Haziran 27, 2019, 05:14:54 S
Haberler:

Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradýðý bozukluðu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. (Mulk -4)

ibn-i sina

Balatan MiM, Kasm 01, 2009, 01:18:48

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM

Kasm 01, 2009, 01:18:48 Last Edit: Kasm 01, 2009, 01:25:31 by MiM
Ýbni Sina



Ýslam filozofu. Aristotelesçi felsefe anlayýþýný Ýslam düþüncesine göre yorumlayarak, yaymaya çalýþmýþ, görgücü-usçu bir yöntemin geliþmesine katkýda bulunmuþtur.
       

Buhara yakýnlarýnda Hormisen'de doðdu, 21 Haziran 1037'de Hemedan'da öldü. Gerçek adý Ebu'l-Ali el-Hüseyin b. Abdullah Ýbn Sina'dýr. Babasý, Belh'ten göçerek Buhara'ya yerleþmiþ, Samanoðullarý hükümdarlarýndan II. Nuh döneminde sarayla iliþki kurmuþ, yüksek görevler almýþ olan Abdullah adlý birisidir. Ýbn Sina, önce babasýndan, sonra çaðýn önde gelen bilginlerinden Natilî ve Ýsmail Zahid'den mantýk, matematik, gökbilim öðrenimi gördü. Bir süre týpla ilgilendi, özellikle, hastalýklarýn ortaya çýkýþ ve yayýlýþ nedenlerini araþtýrdý, saðýltýmla uðraþtý. Bu alandaki baþarýsý nedeniyle, II. Nuh'un özel hekimi olarak görevlendirildi, onu saðlýða kavuþturunca, dönemin önde gelen týp bilginlerinden biri olarak önem kazandý.

 
       
Ýbn Sina'nýn felsefeye karþý ilgisi deney bilimleriyle baþlamýþ, Aristoteles ve Yeni-Platoncu görüþleri incelemekle geliþmiþtir. Ýslam ve Yunan filozoflarýnýn görüþlerini yorumlayan ve eleþtiren Ýbn Sina'nýn ele aldýðý sorunlar genellikle, Aristoteles ve Farabi'nin düþünceleriyle baðýmlýdýr. Bunlar da, bilgi, mantýk, evren (fizik), ruhbilim, metafizik, ahlak, tanrýbilim ve bilimlerin sýnýflandýrýlmasýdýr. Belli bir düþünce dizgesine göre yapýlan bu düzenlemede her sorun baðýmsýz olarak ele alýnýp çözümüne çalýþýlýr.

Bilgi sezgi ile kazanýlan kesin ilkelere göre sonuçlama yoluyla saðlanýr. Bu nedenle, bilginin gerçek kaynaðý sezgidir. Bilginin oluþmasýnda deneyin de etkisi vardýr, ancak bu etki usun genel geçerlik taþýyan kurallarýna uygundur. Ona göre "bütün bilgi türleri usa uygun biçimlerden oluþur." Bilginin kesinliði ve doðruluðu usun genel kurallarýyla olan uygunluðuna baðlýdýr. Us kurallarý, insanýn anlýðýnda doðuþtan bulunan, deðiþmez ve genel geçerlik taþýyan ilkelerdir. Sonradan, duyularla kazanýlan bilgi için de bu kurallara uygunluk geçerlidir. Deney verileri us ilkelerine göre, yeni bir iþlemden geçirilerek biçimlenir, onlarýn bundan öte bir önem ve anlamý yoktur. Çeliþmezlik, özdeþlik ve öteki varlýk ilkeleri, usta bulunur, deneyden gelmez.

Ýbn Sina'ya göre varlýk, tasarlamakla baðlantýlýdýr. Bütün düþünülenler vardýr ve var olanlar tasarlanabilen düþünülür biçimlerdir (makuller). Bu nedenle, düþünmekle var olmak özdeþtir. Atomcu görüþün ileri sürdüðü nitelikte bir boþluk yoktur. Uzay ise, bir nesnenin kapladýðý yerin iç yüzüdür. Varlýk kavramý altýnda toplanan bütün nesnelerin deðiþmeyen, sýnýr ve niteliklerini koruyan belli bir yeri vardýr. Devinme, bir nesnenin uzayda eyleme geçiþidir.

