Haziran 17, 2019, 11:08:53 S
Haberler:

Biz insana, ana-babasýna iyi davranmasýný tavsiye etmiþizdir. Çünkü anasý onu nice sýkýntýlara katlanarak taþýmýþtýr. Sütten ayrýlmasý da iki yýl içinde olur. (Ýþte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana þükret diye tavsiyede bulunmuþuzdur. Dönüþ ancak banadýr. (Lokman -14)

Týp Sözlüðü...

Balatan liprade, Austos 15, 2009, 02:21:23 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

liprade

PAKÝMENENJÝT : Beynin en dýþ zarýnýn (dura mater) iltihabýdýr.
PANDEMÝ : Salgýn bir hastalýðýn kýta düzeyinde çok geniþ bir alana yayýlmasýna verilen isimdir.
PALÝLALÝ : Psikolojik bir bozukluk olup, ayný cümle veya kelimenin bir çok defa tekrarlanmasýdýr.
PALYATÝF : Hafifletici.
PALPASYON : Elle dokunularak yapýlan muayene.
PALPÝTASYON : Kalp çarpýntýsý.
PALSY : Felç, inme.
PAN : Bütün.
PANARTERÝT : Bütün arterleri kapsayan iltihabi durum.
PANKARDÝT : Kalbin bütün zarlarýnýn iltihabý.
PANKREAS : Karýn boþluðunun üst tarafýnda ve bel omurlarýnýn ön kýsmýnda yerleþik bir organdýr.Salgýlarýyla sindirm fonksiyonuna yardýmcý olur ve kan þekerini düzenler.
PANKREATÝT : Pankreas iltihabýdýr.
PANOFTALMÝ : Gözün bütün tabakalarýnýn iltihabý.
PANSÝNÜZÝT : Bütün yüz sinüslerinin iltihabý.
PAPÝLLOM : Meme baþý gibi çýkýntýlar yapan iyi huylu tümörler.
PAPÝLLOKARSÝNOM : Kötü huylu papillom.
PAPAVERÝN : Opiumdan elde edilen, düz kaslarýn spazmýný çözücüetkiye sahip bir alkaloid.
PAPÝLLÝT : Görme sinirinin retinaya girdiði yerin(optik papilla)ödemli iltihabý.
PAPÜL : Ciltteki, sýnýrlarý belirgin, kabarýk, 1 cm'den küçük çaplý lezyonlardýr.
PARA : Yanýnda, yan. Örn. (Para-aortik aortun yanýnda)
PARAKARDÝAK : Kalbin yanýnda, kalbe komþu.
PARALÝTÝK : Felç olan, felçli kiþi.
PARALÝZÝ : Felç.
PARAMEDÝAN : Orta hattýn yanýnda, orta hatta yakýn.
PARAMEDÝKAL : Bir dereceye kadar týpla ilgili, hekimliði kýsmen ilgilendiren.
PARANAZAL : Burun boþluðunun yanýnda, buruna komþu.
PARANKÝM : Bir organ yada bezin görev gören dokusudur. Örneðin, karaciðer parankimi denildiði zaman, karaciðerin bütünü anlaþýlýr.
PARAOZEFAGEAL : Özefagusun ( yemek borusu ) yanýnda yer alan.
PARAPLEJÝ : Belden aþaðý her, iki bacaðýn tutmamasý, felç hali.
PARAPAREZÝ : Belden aþaðý her iki bacaðýn kýsmi felci, örn. hareket olup, yardýmsýz yürüyecek kadar güç olmamasý.
PARATÝROÝD : Tiroid bezi arkasýnda bulunan dört adet küçük beze verilen isim.
PARATÝROÝDEKTOMÝ : Paratiroidlerin ameliyatla çýkartýlmasý.
PARATRAKEAL : Nefes borusunun yanýnda yer alan.
PARAVERTEBRAL : Omurganýn ( Vertebral Kolon ) yanýnda yer alan.
PARAZÝTEMÝ : Kanda parazit bulunmasý.
PARAZÝT : Asalak.
PARASENTEZ : Ýçinde su veya cerahat toplanmýþ bir vücut boþluðundaki sývýyý çýkarmak için yapýlan delme ameliyatý.
PARENKÝM : Organýn kendine özel doku yapýsý.
PARENTERAL : Ýlaç veya serumlarýn aðýz yolu ile deðil damar yolu, adele içi gibi yollarla verilmesi.
