Haziran 25, 2019, 11:40:05
Haberler:

Yavrucuðum! Yaptýðýn iþ (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi aðýrlýðýnda bile olsa ve bu, bir kayanýn içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karþýna) getirir. Doðrusu Allah, en ince iþleri görüp bilmektedir ve her þeyden haberdardýr.  (Lokman -16)

Göktürkler

Balatan MiM, Ekim 12, 2009, 09:38:33 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM

Ekim 12, 2009, 09:38:33 S Last Edit: Kasm 29, 2010, 05:29:29 S by Fussilet
Göktürk Ýmparatorluðu



Kuruluþ Tarihi - 552
Yýkýlýþ Tarihi - 743
Kurucusu - Bumin Kaðan
Baþkenti - Ötüken
Dili - Göktürkçe
Devlet Baþkaný - Kaðan

         Türk Tarihîndeki Önemi: Türk sözünü ilk defa resmî devlet adý olarak kabul edenler Göktürklerdir. Böylece devleti ifade etmesi bakýmýndan siyasî bir anlamý olan Türk kelimesi bu sayede bütün bir milletin adý olmuþtur.

Göktürkler

Türk Tarihîndeki Önemi: Türk sözünü ilk defa resmî devlet adý olarak kabul edenler Göktürklerdir. Böylece devleti ifade etmesi bakýmýndan siyasî bir anlamý olan Türk kelimesi bu sayede bütün bir milletin adý olmuþtur.


Göktürk Menþe Efsaneleri ve Ergenekon Destaný’na Göre
Türklerin Tarih Sahnesine Çýkýþý

Göktürklerin “Kurttan Türeyiþ”lerine dair Çin kaynaklarýnda da geçen üç efsane vardýr. Aslýnda bu efsanelerin hemen hemen aynýsý M.Ö. 119′da Hunlar tarafýndan büyük bir yenilgiye uðratýlan Wu-sunlar için söylenir.

Efsaneye göre Hunlar bir taarruz neticesinde Wu-sun kralýný öldürmüþ, onun oðlu Kun-mo küçük olduðu için Hun hükümdarý ona kýyamamýþ ve çöle atýlmasýný emretmiþ. Küçük Kun-mo diþi bir kurt tarafýndan emzirilmiþ ve bu olayý uzaktan seyreden Hun hükümdarý, çocuðun kutsal biri olduðuna inanarak, büyüdüðünde onu Wu-sunlarýn kralý yapmýþ, içinden Göktürkleri de çýkaran, Çinlilerin Kao-çý (Yüksek Tekerlekli Arabalýlar) ve T’ieh-li (Tölös) dedikleri, Orhun nehrinden Volga kýyýlarýna kadar geniþ bir alana yayýlan bu güçlü Türk kavimler topluluðu için de “kurttan türeyiþ” efsanesi ayný motifi iþler. Çin’deki Toba sülalesi devri kaynaklarýnda efsane özetle þöyle anlatýlýr:

“Kao-çý kaðanýnýn çok akýllý iki kýzý varmýþ. Öyle iyi kalpli ve akýllýlarmýþ ki, babalarý onlarýn ancak tanrý ile evlenebileceklerini düþünerek, kýzlarýný bir tepeye götürmüþ. Ancak tepeye ne tanrý gelmiþ ne de onlarla evlenmiþ. Kýzlar burada beklerken ihtiyar bir erkek kurt tepede dolaþmaya baþlamýþ. Küçük kýz, kardeþine bu kurdun tanrýnýn kendisi olduðunu söyleyerek tepeden inmiþ ve kurtla evlenmiþ. Bu suretle Kao-çý halký bu kýz ve kurttan türemiþ.”.

