Haziran 17, 2019, 08:46:48
Haberler:

Onlar þöyle cevap verirler: Evet, doðrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmiþti; fakat biz (onu) yalan saymýþ ve: Allah'ýn bir þey gönderdiði yok; siz olsa olsa büyük bir sapýklýk içindesiniz! demiþtik. (Mulk -9)

CÝHAD AYETLERÝ

Balatan Þehadete Vurgunum, Ekim 05, 2009, 01:53:54 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Þehadete Vurgunum

CÝHAD AYETLERÝ

Þüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; iþte onlar, Allah'ýn rahmetini umabilirler. Allah baðýþlayandýr, esirgeyendir.
(2-BAKARA/218)

Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayýrdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayýrdetmeden cennete gireceðinizi mi sandýnýz?
(3-AL-Ý ÝMRAN/142)

Mü'minlerden, özür olmaksýzýn oturanlar ile, Allah yolunda mallarýyla ve canlarýyla cihad edenler eþit deðildir. Allah, mallarýyla ve canlarýyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kýlmýþtýr. Tümüne güzelliði (cenneti) va'detmiþtir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kýlmýþtýr.
(4-NÝSA/95)

Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakýnýn ve (sizi) O'na (yaklaþtýracak) vesile arayýn; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluþa erersiniz.
(5-MAÝDE/35)

Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onlarý sevdiði, onlarýn da kendisine sevdiði mü'minlere karþý alçak gönüllü, kafirlere karþý ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kýnayýcýnýn kýnamasýndan korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ýn bir fazlýdýr, onu dilediðine verir. Allah (rahmetiyle) geniþ olandýr, bilendir.
(5-MAÝDE/54)

Gerçek þu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarýyla ve canlarýyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barýndýranlar ve yardým edenler, iþte birbirlerinin velisi olanlar bunlardýr. Ýman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç bir þeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardým isterlerse, yardým üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasýnda anlaþma bulunan bir topluluðun aleyhinde deðil. Allah, yaptýklarýnýzý görendir.
(8-ENFAL/72)

Ýman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barýndýranlar ve yardým edenler, iþte gerçek mü'min olanlar bunlardýr. Onlar için bir baðýþlanma ve üstün bir rýzýk vardýr.
(8-ENFAL/74)

Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, iþte onlar sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah'ýn Kitabýna göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir. Doðrusu Allah her þeyi bilendir.
(8-ENFAL/75)

Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden baþka sýr-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çýkarmadan' býrakýlývereceðinizi mi sandýnýz? Allah yaptýklarýnýzdan haberdardýr.
(9-TEVBE/16)

Hacýlara su daðýtmayý ve Mescid-i Haram'ý onarmayý, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptýklarý) gibi mi saydýnýz? (Bunlar) Allah katýnda bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluða hidayet vermez.
(9-TEVBE/19)

Ýman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarýyla ve canlarýyla cihad edenlerin Allah katýnda büyük dereceleri vardýr. Ýþte 'kurtuluþa ve mutluluða' erenler bunlardýr.
(9-TEVBE/20)

De ki: "Eðer babalarýnýz, çocuklarýnýz, kardeþleriniz, eþleriniz, aþiretiniz, kazandýðýnýz mallar, az kâr getireceðinden korktuðunuz ticaret ve hoþunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artýk Allah'ýn emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasýklar topluluðuna hidayet vermez.
(9-TEVBE/24)
Hafif ve aðýr savaþa kuþanýp çýkýn ve Allah yolunda mallarýnýzla ve canlarýnýzla cihad edin. Eðer bilirseniz, bu sizin için daha hayýrlýdýr.
(9-TEVBE/41)

Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarýyla ve canlarýyla cihad etmekten (kaçýnmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir.
(9-TEVBE/44)

Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafýklarla cihad et ve onlara karþý sert ve caydýrýcý davran. Onlarýn barýnma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktýr o!..
(9-TEVBE/73)

Allah'ýn elçisine muhalif olarak (savaþtan) geri kalanlar oturup-kalmalarýna sevindiler ve Allah yolunda mallarýyla ve canlarýyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sýcakta (savaþa) çýkmayýn" dediler. De ki: "Cehennem ateþinin sýcaklýðý daha þiddetlidir." Bir kavrayýp-anlasalardý.
(9-TEVBE/81)

"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çýkýn" diye bir sûre indirildiði zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi býrakýver, oturanlarla birlikte olalým" dediler.
(9-TEVBE/86)

