Haziran 17, 2019, 11:41:18 S
Haberler:

De ki: Sizi yeryüzünde çoðaltýp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksýnýz. (Mulk -23)

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Cennet Ýle Ýlgili Sözleri

Balatan ...Tefekkür..., Haziran 08, 2009, 01:28:44 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

...Tefekkür...

... Kadýnýn boynundaki incilerin bir tanesi garble(Batý) þark(Doðu) arasýný aydýnlatýr... Baþýnda bulunan taçlarýn en küçük incisi de yine þarkla garb arasýný aydýnlatýr.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)



Bir kerpici gümüþ, bir kerpici altýn, harcý keskin kokulu misk, döþemesi inci ve yakut, topraðý ise za'feran olup, oraya giren mutlu olur, umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez...

(Büyük Hadis Külliyatý-5, s. 408/10088)



... Cennetin çakýllarý inci ve yakuttan, topraðý da zâferan (safran)dýr ...

((Tirmizi); Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)



Gurfeler (cennet köþkleri) kýrmýzý yakut, yeþil zebercet (zümrüt) ve beyaz incidendir. Onlarda hiçbir kusur ve ayýp yoktur. Cennet ehli bunlara, sizin gökte, doðu ve batýdaki parlak yýldýzlara baktýðýnýz gibi bakarlar...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 225/6)



Cennette öyle köþkler vardýr ki, içindeki dýþýndakini, dýþýndaki içindekini görür...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/9)



Cennette gurfeler vardýr. Dýþlarý içlerinden, içleri dýþlarýndan görünür.

(Kütüb-i Sitte-14, s. 447/2)



Cennette bir köþk vardýr. Etrafý burçlar (hisar, kule), otluk, sulak yerlerle çevrilidir. Beþ bin de kapýsý vardýr...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/5)



Bir gün Resulullah, "Cennette öyle köþkler vardýr ki, ne kendisini yukarýya baðlayacak çengelleri ve ne de altýnda direkleri vardýr" buyurdu. Bunu dinleyen Ashab, "Ey Allah'ýn Resulü, o köþklerin ehli oraya nasýl girecek?" diye sordu. Resulullah (a.s.m.), "Onlar kuþlar misali uçarak girecekler" buyurdu. Cennette "Reyyan" denilen bir nehir vardýr. Üzerinde mercandan bir þehir kurulmuþtur. Onun altýn ve gümüþten yetmiþ bin kapýsý bulunur. Ýþte bu, hamil'i Kur'an'a mahsustur.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 326/4)



Cennet binalarýnýn bir tuðlasý altýn, bir tuðlasý gümüþ, harcý misk, çakýlý inci ve yakut ve topraðý da safrandýr...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/6)



Cennette altýndan bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeþil, kýymetli bir taþ) þehirler vardýr ki, onlar cennete yýldýzlar gibi ýþýk verirler...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)



Cennetin içinde inciden bir saray vardýr. O sarayýn içinde kýrmýzý yakuttan yetmiþ konak vardýr. Her konaðýn içinde yeþil zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeþil, kýymetli bir taþ) yetmiþ ev vardýr. Her evin içinde yetmiþ taht, her taht üzerinde de her renkten yetmiþ yatak vardýr. Her evin içinde yetmiþ sofra, her sofranýn üzerinde de yetmiþ çeþit yemek vardýr. Keza her evin içinde yetmiþ adet hizmetçi vardýr...

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 323/554)



Muhakkak ki cennet saraylarýndan bir sarayýn içinde yetmiþ menzil (yer, dünya, ev) bulunur. Her menzilde, içerisine girilmek üzere yetmiþ kapý, her kapýnýn da diðerinden girmekte olan kokudan baþka cennet kokularýndan koku girer...

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 323-324/555)



Muhakkak ki cennette (mümin için) içi boþaltýlmýþ bir tek inciden bir çadýr vardýr. Bu çadýrýn eni altmýþ mil (yaklaþýk 100 km) mesafe geniþliðindedir. Bunun her köþesinde (mümine mahsus) birtakým ev halký vardýr ki onlar baþkalarýný (yani birbirlerini) göremezler. (Ancak) Mümin onlarý dolaþýp ziyaret eder.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 325/560)



Cennette mü'minin yüksekliði altmýþ mil (yaklaþýk 100 km) olan bir inci çadýrý vardýr.