PARESTEZÝ : Uyuþma, karýncalanma veya yanma hissi gibi duyusal bozukluklar.
PARÝETAL KEMÝK : Kafatasýnýn her iki yan tarafýndaki kemiklere verilen isim.
PAROKSÝSMAL : Ani ve geçici krizler halinde gelen.
PARONÝÞÝ : Týrnak yataðý iltihabý, dolama.
PARSÝYEL : Bütününü kapsamayan, tam olmayan, kýsmi.
PARTÝKÜL : Parçacýk, zerre.
PARTUS : Doðum.
PAROTÝS BEZÝ : Kulak altý tükrük bezi.
PAROTÝTÝS : Kabakulak.
PATELLA : Diz kapaðý kemiði.
PATOJEN : Hastalýk yapan madde veya mikroorganizmalar.
PATOGENEZ : Hastalýðýn esas ve geliþimi.
PATOGNOMONÝK : Bir hastalýk için çok özel belirti, bu varsa mutlaka o hastalýk akla gelmelidir gibi.
PATOLOJÝK : Normal olmayan, hastalýklý.
PATOLOG : Hastalýk nedeni ile dokularda meydana gelen deðiþimleri inceleyen bilimle uðraþan kiþi.
PEDÝATRÝ : Çocuk hastalýklarý ile uðraþan týp dalý.
PEDÝATRÝST : Çocuk hastalýklarý uzmaný.
PELVÝS : Leðen kemiði.
PENÝS : Erkek cinsel organý.
PERÝTON : Karýn içi organlarý çepeçevre saran, karýn boþluðunun iç yüzünü örten zardýr.
PERÝTONÝT : Peritonun iltihabýdýr.
PERORAL : Aðýz yolu ile.
PETEÞÝ : Ciltte nokta biçiminde kanamalar. (Damar dýþýna kan çýkmasý)
PHENOTYPE : Kiþinin kalýtsal yapýsýnýn dýþa akseden görünümü, ayný tür fertlerini belirleyen, gözle görülebilen özelliklerin tümü.
PITRIASIS : Daha çok gövdede ve uzuvlarýn gövdeye yakýn yerlerinde yerleþen, bazan kepeklenme gösteren bir cilt hastalýðýdýr. Çeþitli türleri vardýr, bunlardan PITRIASIS VERSICOLOR'da deniz mevsimlerinde hasta olan bölge güneþ ýþýný almadýðý için daha belirgin hale gelir.
PLAK : Plak, dermatologlar için açýk bir anlamý olan ancak baþkalarý tarafýndan genellikle anlaþýlmayan bir terimdir. Yüksekliðine oranla kapladýðý alan geniþtir ve keskin bir kenarý vardýr. Plaklar en sýk sedef hastalýðýnda (psöriasis) görülür.
PLEVRA : Akciðerleri ve göðüs kafesinin iç yüzünü örten zar.
PLEVRAL : Plevraya ait.
PLÖREZÝ : Plevra iltihabý. Akciðerin üzerini örten plevra ile göðüs duvarýný örten iki plevra yapraðý arasýnda sývý birikmesi.
PLÖRÝT : Plevranýn, sývý birikmeksizin kuru iltihabý.
POLÝKÝSTÝK : Bazý organlarda çok sayýda içi sývý ile dolu oluþumlara verilen addýr. Polikistik böbrek, polikistik meme gibi.
POLÝP : Organlarýn ve vücut boþluklarýnýn iç yüzünü kapsayan mukoza adý verilen tabakadan menþeini almýþ, saplý iyi huylu küçük ur.
PROSTAT : Erkeklerde mesanenin altýnda ve idar yolunun baþlangýcýnda bulunan genital sisteme ait bir bez.
PROSTATÝT : Prostat iltihabý.
PSORIASIS : Halk arasýnda sedef hastalýðý olarak bilinir. Sýk rastlanan, özellikle diz ve dirseklerde ve vücudun diðer bölgelerinde rastlanan simetrik, kýrmýzý, kabuklanma ve pullanma gösteren bir cilt hastalýðýdýr. Sebebi bilinmemektedir.
PULMONER : Akciðer veya akciðerlerle ilgili.
PULMONER ARTER : Akciðerin büyük besleyici arteri.
PÜSTÜL : Ciltte, içerisinde cerahat bulunan kabarýk lezyonlardýr.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

