Haziran 25, 2019, 12:19:32 S
Haberler:

(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size iþitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az þükrediyorsunuz! (Mulk -22)

ALLAH (C.C) Kelamýyla Münasebetimiz

Balatan ...Tefekkür..., Austos 25, 2009, 12:03:53 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

...Tefekkür...

Allah Kelamýyla Münasebetimiz


Her alanda yeni fikirlerin, yeni yaklaþýmlarýn ortaya çýktýðý, kitle iletiþim araçlarýyla sesini duyurduðu ve taraftar topladýðý bir çaðda yaþýyoruz Bunlar arasýnda ufuk açan, hayatý zenginleþtiren pek çok fikir var elbette Fakat din söz konusu olduðunda durup, ciddi þekilde düþünmek gerekiyor

Düþünmek gerekiyor, çünkü din göndereni tarafýndan tamamlanmýþ, doðru anlayýþ ve uygulamanýn sýnýrlarý net olarak belirlenmiþtir Bu çerçevenin dýþýnda kalan her tür yaklaþým “bid’at” olarak isimlendirilmiþtir

Bugün özellikle hadis, fýkýh, tefsir gibi Ýslâmî ilim külliyatýný göz ardý eden, önemsizleþtiren ve anlayýþ ve uygulamada doðrudan Kur’an-ý Kerim’e dönmeyi öneren düþünce dikkatli deðerlendirilmeli, dayanaklarý ve sonuçlarý bakýmýndan sorgulanmalýdýr

Son zamanlarda þu sözleri ne çok duyuyoruz: “Kur’an Ýslâm’ýna dönüþ”, “Kur’an’ý doðru anlamak” ya da “Müslümaný Kur’an’la buluþturmak”, “Ýslâm’ý hurafelerden temizlemek”

Bu sözler televizyonlarda, gazetelerde, internette medya diliyle çok sýk kullanýlýyor Yeni, farklý bir yaklaþýmý haber veren bu ifadeler ilk bakýþta kulaða hoþ geliyor Herhangi bir mümin, kendisini Mukaddes Kitabýyla buluþturmayý vaat eden bu söylemlere neden itiraz etsin?

Fakat bir adým sonra, Kur’an’la buluþma baþlýðý altýnda “asýrlardýr dinimizin ana esaslarý arasýna karýþmýþ hurafelerin varlýðýný” duymaya baþlýyoruz Meðer bizim bugüne kadar bel baðladýðýmýz akaid, tefsir, fýkýh gibi ilimler Mukaddes Kitabýmýzla bizim aramýza giriyormuþ Hurafe diye yatýra çaput baðlamak, türbeye mum dikmek gibi uygulamalarý biliyorduk Oysa akaid ve fýkýh kitaplarý gibi kaynaklarýmýzda ne hurafeler varmýþ Dinimizin asýl bu hurafelerden temizlenmesi gerekiyormuþ

Ýþte böyle bir temizlik harekâtýyla hakiki müslüman olup, ümmet olarak yaþadýðýmýz sefaletten kurtulabilmek için de “Kur’an Ýslâmý”ýna dönüþ yapmamýz öneriliyor Söyleme göre bunun için fazla uðraþmaya gerek yok Bir Kur’an meali alarak herkesin kendi kendine bunu yapabileceði öne sürülüyor

Bu tür söylemler, düz mantýða hitap eden, ilk bakýþta akla uygun gelen bir yönü olduðu için bir dereceye kadar kolay kabul görebiliyor

Dinde modernlik dalgasý

Avrupa’da zihinleri Kilise’nin baðýndan kopartan “Aydýnlanma Çaðý” ile baþladý modernleþme dediðimiz süreç Kilise babalarýnýn yasakçýlýðýna aldýrmadan yenilikçi ve daima hür fikirden yana olmak olarak açýklayabileceðimiz bu durum, dinî sahaya taþýndýðýnda, dinde de yenilik taraftarý olmak þeklinde kendini gösterdi Dinî anlayýþ da çaðýn gerekleri göz önüne alýnarak yeniden þekillendirilmeliydi

Görüldüðü gibi dinde modernleþme, dini reforma tabi tutma konusunun bizimle, Ýslâm’la bir alakasý yok Ortaçað karanlýðýnda nefessiz kalan Hýristiyan dünyasýnýn bir çýkýþ çabasý Fakat 19 asrýn sonlarýndan itibaren, Ýslâm dünyasý Batý karþýsýnda büyük bir siyasi ve ekononomik krize düþünce, bu söylemi bize de taþýndý

