Haziran 26, 2019, 08:19:25 S
Haberler:

De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçýk bir uyarýcýyým. (Mulk -25)

Allah'ýn daveti O'nadýr (Kendisinedir).

Balatan munip, Temmuz 22, 2010, 01:49:54 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

munip


Allah'ýn daveti O'nadýr (Kendisinedir). (Ra'd 14)


Hakikatleri öðrenen herkes, sadece kendisinin kurtuluþunun bir sonuç olmadýðýný, mutlaka yerli yerine oturtmalýdýr. Baþka insanlarýn da cehennemden kurtulmasý söz konusudur. Onun için Allah’a çaðýrmak hepinizin görevidir. Unutmayýn sevgili kardeþlerim, hepiniz görevlisiniz.

Biliyorsunuz ki insanlar Allah’ýn hakikatlerini unutmuþlar sevgili kardeþlerim. Allahû Tealâ Kendisine davet ediyor. Bu davetin ne olduðu hakkýnda kesin bilgilerin sahibi olan sizler; insanlar Allah’a ulaþmayý dilemedikçe onlarýn kutulamayacaðýný yakîn hasýl ederek bilenlersiniz ve hepiniz Allah’a çaðýrmakla vazifelisiniz.

Birçok insan için Allah ulaþýlmazdýr. Böyle bir fikrin sahibi olduklarý için insanlar uzun bir zaman parçasýndan evvel “Allah’a insan ruhunun ulaþmasý diye bir þey olamaz!” demiþler ve de Allah’ýn ulaþýlamaz olduðunu ifade etmiþler. Þu iþe bakýn sevgili kardeþlerim. Allahû Tealâ da mütemadiyen Kendisine davet ediyor.
13/RA'D-14: Lehu da’vetul hakk(hakký), vellezîne yed’ûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehum bi þey’in illâ kebâsitý keffeyhi ilel mâi li yebluga fâhu ve mâ huve bi bâligýh(bâligýhî), ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).
Hakkýn daveti O'nadýr (Kendisinedir, Allah'adýr). O'ndan baþkasýna davet ettikleri (þeyler), onlara bir þeyle icabet etmezler. Onlar ancak suya, onun aðzýna, suyun ulaþmasý için avucunu açmýþ kimse gibidir. O (su), ona ulaþacak deðildir. Ve kâfirlerin daveti, dalâletten (su nasýl onlarýn aðýzlarýna ulaþamýyorsa, dalâlette olanlar da hidayete ulaþamaz) baþka bir þey deðildir.
33/AHZÂB-45: Yâ eyyuhen nebiyyu innâ erselnâke þâhiden ve mubeþþiren ve nezîrâ(nezîren).
Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, seni þahit, müjdeleyici ve nezir (uyarýcý) olarak gönderdik.
33/AHZÂB-46: Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâ(munîren).
Ve O'nun (Allah'ýn) izni ile Allah'a davet eden ve nurlandýrýcý sirac (kandil) olarak (gönderdik).

Evvelâ Allah’a çaðýrmak mecburiyetinde olan sizler, þu büyük hakikati bilenlersiniz: Ýnsan bir ruh, bir nefs, bir de fizik vücuttan oluþur. Dördüncüsü yoktur. Ruhumuz, Allahû Tealâ tarafýndan üfürülmüþtür. Fizik vücudumuz Âdem (A.S)’ýn sulbündendir. Nefsimizse Allahû Tealâ’nýn bize lütuf buyurduðu dengeyi saðlayacak olan bir üçüncü vücudumuzdur. Ruhumuz, nefsimiz ve fizik vücudumuz bir üçlü oluþturur. Ruhumuz; nefsimiz ve fizik vücudumuza Allahû Tealâ’nýn verdiði bir emanettir. Allahû Tealâ Ahzab-72’de diyor ki:
33/AHZÂB-72: Ýnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardý vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eþfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve daðlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

“Biz emaneti göklere, yerlere, daðlara teklif ettik de onlar, emaneti kabul etmediler. Sonra insana teklif ettik ve insan emaneti yüklendi. Çünkü insan cahildir ve inkârcýdýr.”