Mantýk insaný gerçeklere ulaþtýrmaz, yalnýz birtakým yanýlmalardan korur. Düþünme yetisi gerçeði kavramak için mantýktan geçici bir araç olarak yararlanýr. Düþünme eyleminin saðlýklý olmasý için mantýk, ilkeler ve kurallar koyabilir, anlýkta bulunan ve bilinen bilgilerden yola çýkarak, bilinmeyenleri saptama olanaðý saðlar. Bu özelliði nedeniyle, mantýk, düþünmenin genel kurallarýný bulan, düzenleyen, bu kurallar arasýndaki gerekli baðlantýyý ve birliði kuran bir bilimdir. Mantýk kurallarý, genel geçerlik taþýyan ve deðiþmeyen kesin kurallardýr. Mantýðýn kavramlar ve yargýlar olmak üzere iki alaný vardýr. Her bilimsel bilgi ya kavram ya da yargýlara dayanýr. Kavram, ilk bilgidir ve terim ya da terim yerine geçen bir nesneyle kazanýlýr. Yargý ise, tasýmla kazanýlýr.

Mantýðýn konusu incelenirken, taným temel alýnmalýdýr. Tanýmlar birbirlerine baðlandýklarýnda, kanýt ve çýkarýma varýlýr. Kavram, önce tekil bir algýdýr (sezgi). Yargý ise, iki tekil terim arasýndaki iliþkidir. Kavramlar, açýk ve kapalý belirleme olarak ikiye ayrýlýr. Varlýðýn, töz, nicelik, nitelik, iliþki, yer, zaman, durum, iyelik, etki, edilgi gibi on kategorisi vardýr.

Ýbn Sina mantýðýnda en önemli yeri taným tutar. Bir kavramý tanýmlamak için, bu kavramýn bireylerinden biri göz önüne alýnmalýdýr. Tikelin belirlenmesi tümelden kolaydýr. Eksiksiz bir taným yakýn cins ile yapýlmalýdýr. En yetkin tanýmsa, kavramýn yakýn cinsi ile türsel ayrýmdan oluþur. Taným ikiye ayrýlýr; Gerçek taným ve sözcük tanýmlarý.

Önermeler, yüklemli ve koþullu olabilirler. Yüklemli önerme, bir düþünce ötekine yüklendiði zaman ya onaylanýr ya da yadsýnýr. Koþullu önermeler, bir ötekinin koþulu ya da sonucu olarak baðlanan terimlerde görülür. Önermeler varsayýmlý, nitelik ve nicelikleri bakýmýndan, tekil, belirsiz ve belirli olur. Tasým, bitiþik ve ayrýk olmak üzere ikiye ayrýlýr. Bitiþik tasýmlarýn öncüleri anlam bakýmýndan, sonuç önermesini içerir. Ayrýk tasýmlarda ise sonuç önermesi öncüllerde bulunabilir.

Tümeller, bütün varlýk türlerinin oluþumundan önce, Tanrý düþüncesinde, birer tanrýsal kavram olarak vardýr. Varlýklarýn oluþ nedeni ve onlara biçim kazandýran tümellerdir. Tümeller Tanrý'da ussal olarak bulunan, nesnelerde ve bireylerde içkin olan, öteki de nesnelerin dýþýnda ve anlýkla birlikte olan mantýksal tümel diye üçe ayrýlýr. Birinci türe giren tümel, metafiziði ilgilendirir. Ýbn Sina fiziði, metafiziðe giriþ olarak düþünür.

Fiziðin konusu madde ve biçimden oluþan nesnelerdir. Biçim, maddeden önce yaratýlmýþtýr. Maddeye bir töz özelliði kazandýran biçimdir. Maddeden sonra ilinek gelir. Biçimler maddeye, ilinekler ise, töze katýlýr. Doðal nesneler kendi öz ve nitelikleriyle bilinir. Bütün nitelikler de birinci nitelikler ve ikinci nitelikler olmak üzere ikiye ayrýlýr. Birinci nitelikler nesnelere baðlýdýr, ikinciler ise, nesnelerden ayrý olarak varlýðýný sürdürür. Ýbn Sina'ya göre, nesnel evrende bulunan güç ve devinimin temelini ikinci nitelikler oluþturur. Nesneler, kendilerinde bulunan gizli güçle devinime geçerler. Bu güç ise, doðal güç, öznel güç, tinsel güç olmak üzere üç türlüdür. Doðal güç, nesnede doðal biçim ve yerlerle ilgili nitelikleri taþýr. Çekim ve aðýrlýk bu türdendir. Öznel güç, nesneyi devingen ya da duraðan duruma getirir. Bunda da, bilinçli ya da bilinçsiz olma özelliði bulunur.