Buna göre, müslümanlar içinde bulunduðu yenilmiþlikten kurtulmak için dinde bir tecdit/yenileme ve ýslah çalýþmasý yapýlmalýdýr Bu ýslah ve tecdit çabasýna ilk olarak Hindistan ve Mýsýr’da rastlanýlýr Ýlk Ýslâm modernistleri olarak isimlendirilen ve bu gruba dahil olanlar, Kur’an’ý akla, çaðýn bilimsel verilerine ve sebep-sonuç iliþkisine göre açýklama ve anlama gayreti içine girerler Bu sebeple yeni tefsirler yazarlar, birçok ayeti yeniden yorumlarlar Müslümana karþý adeta yeni bir Ýslâm propaganda etme çabasýna giriþirler

Burada dikkat çekici bir hususa deðinmekte yarar var: Bu gayretlerin ortaya çýktýðý her iki bölge de o dönemde Ýngiliz hâkimiyetinde idi Bu garip tesadüf, bu hareketin öncesinde ve sonrasýnda, bu tarz akýmlarda genellikle karþýmýza çýkar

Bahsettiðimiz bu tecdit/ýslah anlayýþýnýn en belirgin özelliklerinden birisi, þimdiye kadar Kur’an’ýn yanlýþ anlaþýldýðý fikridir Buna göre “geleneksel yorumlar” terk edilerek Kur’an’ý yeniden anlama gayreti içerisine girilmeli, yeniden yorumlanmalýdýr

Hareketin ikinci temel özelliði ise hadislerin çok önemli bir bölümünü ve mucizeleri reddetme fikridir Bu fikir çerçevesinde yazýlmýþ siyer kitaplarýnda Allah Rasulü sav’in mucizeleri yer almaz

Tecdit/ýslah yanlýlarý kendilerince müslümanlarý modern dünya ile, bugünkü “geliþmiþ” uygarlýk ve bilimle buluþturma çabasý içindedirler Onlara göre müslümanlar geri kalmýþlýktan kurtulmak için evvela mevcut Ýslâm anlayýþýný ve Ýslâmî hayat modelini sorgulamalýdýr

Fakat daha baþtan bu düþüncenin önemli bir açmazý olduðunu görmek gerekir Müslüman toplumlarýn Batý’ya göre geri oluþlarý dünyevî alanda deðil midir? Yani siyasi, askeri, teknolojik ve ekonomik gerilik Burada dinin anlaþýlmasýnda eksiklik ya da yanlýþlýk arayýþý, pekâlâ yenilmiþlik psikolojisinden doðan bir kimlik krizi olarak yorumlanabilir Çünkü Ýslâm’ý anlama ve yorumlama yanlýþlýðý bu meselenin tamamen dýþýndadýr Zira müslümanlar, ayný Ýslâm anlayýþýyla uzun çaðlar boyunca yeryüzünün hakim medeniyetine hayat verdiler Ýslâm dünyasýnýn içine düþtüðü siyasi, ekonomik, askeri krizle Ýslâm telakkisinin gerçekte bir ilgisi yok

Meal okuma modasý

Söz konusu dinde yenilik çabalarý günümüzde de farklý görünümlerle devam etmekte Fakat bu çabalar genellikle doðrudan, adý konularak deðil, çeþitli kamuflajlar altýnda yapýlmakta Öyle görünüyor ki bu ciddi bir “yeniden yapýlandýrma” projesidir En gözde yöntemi ise meal okumaya teþvik etmek

Herkesi meal okumaya yönlendiren, böylece Yüce Kitabýmýz’ýn herkes tarafýndan anlaþýlacaðýný öne süren yaklaþým, bir adým sonra, “Kur’an’dan baþka kaynak yoktur, Kur’an tek baþýna yeterlidir Dini anlamada ve dinî hayatý þekillendirmede meal okumak yeterlidir” tezini öne sürüyor Ýþte asýl tehlike de burada ortaya çýkýyor Çünkü bu anlayýþ, Kur’an-ý Kerim’in açýklayýcýsý ve uygulayýcýsý olan Peygamber Efendimiz sav’i devre dýþý býrakmaya kadar gidiyor Böylece Ýslâm köklü bir müdahaleye maruz kalýyor Okuyucu kendi anlayýþ ve aklýna göre bir “Ýslâm” inþa etmiþ oluyor

