Temmuz 18, 2019, 03:38:33 ÖS
Haberler:

Oraya atýldýklarýnda, onun kaynarken çýkardýðý uðultuyu iþitirler. (Mulk -7)

Onarýyor Muyuz? Öðütüyor Muyuz?

Baţlatan ...TefekkĂĽr..., Nisan 08, 2010, 06:09:08 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...TefekkĂĽr...





Peþinen itiraf edelim; her hâlükârda insan haklarýna aykýrý davranýyoruz. Ebeveynler veya eðitimciler olarak insanýn özüne müdahale ettiðimiz, dayatmalarda bulunduðumuz apaçýk; nesnelerimiz olan nesillerimiz bunun farkýnda, ama biz gözlerimizi kapatýp yaptýklarýmýzý görmek istemiyoruz. Tüm maskeleme gayretlerimize raðmen saklayamýyoruz iþlediðimiz cinayetleri; vakit geçti gidiyor.

Hiçbir çocuðumuz bizim ona öðretmek istediklerimizi öðrenmek istediðini söylemedi, söylemiyor. Biz onun okuyup yazmasýný istiyoruz. Biz oyun çaðýnda, ona asla ilgisini çekmemiþ olan þeyleri öðrenmesi gerektiðini zorla dayatýyor, onun o masum hayal dünyasýna bir zorba olarak giriyor ve onun kurduðu her þeyi târûmar ediyoruz. Sonra ona ne yaptýðýmýzý düþünmeden, o kendisine dayattýklarýmýzý reddedince onu suçlamaktan utanmýyoruz. Onu baþarýsýzlýkla suçlayýp, kendi baþarýsýzlýðýmýzý ve utanmazlýðýmýzý saklýyor, o masum insan yavrusunu, yüksek çýkarlarýmýz gereði esefle baþkalarýna þikâyet ediyoruz. Ona bir baþkasýnýn çocuðu veya öðrencisi gibi davranýyor, insafsýzca yapayalnýz býrakýyoruz.

Oysa ayný þeyi çýkarlarýmýzýn ilk duraðý olan yakýn çevremizdekilere yapmaktan imtina ediyoruz. Yetiþkinlerin affedilmez hatalarýný bile, hoþgörü ile karþýlýyor; onlarýn eleþtirilerimizi küçümseyerek ve anýnda reddederek karþýlayacak olan sert tepkilerine karþý çekinik kalýyoruz. Çünkü; o masum çocuklardan korkmuyoruz, korkmadýðýmýz için onlara dilediðimiz gibi davranabileceðimizi düþünüyoruz. Onlarýn insan olmaktan kaynaklanan haklarýný her an küçük vesilelerle yok sayýp, onlarý hamurdan oyuncaklar gibi algýlýyoruz.

Çocuklarýmýz, öðrencilerimiz anne-babalarýn veya öðretmenlerin oyuncaklarý deðildirler. Onlar en az bir yetiþkin kadar kendilerine ait, insan asaletine sahip varlýklardýr. Onlar bizden önce kendilerine ait bir ruha sahiptirler. Ýyelik eklerimizi kullanma hakkýmýzýn olmasý onlarý bizim çocuðumuz veya öðrencimiz yapabilir, ama malýmýz yapmaz; laboratuar nesnemiz yapmaz. Ýyelik eklerini her eþyaya yönelttiðimiz gibi onlara yöneltemeyiz. Ait olmak onlarýn tercihidir.

On altý yýllýk meslek hayatýmda parçalanmýþ delikanlý ruhlarla karþýlaþtým. Dersimle ilgili amaçlarýn yasal formunu her okuduðumda, bu amaçlara iliþtirilmiþ ve kategorize edilmiþ davranýþlarýn her birini nasýl kazandýrabileceðimi düþündüm. Ýlkeseldi her bir dersin formu; ütopikti. Üniteler, konular, amaçlar ve davranýþlar daha yetkin birileri tarafýndan hazýrlanmýþtý ve bizden bu basamaklarýn her birinin eðitim-öðretim yýlý süresince kazandýrmamýz istenmiþti.

