July 20, 2019, 02:44:13 AM

News:

Gökte olanýn, sizi yere batýrývermeyeceðinden emin misiniz? O zaman yer sarsýldýkça sarsýlýr.(Mulk -15)


CuMA NotLaRý/12

Started by MiM, April 02, 2010, 04:17:01 AM

previous topic - next topic

0 Members and 1 Guest are viewing this topic.

Go Down

MiM



ALLAHü teâlâ, Peygamberi Musa Aleyhisselâma hitap edip;
” (Ey Musa! Filân mahallede, bizim dostlarýmýzdan biri vefât etti. Git onun iþini gör. Sen gitmezsen, bizim rahmetimiz onun iþini görür) buyurdu.
Hazret-i Musa, emir olunduðu mahalleye gitti.
Oradakilere:
-Bu gece, burada, ALLAHü teâlânýn dostlarýndan biri vefât etti mi? diye sorunca:
-Ey ALLAHýn peygamberi! ALLAHü teâlânýn dostlarýndan hiç kimse vefât etmedi. Ama, filân evde zamanýný kötülüklerle geçiren fâsýk bir genç öldü. Fýskýnýn çokluðundan, hiç kimse onu defnetmeye yanaþmýyor, dediler.
Musa aleyhisselâm:
-Ben onu arýyorum, buyurdu. Gösterdiler.
Hazret-i Musa, o eve girdi. Rahmet meleklerini gördü.Ayakta durup, ellerinde rahmet tabaklarý olup, ALLAHü teâlânýn rahmet ve lütfunu saçýyorlardý.Hazret-i Musa, yalvararak münacaat etti:
-Ey Rabbim! sen buyurdun ki, o ”Benim dostumdur.” Ýnsanlar ise fâsýk olduðuna þahitlik ediyorlar. Hikmeti nedir?
ALLAHü teâlâ:
(Ey Musa! Ýnsanlarýn onun için fâsýk demeleri doðrudur. Ama, günahýndan haberleri var, tövbesinden haberleri yok. Benim bu kulum, seher vakti, topraða yuvarlandý ve tövbe etti. Bizim huzurumuza sýðýndý. Ben ki, ALLAH’ým! Onun sözünü ve tövbesini kabul ettim. Ona rahmet ettim ki, bu dergâhýn ümitsizlik kapýsý olmadýðý anlaþýlsýn!) buyurdu.

bölüm/4
http://img154.imageshack.us/my.php?image=pur9960b31a213f0af8.gif][/URL]
[URL=http://img687.imageshack.us/img687/1417/3333xzj.jpg][/URL]

Mekke günlerinin sonundasýnýz artýk... içinizde iki tezat duygunun anaforunda eþyalarýnýzý otobüslere yüklediniz. bir taraftan beytullaha veda etmenin hüznü gözlerinizi buðulu bir cam'a döndürürken, diðer taraftan insanlýðýn efendisine doðru yaklaþmanýn, ona varabilmenin tarifsiz heyecanýyla yüreðiniz nazenin bir muþtuya kanat çýrparken yollar giderek uzayan ve bitmeyen bir çilehaneye dönüþüverir.

450 km. uzunluðundaki yolunuzun her virajý içinizde kývrým kývrým uzayýp giden bir hasrete dönüþüverir. yol boyunca görevli hocalarýn medine atmosferine uygun anlatýmlarý, salat-ü selamlarý ile varýrsýnýz kutlu beldeye...

hicret garajýnda yapýlan pasaport kontrol molasýnýn arkasýndan yeniden yola revan olunca gözler artýk uzaklardan belli belirsiz mescid-i nebi'nin minarelerini farketmeye baþlayacak ve bu nabýz atýþlarýnýzýn periyodik bir artýþa, keza yüreklerinizin de yüksek volümlü çarpýntýlara inkilab ettiðini hissedeceksiniz.

