Haziran 27, 2019, 04:17:56 S
Haberler:

Yavrucuðum! Yaptýðýn iþ (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi aðýrlýðýnda bile olsa ve bu, bir kayanýn içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karþýna) getirir. Doðrusu Allah, en ince iþleri görüp bilmektedir ve her þeyden haberdardýr.  (Lokman -16)

Subuti sýfatlardan Ýrade ne demektir

Balatan haydarý kerrar, Mart 14, 2010, 10:43:54 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

haydarý kerrar

ÝRADE

Ýstemek, dilemek, meyletmek, arzulamak. Kelâm ilminde Allah'ýn bir sýfatý ve ayný zamanda insanýn bir özeliði olarak ele alýnmýþtýr.
Allah'ýn sýfatý olarak irade; O'nu diðer sýfatlarýyla beraber tavsif eder. Allah nasýl her þeyin kusursuz ve mükemmeline sahipse ve her konuda mutlak kemâl O'na nisbet edilmek gerekiyorsa; irade hususunda da Allah mutlak irade sahibidir. Yani Allah'ýn iradesini kýsýtlayan, onu tehdit eden herhangi bir baþka irade sözkonusu olamaz. Öyleyse Allah'ýn iradesi bütün yaratýklar üzerinde mutlak surette geçerlidir. "Rabbin þüphesiz irade ettiði þeyi kolaylýkla yapabilen ve yerine getirebilendir" (Hûd, 11/107) Bu konudaki diðer Kur'an ayetleri þöyledir: "Allah bir þeyi dilediði zaman, onun buyruðu sadece o þeye "ol " demektir; o da hemen olur" (Yâsin, 36/82); "Rabbin dilediðini yaratýr ve seçer" (el-Kasas, 28/68);"þüphe yok ki Allah dilediðine hükmeder" (el-Mâide, 5/1). Allah'ýn iradesi bütün yaratýlmýþlar, yani bütün varlýklar üzerinde geçerli ise, nasýl oluyor da insanýn da bir iradeye sahip olduðu söylenebiliyor? Bu noktada Ýslâm tarihinin çok erken dönemlerinden itibaren meydana gelen tartýþmalar, iki-üç asýr devam etmiþ ve nihayet hicrî asýrdan itibaren belli bir kararlýlýk bulmuþtur. Ehl-i Sünnet kelâmcýlarýna göre; Allah mutlak irade sahibidir. Bu irade fark gözetmeksizin bütün varlýklar üzerinde egemendir. Ama insanýn da dünyada imtihan edilebilmesi için belirli bir kudrete sahip olmasý gereklidir ki, yaptýklarýndan sorumlu tutulabilsin. Þu halde insan belirli bir fiili yapmaya niyetlendiði zaman ilâhî irâdenin kulun fiillerini halk etmesi esnasýnda Ýrâde-i Külliyeye katýlýr, yani onu kesb eder. Ýþte insan bu kesbi dolayýsýyla sorumluluðu üzerine almaktadýr. Bu sorumluluðu yüklenip iradesini kullanmaya da ihtiyar denilir.
Ýrade-i Külliyye ve Ýrade-i Cüz'iyye:
Ýslâm akaidindeki belli baþlý konulardan biri de irade-i külliye meselesidir. Kavramýn Kelâm ilmindeki ýstýlahi anlamý; bütün yaratýlmýþlarýn üzerinde tek ve mutlak bir iradenin, yani Allah'ýn iradesinin bulunduðudur. Bütün yaratýklar (ister canlý ister cansýz olsun) bu ilahî iradeye boyun eðerler. Ýslâm akaidinde tevhid, bütün inanç sisteminin merkezidir. Her þey tek bir ilahî kaynaktan vücut bulmuþtur. Bütün kainatýn Allah karþýsýnda pasif olduðu düþünülürse, her fiilin Allah tarafýndan "halk" edilmiþ olmasý da tabiidir. Fakat insanoðlunun yaratýlma