Bu efsanelerin tekamül etmiþ þekli, tarihî realiteye de uygun olarak, Göktürk menþe efsanelerinde ve Ergenekon Destaný’nda görülür. M.S.570′te ortaya çýkan Çin’deki Sui Sülâlesi devrinde Göktürklerle yakýn münasebet kuran Çinliler, Türklerden öðrendikleri efsaneyi tarih yýllýklarýnda not etmiþlerdir. Efsane þöyledir:

“… (Göktürklerin) ilk atalarý Hsi-Hai, yani Batý Denizi’nin kýyýlarýnda oturuyorlardý. Lin adlý bir memleket tarafýndan, onlarýn kadýnlarý, erkekleri, büyüklü-küçüklü hepsi birden yok edilmiþlerdi. Yalnýzca bir çocuða acýmýþlar ve onu öldürmekten vazgeçmiþlerdi. Bununla beraber onun da kol ve bacaklarýný kendisini Büyük Bataklýðýn içindeki otlar arasýna atmýþlardý. Bu sýrada diþi bir kurt peyda olmuþ ve ona her gün et ve yiyecek getirmiþti. Çocuk da bunlarý yemek suretiyle kendine gelmiþ ve ölmemiþti. (az zaman sonra) çocukla kurt, karý koca hayatý yaþamaya baþlamýþlar ve kurt da çocuktan gebe kalmýþtý. (Türklerin eski düþmaný Lin devleti, çocuðun hâlâ yaþadýðýný duyunca) hemen kendi adamlarýný göndererek, hem çocuðu hem de kurdu öldürmelerini emretmiþti. Askerler kurdu öldürmek için geldikleri zaman, kurt onlarýn geliþinden daha önce haberdar olmuþ ve kaçmýþtý. Çünkü kurdun kutsal ruhlarla ilgisi vardý. Buradan kaçan kurt, Batý Denizi’nin doðusundaki bir daða gitmiþti. Bu dað, Kao-ch’ang (Turfan)’ýn kuzey-batýsýnda bulunuyordu. Bu daðýn altýnda da çok derin bir maðara vardý. (Kurt) hemen bu maðaranýn içine girmiþti. Bu maðaranýn ortasýnda büyük bir ova vardý. Bu ova, baþtan baþa ot ve çayýrlýklarla kaplý idi. Ovanýn çevresi de 200 milden fazla idi.


Kurt, burada on tane erkek çocuk doðurdu. (Göktürk Devleti’ni kuran) A-þi-na ailesi, bu çocuklardan birinin soyundan geliyordu.”


Efsanede Türklerin yaþadýðý ve göç ettiði yer olarak gösterilen Batý denizi, kimi tarihçilere göre Turfan’ýn kuzey batýsýnda yer alan Balkaþ gölü veya Aral, hatta Hazar iken kimi tarihçilere göre de Isýk göldür. Isýk göl ve civarý, Kýrgýzlarýn millî destan kahramaný olan Manas’ýn da yaþadýðý bir bölgedir. Ancak burada önemli olan menþe efsanesinin, Göktürklerin “Ergenekon Destaný”nýn ilk þekli olmasýdýr. Bütün Türk boylarýnda derin izler býrakan bu destan, içinde tarihî olaylarý barýndýrmasý bakýmýndan da dikkate deðerdir. Destan özetle þöyledir:


“Türk illerinde Göktürk oku ötmeyen, Göktürk kolu yetmeyen bir yer yoktu. Bütün kavimler birleþerek Göktürklerden öç almaya yürüdüler. Türkler çadýrlarýný, sürülerinin bir yere topladýlar. Çevresine hendek kazdýlar, beklediler. Düþman geldi. Vuruþ baþladý. On gün vuruþtular, Göktürkler üstün geldi.” Düþman, Türkleri er meydanýnda yenemeyeceklerini anladýðýndan hileye baþvurur ve Göktürkleri gafil avlayýp, çadýrlarýný basar. Büyük bir katliam gerçekleþir. Ýl Han’ýn küçük oðlu Kayan (Kýyan) ve yeðeni Tukuz (Negüz) kadýnlarýyla birlikte düþmanýn elinden kaçar ve onlarýn bulamayacaðý bir yere “Ergenekon” a (Sarp Dað Beli) gelirler. Burasý geçit vermez, sarp daðlarla çevrili orta yeri düz, verimli bir ovadýr. Burada bir müddet sonra nüfuslarý gittikçe çoðaldýðýnda, birbirine akraba, ayrý ayrý “oba”lar oluþturdular. Nihayet dört yüz yýl sonra kendileri ve sürüleri Ergenekon’a sýðamaz oldu. Kurultay toplayýp, Ergenekon’dan çýkma kararýna vardýlar. Çýkýþ için tek bir geçit vardý fakat burasý da demirdendi. Bir demirci ustasýnýn fikriyle demir dað büyük bir ateþ yakýlýp, devasa körüklerle harlandýrýlarak eritildi. Nihayet, Börteçene (Bozkurt) adlý bir baþbuðun liderliðinde, Türkler Ergenekon’dan çýkýp bütün dünyaya yayýldýlar.

