Haziran 17, 2019, 11:02:37 S
Haberler:

Üstlerinde kanatlarýný aça-kapata uçan kuþlarý (hiç) görmediler mi? Onlarý (havada) rahmân olan Allah'tan baþkasý tutmuyor. Þüphesiz O her þeyi görmektedir. (Mulk -18)

Edep Yâ Hû

Balatan MiM, Haziran 21, 2010, 04:22:48

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM


Edep Yâ  Hû



ALLAHu Teâlâ'dan bizi edebe muvaffak kýlmasý niyazý ile söze baþlayalým aziz dostlar. Çünkü Hz. Mevlânâ Mesnevî-i Þerifin daha baþlarýnda, 79. beyitte Cenab-ý Hakk'tan edeb niyazýnda bulunuyor.

Ez hudâ cûyîm tevfik-i edeb
Bî edeb mahrum u geþt lutf-i rab


"Huda'dan edeb hususunda yardým dileyelim. Çünkü edebi olmayan, Rabbin lûtfundan mahrum kalýr."
Efendim Evliya Çelebi'yi bilirsiniz. Kendi devrinin þartlarý içinde pek çok memleket gezip, enteresan notlar alýp, bir seyahatname tertib etmiþ ve bazý abartýlý ifadeleri ile de bir takým özellikler taþýyan ama çok önemli bir kaynak eser haline gelen Seyahatnâme'sini bize býrakmýþ O mübalâðalý, abartýlý ifadelerinden bir tanesi de Bursa hakkýndadýr. Bursa' nýn yeþilliðini, sularýný anlatýrken bir cümle kullanýr Evliya Çelebi: Bursa sudan ibarettir vesselam. Ayný ifade ile, tasavvuf edebden ibarettir, vesselam dersek, hiç abartýlý bir ifadede bulunmuþ olmayýz.
Evet, tasavvuf edebten ibarettir. Edebin sözlük anlamý, kibarlýk, incelik, nezaket ve uygun davranýþlarda bulunma özelliði demektir. Deyim olarak anlamý ise, sahibini utanýlacak þeylerden alýkoyan his ve irade demektir. Edebin kaynaðý özellikle aile ve onun yaný sýra okul, çevre, gelenekler v.s. Bu kaynaklardan elde edilen edeb ile dünya hayatýnda iyi, güzel, hoþ edebli olunabilir. Fakat gerek dünya hayatýnda, gerek sonsuz hayatta edebin yegâne kaynaðý Rasulullah Efendimiz'in hayat-ý saadetleridir.


"Bismillahirrahmanirrahim le qad kâne lekum fî rasûlillâhi üsvetün hasenetün li men kâne yercullâhe ve'l-yevmel-âhira ve zekerallâhe kesîra"
"Andolsun ki Rasulullah'ta sizin için ALLAH'a ve âhiret gününü dileyenler ve ALLAH'ý çok çok zikredenler için güzel bir örnek vardýr. Numûne-i imtisal vardýr. Uyulmasý gereken örnek vardýr."
ALLAH-ý Zü'l-celâl, Ahzâb Sûresi'nin 21. âyetinde böyle buyuruyor. "Üsvetün hasene", güzel örnek. Ve bir baþka âyette, Haþr Sûresi'nin 7. âyeti içinde"esta'î zübillâh; ve ma âtâkümü'r- rasûlü fe hüzûhu ve mâ nehaküm 'anhü, fentehû" "Peygamber size ne verirse alýn. Ve neyi yasaklarsa ondan çekinin, sakýnýn."
ALLAH-ý Zülcelâl, Habîb-i Edîb'ini her türlü edeble süslemiþ ve sözleri ile de davranýþlarý ile de en üstün ahlâk ve edeb örneði olarak kullarýna onu tavsiye etmiþtir.
"Ve inneke le 'alâ huluqin azîmþüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin âyeti ile "beni rabbim terbiye etti ve terbiyemi de güzel kýldý.."Hadîs-i Þerifi de bu gerçeði beyan buyurmaktadýr.
Bu nedenle, tasavvufun temeli de tabaný da tavaný da ve her ikisi arasýndakiler de edebten ibarettir. Eski dergâhlarda mutlaka asýlý bulunmasý gereken bir levha olurdu. Edeb yâ Hû! Çok seyrek de olsa bazý uygun davranýþlarda bulunmayan kiþilere büyükler tarafýndan küçücük bir ikaz yapýlýrdý. "Edeb yâ hû" Bu edeb bahsi münasebetiyle Hz. Mevlânâ'nýn edebest -edebtir- redifli bir gazeline kulak verelim isterseniz.