iþte o ân!
âþýklarýn yüzüne bakmanýzý, o yüzlerde yumak yumak biriken hasret daðlarýnýn nasýl da tarifsiz bir heyecana döndüðünü görmenizi isterim... otobüsün içine göz attýðýnýzda bunu yüzlerden hissedebilirsiniz. tatile giden yüzlerle, sevgilinin hasretini yüreklerine ilmek ilmek dantela gibi örenlerin yüzlerini hemen farkediverirsiniz...

ve artýk Medine-i Münevvere'nin ilerliyor otobüsünüz... gözler þehrin her yanýndan panoramik kuþ bakýþýyla görülebilen ve içinde kutlu nebiyi barýndýran o muhteþem mescidin minarelerinde asýlý kalmýþtýr adeta...

sonra iyice yaklaþýnca birden "yeþil kubbe"yi farkediverirsiniz... ve bütün gözler iþte "o kubbe"nin mýknatýs gibi çeken cazibesindedir artýk... görevlinin, "hacý efendiler, sevgili efendimiz iþte o yeþil kubbenin altýnda istirahat buyuruyor" sözleri kalpleri bir anda enfüsi ve deruni bir adrenalin hareketliliðine sevk edecektir...

kimi gözlerden yaþlar boþanmaktadýr o an! salat-ü selamlarýn en gür perdeden semaya salýndýðý kozmik bir atmosferi solumaktasýnýzdýr... ve, derken otelinizin önüne geldiðinizi otobüsünüzün duruþundan farkedebiliyorsunuz ancak...

ne yazýk ki o an, artýk manevi hislerinizden sýyrýlýp otele yerleþmenin, eþya kontrolü, asansör sýrasý, oda seçimi, tahsis edilen odayý beðenip-beðenmeme gibi tamamen nefsani, insani ve dünyevi yanýmýzýn galip geldiði anlarýn esaretine maðlup olmuþ anlarýndasýnýz... ve o anlarý hasarsýz olarak, bulunduðu þehrin ve misafiri olduðumuz kutlu kiþinin hürmetine edep ve adap ile atlatabilenlere ne mutlu diyesim geliyor içimden...

son bir kaç saate sýðdýrabildiðimiz bu yoðun ikilemlerin, farklý ruh hallerinin insiyakýyla yerleþiyoruz otelimize... duruma göre, oraya varýþ saatinin getirdiði zaruretlere binaen ya yemeðe koþuyor ya da...
bir an evvel efendiler efendisini ziyaret için hazýrlanmaða baþlýyoruz...

Lâkin ziyaretten önce oraya varabilmenin bazý edeplerini sýralamamýz gerekiyor, ki... yazdýklarýmýz sadece bir aný olarak kalmasýn, ayný zamanda oraya gitme hevesinde ve arzusunda olan kardeþlerimize bilgi de sunmuþ olsun...

hazýrlýklarýmýza evvelen guslederek baþlamalýyýz... en yeni, en temiz ve en güzel elbiselerimizi giyinmeliyiz. sonra kokularýn en güzelini sürünmeliyiz. oteliniz uzak bile olsa mutlaka oraya yayan olarak gitmeðe azmetmelisiniz. unutmayalým ki bütün dostlar, âþýklar býrakýn oteli, medine þehrine dahi binitli olarak girmemiþlerdir, edeplerinden ötürü...

Otelimizden ayrýlýp Salât-ü selâmlarla beraber yola revan olurken... duruveriyorum birden... içimden ziyaret edeceðimiz insanlýðýn efendisinin onurlandýrdýðý zamana kayýveriyor hafýzam birden...

hayalen yaptýðým bu seyahatte onun mübarek ayak izlerinin bulunduðu duraklarda gezindim o anlar, mahzun ve müyesser...

Tertemiz bir hayat yaþamýþtý... Tertemiz insandý. Ýçi temiz üstü temizdi. Uzuna yakýn orta boyluydu. Yüzü çok güzeldi.