Ama Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarýyla ve canlarýyla cihad ettiler; iþte bütün hayýrlar onlarýndýr ve kurtuluþa erenler onlardýr.
(9-TEVBE/88)

Sonra gerçekten Rabbin, iþkenceye uðratýldýktan sonra hicret edenlerin, ardýndan cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Þüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten baðýþlayandýr, esirgeyendir.
(16-NAHL/110)

Allah adýna gerektiði gibi cihad edin. O, sizleri seçmiþ ve din konusunda size bir güçlük yüklememiþtir, atanýz Ýbrahim'in dini(nde olduðu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize þahid olsun, siz de insanlar üzerine þahidler olasýnýz diye. Artýk dosdoðru namazý kýlýn, zekatý verin ve Allah'a sarýlýn, sizin Mevlanýz O'dur. Ýþte, ne güzel mevla ve ne güzel yardýmcý.
(22-HAC/78)

Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.
(25-FURKAN/52)

Kim cihad ederse, yalnýzca kendi nefsi için cihad etmiþ olur. Þüphesiz Allah, alemlerden müstaðnidir.
(29-ANKEBUT/6)

Bizim uðrumuzda cihad edenlere, þüphesiz yollarýmýzý gösteririz. Gerçeten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
(29-ANKEBUT/69)

Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiç bir kuþkuya kapýlmadan Allah yolunda mallarýyla ve canlarýyla cihad ettiler. Ýþte onlar, sadýk (doðru) olanlarýn ta kendileridir.
(49-HUCURAT/15)

Ey iman edenler, benim de düþmaným, sizin de düþmanýnýz olanlarý veliler edinmeyin. Siz onlara karþý sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkâr etmiþler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanýzdan dolayý elçiyi de, sizi de (yurtlarýnýzdan) sürüp-çýkarmýþlardýr. Eðer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rýzamý aramak amacýyla çýkmýþsanýz (nasýl) onlara karþý hâlâ sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açýða vurduklarýnýzý bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artýk o, elbette yolun ortasýndan þaþýrýp-sapmýþ olur.
(60-MÜMTEHÝNE/1)
Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarýnýzla ve canlarýnýzla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayýrlýdýr; eðer bilirseniz.
(61-SAFF/11)

Ey Peygamber, kafirlere ve münafýklara karþý cihad et ve onlara karþý 'sert ve caydýrýcý' davran. Onlarýn barýnma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüþ yeridir o.
(66-TAHRÝM/9)

Yüzlerinizi doðuya ve batýya çevirmeniz iyilik deðildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine raðmen, onu yakýnlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmýþa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazý dosdoðru kýlan, zekatý veren ve ahidleþtiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalýkta ve savaþýn kýzýþtýðý zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranýþlarýdýr). Ýþte bunlar, doðru olanlardýr ve müttaki olanlar da bunlardýr.
(2-BAKARA/177)

Sizinle savaþanlara karþý Allah yolunda savaþýn, (ancak) aþýrý gitmeyin. Elbette Allah aþýrý gidenleri sevmez.
(2-BAKARA/190)

Onlarý, bulduðunuz yerde öldürün ve sizi çýkardýklarý yerden siz de onlarý çýkarýn. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karþý savaþýncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanýnda onlarla savaþmayýn. Sizinle savaþýrlarsa siz de onlarla savaþýn. Kafirlerin cezasý iþte böyledir.
(2-BAKARA/191)

Onlar, (savaþa) son verirlerse (siz de son verin); þüphesiz Allah, baðýþlayandýr esirgeyendir.
(2-BAKARA/192)

(Yeryüzünde) Fitne kalmayýncaya ve din (yalnýz) Allah'ýn oluncaya kadar onlarla savaþýn. Eðer vazgeçerlerse, artýk zulüm yapanlardan baþkasýna karþý düþmanlýk yoktur.
(2-BAKARA/193)

Savaþ, hoþunuza gitmediði halde üzerinize yazýldý (farz kýlýndý). Olur ki hoþunuza gitmeyen bir þey, sizin için hayýrlýdýr ve olur ki, sevdiðiniz þey de sizin için bir þerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
(2-BAKARA/216)

