Temmuz 19, 2019, 04:13:53 S
Haberler:

Ona âyetlerimiz okunduðu zaman, sanki bunlarý iþitmemiþ, sanki kulaklarýnda aðýrlýk varrmýþ gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acýklý bir azabýn müjdesini ver! (Lokman -7)

Bahçe Sahipleri Kýssasý... Kehf 32-44

Balatan simuzer47, Ocak 25, 2011, 05:36:05 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

simuzer47


Kehf Suresi 32-44
32-Onlara iki adamýn örneðini ver; onlardan birine iki üzüm baðý verdik ve ikisini hurmalýklarla donattýk, ikisinin arasýnda da ekinler bitirmiþtik.
33-Ýki bað da yemiþlerini vermiþ, ondan (verim bakýmýndan) hiç bir þeyi noksan býrakmamýþ ve aralarýnda bir ýrmak fýþkýrtmýþtýk.
34-(Ýkisinden) Birinin baþka ürün (veren yer)leri de vardý. Böylelikle onunla konuþurken arkadaþýna dedi ki: "Ben, mal bakýmýndan senden daha zenginim, insan sayýsý bakýmýndan da daha güçlüyüm."
35-Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) baðýna girdi (ve): "Bunun sonsuza kadar kuruyup-yok olacaðýný sanmýyorum" dedi. 
36-"Kýyamet-saatinin kopacaðýný da sanmýyorum. Buna raðmen Rabbime döndürülecek olursam, þüphesiz bundan daha hayýrlý bir sonuç bulacaðým."
37-Kendisiyle konuþmakta olan arkadaþý ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayaðý tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kýlan (Allah)ý inkâr mý ettin?"
38-"Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koþmam."   
39-"Baðýna girdiðin zaman, 'Maþallah, Allah'tan baþka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? Eðer beni mal ve çocuk bakýmýndan senden daha az (güçte) görüyorsan." 
40-"Belki Rabbim senin baðýndan daha hayýrlýsýný bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakýp-yýkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir." 
41-"Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayýp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin." 
42-(Derken) Onun ürünleri (afetlerle) kuþatýlýverdi. Artýk o, uðrunda harcadýklarýna karþý avuçlarýný (esefle) ovuþturuyordu. O (baðýn) çardaklarý yýkýlmýþ durumdaydý, kendisi de þöyle diyordu: "Keþke Rabbime hiç kimseyi ortak koþmasaydým." 
43-Allah'ýn dýþýnda ona yardým edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardým edemedi.
44-Ýþte burada (bu durumda) velayet (yardýmcýlýk, dostluk) hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakýmýndan hayýrlý, sonuç bakýmýndan hayýrlýdýr.


Ahkami’l Kur’an – Ýmam Kurtubi

Ata dedi ki: Bunlar, sekizbin dinarý olan iki ortak idiler. Denildiðine göre, bu serveti babalarýndan miras almýþlardý. Ve bunlar iki kardeþ idi. Bu serveti aralarýnda paylaþtýlar. Onlardan birisi, bin dinara bir arazi satýn aldý. Diðeri ise: Allah'ým, filan kiþi bin dinara bir arazi satýn aldý. Ben de bin dinara karþýlýk Senden cennette bir arazi satýn alýyorum, deyip o bin dinarý tasadduk etti. Daha sonra birincileri diðer bin dinara bir ev yaptý. Öteki: Allah'ým, filan kiþi bin dinara bir ev inþa etti. Ben de, bin dinara karþýlýk Senden cennette bir ev satýn alýyorum diyerek, bin dinarý tasadduk etti. Daha sonra birincileri evlenip bu evliliði dolayýsýyla bin dinar harcadý. Öteki: Allah'ým! Filan kiþi bin dinar harcayarak bir kadýn ile evlendi, ben de Senden bin dinara karþýlýk cennet kadýnlarýndan istiyorum, diyerek bin dinar tasadduk etti. Daha sonra diðeri, bin dinara hizmetçiler ve çeþitli eþyalar satýn aldý. Öteki: Ýþte ben de Senden, cennette bin dinara karþýlýk hizmetçi ve eþyalar satýn alýyorum deyip bin dinar tasadduk etti.

