Haziran 19, 2019, 07:49:46 ÖS
Haberler:

Ama onu (azabý) yakýndan gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): Ýþte sizin isteyip durduðunuz budur! denecektir. (Mulk -26)

Lozan'da Manevi Kayýplar

Baţlatan ,,,, Kasým 10, 2009, 07:23:20 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

,,,

En Büyüðü Hilâfet

Hilâfet 3 Mart 1924 tarihinde Ankara’da ilgâ edildi. Fakat Ăľu neticenin husĂ»lĂĽ için yapĂ˝lmýþ olan pazarlĂ˝klar yĂĽrĂĽtĂĽlmĂĽĂľ olan gizli çalýþmalarĂ˝n çok girift bir tafsilâtĂ˝ vardĂ˝r ki; bu yazĂ˝nĂ˝n hacmine sýðdĂ˝rĂ˝lamaz. Ancak bu istikametteki en ehemmiyetli adĂ˝mĂ˝n Lozan’da atĂ˝lmýþ olduĂ°unu söylemek, yanlýþ olamaz.

Lozan mĂĽzâkereleri baĂľladýðý sĂ˝rada, M. Kemal PaĂľa halife olmak istiyor ve Meclis’te Saltanat’Ă˝n ilgâsĂ˝ mĂĽzâkerelerinden baĂľlamak ĂĽzere, Hilafeti göklere çýkaran konuĂľmalar yapĂ˝yordu. Hatta Ăťzmir Ăťktisat Kongresi ‘ni açmaya giderken yol boyu yaptýðý konuĂľmalar ve bu arada BalĂ˝kesir ZaĂ°nos PaĂľa Câmii’ndeki hutbesi herkesçe bilinmektedir.

DiĂ°er taraftan Ăťsmet PaĂľa da Lozan’da her vesĂ®le ile aynĂ˝ istikamette beyanatlar veriyordu. Bunun ĂĽzerine þüphelenen ve yeni TĂĽrk idaresinden eski vaadleri istikametinde hareket etmeyerek, Hilafeti yĂ˝kmayacaĂ°Ă˝ düþüncesine kapĂ˝lan GĂĽrzon bir deneme yaptĂ˝. Fahreddin PaĂľa ‘nĂ˝n emniyet mĂĽlahazasĂ˝ ile Medine’den getirttiĂ°i “Mukaddes Emânetler” n geriye iâdesinin lĂĽzumundan bahseden bir konuĂľma yaptĂ˝.

ĂťnönĂĽ ‘nĂĽn buna cevabĂ˝ çok sert oldu. Bu cevap M. Kemal PaĂľa‘nĂ˝n Hilafeti yĂ˝kmayacaĂ°Ă˝ ve halife olmak isteyeceĂ°i yolundaki kanaatleri takviye edince, Lord GĂĽrzon, Ăťsmet PaĂľa ‘nĂ˝n müþâviri Hayim Naum Efendi’yi çaĂ°Ă˝rdĂ˝ ve onun vasĂ˝tasĂ˝yla Hilafet yĂ˝kĂ˝lmadĂ˝kça, sulh olmayacaĂ°Ă˝nĂ˝ bildirdi. Ăťsmet PaĂľa buna re’sen karar veremezdi.

Bu sebeple Hahambaþý Hayim Naum Efendi Ăťzmir’e geldi ve durumu M. Kemal PaĂľa ‘ya anlattĂ˝. Bunun ĂĽzerine Ăťzmir’e gelinceye kadar yollarda her vesile ileHilafeti methetmiĂľ olan M.Kemal PaĂľa Ăťzmir Ăťktisat Kongresi’nin açýlýþ konuĂľmasĂ˝nda bu plaĂ°Ă˝ tersine çevirerek, Hilafet ve halifelere veryansĂ˝n etti. Bununla da kalmayarak daha tek baþýna verdiĂ°i bir kararla, henĂĽz sulh olmadan, ordunun bir kĂ˝smĂ˝nĂ˝ terhis etti.