(Büyük Hadis Külliyatý-5, s. 408/10091)



Geniþliði de öyle (yani altmýþ mildir). Orada mü'minin aileleri bulunacak. Mü'min onlarý bir bir dolaþacak...

([(Buhari, Müslim ve Tirmizi); Büyük Hadis Külliyatý-5, s. 408/10092)



Cennet ehlinden derecesi en düþük olanýn seksen bin hizmetçisi vardýr. Onun için inciden, zebercedden (zümrüt benzeri kýymetli bir taþ) ve yakuttan bir çadýr kurulur. Bu çadýr, Câbiye'den San'a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.

((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatý- 5, s. 412/10114)



Muhakkak cennette bir çarþý vardýr ki melekler orayý ziyaret ederler. Orada gözlerin mislini görmediði, kulaklarýn duymadýðý ve kalplere gelmeyen nimetler vardýr. Canýmýzýn istediði herþey bize getirilir. Fakat orada satýlan ve satýn alýnan hiçbir þey yoktur. O çarþýda cennet halkýnýn bazýsý diðer bazýsý ile karþýlaþýr. Yüksek menzil ve mevki sahibi döner de mevki bakýmýndan kendinden aþaðý derece olan kimse ile karþýlaþýr. Onlarýn içinde herhangi bir þeyi eksik olan kimse yok ki karþýlaþtýðýnýn üzerine gördüðü süs elbiselerinden dolayý rahatsýz olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kýyafet bürünür. Þu muhakkak ki cennette hiçbir kimsenin üzülmesi, kederlenmesi yoktur.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 325-326/563)



Þüphesiz ki cennette bir çarþý vardýr. Fakat orada hiçbir þeyi satýn almak ve hiçbir þeyi satmak yoktur. Ancak erkekler ve kadýnlar suret ve þekilleri vardýr. Binaenaleyh orada hangi kýlýðý istediðinde ona girecektir

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 326/564)



Muhakkak cennette öyle çarþýlar var ki orada alýþveriþ yoktur. Fakat cennet ahalisi oraya vardýðý zaman taze ve parlak inci ve misk toprak üzerine yaslanarak otururlar. Dünyada olduklarý gibi o cennetlerde tanýþýrlar. Dünyada nasýl olduklarýný ve Rablerine ibadetlerinin nasýl olduðunu, geceleri nasýl ihya ettiklerini, gündüzleri nasýl oruç tuttuklarýný, dünyanýn zenginliði ile fakirliðinin nasýl olduðunu, ölümün nasýl olduðunu ve ... nasýl cennet ahalisinden olduklarýný konuþup müzakere (ve sohbet) ederler.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 326/565)



Sidretü'l-Münteha aðacýnýn meyvesinden her bir meyve yarýlýnca içinden yetmiþ iki renk ve çeþit yemek çýkar ki orada öbürüne benzeyen hiçbir renk ve çeþit yoktur.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 312/517)



... Cennetin meyvesindan koparýnca, yerine yenisi biter.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 98/9)



Bir köylü Arap, "Ey Allah'ýn Resulü cennetin içinde meyve var mýdýr?" diye sordu. Resulullah: "Evet Tuba denilen bir aðaç vardýr" buyurdu. O zat: "Ya Resulullah bizim arazimizdeki hangi aðaç ona benzer?" dedi. Resulullah: "Senin arazindeki aðaçlardan hiçbir þey ona benzemez. Fakat sen hiç Þam'a geldin mi? Çünkü orada ceviz denilen bir aðaç var ki bir gövde üzerine biterek yukarýsý -yani dallarý- yayýlýr. Ýþte bu aðaç Tuba aðacýna benzer" buyurdu. O zat: "Ya Resulullah, o aðacýn dip gövdesinin kalýnlýðý ne kadardýr?" dedi. Allah'ýn Resulü: "Senin ev halkýnýn develerinden beþ yaþýna basan genç bir deve yola çýksa dibini dolaþýp kuþatamaz da nihayet ihtiyarlýðýndan boynu kýrýlýr" buyurdu. Köylü Arap: "Cennette üzüm var mý?" diye tekrar sordu. Resulullah: "Evet vardýr" buyurdu. O zat: "O üzümün salkýmýnýn büyüklüðü ne kadardýr?" dedi. Resul-i Ekrem: "Alaca karganýn hiç durmadan bir aylýk uçup gideceði mesafe kadar" buyurdu. O zat: "O üzümün taneleri(nin büyüklüðü) ne kadardýr?" dedi. Allah'ýn Resulü: "Büyük kova gibidir" buyurdu. O zat: "Ey Allah'ýn Resulu, o üzüm tanesi beni ve ev halkýmý muhakkak doyurur" dedi. Resulullah: "Evet seni ve ev halkýný ve akrabanýn ekserisini doyurur… Cennetin hurmasý aðacýn dibinden dallarýna doðru intizamlý bir þekilde yýðýlýp istif edilmiþtir. Meyveleri büyük testiler misalidir. Ne zaman bir meyve koparýlsa yerine baþkasý gelir. Cennetin suyu çukur olmayan yerlerden akar. Cennet üzümünün her bir salkýmý on iki arþýndýr."

