Haziran 25, 2019, 06:08:33
Haberler:

Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradýðý bozukluðu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. (Mulk -4)

Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiþ Þekli

Balatan haydarý kerrar, Mart 14, 2010, 11:04:20 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

haydarý kerrar

Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiþ Þekli

Esmâ-i Hüsnâ'nm Kur'ân-ý Kerim'deki tertibi þu þekilde nazil olmuþtur.
1. Allah
2. Rahman: Baðýþlayan, esirgeyen.     
3. Rahîm: Baðýþlayan, acýyan.
"Rahman ve Rahim olan Allah'ýn adýyla." [224]
4. Rab: Her þeyin sahibi. (Rabb'ül-Alemin)
"Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."[225]
5. Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi.
"O, ceza gününün malikidir." [226]
"Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir." [227]
6. Muhît: Her þeyi çepeçevre kuþatan.
"Halbuki Allah, kafirleri çepeçevre kuþatmýþ¬týr." [228]
"Bilesiniz ki O, her þeyi (ilmiyle) kuþatmýþ¬týr."![229]
7. Kadir: Her þeye gücü yeten.
"Þüphesiz ki Allah'ýn her þeye gücü yeter." [230]
8. Alîm: Hakkýyla bilen.
"O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattý. Sonra (kendisine has bir þekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratýp düzenledi. O, her þeyi hakkýyla bilendir." [231]
9. Hakîm: Bütün iþ ve emirleri yerinde olan.
"Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sýfatlardan tenzih ederiz. Senin bize öðrettiklerinden baþka bizim bilgimiz yoktur. Þüphesiz âlim ve hakim olan ancak sensin, dediler." [232]
10. Tevvab: Kullarýný tevbeye sevk eden ve tevbeleri bol bol kabul eden.
"Adem, Rabbinden bir takýný ilhamlar aldý ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandýr." [233]
11. Bari: Yaradan.
"... Onun için yaradanýnýza tevbe edin." [234]
12. Basîr: Her þeyi gören.
"... Allah onlarýn yapmakta olduklarýný eksik¬siz görür." [235]
13. Velî: Yardýmcý, dost.
"...O ne güzel dost ve ne güzel yardýmcýdýr."[236]
14. Nasýr: Yardýmcý.
"... Sizin için Allah'dan baþka ne bir dost ne de bir yardýmcý vardýr." [237]
15. Vasi': Ýlim ve merhameti her þeyi kuþatan.
"Allah'ýn rahmeti ve nimeti geniþtir. Her þeyi bilendir." [238]
16. Bedi': Eþi ve örneði olmayan, sanatkârane yaratan.
"(O), göklerin ve yerin eþsiz yaratýcýsýdýr." [239]
17. Semi': Her þeyi iþiten.
"Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur. Þüp¬hesiz sen iþitensin bilensin." [240]
18. Aziz: Yenilmeyen, eþsiz galip
"Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayet¬lerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hik¬meti öðretecek, onlarý temizleyecek bir peygam¬ber gönder. Çünkü üstün gelen, her þeyi yerli ye¬rince yapan yalnýz sensin." [241]
19. Ýlâh: Yegane mabud.
20. Vahid: Bölünüp parçalara ayrýlmayan, ben¬zeri bulunmama anlamýnda tek.
"Yoksa Yakub'a ölüm geldiði zaman siz orada mý idiniz? O zaman (Yakub) oðullarýna: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demiþti. Onlar: Senin ve atalarýn Ýbrahim, Ýsmail ve Ýshak'ýn ilahý olan tek Allah'a kulluk edeceðiz; biz ancak O'na teslim olmuþuzdur, dediler." [242]
21. Rauf: Merhametli, þefkatli.
"... Zira Allah insanlara karþý þefkatli ve mer¬hametlidir." [243]
22. Þâkir: Ýyiliðe karþý mükafat veren.
"Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa þüphesiz Allah kabul eder ve (yapýlaný) hakkýyla bi¬lir." [244]
23. Gafur: Bütün günahlarý baðýþlayan.
"Þüphesiz ki Allah çok baðýþlayan, çokça esir¬geyendir." [245]
24. Karîb: Kullarýna çok yakýn.
"Kullarým sana, beni sorduðunda (söyle onla¬ra): Ben çok yakýným..." [246]
25. Halim: Acele ve kýzgýnlýkla acele hareket et¬meyen.
"Allah yapmakta olduklarýnýzý bilir." [247]
26. Habîr: Her þeyden haberdar olan.
"Allah yapmakta olduklarýnýzý bilir." [248]
27. Hayy: Ebedi diri.
28. Kayyum:  Her þeyin varlýðý kendisine baðlý olup kainatý idare eden.
"Allah, O'ndan baþka ilah yoktur; O, Hayy'dýr, Kayyum'dur." [249]
29. Âlî:  Þeref ve hükümranlýk bakýmýndan en yüce, aþkýn.
