Haziran 26, 2019, 08:09:01 S
Haberler:

Eðer onlar seni, hakkýnda bilgin olmayan bir þeyi (körü körüne) bana ortak koþman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüþünüz ancak banadýr. O zaman size, yapmýþ olduklarýnýzý haber veririm. (Lokman -15)

Hazret-i Ümmü Gülsüm (r.a)Üçüncü Nur Parçasý

Balatan DAMRAM, Haziran 19, 2009, 08:23:47 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

DAMRAM

Hazret-i Ümmü Gülsüm (r.a)Üçüncü Nur Parçasý

Ümmü Gülsüm radýyallahu anha, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin üçüncü kýzý... Mekke müþriklerinin þiddetli ambargolarý altýnda büyüyen çilekeþ bir genç... Annesi ve iki ablasýnýn vefatlarýný küçük yaþta gören sabýr ve metanet sahibi bir iman eri... Ablasý Rukýyye (r.anhâ) ile kader çizgileri birbirine benzeyen ikiz gibi iki kardeþ... Her ikisi de iman ve edeb âbidesi Hz. Osman (r.a.)'a nikâhlanarak onun "Zinnûreyn=iki nur sahibi" diye ünvan almasýna vesile olan bahtiyarlardan.

O, Mekke'de bi'setten = peygamberlikten önce doðdu. Kureyþliler kendi aralarýnda: "Muhammed'in kýzlardan baþka çocuðu olmuyor..." diye konuþuyorlardý. Ne söylediklerinin, farkýnda bile deðillerdi. Onlar kýz çocuðu doðduðunda diri diri kumlara gömecek kadar câhiliyet içerisinde merhametsiz ve meymenetsiz vahþi kimselerdi. Onlarýn cehâlet ve vahþet hallerini âyet-i celîle þöyle bildiriyor: "Onlardan birine kýz müjdelendiði zaman öfkelenmiþ olarak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüðünden dolayý kavminden gizlenir. Onu aþaðýlýk duygusu içinde yanýnda mý tutsun, yoksa topraða mý gömsün! Bakýn ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür..." (Nahl sûresi; 58 - 59)




Sevgili Peygamberimizin üçüncü kýzý böyle bir câhiliyet ve vahþet içerisinde yaþayan toplumda dünyaya geldi. Dolgun yüzlü güzel olduðundan dolayý ona Ümmü Gülsüm adý verildi. Peygamberlikten önce geliþip büyüdü. Ablasý Rukýyye ile ikiz gibiydiler. Her ikisi de cahiliye döneminde Ebû Leheb'in oðullarýna istendiler. Fakat Rabbýmýz o gülleri, müþrik eli deðmeden kurtarýp tekrar baba ocaðýna döndürdü.

Ümmü Gülsüm ve kýzkardeþleri Hz. Hatice (r.anhâ) ile birlikte Ýslâm'la ilk þereflenenlerdendir. Cahiliye döneminde Uteybe ile nikahlanmýþtý. Allah Teâlâ "Tebbet" sûresini nâzil buyurunca; Ebû Leheb oðullarýna baský yaptý ve O'nun kýzlarýný boþayýn dedi. Onlar da babalarýnýn sözünü tuttu. Böylece habîbinin gülleri iman ve insanlýktan nasibi olmayan müþrik ellerdenkurtulmuþ oldu.

Kýsa bir zaman sonra Hz. Rukýyye, Hz. Osman ile evlenip Habeþistan'a ailecek hicret ettiler. Ümmü Gülsüm (r.anhâ) kýzkardeþi Fâtýma ile beraber Mekke'de Habîb-i Ekrem (s.a.) efendimizin yanýnda kaldýlar. Ýki ablasý evlenmiþti. Ev iþleri ona kalmýþtý. Hayatýn sýkýntýlarý, müþriklerin eza, cefa ve ambargolarý artmýþtý. Haþimoðullarýyla birlikte müslümanlar Ebû Tâlip mahallesinde hapsedilmiþti. Üç yýl süren bu ambargoda aç ve susuz býrakýlmýþlardý. Ümmü Gülsüm (r.anhâ) bu zor ve sýkýntýlý günlerde anne ve babasýnýn elem ve kederini hafifletmeye çalýþtý. Üzerine düþen sorumluluðu idrak ederek annesine: "Üzülme anneciðim!.." diye onu teselli etti. Allah herþeye kadirdir. Bu çilelerin de sona ereceði bir zamanývar diye sabretti. Sabrýnýn mükâfatýný Allah Teâlâ'dan bekledi. Günler sýkýntý içerisinde bir bir geçmekteydi. Birgün Ebû Tâlib müslümanlarýn kuþatýldýðý mahalleye geldi ve ambargonun kalktýðýný müjdeledi. Kâbe'ye asýlan vesîkanýn parçalandýðýný haber verdi. Bu haber müslümanlarý çok sevindirdi.