RABÝES : Kuduz.
RADÝUS : Ön kolun dýþ tarafýnda (baþ parmak tarafýnda) bulunan kemiktir.
RADÝKAL : Sebebe yönelik, köklü.
RADÝKÜL : Ýnce dal, küçük kök.
RADÝKÜLÝT : Omurilikten çýkan sinirlerin (spinal sinir) kök iltihabýdýr.
RADÝKÜLOPATÝ : Spinal sinir köklerini tutan herhangi bir hastalýk.
RADYOAKTÝF : Radyasyon yayan özelliðe sahip.
RADYODERMATÝT : Iþýna maruz kalmýþ ciltte meydana gelen dermatit.
RADYOLOJÝ : Genel anlamda X ýþýnlarý,ses dalgalarý veya diger yöntemleri kullanarak teþhis hizmetleri veren týp dalýdýr.
RADYOTERAPÝ : Iþýnlama kullanýlarak yapýlan tedavi yöntemi.
RAHÝM : Uterus, döl yataðý.
RAÞÝTÝZM : D vitamini eksikliðinin neden olduðu, çocuklarda görülen bir hastalýktýr.Kemik teþekkülünün tam olmamasý nedeniyle tedavisi geciktirilmiþ, ihmal edilmiþ vakalarda uzun kemiklerde deformiteler teþekkül eder.
RAYNAUD : Sebebi bilinmeyen, daha çok orta yaþlý kadýnlarda rastlanan bir rahatsýzlýk olup, özellikle soðuða maruz kalýnca parmaklarda morarma ve hissizleþme ile karakterize bir damar rahatsýzlýðýdýr.
REFRAKSÝYON : Kýrýlma.
REFRAKTOMETRE : Görme bozuklukluklarýný ölçen cihaz.
REJENERASYON : Harap olmuþ bir dokunun kendini yenilemesi, tamiri.
REJÝONAL : Bir bölgeye ait.
REGRESYON : Bir hastalýk belirtisinin gerilemesi, þiddetinin azalmasý.
REGURJÝTASYON : Yenilen yiyecek ve içeceklerin, kusma olmaksýzýn aðýza geri gelmesi.
REHABÝLÝTASYON : Fiziki hareket kusurlarýný düzeltme, yeniden kazandýrma.
RELAKSÝN : Gebelik esnasýnda meydana gelen ve doðum iþlevinde gevþetici rol oynayan hormon.
REMÝSYON : Hastalýk belirtilerinin sönmesi.
RENAL : Böbrekle ilgili.
RENAL ARTER : Böbrek arteri.
REPRODUKTÝF : Çoðalabilen.
RESPÝRASYON : Solunum, nefes almak.
RESPÝRATUVAR SÝSTEM : Solunum sistemi.
RETANSÝYON : Birikme, toplanýp kalma. ( Örn. Ýdrar retansiyonu;idrar tutulmasý, idrar yapamama.)
RETÝKÜLER : Að gibi, að biçiminde.
RETÝNA : Gözün en iç tabakasý, að tabaka.
RETÝNÝT : Retina iltihabý.
RETROBULBER : Göz küresinin arka kýsmý.
RETROBULBER NÖRÝT : Görme sinirinin, gözün arka kýsmýndaki bölümünün ani görme kaybý ile karekterize iltihabi durumu.
RETROGRESSÝV : Gerileyen.
RETROPERÝTONEAL : Periton zarýnýn arkasýnda.
RETROVERSÝ : Bir organýn normal konumda deðil arkaya doðru eðik durumda olmasý.
REVASKÜLARÝZASYON : Yeniden damarlanma.
REZEKSÝYON : Bir organ veya vücut kýsmýnýn bir bölümünün veya tamamýnýn çýkartýlmasý.
REZÝDÜ : Artýk, bakiye.
REZÝDÜEL : Kalan, artan. ( Örn. Rezidüel Ýdrar; Ýdrar yapýldýktan sonra çýkartýlamýyarak geride kalan idrar.)
REZÝSTAN : Mukavim, dirençli.
REZÝSTANS : Direnç, mukavemet.
REZORBSÝYON : Emilme.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