Özetlenen bu destan, Ýlhanlý tarihçisi Reþideddin tarafýndan nakledilirken, araya Moðollar da serpiþtirilerek, büyük ölçüde tahrif edilmiþtir. Ancak destanda geçen motifler ve çaðrýþtýrdýklarý olaylar, destanýn Göktürklere ait menþe efsanelerinin tekamül etmiþ hâli olduðunu açýkça göstermektedir. Nitekim Börteçene, Göktürklerin soylarýný dayandýrdýklarý Asena gibi mübarek ve yol gösteren bir kurttur. Hun birliði daðýldýktan sonra, destanýn giriþinde belirtildiði gibi, Türkler Altay daðlarý civarýna çekilmiþler ve bir müddet Juan-Juanlar’ýn hâkimiyeti altýnda yaþamýþlardýr. Demircilikte ileri giden Göktürkler, Juan-Juan hükümdarýnýn “Sizler demircilikle uðraþan kölelerimsiniz” diye aþaðýlanmalarýný hazmedemeyerek, onlara savaþ açmýþlar ve yaklaþýk dört yüz yýl süren suskunluktan sonra, 545 yýlýnda büyük bir zafer kazanarak istiklâllerinin temelini atmýþlardýr. Reþideddin’in de Camiü’t-Tevarih’te yazdýðý üzere, Ergenekon’dan çýkýþ, bir bayram olarak kutlanmýþ, önce Türk kaðaný, ardýndan beyler, bir parça demiri ateþe salýp kýzdýrdýktan sonra, örs üstünde çekiçleyerek, Ergenekon’u Türk an’anesinde canlý tutmuþlardýr.


Göktürk hükümdarlýk ailesi Aþýna soyundan gelmekteydi. Yukarýda ifade ettiðimiz efsanelere göre Aþýna soyu diþi bir kurttan türemiþti ve bu inanýþ sebebiyle de Göktürk Devleti alâmeti, altýndan kurt baþlý sancak olmuþtur. Ergenekon efsanesi, Hun devletinin yýkýlmasýndan sonra, Türklerin yaþadýðý zorluklarý anlatmaktadýr. Dolayýsýyla, tarihen yaþanmýþ olaylar, Göktürklerin, Hun devletinin bir devamý olarak ortaya çýktýklarýnýn bir delilidir. Nitekim devlet yapýlanmasýnýn Hunlarla ayný olmasý da bu fikri kuvvetlendirir.



BÝRÝNCÝ GÖKTÜRK KAÐANLIÐI
Göktürkler’in tarih sahnesine çýktýklarý sýralarda Orta Asya Moðol asýllý Juan-Juanlarýn hâkimiyetinde idi. Göktürkler de Altay daðlarý civarýnda, önemli bir siyasî güç hâlinde onlara baðlý olarak yaþýyorlardý. Bu esnada geleneksel sanatlarý demircilikle uðraþan Göktürkler, Juan Juanlarýn silâhlarýný imal etmekteydiler.

Göktürkler, daha 534 yýllarýnda Çin ile diplomatik iliþkiler kuracak güce eriþmiþlerdi. Bu sýralarda baþlarýnda Bumýn bulunuyordu. Bumýn, bir Türk boyu olan Töleslerin isyanýný bastýrmasý karþýlýðýnda Juan Juan Kaðan’ýnýn kýzý ile evlenmek istedi. Ancak bu isteðinin kabaca geri çevrilmesi üzerine Bumýn, üst üste vurduðu darbelerle onlarýn bütün topraklarýný ele geçirmiþ ve kaðanlarýný da öldürmüþtür. 552 yýlýnda meydana gelen bu olayla Göktürk devleti de kurulmuþ oluyordu. Ýl-Kaðan ûnvanýný alan Bumýn, devletinin merkezî olarak da, Büyük Hun devletinin merkezinin bulunduðu Ötügen’i (Orhun ýrmaðýnýn hemen batýsý) seçti.

