Haziran 27, 2019, 04:21:40
Haberler:

Gökte olanýn, sizi yere batýrývermeyeceðinden emin misiniz? O zaman yer sarsýldýkça sarsýlýr.(Mulk -15)

SiNaN susuz ÖLüR!

Balatan MiM, Austos 31, 2009, 03:31:46

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

MiM



Ýstanbul devamlý bir su problemi içerisindedir. Bu problemin çaresi asýrlar önce Kanuni zamanýnda, Mimar Sinan'ýn günlerinde konuþulmuþ ve en büyük çare Sinan'la bulunmuþtur. Ýstanbul'un o günkü nüfusu çoðalýnca Kanuni Sultan Süleyman, Sinan'ý çaðýrýr, der ki:

"Mimarbaþý, halkýmýz su ihtiyacý içinde. Bir at yükü suya çok miktar akçe ödüyorlar. Acaba halkýmýzýn bu su ihtiyacýný karþýlamak için birþeyler düþünmez misiniz?"

Mimarbaþý der ki:

"Sultaným siz müsaade buyurun, ben Ýstanbul'un çevresini bir dolaþayým, dýþarýda mevcut sulan Ýstanbul'a getirmenin mümkün olup olmadýðýný bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."

Ve Sinan Aða atýna biner, yanýna yardýmcýlarýný da alýr, Çekmece'den baþlayarak kýyýlan dolaþýr, Beþiktaþ'a kadar istanbul'un kýyýlarýnda, dereleri, akan sulan tespit eder. Bu sularýn önü örüldüðü, baraj yapýldýðý takdirde nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer yapýlarak Ýstanbul'a getirilebilir, bunun günlerce hesabýný yapar ve Kanuni'nin huzuruna çýkar. Sultan sorar:

"Mimarbaþý, Ýstanbul'a su getirmek mümkün müdür?" Mimarbaþýnýn cevabý:

"Beli sultaným, mümkündür. Ancak çok aðýr bir þartý var."

"Nedir o mimarbaþý?"

"Sultaným, altýn dolu keseleri uç uca dizmek þartýyla ancak Ýstanbul'a su gelebilir."

Kanuni'nin cevabý þu olur:

"Mimarbaþý sen Ýstanbul'a su getirmenin mümkün olup olmadýðýný söyle. Eðer mümkünse ben keseleri uç uca deðil, yan yana dizmeye razýyým."

Bunun üzerine Mimar Sinan kollarý sývar ve Ýstanbul'un dýþýndaki sulan Kaðýthane civarýnda belli yerlerde toplar, oradan da dere içlerine büyük geçitler yaparak Ýstanbul'a getirir ve þehrin belli meydanlarýnda umumi çeþmeler yaparak suyu akýtýr. Bu çeþmelerin tamamý da kýrký bulur. Ve Kýrk Çeþme sularý akmaya baþlar.

O güne gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadýðý için sular boþa akýp gitmektedir. O gün çok pahalýya mal olan suyu artýk bostanlara, yollara akýtmak istemiyorlar ve ilk defa Ýstanbul'da lüle dedikleri musluðu çeþmelere koyuyorlar.

Su böylesine pahalýya geldiði ve kýymet kazanmaya baþladýðý için Kanuni bir ferman çýkanr, der ki: "Ýstanbul meydanlarýndaki umumi çeþmeler halkýn malýdýr. Hiç kimse bu çeþmelerden gizlice yeraltýndan evine su alamayacaktýr."

Bu umumi kaidenin bir istisnasýný da koyar Kanuni. O da özel olarak Sinan'a iletilir. Denir ki: "Sen Ýstanbul'a böylesine güzel bir çalýþma sonunda kýrk çeþme sularýný getirdin. Sen evine özel olarak bir lüle su alabilirsin."

Ve Süleymaniye civarýndaki meydan çeþmesinden Sinan'ýn evine özel olarak yol yapýlýr ve su akýtýlýr. Böylece Mimar Sinan evinde özel suyu olan tek kiþi olur.

Mimar Sinan Þehzadebaþý Camiini, Süleymaniye Camiini ve Edirne'deki Selimiye Camiini yaptýktan -sonra yaþlanýr. Devir hep öyle geçmemiþtir. Ýtibarýnýn yüksekte olduðu devirde, kendisinin kýymetini takdir edenler bir bir bu dünyadan göçmüþlerdir. Kanuni vefat etmiþtir, yerine baþka padiþahlar geçmiþtir. Ve Sinan 99 yaþýna gelmiþtir. Çevresindeki dostlarý göçtüðü için de kendisi istanbul'da adeta yapayalnýz kalmýþtýr. Ve yeni bir nesil yetiþmiþtir.