SAFRA : Karaciger tarafýndan salgýlanan, yeþilimsi kahverengi bir sývýdýr.Safra, kýsmen yað sindirimine yarayan bir salgý, kýsmende eskimiþ alyuvarlarýn tahrip olmalarý sonucu oluþmuþ bir atýlma ürünüdür.
SAFRA KESESÝ : Karaciðerden salgýlanan safranýn toplandýðý, karacigerin alt kýsmýnda bulunan torba þeklinde bir organ-dýr.Kesenin görevi, safrayý depolayýp, yoðunlaþtýrmak, ve gerekli aralýklarla oniki parmak barsaðýna safra salgýlamaktýr.
SAK : Kese, torba.
SAKKÜLER : Keseye benzer, torba gibi.
SAKRUM : Kuyruk sokumu.
SAKRALÝZASYON : Beþinci bel omuru ile kuyruk sokumu kemiðinin birleþik olmasýna verilen isim.Yapýsal bir farklýlýktýr.
SAKROÝLÝAK EKLEM : Sakrumla kalça kemiðinin, saðda ve solda yapmýþ olduðu eklem.
SADÝZM : Baþkalarýna acý vermekten cinsel haz duyma.
SADÝST : Baþkasýna iþkence etmekten zevk alan kiþi.
SAGÝTTAL : Vücudu sol, sað þeklinde ortadan ayýran düzlem.
SALÝSÝLÝK ASÝT : Ateþ düþürücü etkisi olan ve aspirin yapýmýnda kullanýlan bir madde.
SALMONELLA : Bir bakteri türü.
SALPÝNKS : Tuba uterina, rahimle yumurtalýklar arasýndaki geçiþi saðlayan, saðlý sollu iki tarafta bulunan tüpler.Tüplerin týkalý olmasý kýsýrlýða neden olur.
SALPENJÝT : Tuba uterinalarýn iltihabý.
SEDASYON : Hastanýn sakinleþtirilmesi.
SÝMPLEKS : Tek maddeden oluþmuþ, basit, sade.
SÝNÜZÝT : Sinüs adý verilen yüzdeki kemik boþluklarýn iç yüzünü kaplayan mukoza iltihabýna ve boþlukta cerahat toplanmasýna sinüzit adý verilir.
SÝROZ : Bir organda sertleþme ve nedbeleþme ile karakterize fibröz doku oluþumuna verilen isimdir. Ancak bu terim hemen her zaman karaciðerin görevini yapamamasýyla ilgili, kronik karaciðer iltihabý için kullanýlýr.
SÝTOLOJÝ : Hücre bilimi.
SKOLYOZ (SKOLÝOSÝS) : Omurganýn sað veya sola doðru eðrilikleri ile karakterize þekil bozukluðu.
STERNUM : Ýman kemiði.
SUBKARÝNAL : Karinanýn altýnda. (Karina: Trakea'nýn ikiye ayrýldýðý yere verilen isim)
SUBPLEVRAL : Akciðer zarýnýn altýnda.
SÜT BEZESÝ : Meme dokusu içerisindeki süt üreten bezler.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

TABES DORSALÝS : Sfilizin ilerlemiþ döneminde sinir sistemi tutulumuna baðlý olarak dengesizlik, yürüme güçlüðü görme bozukluklarý ile seyreden tabloya verilen isimdir.
TALAMUS : Orta beyindeki bir cekirdek grubuna verilen addýr.
TALASEMÝ : Kalýtsal bir kan hastalýðýdýr.akdeniz kýyýlarýnda yaþayanlarda daha sýk görülür.
TAKÝPNE : Çok hýzlý solunum.
TARTAR : Diþ taþý.
TELENJÝEKTAZÝ : Deride veya mukozalarda kýrmýzý lekeler þeklinde görülen kýlcal, arteriol ve venüllerin geniþlemesinden oluþan lezyonlar.
TELEKARDÝOFON : Kalp seslerini hastadan uzakta dinleten alet.
TELEPATÝ : Beþ duyu iþe karýþmaksýzýn düþüncelerin, bu duyularýn üstünde bir yolla aktarýlmasý.
TEMPORAL BÖLGE : Þakak bölgesi.
TENDÝNÝT : Tendon iltihabý.
TENDON : Kaslarýn kemiklere yapýþmasýný saðlayan yapýlar.
TENESMUS : Rektum veya mesanenin iltihaplý durumlarýnda görülen, aðrýlý iþeme veya defekasyon duygusu.
TENYA : Barsak paraziti, þerit, yassý solucan.
TESTOSTERON : Erkek seks hormonuna verilen addýr.
TREMOR : Ýrade dýþý titremelere verilen addýr. Örneðin, Hipertiroidi (Tiroid bezinin fazla çalýþmasý) adý verilen rahatsýzlýkta ellerde görülen ince amplitüdlü titremelere tremor adý verildiði gibi, Parkinson da görülen kaba ve büyük amplitüdlü titremelere de tremor denir.
TROMBOZ : Kan damarlarýnýn pýhtý veya ateron (kolesterol) plaklarý oluþarak týkanmasýdýr.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