O sĂ˝rada Lozan KonferansĂ˝ kesintiye uĂ°ramýþ, murahhaslar TĂĽrkiye’ye dönmĂĽĂľlerdi. Ankara’ya gitmekte olan Ăťsmet PaĂľa ‘nĂ˝n treni EskiĂľehir’de bekletildi. M. Kemal kendisine mĂĽlâki olunca, hareket edildi.

Ondan da mĂĽtebaki tafsilât alĂ˝nĂ˝nca, Hilafetin ipini çekmek kararĂ˝ verildi. Bunun safha safha gerçekleĂľme Ăľekli de mevzuumuz hâricidir. Ancak bilahare “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?” isimli eserimizin üçüncĂĽ cildinde bĂĽtĂĽn tafsilât bulunacaĂ°Ă˝n¬dan Ăľimdilik bu kadarla iktifa ediyoruz.


Patrikhâne

Patrikhâne ve yerli Rumlar’Ă˝n, huzur ve sĂĽkun içinde yaĂľadĂ˝klarĂ˝ vatanĂ˝mĂ˝za, hĂ˝yânetlerinin tarihi çok eskidir. Ancak, I.Cihan Harbi ve TĂĽrk-Yunan Harbi esnasĂ˝nda bu hĂ˝yânetler akla durgunluk verecek bir Ăľekle varmýþtĂ˝. Din adamlarĂ˝na ve dinĂ® mĂĽesseselere tanĂ˝nan masuniyeti sĂ»istimal ederek, papazlar birer tedhiĂľ militanĂ˝ ve kiliseler silâh deposu hâline getirilmiĂľti.

MĂĽtârekede daha MĂĽttefiklerin Ăťstanbul’un iĂľgali gerçekleĂľmeden, Patrikhâne’nin kapĂ˝sĂ˝na çift kartallĂ˝ Bizans bayraĂ°Ă˝ çekilmiĂľ ve gĂĽya Ayasofya’ya asĂ˝lmak için çanlar bile hazĂ˝r edilmiĂľti. TĂĽrk dĂĽĂľmanlýðý kazanĂ˝nĂ˝n kaynatĂ˝ldýðý, bir fitne yuvasĂ˝ hâline gelen Patrikhâne’nin Lozan’da alĂ˝nacak bir kararla, TĂĽrkiye hâricine çýkarĂ˝lmasĂ˝ hususunda, TBMM’den sokaktaki adama kadar tam bir ittifak mevcuttu.

Murahhaslar da önce bu istikamette beyanda bulunmuĂľ fakat daha sonra hem ĂťnönĂĽ ve hem de Dr. RĂ˝za Nur bu talepten vazgeçerek Patrikhâne’yi ibka etmiĂľlerdir. ĂťnönĂĽ , Patrikhâne’yi Lord GĂĽrzon ‘a bir doĂ°um gĂĽnĂĽ hediyesi olarak baðýþlayĂ˝p hediye ederken, Dr. RĂ˝za Nur da Lord GĂĽrzon ‘un muavini Nikolson ile yaptýðý bu husustaki pazarlýðý, say¬falar dolusu ve safiyâne bir sĂ»rette anlatmaktadĂ˝r.

Lozan Muâhedenâmesi’ne bir madde olarak girmeyip, zâbitlarda kalmýþ olan bu husustaki mĂĽnakaĂľalar, havanda su dövmekten ileri git¬memiĂľ ve bizi yine de zuhur edecek bir fĂ˝rsatta arkadan hançerlemeye amâde bulunan bu uĂ°ursuz mĂĽessese, bĂĽtĂĽn teĂľkilat ve husĂ»siyetleriyle muhafaza edilmiĂľtir.

