Haziran 25, 2019, 12:23:22 S
Haberler:

Ýnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptýrmak ve sonra da onunla alay etmek için boþ lafý satýn alýr. Ýþte onlara rüsvay edici bir azap vardýr. (Lokman -6)

Muhammedi Aþk

Balatan Edeb, Temmuz 23, 2010, 04:32:01 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Edeb

Muhammedî Aþk Nedir?



Ey Allah’ýn Rasûlü! Ne mutlu Sana!
Senin aþkýna düþen ve vurgunun olan,

Yüzüne müþtâk ve cemâline hayran olan,

Dâima hasret ve vuslat ümidiyle yaþayan,

Sofralarýný ve sohbetlerini Seninle süsleyen,

Ýns’ten meleðe kadar sayýsýz pervânelerin var.

* * *

Aziz Sultaným benim!

Ben þahsen Sana ve Senin her þeyine vurgunum;

Ama yeterince olmasa da, tutkun ve vurgunum.

Sensiz gönül hep hüzünlü; Sensiz ömür hep çorak.

Sevsin Seni bütün gönüller; vurulsun Sana bütün insanlar.

* * *

Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’e asla doyul- maz ve Ona doyum olmaz. Yani O’nun Îmânýndaki ihlâsýna, ibâdetindeki samîmiyetine, itâatindeki sebâtýna, sadâkatin- deki metânetine, takvâsýndaki ciddiyetine, ahlâkýndaki güzelliðine, þefkatindeki enginliðine, sabrýndaki sürekliliðine, davranýþlarýndaki fýtrîliðine, cemâlindeki sevimliliðine, terbiye sistemindeki mükemmelliðine, idâresindeki güzelliðine, ümmetine karþý duyduðu merhametin sýcaklýlýðýna, özellikle de âhirette ümmetine karþý göstereceði o en yüksek ve en kudsî fedâkârlýðýna, yani yüce þefâatine asla doyulmaz.

Muhammedî aþk, Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem’i ve ona âit her þeyi, ondan baþka her þeye Allah için tercih etmek, onunla yetinip baþkasýna ihtiyaç duymamak, bir kýsým þahsî çýkarlarýn zedelenmesi yüzünden Onu unutma- mak ve þartlar ne kadar aðýr olursa olsun Onu hiçbir zaman terk etmemek demektir.

Muhammedî aþk ve iþtiyâk, Hz. Muhammed’siz bir ömre râzý olmamak, Onsuz olan bir mevsimi kurak görmek, Onsuz olan bir dünyayý çorak saymak ve Onsuz olan bir hayatý kesinlikle içine sindirememek demektir.

Muhammedî aþk ve iþtiyak, her þeyde, her seste, her renkte ve her kokuda Onu görmek, Onun arzu ve isteklerin- de, gaye ve maksatlarýnda fanî olmak, Onu hatýrlatmayan þeyleri yabancý görmek ve Ondan kaynaklanmayan her türlü zevk ve lezzeti unutmak demektir.

Muhammedî aþka sahip olan bir kimse, bu aþk ateþini, iþtiyak harâretini ve baðlýlýk hasretini bazan namazdaki salât-ü selâmlar ile, bazan Kur’an-ý Kerim’de Ondan bahseden âyetlerle, bazan Onunla ilgili olarak yapýlan sohbetlerle veya hayâlen de olsa Onunla sohbet etmekle, bazan Onun adýna baþkalarýna infakta bulunup bir kýsým kýrýk kalbleri sarmakla, bazan en sevdiklerini bile Ýslâm için terk etmekle, bazan ölümü bile hiçe sayýp Ona kavuþma ve Onunla öbür âlemde görüþme arzusuyla ve sonra da yeniden Onunla yanýp tutuþmakla tatmin ve teskin etmeye çalýþýr.

Nitekim kalblerinde böyle yüce bir aþký misâfir edenler, daha doðru bir ifade ile kalblerini böyle bir aþka teslim eden sâdýk ve vefâlý âþýklar, hep bu minval üzere hareket etmiþ ve ruhlarýnda Ona karþý hâsýl olmuþ olan aþk ve iþtiyak ateþlerini hep bu yollarla teskin etmeye çalýþmýþlardýr.