ULNA : Önkolun iki kemiðinden içte (serçe parmaðý tarafýnda)bulunanýdýr.
ULTRASOUND : Ýnsan kulaðýnýn duyamýyacaðý kadar yüksek frekanslý ses dalgalarý.Ultrases.
ULTRASONOGRAFÝ : Ultra-ses kullanýlarak elde edilen görüntüler.Bir çok hastalýðýn ön teþhisinde kullanýlan, ancak daha çok karýn organlarý gibi ses dalgalarýnýn kolayca geçebileceði konumdaki organlarýn tetkikinde etkili bir inceleme yöntemidir.Þua söz konusu deðildir.
ULTRAVÝOLE : Dalga boyu 2000-4000 arasý olan mor ötesi ýþýnlar.
UTERUS : Rahim, döl yataðý.
UTERUS BÝCORNÝS : Uterusun iki boynuzlu olmasý anlamýnda bir terimdir.Uterusun üst kýsmýnýn çökük olmasý nedeniyle her iki uç kýsýmlarýnýn beligin hal almasý sonucu ortaya çýkan görünümdür.
UVULA : Küçük dil.
ÜLSER : Geniþ anlamýyla deri ya da mukoza altý dokularý meydanda býrakan kronik yaralardýr.
ÜLSERATÝF KOLÝT : Kalýn barsakla rektumun, kronik iltihabý ve ülserasyonudur.
ÜREMÝ : Kandaki üre oranýnýn normalin üzerinde olmasý halidir.
ÜRETER : Böbreklerle idrar torbasýný birleþtiren, idrarýn torbaya ulaþýmýný saðlayan tüptür.Her iki tarafta birbirinden baðlantýsýz olarak bulunur.
ÜRETRA : Ýdrarýn dýþarýya atýlmasýný saðlayan ve ýdrar torbasýndan sonraki idrar yoluna verilen isim.
ÜRETRÝT : Üretranýn iltihabýdýr.
ÜROLOJÝ : Bevliye. Kadýn ve erkeklerdeki idrar yollarý ve üreme sistemleri ile ilgili hastalýklarý inceleyen bilim dalýdýr.
ÜRTÝKER : Hassasiyet sonucu ortaya çýkan deri döküntüleri ve kaþýntý ile belirgin bir durumdur.
ÜRÝN : Ýdrar.
ÜROGENÝTAL : Genital ve idrar yollarý sistemi ile ilgili.
ÜROGRAFÝ : Damardan kontrast madde verilerek böbrekler,idrar torbasý ve idrar yollarýnýn belirli zaman aralýklarý ile filmlerinin çekilmesidir.Üriner sistem hakkýnda teþhis amaçlý yapýlan iþlemdir.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

VAGOTOMÝ : Vagus sinirinin etkisini ortadan kaldýrmak amacýyla dallarýndan birisinin kesilmesidir. VAGUS : Nervus Vagus onuncu kafa siniridir, kafatasýndan çýktýktan sonra mide , barsak sisteminin bir kýsmýna, kalp ve akcigerlere dallar verir.Bu sistemlerin fonksiyonlarýnda önemli rol oynayan bir sinirdir.
VAJEN : Kadýn cinsel organý.
VAJÝNÝT : Vajina iltihabý.
VAKSIN : Aþý.
VARÝS : Kirli kan taþýyan damarlarýn, fonksiyonel bozukluklarý sonucu ya da kan akýmýnýn önündeki bir engel nedeniyle geniþliyerek kývrýmlý bir hal almasýdýr.Yüzeyel olduðu gibi derin venlerde de varis geliþebilir.
VARÝKOSEL : Erkeklerde spermatik kordon venlerinin geniþlemesi sonucu torbalar içersinde varis oluþumu.
VASKÜLÝT : Damar iltihabý.
VAZODÝLATASYON : Damar geniþlemesi.
VAZODÝLATATÖR : Damar geniþletici etkiye sahip ilaç, madde.
VAZOKONSTRÜKSÝYON : Damarlarý büzülmesi, kasýlmasý.
VAZOKONSTRÜKTÖR : Damarlarý büzen etkiye sahip ilaç, madde.
VAZOSPAZM : Damar kasýlmasý, büzülmesi.
VEJETERYAN : Bitkisel gýdalarla beslenen, etyemez.
VEN : Kirli kaný kalbe taþýyan damarlar.
VERTÝGO : Genel anlamda baþ dönmesi, hareket duygusu demektir. Ancak tansiyon düþmesi ile ilgili baþ dönmeleri bu kapsamda deðildir. Vertigodan kastedilen labirentit, iç kulak iltihabý, Meniere hastalýðý gibi durumlarda olan baþ dönmesi hissi Vertigo diye adlandýrýlýr.
VÝTÝLÝGO : Bir cilt hastalýðý olup, vücudun çeþitli bölgelerinde, yer yer renk (pigment) kaybý ile karakterize, normal bölgelerden keskin sýnýrlarla ayrýlan beyaz lekeler.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