TĂĽrkiye’de yaĂľayan gayr-i mĂĽslim ekalliyetler, MĂĽslĂĽmanlar’a nazaran imtiyazlĂ˝ bir zĂĽmredirler. O gĂĽn TĂĽrkiye’de Ăťslâm Hukuku’ndan yapĂ˝lmýþ olan Mecelle mer’idi. Bunu kendi din ve örflerine aykĂ˝rĂ˝ bulan MĂĽttefikler, Hristiyan ekalliyetler için ayrĂ˝ bir kanun yapĂ˝lmasĂ˝ mecburiyetini öne sĂĽrmĂĽĂľ ve bu husus Lozan Muâhedenâmesi’nin 35. maddesinden itibaren “Ekalliyetlerin Himâyesi” baĂľlĂ˝klĂ˝ bölĂĽmde serâhaten ifadesini bulmuĂľtur.

AramĂ˝zda yaĂľayan bir avuç Hristiyana, onlarĂ˝n dinlerine aykĂ˝rĂ˝ olan Ăťslâm Hukuku’nu tatbik etmeyerek ayrĂ˝ bir kanun yapmayĂ˝ insan haklarĂ˝ cĂĽmlesinden sayĂ˝p bunu muâhede metnine dere eden Yeni TĂĽrkiye idarecileri, acaba 1926′da bayraĂ°Ă˝ Haç olan Ăťsviçre’nin medenĂ® kanununu resmen kabul ile, MĂĽslĂĽmanlar’a cebren tatbik ederken, bu insan haklarĂ˝na saygĂ˝ lĂĽzumunu nasĂ˝l olup da unutmuĂľlardĂ˝? Yoksa insan haklarĂ˝ sĂ˝rf Hristiyanlar için mi mevzubahistir? TĂĽrkiye gerçekleri muvâcehesinde hâlâ böyle söylemek de kabildir.

Hristiyanlar, Lozan Muâhedenâmesi’ne göre pazar gĂĽnĂĽ (o zaman resmĂ® tâtil cuma gĂĽnĂĽ idi) bir resmĂ® muâmeleyi ifa etmemekten, çaĂ°rĂ˝ldĂ˝klarĂ˝ mahkemelere gitmemekten veya bir resmĂ® tebligatĂ˝ kabul etmemekten dolayĂ˝ muâheze olunamazlar ve hiçbir haklan zâyi olmaz!.. Yine Lozan Muâhedenâmesi’ne göre Hristiyan ekalliyetler TĂĽrk mahkemeleri huzurunda TĂĽrkçe konuĂľmaya mecbur deĂ°illerdir ĂĽstelik.

HĂĽkĂ»met onlar için, tercĂĽman bulundurmak zorundadĂ˝r. KĂ˝rk yĂ˝ldan fazla TĂĽrkiye’de yaĂľamýþ olan Patrik Atenagoras , YassĂ˝ Ada Muhakemeleri’inde Ăľahitlik ederken bu sebeple Rumca konuĂľmuĂľtur.

TĂĽrk HĂĽkĂ»meti, Lozan Muâhenâmesi’yle gayr-i mĂĽslim azĂ˝nlĂ˝klara tanĂ˝nmýþ olan haklarĂ˝, deĂ°iĂľtirecek veya onlara ĂĽstĂĽnlĂĽk ifade edecek kanun çýkartamaz.


YĂĽzellilikler Meselesi

Harp esnasýnda bizi arkadan hançerlemiþ olan gayr-i müslim ekalliyetlerin sulhtan sonra cezalandýrýlmasýndan korkan Müttefikler, Türk murahhaslarýný bir umûmî af protokolü imzalamaya icbar edince, bizimkiler buna yanaþmadýlar. Uzun münâkaþalar sonunda anlaþýldý ki; bizimkilerin affetmek istemedikleri ihânet etmiþ olan gayr-i müslimler deðil, yeni Türkiye idarecilerinin þahsî muârýzlarýdýr.

Fakat kimler affedilmeyecekti? Hangi suçlarĂ˝ iĂľleyenler? Lozan’daki murahhaslarĂ˝n bunu bilmesine imkân yoktu. DĂĽnyanĂ˝n her yerinde aftan istisnalar, suç nevi tasrih olunarak yapĂ˝lĂ˝r, bizimkiler buna yanaĂľmak istemiyorlardĂ˝.