Evet bütün Sahâbî ve bütün Ýslâm büyükleri bu ateþe sahip idiler ve Ona duyduklarý aþk ve iþtiyak ateþini ancak böyle teskin edip rahatlýyorlardý. Hem onlar Onu düþün- medikleri, Ondan bahsetmedikleri, Onu anlatmadýklarý ve Onun hâtýrasýna bir fedâkarlýkta bulunmadýklarý günleri, kendileri için bereketsiz, uðursuz ve kapkara günler olarak görüyorlardý. Böyle durumlarda bitkisel hayattan farksýz bir gün geçirdiklerini düþünüyor, ciddi bir þekilde hayýflanýyor ve hicaplarýndan iki büklüm oluyorlardý.

Molla Câmî, ne kadar da isâbetli bir tespitte bulunuyor:

Eðer Mýsýr kadýnlarý Onun nur yüzünü görselerdi,

Ellerini deðil; gönüllerini parça parça ederlerdi.

Evet, þâyet Onun Yüce Ruhunu ve Mi’rac’ta rûhuna arkadaþlýk yapacak ve birlikte yüce âlemleri seyre çýkacak kadar nûrânîleþen ve yücelen mübârek cism-i þeriflerini, diðer bir tabirle Onun temsil ettiði Hakîkat-ý Muhammediye’sini sevgiden, aþktan, þevkten ve iþtiyaktan az veya çok nasibi olan insanlar, gereði gibi görseler ve tanýsalardý; o insanlar kendi ruh, kalb, gönül, zihin ve hayal âlemlerinde kendilerini meþgul eden þeylerin en büyüðünden en küçüðüne kadar hepsini süpürüp temizlerlerdi de, o âlemlerinde sadece ve sadece Yüce Allah sevgisini ve bir de Allah’tan ötürü Hz. Muhammed sevgisini yerleþtirirlerdi. Bütün iç âlemlerini böyle bir muhabbetle donatýr ve süslerler ve bununla yetinir- lerdi de, baþka bir aþka, bir iþtiyâka, bir sevgiye ve bir ilgiye asla ihtiyaç duymazlardý. Âleme o muhabbetle bakar, onunla yatýp kalkar ve baþkalarýyla o sevgi adýna irtibat kurarlardý.

* * *

Hz. Fâtýma Vâlidemizin aþký ve tutkunluðu:

Her iki cihânýn biriciði ve eþsiz incisi olan Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’in, “Fâtýma benden bir parçadýr. Onu kýzdýran beni kýzdýrmýþ olur.” (Buhârî, fezâilü’s-Sahâbe, 12) diye yücelttiði kýzý Hz. Fâtýma (r.a.), Sevgili Babasý hastalýðýnda bir þeyler hissetmiþ olacak ki çok üzülmüþ ve çok aðlamýþtý.

Bir ara Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem bu Cennet kadýnlarýnýn efendisi olan biricik kýzý Hz. Fâtýma’yý yanýna çaðýrdý ve ona bir þeyler söyledi. Hz. Fâtýma “Âh” çekerek ve çýðlýk atarak aðlamaya baþladý. Bu defa tekrar yanýna çaðýrdý ve ona ikinci defa bir þey daha söyledi. Hz. Fâtýma vâlidemiz bu defa sevinç gözyaþý döktü ve bir “Oh” çekerek ciddi bir rahatlýða kavuþtu.

Daha sonralarý Hazret-i Fâtýma (r.a.) Vâlidemize, bunun sebebi sorulduðunda özet olarak þöyle dedi:

- Babam beni ilk defa çaðýrdýðýnda, kendisinin yakýnda âhiret âlemine irtihâl edeceðini söyledi. Ben de Ondan ayrý kalacaðýmdan ötürü dayanamayýp aðladým.

Babam benim çok üzüldüðümü görünce, beni tekrar yanýna çaðýrdý, “Imrân kýzý Meryem ile annen Hatice’nýn dýþýnda bütün Cennet kadýnlarýnýn efendisi olman sana yetmez mi?” (Üsdü’l-Gâbe, 5/ 523) dedi ve bana “Benim ehli arasýnda kendisine ilk ulaþacak kimse olduðum” (Tirmizî, menâkýb, 61) müjdesini verdi.

Ýþte bu müjdeli haber üzerine de, ben sevinip güldüm ve o anda benim hüzün göz yaþlarým sevinç göz yaþlarýna ve aðlamalarým gülmelere dönüþtü.