hikmeti, onun bu dünyada bir imtihana tabi tutulmasý olduðu için, kullara da bir çeþit irade verilmiþtir. Ýþte buna Kelâmda; Ýrade-i Cüz'iyye" denilmektedir. Burada Ýslâm tarihinde, çokça tartýþýlmýþ bir konuya geliyoruz. Ýlk kelâm tartýþmalarýný baþlatan Mu'tezile ekolü, insanýn kendi fiillerinin yaratýcýsý olduðunu savunmuþ ve ilahî iradenin (irade-i külliyye) insaný bu dünyadaki fiillerinde serbest býraktýðýný söylemiþtir (Mu'tezile'ye kaderiyye de denilmektedir). Buna karþýlýk bir diðer ekol olan Cebriyye, insanýn hiçbir iradeye sahip bulunmadýðýný, onun bütün yapýp ettiklerinin irade-i külliyyeye ait olduðunu iddia etmektedir. Her ikisinden de ayrýlarý Ehl-i Sünnet akaidi ise, orta yolu tutarak þunlarý ileri sürmüþtür. Her ne kadar Allah Teâlâ, bütün fiillerin yaratýcýsý ise de, kullarýný birtakým hükümler ve ödevlerle yükümlü tutmuþ olduðundan. bunlarý yerine getirmeleri için onlara bir irade de baðýþlamýþtýr. Ýnsan iyiyi de kötüyü de seçmekte serbesttir. Dilerse Allah'ýn istemediði bir iþ yapar; dilerse onun arzuladýðý bir iþi yapar. Þu kadar ki; ne zaman kendi iradesini bir fiili yapmaya yöneltirse o zaman Allahu Teâlâ o fiili yaratýr. Bu durumda, o fiili Allah'ýn kudreti yaratmýþtýr. Fakat, insanýn iradesi de o fiili isteme suretiyle fiile ortak olmuþtur. Ýþte buna, yani irade-i cüz'iyyenin ilâhi fiile katýlýþýna "kesb" denilir. Aksi takdirde, kiþinin bu fiilde hiçbir katkýsý olmamasý (Cebriyenin görüþü), zulmü iktiza eder ki, bu Cenâb-ý Hakka noksanlýk izafe etmek manasýna gelir. Mu'tezile'nin ileri sürdüðü ve fiillerini yalnýz insanýn yarattýðý görüþü ise, Ýrade-i külliyye haricinde ona denk bir baþka irade kabul etmek demektir ki, bu da þirk anlamýna gelir. Þu halde Ehl-i sünnetin görüþü bu ikisinden de ayrýlýr. Ýnsan irade sahibidir; ama ayný zamanda daha küllî bir irade tarafýndan kuþatýlmýþtýr. Bu sebeple yerine getirdiði filler, kendisinin seçmesi, Hak Teâlâ'nýn halketmesi ve bu ikisinin neticesinde kulun bu halk edilen fiili kesb etmesi þeklinde vukû' bulur.
Kur'an-ý Kerîm'den anlaþýldýðýna göre; Allah'ýn irade sýfatý iki þekilde olur:
a- Tekvinî Ýrade: Bir þeye taalluk edince hemen vuku bulur.
Yukarýdaki ayetler bunun misalidir.
b- Teþriî irade: Bu, Allah'ýn muhabbet ve rýzasý demektir. Bu manada Allah'ýn irade etmiþ olduðu þeyin meydana gelmesi vacip deðildir.
"Allah size kolaylýk diler, zorluk dilemez" (el-Bakara, 2/ 185) ayeti bu türdendir.
Allah Teâla, bu manadaki iradesini ilâhi bir lutfu olarak kullarýnýn iradesine baðlamýþtýr. Kul neyi dilerse Allah onu irâde edip kulun isteðine uygun olarak yaratýr. Kul da yaptýðý þeyleri kendi hür iradesiyle yaptýðý için sorumlu olur.
Allah Teâlâ, kulun isteðine ve çalýþmasýna göre hayra da irade eder, þerri de. Fakat hayrý rýzasý var iken; þerre rýzasý yoktur (Nureddin es-Sâbûnî, Maturidiyye Akaidi, terc. Bekir Topaloðlu, s. 105, 106).

Yukar git