Haziran 25, 2019, 05:36:03
Haberler:

Rablerini inkâr edenler için cehennem azabý vardýr. O, ne kötü dönüþtür! (Mulk -6)

Hz.Safiye (r.a)

Balatan DAMRAM, Haziran 19, 2009, 08:17:24 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

DAMRAM

Hz.Safiye (r.a)Hazret-i Safiyye radýyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin sevgili halasý... Hazret-i Hamza (r.a.)'ýn kýzkardeþi... Zübeyr Ýbni Avvam (r.a.)'ýn anneciði... Ýlk müslümanlardan... Cesâret ve þecâat sâhibi bir haným sahâbî... Elinde kýlýcýyla savaþa katýlan ilk Ýslâm kadýný...

O, Abdülmuttalib'in kýzýdýr. Annesi, Hâle binti Vehb'dir. Resûl-i Ekrem (s.a.)'in teyzesi, Hazret-i Âmine'nin de kýzkardeþidir. Cahiliyye devrinde Hâris Ýbni Harb ile evlendi. Bir oðlu oldu. Hâris öldükten sonra Hz. Hatice annemizin kardeþi Avvam Ýbni Huveylid ile hayat kurdu. Bu evlilikten üç oðlu oldu. Zübeyr, Sâib ve Abdülkâbe.

Hazret-i Safiyye yeðeni Sevgili Peygamberimizi çok seviyordu. Onu küçük yaþýndan beri bir anne þefkatiyle baðrýna basdý. Ona annesizliðini hissettirmemek için elinden gelen fedakârlýðý yaptý. Onun ileride insanlar arasýnda mühim bir hizmet göreceðini tahmin ediyor ve sabýrsýzlýkla büyümesini bekliyordu.
Mekke'de dost düþman herkes yeðeni Muhammed'i seviyor ve ona tereddütsüz güveniyordu. Kureyþli'ler tarafýndan Ona "Muhammedü'l-Emîn" lâkabýný vermiþlerdi.

Aradan yýllar geçti. Sevgili yeðeni peygamberlikle vazifelendirildi. Ýnsanlarý Ýslâm'a davete baþladý. Allah Teâlâ "Önce en yakýn akrabaný uyar. Sana uyan müminlere merhamet kanadýný indir (yumuþak davran)." (Þuâra Sûresi 214-215) âyetini indirdi.

Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz akrabalarýný topladý ve:

"Ey Kureyþ topluluðu! Kendinizi ateþten kurtarýnýz. Ey Haþimoðullarý! Ey Abdülmuttalib oðullarý! Kendinizi ateþten kurtarýnýz. Ey Muhammed'in Kýzý Fâtýma! Ey Abdulmuttalib'in kýzý Safiyye! Kendini ateþten kurtar. Ben size Allah'tan gelecek bir zararý önleyemem. Ama benim malýmdan dilediðinizi isteyin." buyurdu.

Hz. Safiyye ile oðlu Zübeyr birlikte Ýslâm'la þereflendiler. Ýmana gelmekte hiç tereddüt göstermediler. Sevgili Peygamberimize büyük destek verdiler. Ýslâm'ýn yayýlmasý için canla baþla çalýþtýlar. Hz. Safiyye, kardeþi Ebû Leheb'in müslüman olmasý için de çok gayret etti. Fakat kaderin garib bir tecellisidir ki, Ebû Leheb sevgili yeðenine düþmanlýk etmekte baþý çekti. Müslümanlara iþkence yaptý. Rasûlullah (s.a.) efendimize engel olmak istedi. Hakaretler, eziyetler yaptý. Hatta zorbalýða kalkýþtý. Hz. Safiyye (r.anhâ) yeðenini devamlý müþrik kardeþlerine karþý korumaða çalýþtý. Birgün Ebû Leheb'in sevgili yeðenine hakaret ettiðini, gönlünü incittiðini duydu. Doðru onun yanýna vardý. Akrabalýk, amcalýk gururunu okþayarak:

"Ebû Leheb!... Kardeþinin oðlunu ve onun dinini yardýmsýz býrakmak sana yakýþýr mý? Ehl-i kitab âlimleri Abdülmuttalib'in soyundan bir peygamber çýkacaðýný bildiriyorlar. Ýþte o peygamber yeðenimiz Muhammed'dir" dedi. Ebû leheb'in akrabalýk damarlarýný harekete geçirerek onu Ýslâm'a kazanmak istedi. Fakat her þey nasîb meselesiydi. Ebû Leheb'in gözünü kin ve öfke kaplamýþtý. Kardeþinin bu yaklaþýmýna: "Zâten kadýnlarýn sözleri erkeklere ayak baðýdýr." diyerek aþaðýlayýcý bir tavýr sergiledi. Ýnadýndan kibir ve gururundan imana gelemedi. Herkesin sevgilisi yeðenini sevemedi. Üstelik onun karþýsýnda cephe aldý. Ebu Leheb'e laf anlatmanýn, hak ve hakikatý kabul ettirmenin mümkün olmadýðýný anlayan Hz. Safiyye mahzun bir þekilde oradan ayrýldý.