Türk devlet geleneðine göre devlet doðu ve batý olmak üzere iki kanat hâlinde teþkilâtlanmaktaydý. Devletin batý kanadý doðunun yüksek hâkimiyetini tanýmak durumundaydý.

Bumýn doðuda kaðan olduðu zaman, küçük kardeþi Ýstemi de Yabgu unvanýyla devletin batý kanadýnýn baþýna geçti. (552-576). Bumýn Kaðan’ýn devleti kurduðu yýl içerisinde ölmesi üzerine yerine oðlu Ko-lo (Kara) kaðan olmuþtur. Ancak O’nun da erken ölümü ile kýsa süren kaðanlýðýnýn ardýndan, Bumýn’ ýn diðer oðlu Mukan Kaðan’ý (553-572), devletin doðu kanadýnýn baþýnda görüyoruz. Onun zamanýnda Ýstemi Yabgu batý kanadýný yönetmeye devam etmiþtir. Mukan Kaðan, devleti daha da güçlendirerek, hâkimiyetini geniþletmiþ ve Çin üzerinde baský kurmuþtur.

Devletin batý kanadýný idare eden Ýstemi Yabgu, kýsa zamanda, Altaylarýn batýsýný Isýk göl ve Tanrý daðlarýna kadar hâkimiyeti altýna aldý. batýdaki faaliyetleri sonucunda, Orta Çað’ýn en büyük iki devleti Sasani ve Bizans imparatorluklarý ile iliþkiler kuruldu. Ýpek Yolu’nu ellerinde tutan Akhun (Aftalit) devleti, Sasanilerle iþ birliði yapýlarak ortadan kaldýrýldý . Topraklarý Ceyhun nehri (Amuderya) sýnýr olmak üzere iki devlet arasýnda paylaþýldý (557). Böylece Göktürkler egemenliklerini Kuzey Hindistan’daki Keþmir bölgesine kadar uzatacaklardýr.

Göktürkler’le Sasaniler’in arasý Ýpek Yolu meselesinden dolayý bozuldu. Sasanilere karþý Bizans ile iþ birliðine yönelen Ýstemi, Ýstanbul’a bir elçilik heyeti gönderdi.

Ýmparator II. Justinos tarafýndan kabul edilen bu heyet, ayný zamanda Orta Asya’dan Doðu Roma’ya giden ilk resmî heyetti (568). Bizans da ipek ticaretinde Sasaniler’in aracýlýðýndan memnun deðildi. Bu sebeple Göktürklere karþý bir elçilik heyeti göndererek iki devlet arasýnda ittifak yapýldý (571). Bu ittifak neticesinde 571 yýlýnda 19 yýl sürecek olan Sasani-Bizans savaþlarý baþlamýþtýr. Bu savaþlar her iki devleti de sarsmýþ ve Ýslâmiyet’in Ýran’da yayýlýp yerleþmesinde büyük rol oynamýþtýr. Dünya tarihinde çok önemli geliþmelere yol açan bu duruma, Ýstemi’nin batý siyasetinin katkýsý büyüktür.

Mukan Kaðan’ýn 572 yýlýnda ölmesi üzerine Göktürk tahtýna kardeþi Ta-po geçti. Aðabeyinden saðlam bir devlet düzeni devralan Ta-po, daha çok kültür meseleleri ile uðraþmýþtýr. O’nun zamanýnda, Çin edebiyat ve fikir eserleri Türkçeye tercüme edilmiþtir. Ta-po devri Göktürk kaðanlýðýnýn en parlak devri olmakla birlikte çöküþün de baþladýðý devirdir. O kaðanlýðýn kendi idaresinde bulunan doðu kanadýný ikiye ayýrarak doðu tarafýndaki kýsma kardeþi Ko-lo’nun oðlu Ýþbara’yý, batýdaki kýsma küçük kardeþi Jo-tan’ý tayin etti. Ayrýca Türk töresi ile çeliþen Budizm’i benimsemiþ olmasý hata olarak kabul edilmektedir. Çünkü büyük sürülere sahip olan atlý ve savaþçý Türklerle, et yemeyen, hayvanlarý bile öldürmeyen Budistler’in temel inançlarýnýn uyuþmasýnýn hiç imkâný yoktu.