Tinsel güç, herhangi bir organýn, aracýn yardýmý olmaksýzýn doðrudan doðruya bir istençle eylemde bulunmaktadýr. Buna, gökkatlarýnýn özleri adý da verilir. Ýbn Sina'nýn geliþtirdiði bu güç kuramýnýn kaynaðý Aristoteles ve Yeni-Platonculuk'tur. Ancak, o bu güçlerin sonsuz olduðu kanýsýnda deðildir. Ona göre, zaman ve devinim kavramlarý da birbirine baðlýdýr, çünkü, devinimin bulunmadýðý, algýlanmadýðý bir yerde zaman da yoktur.

Ýbn Sina'nýn felsefesinde, Aristotelesi'in geliþtirdiði düþünce dizgesine uygun olarak, ruh kavramýnýn önemli bir yer tuttuðu görülür. Ona göre, biri bitkisel, öteki insanla ilgili olmak üzere, iki türlü ruh vardýr. Ýnsan ruhu, gövdeye gereksinme duymadan, doðrudan doðruya kendini bilir, bu nedenle, tinsel bir tözdür. Gövdeyi devindiren, ona dirilik kazandýran bu tözün baþka bir özelliði de, yetkin düþünme yeteneði anlýk olmasýdýr. Düþünme eylemi yaratan ruhtur, o gövdeyi gerektirmez, ancak gövde var olabilmek için tini gereksinir. Ýnsan ruhu gövde biçiminde deðildir, usa uygun biçimleri kavramaya elveriþli bir töz olduðundan, gövdesel yapýda yer alamaz. Gövde, bölünebilen öðelerden oluþmuþ bir bütündür, oysa tin, bir birliktir, bölünmeye elveriþli deðildir, sürekli olarak özünü ve birliðini korur. Tin, bütün izlenimleri gövde aracýlýðýyla alýr, anlýk yoluyla kavramlarý, kavramlara dayanarak usa vurmayý oluþturur. Bu yüzden, gövdeyle dolaylý bir baðlantýsý vardýr. Ancak, bu baðlantý tin için bir oluþ koþulu deðildir.

Canlý sorununa, gözleme dayalý bir ruhbilim anlayýþýyla çözüm arayan Ýbn Sina'ya göre dirilik bir bileþimdir. Doðal organlarýn, göksel güçler yardýmýyla bileþmesinden canlýlar ortaya çýkar. Bu olay da, belli aþamalara uygun olarak gerçekleþir. Ýlk ortaya çýkan canlý bitkidir. Bitkide tohumla üreme, beslenme ve büyüme güçleri vardýr. Ýkinci aþamada ortaya çýkan hayvanda ise, kendi kendine devinme ve algý güçleri bulunur. Devinme gücünden isteme ve öfke doðar. Algý gücü de, iç ve dýþ algý olmak üzere ikiye ayrýlýr. Ýnsan özü doðal evrim sürecinde en üst düzeyde gerçekleþmiþ bir oluþumdur, bu nedenle, öteki varlýklardan ayrýlýr. Ýnsanda dýþ algý duyumlarla, iç algý da , beynin ön boþluðunda bulunan ortak duyu ile saðlanýr. Duyularla alýnan izlenimler bu ortak duyu ile beyne gider. Beynin, ön boþluðunda sonunda, tasarlama yetisi bulunur. Bu yeti duyu izlenimlerini saðlamaya yarar.

Ýnsan için en önemli olan düþünen öz yapýcý ve bilici güçlerle donatýlmýþtýr. Yapýcý güç (us) gerekli ve özel eylemler için gövdeyi uyarýr. Bilici güç ise, yapýcý gücü yönlendirir. Özdekten ayrýlan tümel biçimlerin izlerini alýr. Bu biçimler soyutsa onlarý kavrar, deðilse soyutlayarak kavrar. Ýnsanda iyiyi kötüden, yararlýyý yararsýzdan ayýran yapýcý güçtür, bu nedenle bir istenç niteliðindedir.

Us konusunda Ýbn Sina ayrý bir düþünce ortaya atmýþtýr. Ona göre us beþ türlüdür. Özdeksel us, bütün insanlarda ortak olup, kavramayý, bilmeyi saðlayan bir yetenektir. Bir yeti olarak iþlek us, yalýn, açýk ve seçik olaný bilir, eyleme yöneliktir, duraðan bir güç niteliðinde deðildir. Eylemsel us, kazanýlmýþ verileri kavrar ve ikinci aþamada bulunan ustan daha üstündür. Kazanýlmýþ us, kendisine verilen ve düþünebilen nesneleri bilir. Aþama bakýmýndan usun olgunluk basamaðýnda bulunur. Bu aþamada usun kavrayabileceði konular kendi özünde de vardýr. Kutsal us, usun en yüksek aþamasýdýr. Bütün varlýk türlerinin özünü, kaynaðýný, onlarý oluþturan gücü, baþka bir aracýya gereksinme duymadan, bir bütünlük içinde kavrar.