Meali merkeze koyan anlayýþ, “Kur’an’ý anlamaya doðru”, “Kur’an uyarýyor”, “Kur’an’ýn temel kavramlarý, buyruklarý” gibi þýk baþlýklar altýnda dile getiriliyor Çaðlar boyunca alimlerimizin yine Kur’an ve Sünnet’e dayanarak çýkardýðý hükümler için “Bu Kur’an’da yok!” hükmü veriliyor Mesela bir dönem TV’lerde sýkça izlediðimiz baþörtü tartýþmalarýnda kimi çevrelerin temel tezi buydu

Yine Allah Rasulü sav’in görüþ birliði ile “sahih” kabul edilen hadis kitaplarýnda yer alan sözlerine þüpheyle yaklaþýlýyor Pek çok dinî hükme kaynaklýk eden sahih hadis-i þerifler uydurma diye yok sayýlýyor Yine dinî hükümde asla göz ardý edilemeyecek bir kaynak olan Sahabiler, onlardan sonraki nesil olan Tâbiîn, mezhep imamlarý, alimler devreden çýkartýlýyor Mesele bu noktaya geldiðinde anlýyoruz ki, asýrlar içinden süzülerek gelmiþ Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat anlayýþý yok sayýlýyor Kýsaca, dinimize müdahale söz konusu
Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiðim de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...

...Tefekkür...

Peygambersiz Kur’an arayýþý

Bu söylem karþýsýnda öncelikle Hz Peygambersiz Kur’an-ý Kerim olmayacaðýný, olamayacaðýný bilmemiz gerekir Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat olarak isimlendirilen hak yolun en temel özelliði bu konudaki hassasiyettir

“Biz bu kitabý sana sýrf hakkýnda ihtilafa düþtükleri þeyi insanlara açýklayasýn ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik” (Nahl, 64)

“Sana da o zikri (Kur’an’ý) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açýklayasýn Umulur ki düþünüp anlarlar” (Nahl, 44)

Bu ve benzeri ayet-i kerimelerden de anlaþýldýðý gibi, Kur’an-ý Kerim’in açýklayýcýsý Allah Rasulü sav’dir Allah Tealâ, Yüce Kitabýmýz’ý indiriliþ amacýna göre açýklama görevini Efendimiz’e vermiþtir Eðer O’nun bu vazifesi olmasaydý Ýslâm’ýn birçok kesin hükmü anlamsýz kalýr, ayetlerin doðru anlaþýlmasý imkansýzlaþýrdý En baþta Ýslâm’ýn ibadet sistemi çökerdi Çünkü Kur’an; namaz, oruç, zekât ve hac ibadetlerinin yerine getirilmesinin zorunlu olduðunu bildirir Fakat bu temel ibadetlerin nasýl, ne zaman, ne þekilde yapýlacaðýnýn açýklamasýný Hz Peygamber sav’e býrakýr

Allah Rasulü sav, Kur’an’ý açýklarken de ilâhi kontrol altýndadýr Necm suresinin 3 ve 4 ayetlerinde açýkça ifade buyrulmuþtur: “O kendi heva ve hevesiyle konuþmuyor Konuþtuðu, kendisine vahyedilenden baþka bir þey deðil”

Bu ayet ayný zamanda, Allah Rasulü’nün sadece Kur’an’ý açýklama hususunda deðil, bütün konuþtuklarý, yaptýklarý, emredip yasakladýklarýyla da ilâhi yönlendirme ile hareket ettiðini gösterir Ýþte Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat anlayýþý Allah Rasulü sav’in yolunu bütün yönleriyle takip etmekle þekillenmiþtir

Öyleyse Peygamber’i devre dýþý býrakan, rolünü küçülten, önemsizleþtiren bir Kur’an ve din anlayýþý düþünülemez Hadis-i þerifler olmadan Ýslâm’ý anlamak mümkün deðildir Ayrýca Peygamber Efendimiz’in yolunda yürüyen Sahabiler, Tabiîn, mezhep imamlarý, Ýslâm âlimleri de bu noktadan hareketle önem kazanýr Onlar olmadan, onlarýn açýklamalarý, onlar kâle alýnmadan, sadece yüzeysel bilgi ile Kur’an’ý anlayýp yorumlamaya çalýþmak, kesinlikle yanlýþtýr