Sana haram olan ayý, onda savaþmayý sorarlar. De ki: "Onda savaþmak büyük (bir günahtýr). Ancak Allah katýnda, Allah'ýn yolundan alýkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkýný oradan çýkarmak daha büyük (bir günahtýr). Fitne, katilden beterdir. Eðer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaþmayý sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artýk onlarýn bütün iþledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boþa çýkmýþtýr ve onlar ateþin halkýdýr, onda süresiz kalacaklardýr.
(2-BAKARA/217)

Allah yolunda savaþýn ve bilin ki, þüphesiz Allah iþitendir, bilendir.
(2-BAKARA/244)

Musa'dan sonra Ýsrailoðullarýnýn önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaþalým" demiþlerdi, O: "Ya üzerinize savaþ yazýldýðý halde savaþmayacak olursanýz?" demiþti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaþmayalým? Ki biz yurdumuzdan çýkarýldýk ve çocuklarýmýzdan (uzaklaþtýrýldýk.)" demiþlerdi. Ama onlara savaþ yazýldýðý (öngörüldüðü) zaman, az bir kýsmý hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.
(2-BAKARA/246)

Onlar, Calut ve ordusuna karþý meydana (savaþa) çýktýklarýnda, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabýr yaðdýr, adýmlarýmýzý sabit kýl (kaydýrma) ve kâfirler topluluðuna karþý bize yardým et."
(2-BAKARA/250)

Þayet böyle yapmazsanýz, Allah'a ve Resulüne karþý savaþ açtýðýnýzý bilin. Eðer tevbe ederseniz, artýk sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiþ olursunuz, ne zulme uðratýlmýþ olursunuz.
(2-BAKARA/279)

Onlar size ezadan baþka kesinlikle bir zarar veremezler. Eðer sizinle savaþýrlarsa size arkalarýný dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardým da edilmez.
(3-AL-Ý ÝMRAN/111)

Hani sen, mü'minleri savaþmak için elveriþli yerlere yerleþtirmek için evinden erkenden ayrýlmýþtýn. Allah iþitendir, bilendir.
(3-AL-Ý ÝMRAN/121)

Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaþa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayý ne gevþeklik gösterdiler, ne boyun eðdiler. Allah, sabredenleri sever.
(3-AL-Ý ÝMRAN/146)

Ey iman edenler, inkâr edenler ile yeryüzünde gezip dolaþýrken veya savaþta bulunduklarý sýrada (ölen) kardeþleri için: "Yanýmýzda olsalardý, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayýn. Allah, bunu onlarýn kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kýldý. Dirilten ve öldüren Allah'týr. Allah, yaptýklarýnýzý görendir.
(3-AL-Ý ÝMRAN/156)

Münafýklýk yapanlarý da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ýn yolunda savaþýn ya da savunma yapýn" denildiðinde, "Biz savaþmayý bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakýndýlar. Kalplerinde olmayaný aðýzlarýyla söylüyorlardý. Allah, onlarýn gizli tuttuklarýný daha iyi bilir.
(3-AL-Ý ÝMRAN/167)

Ey iman edenler, (düþmanlarýnýza karþý) tedbirinizi alýn da savaþa bölük bölük çýkýn ya da topluca çýkýn.
(4-NÝSA/71)

Öyleyse, dünya hayatýna karþýlýk ahireti satýn alanlar, Allah yolunda savaþsýnlar; kim Allah yolunda savaþýrken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceðiz.
(4-NÝSA/74)

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halký zalim olan bu ülkeden çýkar, bize katýndan bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katýndan bir yardým eden yolla" diyen erkekler, kadýnlar ve çocuklardan zayýf býrakýlmýþlar adýna savaþmýyorsunuz?
(4-NÝSA/75)

Ýman edenler Allah yolunda savaþýrlar; inkar edenler ise taðut yolunda savaþýrlar öyleyse þeytanýn dostlarýyla savaþýn. Hiç þüphesiz, þeytanýn hileli-düzeni pek zayýftýr.
(4-NÝSA/76)

Kendilerine; "Elinizi (savaþtan) çekin, namazý kýlýn, zekatý verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaþ üzerlerine yazýldýðýnda, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da þiddetli bir korkuyla- korkuya kapýlýyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaþý üzerimize yazdýn, bizi yakýn bir zamana ertelemeli deðil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanýn metaý azdýr, ahiret, ise muttakiler için daha hayýrlýdýr ve siz 'bir hurma çekirdeðindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksýzlýða uðratýlmayacaksÝnýz."
(4-NÝSA/77)

