Haziran 27, 2019, 04:59:55
Haberler:

Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmiþtir). (Lokman - 3)

...Ramazan kelimelerinin dünyasý....

Balatan Bevadih, Eyll 17, 2009, 05:56:35 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

Bevadih

Ramazan ayýnda çokça duyduðumuz kelimelerin ne anlama geldiðini sanýrým merak ediyorsunuzdur. Ýçimdeki dizginlenemez ?etimoloji? merakýna yenik düþtüm ve sizler için bir ?Ramazan kelimelerinin dünyasý? derlemesi yaptým. Oruç oruç sanýrým iyi gelecektir.
Bakýn Ramazan kelimelerinde ne manalar var.
RAMAZAN: (R-M-D) kökünden gelen bu kelime ?sýcaklýk/kýzgýnlýk? ile ilgili kullanýlýyor. Arap, yalýnayaðý ile çölün kýzgýn kumunda yürüyüp ayaðý yanýnca buna ?ramaza?l-gadem? demiþ?Günün ýsýsý þiddetlenip artýnca ?ramza?l-yevm?, susuzluktan içi yanýnca ?ramiza?l-sâim?, koyununu sýcak bir vakitte otlatýp ciðerlerini yaralayýnca ?ramiza?l-ðanem?, güneþ ýssýsýndan kýzgýn hale gelmiþ çöldeki taþa ?er-ramzâu?, yaz sonunda yaðan ve topraðý sýcak bulan yaðmura ?er-ramzu?, koyunun sýcakta otlama yerine ?el-mermýz? demiþ? Bu durumda ?ramazan? da sýcaðýn arttýðý ay veya yazýn ardýndan güz yaðmurlarýnýn baþladýðý ay demek oluyor?
Bu yýlki Ramazan tam da öyle. Hem sýcak, hem de Aðustos ayýnýn sýcaklýðý üzerine Eylül?ün güz yaðmurlarý baþladý.
Manevi ve ahlaki olarak da her tür þehvetin, aç gözlülüðün, ihtirasýn, öfkenin sýcaklýðýnýn dinip yerini serinleten yaðmura býrakmasýný temsil ediyor. Eðer bunlara karþý kendimizi tutarsak, bilelim ki, ardýndan vicdanýmýzý rahatlatan, ruhumuzu dindiren yaðmur gelecek. Günaha karþý kendini tutan kiþinin ödülü yaðmur serinliðidir. Çünkü günah mü?min kalbe sýkýntý verir. Sabýr zordur ama meyvesi tatlýdýr?
RAHMET: (R-H-M) kökü sözlükte ?Sevgi, merhamet, þefkat, baðýþlama, saf iyilik, güzellik saçýcýlýk? manasýna geliyor. Bu kökten gelen kelimelerin eski dünya dillerinde meþhur ve yaygýn olduðunu görüyoruz; Akadcada döl yataðý, rahîm (remu), merhamet eden tanrý (remânu), Aramice rahîm, merhamet (rhm), Ýbranîce rahîm, merhamet (raham), Hindçe iyilik tanrýsý (Brahma) hep ayný kökten? Sevginin ve merhametin babasý anlamýna gelen Eb-Raham?ýn bütün Sami dillerinde ve hatta Hindçede bile kullanýldýðýný görüyoruz. Buralardan evirilerek Arapçaya Ýbrahim olarak geldiði anlaþýlýyor. Bunlarýn hepsi Arapçadaki rahmet, rahman, rahîm kelimeleri ile ayný anlam ikliminden. Demek ki Allah?ýn öz varlýðýnda mündemiç (içkin) bulunana rahmân (çokça seven), bunun mahlûkat üzerindeki tezahürüne de rahîm (sevgisi taþýp yayýlan) diyoruz.