Düþünün ki, çok yakýn bir zamanda vefat edeceðini anlayan Hz. Fâtýma vâlidemiz, henüz yirmi beþ yaþlarýnda idi. Yani daha çok genç idi. Belki de henüz dünyayý tanýmýþ deðildi. Ama o mübârek vâlidemiz, Hz. Muhammed’siz (sallallahü aleyhi ve selem) bir hayatý istemiyor ve bu yüzden de çok yakýn bir zamanda Ona kavuþacaðý müjdesini aldýðýnda seviniyor, bayram yapýyor ve sevincinden âdeta göklere uçuyordu.

Ýþte Muhammedî aþkýn ve Ona duyulan iþtiyakýn, Ona olan tutkunluk ve vurgunluðun ve Onsuz bir hayatý istihkâr etmenin gayet çarpýcý, düþündürücü ve ibret verici bir örneði..

Sakýn kalkýp da bana, ‘Hz. Fâtýma vâlidemiz, ne de olsa Onun kýzýdýr. Babasýna karþý bu derece düþkün olmasý normaldir ve pek fazla bir þey ifade etmez’ demeyesiniz. Çünkü gerek o asýrda olsun gerekse sonraki asýrlarda ve günümüzde olsun Onun binlerce ve milyonlarca âþýklarý, tutkunlarý ve vurgunlarý vardýr.

Ýþte tutkunluk ve vurgunluk Ummân’ýný baðrýnda taþýyan bir katre:

Uhud savaþýnda, Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’in bir diþinin kýrýldýðýný duyan bir Sahâbî, bunu içine sindiremedi de, bir kenara çekildi ve “Onun diþinin kýrýldýðý bir dünyada ben diþ taþýyamam” diyerek, eline aldýðý taþla aðzýndaki bütün diþlerini kýrdý.

Ýþte Muhammedî aþk ve iþtiyak, iþte Onun vurgunu ve tutkunu olmak ve iþte Onsuz bir hayatý ve onsuz her þeyi deðersiz görmek…

* * *

Yâ Rasûlallah! Senin Uhud’da kýrýlan o mübarek diþine bedel, içinde bulunduðum þu asýrda, Senin Allah’tan alýp bize getirdiðin, harcýný yýllarca kan, ter ve göz yaþlarýnla kardýðýn ve binâsýný bizzat o mübârek ellerinle kurduðun Ýslâm âlemi, nerede ise taþ taþ üstünde kalmayacak bir þekilde yýkýlmaya baþlamýþ ve hüzün ve sabýr göz yaþlarýn ile sulayarak ve bin bir güçlükle özenerek yetiþtirdiðin Ýslâm bahçesinin havuzlarý kurumaya, aðaçlarý solmaya ve bülbülleri susmaya yüz tutmuþ bulunmaktadýr.

Ama bütün bu yýkýlýþlar ve harâbeler karþýsýnda, Seni “tanýyor ve seviyor” gibi görünen benim, kýlým bile kýpýrdamamaktadýr. Yani bunca yýkýlýþlarý sadece izlemekle yetinmekte, îmân ve hayâ adýna can çekiþmekte olan neslin her gün biraz daha insanlýktan uzaklaþmasý karþýsýnda hâlâ can kaygýsýna düþmekte, her tarafý kasýp kavuran fitne ve fesatlarýn önüne geçmek için ciddi ve kalýcý her hangi bir çâre aramamakta; hattâ çâre aramak þöyle dursun, hâlâ dünyevi zevkler ve nefsânî safâlar peþinde koþmakta ve gününü gün etmeye çalýþmaktayým. Diðer bir ifâde ile Sensiz olan denî bir hayata -hem de zararýný ve mânâsýzlýðýný pek çok defa gördüðüm halde- râzý olmaktayým.

Ýþte ey benim Aziz Efendim! Duyarsýzlýðýmdan ve vefâsýzlýðýmdan dolayý hiç olmazsa Yüce Zâtýnýzdan özür dileyim de, Seninle olan irtibatým tamamen kopmuþ olmasýn. Çünkü biliyorum ki, Sen gerçekten çok, ama pek çok vefâlýsýn. Benim baðlýlýk adýna gösterdiðim bu kadarcýk bir özrü bile kabul edersin. Hem ümit ederim ki, bir kerecik dahi olsun þu dünyada bana nûr yüzünü ve mütebessim çehreni gösterir ve inþâallah âhirette de bana ve benim gibilerine þefâat elini uzatýrsýn.
GÜL GÝBÝ OL...GÜL GÝBÝ KOK...GÜL GÝBÝ GÜL...GÜL GÝBÝ GEL...

Beni Bende Demen..

Ben Bende Deðilem..

Bir Ben Vardýr..Bende Benden Ýçerü..

Yukar git