Artýk sen Allah yolunda savaþ, kendinden baþkasýyla yükümlü tutulmayacaksýn. Mü'minleri hazýrlayýp-teþvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin aðýr-baskýlarýný geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskýsýyla' daha zorlu, acý sonuçlandýrmasýyla da daha zorludur.
(4-NÝSA/84)





Ancak sizinle aralarýnda andlaþma bulunan bir kavime sýðýnanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaþmak (istemeyip bun)dan göðüslerini sýkýntý basýp size gelenler (dokunulmazdýr.) Allah dileseydi, onlarý üstünüze saldýrtýr, böylece sizinle çarpýþýrlardý. Eðer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaþmaz ve barýþ (þartlarýn)ý size býrakýrlarsa, artýk Allah, sizin için onlarýn aleyhinde bir yol kýlmamýþtýr.
(4-NÝSA/90)

Ey iman edenler, Allah yolunda adým attýðýnýz (savaþa çýktýðýnýz) zaman gerekli araþtýrmayý yapýn ve size (Ýslam geleneðine göre) selam verene, dünya hayatýnýn geçiciliðine istekli çýkarak: "Sen mü'min deðilsin" demeyin. Asýl çok ganimet, Allah katýndadýr, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açýklýk kazandýrýn. Þüphesiz Allah, yaptýklarýnýzdan haberi olandýr.
(4-NÝSA/94)

Yeryüzünde adým attýðýnýzda (yolculuða ya da savaþa çýktýðýnýzda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarýndan korkarsanýz, namazý kýsaltmanýzda sizin için bir sakýnca yoktur. Þüphesiz kafirler, sizin apaçýk düþmanlarýnýzdýr.
(4-NÝSA/101)

Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduðu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceðiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaþýn. Biz burda duracaðýz."
(5-MAÝDE/24)

Allah'a ve Resûlü'ne karþý savaþ açanlarýn ve yeryüzünde bozgunculuða çalýþanlarýn cezasý, ancak öldürülmeleri, asýlmalarý ya da elleriyle ayaklarýnýn çaprazca kesilmesi veya (bulunduklarý) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aþaðýlanmalarýdýr, ahirette onlar için büyük bir azab vardýr.
(5-MAÝDE/33)

Yahudiler: "Allah'ýn eli sýkýdýr" dediler. Onlarýn elleri baðlandý ve söylediklerinden dolayý lanetlendiler. Hayýr; O'nun iki eli açýktýr, nasýl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoðunun taþkýnlýklarýný ve inkârlarýný arttýracaktýr. Biz de onlarýn arasýna kýyamet gününe kadar sürecek düþmanlýk ve kin salýverdik. Onlar ne zaman savaþ amacýyla bir ateþ alevlendirdilerse Allah onu söndürmüþtür. Yeryüzünde bozgunculuða çalýþýrlar. Allah ise bozguncularý sevmez.
(5-MAÝDE/64)

Sana savaþ-ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'ýn ve Resûlündür. Buna göre, eðer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakýnýn, aranýzý düzeltin ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin."
(8-ENFAL/1)

Rabbin seni evinden hak uðrunda (savaþa) çýkardýðýnda mü'minlerden bir grup isteksizdi.
(8-ENFAL/5)

Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle karþýlaþtýðýnýz zaman, onlara arka çevirmeyin (savaþtan kaçmayýn).
(8-ENFAL/15)

Kim onlara böyle bir günde -yine savaþmak için bir yana çekilen ya da bir baþka bölüðe katýlmak için yer tutanýn dýþýnda- arkasýný çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uðramýþtýr ve onun barýnma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktýr o.
(8-ENFAL/16)

Fitne kalmayýncaya ve dinin hepsi Allah'ýn oluncaya kadar onlarla savaþýn. Þayet vazgeçecek olurlarsa, þüphesiz Allah, yaptýklarýný görendir.
(8-ENFAL/39)

Bundan dolayý, savaþta onlarý yakalarsan, öyle darmadaðýn et ki, onlarla arkalarýndan gelecek olanlar(ý caydýr). Umulur ki ibret alýrlar.
(8-ENFAL/57)
Ey Peygamber, mü'minleri savaþa karþý hazýrlayýp-teþvik et. Eðer içinizde sabreden yirmi (kiþi) bulunursa, iki yüz (kiþiyi) maðlub edebilirler. Ve eðer içinizden yüz (sabýrlý kiþi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeði) kavramayan bir topluluktur.
(8-ENFAL/65)

Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaþa) baþlayan bir toplulukla savaþmaz mýsýnýz? Korkuyor musunuz onlardan? Eðer inanýyorsanýz, kendisinden korkmanýza Allah daha layýktýr.
(9-TEVBE/13)

Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ýn ve Resûlü'nün haram kýldýðýný haram tanýmayan ve hak dini (Ýslam'ý) din edinmeyenlerle, küçük düþürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaþýn.
(9-TEVBE/29)

Gerçek þu ki, Allah katýnda aylarýn sayýsý, gökleri ve yeri yarattýðý günden beri Allah'ýn kitabýnda on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardýr. Ýþte dosdoðru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onlarýn sizlerle topluca savaþmasý gibi siz de müþriklerle topluca savaþmayýn. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
(9-TEVBE/36)

Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaþa kuþanýn denildiði zaman, yer(iniz)de aðýrlaþýp kaldýnýz? Ahiretten (cayýp) dünya hayatýna mý razý oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatýnýn yararý pek azdýr.
(9-TEVBE/38)

Eðer savaþa kuþanýp-çýkmazsanýz, O sizi pek acý bir azabla azablandýracak ve yerinize bir baþka topluluðu getirip deðiþtirecektir. Siz O'na hiç bir þeyle zarar veremezsiniz. Allah, her þeye güç yetirendir.
(9-TEVBE/39)

Hafif ve aðýr savaþa kuþanýp çýkýn ve Allah yolunda mallarýnýzla ve canlarýnýzla cihad edin. Eðer bilirseniz, bu sizin için daha hayýrlýdýr.
(9-TEVBE/41)

Eðer yakýn bir yarar ve orta bir sefer olsaydý, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eðer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaþa) çýkardýk." diye sana Allah adýna yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onlarýn gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
(9-TEVBE/42)

Eðer (savaþa) çýkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazýrlýk yaparlardý. Ancak Allah, (savaþa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarýný doladý ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.
(9-TEVBE/46)

Allah'ýn elçisine muhalif olarak (savaþtan) geri kalanlar oturup-kalmalarýna sevindiler ve Allah yolunda mallarýyla ve canlarýyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sýcakta (savaþa) çýkmayýn" dediler. De ki: "Cehennem ateþinin sýcaklýðý daha þiddetlidir." Bir kavrayýp-anlasalardý.
(9-TEVBE/81)

Bundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluðun yanýna döndürür de, (yine savaþa) çýkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Kesin olarak benimle hiç bir zaman (savaþa) çýkamazsýnýz ve kesin olarak benimle bir düþmana karþý savaþamazsýnýz. Çünkü siz oturmayý ilk defa hoþ gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun."
(9-TEVBE/83)

(Savaþtan) Geri kalanlarla birlikte olmayý seçtiler. Onlarýn kalbleri mühürlenmiþtir. Bundan dolayý kavrayýp-anlamazlar.
(9-TEVBE/87)
Bir de (savaþa katýlabilecekleri bir bineðe) bindirmen için sana her geliþlerinde "Sizi bindirecek bir þey bulamýyorum" dediðin ve infak edecek bir þey bulamayýp hüzünlerinden dolayý gözlerinden yaþlar boþana boþana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.
(9-TEVBE/92)

Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin olduklarý halde (savaþa çýkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayý seçerler. Allah, onlarýn kalplerini mühürlemiþtir. Bundan dolayý onlar, bilmezler.
(9-TEVBE/93)

Zarar vermek, inkârý (pekiþtirmek), mü'minlerin arasýný ayýrmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karþý savaþaný gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten baþka bir þey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onlarýn þüphesiz yalancý olduklarýna þahidlik etmektedir.
(9-TEVBE/107)

Hiç þüphesiz Allah, mü'minlerden -karþýlýðýnda onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarýný ve mallarýný satýn almýþtýr. Onlar Allah yolunda savaþýrlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, Ýncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Þu halde yaptýðýnýz bu alýþveriþten dolayý sevinip-müjdeleþiniz. Ýþte 'büyük kurtuluþ ve mutluluk' budur.
(9-TEVBE/111)