KazandĂ˝rmamĂ˝z gereken davranýþlar ile bu davranýþlarĂ˝ kazanmasĂ˝ gerekenler arasĂ˝nda doĂ°rudan bir iliĂľki yoktu. DoĂ°rudan iliĂľki biz öðretmenlerle bize kanunĂ® dayatma hakkĂ˝ bulunan hiyerarĂľik yetkililer arasĂ˝ndaydĂ˝. Ă–Ă°renmenin ilk ilkesinin ‘istemek’ olduĂ°unu yetkin kiĂľiler göz önĂĽnde tutma gereĂ°i duymamýþlardĂ˝. KalkĂ˝nma planlarĂ˝ hĂĽkĂĽmetlerin hazĂ˝rladýðý bir sĂĽrĂĽ önerme ve taleple doluydu; amaçlar da bu önermelere ve taleplere göre ĂľekillenmiĂľti. Nihâî hedef, çocuk ve delikanlĂ˝ ergendi ve onun davranýþlarĂ˝ndaki istendik formlarĂ˝n tahakkuku idi. Fakat onun hiçbir aĂľamada fikri alĂ˝nmamýþtĂ˝.

‘ÇocuĂ°un, delikanlĂ˝nĂ˝n fikri olmaz’ diye düþünen dayatmacĂ˝larĂ˝n yanĂ˝lgĂ˝larĂ˝nĂ˝n boyutlarĂ˝nĂ˝ ölçebilmek zor deĂ°il. ĂśrĂĽnlerimiz her ailede yerli yerinde duruyor; dileyen araĂľtĂ˝rmacĂ˝ kendisinden baĂľlayarak insan haklarĂ˝ ihlallerinin boyutlarĂ˝nĂ˝ rahatlĂ˝kla irdeleyebilir, sonra isterse çocuĂ°un veya delikanlĂ˝nĂ˝n fikirlerinin olup olmayacaĂ°Ă˝na dair yeni fikirler ileri sĂĽrebilir veya yaĂľanĂ˝lan katliamĂ˝ fark ederek utanmasĂ˝ gerektiĂ°ini düþünebilir.

Hiçbir eĂ°itim-öðretim kademesi, yasalar ve yönetmeliklerle belirlenmiĂľ hedeflere ulaĂľmamýþtĂ˝r; ulaĂľmayacaktĂ˝r. ‘Ă–Ă°retmen merkezli’ iddiasĂ˝yla ĂĽretilegelen öðretim programlarĂ˝nĂ˝n eĂ°itim boyutunun yetersiz oluĂľu, ‘öðrenci merkezli’ Ăľeklinde yeni bir deneme biçimiyle eskisinden daha keskin dayatmalarĂ˝ neredeyse zorunlu hâle getirdi. MerkezĂ® olarak hazĂ˝rlanmýþ programlarĂ˝n öðretmen merkezli uygulamalara endeksli olacaĂ°Ă˝ açýk bir Ăľekilde ortada iken, öðrenciden araĂľtĂ˝rma yaparak öðrenmeyi istemek hayalci bir yaklaþým olmaktan öteye gidemiyor. Ă–Ă°renci, yani insan kendisinin ihtiyaçlarĂ˝nĂ˝ tespit etme hakkĂ˝nĂ˝ kullanmadan öðrenmeyi isteyemez. AraĂľtĂ˝rma yaparak öðrenmemiĂľ olan öðretmenin, kendisine dayatĂ˝lan her bir öðretim yöntem ve tekniĂ°ini kendisini merkeze alarak uygulayacaĂ°Ă˝ da bellidir.