Hâce der-yâb ki cân der ter-i insan edebest
Hâce envâr-ý dil u dîde-i merdân edebest


"Ey kiþi, bilmiþ ol ki nasýl ruhsuz bir bedene can denilemezse, iþte onun gibi edeb, ruh gibidir. ALLAH erlerinin gözü ve gönüllerinin nurunun aydýnlýðý, edebtir."

Âdem ez âlern-i ulvist ne süfli der-yâb
Ravnâk-ý gerdîþ-i gombed-i devrân edebest


"Ýnsan süfli, düþüklükler aleminden deðil ulvi, yücelikler alemindendir. Bunu iyi anla". Ýnsan, meleklerin secde ettiði Âdem'in neslindendir. Yeryüzünde ALLAH'ýn halîfesi insandýr. Ýnsanda, ALLAH'ýn ruhundan üfürdüðü ruh vardýr (Ve nefahtü min ruhî). Ýnsan en güzel ve en üstün yaratýlýþla yaratýlmýþtýr yani Ahsen-i takvim ile. Ýþte bu Kur'ânî gerçekleri iyi anla. "Ve þu gökkubbenin dönüþü ve devranýn gidiþindeki revnak, güzellikler de edebtendir."
Efendim daha baþka âyetlerde de var ama daha çok biliniyor diye onu örnek vereyim; Yasin suresinin 38, 39 ve 40. âyetlerinde ayýn, güneþin, gece ve gündüzün Azîz ve Alîm olan ALLAH'ýn takdiri ile belli yörüngeler ve ritimlere baðlandýðý beyan buyurulmakta. Hz. Mevlânâ ay, güneþ, gece ve gündüzün Azîz ve Alîm ALLAH'ýn sözünü dinlemek güzelliði ile edebe riâyet ettiklerini söylüyor.


Ger to hâhî ki kadem ber-ser-i iblis nehî
Dîde boþka vü bibin kâtil-i þeytân edebest



"Eðer þeytanýn baþýný ezmek istiyorsan edeb sahibi ol. Gözünü aç, gör ve bil ki, þeytaný öldüren þey edebtir."
Malumdur ki ilk edebsizlik þeytandan zuhur etmiþtir. Cenab-ý Hakk'ýn kendine yeryüzünde halife olarak yarattýðý Hz. Âdem'e ve onun þahsýnda insana, meleklerin secde etmesi emredildiðinde þeytan bu emri dinlememiþ ve edebsizlikle ALLAH'a isyan etmiþtir. Bilindiði gibi edebin ilk ve ön þartý, söz dinlemektir. Þeytan söz dinlememek ile de kalmamýþ, kendince bir kýyas yaparak "Beni ateþten, Âdem'i topraktan yarattýn. Ateþ topraktan üstündür, ben de Âdem'den üstünüm." Böyle bir kýyasla ALLAH'a akýl öðretmeye kalkmýþtýr. Bu edebsizliði ile de ALLAH'ýn rahmetinden koyulmuþtur. Þeytan edebsizlikte daha da ileri gitmiþ "Beni sen azdýrdýn" - estaðfirullâh - diye bir de kendi kabahatini ALLAH'a yüklemeye çalýþmýþ ve insanoðlunu Hakk'a giden yoldan ayýrmak için kýyamete kadar mücadele etmeye yemin etmiþtir. Bu mücadelede insanýn yapacaðý en doðru ve tek þey ALLAH'ýn emrine uyarak, yani söz dinleyerek, e'ûzü billahi mine'þ-þeytani'r-racîm "kovulmuþ þeytanýn þerrinden ALLAH'a sýðýnýrým" demekten ibarettir. ALLAH'a sýðýnmaktan ibarettir. ALLAH, þeytanla mücadelede -amiyane tabirle - kabadayýlýða, külhanbeyliðe müsade etmiyor. "Sadece bana sýðýnýn, bu size yeter." diyor. Biz o sözü dinleyerek þeytanýn þerrinden ALLAH'a sýðýnýrýz.
Ýnsanýn hiddetlenme hali, þeytanýn meydaný boþ bulduðu haldir. Þeytan en çok insana hiddetli halinde musallat olur. Ve sövmek, dövmek gibi insana yakýþmayan haller yaptýrýr. Onun içindir ki Cenab-ý Ali keremALLAHu veçhe "En kahraman kiþi, hiddetini yenen kiþidir."'Yani þeytana maðlup olmayan kiþidir, buyuruyor. Þeytan ayný zamanda insana affetmeyi, merhamet etmeyi unutturur. Eðer herhangi bir meselede biz af ve rahmet göstermezsek, ALLAH'a karþý olan kusurlarýmýzda hangi yüzle af ve merhamet dilenebiliriz? Unutmamalýdýr ki affeden, affedilir. Rahmet edene rahmet edilir. Biz burada yine þeytandan ALLAH'a sýðýnarak Hz. Mevlânâ'nýn Edeb gazelinin bir sonraki beyitine geçelim.