Allahû Tealâ ne diyor? “Ýnsan yüklendi.” diyor, sonra 2 tane vasýf veriyor: “Cahildir, nankördür.” Bu 2 vasýf, nefsimizin 2 tane afetini ihata eder. Ruhu misafir eden, ruha ev sahipliði yapan her ne kadar fizik vücudumuzsa da; aslýnda bir emanet olarak ruhu karþýlayan 2 varlýðýn birden mevcut olduðu anlaþýlýyor. Birisi fizik vücudumuz, birisi de nankör ve cahil olan nefsimiz. Öyleyse ruhumuz bir emanet, bu emaneti misafir eden sadece fizik vücudumuz deðil, nefsimiz de var.

Ýþte sevgili kardeþlerim, emanetin biz insanlara tevdi edilmesi müessesesi. O emanet Allah’ýn emanetidir ve Allah, emanetini geriye istiyor. Allahû Tealâ diyor ki: “Þu dünya hayatýný yaþarken ruhunuzu mutlak olarak Bana iade etmek mecburiyetindesiniz. Bu hepiniz için bir zarurettir, kaçýnýlmaz bir mecburiyettir. Kim bunu yerine getirmezse, en azýndan böyle bir dileðin sahibi olmazsa, onun gideceði yer cehennemdir.” Öyleyse emanet olan bir ruhumuz var. Allahû Tealâ þöyle buyuruyor:
32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teþkurûn(teþkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (iþitme hassasý), basar (görme hassasý) ve fuad (idrak etme hassasý) kýldý. Ne kadar az þükrediyorsunuz.

Allahû Tealâ: “Biz insana ruhumuzdan üfürdük. Sonra ona efidet (fuadlar) verdik (yani görme, iþitme ve kalpte idrak etme hassalarý, fuadlar). ” diyor. Öyleyse üfürülen bir ruhumuz var sevgili kardeþlerim. Allahû Tealâ ruhumuzu bize üfürmüþtür. Fizik vücudumuzu halk etmiþtir (yaratmýþtýr). Hicr-26’da: “Biz insaný þekillenmiþ ve kuru bir balçýktan (salsalinden) halk ettik (yarattýk).” buyurmaktadýr.
15/HÝCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insaný, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan þekli verilmiþ ve organik dönüþüme uðramýþ salsalinden) yarattýk.

Ama Þems-7’de nefsimizi sevva ettiðini ifade etmektedir; Allahû Tealâ’nýn sevvasý. Allahû Tealâ nefsimizi dizayn etmiþtir. Buyuruyor ki:
91/ÞEMS-7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüþecek þekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
91/ÞEMS-8: Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasýný ilham etti.
91/ÞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ.
Kim onu (nefsini) tezkiye etmiþse felâha (kurtuluþa) ermiþtir.

Öyleyse nefs adý verilen yaratýk sevva edilmiþtir. Sevva edilmek suretiyle yaratýlmýþ, dizayn edilmiþtir. Ruhumuz da üfürülmüþtür. Öyleyse 3 tane vücudumuz var: Ruhumuz, nefsimiz ve fizik vücudumuz. Herbiri ayrý bir fiille oluþturulmuþtur (vücuda getirilmiþtir). Üçü beraber insaný oluþturmuþtur. Dikkat edin sevgili kardeþlerim, ne meleklerde ne cinlerde ne hayvanlarda, insandan baþka hiçbir mahlûkta ruh adý verilen Allah’ýn bir emaneti mevcut deðildir. Bu sebeple insan, kâinatýn en üstün varlýðýdýr.

Sevgili kardeþlerim, öyleyse Allahû Tealâ bu insan adý verilen mahlûkuna acaba ne gibi bir emir vermiþ? Allahû Tealâ diyor ki:
73/MUZZEMMÝL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin Ýsmi'ni zikret ve herþeyden kesilerek O'na ulaþ.

“Allah’ýn ismiyle zikret ve herþeyden kesilerek (yönelerek) O’na (Allah’a) ulaþ.”

Kur’ân-ý Kerim’de Allah’a ulaþmamýz; dünya hayatýný yaþarken (hayattayken) Allah’a ulaþmamýz çok açýk bir þekilde ifade buyrulmuþtur (Muzemmil Suresi 8. âyet-i kerime). Öyleyse ruhumuzu ölmeden evvel Allah’a ulaþtýrmak üzerimize farz mý? Farz. Sadece Muzemmil Suresinin bu 8. âyet-i kerimesi gereðince deðil. Allahû Tealâ Zariyat-50’de “Fe firrû ilâllâh: Öyleyse Allah’a firar et (Allah’a kaç) ve Allah’a sýðýn.” diyor.
51/ZÂRÝYÂT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah'a firar edin (kaçýn ve sýðýnýn). Muhakkak ki ben, sizin için O'ndan (Allah tarafýndan gönderilmiþ) apaçýk bir nezirim.

