Haziran 27, 2019, 08:13:56 ÖÖ
Haberler:

Fakat daha görmeden Rablerinden (azabýndan) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem baðýþlanma hem de büyük mükâfat vardýr. (Mulk -12)

Zati sýfatlardan Muhalefetün lil Havadis ne demektir

Baţlatan haydarĂ˝ kerrar, Mart 14, 2010, 10:39:38 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

haydarĂ˝ kerrar

MUHĂ‚LEFETĂśN LĂť'L-HAVĂ‚DĂŽS

Cenab-ý Allah'ýn tenzîhî ve selbî zâtýna layýk ve vacib sýfatlarýndan birisi. Bu sýfat Cenab-ý Hakk'ýn zat ve sýfatlarýnda hiç bir þeye benzemediðini ifade eder. Muhalefetün li'l-havâdîs Allah'ýn sonradan olan þeylere muhalif olmasý (benzememesi) demektir. Bunun zýddý sonradan olan þeylere mümaselet (benzemek)'tir; ki, Cenab-ý Hakk bundan münezzehtir. Allah Teâlâ'nýn, zat ve sýfatlarýndan mümaselet ve müþahebeti (benzeri olmayý) kaldýrdýðý ve mefhumunda selb (nefy) anlamý bulunduðu için bu sýfat da Tenzihât denilen sýfat-ý selbiyeden sayýlýr.
Cenab-ý Allah, Vâcibü'l-vücûd'tur. Zâtýndan dolayý zorunlu olarak var olmak, varlýðýnda baþkasýna muhtaç olmamak, baþlangýcý olmayýp ezeli olmak, bâkî ve ebedî olmak, vâcibü'l-vücûd'a lazým gelen vasýflardýr. Cenab-ý Allah'tan baþka her þey mümkindir ve sonradan var edilmiþlerdir (hadisdirler). Ýmkan (varlýðý zorunlu olmamak), hudûs (sonradan olmak), varlýðýnda baþkasýna ihtiyaç, fâni ve sonu olmak, zeval bulmak, noksanlýk her mümkine lazým gelen vasýflardýr. Vacib her bakýmdan mümkinlerin zýddýdýr. Zat ve sýfatlarý bakýmýndan birbirine zýd olan iki þey asla birbirlerine benzemezler. O halde Vacib Teala'nýn zatý ve sýfatlarý mümkinatýn hakikat ve özelliklerine benzemez.
Allah, zat ve sýfatlarýyla ekmeldir. Baþkalarý noksan olup varlýklarýnda ve özelliklerinde Allah'a muhtaçtýrlar. Kendisine muhtaç olunan ve kendisi mutlak ihtiyaçsýz bulunan Allah Teâlâ, elbette her bakýmdan kendisine muhtaç olan varhklara benzemez. Cenabý Allah'ýn noksan varlýklara benzemesi, O'nun için nakisa (eksiklik) olur. O halde baþkalarýna benzemek Allah Teâlâ hakkýnda muhaldir. Mümkinatýn her birinin birbirleri içerisinde cinsleri, tür ve benzerleri vardýr. Cenab-ý Hakk'ýn cins ve benzeri yoktur. Cins ve benzeri olmadýðý için O'nun mahiyeti nedir? diye sorulamaz. O cüz ve parçalardan da mürekkep deðildir. Cüz ve cisimlerin bitiþme, ayrýlma, hareket gibi hiç bir özelliði O'nda yoktur. Böyle olsa, bunlara muhtaç olmuþ olurdu. O, mutlak ihtiyaçsýzdýr. O, bütün kâinatý yaratan tek yaratýcýdýr. O, noksanlýklardan münezzeh, bütün ekmel sýfatlarla muttasýf, ekmel varlýk ve tek yaratýcý olduðu için, azamet ve ahadiyyet perdesi ile gözlerden gizlenmiþtir. Hattâ o kadar büyüktür ki, O'nun mahiyetini ve zatýný akýllar idrak edemez, O'nun hakikatýna hayal ve vehimler eriþemez. Bunun için Peygamberimiz (s.a.s), (Aklýna gelen her þeyden Allah baþkadýr) buyurmuþtur. Allah Teâlâ'nýn zat ve sýfatlarýnýn hakîkatini kavramak, O'nun ilâhi mahiyetini tasavvur edebilmek mümkün olmadýðýndan, akýl ve hayalimize ne gelirse gelsin ve ne þekilde nasýl düþünürsek düþünelim; O, hayal ve tasavvur ettiklerimizden ve düþündüklerimizden baþkadýr. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.s), "Allah'ýn mahlûkatý, nîmetleri ve varlýðýna delâlet eden ayetleri hakkýnda düþününüz. O'nun zat ve mahiyeti hakkýnda düþünmeyiniz" buyurmuþtur (Ýbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim; en-Necm, 53/42, et-Talak 65/12. ayetlerinin tefsirinde el-Azîzî, Siracü'l-Münir Þerhu'l-Camiu's-Sagir Mýsýr, 130 h. II, s. 170). Buna göre, Allah'ýn varlýðýna, kudret, ilim ve hikmetine delalet eden ayet ve delilleri akýllar idrak eder, gözler görür, var ve bir olduðu kesin olarak anlaþýlýr.
Zatýnda ve sýfatlarýnda Allah Teâlâ'nýn yerini tutacak ve O'nun makamýna kaim olabilecek hiç bir þey de yoktur. Zatýnda O'nun yerini tutabilecek bir þeyin olmadýðý malumdur. Cenab-ý Vacibul-Vücud'un hayat, ilim, kudret ve diðer bütün sýfatlarý, mahlûkatýn sýfatlarýndan aralarýnda hiç bir münasebet ve benzerlik olmayacak kadar ekmel ve çok daha yücedir. Meselâ, bizim ilmimiz zorunlu olmayýp sonradan kazanýlmýþtýr, arâzdýr, bâki deðildir; zail olur, her zaman yenilenir ve çok eksiktir. Yüce Allah'ýn ilmi, O'nun zatýna vacib zorunlu ezelî, ebedî ve tastamamdýr. Geçmiþte ve gelecekte O'nun ilminden bir zerre bile hariç kalmaz. O kudretiyle de ezelde ve ebed'te ekmeldir. O'nun her mümkine gücü yeter.
Yüce Allah hiç bir þeye benzemediði için araz deðildir. Çünkü araz, var olabilmesi için kendisini tutup taþýyan bir mahalle muhtaçtýr. O'nun þekil ve sureti yoktur. Sonlu ve sýnýrlý deðildir. Sonu yoktur. O zaman ve mekandan münezzehtir. Zaman ve mekânýn fevkindedir. Hülâsa; Yüce Allah, mümkinât ve hadisler denilen varlýklara hiç bir þekilde benzemeyen ve bunlarýn özelliklerinden münezzeh ekmel varlýk ve tek yaratýcýdýr. "O'nun benzeri þöyle dursun, benzeri gibisi bile yoktur. O, hakkýyla iþitici ve görücüdür" (eþ-Þura, 42/11).
"Melekler saf saf olduðu halde Rabbin (in emri) geldiði vakitte" (el-Fecr, 89/22); "Rahman olan Allah Arþ'ýn üzerine istiva etmiþtir" (Taha, 20/5), "Allah'ýn eli, onlarýn ellerinin üstündedir" (el-Feth, 48/10) gibi ayetlerde Allah Teâlâ'ya bir tür teþbihi (benzetmeyi) andýran sýfatlar isnad edilmiþtir. Bu sýfatlara, haberî sýfatlar (es-Sýfatü'l-haberiyye) denilir. Selef ulemasý bu sýfatlarý tecsimsiz (cismiyat isnad etmeyerek) teþbihsiz (baþkalarýnýnkine benzetmeyerek ve benzerliðini reddederek ve te'vilsiz kabul ederler ve bunlardan murad edilen manâyý Allah'a havale ederler. Halef ulemasý: (Kelamcýlarýn müteahhirîni) ise, halký teþbih vadisine düþmekten, Cenab-ý Allah'ý baþka þeylere benzetmekten korumak için haberî sýfatlara Arap dili ve belaðatýna uygun olarak Cenab-ý Hakk'ýn zatýna lâyýk bir anlam vermiþlerdir. Meselâ yedullah'taki" yed'e kudret ve nimet; "vechü Rabbike" (er-Rahman, 55/27) deki vech'e, zat anlamýný vermiþler ve verdikleri bu manâlarýn ihtimal dahilinde olduðunu ve kesinlik kazanamayacaðýný da söylemiþlerdir ve neticede bu haberi sýfatlardan kesin olarak murad edilenin ne olduðunu yine Allah'a havale etmiþlerdir.