Peki, öðrenci kendi ihtiyaçlarýný tespit edemez mi? Kesinlikle edebilir; fakat iyelik eklerini kullanmaktan bencilce haz almayan yetiþkinlere de ihtiyaç duyacaktýr. Nesnel deðerlendirmelere göre, doðumdan sonra hýzla öðrenmeye ve öðrendiklerini iþlemeye, yeni bilgilere dönüþtürmeye baþlayan her insan yavrusu kendi ihtiyaçlarýný tespit etmeye de baþlamaktadýr. Buna göre her yaþ grubuna uygun, istemeye endeksli eðitim-öðretim programlarý düzenlenebilir. Kategorik olarak bu programlarýn uygulanabilirliði, dayatmacý programlara göre daha kolaydýr ve baþarý oraný da yüksektir. Dayatmacý programlarýn tümel baþarýsýzlýðý, bu tezin ileri sürülmesi için yeterli veriler içermektedir.

Ăťlköðretim ikinci sĂ˝nĂ˝f öðrencisi, her gĂĽn okunan andĂ˝n anlamsĂ˝zlýðýnĂ˝ sorgulayabiliyorsa, ona o andĂ˝ okutmak, and ve and’la ilgili programlarĂ˝n baĂľarĂ˝sĂ˝zlýðýnĂ˝ peĂľinen kabullenmek demektir. Onun için ‘and’ gereksizdir. And, aldatmayĂ˝ ve aldatĂ˝lmayĂ˝ öðrenmiĂľ olan yetiĂľkinlerin idrak ve irade çerçevesi için gereklidir. Her gĂĽn tekrarlanan andĂ˝n ilköðretim 8. SĂ˝nĂ˝fĂ˝n sonuna kadar sĂĽrmesi ile ortaya çýkan kazanĂ˝mlar raporlanabilirse, sadece and konusunda arzulanan istendik davranýþlarĂ˝n kazandĂ˝rĂ˝lamadýðý, aksine and ile ilgili formel algĂ˝lamalarĂ˝n laçkalaĂľtýðý görĂĽlecektir. DiĂ°er alanlarda da özellikle öðretim sĂĽreçleri ile paralel ilerlemeyen eĂ°itim sĂĽreçlerinin, çocuklarĂ˝n ruhsal panoramasĂ˝nĂ˝ bozduĂ°u artĂ˝k gizlenememektedir. TarafsĂ˝z gözlemler ve anketler ilköðretim sĂĽresince yapĂ˝lanlarĂ˝n ‘insan haklarĂ˝na uygun ĂĽretimler olmadýðý’ kanĂ˝sĂ˝nĂ˝ güçlendirecektir. Yani; ilköðretim insan öðütme mekanizmasĂ˝ olmaktan çýkarĂ˝lamamýþtĂ˝r.

Liseler. Ăťlköðretimin kĂ˝sĂ˝tlayĂ˝cĂ˝ ve dayatmacĂ˝ kimliĂ°inden sĂ˝yrĂ˝lan öðrencilerin ruhlarĂ˝nĂ˝n onarĂ˝lacaĂ°Ă˝ kurumlar gibi görĂĽlĂĽyorlar. Gerçekten öyle mi? Yoksa ilköðretimdeki öðütme mekanizmasĂ˝ daha sert ve uzlaĂľmaz bir Ăľekilde liselerde de sĂĽrĂĽyor mu? DayatmacĂ˝ anlayýþlarĂ˝n dayattýðý sĂ˝navlarla kategorize edilmiĂľ, elenmiĂľ ergenlerin hangi eĂ°itim-öðretim sĂĽreci ile onarĂ˝labileceĂ°i sanĂ˝lmaktadĂ˝r? BaĂľarĂ˝lĂ˝ olup Fen liselerine yerleĂľenlerin karþýlaĂľacaĂ°Ă˝ eĂ°itim-öðretim sĂĽreçlerinin kalitesinin sorgulandýðý dönemde, her biri diĂ°erine göre daha az baĂľarĂ˝lĂ˝ öðrencileri konuklayan Anadolu liseleri kategorizasyon kurbanlarĂ˝nĂ˝n ruhlarĂ˝ndaki parçalanmalara çözĂĽm ĂĽretemezken, ‘baĂľarĂ˝sĂ˝z’ öðrencilerin yerleĂľtiĂ°i liseler ve meslek liseleri nasĂ˝l bir onarĂ˝m sĂĽrecini programlayabilecek ve uygulayabileceklerdir?