(Savaþtan) Geri býrakýlan üç (kiþiyi) de (baðýþladý). Öyle ki, bütün geniþliðine raðmen yeryüzü onlara dar gelmiþti, nefisleri de kendilerine dar (sýkýntýlý) gelmiþti ve O'nun dýþýnda (yine) Allah'tan baþka bir sýðýnacak olmadýðýný iyice anladýlar. Sonra tevbe etsinler diye onlarýn tevbesini kabul etti. Þüphesiz Allah, (yalnýzca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
(9-TEVBE/118)

Ey iman edenler, inkâr edenlerden size en yakýn olanlarla savaþýn; sizde 'bir güç ve caydýrýcýlýk' görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir.
(9-TEVBE/123)

Allah, sizin için yarattýðý þeylerden gölgeler kýldý. Daðlarda da sizin için barýnaklar-siperler kýldý, sizi sýcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaþýnýzda (zorluklara karþý) koruyacak giyimlikler de var etti. Ýþte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadýr, umulur ki teslim olursunuz.
(16-NAHL/81)

Ve sizin için ona, zorlu-savaþýnýzda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanatýný' öðrettik. Buna raðmen siz þükredenler misiniz?
(21-ENBÝYA/80)

Kendilerine zulmedilmesi dolayýsýyla, onlara karþý savaþ açýlana (mü'minlere, savaþma) izni verildi. Þüphesiz Allah, onlara yardým etmeye güç yetirendir.
(22-HAC/39)

Yeminlerinin olanca gücüyle Allah'a and içtiler; eðer sen onlara emredersen (savaþa) çýkacaklar diye. De ki: "And içmeyin, bu bilinen (örf üzere) bir itaattýr. Allah, yaptýklarýnýzdan haberdârdýr."
(24-NUR/53)

Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaþçýlarýz. Ýþ konusunda karar senindir, artýk sen bak, neyi emredersen (biz uygularýz).
(27-NEML/33)

Gerçekten Allah, içinizden alýkoyanlarý ve kardeþlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azý dýþýnda zorlu-savaþlara gelmezler.
(33-AHZAB/18)

Onlar (münafýklar, düþman) birliklerinin gitmediklerini sanýyorlardý. Eðer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasýnda olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayý cidden arzu ediyorlardý. Fakat içinizde olsalardý ancak pek az savaþýrlardý.
(33-AHZAB/20)

Allah, inkâr edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiç bir hayra varamadýlar. Savaþta Allah (yardýmcý ve zafer nasib edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib olandýr.
(33-AHZAB/25)

Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiðin eþlerini ve Allah'ýn sana ganimet olarak verdikleri (savaþ esirleri)nden sað elinin malik olduðu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanýn kýzlarýný, halanýn kýzlarýný, dayýnýn kýzlarýný ve teyzenin kýzlarýný helal kýldýk; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediði mü'min bir kadýný da, -mü'minler için olmaksýzýn yalnýzca sana has olmak üzere- (senin için helal kýldýk). Biz, kendi eþleri ve sað ellerinin malik olduðu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kýldýðýmýzý bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasýn. Allah çok baðýþlayandýr, çok esirgeyendir.
(33-AHZAB/50)

Öyleyse, inkâr edenlerle (savaþ sýrasýnda) karþý karþýya geldiðiniz zaman, hemen boyunlarýný vurun; sonunda onlarý 'iyice bozguna uðratýp zafer kazanýnca da' artýk (esirler için) baðý sýmsýký tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onlarý býrakýn) veya bir fidye (karþýlýðý salýverin). Öyle ki savaþ aðýrlýklarýný býraksýn (sona ersin). Ýþte böyle; eðer Allah dilemiþ olsaydý, elbette onlardan intikam alýrdý. Ancak (savaþ,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boþa çýkarmaz.
(47-MUHAMMED/4)

Ýman edenler, derler ki: "(Savaþ izni için) Bir sûre indirilmeli deðil miydi?" Fakat, içinde savaþ (kýtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiði zaman, kalplerinde hastalýk olanlarýn, üzerine ölüm baygýnlýðý çökmüþ olanlarýn bakýþý gibi sana baktýklarýný gördün. Oysa onlara evla (olan):
(47-MUHAMMED/20)

(Savaþtan) Geride býrakýlanlar, siz ganimetleri almaya gittiðiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi býrakýn da sizi izleyelim." Onlar, Allah'ýn kelamýný deðiþtirmek istiyorlar. De ki: "siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayýr, bizi kýskanýyorsunuz" diyecekler. Hayýr, onlar pek az anlayan kimselerdir.
(48-FETÝH/15)