Yazara göre meal görüþe göre anlam

Baþtan beri çizdiðimiz çerçeve dikkate alýndýðýnda, günümüzde iyice yaygýnlaþan meal konusu, kendi içinde büyük problemler barýndýrýyor Herhangi bir dilde yazýlmýþ bir cümleyi baþka bir dile aktarmak, özünü vermek mümkündür Fakat baþtan aþaðý edebî bir mucize olan Kur’an için bu geçerli deðildir Kur’an’ý nazil olduðu halden, ayetlerin iniþ sebeplerinden, baþka ayetlerle irtibatýndan, Rasulullah Efendimizin uygulama ve açýklamalarýndan ayrý düþünürek anlamaya ve açýklamaya çalýþmak daha baþtan son derece yanlýþ bir adýmdýr Oysa meali yeterli gören anlayýþ, bir ayetin mealini, doðrudan o ayetin tam anlamý olarak kabul eder

Ebubekir Sifil, “Muradullah mý, Meal Yazarýnýn Kanaati mi?” (Rýhle dergisi, Sayý 4) adlý yazýsýnda meseleyi derinlemesine ele alýyor Sifil, herhangi bir dile tercüme edilen ve Kur’an’ýn daha kolay anlaþýlmasý için yapýlan bu çalýþmanýn, bu amaca hizmet etmesinin mümkün olmayacaðýný ve bunun birçok yanlýþý da beraberinde getirdiðini belirtiyor Makalede özetle þöyle deniliyor:

“Meselenin bir de meal yazarýna göre ifade ve anlam deðiþikliði boyutu var ki, çok önemli bir sorun da burada ortaya çýkýyor Mealden meale anlamlar tamamen deðiþebiliyor ve okuyan üzerinde farklý tesirler uyandýrýyor Falan kiþinin meali okunduðunda baþka, filan kiþinin meali okunduðunda ise çok daha baþka anlamlar ortaya çýkýyor Bir çeþit ideolojik meal yazarlýðý olarak kendini gösteren bu durum, ne yazýk ki, aslýnda Kur’an’ý açýklamaktan ve anlatmaktan ziyade, yazarýn kendi maksat ve kanaatini söylemeye ve Kur’an’a söyletmeye kadar varabiliyor

Bunun dýþýnda bazý kelimelerin meal yazarýnýn görüþüne göre tercüme edildiði ve asýl mananýn bütünüyle yok olup gittiði de oluyor: Mesela kader inancýyla problemi olan bir meal yazarýnýn, ayette geçen ‘kader’ kelimesini ‘ölçü’ þekilde tercüme etmesi ve ‘kader ölçü’dür; kadere iman Allah’ýn hiçbir þeyi ölçüsüz yaratmamýþ olduðuna imandýr’ diyebilmesi, konuya dair çarpýcý bir örnektir

Yine Allah’ýn dilediðine þefaat izni vereceðini bildiren ayetleri, Allah Rasulü sav’in hadis-i þeriflerindeki açýklamalara bakmadan yorumlayýp, ‘þefaat edecek olanlar meleklerdir’ diye anlam çýkaran meal yazarý da hata yapmaktadýr Tehlikeli olan, bu tür hatalarý meal okurunun fark edemeyecek olmasýdýr”

Burada, “Tefsirlerde de farklý görüþlerden kaynaklanan yorum farklarý var Bunlarý nasýl deðerlendirmeliyiz?” diye sorulabilir Müfessirlerin farklý yorumlarý, onlarýn kendi akýllarýnca yorum yapmalarýndan deðildir Usulle ilgili farklýlýklardan kaynaklanýr Dinî ilimlerde kiþisel yorum farklýlýðý ile usul farklýlýðý konusu erbabýnca bilinen teknik bir meseledir Burada þu kadarýný söyleyelim: Tamamen kiþisel görüþe dayalý tefsir (rey tefsiri), isabetli bile olsa reddedilmiþtir Usul’e uygun tefsir yapan alim ise, isabet edemese bile sevapla mükafatlanýr

Halký Kur’an’la karþý karþýya býrakmak

Mukaddes Kitabýmýzla irtibatýmýz konusunda Ehl-i Sünnet alimlerinin ittifakla kabul ettiði yol baþtan aþaðý, saygý, edep, haddini bilme esasýna baðlýdýr Mümin, Kur’an-ý Kerim’i çok okumalý, Allah kelamýyla kalbini ve hayatýný feyzlendirip bereketlendirmelidir Kur’an-ý Kerim’i anlamýný bilerek ya da bilmeyerek okumak, dokunmak, hatta yüzüne bakmak ibadettir Bunlarýn hepsi Cenab-ý Hak’la irtibattýr Ýbret için, maneviyatýnýn güçlenmesi için okumak yerine kendi aklýnca hüküm çýkarma çabasý ise bâtýldýr, reddedilmiþtir

