve fesatlarda, Hz. Ali’yi (ra) ĂĽmmet nazarĂ˝nda ithamlardan korumak için onun kemalât ve meziyetlerini ehemmiyetle þöyle nazara vermekte: “Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur.” “Ali’yi yalnĂ˝z mĂĽ’minler sever, ona yalnĂ˝z mĂĽnafĂ˝klar buĂ°zeder.” “Ben size iki Ăľey bĂ˝rakĂ˝yorum: Kur’an ve Ehl-i Beyt’im. Bunlara temessĂĽk ederseniz, kurtulursunuz” gibi hadĂ®s-i ĂľerĂ®fleriyle bu iki ciheti tescil ve ilân etmektedir.

Hz. Resulullah’Ă˝n (sav) bu takdirkâr beyanlarĂ˝, onun kemalâtĂ˝n bir hĂĽccet ve delil teĂľkil eder. Bu emr-i PeygamberĂ®’den dolayĂ˝ baĂľta Sahâbe-i Kiram olmak ĂĽzere bĂĽtĂĽn MĂĽslĂĽmanlar, Hz. Ali’ye (ra) ve Ehl-i Beyt’e teveccĂĽh göstermiĂľler ve o silsile-i azimeyi hasbĂ® olarak sevmiĂľlerdir. Bu mânâda Hz. Ali’yi (ra) sevmek, dini sevmek, Hz. Peygamber’i (sav) sevmek demektir. Ăťkinci grub taraftarlar ise, onu siyasĂ® mânâda sevenlerdir. Bunlar arasĂ˝nda ciddĂ® bir hedef birliĂ°i yoktur; herbiri, ayrĂ˝ bir sebeble Hz. Ali’ye (ra) taraftarlĂ˝k gösterirler. BilindiĂ°i gibi, siyasĂ® tercih ve taraftarlýðýn kendine mahsus bir mantĂ˝k ve bir hedefi vardĂ˝r. Genellikle, siyasĂ® faaliyetler, ister istemez siyasĂ® varlýðýn tesciline ve devamĂ˝na hizmet edebilecek muhtelif sâiklerin emir ve kontrolĂĽne girer.

Bilhassa siyasĂ® tansiyonun yĂĽkseldiĂ°i zamanlarda, siyasĂ® faaliyetler içerisinde tarafgirlik, menfaat, rekabet, kĂ˝skançlĂ˝k, kin, hased, hĂ˝rs, soy-sop taraftarlýðý gibi hisler, Ăľiddetli ve acĂ˝masĂ˝z bir biçimde ortaya çýkar. ÝçtimaĂ® bĂĽnyede bir çatýþma iklimine girilir. Hareket noktalarĂ˝ birbirinden farklĂ˝ birçok fikirler, aynĂ˝ hedefte birleĂľebilir. SiyasĂ® taraftarlĂ˝k Ăľekil ve satĂ˝h ĂĽstĂĽ hedefler açýsĂ˝ndan bir birlik ruhu gösterirken, gerçek cephesiyle, yani gaye ve niyet itibariyle birbirinden farklĂ˝ ve daĂ°Ă˝nĂ˝ktĂ˝r. SiyasĂ® taraftarlar, bir yýðýnĂ˝ andĂ˝rĂ˝r. Bu yýðýnda farklĂ˝ keyfiyette hizipler, grublar mevcuttur. Genelde her grub, her siyasĂ® hizib, kendi maksadĂ˝nĂ˝ tahakkuk ettirmek için siyasĂ® kitleye güç ve kuvvet katar. Bu sebeble, siyasĂ® tercih ve tarafgirlikte, fikrĂ® ve hissĂ® bir insicam yani uygunluk bulunmaz. Peki Alevilik bir fĂ˝rka veya mezhep midir? ALEVĂťLĂťK aslĂ˝nda bir fĂ˝rka veya mezheb deĂ°ildir. Ă‚l-i Beyt’in muhabbetini esas alan bir tarikat Ăľeklinde ortaya çýkmýþtĂ˝r.

Mes’elenin tarihĂ® seyrine baktýðýmĂ˝zda AlevĂ®liĂ°in bir tarikat Ăľeklinde geliĂľmesi þöyle olmuĂľtur: Timur, OsmanlĂ˝ SultanĂ˝ YĂ˝ldĂ˝rĂ˝m Bâyezid’i yendikten sonra, Anadolu’dan aldýðý otuzbin kadar esiri Ăťran’a götĂĽrmĂĽĂľtĂĽ ve bunlarĂ˝ Erdebil’e yerleĂľtirmiĂľti. Bunlar, zamanla Erdebil Ăžeyhiolarak bilinen Ăžeyh Ali’ye intisap ettiler ve ondan tarikat dersi aldĂ˝lar. Bir sĂĽre sonra Timur, arasĂ˝ra ziyarete gittiĂ°i Erdebil Ăžeyhi’nin kendisinden bir arzusu olup olmadýðýnĂ˝ sorduĂ°unda, Ăľeyh: “Hiçbir dileĂ°im yok, sadece Anadolu’dan esir olarak getirmiĂľ olduĂ°un TĂĽrkleri serbest bĂ˝rakmanĂ˝ istiyorum” dedi. Timur, Ăľeyhin bu arzusunu memnuniyetle kabul etti ve onlarĂ˝ serbest bĂ˝raktĂ˝. Bu esirler, bu vesile ile, Ăľeyhe olan muhabbetlerini aþýrĂ˝ derecede ziyâdeleĂľtirdiler. Ăžeyhin bu sofilerinin bir kĂ˝smĂ˝ Anadolu’ya döndĂĽ, bir kĂ˝smĂ˝ da Erdebil’de kaldĂ˝. Erdebil Ăžeyhi, Anadolu’ya dönen bu mĂĽritleriyle alâkasĂ˝nĂ˝ devam ettirdi. Bu tarikatta Hz. Ali (ra) muhabbeti esas alĂ˝ndýðý için, bu tarikata devam edenler, Hz. Ali (ra) sevgisi ile tamamen boyandĂ˝lar. Bunlara bu vasĂ˝flarĂ˝ndan dolayĂ˝ AlevĂ® denildi.


Mehmed Kýrkýncý