Göktürk Kaðanlýðýnýn doðu kanadýnda bu zayýflama belirtilerinin görüldüðü bir sýrada batý kanadýnýn baþýnda bulunan Ýstemi Yabgu öldü (576).

Ýstemi’nin yerine kaðanlýðýn batý kanadýnýn baþýna oðlu Tardu geçti (576- 603). Kaðanlýðýn doðu kanadýnda ise Tapo Kaðan’ýn 581 yýlýnda ölmesi üzerine yerine kardeþinin oðlu Ýþbara kaðan oldu.
Ýþbara’nýn kaðanlýðý devrinde, batý kanadýnda görev yapan Tardu, ihtirasý yüzünden doðunun üstünlüðünü tanýmamasý üzerine devlet 582 yýlýnda resmen ikiye ayrýlmýþ oldu.

   

DOÐU GÖKTÜRK KAÐANLIÐI
Ýþbara’nýn kaðanlýðý zamanýnda Çin’in Doðu Göktürk Devleti üzerinde baskýsýný artýrdýðýný görüyoruz. Onun 587 yýlýnda ölümünden sonra, baþa geçen kaðanlar zamanýnda bu baský ve Çin’e has entrikalar artarak devam etmiþtir. Devlet Þi-pi Kaðan devrinde (609-619) toparlanýr gibi olmuþ ise de, onun ölümü ile Çin tehdidi kendini tekrar göstermiþtir. Nihayet Kie-li, kaðanlýðý zamanýnda, 630 yýlýnda yapýlan bir savaþta yenildi ve yakalanarak Çin’e gönderildi . Bu tarih, Doðu Göktürkleri’nin istiklalinin de sonu kabul edilir.

630 yýlýnda baþlayan Çin hâkimiyeti yarým yüzyýl sürdü. Bu süre içerisinde Çin’e karþý birçok ayaklanma gerçekleþmesine raðmen, bunlarýn hepsi Çinliler tarafýndan kanlý bir þekilde bastýrýlmýþtýr. Bunlar içerisinde en dikkat çekeni, Kürþad isimli bir Türk prensinin 39 arkadaþý ile kalkýþtýðý ayaklanmadýr. Bu ayaklanma hepsinin kahramanca ölümü ile sonuçlanmýþtýr. Ancak bu tür hareketler, Türklerin hürriyet ve istiklâl arzularýný sürekli canlý tutmuþtur.


BATI GÖKTÜRK KAÐANLIÐI
582 yýlýnda ikiye ayrýlan bu iki Göktürk kanadý, hâkimiyet mücadelesi yüzünden birbirlerinin düþmaný hâline gelmiþlerdi. Batý Göktürkleri’nin baþýnda bulunan Ýstemi Yabgu’nun oðlu Tardu, bir yandan doðuya üstünlüðünü kabul ettirmek için uðraþýrken, bir yandan da batýda yeni fetihlere giriþmiþti. Bu faaliyetleri neticesinde Maverâünnehir ve Harezm bölgesi yanýnda Ötügen, Kuzeybatý Moðolistan ve Kaþgar’a kadar hâkimiyetini geniþletti. Ancak Tardu, Göktürk birliðini saðlamak için çok þiddetli davranýyordu. 601 yýlýnda Çin baþkenti yakýnlarýnda yapýlan savaþtan sonuç alýnamamasý pek çok Türk ve yabancý kavimlerin isyanýna sebep oldu. Tardu, bu isyancýlar ile baþ edemeyerek 603 yýlýnda tarih sahnesinden çekildi. Tardu’dan sonra Batý Göktürkleri’nde iç karýþýklýklar uzun yýllar devam etti. Bir ara Tardu’nun torunu olan Tong-Yabgu zamanýnda (619 -630) devlet nizamý saðlanmýþ ise de 630 yýlýnda bir mücadelede ölmesi, Batý Göktürklerinin sonunu hazýrlamýþtýr. 630 yýlý Göktürk tarihî için kara bir yýl olmuþ, her iki Göktürk devleti de ayný yýl içerisinde Çin’e baðlanmýþtýr.