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 312-313/518)



Bir kiþi, "Ya Resulullah cennetin içinde hurma var mýdýr? Çünkü ben hurmayý seviyorum" diye sordu. Resulullah: "Evet vardýr. ... cennet hurmalarýnýn altýndan dallarý vardýr. Budaklarýnýn baþlarý altýndandýr. Altýndan budaklarý vardýr. Alemlerden herhangi bir kimsenin görmekte olduðu elbiselerin en güzeli gibi yapraklarý vardýr. Altýndan hurma salkýmlarý vardýr. Hurma salkýmlarýnýn çöpü de altýndandýr. Altýndan hurma tanesinin dibinde yapýþýk pul gibi þeyler vardýr. Büyük küpler gibi meyveler var ki (onlar) köpükten yumuþak, baldan tatlýdýr."

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 315/522)



Cennetteki hurma aðacýnýn dallarý kýrmýzý altýndýr. Saplarý yeþil zümrüttür. Yapraklarý ipek gibidir. Meyvesi kule gibi iri taneli, kaymaktan yumuþak ve çekirdeksizdir.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 451/4)



Cennette hurma aðaçlarýnýn dallarý yeþil zümrüttür. Budaklarý kýrmýzý altýndýr. Yapraklarý cennet ahalisi için giyecek kýyafetleridir. Onun bir kýsmý kýsa (iç) elbiseleri, bir kýsmý da içi astarlý dýþ elbiseleridir. Cennet hurmasýnýn meyvesi büyük testiler ve kovalar gibidir. Sütten daha beyaz, baldan tatlý, köpükten yumuþaktýr. Ýçinde de çekirdek yoktur.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 314)



Peygamber Efendimiz (sav) bir tabak incir hediye edilip ondan yedi ve sahabelerine: "Bundan yeyiniz. Eðer ben bir meyvenin cennetten indiðini söylersem iþte cennetten inen meyve bu incirdir." buyurdu.

(Ölüm-Kýyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)



Karpuzdan faydalanýnýz ve ona ta'zim (saygý) ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadý da cennet tadýndandýr... karpuz cennet (meyvelerin)dendir.

(Ölüm-Kýyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)



Dünyada cennet meyvesine benzeyen þey ancak muzdur. Çünkü Allah Teala (cennetin yemiþi hakkýnda), "Onun yemiþleri devamlýdýr", buyurmuþtur. Sen ise muzu, yaz ve kýþ senenin her mevsiminde bulabilmektesin.

(Ölüm-Kýyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 312-313)



Cennet halkýnýn ekmek katýðýnýn en faziletlisi, en nefisi ettir. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 363/654)



Cennette senin canýn kuþ isteyecek. Hemen kýzartýlmýþ olarak önüne getirilip konacaktýr.

(Büyük Hadis Külliyatý-5, s. 414/10123)



Cennetteki huriler yakut ve mercan gibidirler. Adam onlardan birinin yüzüne bakar da, kendini onun yanaðýnda, aynada gördüðünden daha berrak görür. Onlarýn incilerinin en ednasý (en küçük, en önemsiz) þark ile garbi ýþýklandýrýr.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 337/7)



Cennet ehlinin vücudu kýlsýz, yüzü sakalsýz, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz (tükenmez), elbiseleri eskimez.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)



... Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanýr, ölümle karþýlaþmaz. Elbisesi eskimez, gençliði kaybolmaz.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)