Rahmet kökü, Türkçede, þimdilerde pek kullanýlmayan fakat Çantay, Elmalýlý, Ö.R. Doðrul gibi ?klasik? meallerde çokça gördüðüm ?yârlýðamak? kelimesini çaðrýþtýrýr. Ýçinde sevgi, saygý, þefkat ve merhamet anlamlarý yatan bu kelime aslýnda çok hoþ. ?Rabbim rahmeti ile yârlýðasýn?, ?Rahmetinle yârlýða ya Rabbi?, ?Rahmetinle yârlýða kýl ya gâni? deyiþlerinde geçtiði gibi ?yârlamak? veya ?yârlayýcý? esasýnda yâr muamelesi yapmak demektir ki sevgi ve merhametin neticesidir. ?Allah yâr ve yardýmcýmýz olsun? derken de bu kastedilir? Demek ki ?rahmet ayý? dediðimizde sevgi ve merhamet ayý demiþ oluyoruz. Yani insanlarýn birbirlerine yâr muamelesi yaptýðý; sevgi ve merhamet hassasiyeti ve yoðunlaþmasý yaþadýðý, çevreye, doðaya, insanlara gayet derin ve mistik bir iyimserlikle bakmanýn arttýðý ay demek oluyor. (bkz. ?Sevgi ve merhamet? ve ?Besmele? baþlýklý makaleler).
BEREKET: (B-R-K) kökü sürekli, kalýcý olma, çoðalma, yayýlma, birikme anlamýnda kullanýlýyor. Bu anlamda ?Allahu teâla ve tebâreke? dediðimizde Yüce, Ulu, Kalýcý, Daim olan, Ölmeyen, Yok olmayan, Yaþayan ve hep Yaþayacak olan Allah demiþ oluyoruz. Kuran?ýn ?mübarek? bir kitap olmasý bu anlamda insanlarýn kalbinde kalýcý olmasý, insanlýk vicdanýnda çaðlar boyu yankýlanmasý, insanlýðý sarýp sarmalamasý, tutmasý, onlar tarafýndan benimsenmesi ve giderek ona inananlarýn, gönül verenlerin çoðalmasý, artmasý manasýndadýr. Bu durumda mübarek beldeler de ?yankýsý çaðlar boyu süren, kalýcý, sürekli yerler? demek olur? ?Rahmet ve bereket ayý? da sevgi ve merhametin kalýcý, sürekli olduðu, çoðaldýðý, yayýldýðý ve giderek yerleþik hale geldiði/gelmesinin istendiði, bütün yýla yayýlmasýnýn hedeflendiði, insanlarda kalýcý/sürekli bir ahlaka dönüþmesinin amaçlandýðý, bunun öðretildiði, taliminin yapýldýðý ay demek oluyor.
ORUÇ: (S-V-M) kökü de Arapça?da tutmak demek. ?Oruç tutmak? ise Osmanlýca?nýn Farsça ile Arapça arasýnda sentez ve hakemlik misyonunu ifade eden en güzel deyimlerindendir. Bir imparatorluk dili olduðunun en güzel göstergelerindendir? Oruç Farsça gün (ruz) kökünden geliyor. Günlük (ruzname), çað, devir, sabah meltemi (rüzgâr), yenigün (nevruz), gün gibi (piruz) kelimeleri bu kökten? Þu halde oruç tutmak, ?günü tutmak, bir günlük kendini tutuþ? demek oluyor. Ýslami literatürde ise ?Kiþinin bir gündüz boyunca yemeden, içmeden, cinsel arzulardan uzak durmasý, bunlara karþý kendini tutmasý? manasýnda. Ýnsan hayvandan, þehir ormandan iþte bu ?kendini tutabilmek? sayesinde ayrýlýr. Bu nedenle bütün büyük dinlerde oruç bir insanlaþma aracý olarak yer alýr? Hakîm (bilge) kelimesi de ?Ata gem vurmak? kökünden geliyor. Bu durumda Kuran?ý Hakîm de ?Ýnsanoðluna, kendisine gem vurmayý öðreten kitap? demek olur. ?Allah hakîmdir, hikmet sahibidir? demek de ?Allah insana kendini tutmayý, arzularýna gem vurmayý öðreten bilgelik dolu hükümler gönderendir. Yüce bilgelik kaynaðýdýr O.? demek olur.