Ýslâm ümmeti, her biri ayný zamanda bir maneviyat yýldýzý olan alimlerimizce kýlý kýrk yaran bir titizlikle Allah Kelamýndan, Sünnet-i Seniyye’den ve usule göre diðer diðer kaynaklardan süzdüðü hükümlere göre imanýný ve yaþantýsýný tanzim etmiþtir Þimdi bu noktada “Dinimizi anlamak ve yaþamak için tek baþýna Kur’an yeter!” demek ne anlama gelebilir? Alimlerimizden bize miras olan anlayýþ ve yaþantý ne bakýmdan yetersiz ya da yanlýþtýr? Bütün bunlarý Kur’an’dan kendimizin çýkartabileceðimizi iddia edenler bir yoldan kopartýrken nereye sevk etmeye çalýþýyor olabilirler?

Sýradan müslümanlar olarak meal okuyarak imanýmýzý ve yaþantýmýzý düzenlememiz gerektiði tezine karþý þunu net olarak bilmemiz gerekir: Ýslâmî ilimler olarak adlandýrdýðýmýz akaid, tefsir, hadis ve fýkýh gibi ilimleri ve bunlarýn usullerini bilmeden Kur’an’dan hüküm çýkarmak, onu yorumlamaya çalýþmak bid’attýr, hatta tahriftir, kesinlikle yanlýþtýr

Ýslâm âlimleri asýrlardýr yapmýþ olduklarý bütün çalýþmalarý halk için yapmýþ, Ýslâm’ýn doðru anlaþýlmasý ve yaþanmasý için gerektiðinde canlarýný feda etmiþlerdir Elde hazýr olan doðru bilgiyi kullanýp hak yolu seçmek yerine, baþý sonu belli olmayan bir maceraya girmek büyük hatadýr

Televizyondan din öðrenmek

Son yýllarda halk dindarlýðýnýn içini boþaltan bu görüþler genellikle medya yoluyla yaygýnlaþtý Ýlmî birikimi ve yeterli edebi olmayan kiþiler sabahlara kadar ekranlarda dinî mevzularý tartýþtýlar Hiçbir ilmî ölçüye riayet etmeden tartýþtýlar Ýzleyicilerin kafasýný, gönlünü karmakarýþýk eden bir üslup kullanýldý Televizyonlar bu kiþileri birden keþfediverdi Kadýn programlarýndan, ana haber bültenlerine kadar her fýrsatta konuþturuldular Çünkü reyting alýyorlardý Çünkü dinî eðitimden uzak yetiþen kitleler Ýslâm’ý anlama açlýðý çekiyordu Böylece Ýslâm’ýn en tartýþýlmaz, en þüphe götürmeyecek netlikteki hükümleri bile tartýþmaya açýldý En çok duyduðumuz sözler ise “Kur’an’da böyle deniliyor!” ya da “Bu Kur’an’da yok!”

Din televizyondan, gazeteden öðrenilmez Olsa olsa iyi niyetli, hassasiyet sahibi ellerden çýkmýþ yapýmlar dindarlýðý güçlendirebilir, zihin ve gönül açar Halk için dinin hükümlerinin kaynaðý salih hocalar ve ilmihal kitaplarýdýr Yani ehline sorarak, okuyarak öðrenilir Asýrlardan beri usul buydu, halen de budur

Öyleyse bizim imanla, yaþantýmýza dair hükümler noktasýnda, güzel ahlâktan Ýslâm tarihine kadar müslüman kimliðimizi ilgilendiren konularda yol bellidir Sadece iyi bir ilmihal bile güzel bir kýlavuzdur Elimizde merhum Ömer Nasuhi Bilmen hocaefendinin “Büyük Ýslâm Ýlmihali” gibi þaheser bir kitabý varken nelerle vakit kaybettiðimizin farkýna varmamýz gerekir

Ýslâm basittir, kolaydýr Yürekten bir yöneliþ, bir de Mevlâmýzýn ve yaratýlmýþlarýn haklarýna dikkat etmekten ibaret Niyet edip yaþamak isteyen için arý duru pýnarlar birer hayat kaynaðý olarak akýp duruyor Öte yanda hangi fiyakalý sloganý kullanýrsa kullansýnlar, kafasý karýþýk, gönlü karýþýk, ameli karýþýk kiþilerin ardýna düþecek zaman yok



Ali SÖZER
Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiðim de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...

Yukar git