30. Azîm: Zat ve sýfatlarýnýn mahiyeti anlaþýlamayacak kadar ulu.
"... O yücedir, büyüktür." [250]
31. Ganî: Her þeyden müstaðni, kendi dýþýndaki her þey O'na muhtaç,
"Allah zengindir, acelesi de yoktur." [251]
32. Hamid: Övülmeye layýk.
"...  Biliniz  ki Allah zengindir,  övgüye lâyýk¬týr." [252]
33. Vehhâb: Karþýlýksýz bol bol veren.
"... Bize tarafýndan rahmet baðýþla. Lütfü en bol olan sensin." [253]
34. Camý:  Toplayýp düzenleyen,  kýyamet günü hesaba çekmek için mahlukâtý toplayan.
"Rabbimiz!  Gelmesinde  þüphe edilmeyen bir günde, insanlarý mutlaka toplayacak olan sensin."'[254]
35. Kâim: Ýþleri tedbir edip, ayakta tutan.
"Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) þu hususu açýklamýþtýr ki, kendisinden baþka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar etmiþlerdir." [255]
"Herkesin   kazandýðýný   gözetleyip   muhafaza eden, (hiç böyle yapmayan gibi olur mu?)" [256]
36. Malîkü'l Mülk: Mülkün sahibi.
"(Rasulüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ým! Sen mülkü dilediðine verirsin ve mülkü dilediðinden geri alýrsýn..." [257]
37. Þehîd: Her þeyi gözetleyerek bilen.
"... Allah yaptýklarýnýzý görüp durur..." [258]
38. Nasýr: Yardým eden.
"Oysa sizin mevlânýz Allah'týr ve O, yardýmcý¬larýn en hayýrhsýdýr." [259]
39. Vekîl: Güvenilip, dayanýlan.
"...Onlarýn imanlarýný bir kat daha arttýrdý ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!' dediler." [260]
40. Rakîb: Gözetleyip kontrol eden.
"... Hesab sorucu olarak da Allah yeter." [261]
41. Hasîb: Kullarýna yeten ve onlarý hesaba çe¬ken.
"... Hesap sorucu olarak da Allah yeter." [262]
42. Kebîr: Zat ve sýfatlarý anlaþýlamayacak ka¬dar büyük, ulu.
"... Çünkü Allah yücedir, büyüktür." [263]
43. Afûv: Hiçbir sorumluluk kalmayacak þekilde günahlarý affeden.
"Þüphesiz Allah çok affedici ve baðýþlayýcý¬dýr." [264]
44.  Mukît: Bedenlerin ve ruhlarýn gýdasýný ya¬ratýp veren, bilip gücü yeten ve koruyan.
"Allah her þeyin karþýlýðýný vericidir." [265]
45. Rezzâk: Mahlukâtýn beden ve ruhlarýnýn gýdasýný yaratýp veren.
"... (Ey Rabbimiz!) Bizi rýzýklandýr; zaten sen, rýzýk verenlerin en hayýrlýsýsýn." [266]
46. Fâtýr: Yoktan var eden.
"De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, ye¬dirdiði halde yedirilmeyen Allah'tan baþkasýný mý dost edineceðim!"[267]
47. Kahir: Yenilmeyen, yegâne galib.
"O, kullarýn üstünde her türlü tasarrufa sa¬hiptir." [268]
48. Kâdîr: Her þeye gücü yeten, yegâne kudret sahibi.
"Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" dediler. De ki: Þüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir."[269]
49. Hak: Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan.
"Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler." [270]
50. Âlimü'l-Gaybi Ve'þ-Þehadeti: Gizliyi de açýðý da bilen.