ÝFTAR: (F-T-R) kökü de bir þeyi açmak, yarmak, ilk defa icat etmek demek. Arap, deriyi iyice sepileyip yumuþak yapmaya ?fetara?l-cilde? demiþ?Demek ki ?iftar vakti? ruhen sepilenme, yumuþama vakti demek oluyor. Ýçimizdeki þehveti, ihtirasý, öfkeyi sepiliyor, yumuþatýyor, iyice inceliyoruz. Ýftar sofrasýndaki son 5 dakikayý düþünün?Ýç dünyamýz nasýlda yumuþuyor, inceliyor, insana bir dinginlik çöküyor. Sonra ezanla birlikte ?açýlým? yapýyoruz. Yeme içme dünyasýna dönüyoruz? Orta harfi ince ?te? ile okunduðunda sakin olmak, dinginleþmek, fersizleþmek manasý kazanýyor. Yani içimizdeki þehvet, ihtiras, bencilik ve öfkenin sakinleþmesi, dinginleþmesi, fersiz hale gelmesi? Onun için ayýn sonundaki bayrama da ?iydu?l-fýtr? (sakinleþme, dingin hale gelme bayramý) deniyor. Türkçe?deki ?fatura? sözcüðü de bu kökten. Bu durumda ?fýtr sadakasý? iþte bu dinginleþmenin, yumuþamanýn faturasý oluyor. Öyle ya her iþin bir faturasý var. Sakinleþmekten, dinginleþmekten, bencilliði yenmekten maksat neydi? Ötekini düþünme, verme, paylaþma, ötekine doðru ?açýlým? yapma, kendi Ben?ini aþabilme, Benlik zindanýndan çýkma ayý, bayramý?
SAHUR: (S-H-R) kökü ?erken, erken olmak? ile ilgili. Arab zihninin ?eþyaya isim koyma? tercihi, güneþin doðuþ vaktine ?seher? demiþ. El çabukluðu, erken davranarak göz boyamaya da ?sihir? demiþ. Erken kalkarak gece yemek yemeye de ?sahur? demiþ. Bunlarýn hepsi ayný kökten? Demek ki sahurun ?erken? davranmakla ilgili bir anlamý var. Þöyle: Erken davranýp içinizdeki þehvet, ihtiras, bencilik ve öfkenin göz boyacýlýðýna kendinizi kaptýrmayacaksýnýz, bunlarýn büyüsüne kapýlmayacaksýnýz, gece uyanýklýðý içinde olacak, büyüye kapýlmýþ adam mahmurluðundan ayýkacak, diri bir zihinle kendinize hakim olmayý öðreneceksiniz? Demek ki ?sahura kalkmak?, aslýnda erken davranmayý öðrenmek demek oluyor. Þehvetten, öfkeden, ihtirastan, bencilikten önce davranýp bunlarý yenecek; saðýnýzdan, solunuzdan, arkanýzdan, önünüzden girip sizi büyüsü altýna almasýna izin vermeyeceksiniz.
SADAKA: (S-D-G) kökü ?doðru söylemek/gerçeði tasdik etmek? demek. Doðruluk anlamýna gelmekle birlikte daha ziyade sözün doðruluðu manasýnda. Kur?an?da zekat anlamýnda da kullanýlýr. Bu durumda ?sadaka vermek? ne oluyor? ?Sadakallahu?l-azim? (Büyük olan Allah doðru söyledi) cümlesinde de geçtiði gibi sadaka vermek, bir sözü doðrulamakla ilgili. Sadaka verdiðiniz zaman hangi sözü doðrulamýþ oluyorsunuz? Çünkü ?sadaka verdi? demek ?doðru söz söylemeyi verdi? demektir ki pek anlaþýlmýyor. Ancak Kur?an?