Haziran 27, 2019, 04:54:29
Haberler:

De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediðiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayýp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalým) inkârcýlarý yakýcý azaptan kurtaracak kimdir? (Mulk -27)

PaZaR SaBaHý SaVaÞLaRý

Balatan ...Tefekkür..., Kasm 05, 2009, 09:20:54 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

...Tefekkür...






Pazar, gelmesi iple çekilen bir gün. Çünkü pazar dinlenme günü. O gün öðleye kadar þöyle keyifle yatýlacak. Ýþ yok, güç yok. Ne dýþarda çalýþan insanlar için, ne de evde çalýþan hanýmlar için. Hafta içinin yoðun temposundan sýyrýlma günü o gün. Pazar günü stres atma günü. Yorgunluklarýn, gerginliklerin atýlacaðý, haftaya dinç ve dinlenmiþ olarak baþlanacak biricik gün.

Pazar tüm ailenin þöyle bir araya geldiði bir gün. Okullar kapalýdýr. Çoðu iþyerleri de öyle. Kimi evlerde evin çocuklarý yalnýzca pazar günü babalarý ile birlikte oluyorlardýr belki de. Anne de çalýþýyorsa buna anneyi de katmamýz gerek.

Pazar günü bütün aile bireylerinin bir masa etrafýnda toplanýp kahvaltý ettiði biricik gün. Acaba, kaç aile pazar hariç sabah kahvaltýsýný evde yapýyor?

Pazar kendimize vakit ayýrdýðýmýz en önemli gün, kendimizle baþbaþa kalabileceðimiz hayatý baþka bir açýdan yaþayabileceðimiz nadide bir gün, beri yandan ailelerin ençok kavga ettikleri gün de pazar günü. Bunun nedeni herkes evde de ondan denilebilir. Ancak bu bir çeliþkidir. Hem aile pazarý dört gözle beklerken, bir araya gelip birlikte hayatý bir gün bile olsa yaþamayý hayal ederken kavga edilir? Sonra bir araya sýkça gelmek, bir zamaný paylaþmak kavga sebebi ise aradaki iliþki de ciddi þekilde sorgulanmalý deðil mi?

Pazar günü günler içinde seçkin bir yere sahip. Gelmesi dört gözle bekleniyor, doðru. Beri yanda pazar günü insanlarýn en huzursuz günü. Ýnsanlarýn caný en çok pazar günü sýkýlýyor. Pazar günü insanlarýn yataktan en yorgun kalktýklarý gün. Ýnsanlarýn en çok baþ aðrýsý çektiði gün yine pazar günü. Pazar en umutla beklenilen, umutlarýn gerçekleþtirileceði gün olarak hayal edilirken, nasýl olupta birdenbire en mutsuz yaþanýlan gün oluverip çýkýyor?

Aslýnda sorun oldukça basit. Bereketli bir gün en bereketsiz gün olacak þekilde yaþanýyor. Hayatýn bereketi, hayatý ve kainatý yaratan Yaratýcýnýn belirlediði irade ettiði ritimde yaþamakta saklý. Pazar günü saat 10'da kalkan bir aile düþünelim. Güneþten 3 saat sonra hayata baþlýyor bu aile. O zamana dek gezegende binlerce varlýk çoktan hayatýn içine dalmýþ bir durumda. Hayatýn ritmi de güneþin ritminde saklý.

Güneþe gözlerimizi kapatarak yaþadýðýmýz 3 saat sonrasý hayatý yakalamak zor. Pazar günü yaþanýlan mutsuzluðun, gerginliðin, huzursuzluðun, baþ aðrýlarýnýn, bedende hissedilen yorgunluðun, baþýn sepet gibi olmasýnýn, evdeki kavgalarýn. Ýsteksizliðin, çocuklarýn baba bizi dýþarý götür diye tutturmasýna raðmen babanýn kolunu kýpýrdatacak gücü bulamamasýnýn ve isteksizliðinin, ardýndan da koltuða yapýþýp kalýp her akþam gibi yine TV seyretmesinin yegane sebebi sabah geç kalkmasý.

Uykuyla ilgili çok sayýda yapýlan bilimsel çalýþmalarda varýlan en önemli sonuç þu: Uyku zamaný, güneþin ritmine göre ayarlanmalý. Beyin güneþ doðmadan önce çalýþmaya hazýr halde olmalý. Yani beyni kullanan kiþi uyanmýþ olmalý. Uyku bedenin ve özellikle beynin dinlenebileceði zaman. Fazla uyumakla dinlenme arasýnda ise hiç bir iliþki yok. Yani pazar günleri 'þöyle iyi bir uyku çekelim ve dinlenelim' ifadesi kesin bir kendini aldatmaca. Çaðdaþ yaþamýn bize sunduðu büyük bir hile, yalancýlýk, içimde bir his çaðdaþ yaþam bizi uyutuyor diyor.