Firar; bir yerden kaçmak ve bir yere sýðýnmak anlamýna gelir. “Allah’a kaç, Allah’a sýðýn, Allah’a firar et.” Allahû Tealâ Kur’ân-ý Kerim’de bunun bir emir olduðunu söylüyor. Þöyle buyuruyor ki:
13/RA'D-21: Vellezîne yasýlûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahþevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah'ýn (ölümden evvel), Allah'a ulaþtýrýlmasýný emrettiði þeyi (ruhlarýný), O'na (Allah'a) ulaþtýrýrlar. Ve Rab'lerine karþý huþû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

Allahû Tealâ: “Ve onlar Allah’ýn, Allah’a ulaþtýrýlmasýný emrettiði þeyi O’na (Allah’a) ulaþtýrýrlar.” buyuruyor. Demek ki Allah’a ulaþtýrmamýz lâzýmgelen bir þey var: Allah’ýn Allah’a ulaþtýrýlmasýný emrettiði þey. Allahû Tealâ ruhumuzu Allah’a ölmeden evvel ulaþtýrmamýzý emrediyor. Kur’ân-ý Kerim’de Allahû Tealâ neyi emretmiþse açýk bir þekilde emir olan bütün faktörler farz hüküm doðurur. Ve böylece irademizin dizayný içerisinde, kendi irademizle ruhumuzu Allah’a ulaþtýrmaya karar vereceðiz. Allah’a ruhumuzu ulaþtýrmayý Allah’tan dileyeceðiz. Ýþte bu dilek üzerimiz farzdýr. Fecr Suresinin 27, 28, 29 ve 30. âyetlerinde Allahû Tealâ þöyle buyuruyor:
89/FECR-27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
Ey mutmain olan nefs!
89/FECR-28: Ýrciî ilâ rabbiki râdýyeten mardýyyeh(mardýyyeten).
Rabbine dön (Allah'tan) razý olarak ve Allah'ýn rýzasýný kazanmýþ olarak!
89/FECR-29: Fedhulî fî ibâdî.
(Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiðin ve ruhunu Allah'a ulaþtýrdýðýn zaman Bana kul olursun) kullarýmýn arasýna gir.
89/FECR-30: Vedhulî cennetî.
Ve cennetime gir.

“Ey mutmain olan nefs! Allah’tan razý ol ve Allah’ýn rýzasýný kazan. Ey ruh! Rabbine geri dön. Ey fizik vücut! Kullarýmýn arasýna gir ve cennetime gir.”

Aslýnda Allahû Tealâ ifadede nefs kelimesini kullanmýþ ama 3 vücudumuzun da devreye girdiði bir bütünden bahsediyor. Allah’a geri dönebilecek olan bir tek vücudumuz var; onun adý ruhtur. Allah onu bize üfürmüþtür ve emanetini geriye istiyor. Ruhumuz bizde bir emanettir. Allahû Tealâ þöyle buyuruyor:
4/NÝSÂ-58: Ýnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niýmmâ yeýzukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasýnda hakemlik yaptýðýnýz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öðüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi iþiten ve en iyi görendir.

“Allah emanetleri o emanetlerin sahibine iade etmenizi (tevdi etmenizi), teslim etmenizi emreder.”

Bir emanet taþýyorsunuz. Bu emanet ruhunuzdur sevgili kardeþlerim. Onun için bütün insanlarý Allah’a davet etmek hepimizin üzerine farzdýr. Çünkü ne yazýk ki insanlar Allahû Tealâ’nýn bunu farz kýldýðýnýn farkýnda deðiller.

Sevgili kardeþlerim, Allah ile olan iliþkilerimizde öyle bir olayla karþý karþýyayýz ki, insanlarýn Allah ile olan yaratýcý ve yaratan iliþkileri! Yaratýlanýn mutlaka yaratana, Allah’a dönmesi gereken nesneyi Allah’a döndürmesi zorunludur. O ruhumuzdur, üfürülmek suretiyle Allah’tan gelmiþtir ve Allah’a mutlaka geri dönecektir, sevgili kardeþlerim.