Hz. Safiyye kardeþini Rasûlullah (s.a.) efendimize yardýmcý olmaya ikna edemedi. Fakat oðlu Zübeyr ibni Avvam'ý onun bir fedâisi olacak tarzda yetiþmesi için özel gayret gösterdi.

O, disiplinli bir anneydi. Çocuðunun eðitimini sýký takip ederdi. Sevgisini þefkatini her fýrsatta ona hissettirirdi. Fakat yetiþmesi için gerekirse kulaðýný çeker ve hafifçe kaþlarýný çatýverirdi. Zira eðitim; disiplin, titizlik ve ciddiyet isterdi. Sevgili hala Zübeyr'i bu özelliklere sahib olarak yetiþtirmek için çýrpýndý durdu.

Gerçekten de Zübeyr genç yaþta Ýslâm'ýn kahraman bir fedâisi oldu. Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimizin: "Her peygamberin havârisi, yardýmcýsý vardýr. Benim de havârim Zübeyr'dir." iltifatýna mazhar oldu. Saðlýðýnda Cennetle müjdelendi. Sevgili hala Hz. Safiyye (r.anhâ) gayretlerinin neticesi olarak hayatta iken cennetle müjdelenen on sahâbîden birine anne olma þerefini elde etmiþ oldu.

O, Allah ve Resûlû yolunda hiçbir fedakârlýktan geri durmadý. Canýyla malýyla Ýslâm'ýn yayýlmasý için çalýþtý. Mekke'de müþriklerin zulmü artýnca oðlu Zübeyr ile birlikte Medine'ye hicret etti. Sevgili yeðeni Resûl-i Ekrem (s.a) efendimizi orada da yalnýz býrakmadý.

O, gözü pek, cesûr ve korkusuz bir Ýslâm hanýmýydý. Müthiþ bir þecâat ve metânete sahibdi. Haným sahâbîler arasýnda harbe iþtirak eden ilk Ýslâm kadýný idi. O, müþrik bir erkeði öldüren ilk müslüman haným olarak tarihe geçmiþtir.

Olay þöyle nakledilir: Ýki Cihan Güneþi Efendimiz Uhud harbine çýkacaðý zaman ailelerini ve akrabasý bulunan kadýnlarý, kýzlarý, çocuklarý toplayýp Medine'deki köþklerin en saðlamý ve en yükseði bulunan Hassan Ýbni Sâbit'in evine yerleþtirmiþti. Yaþlý ve sakat olduðu için de Hassan'ý savaþa götürmeyip evde býrakmýþtý.

Uhud harbinin kýzýþtýðý sýrada bir yahudi fýrsat bilip kadýnlarýn bulunduðu eve yaklaþtý. Savunmasýz insanlarý öldürmek istedi. Bunu farkeden Hz. Safiyye (r.anhâ) derhal Hassan'a durumu bildirdi. "-Þu yahûdinin yanýna var da onu gebert" dedi. Hassan hem yaþlý hem de rahatsýzdý. Bana:

"Ey Abdülmuttalib'in kýzý, Allah seni esirgesin. Ben onun yanýna inecek kadar kuvveti kendimde bulsaydým Resûl-i Ekrem (s.a.) ile Uhud'a gider ve müþriklere karþý savaþýrdým." dedi. Bunun üzerine vazife kendisine kalan Hz. Safiyye (r.anhâ) bir çadýr direðini veya bir sýrýðý alýp aþaðýya indi. Adamýn kaçmamasý için kapýyý yavaþça araladý. Birden sýrýðý baþýna indirdi. Yahûdi yediði darbe sonucu bir daha kalkamadý ve öldü.

Hz. Safiyye (r.anhâ) böylece büyük bir tehlikeyi önledi. Sonra evin en yüksek yerine çýktý ve harb meydanýný gözetlemeye baþladý. Müslümanlarýn gevþediðini gördü. Hatta maðlubiyet haberleri gelmeðe baþladý. Kalbine bir sýzý düþtü. Sevgili yeðenine müþriklerin bir zarar vermesinden endiþelendi. Nihayet dayanamayýp eline bir kýlýç aldý ve birkaç kadýnla Uhud yolunu tuttu.

Karþýlaþtýðý ilk mücâhide Rasûlullah (s.a.)'in saðlýðýný, sýhhatini sordu. Sað olduðunu fakat kardeþi Hamza'nýn þehid edildiðini öðrendi. O bir elinde kýlýç öbür elinde mýzraðý ile ve intikam alma hýrsýyla savaþ meydanýna doðru koþmaða baþladý. Þehid kardeþinin cesedini görmek istiyordu.

Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz sevgili halasýnýn elinde kýlýç ve mýzraðýyla geldiðini görünce oðlu Zübeyr'e:

"Anneni geri çevir. Kardeþi Hamza'nýn cesedini görmesin" buyurdu. Zübeyr (r.a.) koþup annesini karþýladý ve:

"Anne, anneciðim!.. Rasûlullah (s.a.) senin geri çekilmeni söylüyor." dedi. Fakat Hz. Safiyye (r.anhâ) hiç olmazsa kardeþinin cesedini görmek istiyordu. Büyük bir teslimiyet ve sabýr içerisinde oðluna:

"Þayet kardeþime yapýlaný görmeyeyim diye geri döneceksem, ben onun kesilip parçalandýðýný öðrenmiþ bulunuyorum. Kardeþim bu felâkete Allah yolunda uðradý. Bundan daha büyük bir makam var mý? Biz Allah yolunda bundan daha fazlasýna uðramaya da rýza gösteririz. Ýnþaallah sabredecek ve sevâbýný Allah'tan bekleyeceðim." dedi.

Hz. Zübeyr (r.a.), annesinin ýsrarýný ve söylediklerini gidip Ýki Cihan Güneþi efendimize haber verdi. Sevgili halasýnýn metânetine ve samimiyetine inanan Efendimiz: "O halde býrakýn görsün." buyurdu.

Hz. Safiyye (r.anhâ) elinde kýlýç ve mýzraðýyla, dehþet saçan bakýþlarla Rasûl-i ekrem (s.a.) efendimizi görünce: "Ya Rasûlallah! Anamýn oðlu Hamza nerde? diye sordu. Efendimiz de: "O, þehidler arasýnda." buyurdu. Halasýný gözleri yuvasýndan dýþarý fýrlamýþ bir vaziyette intikam hýrsýyla dopdolu gören Efendimiz aklî dengesinin bozulmamasý ve bir zarar gelmemesi için elini sevgili halasýnýn göðsüne koyarak ona duâ etti.

Hz. Safiyye (r.anhâ) Resûl-i Ekrem Efendimizin duâsýyla biraz sâkinleþti. Kardeþi Hz. Hamza'nýn cesedi baþýna geldi. Âzâlarý kesilmiþ, paramparça vücûdu yanýna çöktü. Dehþet verici hâdise karþýsýnda için için aðlamaða baþladý. Sessiz sessiz gözyaþlarýný gönlüne akýttý. Büyük bir sabýr, sükünet ve tevekkül içerisinde metin bir tavýrla: "Ýnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn = Biz Allah'ýn kullarýyýz ve biz O'na döneceðiz." meâlindeki Bakara Sûresi 156. âyet-i kerîmeyi okudu. Kadere boyun eðmenin enginliðinde sükûnet buldu. Takdire rýza ve teslimiyet gösterdi. Oradan sabýr ve hüznün canlý bir örneði olarak ayrýldý.

Ýki Cihan güneþi Efendimiz sevgili halasýnýn göstermiþ olduðu sabýr ve metânete pek sevindi. Ona þu müjdeyi verdi.

"Bana Cebrâil aleyhisselâm geldi Melekler katýnda Hamza'nýn "Allah'ýn ve Rasûlünün arslanýdýr" diye yazýldýðýný haber verdi"dedi.

* * *

Hz. Safiyye (r.anhâ) metâneti ve kahramanlýðý yanýnda þâirliði ile de tanýnmýþtý. O korkusuz bir yüreðe sahip olduðu kadar, ince ruhlu ve þiir söylemeye kabiliyetli bir Ýslâm hanýmý idi. Resûl-i Ekrem (s.a.)'in irtihali üzerine söylediði mersiyesi meþhurdur. O þöyle söylemiþtir:

"Ey Allah'ýn Rasûlü, sen bizim ümit kaynaðýmýzdýn,
Sen bize karþý iyilik yapandýn, cefa eden olmadýn.
Sen esirgeyen, yol gösteren ve öðreten olmuþtun,
Allah'ýn Resûlüne anam, teyzem ve amcam
Dayým sonra kendi nefsim fedâdýr.
Þayet insanlarýn Rabbi, seni bize býraksaydý
Mes'ud olurduk. Fakat Allah'ýn emri geçerlidir.
Allah'ýn selâmý sana olsun ya Rasûlallah!
Senden râzý olarak Adn Cennetlerine koysun.

Hz. Safiyye (r.anhâ) Peygamberimizin vefatýndan sonra on sene daha yaþadý. 20 h. yýlda Hz. Ömer (r.a.)'ýn hilafeti zamanýnda 640 m. senede 73 yaþlarýnda iken dâr-ý bekâya uçtu. Medine'de Baki kabristanlýðýna defnedildi. Cenâb-ý Hak'tan þefaatlerini niyaz ederiz. Amin.

kurtlarvadisi

Yukar git