"Ya Resulullah! Allah Teala'nýn: 'Ýri gözlü hurilerdir' (Vakýa Suresi, 22) sözünü bana anlat" dedim. "Onlar beyaz tenli, iri gözlü, kara kuþun kanatlarý gibi sürmelidir" dedi. "Ya Resulullah! Allah'ýn: 'sanki o kadýnlar birer yakut ve mercandýr' (Rahman Suresi, 58) ayetini anlat" dedim. "Onlar el deðmemiþ sedefteki inci gibi güzeldirler" dedi. "Ya Resulullah! Allah'ýn: 'O cennetlerde iyi ahlaklý güzel kadýnlar vardýr' (Rahman Suresi, 70) ayetini anlat" dedim. "Onlar çok güzel huylu ve güzel yüzlüdürler" buyurdu. "Ya Resulullah! Allah'ýn: 'Onlar, toz konmamýþ yumurta gibidirler' (Saffat Suresi, 49) ayetini anlat" dedim. "Onlar yumurtanýn zarý gibi beyaz ve naziktirler" dedi. "Ya Resulullah! Allah'ýn: 'Kocalarýna sevimli ve birbirlerinin akranýdýrlar' (Vakýa Suresi, 37) ayetini söyle" dedim. "Onlar dünyada ihtiyar, gözleri çapaklý, saçlarý aðarmýþ ve zayýf olarak ölmüþken, Allah onlarý cennette bakire, kocalarýna sevimli, aþýk ve baðlý, birbirlerinin akraný kýlacak" buyurdu. "Ya Resulullah! Dünya kadýnlarý mý üstündür, yoksa iri gözlü huriler mi?" dedim. "Elbisenin yüzü astarýndan kýymetli olduðu gibi, dünya kadýnlarý da hurilerden üstündürler" dedi. "Neden ya Resulullah?" dedim, þöyle açýkladý: "Namazlarý, oruçlarý ve Allah'a ibadetleri sebebiyle Allah onlarýn yüzlerini nurlandýrýr, kendilerine ipek elbiseler giydirir. Onlarýn tenleri beyaz, elbiseleri yeþil, ziynetleri sarý, buhurdanlýklarý (tütsülükleri) inci ve taraklarý altýndýr. Onlar þöyle söylerler: "Biz burada ebedi kalacaðýz. Biz sevimli ve mutluyuz. Asla üzülüp sýkýlmayýz. Baþka aleme göçmeden hep burada kalacaðýz. Biz bu halimizden memnunuz ve herþeye razýyýz. Hiç kimseye kýzmaz ve öfkelenmeyiz. Ne mutlu kendilerine eþ olduðumuz ve bize eþ olan kimselere."

(Gençlik ve Ölüm, s. 422-423)



... Hurilerden her kadýnýn üzerinde yetmiþ kat elbise vardýr ki birinin rengi diðerinde yoktur. Keza kendisine diðerinde bulunmayan yetmiþ çeþit renkli koku verilir. Hurilerden her kadýn için, inci ile süslenmiþ kýrmýzý yakuttan yetmiþ taht, her taht üstünde yetmiþ döþek, her döþek üzerinde koltuk vardýr. Hurilerden her kadýn için ihtiyacý ve hizmeti için yetmiþ bin hizmetçi kýz ve yetmiþ bin hizmetçi erkek vardýr. Her hizmetçinin beraberinde, içinde çeþitli yemek bulunan altýndan tepsiler vardýr ki müminlerden biri öbüründe önceki kapta bulamadýðý tadý, lezzeti bulur...

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 333/591)



Cennet ehlinin bir çarþýsý vardýr. Her Cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarý eser, elbiselerini ve yüzünü okþar. Bunun tesiriyle hüsün (güzellik) ve cemalleri (yüz güzelliði) artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleþmiþ olarak dönerler. Hanýmlarý: "Vallahi, bizden ayrýldýktan sonra sizin cemal ve güzelliðiniz artmýþ!" derler. Erkekler de: "Sizler de Allah'a kasem (yemin) olsun, bizden sonra çok daha güzelleþmiþsiniz." derler.

(Müslim), Kütüb-i Sitte-14, s. 433/16)



... Eðer cennet ehli kadýnlarýndan bir kadýn yer ehline görünseydi, dünyayý ve içindekileri aydýnlýða boðar ve ikisinin arasýný da güzel koku ile doldururdu...

((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatý-5, s. 409/10095)



... Orada muazzam köþkler, geniþ nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler (kadýn, eþ), ebedi pek çok ve renkli güzel elbiseler vardýr. Orasý yüksek, güzel ve selim yurtlardan parlak hayat sürülen bir yerdir...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1)



... Onlarýn içinde herhangi bir þeyi eksik olan kimse yok ki karþýlaþtýðýnýn üzerinde gördüðü süs elbiselerinden dolayý rahatsýz olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kýyafet bürünür...