Ýþte böyle bir dizaynda Allah ile olan iliþkilerinizde Allah’ýn hepinizden istediði þey, iradenizi Allah’a ulaþtýrmak deðildir. Ýrade Allah’a ulaþtýrýlmaz, teslim edilir. Allah’ýn hepinizden istediði þey, fizik vücudunuzu Allah’a ulaþtýrmak deðildir. O da Allah’a ulaþmaz. Nefsinizi Allah’a ulaþtýrmak deðildir. O da ulaþmaz. Ama bir ruhunuz var; Allah’ýn size üfürdüðü ve geriye istediði emanet. Allah, emanetleri onlarýn sahibine teslim etmenizi emreder. Emanetler, âyet-i kerimede “emânât” olarak çoðul kullanýlmýþtýr. Ama ehline (sahibi) diye, ehli kelimesi geçiyor, ehilleri kelimesi geçmiyor. Sahibi tek ama emanetler çok. Öyleyse emanetlerin bir teslimi var, bir de Allah’ýn Zat’ýna ulaþtýrýlarak teslimi var. Bunlardan Allah’ýn Zat’ýna geri dönebilecek olan yapýda sadece ruhunuz vardýr. Unutmayýn, Allahû Tealâ bütün ruhlar için bir sýðýnaktýr. Allahû Tealâ buyuruyor ki:
3/ÂLÝ ÝMRÂN-14: Zuyyine lin nâsi hubbuþ þehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fýddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
Ýnsanlara, "kadýnlara, oðullara, kantar kantar biriktirilmiþ altýn ve gümüþe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluþan" þehvetleri (aþýrý düþkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatýnýn menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katýndaki en güzel sýðýnaktýr.

“Allah muhakkak ki (kesin olarak) Allah’ýn katýndaki en güzel sýðýnaktýr. Muhakkak ki Allah, Allah’ýn katýndaki en güzel, ahsen olan sýðýnaktýr.”

Bu sýðýnaða ulaþanlara Allahû Tealâ: “Sýðýnaða ulaþmýþlar.” diyor. Ve Nebe Suresinin 39. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:
78/NEBE-39: Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen þâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
Ýþte o gün (mürþidin eli Hakk'a ulaþmak üzere öpüldüðü ve ona tâbî olunduðu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaþmayý dileyen) kiþi, kendisine Rabbine ulaþtýran (yolu, Sýratý Mustakîm'i) yol ittihaz eder. (Allah'a ulaþan kiþiye Allah) meab (sýðýnak, melce) olur.

“Ýþte o gün Hakk günüdür. O zaman o kiþi (Allah’a ulaþmayý dileyen kiþi), o hak günü kendisine bir yol ittihaz eder. Kimin ruhu o yolu takip ederek Allah’a ulaþýrsa Allah, o kiþinin ruhuna sýðýnak (meab) olur.”

Bütün ruhlarýn mutlaka dönüþ yeri onun gerçek sahibi olan Allah’týr. Eðer sevgili kardeþlerim, bir insan þu dünya hayatýný yaþarken ruhunu Allah’a ulaþtýrmamýþsa (þu dünya hayatýný yaþarken ruhu Allah’a ulaþmamýþsa) o zaman o kiþi, öldüðünde ruhunu Allah’a teslim etmek mecburiyetindedir. Bütün insanlarýn ölümünde ölüm melekleri mutlaka o kiþiye ulaþýrlar. Ulaþýnca ne yaparlar? Ulaþtýklarý zaman kontaðý kapatýrlar. Mitokondriler -vücudumuzdaki 70 trilyon hücredeki mitokondriler (elektrik üreticiler)- kontak kapandýðý için artýk elektrik enerjisini üretemezler. Elektrik enerjisi yoksa elektrik enerjisinin manyetik alana çevrilmesi yoluyla nefsimizi ve ruhumuzu kendisine baðlayan elektromanyetik alanlarýn sahibi fizik vücudumuz, ruhumuzu da kendisine çekemez, nefsimizi de kendisine çekemez. Ýkisi de vücudumuzdan ayrýlýrlar. Nefsimiz berzah âlemine gider. Beraberinde hiç kimse olmaz, olmasý da gerekmez. O yolunu bilir. Her gece zaten oraya o kiþi hayattayken de gitmiþtir (berzah âlemine). Pek çok geceler daha önce ölmüþ olanlarla beraber olmuþtur. Diðer taraftan ruhumuz vücudumuzda onu çekebilecek olan manyetik alan kalmadýðý için vücudumuz onu çekemez, muhafaza edemez. Otomatik olarak ruhumuz vücudumuzu terk eder. Nefsimiz de terk eder. Nefsimiz için gidilecek yer bellidir; berzah âlemine gidecektir. Ve orada daha evvel ölmüþ olan sevdikleriyle beraber olacaktýr. Ölüm ýzdýrap verici bir þey olmadýðý gibi sonucu da mutluluk verici bir olaydýr. Sizden evvel ölmüþ olanlar sizin öleceðiniz gün için beklerler ki oraya gidesiniz de onlarla beraber olasýnýz.