ýn anlam dünyasýnda çok esaslý bir anlamý var. Biraz araþtýrdýðýmýzda bunun ?Mallarýnda muhtaç ve mahrum olanlarýn hakký vardýr.? (Meâric; 24, Zariyat; 19) ayeti ile ilgili olduðunu görürüz. Siz, sadaka verdiðinizde bu gerçeði tasdik etmiþ oluyorsunuz. Onun için ?Ýsteyeni geri çevirme? denir. Onun için ?Sadakalar yoksullar, muhtaçlar, yolu kesilmiþler, köleler, borçlular, kalpleri ýsýndýrýlacaklar? içindir.? denir. Yani bunlarýn malýnýz üzerinde hakký olduðunu ?tasdik? ettiðinizi göstermek için vereceksiniz. Vermiyorsanýz ?sadakat? göstermiyor, muhtacýn ve mahrum hakkýna ?ihanet? ediyorsunuz demektir. Ýþte ?sadaka vermek? bu oluyor.
Tabi bu sadaka, dilenciye atýlan sadaka veya ucundan kýrkta birci sadaka deðil. Mülkü bölüþme, paylaþma hakkýný kabul etme anlamýnda sadaqa/tasadduq? Çünkü Kur?an (Hud; 87) zenginlerin mallarý üzerinde dilediði gibi hareket edebileceðini savunan ?liberal? mülkiyet anlayýþýný reddeder. (Sadaka sözcüðü Türkçe zihinde ?Allah rýzasý için bir sadaka? dilenci yalvarýþýný hatýrlattýðý ve böylece de mahvedilmiþ kelimeler listesinde yer aldýðý için ne söylesem bu kelimeyi kullanmaya devam ettikçe olmuyor. Onun yerine tasadduk diyelim. Kelimedeki asalet sanki geri geliyor.)
ZEKAT: (Z-K-Y) kökü bir þeyin artmasý/çoðalmasý/fazlalaþmasý demek. Kelime bu mana etrafýnda dönüyor. Sevgi arttý (zeka?l-hubb), mal çoðaldý (zeka?l-mâle), adam zengin oldu (zeka?r-racul) þeklinde kullanýlýyor. Peki o zaman ?zekat vermek? ne demek? Tam karþýlýðý ?fazlalaþmýþý/çoðalmýþý vermek? demek oluyor. Nitekim Ku?an?da genellikle onlar ki zekat verirler (ati?z-zekât) þeklinde ?vermek? fiili ile birlikte kullanýlýr. Aksi halde tek baþýna ?onlar ki çoðaltýrlar, biriktirirler, fazlalaþtýrýrlar? olur ki doðrusu ?böyle çoðalmýþ/birikmiþ/fazlalaþmýþ (zekaten) olaný verirler? demektir.
Tezkiye ile afv kelimeleri Kur?an literatüründe birbirinin yerine kullanýlabilecek manaya sahip. Her ikisi de artmak/çoðalmak ve artmýþ/çoðalmýþ olmanýn getirdiði kirlerden (mülkte þirk, ihtiras, kibir, cimrilik, kýskançlýk, bencillik vb.) arýnmak, temizlenmek manasý etrafýnda dönüyor. Örneðin ?Beni af et? demek ?Benden sadýr olan fazlalýðý görme, hoþ gör? demek oluyor. Keza afiyet olsun (aldýðýn fazlalýk sana iyi gelsin), afedersiniz (fazlalýk yapýyorum ama?), muaf olmak (fazlalýktan hariç tutmak), muafiyet sýnavýna girmek (ek/fazla sýnava girmek) kelime ve deyimleri bu manadadýr. Hepsinde de fazlalýk manasý vardýr. Zekat kökünden gelen kelimeler de aynen böyle. Mesela tezkiye olmak üzerinden fazlalýðýn alýnmasý demek oluyor. ?Mahkemede tezkiye oldum? dediðinizde ?Üzerime atýlý/fazlalýk duran suçtan arýndým, temizlendim, o fazlalýðýn bana ait olmadýðý anlaþýldý? demiþ oluyorsunuz.