"Gizliyi ve açýðý bilendir ve O, hikmet sahibi¬dir, her þeyden haberdardýr." [271]
51. Halîk: Takdirine uygun yaratan.
"Ýþte Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan baþka ilah yoktur. O, her þeyin yaratýcýsýdýr." [272]
52. Latîf: Yaratýlmýþlarýn ihtiyacýný en ince nok¬tasýna kadar bilen sezilmez yollarla karþýlayan.
"Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri gö¬rür. O eþyayý pek iyi bilen, her þeyden haberdar olandýr."[273]
53. Hakem: Hüküm veren.
"(De ki): Allah'dan baþka bir hakem mi araya¬caðým? Halbuki size Kitab'ý açýk olarak indiren O'¬dur."[274]
54. Sâdýk: Doðru söyleyen.
"Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiðimiz cezadýr. Biz elbette doðru söyleyeniz." [275]
55. Mevlâ: Gerçek dost, sahip.
"... Bilin ki Allah, sizin sahibinizdir. O ne gü¬zel sahip ve ne güzel yardýmcýdýr!" [276]
56. Kavi: Her þeye gücü yeten, kudretli.
"Allah güçlüdür. Onun cezasý þiddetlidir."[277]
57. Hafýz: Koruyan gözeten.
"... Benim Rabbim her þeyi gözetendir." [278]
58.  Mucîb: Ýstek ve arzulara karþýlýk veren.
"... O'na tevbe edin. Çünkü Rabbim (kullarýna) çok yakýndýr (dualarýný) kabul edendir." [279]
59. Mecîd: Þanlý, þerefli.
"... Þüphesiz ki O, övülmeye lâyýktýr, iyiliði boldur." [280]
60. Vedûd: Çok seven ve sevilen.
"... Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir (mü'minleri) çok sever." [281]
61. Müsteân: Sýðýnýlan.
"...Artýk (bana düþen) hakkýyla sabretmektir. Anlattýðýnýz karþýsýnda (bana) yardým edecek olan ancak Allah'týr."[282]
62. Gâlib: Yegane galebe sahibi.
"Allah emrini yerine getirmeye kadirdir. Fa¬kat insanlarýn çoðu (bunu) bilmezler." [283]
63. Kahhar: Yenilmeyen, yegane galib.
"... Çeþitli tanrýlar mý daha iyi, yoksa gücüne karþý durulamaz olan bir tek Allah mý?" [284]
64. Hafîz: Koruyup gözeten.
"... Allah en hayýrlý koruyucudur. O, acýyanla¬rýn en merhametlisidir." [285]
65. Müteâlî: Ýzzet ve þeref, hükümranlýk baký¬mýndan yüce, aþkýn.
"O, görüleni de görülmeyeni de bilir, çok bü¬yüktür, yücedir." [286]
66. Valî: Kainata hâkim olup onu yöneten.
"... Onlarýn Allah'tan baþka yardýmcýlarý da yoktur." [287]
67. Þedîd: Azabý çetin ve þiddetli [288]
"Onlar, Allah hakkýnda mücâdele edip durur¬ken O, yýldýrýmlar gönderip onlarla dilediðini çar¬par. Ve O azabý pek þiddetli olandýr." [289]
68. Varis: Varlýðýnýn sonu olmayan
. "Þüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Ve her þe¬ye biz varis oluruz." [290]
69. Hallak: Hakkýyla yaratan.
"Þüphesiz Rabbin hakkýyla yaratan, pek iyi bilendir." [291]
70. Kefîl: Bütün iþleri üzerine alan yegâne var¬lýk.
"Antlaþma yaptýðýnýz zaman, Allah'ýn ahdini yerine getirin ve Allah'ý üzerinize þahit tutarak, pekiþtirdikten sonra yeminleri bozmayýn." [292]
71. Muktedir: Her þeye gücü yeten, kudretli.
"Allah, her þey üzerinde iktidar sahibidir." [293]
72. Hafi: Lütufkar.
"Ýbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için maðfiret dileyeceðim. Çünkü O ba¬na karþý çok lütufkardýr." [294]
73. Gaffar: Çok baðýþlayan, daima  affeden.
"Þu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararlý iþ yapan, sonra (böylece) doðru yolda giden kimseyi baðýþlarým." [295]
74.  Hadî: Yol gösteren, hidayete erdiren
"Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoðru bir yola yöneltir." [296]
75. Mübîn: Apaçýk gerçek olan.
"Allah'ýn apaçýk gerçek olduðunu anlayacak¬lardýr." [297]
76. Nur: Nürlandýran, nûr kaynaðý.
"Allah, göklerin ve yerin nurudur." [298]
77. Kerîm: Her türlü fazilete sahip olan, kerem sahibi.
"... Þükreden ancak kendisi için þükretmiþ olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbinin hiçbir þeye ihtiyacý yoktur, çok kerem sahi¬bidir." [299]
78. Müntekîm: Suçlularý cezalandýran.
"Kendisine Rabbinin âyetleri hatýrlatýldýktan sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, günahkârlara layýk ol¬duklarý cezayý veririz." [300]
79. Fettah: Ýyilik kapýlarýný açan, en güzel ha¬kem, fatih.
"De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplaya¬cak, sonra aramýzda hak ile hükmedecektir." [301]
80. Þekûr: Az bir iyiliðe karþý çok mükâfat veren.