Mahzun bir hali vardý sanki... bir o kadar da dalgýn gibi gördüm onu... sanki Uhud'da kaybettiði amcasýný hatýrlýyordu. Kulaklarý kesilen, vücudu parça parça edilen Hamza'sýný. Belki de hicrette attan düþürülüp dört aylýk çocuðunu kaybeden ve Medine'de uzun süren hastalýklý yaþamýndan sonra kaybettiði kýzý Zeyneb'ini hatýrlýyordu. yoksa bu mücella yüzdeki hüzün can yoldaþý haticesinin yokluðundan mýydý ne... durun bi dakika! o da ne? mübarek gözlerinden yaþ mý akýyor yoksa... evet ya, kucaðýnda tuttuðu 16 aylýk yavrusu ibrahim'in ölümüneydi bu gözyaþlarý... "ama sizin bir ölümün arkasýndan aðladýðýnýzý görürlerse diðer insanlar da aðlar ya Resulullah" diyen Abdurrahman bir Avf'a: "Ama ben bir babayým, bu merhametten kaynaklanýyor... ben insanlara aðlamamalarýný deðil, baðýrýp çaðýrmalarýný, dövünmelerini yasakladýk" diye buyurduðunu duyuyorum. sonra uhud'a kaydý gözlerim... yine yaþlýydý gözleri, kefen yetmediði için ayak tarafýna yapraklar örtüyordu, fidan boylu, yusuf yüzlü mus'abýnýn... "müslümana hüzün yakýþýr" buyurmuþtu ya, sahi mübarek yüzüne kondurduðu o buðulu hüzün çizgileri nasýl da yakýþmýþtý ona... dünyada hangi yüzde böylesi bir anlam kazanabilmiþti ki... bu aciz fakiri alýp ta 1500 yýl öncesine götüren hayal gemisinin kaptanýna çok yalvardým... ki, n'olur, beni onun tebessüm ettiði bir duraða götür, ineyim o limanda da bir an onu ay'ý, güneþi kýskandýran mübarek ve nazenin yüzünde beliren bir tebessümünü resmedeyim hafýzama diye... indirildiðim yerde yaþlý bir anneyle þakalaþýrken gördüm onu... "yaþlýlar cennete giremez!" diyordu ona tebessüm ederek... ALLAH'ým, hüzün kadar tebessüm de onda bulmuþtu manâsýný sanki...

Aa, o da ne? þu sokak baþýnda durmuþ gelen birini izliyor, yaklaþýnca da gökyüzünde beliren alâ-imi semayý kýskandýran, baharlarý müjdeleyen çiçeklerden daha güzel tebessümlerle bakýyordu gelene... dikkat kesildim kimdi o gelen ki, böylesine tebessüm ettirmiþti onu? Aman ALLAH'ým, Ömer'iydi o gelen... heybetinden yabancý elçilerin dizlerinin baðý çözüldüðü can dostu Ömer'i... "Ya Ömer, iblisi gördüm az evvel, seni görünce yolunu deðiþtirdi, korkusundan!" derken, demek buydu tebessümü az evvelki...

yanýna yaklaþacak yüzüm olmadýðý için, bir kaç yerde daha uzaktan seyreyledim onu, gemim kalkmadan evvel... bir bayram günüydü, çocuklar oyun oynarken, kenarda mahzun mahzun bekleyen bir yetim baþýný okþarken gördüm onu... tutmuþ elinden, mübarek hane-i saadetlerine götürüyordu. ben çocuklarý seyre dalmýþken ne kadar zaman geçti bilemedim ki, yetim yavru döndü birazdan... fakat o da ne! elbiseleri deðiþmiþ, yenilenmiþti... yüzü gülüyordu, çok mutluydu, bulutlarýn üzerinde uçarmýþcasýna... oyun oynayan zeki çocuklardan biri farketmiþti onun bu olaðanüstü halini ve sordu o yetim yavruya: "ne oldu sana böyle, az evvel üzgün ve gözüyaþlý deðil miydin sen? ne oldu da birden neþelendin böyle?" büyük bir gururla, iftiharla cevap verdi yetim yavru: "Artýk Muhammed babam, Fatýma annem, hasan ile hüseyin de kardeþlerim oldular da onun için" deyiverdi... hüzün sýrasý oyun oynayan çocuktaydý bu sefer: "Seni þanslý çocuk, keþki ben de senin gibi yetim olaydým, anam babam ölmüþ olaydý da, onlar benim anam babam, kardeþlerim olsaydý" diye hayýflanýyordu...