Zekat vermek iþte bunlarla ilgili. ?Zekat veriniz? demek, ?Fazlalaþaný veriniz, birikeni daðýtýnýz? demek oluyor. Kur?an?daki kelimelerin kullanýmý üzerinden söyleyecek olursak bu verme, paylaþma ve daðýtma özelliði inanmak ve namaz kýlmaktan daha önce geliyor. Bu þu demek: Kur?an mülk sahiplerini mallarý dura dura soyut bir imana deðil; mallarýndan vermeye çaðýrýr. Mülk/bahçe sahiplerine ?zekat veriniz?? demek ?iman ediniz? demekle eþdeðerdir. Eðer vermezlerse bahçe sahipleri kýssasýndaki zenginin ?Keþke Rabbime þirk koþmasaydým? sözünden de anlaþýlacaðý gibi Allah?a (mülkte) ortak koþmak (þirk) ile ilgili bir durum var demektir.
Bütüne ait mülkten kendine pay devþirerek, kendinde fazlalýk meydana getirerek, kumlara karýþmayý kendine yediremeyip korunaklý kum tepelerinde yaþayarak, fazlalýklarý bütüne iade etmeyerek iþlenen þirk türüne mülkte þirk diyoruz. Kur?an?ýn bahçe sahipleri kýssasýnda anlattýðý ilk þirk bu.
Kur?an?ýn mülkte fazlalýk meselesini birincil mesele yaptýðýný ve ilk Mekke yýllarýndan itibaren zekata (birikmiþe, fazlalýða) dikkat çektiðini görüyoruz. ?Birikmiþ, fazlalaþmýþ olanlar sizin putunuz olacak, þirk buradan geri gelecek? dercesine sürekli verme, daðýtma, paylaþma vurgusu yapmanýn bu kadarý tesadüf olabilir mi? Kur?an?ýn ister nuzül sýrasýna göre, ister normal sýraya göre rastgele bir yerinden açýp okuyun, bir kaç sayfa geçmez ki vermekle, paylaþmakla ilgili bir ayet geçmemiþ olsun.
***
Evet? Ramazan kelimelerinin dünyasý böylesine uzayýp gidiyor. Daha 10-15 kelime üzerinde daha durulabilirdi. Özelikle Ramazan ayýnda çok duyduðunuz kelime ve kavramlar olduðu için bunlarý seçtim.
Konfüçyüs?e sormuþlar dünya nasýl deðiþir diye ?kelimeleri deðiþtirin? demiþ. Marx?a sormuþlar kelimelerin iþe yarayýp yaramadýðýný nasýl anlarýz diye ?hayatla yüzleþtirin? demiþ?
Hayýrlý ramazanlar.
R.Ýhsan Eliaçýk

HAdeKa

ablam aradan þu soru isaretlerini kaldýrsan ne de guzel okunacak


"Tutalým ki Dikenim.. Hem de Kötü Bir Diken.. Ama Nihayetinde GüLLerLe Bir Aradayým…" [Hz. Mevlana]

Bevadih

Ona hakket bende gýcýk oldum...Okuduðum yerde yok böyle biþe..Buraya atýnca böyle oldu...:(

Sistem desteklemiyor sanýrým biþileri...

Fussiletin bakmasý lazým ama "vakti olunca" oda zor..

Tekrar düzenleme yaparým inþ..þimdi çýkmam lazým..

HAdeKa



"Tutalým ki Dikenim.. Hem de Kötü Bir Diken.. Ama Nihayetinde GüLLerLe Bir Aradayým…" [Hz. Mevlana]

Yukar git