"Çünkü Allah, onlarýn mükâfatlarýný tam öder ve lütfundan onlara fazlasýný da verir. Þüphesiz O, çok baðýþlayan, þükrün karþýlýðýný bol bol veren¬dir." [302]
81. Kâ'fî: Her þeye kâfi gelen.
"Allah kuluna kâfi deðil midir?"[303]
82. Gâfir: Baðýþlayan.
"Günahý baðýþlayan..." [304]
83. Rafiu'd-Derecât: Dereceleri yükselten.
"Dereceleri yükselten..." [305]
84. Zu'l-Arþ: Arþ sahibi.
"Dereceleri yükselten, Arþýn sahibi Allah, ka¬vuþma günüyle korkutmak için kullarýndan diledi¬ðine iradesiyle ilgili vahyi indirir." [306]
85. Muhyî: Hayat, can veren.
"Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ýn âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiði¬miz zaman, harekete geçip kabarýr. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her þeye kadirdir." [307]
86. Rezzak: Her türlü rýzký veren, ruhu, bedeni rýzýklandýran.
87. Zu'l-Kuvva: Güç, kuvvet ve kudret sahibi.
88. Metin: Herþeye gücü yeten, yegane kudret sahibi.
"Þüphesiz rýzýk veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'týr." [308]
89. Ber: Ýyilik eden, vaadini yerine getiren.
"Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarýyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur." [309]
90. Melik: Gayb ve þuhûd âlemlerin sahibi.
"Güçlü ve yüce Allah'ýn huzurunda hak mec¬lisindedirler." [310]
91. Zû'l-Celâlî Ve'l-Ýkrâm: Azamet ve ikram sahibi.
"Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtý baki kalacak." [311]
92. Evvel: Varlýðýnýn baþlangýcý olmayan.
93. Âhîr: Varlýðýnýn sonu olmayan.
94. Zahir:  Varlýðýný ve birliðini belgeleyen bir çok delilin bulunmasý açýsýndan aþikar.
95. Bâtýn: Zatýnýn görülmemesi ve mahiyetinin anlaþýlmasýnýn mümkün olmamasý bakýmýndan gizli olan.
"O ilktir, sondur, zahirdir, bâtýndýr. O, her þe¬yi bilendir." [312]
96. Kuddüs: Her türlü eksiklikten münezzeh olan.
97. Selâm: Esenlik ve barýþ veren.
98. Mü'mîn: Güven veren ve güvenilip dayaný¬lan, vaadi hak.
99. Müheymin:  Kâinatýn bütün iþlerini tedbir edip, yöneten.
100. Cebbar: Ýradesi baský altýnda olmayan, her durumda yürüten, yaratýlmýþlarýn halini iyileþtirip gözeten.
101. Mü'tekebbir: Azamet ve yüceliðini izhar eden.
"O, öyle Allah'týr ki, kendisinden baþka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten mü¬nezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuþtu¬randýr, gözetip koruyandýr, üstündür, istediðini zorla yaptýran, büyüklükte eþi olmayandýr. Allah, müþriklerin ortak koþtuklarý þeylerden münez¬zehtir."[313]
102. Musavvir: Þekil veren, nitelik ve özellik kazandýran.
"O, yaratan, var eden, þekil veren Allah'týr. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun þanýný yüceltmektedirler. O galiptir, hik¬met sahibidir."[314]
103. Âlâ: Yüce.
"Yüce Rabbinin adýný tesbih (tasdik) et." [315]
104. Ekrem: Kerem sahibi.
"Rabbin, en büyük kerem sahibidir." [316]
105. Ahad: Benzerinin bulunmamasý, parçalan¬mamasý itibariyle tek.
"De ki: O, Allah birdir."[317]
106. Samed: Hiçbir þeye ihtiyacý olmayan, her þeyden müstaðni, arzu ve ihtiyaçlarý, sebebiyle her¬kesin yöneldiði ulular ulusu, müstaðni.