Bedevilerden geride býrakýlanlara de ki: "Siz yakýnda zorlu savaþçý olan bir kavme çaðrýlacaksýnýz; onlarla (ya) savaþýrsýnýz ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eðer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eðer bundan önce sýrt çevirdiðiniz gibi (yine) sýrt çevirirseniz, sizi acý bir azab ile azablandýrýr."
(48-FETÝH/16)

Kafir olanlar, sizinle savaþmýþ olsalardý, arkalarýný dönüp kaçarlardý; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yardýmcý bulamazlardý.
(48-FETÝH/22)

Mü'minlerden iki topluluk çarpýþacak olursa, aralarýný bulup-düzeltin. Þayet biri diðerine tecavüzde bulunacak olursa, artýk tecavüzde bulunanla, Allah'ýn emrine dönünceye kadar savaþýn; eðer sonunda (Allah'ýn emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarýný bulun ve (her konuda) adil davranýn. Þüphesiz Allah, adil olanlarý sever.
(49-HUCURAT/9)

Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirasý Allah'ýndýr. Ýçinizden, fetihten önce infak eden ve savaþanlar (baþkasýyla) bir olmaz. Ýþte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaþanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olaný va'detmiþtir. Allah, yaptýklarýnýzdan hâberdardýr.
(57-HADÝD/10)
Münafýklýk edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkâr eden kardeþlerine derler ki: "Andolsun, eðer siz (yurtlarýnýzdan) çýkarýlacak olursanýz, mutlaka biz de sizinle birlikte çýkarýz ve size karþý olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz. "Eðer size karþý savaþýlýrsa elbette size yardým ederiz." Oysa Allah, þahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancýdýrlar.
(59-HAÞR/11)

Andolsun, (yurtlarýndan) çýkarýlacak olurlarsa onlarla birlikte çýkmazlar. Onlara karþý savaþýlýrsa da, kendilerine yardýmda bulunmazlar; yardým etseler bile (arkalarýna) dönüp-kaçarlar. Sonra kendilerine yardým edilmez.
(59-HAÞR/12)

Onlar, iyice korunmuþ þehirlerde veya duvar arkasýnda olmaksýzýn sizinle toplu bir halde savaþmazlar. Kendi aralarýndaki çarpýþmalarý ise pek þiddetlidir. Sen onlarý birlik sanýrsýn, oysa kalpleri paramparçadýr. Bu, þüphesiz onlarýn akletmeyen bir kavim olmalarý dolayýsýyla böyledir.
(59-HAÞR/14)

Allah, sizinle din konusunda savaþmayan, sizi yurtlarýnýzdan sürüp-çýkarmayanlara iyilik yapmanýzdan ve onlara adaletli davranmanýzdan sizi sakýndýrmaz. Çünkü Allah, adalet yapanlarý sever.
(60-MÜMTEHÝNE/8)

Allah, ancak din konusunda sizinle savaþanlarý, sizi yurtlarýnýzdan sürüp-çýkaranlarý ve sürülüp-çýkarýlmanýz için arka çýkanlarý dost edinmenizden sakýndýrýr. Kim onlarý dost edinirse, artýk onlar zalimlerin ta kendileridir.
(60-MÜMTEHÝNE/9)

Ve eðer eþlerinizden (kafirlere kaçmalarýndan dolayý) herhangi bir þey kafirlere geçer, böylece siz de (savaþta onlarý yenip) ganimete kavuþursanýz, eþleri (kaçýp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptýklarýnýn bir mislini verin. Kendisine iman ettiðiniz Allah'tan sakýnýn.
(60-MÜMTEHÝNE/11)

Yeryüzünde birbirine yakýn komþu kýtalar vardýr; üzüm baðlarý, ekinler, çatallý ve çatalsýz hurmalýklar da vardýr ki, bunlar ayný su ile sulanýr; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazýsýný bazýsýna üstün kýlýyoruz. Þüphesiz, bunlarda aklýný kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardýr.
(13-RA'D/4)

Ýman edenler, derler ki: "(Savaþ izni için) Bir sûre indirilmeli deðil miydi?" Fakat, içinde savaþ (kýtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiði zaman, kalplerinde hastalýk olanlarýn, üzerine ölüm baygýnlýðý çökmüþ olanlarýn bakýþý gibi sana baktýklarýný gördün. Oysa onlara evla (olan):
(47-MUHAMMED/20)

Yukar git