ve onu ordunun arkasýndan bir gazveye giderlerken seçebildim, hayal-meyal... devesinden inmiþ, sevgili Anamýzla koþu yarýþý yaparlarken... bu yarýþý iki kez yaptýðýný duymuþtum daha evvel, ilkini kaybetmiþ, ikincisini kazanmýþtý... ama ben bu yarýþýn hangisi olduðunu farkedemedim, gözlerim iyice buðulanmýþ, ayrýlýþ vaktinin hüznüyle içimde kopan fýrtýnalarýn te'siriyle olsa gerek...

az daha vaktim olsaydý, Arafat ovasýnda yüzbin kutlu kiþi önünde verdiði nemire mescidindeki son hutbesini dinlemek isterdim... "Ey insanlar beni dinleyiniz!" diye buyuran ve hz. Ebubekir (ra) gibi firaset sahiplerini -vefatýnýn yaklaþmýþ olduðunu hissederek- gözyaþlarýna boðan ve insanlýða yepyeni bir medeniyetin ve kýyamete kadar sürecek olan yeni paradigmanýn habercisi olan konuþmasýný...


haftaya efendimizin huzurunda olacaðýz inþaALLAH



Seattle Özel Olimpiyatlarý’nda, tümü fiziksel ve zihinsel özürlü olan dokuz yarýþmacý, 100 metre koþusu için baþlama çizgisinde toplandýlar...
Baþlama iþareti verilince, hepsi birlikte hareketlendiler... Bir hamlede baþlayamadýlar belki, ama hepsi de yarýþý bitirmek ve kazanmak için istekliydiler.
.....
Fakat daha yarýþa baþlar baþlamaz, bir delikanlý tökezleyip yere düþtü ve aðlamaya baþladý....
Diðer sekiz kiþi delikanlýnýn aðlamasýný duydular.
Yavaþladýlar ve geriye baktýlar...
Sonra hepsi yönlerini deðiþtirdiler ve geriye dönüp delikanlýnýn yanýna geldiler.
Ýçlerinden Down Sendrom’lu bir kýz eðilip oðlaný öptü ve;
“Bu onun daha iyi olmasýný saðlar” dedi.
Sonra dokuzu birden kolkola girdiler ve bitiþ çizgisine doðru hep birlikte yürüdüler. Stadyumdaki herkes ayaða kalkýp dakikalarca onlarý alkýþladý.
Orada bulunan insanlar hâlâ bu hikâyeyi anlatýyorlar.
.....
Neden?
Çünkü þu tek þeyi derinden bilmekteyiz:
Bu hayatta önemli olan þey; kendimiz için kazanmaktan çok daha ötede olan bir þeydir... Bu hayatta önemli olan; yavaþlamak ve rotanýzý deðiþtirmek anlamýna gelse bile diðerlerinin de kazanmasý için yardým etmektir...







liprade

Düþünceler, denemeler diyarýndan henüz ayrýldým. Ama tesirinden ayrýlabilmek... Efendimiz (s.a.v) i görmek için uðradýðýnýz duraklar kýsmý muhteþemdi. Çok iyi kurgulayýp sonucu baðladýnýz.

Bu kýsmý az önce sesli bir þekilde eve okudum. Okurken duygulanmamak mümkün mü?

Bu yazýnýzdaki üslup çok farklýydý. Hem edebi ve de manevi açýdan çok yoðundu. Zengin olan kelime haznenizi, tarihî, entellektüel birikiminizi çok iyi harmanladýnýz. Hayran kaldým vesselam. :)

Yüreðinize, emeðinize, gözlerinize saðlýk.