"Allah Samed'dir."[318]
Öyle kî:
O, doðmamýþ ve doðurmamýþtýr. O'nun hiçbir dengi yoktur.
Ýþte saymýþ olduðumuz Allah'ýn bu güzel isimleri Kur'ân-ý Kerim'de isim kipiyle gelmiþ olup, ayet-i ke¬rimelerde açýk olarak geçmektedir toplam 106 adettir. Allahu alem bissevab.

[224] Fatiha: 1/1
[225] Fatiha: 1/2
[226] Fatiha: 1/4
[227] Taha: 20/114
[228] Bakara: 2/19
[229] Fussilet: 41/54
[230] Bakara: 2/20
[231] Bakara: 2/29
[232] Bakara: 2/23
[233] Bakara: 2/37
[234] Bakara: 2/55
[235] Bakara: 2/55
[236] Þûra: 42/28
[237] Bakara: 2/107
[238] Bakara: 2/115
[239] Bakara. 2/117
[240] Bakara: 2/127
[241] Bakara: 2/129
[242] Bakara: 2/133
[243] Bakara: 2/143
[244] Bakara: 2/158
[245] Bakara: 2/173
[246] Bakara: 2/186
[247] Bakara: 2/234
[248] Bakara: 2/234
[249] Bakara: 2/255
[250] Bakara: 2/255
[251] Bakara: 2/263
[252] Bakara: 2/267
[253] Âl-i Ýmran: 3/8
[254] Âl-i Ýmran: 3/9
[255] Âl-i Ýmran: 3/18
[256] Ra'd: 13/33
[257] Âl-i Ýmran: 3/26
[258] Âl-i Ýmran: 3/98
[259] Âl-i Ýmran: 3/150
[260] Âl-i Ýmran: 3/173
[261] Nisa: 4/1
[262] Nisa: 4/6
[263] Nisa: 4/34
[264] Nisa: 4/43
[265] Nisa: 4/85
[266] Maide: 5/114
[267] En'am: 6/14
[268] En'am: 6/18
[269] En'am: 6/37
[270] En'am: 6/62
[271] En'am: 6/73
[272] En'am: 6/102
[273] En'am: 6/103
[274] En'am: 6/114
[275] En'am: 6/146
[276] Enfal: 8/40
[277] Enfal: 8/52
[278] Yûsuf: 12/21
[279] Hûd: 11/61
[280] Hûd: 11/73
[281] Hûd: 11/90
[282] Yûsuf: 12/18 
[283] Yûsuf: 12/21
[284] Yûsuf: 12/39
[285] Yûsuf: 12/65
[286] Ra'd: 13/9
[287] Ra'd: 13/11
[288] Hasan 'Þedid' ismini Züheyr'in rivayetinden almýþtýr. Þedid isminin Allah'ýn yüce ve mübarek isimleri arasýnda zikredilmesi Kur'an'ýn esrarýndandýr. Yine bu ismin Kur'an'ýn onüçüncü cüzünün, onüçüncü suresinin, onuçüncü ayetinde yer almasý calib-i dikkattir. Zira bu isim Mushaf-ý Þerifin tertibi üzere onüçüncü sûresi olan Ra'd sûresinde yer almaktadýr. Ayný þekilde ayette geçen Þedidü'l-Ýkab harflerinin onüç olmasý. Kur'an'ýn esrarýn¬dandýr.
[289] Ra'd: 13/13
[290] Hicr: 15/23
[291] Hicr: 15/86
[292] Nahl: 16/91
[293] Kehf, 18/45
[294] Meryem: 19/47
[295] Tâhâ: 20/82
[296] Hacc: 22/54
[297] Nûr: 24/25
[298] Nûr: 24/35
[299] Neml: 27/40
[300] Secde: 32/22
[301] Sebe: 34/26
[302] Fatýr: 35/30
[303] Zümer: 39/36
[304] Mü'min: 40/3
[305] Mü'min: 40/15
[306] Mü'min: 40/15
[307] Fussilet: 41/39
[308] Zâriyât: 51/58
[309] Tur: 52/28
[310] Kamer: 54/55
[311] Rahman: 55/27
[312] Hadid: 57/3
[313] Haþr: 59/23
[314] Haþr: 59/24
[315] A'la: 87/1
[316] Alak. 96/3
[317] Ýhlâs: 112/1
[318] Ýhlas  ,112/2


Yukar git