Böylece muĂ°lak bir muhteva içinde mĂĽnâkaĂľa edilirken, bizimkilerin tahminen yĂĽz-yĂĽzelli kiĂľi kadar olabilecek ĂľahsĂ® muârĂ˝zlarĂ˝nĂ˝ gayr-i hukuki bir sĂ»rette istisna etmek istedikleri anlaþýlĂ˝nca ve bu hususta hazĂ˝r bir liste de olmayĂ˝nca, Lozan’Ă˝n eklerinden biri olan af protokolĂĽne bundan yĂĽzelli kiĂľinin istisna edildiĂ°ine dair bir hĂĽkĂĽm ilâve edildi.

TĂĽrkiye’ye dönĂĽp geldikten sonra, yazboz tahtasĂ˝ gibi birinin ilâvesi diĂ°erinin kayĂ˝rĂ˝p listeden çýkartmasĂ˝ gibi yazĂ˝p bozmalarla yĂĽzelli kiĂľilik bir liste vĂĽcuda getirilmiĂľ ve bunlar aftan istisna edilmiĂľtir.

“YĂĽzellilikler” denilen ve çoĂ°u vefatlarĂ˝na kadar vatancĂĽda kalan bu insanlarĂ˝n ĂžeyhĂĽlislam’dan köylĂĽ Mehmed AĂ°a’ya kadar aralarĂ˝nda kimler yoktur? ÇoĂ°u bir içtihat farkĂ˝na, rekabet hissi ve intikam duygusuna kurban gitmiĂľ olan Ăľu insanlarla ilgili hakikat, yeni TĂĽrkiye’nin hukukĂ® ayĂ˝plarĂ˝ndan biridir.


Adlî Murâkabe

TĂĽrkiye, Hristiyan BatĂ˝ DĂĽnyasĂ˝’na gĂĽven vermek için Avrupa hukukçu¬larĂ˝ndan teĂľekkĂĽl eden bir grup insanĂ˝ TĂĽrkiye’ye dâvet edip onlara resmen ve dolgun ĂĽcretlerle TĂĽrk adliyesini murakabe ettirmeyi kabul etmiĂľtir ki, bu da haysiyet kinci bir hadise olarak Lozan’Ă˝n mânevĂ® kayĂ˝plarĂ˝ndan birini teĂľkil eder.

Buraya kadar yazdýklarýmýzýn hulasasý þudur ve aksine zorlamalara raðmen, istikbalin tarihçisinin Lozan hakkýnda vereceði hüküm de bundan ibaret olacaktýr:

” Lozan muazzam imparatorluk mirasĂ˝nĂ˝n han-Ă˝ yaĂ°masĂ˝ (yaĂ°ma sofrasĂ˝) dĂ˝r. TĂĽrk’ĂĽn ĂľahsĂ˝nda Ăťslâm’dan intikam alĂ˝narak bĂĽtĂĽn bir Ăťslâm DĂĽnyasĂ˝’nĂ˝n baĂľsĂ˝z bĂ˝rakĂ˝lmasĂ˝dĂ˝r! Lozan’Ă˝n getirdiĂ°i; Adalarla Yunan stratejik çemberine alĂ˝nmýþ, iktisadĂ® kaynaklardan mahrum bĂ˝rakĂ˝lmýþ, her tĂĽrlĂĽ ĂĽnvan ve sĂ˝fatĂ˝ yolunmuĂľ, gayr-i tabii hudutlarĂ˝n çizdiĂ°i küçük bir TĂĽrkiye’dir. “


Yeniden bĂĽyĂĽk devlet olma imkân ve ĂĽmitleri istikametinde yĂĽrĂĽrken, Lozan’Ă˝ deĂ°iĂľtirmedikçe “BĂĽyĂĽk TĂĽrkiye” nin ĂľafaĂ°Ă˝ sökmeyecektir!…

Kadir Mýsýroðlu