Ýslâm'ýn ilk yiðitleri çok çileler çekti. Ama onlar asla imanlarýndan taviz vermedi. Çektiði sýkýntýlar onlarýn azimlerini biledi ve imanlarýný kuvvetlendirdi. Hz. Hatice (r.anhâ) annemiz bu kuþatmadan çok yýpranmýþ ve zayýf düþmüþtü. Rahatsýzlanýp yataða düþtü. Kýzlarý Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Fâtýma baþ ucunda hep hizmette idiler. Hicretin onuncu yýlý ramazan ayýna girilmiþti. Hastalýðý gün geçtikçe artmaktaydý. Ramazanýn onuncu günü Hz. Hatice annemiz ruhunu Mevlâsýna teslim ederek sevdiklerini geride býraktý. Resûl-i Ekrem (s.a.) pek sevgili ailesini kendi eliyle Hacun Kabristanýna defnetti.

Yeryüzünde ilk müslüman ve "Ondan daha hayýrlý bir eþ yoktur." iltifatýna mazhar Hz. Hatice annemizin vefatýndan sonra Ümmü Gülsüm (r.anhâ)'nýn ev içindeki sorumluluðu daha da arttý. Zira babasýnýn evinden ilk sorumlu o idi. Evin bakýmý, hizmetleri abla olarak ona kaldý. Babacýðýnýn Hak davâsýný tebliðdeki karþýlaþtýðý sýkýntýlarý o çok iyi bilmekteydi. Mekke artýk müslümanlara dar gelmeðe baþlamýþdý. Hicret izni verilince, önce sahâbîler, sonra Ýki Cihan Güneþi Efendimiz Medine'ye hicret ettiler. Daha sonra da aile efradý annelerimiz ve kýzlarý Medine'ye getirildiler.

Ümmü Gülsüm (r.anhâ) Medine'ye hicret edince ablasý Rukýyye (r.anhâ) rahatsýzlanmýþ yatýyordu. Vefatýna kadar hem babasýna hem ablasýna hizmet etti. Bu arada müþriklerin Medine'ye saldýracaðý haberi geldi. Sevgili babalarý Resûl-i Ekrem (s.a.)efendimiz Kureyþlileri Bedir'de karþýlamak üzere ashâbýyla anlaþtý. Hz. Osman'ý Medine'de býraktý. Rukýyye (r.anhâ)nýn rahatsýzlýðý gittikçe þiddetlendi ve Bedir zaferinin müjdeli haberleri Medine'ye ulaþtýðý sýralarda ruhunu teslim etti. Cennetü'l-Bakî'a defnedildi. Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz Kabrinin baþýna geldi ve dua etti.

Hz. Osman (r.a.) Rukýyye (r.anhâ) ile çileli, sýkýntýlý fakat mes'ud bir hayat yaþadý. Þimdi ise iman ve neþe dolu, sabýr ve metanetle çilelere tahammül eden bir hayat arkadaþýný kaybetmiþdi. Üstelik, hem de Rasûlullah (s.a.) ile olan hýsýmlýk ve yakýnlýk baðlarý maddeten kesilmiþti. Bunun için çok üzülüyordu. Yakýnlarý ona bir hayli kýz ismi vererek evlenmesini teklif etmiþlerdi. O ise; "Hz. Rukýyye'nin yerini kimse dolduramaz" diyerek hepsini geri çevirdi. Hz. Ömer (r.a.) kýzý Hafsa'yý teklif etti. Ona da müsbet cevap vermedi. Hatta buna üzülen Hz. Ömer doðru Fahr-i Kâinat (s.a.) Efendimizin huzuruna geldi ve: "Ya Rasûlallah! Hafsa ile evlenmeleri için Ebû Bekir ve Osman'a teklifte bulundum. Hiçbir cevap alamadým." diye canýnýn sýkýldýðýný söyledi. Ýki Cihan Güneþi Efendimiz, Hz. Ömer'in bu celâl ve öfkesini þu sözleriyle teskin etmeðe çalýþtý: "Hafsa, Osman'dan daha hayýrlýsý ile, Osman da Hafsa'dan daha hayýrlýsý ile evlenecek" diyerek hatýrýný hoþ etmeðe gayret etti. Böyle bir müjde ile onun gönlünü aldý.