Ne yazýk ki; her türden liselerimiz çocuklarýmýzýn ruhlarýný onaracak, onlarý zenginleþtirecek yeterlilikten uzaktalar. Öðretmenlerimizin büyük bir çoðunluðu bu sorunu, tembel ve öðrenilmiþ bir çaresizlikle görmezden gelerek, sorunu ilköðretim süreçlerine mal ediyor; yapmalarý gerekeni düþünmekten kaçýyorlar. Liseler, yasalara göre hazýr bulunuþluluk düzeyinin göstergesi olan ilköðretim diplomasýna sahip insan yavrularý için yükseköðretime geçiþte son basamaktýr. Olmasý gereken bu; diplomanýn sahibi, diplomanýn gerektirdiði altyapýya da sahip olmalýdýr. Peki ya diploma kalkýnma planlarýnýn dayattýðý bir kaðýt parçasý ise? Öðretmen de ayný dayatmanýn doðal bir ürünü olarak lise diplomasýný da yeterlilik koþullarýný taþýmayan öðrencisine vererek bir kaðýt parçasýna mý dönüþtürmelidir?

Ăťlköðretim diplomasĂ˝nĂ˝n kaĂ°Ă˝t parçasĂ˝ olmasĂ˝ öðrencinin suçu deĂ°ilse, lisede çalýþan bizler, ‘hocalar’, hangi vicdanĂ® kĂ˝stasa göre ‘Böyle gelmiĂľ böyle gitsin’ diyebileceĂ°iz? Oturup düþünmeliyiz, çocuklarĂ˝mĂ˝z, öðrencilerimiz topluma iradĂ® ehliyetle girecekleri son bantta bizlerle birlikteler; onlarĂ˝n ruhlarĂ˝nĂ˝ dört yĂ˝llĂ˝k sĂĽreçte onaracak mĂ˝yĂ˝z, öðütmeye devam mĂ˝ edeceĂ°iz? Hepimiz farkĂ˝ndayĂ˝z; her birimiz insan haklarĂ˝na aykĂ˝rĂ˝ olarak, zorla, Matematik, Edebiyat, Tarih, Fizik, Kimya, Biyoloji ve daha birçok dersi öðretmeye çalýþýyoruz. Bizi dinlemeyen öðrencilerimizi suçluyor ve her seferinde onlarĂ˝ incitiyoruz. Her incinme onlardaki yaralarĂ˝ kanatĂ˝yor ve sorunlarĂ˝n çeĂľitlenmesine neden oluyor.

Öðretmen odalarýnda asýk suratla onlardan þikayet ederken, bir doktorun hastasýndan sýrf hasta olduðu için þikayet etmediðini unutuyoruz. Doktor, kendisine gelen hastanýn tahlillerini ve öyküsünü dinlerken, biz gençlerimizi, o güzel çocuklarýmýzý dinlemiyor ve onlarý aþaðýlamaktan çekinmiyoruz. Velisine saygý gösterdiðimiz çocuðun kendisine saygý duymuyor ve onu önemsemiyoruz. Onu duygusuz bir nesne olarak algýlýyor ve dilediðimiz forma sokabileceðimizi zannediyoruz. Oysa hepimiz biliyoruz ki; özel olarak konuþtuðumuz her bir delikanlý, sonraki davranýþlarýný daha da kontrol eder hâle geliyor. Sonuç alabileceðimizi bile bile bizi öðrencilerimizle, çocuklarýmýzla bir insan gibi ilgilenmekten ne alýkoyuyor? Biliyor muyuz?

Mustafa EyyĂĽboĂ°lu


Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiĂ°im de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...