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 325-326/563)



... Cennetin giyecekleri dokunmaz. Cennetin meyveleri yarýlýr da ondan elbise çýkar...

(Tezkire-i Kurtubi-1, s. 21)



Cennette hurma aðaçlarýnýn dallarý yeþil zümrüttür. Budaklarý kýrmýzý altýndýr. Yapraklarý cennet ahalisi için giyecek kýyafetleridir. Onun bir kýsmý kýsa (iç) elbiseleri, bir kýsmý da içi astarlý dýþ elbiseleridir...

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 314)



... Üzerinde yetmiþ kat elbisesi olur. En aþaðýsý Tuba aðacýndan yapýlmýþ, gelincik çiçeði gibi...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)



Cennette öyle bir aðaç var ki bir süvari gölgesinde yetmiþ yahut da yüz sene gider (de bitiremez). O huld -ebedilik- aðacýdýr... Cennette bir aðaç var ki, bir kimse dört yaþýna girmiþ bir diþi deve yavrusuna yahut da beþ yaþýna girmiþ olan bir diþi deveye binmiþ olsa da sonra aðacýn dip tarafýndaki gövdesini dönmeye baþlasa hareket ettiði yere ulaþmadan deve ihtiyarlayarak düþer... Onun taze dallarý cennet surlarýnýn ötesindekilere ulaþmaktadýr. Cennetteki her ýrmak muhakkak o aðacýn dibinden çýkmaktadýr...

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 311/513)



Cennette bir aðaç vardýr ki, binekli bir kimse yüzyýl gölgesinde yürüse onu katedemez. Ýsterseniz þu ayeti okuyun: "Daimi gölgededirler, çaðlayýp duran su baþlarýndadýrlar."

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/9)



... Tuba cennette bir aðaçtýr. Büyüklüðü yüz yýllýk yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun tomurcuklarýndan yapýlýr.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7)



... Cennet aðaçlarýnýn dip gövdesi inci ve altýn, yukarýsý da meyvedir.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 315/523)



Cennette hiçbir aðaç yoktur ki gövdesi, altýndan olmasýn.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/10)



Bu aðaçlarýn dallarý kurumaz, yapraklarý dökülmez, suyu kaybolmaz, meyvesi tükenmez.

(Ýlahi Dinlerde Cennet Ýnancý, s. 54)



Cennet ýrmaklarý, misk daðlarýnýn yahut da misk tepelerinin altýndan çýkar.

(Tezkireti'l Kurtubi, s. 307/501)



Ehli cennetin ziynetleri, abdest suyunun eriþtiði abdest yerlerini bulur.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 247/7)



Cennette altýndan bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeþil, kýymetli bir taþ) þehirler vardýr ki, onlar cennete yýldýzlar gibi ýþýk verirler...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)



Cennette, yay kadar bir yer, Güneþ'in üzerine doðduðu veya battýðý þeyden (dünyadan) daha hayýrlýdýr.

(Kütüb-i Sitte-14, s. 429/2)



Gümüþ tuðladan ve altýn tuðladan! Harcý da kokulu misk. Cennetin çakýllarý inci ve yakuttan, topraðý da zâferandýr...

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)



Sana, arþýn altýndan, cennet hazinelerinden bir söze delalet edeyim mi? Þöyle dersin: "La havle vela kuvvete Ýlla Billah" (Allah'tan baþka ne men edecek ve ne de yapacak bir kuvvet vardýr.) O zaman Allah buyurur ki: "Kulum teslim oldu ve selamet buldu.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 166/3)



Ehli cennetin en aþaðý dereceli olanýnýn cennetteki mülkünü temaþasý (seyretmesi, gezmesi) iki bin sene sürer ve bu mülkün en uzak kýsmýný en yakýný gibi görür...

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 113/8)



Eðer cennette olan þeylerden bir týrnaklýk miktar görünseydi yer ile gök arasýný süse boðardý. Eðer cennet ehlinden bir adam görünüp bileziklerini gösterseydi, Güneþ'in yýldýzlarýn ýþýklarýný bastýrdýðý gibi Güneþ'in ýþýðýný bastýrýrdý.

((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatý-5, s. 409/10096)



Cennetliklerin baþlarýnda taçlar vardýr. Taçtaki tek inci, meþrýk (Doðu) ile maðrib (Batý) arasýný aydýnlatýr.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)





Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiðim de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...

FersahFersah


Yukar git