ÝKÝNCÝ GÖKTÜRK KAÐANLIÐI
630 yýlýnda baþlayan 50 yýllýk esaret döneminde Çin, Türk kavimlerini durmadan yerinden oynatýr, parçalar ve böler. Yapýlan ayaklanmalar da çok kanlý bir þekilde bastýrýlýr. Ancak bu baský ve þiddet dönemi Türklerin millî benliklerini yok edemez. Aksine Türklerdeki millî þuuru daha da perçinler. Türklerin bu devirde içine düþtükleri hüzün ve kederin, acýklý ve ibret dolu ifadelerini Orhun Kitabeleri’nde görmek mümkündür.

II. Göktürk Kaðanlýðý, baský ve zulüm devirleri ardýndan 681 yýlýnda Göktürk hanedan soyu Aþýna’dan gelen Kutlug tarafýndan kuruldu. Kutlug, az zamanda akýl hocasý Tonyukuk ile kaðanlýðý, Ötügen baþkent olmak üzere yeniden teþkilâtlandýrmýþtýr. Bu sebeple Kutlug Kaðan’a Ýl’i=devleti derleyip toplayan manasýna Ýlteriþ ûnvaný verildi. Ordu ve diplomasi iþlerini Bilge Tonyukuk’a býrakan Ýlteriþ Kaðan, kardeþi Kapagan’ý da þat tayin etti. Devlet kurulduktan sonra, elli yýllýk esaret hayatýnýn acýsýný çýkarmak ve Türklerin kýrýlan gururlarýný tamir etmek için Çin’e karþý sayýsýz akýnlar yapýldý. Hatta bu akýnlarýn birinde 23 Çin þehrinin tahrip edildiði ve Okyanus’a kadar ulaþýldýðýndan bahsedilmektedir. Orhun Kitabeleri’nde Ýlteriþ Kaðan’ýn en büyük destek ve yardýmcýlarýndan birinin eþi Ýlbilge Hatun olduðu belirtilmektedir.


Ýlteriþ Kaðan 692 yýlýnda öldüðü zaman Göktürk Devleti eski haþmet ve gücüne eriþmiþ bulunuyordu. Yerine biri 8 yaþýnda Bilge, diðeri 7 yaþýnda olan Kül Tigin adlý oðullarýnýn yaþlarýnýn küçüklüðü sebebiyle, kardeþi Kapagan, kaðan oldu (692-716).


Kapagan Kaðan devri, fetihlerin devam ettiði ve Türk birliðinin kurulduðu bir devir olmuþtur. Kapagan, bu birliði gerçekleþtirmek için gerektiðinde çok þiddetli davranmýþtýr. Bu sebeple Kýrgýzlar, Türgiþler ve Basmýllar itaat altýna alýnmýþ, Karluklar ve Oðuzlar cezalandýrýlmýþtý. Ayrýca onun zamanýnda tarým reformu ve tohum ýslahý gibi hareketlere de giriþilmiþti. Bu amaçla geliþmiþ Çin tarýmýnýn tekniklerinin uygulanmasý için Çin ile savaþýlmýþtýr.


Kapaðan Kaðan 716 yýlýnda öldüðü zaman þiddet politikasýnýn bir neticesi olarak devlet içerisinde büyük karýþýklýklar baþ gösterdi. Yerine geçen oðlu Ýnal bu meselelerle baþ edecek kabiliyette olmadýðý için idareyi Ýlteriþ’in oðullarý Bilge ve Kül Tigin almak zorunda kaldýlar.


Her ikisi de amcalarý Kapagan’ýn kaðanlýðý zamanýnda önemli devlet görevlerinde bulunmuþlar ve baþarý göstermiþlerdi. Bilge, þat ûnvaný ile devletin Batý ( Sol) kanadýnýn baþýnda bulunmuþtu. 716 yýlýnda Bilge, Kaðan olunca küçük kardeþi Kül Tigin, aðabeyinin yerine devletin batý kanadýnýn baþýna geçti. Kül Tigin ayný zamanda ordunun düzenlenmesi iþini de üzerine almýþtý. Babalarýnýn baþveziri olan Bilge Tonyukuk tecrübeli bir devlet adamý kimliði ile ayný görevine devam etti.