Sevgili kardeþlerim, ruhlarýn vücudumuzdan ayrýlmasý sadece ölüm sýrasýnda mý gerçekleþir? Hayýr. Allahû Tealâ’nýn emrettiði þey bu deðildir. O’nun emrettiði þey, þu dünya hayatýný yaþarken ruhumuzun vücudumuzdan ayrýlarak Allah’a doðru yola çýkmasýdýr. Ýþte ruhumuzun bizden ayrýlmasý ve Allah’a doðru yola çýkmasý, eðer dünya hayatýnda bunu gerçekleþtirememiþsek ölümümüzle gerçekleþecektir. Çünkü ruhun ait olduðu yer Allah’ýn Zat’ýdýr. Allah emanetini (bize üfürdüðü emanetini) geriye istiyor. O zaman ne olur?

O kiþinin ruhu vücudundaysa Azrail (A.S) ve onun yardýmcýlarý, o kiþi öldükten sonra onun vücudundan otomatik olarak ayrýlacak olan (ayrýlmýþ olan) ruhunu beraberlerine alarak 7 gök katýný birlikte týrmanýrlar. Ve 7. gök katýnýn Sidretül Münteha’sýna kadar birlikte ulaþýrlar. Sidretül Münteha’dan sonrasýna ölüm melekleri ulaþamaz, geçmeleri mümkün deðildir. Ama Sidretül Münteha’dan Allah’a doðru bir seyr-i sülûk yolculuðunu yapacak olan ruhtur. Allah’ýn Zat’ýna ulaþacak ve Allah’ýn Zat’ýnda yok olacaktýr.

Sevgili kardeþlerim, Allah’ýn Zat’ý hepiniz için bir sýðýnaktýr. Ruhunuzun sýðýnacaðý yerdir. Önemli olan sizin dünya hayatýný yaþarken Allah’a doðru bir yol tutmanýz ve ruhunuzu Allah’a ulaþtýrmanýzdýr. Demin söylediðimiz Nebe Suresinin 39. âyet-i kerimesi Hakk günü ruhumuzun nasýl bir yol tutup Allah’a ulaþacaðýný, Allah’ýn Zat’ýna ulaþtýðý zaman da Allah’ýn ona meab olacaðýný (sýðýnak olacaðýný) ifade ediyordu. Bir evvelki âyet-i kerimeyse (Nebe Suresinin 38. âyet-i kerimesi) bu olgunun nasýl gerçekleþeceðini anlatýyor. Arþý tutan melekler ve onlarýn etrafýndaki kiþiden bahsediyor. Devrin imamý ve arþý tutan meleklerden bahsediyor ve o gün bir tövbe merasiminin yapýldýðýný ve devrim imamýnýn sevap söylediðini söylüyor. Allah’ýn huzurunda yapýlan bir tövbe merasimi söz konusudur; mürþidin önünde yapýlan tövbe.
78/NEBE-38: Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).
O gün, ruh (devrin imamýnýn ruhu) ve (arþý tutan) melekler, saf saf hazýr bulunurlar. Rahmân'ýn kendisine izin verdiði kiþiden baþka kimse konuþamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiþtir.