Cumamýz mubarek olsun inþALLAH.

Rahmana emanet olun.








"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

MiM

estaðfirullah liprade, teþekkür ederim abisi...
þayet kader bir günahkâra, insanlýðýn efendisini anlatma rolü verdiyse, günahlarýnýn kefareti olacak bir damla yaþ hatýrýna o hayal gemisinden bir ömür inmeden yaþamaya razýdýr ya, adý üstünde hayal gemisi iþte abisi, indiriveriyorlar zorla adamý...

Rabbimden sizin için de bu kutlu yolculuðu nasip kýlmasýný dilerim.

liprade

O hayal gemisi için az tefekkür etmediniz, ettirmediniz. :) 1 saatlik tefekkürün de ecrini iyi bilirsiniz. 8)

Ýçten duanýza amin ecmain inþallah diyelim. :)

*Rica ederim.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

Kasým

Oo editörüm bu yazý çok güzel olmuþ...

MiM

QuoteOo editörüm bu yazý çok güzel olmuþ...


valla kasým kardeþ,
tamam, þýmarmak yok... ama, sizden böyle bir iltifat görmek hoþ bi duygu gerçekten!
diðer arkadaþlar sevdiklerinden dolayý iltifat ederler anladým da, bir "molla kasým" iltifatý kýrk yýlda bir gelir, yani! :D

teþekkürler abisi... aslýnda bu iltifata layýk olan ben deðilim. büyük allah'ým, siz haddinizi aþýp onun habibini anlatma cüreti gösterseniz de o lütfedip yazdýrýyor adama iþte... zaten güneþ ýþýltýsýndaki bir hayatý kim yazsa bu fakirden daha güzel yazardý. zira biz onu bir mum ýþýðý kadar bile gösterebildiysek fakir adýna bu dünyalardan büyük bir saadettir.

liprade

Quote...diðer arkadaþlar sevdiklerinden dolayý iltifat ederler...


8)




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

MiM

Quote8)


bi sorun yok demi abisi?
ne o var mý yoksam! ::)

liprade

Quote from: __|MiM|__ on April 05, 2010, 04:45:06 AM
bi sorun yok demi abisi?
ne o var mý yoksam! ::)


Yazýlanlarý ve daha fazlasýný hak ediyorsunuz zaten.

Dilimiz dönmüyor, kelime haznemiz elvermiyor ayrý mevzuu. 8)




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

MiM

QuoteYazýlanlarý ve daha fazlasýný hak ediyorsunuz zaten.


yo, estaðfirullah...
***
bakýn size ne diyecem... inþirah ve fussilet dýþýnda da bazý sitelerde yazýyorum sürekli... yardýmcý olmaða çalýþýyorum... inanýn, teþekkürü bi tarafa býrakýn, çoðu kez, adeta düþmanca karþýlanýyorum. sen de nereden çýktýn gibi bir havayla karþýlanýyorum. bazen hakaret bile gördüðüm oluyor. bu tavýrlarýný anlýyamýyorum bi türlü ama, sora diyorum ki, al iþte... senin boyun, hacmin bu kadardýr. dostlarýnýn sevgisi seni þýmartýnca kendini allame zannettin. iþte bu senin boyunun gerçek ölçüsüdür. çünkü o insanlar seni tanýmýyor ve gerçek terazide tartýyorlar...