"însanoðlunda eðer edeb yoksa, bilin ki o insan deðildir. Ýnsanoðlunun cismi ile hayvan arasýndaki fark edeb dolayýsýyladýr."
Madem ki Âdemoðluyuz diyoruz kendimize, öyleyse atamýza yakýþýr þekilde ve ondan örnek alarak hareket etmemiz gerekir. Ne yapmýþtý Hz. Âdem? Yaklaþmamasý emredilen aðaca yaklaþtýðýnda hatayý, kusuru kendinde bilmiþ ve Rabbena zalemnâ enfusena "Ey Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik. Eðer sen bizim kusurlarýmýzý örtmez ve bize merhamet kýlmazsan þüphe yokki biz zarar edenlerden oluruz." diye af dilemistir. Ýþte âdemoðluna atasýna uymak yakýþýr. Ve edebini göstermek bu edebi göstererek, þeytan gibi deðil, Âdem gibi davranarak kabahati kendinde bilmek insana yakýþýr. Ve bütün bu edebler insan ile hayvan arasýndaki farký belirler. Yemek, içmek, barýnmak, üremek  gibi haller hayvanda da vardýr, insanda da vardýr. Bunlarýn dýþýnda ve üstündeki davranýþlar insaný  insan eden hallerdir. Efendim tabi bu sözümuz, Ademoðullarýna.
Kendilerine Âdemoðulluðunu deðil, maymun oðulluðunu yakýþtýranlara ve öyle zannedenlere sözümüz yok. Son iki beyit dolayýsýyla arz etmeye çalýþtýðýmýz hususlarýn hepsi Kur'ân âyetlerinden alýnmadýr. Sûrelerini ve âyet numaralarýný söylemedim çünkü Kur'ân-ý Hakîm'de bu hususta pek çok âyet var. Ýþte onun için Hz. Mevlânâ edeb gazelinin devamýnda buyuruyor ki,



Çesm boþka vü bibin cümle kelâmullâh râ
Âyet âyet hemegî ma'ânî-i Qur'ân edebest



"Gözünü aç! Dikkat et! Tamamen ALLAH kelâmý olan Kur'âna iyice bak! Ayet âyet bütün Kur'ân'ýn manâsý edebtir ve Kur'âna edeble iman et. Çünkü;

Gerdern ez akl suâlî ki bâþed îmân
Akl der-gûþ-i dilem goft ki îmân edebest


"Akýla sordum, nedir iman? Akýl, kalp kulaðýma eðilip dedi ki iman, edebtir." Peki, bu ne demektir?

Þems-i Tebriz hâmuþ kon ki toy-i sýrr-ý hudâ
Enver-i efdâl-u in þem-i sebistan edebest


Ey Þems-i Tebriz, suskun ol! Sus ki bu bir ilâhî sýrdýr. Ancak þu kadar söylenebilir, dile gelebilir ki, geceleri ve karanlýklarý aydýnlatan iman mumunun en parlak ve en üstün aydýnlýðý edebtir."
Edeb bahsi bir sohbetin içine ancak bu kadar sýðar. Arzetmeye çalýþtýðým Hz. Mevlânâ'nýn bu gazelini K'enan Rifâî merhum çok güzel bir þiir ile Türkçeye çevirmiþ idi. Biz yine Hz. Mevlânâ lisanýndan Cenab-ý Hakk'tan bizleri edebli kýlmasý niyazýnda bulunarak; sözlerimize nihayet verelim:


Ez hudâ cûyîm tevfikî edeb

Hoþ kalýn, hoþ olun efendim.]