Eski Türk devlet anlayýþýna göre iyi bir kaðanýn baþlýca iki özelliði olmalýydý: Bilgelik ve alplik. Bu iki kardeþten Bilge Kaðan, bilgelikle; Kül Tigin ise alpliði, cesareti ile þöhret kazanmýþtýr.


Bilge Kaðan zamanýnda devlet, eski güç ve itibarýna kavuþtu. Çin ile ittifak hâlinde olan güçlü Moðol kabileleri ve Basmýllarýn oluþturduðu tehdit ortadan kaldýrýldý . Böylece doðuda ve batýda kaðanlýk sýnýrlarý doðal sýnýrlarýna kavuþmuþ oldu. Bilge Kaðan devri (716-734), Ýkinci Göktürk Devleti’nin en parlak devri olmuþtur. Bu baþarýlar, üç Göktürk büyüðünün; Tonyukuk, Bilge ve Kül Tigin’in azim, gayreti ve hepsinden önemlisi uyumlu çalýþmalarý ile elde edilmiþti .


Önce Tonyukuk’un 725, sonra Kül Tigin’in 731 yýlýnda ölümü üzerine, iki büyük yardýmcýsýný kaybeden Bilge Kaðan da 734 yýlýnda öldü. Bu üç Türk büyüðü adýna ayrý ayrý dikilen kitabeler, bu çaðýn ölmez hatýralarýdýr.


Göktürk Kitabeleri’nde de söylendiði gibi, küçükler, büyükler gibi yaratýlmadýðý için, Bilge Kaðan’dan sonra gelen Türk devlet adamlarý da bilgisiz ve kötü olmuþlardý. Ayrýca Dokuz Oðuzlar yani Uygurlar, Karluklar ve Basmýllar gibi Türk kavimleri de güçlenmiþlerdi. Ýþte 743 yýlýnda bu üç Türk kavminin, Basmýl Türklerinin baþkanlýðýnda toplanýp, Göktürk Devleti’ni yýkmalarýyla Göktürk devri de sona ermiþtir.


Baþlangýçta yalnýzca akýn ve savaþlar için kurulmuþ gibi görünen Göktürk Kaðanlýðý, artýk VIII. yüzyýlda, bir kültür devleti olma yoluna girmiþti. Ayrýca Türkçe konuþan ve kendilerini birbirine yakýn hisseden bütün Orta Asya halklarýný bir araya getirmiþti .


Göktürklerin kurup geliþtirdiði yüksek devlet anlayýþý Orta Asya Türk boylarýnýn kolay kolay hafýzalarýndan çýkmamýþtýr. Ýþte bu açýdan 744′te kurulan Uygur devleti Göktürklerin bir devamý gibidir.

bardak

Eklemek istediðim bi kaç þey daha var abim müsadenizde...

Daðýnýk halde yaþayan Türk boylarýný bir araya getirerek Türk siyasi birliðini kurmuþlardýr...

Çinlilerin böl- parçala-yönet taktiðiyle yýkýlmýþlar..Zaten bu Çinliler prenseslerini Türk hükumdarlarla evlendirdikleri için iþleri çok kolaylaþýyormuþ....

(( Kpss saolasun iþte :D))

Fussilet

içimdeki tüm putlarý kýrdým ve sana yöneldim Rabbim...
Bu geliþimi kabul et, beni benden al, beni sana baðýþla...
-Fussilet-
_____________________________________________
Bugün gam tekkegahýnda feda bir canýmýz vardýr
Gönül abdal-ý aþk olmuþ gelin kurbanýmýz vardýr
Çimende bülbülü gördüm yaman efgan ile söyler
Dili kahhar ile her dem gül-i handanýmýz vardýr


Urfalý Abdi


Oruç nedir?, Orucu Bozan Haller ,  Ramazan Orucu...

Yukar git