iþin enteresan tarafý, orta bir kararda, normal bir halde olamadým hiç. ya sevginin, ya da nefretin uç noktalarýnda gezindim hep. ve yine tuhaftýr, bu uç reaksiyonlarýn merkezinde %99 bayanlar vardýr. ve hep sordum kendi kendime, bu insanlar mý benim dilimi anlayamadý, yoksa ben mi onlarý anlamaktan uzaðým!
***
daha dündü, bir konu ararken tevafuken bir siteye rast geldim. sadece "mumine" kadýnlara ait bir siteydi. baþörtüsünü, islami bir simge olarak bayraklaþtýrmýþ bu sitede çok kaba ve galiz reklamlar gördüm. sitenin baþörtülü resmi logosu altýnda -çok affedersiniz- üryan bir reklam resmi vardý. içim çok acýdý... yüreðim adeta dikenli tellere týrmandýrýlmýþtý... dayanamadým ve siteye üye olup bu durumun garabetini, bu yaman çeliþkiyi afif bir lisan ile kaleme aldým. önce aðýr bir fýrça çekildi, arkasýndan o yazý "atta"ya gönderildi... baktým siteye inanýlmaz derecede yardým talebiyle gelen iyi niyetli, dinini öðrenmek isteyen bir sürü insan var, gelip sürekli soru soruyorlar, birþeyler öðrenmek istiyorlar... bütün kýzgýnlýðým ve kýrgýnlýðýma raðmen, sýrf Allah için ve bu insanlar hatýrýna orada yazmaða, cevap verilememiþ bi sürü suallerini cevaplandýrmaya, yol göstermeye çalýþtým... gücümün yettiðince... bir görmeliydiniz, sitenin jandarmalarý nasýl yüklendiler üstüme, bir sürü saçma sapan, abuk subuk ingilizce teknik terimlerle ne zorluklar çýkardýlar, adeta fitil fitil getirdiler burnumdan... diðer tarafta o yardým talep eden iyi niyetli insanlarýn masumiyetini, mahçubiyetini görmeliydiniz... biri, yazdýðým cevabi bir yazý için, "hayatýmda okuduðum ve beni en çok mutlu kýlan satýrlardý bunlar" diye yazmýþ ya, çýlgýna döndü mübarekler yav... þimdi ben o güzel insanlarýn hatýrý için orada yazmakta direniyorum, onlarsa kovalayýp, býktýrýp kaçýrmak için direnmeye devam ediyorlar... bakalým bu maç karakolda mý biter, yoksa sahada mý, bilmiyorum.

eh sabah sabah baþýnýzý aðrýttým yav, kusura bakmayýn... insan dertlenince soluðu yine dostlarýnýn, sevdiklerinin yanýnda alýyor... seni anlayabilenlerin yanýnda nefeslenmek için!

ne iyi ki varsýnýz ve sizlerin layýk olmadýðým sevginizle ayakta durmaya çabalýyorum. elbette en baþta RABBÝMÝN rýzasý için!

liprade

Quoteeh sabah sabah baþýnýzý aðrýttým yav, kusura bakmayýn...


Bir aspirinle geçer. 8)

Quoteinsan dertlenince soluðu yine dostlarýnýn, sevdiklerinin yanýnda alýyor... seni anlayabilenlerin yanýnda nefeslenmek için!


Ne mutlu bizlere. :)

*Yazýnýzýn diðer kýsýmlarý hakkýnda fazla bir þey demeye gerek yok. Çokça karþýlaþýyoruz. Rabbim yardýmcýnýz olsun, kaleminize, yüreðinize kuvvet versin inþALLAH.

Rabbim o türleri hayýrla ýslah etsin inþALLAH.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

MiM

Quote from: liprade on April 05, 2010, 12:37:48 PM
*Yazýnýzýn diðer kýsýmlarý hakkýnda fazla bir þey demeye gerek yok. Çokça karþýlaþýyoruz. Rabbim yardýmcýnýz olsun, kaleminize, yüreðinize kuvvet versin inþALLAH.
Rabbim o türleri hayýrla ýslah etsin inþALLAH.



çok teþekkür ederim sevgili liprade,
biraz geç kalmýþ bir mesaj olsa da, anca farkedebildim abisi.
bu arada o bahsettiðim gestapo jandarmalarýnýn görev yaptýðý siteye gitmek mümkün olmadý bi daha...
hani meþhur bi söz var ya, "çingeneye koltuk vermiþler, ilk önce babasýný astýrmýþ" diye... oradakiler de öyle...
yetki verilmiþ ya, terör estiriyorlar adeta... 

Go Up