Hz. Osman (r.a.) yine bir gün üzüntülü ve aðlamaklý bir halde Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimizin huzuruna vardý. Elem ve kederini yüzünden okuyan Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz onun hal ve hatýrýný sordu ve: "Ey Osman! neden bu kadar üzüntülüsün?" buyurdu. O da; "Yâ Rasûlallah! Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün? Kýzýnýzýn vefatýyla yalnýz kaldým. Daha da mühimmi sizinle olan hýsýmlýk baðým koptu." dedi. Bunun üzerina Rasûlullah (s.a.): "Ey Osman! Ýþte Cebrâil! Allah'ýn Ümmü Gülsüm'ü de sana nikâhlamamý emrettiðini bildiriyor." buyurdu. Bu müjdeye Hz. Osman (r.a.) çok sevindi.

Anneler sultaný Hz. Hatice (r.anhâ)'nýn yokluðunu hissettirmemek için bütün kadýnlar seferber olup Ümmü Gülsüm'e yardýmcý oldu. Kýsa zamanda hazýrlýklar tamamlandý. Nihayet hicretin üçüncü yýlý Rebiülevvel ayýnda düðünleri yapýldý. Hz. Osman (r.a.) böylece ikinci defa Resûl-i Ekrem(s.a.) efendimize damat olma þerefini elde etti. Bundan böyle "Zinnûreyn = iki nur sahibi" ünvanýyla çaðrýldý.

Ümmü Gülsüm (r.anhâ) altý sene Hz. Osman (r.a.) ile birlikte huzur ve neþe dolu, mesûd bir hayat yaþadý. Hudeybiye muâhedesinde beyat-ý rýdvan'da bulundu. Kaza umresine katýldý. Mekke Fethine iþtirak etti.

Sevgili Peygamberimizin nâzenin üçüncü gülü Ümmü Gülsüm (r.anhâ) hicretin dokuzuncu yýlýnda hastalandý. Babasý ve kocasý Tebük seferine çýkmýþlardý. Gün geçtikçe hastalýðý aðýrlaþtý. Kardeþi Fâtýma ve bütün haným sahâbîler çok üzülüyordu. Çünkü yanýnda babasý da yoktu kocasý da... 27 yaþýna yeni girmiþti. Çocuðu da olmamýþtý. Fahr-i Kâinat (s.a.) Efendimizin genç bir yavrusu daha hayata gözlerini yummak üzereydi. Ümmü Gülsüm (r.anhâ) son nefesini alýp verirken Ýslâm ordusunun Medine'ye girdiði haberi geldi. Babasý ve kocasýnýn sað sâlim döndüklerini duyunca biraz kendine gelir gibi oldu. Fakat çok geçmeden ruhunu teslim ederek ebedî yurduna uçtu.

Ýki Cihan Güneþi efendimiz kýzýnýn yanýna girdiðinde Ümmü Gülsüm'ün bedeni daha yeni soðuyordu. Efendimiz sevgili damadý Hz. Osman'ýn koluna girip dýþarý çýkardý. Hz. Safiyye, Esma ve Ümmü Atýyye içeri girdi. Efendimiz bu kadýnlara: "Kýzým Ümmü Gülsüm'ü üç, beþ veya daha fazla yýkayýnýz." buyurdu. Gasil ve kefenleme iþi bitince erkekler içeri girip cenâzeyi dýþarý çýkardýlar. Cenâze namazýný Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz kýldýrdý. Duâ ve gözyaþlarý arasýnda Baki' kabristanlýðýna ablalarý Rukýye ve Zeyneb'in yanýna defnedildi.

Ümmü Gülsüm (r.anhâ)'nýn vefatý Hz. Osman (r.a.)'ý çok mahzun etmiþti. Ýki Cihan Güneþi Efendimiz onu teselli için: "On tane kýzým olsaydý biri öldükçe onlarý birer birer Osman'a nikahlardým." buyurdu. Ona sevgi dolu iltifatta bulundu.

Cenâb-ý Hak'tan onlardaki edeb, hürmet ve muhabbeti bizlere de lutfetmesini ve þefaatlerine nâil eylemesini niyaz ederim. Amin.

Kaynak:Mustafa Eriþ, Altýnoluk Dergisi

kurtlarvadisi

Yukar git