Eðer o kiþi Allah’a ulaþmayý dilemiþse, hacet namazýný kýldýðý zaman Allahû Tealâ ona mutlaka mürþidini gösterecektir. Kim mürþidinin önünde Allah’a ulaþmayý diledikten sonra böyle bir tövbeyi gerçekleþtirirse, o zaman devrin imamýnýn ruhu mutlaka o kiþinin baþýnýn üzerine gelir ve onun (o kiþinin) ruhuna onun yevm’et talâkýnýn (Allah’a mülâki olma gününün) geldiðini söyleyerek onu uyarýr. Allahû Tealâ Mu’min-15’te þunu söylüyor:
40/MU'MÝN-15: Refîud derecâti zul arþ(arþi), yulkýr rûha min emrihî alâ men yeþâu min ýbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâký).
Dereceleri yükselten ve arþýn sahibi olan Allah, kullarýndan (Kendisine ulaþtýrmayý) dilediði kiþinin (Allah'a ulaþmayý dilediði için Allah'ýn da Kendisine ulaþtýrmayý dilediði kiþinin) üzerine (baþýnýn üzerine) Allah'a ulaþma gününün geldiðini (o kiþinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah'ýn emrini teblið edecek) bir ruh (devrin imamýnýn ruhunu) ulaþtýrýr.

Allahû Tealâ: “Dereceleri yükselten ve arþýn sahibi olan Allah.” diyor. “Dereceleri yükselten” demekten muradý þudur: O gün (mürþidin önünde tövbe edildiði gün) Furkan Suresinin 70. âyet-i kerimesine göre Allah o kiþinin günahlarýný sevaba çevirir. Furkan-69’da Allahû Tealâ cehenneme gideceklerden bahsettikten sonra Furkan-70’te þöyle söylüyor:
25/FURKÂN-70: Ýllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürþidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazýlýp, îmâný artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde iþte onlarýn, Allah seyyiatlerini (günahlarýný) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahlarý sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).

Allahû Tealâ: “Ama tövbe eden kiþi (yani mürþidin önünde tövbe eden kiþi) ve nefsi ýslâh edici ameller yapmaya baþlayan kiþi (nefsi ýslâh edici ameller daha evvel baþlayamýyor.)” diyor. Kiþinin zikir yapmasý onun kalbine, mürþide ulaþmadan daha evvelki kademede (o kiþi Allah’a ulaþmayý dilediði takdirde) sadece %2 rahmet ulaþtýrabilir. Ve insanýn kalbi %98 gene kapkaranlýk kalýr. Ama Allah’a ulaþmayý dileyen bu kiþi ne zaman Allah’tan mürþidini dilerse, Allah ona mutlaka mürþidini gösterir ve bu kiþi o mürþidin önünde tövbe merasimini gerçekleþtirir. Ýþte Nebe-38 bu tövbeyi anlatýyor.

Allahû Tealâ: “Bu tövbe sýrasýnda Allah, o kiþinin günahlarýný (seyyiatini) sevaba (hasenata) çevirir (tövbe ederek Allah’a doðru yola çýkan kiþinin seyyiatini Allah hasenata çevirir).” diyor. Mu’min-15’te Allahû Tealâ’nýn “dereceleri yükselten Allah” demekten muradý budur. Seyyiatin hasenata çevrilmesi, derecatýn 2 defa yükselmesi mânâsýna gelir. Allahû Tealâ evvelâ (kiþi daha Allah’a ulaþmayý dilediði zaman) günahlarý affediyor, günahlarý sýfýr kýlýyor. Bu noktada da o affettiði günahlarý sevaba çeviriyor, ikinci defa affetmiþ oluyor. Ayný zamanda Allahû Tealâ o kiþiye (Allah’a ulaþmayý dileyen kiþiye) mürþidine ulaþtýðý güne kadar bütün sevaplarý için diðer insanlar gibi 1’e 10 veriyordu. 1 derecelik sevap kazandýðý zaman 10 derece veriyordu o kiþiye. Ama mürþidine tâbî olan kiþiye Allahû Tealâ 10 katýný deðil, 100 katýný vermeye baþlar. Ruhu 1. gök katýna ulaþana kadar 100 katý. Ama sonra, 2. gök katýnda 200 kat, 3., 4., 5., 6., 7. gök katlarýnda bu kiþinin 1 derecelik sevabýna karþýlýk kazandýðý dereceler 1’e 700’e kadar yükselir.