Bir gün Sinan'ýn kapýsýna birisi gelip dayanýr. Kapýyý çalar. Sinan bastonuna dayanarak kapýyý açar, "Buyurun" der.

Gelen meçhul ihsan, "Ben Topkapý Sarayý postacýsýyým. Sizi divana çaðýrýyorlar. Herhalde bir soruþturmaya tabi tutulacaksýnýz" der.

Sinan Aða, bu ihtiyar halinde, dostlarýnýn tümünün göçüp gittiði, kendisini eserleri inþaat halindeyken görenlerin kalmadýðý bu ihtiyar dünyada, "Acaba Topkapý Sarayýna niye çaðýrýlýyorum?" diye bastonuna dayana dayana gider.

Saraya girer, orada bir soruþturma heyeti kurulmuþtur: Kadýlar, ulemalar, müftüler, o günün vükelasý. Sinan'a þöyle derler: "Sinan Aða, hakkýnda þikayet var. Eve su almak yasak olduðu, hiç kimse evine özel olarak su almasýn' diye padiþah fermaný olduðu halde, sizin evinizde özel su varmýþ."

"Evet," der, "Cihan Padiþahý bana öyle özel olarak müsaade etmiþti. Ýstanbul'a yaptýðým, su hizmetinden dolayý sadece benim þahsýma su müsaade etmiþti de almýþtým."

"O zaman þu müsaadenizi, fermam görelim de ses çýkarmayalým. Kimseye verilmemesine raðmen, sizinki devam etsin."

Sinan'ýn cevabý þu: "Ben o zaman Cihan Padiþahýndan ferman istemekten hicap etmiþtim. Fermaným falan yok, ama su benim evimde akýyor."

Divan müþkül durumda kalýr, konuþmalar olur: "Sinan büyük hizmetler etmiþtir, evinde suyu aksýn." Oradan baþkalarý cevap verir: "Bu Âl-i Osman'a hizmet eden sadece Sinan mý? Sinan gibi daha nice hizmet edenler vardýr. Ya onlarýn da evine özel su verilsin, ya da Sinan'a da bu ayrýcalýk tanýnmasýn."

Divanda uzun münakaþalar olur, son olarak verilen karar þudur: "Sinan gibi diðer hizmet edenlerin de evine su baðlanamayacaðýna göre, Sinan'a verilen su kesilmeli, fakat þimdiye kadar kullandýðý su fermansýz kullandýðý için bir cezaya mucip olmamalýdýr."

Ve bu karardan sonra Sinan evine gelir. Üzgün, bezgin, fakat fazla müteessir deðil.
Çünkü Sinan hizmetini Allah için yapmýþtýr. Kendisine bir ayrýcalýk tanýnsýn, özel bir mükafat verilsin diye deðil.
Ve Sinan 100 yaþýna girerken hastalanýr yataða düþer. Vefat sýrasýnda bir bezi suya batýrýp da dudaðýna çalmak isterlerken bakarlar ki, evindeki musluktan su akmýyor. Ýstanbul'a su getiren Sinan, susuz evde vefat eder. Vefat sýrasýnda bu olayý baþýnda konuþanlara verdiði cevap enteresandýr:

"Biz hizmetimizi dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat düþkünü deðiliz. Biz hizmetimizi Allah için yaptýk ve mükafatýný da ahirette bekliyoruz. Dünyada evimize su verilmediði için müteessir deðiliz."

Bu olayýn bizlere verdiði mesajlar vardýr.
Dünyaya, þana, þöhrete, dosta, ahbaba, arka olmalara fazla güvenmemeli. Dünya öyle güvenilecek, insanlar öyle bel baðlanacak kadar vefalý deðillerdir. Þartlar deðiþir, bugün sýrtýmýz çok saðlam yerde olur, çok itibarlý insanlarla yakýnlýðýmýz olur. Ama yarýn bir de bakarýz ki, onlarýn hepsi göçüp gitmiþ, biz de dayanacak kimse bulamamýþýz.

Derler ya: "Duvara dayanma yýkýlýr, insana güvenme ölür." Öyleyse fani þeylere dayanmamalý, fani þeyleri gaye edinmemelidir. Allah'a dayanmalý, Allah'a güvenmeli ve yaptýðýmýz hizmetleri de Allah rýzasý için yapmalýyýz. Ýnsan bu tecelli karþýsýnda hayýflanmaktan kurtulamýyor:

"Hey gidi dünya hey. Ýstanbul'u suya kavuþturan Sinan susuz evde vefat ediyor."


alýntýdýr...

Yukar git