Ö Tugrul Ýnançer

Hüdai

Edep kelimesi telafuz edilirken bile masumiyetin ýþýklarý yanýyor gönül aleminde..
Terkibi edep olan tasavvuf yolu belki bu yüzden sýcak, bu yüzden hoþ terennümler sunmakta..
Güzel yazýnýn paylaþýmý için teþekkürler Mim...
Gönlünüze, emeðinize saðlýk...

MiM

Alnt yaplan: Hüdai - Haziran 29, 2010, 06:17:08 S
Edep kelimesi telafuz edilirken bile masumiyetin ýþýklarý yanýyor gönül aleminde..
Terkibi edep olan tasavvuf yolu belki bu yüzden sýcak, bu yüzden hoþ terennümler sunmakta..
Güzel yazýnýn paylaþýmý için teþekkürler Mim...
Gönlünüze, emeðinize saðlýk...


eyvallah sevgili hüdai kardeþim, teþekkür ediyorum. Rabbim sizden razý olsun.
sizi yeni gördüm burada... hoþgeldiniz, sefalar, hoþluklar getirdiniz.
yorumunuz, sade, duru ve yazý kadar güzel.
doðrusu epeydir bu sitede kalifiye yorumlar azalmýþtý. sizi hep aramýzda görmek, böyle güzel yorumlarýnýzdan istifade etmek en büyük arzu ve dileðimdir.
Allaha emanet olun, kalýn saðlýcakla sevgili kardeþim.

Hüdai

Çok teþekkür ederim...hoþluklar gördüm, safalar buldum..
Bu sýcak, samimi, hüsnü muhabbetinize muhatap olmak ziyadesiyle de memnun etti..
Sizin gibi mürekkebi gönül hokkasýndan damlayan kalem ekabiriyle olmak onurdur...
Kalbi muhabbetlerimle kýymetþinas Mim....

MiM

Alnt yaplan: Hüdai - Haziran 30, 2010, 02:55:00
Çok teþekkür ederim...hoþluklar gördüm, safalar buldum..
Bu sýcak, samimi, hüsnü muhabbetinize muhatap olmak ziyadesiyle de memnun etti..
Sizin gibi mürekkebi gönül hokkasýndan damlayan kalem ekabiriyle olmak onurdur...
Kalbi muhabbetlerimle kýymetþinas Mim....



eyvallah, güzel yürekli aziz kardeþ...
estaðfirullah diyorum, lâyýk olamadýðým hüsn-i teveccühünüze...
sizi her zaman yanýmýzda görmek, gönül pýnarýnýzdan damlayan incilerle neþv-ü nemâ bulmak konusundaki temenni ve arzumu tekrar etmemi mazur görmenizi istirham ederim.
zira bu konuda samimi ve içten duygularýmla yazýyorum. bir gönül eriyle ayný atmosferden nefeslenmek "gül kokusu satanlarla" beraber bulunmak, bilvesile kokularýn feyzinden müstefid olmak arzusu diye alabilirsiniz.
saygý ve muhabbetlerimle...

Hüdai

Alnt yaplan: MiM - Haziran 30, 2010, 03:15:47

eyvALLAH, güzel yürekli aziz kardeþ...
estaðfirullah diyorum, lâyýk olamadýðým hüsn-i teveccühünüze...
sizi her zaman yanýmýzda görmek, gönül pýnarýnýzdan damlayan incilerle neþv-ü nemâ bulmak konusundaki temenni ve arzumu tekrar etmemi mazur görmenizi istirham ederim.
zira bu konuda samimi ve içten duygularýmla yazýyorum. bir gönül eriyle ayný atmosferden nefeslenmek "gül kokusu satanlarla" beraber bulunmak, bilvesile kokularýn feyzinden müstefid olmak arzusu diye alabilirsiniz.
saygý ve muhabbetlerimle...



Cümle cihanýn malumudur ki kalemle izhar edilen takdir cümlelerin mülhem olduðu ana menbaý, kalem sahibinin derununda meknuz olan letafetidir ancak...
Tezyin ettiðiniz kelamlarýn güzelliðiyle gönül ehli kiþiliðinizi ilan edip gül rayihalarýný meþk eden siz, istifadeyle nasiplenen de biziz...
Rýza katýnda seçkin makamlara ermeniz temennisiyle...
Muhabbetiniz baki olsun efendim..
Gönlünüze rahmet...


Yukar git