Ýnsan, ayrýntýlarý duyularla algýlar, tümelleri usla kavrar. Tümelleri kavrayan yetkin us, nesneleri anlama yeteneði olan etkin usa olanak saðlar. Ýnsan usunun algýladýðý ayrýntýlar, kendi varlýklarý dolayýsýyla deðil, nedenleri yüzünden vardýr. Us, bu kavranabilir nesneleri kazanabilmek için ilkin duyu verilerinden yararlanýr. Sonra duyu verilerini usun genel kurallarýna göre iþlemden geçirir, yargýlarý ortaya koymada onlarý aþar.

Yaratýlýþ konusunda Ýbn Sina, varlýðýn sýralý düzeninde, "bir'den bir çýkar" ilkesine dayanýr. Ýlk "bir", zorunlu varlýk, Tanrý'dýr. O'nun varlýðý yalnýz kendisini gerektirir. Var olma, Tanrý'nýn özünden gelen gerekimdir. Ýlk neden ilk gerçekliktir. Tanrý'dan ilk us ortaya çýkar. Çokluk bu usla baþlar. Bundan da felek ve nefsin uslarý türer. Her ustan da, o usun özü ve cismi oluþur. Us cismi aracýsýz olarak devindiremeyeceði için, uslar sýrasýnýn sonunda etkin us, akýl bulunur. Ondan da dünya ile ilgili nesnelerin maddesi, cisimlerin biçimleri ve insan özleri doðar. Etkin us, tümünün yöneticisidir. Yaratýlýþ önsüzdür ve yeri de maddedir. Madde, soyut ve tüm varlýðýn öncesiz olaný, nefsin eylem alaný, sýnýrý ve tüm parçalarýn kaynaðýdýr. Ýlk us, kendisini ve zorunlu varlýðý bilir. Buradan ikilik doðar. Ýlk us kendinde olanaklý, ilk varlýk için ise zorunludur. Her tikel feleðin ilk kýmýldatýcýsý vardýr. Ýlk kýmýldatýcýlarý eyleme sokan tinsel varlýklardýr. Her feleðin de iyiliðini düþünen kýmýldatýcý bir nefsi vardýr. Nefsin eylemi, etkin usa ulaþýr.

Evrenin varlýðý, zorunlu olan, Tanrý'yý gerektirir. Baþka bir varlýðýn etkisiyle var olan evren sonsuz olamaz. Devinme, nesnenin özünde saklý güçten doðar. Her nesnenin özünde devindirici bir güç vardýr. Nesne kendini kendinin etkin öznesi deðildir. Bu güç, nesneye biçim de kazandýrýr.

Ýbn Sina metafiziði genelde Aristoteles metafiziði ile Yeni-Platonculuk ve Kelam'ýn bireþimidir. Konusu, ilkler ilki, tüm oluþlarýn, yaratýþlarýn, varlýk bütününün kaynaðý olan Tanrý'dýr. Tanrý, bütünlüðü nedeniyle nesnelerde, olay ve eylemlerde görünüþ alanýna çýkar. Varlýk vardýr, yok olamaz.

Varlýk üç bölüme ayrýlýr:

     1- Olanaklý varlýk, nesnelerle ilgili deðiþimin, oluþ ve bozulmanýn egemen olduðu varlýktýr. Bu varlýk ortamýnda görülen ne varsa belli bir süre içinde baþlar ve biter.
     2- Kendiliðinden olanaklý varlýk. Olanaklý olmasýna karþýn, ilk nedenle iliþkilerinden dolayý zorunluluk kazanýr. Tümellerin, yasalarýn bulunduðu evren. Gökkürelerin uslarý böyledir.
     3- Kendiliðinden zorunlu varlýk, ilk neden ya da Tanrý'dýr. Deðiþmez ve çoðalmaz. Çokluklar ondadýr. Tanrýsal zorunluluk illkesi tüm yaratýlanlarýn da temel ilkesidir.