En saðlýklý uyku güneþ doðmadan önce uyanmakla elde edilebiliyor. Güneþ doðduktan sonra uyunulan her bir uyku saati dinlenmek yerine yorgunluk, halsizlik. Hatta psikolojik olarak depresif bir ruh hali. Çökkünlük. Ýsteksizlik getiriyor. Uyku laboratuvarlarýnda yapýlan çalýþmalarda, güneþ doðumundan sonraya sarkan uykunun "REM" denilen bir dönemi uzamýþ görünüyor. Bu da 'beyin ödemi' denilen bir durumun ortaya çýkmasýna vesile oluyor. Beyin hücreleri arasýnda sývý birikimi oluyor. Yani beyin þiþiyor ve geniþliyor. Bu ise hücrelerin normal iþleyiþine mani oluyor. Beynin kimyasal iþleyiþi bozuluyor. Bu yüzden insanlar pazar veya baþka bir gün, gün doðumundan sonra uyandýklarýnda baþ aðrýsý, yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler yaþýyorlar.

Bu ise tam olarak depresyona uyuyor. Yani pazar günü insanlar dinleneceðim beklentisiyle çaðdaþ yaþamýn oyununa gelerek geç kalkýyorlar ve depresyona giriyorlar. Bu çok önemli bir çeliþki. Çökkün ve gergin bir ruh hali içinde geçirilen pazar günü tam bir felakete dönüþüyor. Gerginlikle aile bireyleri birbirlerine daha agresif, tahammülsüz oluyorlar. Ýþte pazar günü kavgalarýnýn nedeni aile bireylerinin evde olmasý deðil, güneþten sonra uyanmak ve güne bereketsiz baþlamak. Pazartesi günü insanlarýn iþe, okula gitmek istemediðini bilirsiniz.

Hatta 'pazartesi sendromu' deniyor buna. Bunun sebebi pazartesi gününün iþe, okula baþlama günü olmasýndan deðil. Pazar günü insanlarýn güneþten sonra hayata baþlamalarý, pazar günü insanlarýn güneþten sonra hayata baþlamalarý, pazar gününü depresyonla geçirmeleri, bunun pazartesiye sarkmasý. Artýk ben 'pazartesi sendromu' ifadesi yerine 'pazar sendromu' ifadesini kullanýyorum.

Hayatý yaþamak bir sanat. Bazen ufak bir nokta büyük þeylere maloluyor. Ne zaman uykudan uyanacaðýmýzý bilememek hayatý zehir edebiliyor. Verimli geçebilecek bir günü depresyonda yaþamamýza yol açabiliyor.

Hayatý nasýl yaþayacaðýmýz konusunda önümüze çeþitli tercihler sunulur. Önümüzde nereye gittikleri anlaþýlmayan sayýsýz yollar var. Her yol ise bir tercihi gerektiriyor. Tercihleri ikiye indirgemek mümkün. Ya Yaratýcýnýn istediði tarzda yaþayacaðýz yada nefsimizin istediði tarzda. Kâinatýn, içindekilerinin ve bedenimizin yaratýcýsý birlik ve ahenk güderek yaratýyor. Ve bizden yapmamýzý istediði þeyleri bu ahengi gözeterek istiyor.

Bedenimizin çalýþma prensipleri ile kainatýn çalýþma prensiplerini Yaratýcý bilebilir. Yaratýcýnýn istek ve arzularýný ise en iyi anlayan ve uygulayan Hz. Peygamber (s.a.v.) olmuþtur. O ahenkli yaþamýþ, en doðru yaþamýþtýr.

Bir gün bile Hz.Peygamberin güneþten sonra uyandýðýný sanmýyorum. Bir gün bile doðumundan önce uyanýp güneþ iyice doðmadan tekrar Hz.Peygamberin uykuya yattýðýný sanmýyorum. O'nun bir gün bile gün doðumunun seyrini kaçýrdýðýný hiç sanmýyorum. Ve O'nun gün doðumuna bir gün bile Rabbi adýna bakma dýþýnda tefekkür ettiðini hiç sanmýyorum.

O hayatý gerçekten yaþýyordu. Çünkü Rabbinin istek ve emirlerine tam uyuyordu. Yaþadýðý hayat kainatla kainatýn düzeni ve ritmiyle, bedeniyle ve bedeninin düzen ve ritmiyle tam tamýna uyuyordu. Hayatýmýza katacaðýmýz O'nun tek bir sünneti hayatýmýzý aydýnlatabilir. O'nun herbir sünneti hayatýmýza anlam katar. Nefsimizin önümüze koyduðu kof ve yalan isteklerden yakamýzý sýyýrýp hayatý bize kolaylaþtýrýr. Pazar günü geç kalkmak gibi. Bu davranýþ nefsimizin hoþuna gidiyor. Sanki bedenin lehine imiþ gibi hissettiriyor nefis. Hz.Peygamberin (s.a.v.) sünneti ile gün doðmadan kalkmak ve yatmak ise hayatýmýza anlam katýyor.

Yarýn hayata kim önce baþlayacak? Akýlsýz ve þuursuz güneþ mi? Akýllý ve þuurlu olduðumuz halde zaman zaman aklýmýzý kullanmakta zorlanan bizler mi?

Yarýn önemli bir sýnama günü.

Geç kalkmayýn, hayata geç kalmayýn.

Mustafa Ulusoy
Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiðim de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...

Yukar git