YABANCI CÝSÝMLER : Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan her hangi bir madde yabancý cisimdir. Bunlara özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanýr. Yutulan yabancý cisimler, yemek borusunda takýlabilir, ya da tehlikeli olabilir.Bu nedenle bazen ameliyatla çýkartýlmalarý gerekebilir.
YAÐ EMBOLÝSÝ : Büyük kemik kýrýklarýnda görülebilen bir komplikasyondur. Kemik iliðindeki yaðýn bir kýsmý açýða çýkar ve yað damlalarý kan dolaþýmýna karýþýp damar týkanmasýna neden olur.
YAÐLI DEJENERASYON : En çok kalp, karaciðer ve böbreklerde görülür. Bu organlarda, hücreler normal çalýþma yeteneklerini kaybederler ve içlerinde yað tanecikleri birikir.
YALANCI GEBELÝK : Tüm gebelik belirtilerinin olmasýna raðmen, uterus boþtur. Bu duruma yalancý gebelik denir. Daha çok psikolojik menþelidir.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

liprade

ZAR : Anatomide makroskopik ya da mikroskopik boyutlu, az ya da çok farklýlaþmýþ ya da karmaþýk yapýda, geniþ ve yassý katman biçimli oluþumlarýn genel adýdýr.
ZATÜRREE (PNÖMONÝ) : Akciðer dokusunun iltihabý. Çeþitli etkenlere baðlý olarak geliþmekle birlikte, genellikle birincil ya da ikincil mikrobik etkenlerin yol açtýðý akut ya da subakut hastalýk tablolarýný belirten bir terimdir.
ZAYIFLIK : Kiþinin vücut aðýrlýðýnýn yaþýna, cinsiyetine ve boyuna göre hesaplanmýþ normal deðerlerden daha düþük olmasý. ZEHÝR : Hücrelere ve yaþayan dokulara kimyasal ya da biyokimyasal nitelikte zararlar veren her türlü madde. Zehrin en tipik özelliði bu zararlý etkisini en küçükdozlarda bile göstermesidir.
ZEHÝRLENME : Bir zehrin vücutta emilmesiyle ortaya çýkan belirtileri anlatan genel terim. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve aðýrlýðý deðiþebilen bir hastalýkhaline ya da ölüme yol açar.
ZEKA : Yeni sorunlarý karþýlayarak uygun çözümler bulmak amacýyla, zihnin tüm ögelerini amaca uygun kullanabilme yeteneði ya da gücü.
ZEKA GERÝLÝÐÝ : Zihni geliþmenin yavaþlýðý. Doðuþtan gelen ya da bebeklik çaðýnda ortaya çýkan zihni yetersizliðe baðlý olarak ruhsal geliþimi duraklayan kiþilerde görülür.
ZEKA YAÞI : Psikolojide, zeka testleriyle saptanan ve takvim yaþýndan farklý olarak belirli bir yaþ grubuna özgü becerilerle zihinsel yetkinliði ifade eden ölçü.
ZÝGOMA : Gözlerin alt ve yan kýsýmlarýnda, elmacýk kemiklerine karþýlýk düþen yüz bölgesi.
ZÝGOT : Döllenme sýrasýnda spermatozoitin yumurtayla birleþmesi sonucu oluþan hücre.
ZONA : Etkeni su çiçeðine de yol açan virüs hastalýðý. Herpesvirüs.
ZOOFÝLÝ : Hayvanlara karþý aþýrý düþkünlükle belirlenen hafif bir duygulaným bozukluðu. Genellikle aþýrý duygusal, destek konusunda saplantýlý ve normal yoldan bu desteði saðlayamamýþ kiþilerde (bekarlar, çocuksuz çiftler vb.) görülür.




"Cehalet hýyar olmuþ gidiyor son sürat/  Enkaz-ý beþer koþuyor elde tuzluk alýk surat"

dr_sefa

vallahi maþallah sana yahu...çok istifade edeceðim konular var..
tam bir paylaþým abidesi

Yukar git