Daha sonra ileri derecede muhtaç oldu ve: Olur ki, arkadaþýmýn bana bir iyiliði dokunur, diyerek arkadaþýnýn yanýna gitti, arkadaþý ona: Malýna ne oldu deyince, o da yaptýklarýný anlattý. Bu sefer, arkadaþý: Sen gerçekten bu söylediklerini tasdik eden birisi misin? Allah'a yemin ederim, ben de sana hiç bir þey vermeyeceðim, dedikten sonra ona þöyle dedi: Sen, semanýn ilahýna ibadet ediyorsun. Bense ancak bir puta ibadet ediyorum. Bunun üzerine öbürü, Allah'a yemin ederim buna öðüt vereceðim, dedi ve öðüt verip hatýrlatmalarda bulundu, korkuttu. Bu sefer diðeri: Haydi beraber gidelim, balýk avlayalým. Kim daha çok balýk avlayacak olursa o kiþi hak üzeredir, dedi. Öteki: Kardeþim, gerçek þu ki, dünya Allah nezdinde iyilik yapana bir mükâfat, kâfire de bir ceza kýlýnmayacak kadar deðersizdir.

Böyle demekle onu kendisi ile birlikte ava çýkmaya zorladý. Allah, her ikisini de sýnadý. Kâfir olan aðýný atýyor, putunun adýný, anýyor ve aðý balýkla dolup taþarak çekiyordu. Mü'min ise Allah'ýn adýný anarak aðýna attýðý halde, aðýna bir þey takýlmýyordu. Diðeri ona: Durumu nasýl görüyorsun? Ýþte dünyada benim payým da, konumum da, etrafýmdakilerin sayýsý da senden daha fazladýr. Eðer senin iddia ettiðin bu gerçek ise, âhirette de böylece ben senden daha üstün olacaðým, dedi.

Ata dedi ki: Onlar üzerinde görevli olan melek, bu iþe üzüldü. Bunun üzerine yüce Allah, Hz. Cebrail'e bu meleði alýp cennetlere götürmesini ve ýnü'min kiþinin o cennetlerdeki yerlerini göstermesini emretti. Melek, Allah'ýn mü'min kiþi için hazýrladýklarýný görünce, þöyle dedi: Ýzzetin hakký için o sonunda buraya varacak olduktan sonra, dünyada karþý karþýya kalacaðý durumlarýn hiç bir zararý olmaz. Diðer taraftan kâfirin cehennemdeki yerini de gösterince ayný melek þöyle dedi: Bunun da varacaðý yer burasý olduktan sonra, izzetin hakký için onun dünyadan elde ettiklerinin hiç bir faydasý olmaz.

Daha sonra yüce Allah müminin canýný aldý, kâfiri de nezdinden gönderdiði bir azab ile helak etti. Mü'min, cennete yerleþip Allah'ýn kendisi için hazýrladýklarýný görecek ve arkadaþlarý ile birlikte birbirlerine soru soracaklarýnda o; "Gerçekten benim bir dostum vardý, o diyordu ki: Gerçekten sen inananlardan mýsýn?" (es-Sâffat. 37/51-52) buyruðunda sözü edilenleri söyleyecektir. Bunun üzerine bir münadi de þöyle seslenecektir: Ey cennet ehli! "Siz de tekrar bakar mýsýnýz? Baktý ve onu cehennemin ortasýnda gördü," (es-Sâffat 37/51) Ýþte bunun üzerine "onlara o iki adamý misal ver..." âye­ti nazil oldu.

Yüce Allah bu sûrede bu iki kardeþin dünyadaki hallerini beyan ettiði gibi, âhiretteki hallerini de es-Sâffal Sûresi'nde: " Bir sözcü der ki: Gerçekten benim bir dostum vardý. O diyordu ki, gerçekten sen inananlardan mýsýn? "Bizler öldüðümüz, toprak ve kemikler olduðumuzda mý, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmiþiz?" (Konuþan yanýndakilere) Der ki: "Sizler (onun þimdi ne durumda olduðunu) biliyor musunuz?" Derken, bakýverdi, onu 'çýlgýnca yanan ateþin' tam ortasýnda gördü. (Dedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (þu bulunduðun yere) düþürecektin." "Eðer Rabbimin nimeti olmasaydý, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazýr bulundurulanlardan olacaktým. "Nasýl, biz ölecek olanlar deðil miymiþiz?" "Yalnýzca birinci ölümümüzden baþka (öyle mi)? Ve biz azaba uðratýlacak olanlar deðil miymiþiz?" Þüphesiz, bu, asýl büyük 'kurtuluþ ve mutluluðun' ta kendisidir. Ýþte çalýþanlar böylesi için çalýþsýnlar" Nasýl, böyle bir konaklanma mý daha hayýrlý yoksa zakkum aðacý mý? (Saffat 51-62) âyetleri beyan etmektedir.

Yukar git