Sevgili kardeþlerim, Allahû Tealâ mademki ruhumuzu ölmeden evvel Allah’a ulaþtýrmayý (ruhumuzu Allah’a teslim etmeyi) üzerimize farz kýlmýþ, o zaman bu bir zaruret olarak karþýmýza çýkýyor. Mutlaka ruhumuzu Allah’a teslim etmek mecburiyetindeyiz. Teslim edebilmek için Allah’a ulaþmayý dilememiz gerek. Ve ancak Allah’a ulaþmayý dilediðimiz zaman hem þirkten hem de takva sahibi olmamaktan kurtuluruz. Ya da hem þirkten kurtuluruz (yani gizli þirkten), hem de takva sahibi oluruz. Rum Suresinin 31. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muþrikîn(muþrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaþmayý dileyin) ve O'na karþý takva sahibi olun. Ve namazý ikame edin (namaz kýlýn). Ve (böylece) müþriklerden olmayýn.

“Allah’a yönel (Allah’a ulaþmayý dile) böylece Allah’a karþý takva sahibi ol. Ve namaz kýl ve müþriklerden olma. O müþriklerden olma ki onlar dînlerinde fýrkalara ayrýlmýþlardýr. Her biri kendi elindekiyle ferahlanýrlar.” O Allah’a ulaþmayý dilemeyenler fýrkalara ayrýlmýþlar, herbiri kendi elindekiyle ferahlanýyor ama þirkteler. Sadece bir fýrka (Allah’a ulaþmayý dileyenlerin fýrkasý) hem takva sahibi oluyor, hem de þirkten kurtuluyor. Allah’a davetin insanlarý onlardan kurtardýðý daha pek çok konu var. Allah’a ulaþmayý dilemeyen kiþi;
1.   Dalâlette kalýr.
2.   Þeytanýn kulu olarak kalýr.
3.   Küfürde kalýr.
4.   Allah’ýn âyetlerinden gâfildir.
5.   Hüsrandadýr.
Sevgili kardeþlerim, Allah’a davet bütün bu açýlardan büyük deðer taþýr. Kim Allah’a davet ederse, Allah’ýn kendisine verdiði görevi yerine getirmiþ olur. Allah’a davet, Allahû Tealâ’nýn temel emridir. Ruhumuzu Allah’a ulaþtýrmak farzdýr. Ve bu farzý gerçekleþtirmek için mutlaka insanlarý Allah’a davet edeceksiniz. Sizi davet ettikleri için siz Allah’ýn yoluna girdiniz, bize tâbî oldunuz. Bu muhtevada evvel emirde ruhunuzu Allah’a teslim etiniz. Sonra adým adým fizik vücutlarýnýz, nefsleriniz, iradeniz Allah’a teslim edilecektir.

Öyleyse Allah’a davet, bir insanýn hayatýnda son derece önemli bir müessese sevgili kardeþlerim. Allah için olmak, hepinizi Allah yolunda teçhiz edecek olan bir hedeftir ve hepiniz bütün insanlarý Allah’a davetle mükellefsiniz. Öyleyse baþka insanlarýn cehennemden kurtulmalarýnýn temelinde sizin davetiniz yer alacaktýr. O davet sebebiyle insanlar Allah’ýn yolunda lâzýmgelen hedeflere yürüyecekler ve ruhlarýný ölmeden evvel hayattayken Allah’a ulaþtýrmak imkânýnýn sahibi olacaklardýr.

Allahu Teala yarattýklarý içerisinde en çok insaný sevmektedir.

Öyle ki Kur'an-ý Kerim'de yer alan tüm emirlerinin tek bir hedefi vardýr, bu emirler sadece hem bu dünya hem de ahiret mutluluðunu insanoðlunun yaþamasý içindir. Allahu Teala insanoðlunu o derece sevmektedir ki, insana Allah'a teslim olmasý için sadece ve sadece 1 küçücük dilek (dua) þartý koþmuþtur.
"Ey yüce Allah'ým, nasýl onca ermiþ (Allah'a ermiþ) evliyan var ise, ne olur benim de ruhumu ölmeden evvel Sana ulaþtýr, beni de ermiþ Kullarýn arasýna al. Amin"



Yukar git