Ýbn Sina'nýn benimsediði tanrýbilim dört ana konuyu içerir; Evren, ötedünya, ahiret, peygamberlik, Tanrý.
Evren yaratýlmýþtýr. Yaratýcý ve varedici Tanrý'dýr. O Kelamcýlar'ýn dediði gibi özgün yapýcý deðildir, zorunludur. Ýlk neden önsüz ve sonsuzdur. Evrenin yaratýlmasý, Tanrý'nýn daha önceden varoluþunu gerektirir. Evrenin bütününde yer alan gök katlarý tanrýsal evrenin varlýklarýdýr, bunlarýn özleri meleklerdir. Madde dünyasýnda oluþ ve bozulma vardýr. Onlarýn tanrýsal niteliði yoktur. Bu yaratma olayý da bir fýþkýrmadýr.

Ölüm, tinin gövdeden ayrýlmasýdýr. Gövdelerden ayrýlan tinlerin geldikleri kaynakta toplanmalarý insanda ötedünya kavramýný oluþturur. Ruh, tinsel bir tözdür, ölümsüzdür. Gövdeye egemendir. Ruh gövdeye girmeden önce etkin usta vardý. Ýnsana bireyselliðini kazandýran odur. Gövdenin yok olmasý, ruhun varlýðýný etkilemez. Dirilme tinseldir.

Ýnsanlarý yaratan Tanrý, onlara verdiði özgür istençle iyi ile kötüyü seçme olanaðý saðladý. Ýstenç özgürlüðü, usla utku arasýndaki çatýþmadan ve ilkinin üstünlüðünden doðar. Ýnsan elinden çýkan bütün baðýmsýz eylemler tanrýsal kayra ile gerçekleþir. Özgür istenç tüm insanlarda vardýr. Peygamberler de bu bakýmdan birer insandýr. Ancak, onlarda insanlarýn en yüceleri olan bilginlerde, bilgilerde olduðu gibi bir seziþ vardýr. Bu üstün seziþ gücü, kavrayýþ yeteneði peygamberlerin etkin us ile buluþmalarýný, gerçekleri kavramalarýný saðlar. Bu üstün güç ve kavrayýþ vahy adýný alýr. Üstün anlayýþ gücü taþýyan melekler, vahyi peygamberlere ulaþtýrýrlar.

Tanrý, özü gereði bilicidir. Kendi özünü bilmesi yaratmayý gerekli kýlar. Ýbn Sina Ýslam dinine ve Kuran'a dayanarak bilmeyi yaratma olarak niteler. Yaratma eylemi Tanrý'nýn kendi özüne karþý duyduðu sevgiden dolayýdýr. Tanrý tümelleri bilir. Tikellerle ilgili bilgisi de, tümel nedensellikleri bilmesindendir.

Madde ve biçimin iliþkileri üzerinde bilimleri iç bölümde ele alýrlar:

     1- Maddeden ayrýlmamýþ biçimlerin bilimi: Doða bilimleri ya da aþaðý bilimler.
     2- Maddesinden iyice ayrý biçimlerin bilimi: Metafizik, mantýk gibi yüksek bilimler.
     3- Maddesinden ancak zihinde ayrýlabilen, kimi yerde ayrý kimi yerde bir olan biçimlerin bilimi:
     Matematik, geometri, orta bilimler. Zihin bu biçimleri doðru olarak maddesinden soyutlar.

Felsefe ise, kuramsal ve pratik diye ikiye ayrýlýr. Kuramsal olan, bilmek yeteneðiyle elde edilen bilgileri kapsar. Doða felsefesi, matematik felsefesi ve metafizik gibi pratik felsefe, bilmek ve eylemde bulunmak üzere elde edilen bilgilere dayanýr.

Ýbn Sina, gerek Doðu gerekse Batý filozoflarýný etkiledi. Gazali, özellikle, ruh anlayýþýnda ondan etkilendi. Ýbn Sina'nýn deneyci yaný, Gazali'yi kuþkuculuk'a götürdü. Yapýtlarý 12.yy'da Latince'ye çevrildi, ünü yayýldý. Tanrýbilimci filozof Albertus Magnus, tin ve us ile güçleri konusunda Ýbn Sina'dan yararlandý.

BAÞLICA ESESRLERÝ :
el-Kanun fi't-Týb, (ö.s), 1593, ("Hekimlik Yasasý"); Kitabü'l-Necat, (ö.s), 1593, ("Kurtuluþ Kitabý"); Risale fi-Ýlmü'l-Ahlak, (ö.s), 1880, ("Ahlak Konusunda Kitapçýk"); Ýþarat ve'l-Tembihat, (ö.s), 1892, ("Belirtiler ve Uyarýlar"); Kitabü'þ-Þifa, (ö.s), 1927, ("Saðlýk Kitabý").

Yukar git