Haziran 26, 2019, 05:52:00
Haberler:

Fakat daha görmeden Rablerinden (azabýndan) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem baðýþlanma hem de büyük mükâfat vardýr. (Mulk -12)

Allah'ý (c.c) Nasýl Anlatmalýyýz?

Balatan ...Tefekkür..., Nisan 19, 2009, 03:29:22

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

...Tefekkür...

Çocuklarýmýza her güzel þeyi, sevgiyle anlatmalýyýz. Her doðru þeyi doðru açýklamalýyýz. Her iyi þeyi güzelce benimsetmeliyiz.
Öncelikle O'nu, herkesten ve her þeyden çok daha güzel anlamalý ve anlatmalýyýz.
Hatta, anlamak ve anlatmak yetmez; bu muhteþem güzelliði yaþamalýyýz.
Onunla olmalýyýz.
Onunla dolmalýyýz.
Onsuz zamanýmýz, ondan uzak anýmýz geçmemeli. Bir gönül sultanýnýn dediði gibi, "O'nu hatýrlamaktan utanmalýyýz.” O hatýrlanmamalýdýr. Çünkü her hatýrlama, bir unutmadan sonra gelir. Öyleyse, O'nu unuttuðumuzu gösteren hatýrlamayý kendimize yakýþtýrmamalýyýz.
O unutulur mu?
O'nu unutmak, herþeyi unutmaktýr.
O'nu unutmak, kendimizi unutmaktýr.
O'nu unutmak, kendimizi nefsimizin eline býrakmaktýr. O nefis ki, daima kötülükten, yanlýþtan ve aykýrý olandan yanadýr.
Oysa ki, nefsi Yaratan, onunla bizi deniyor, imtihan ediyor. Bu dünya imtihaný ile, iyiliðin kaynaðý olan Rabbimiz'e baðlýlýk derecemiz ölçülüyor. Bakalým ve görelim ki, kötülük odaðý olan nefis ve þeytan mý, yoksa iyilik kaynaðý Yüce Yaratýcý mý dostumuz?
O'nu unutan, insani özellik ve güzelliklerinin bütününü unutur. Çünkü O, unutulunca, insan güzelliðini, ahlakýný, erdemini taþýyamaz. Çünkü bütün insani güzelliklerin kaynaðý, Yüce Yaratýcý'dýr. Yaratýcý unutulursa, ondan gelen bütün güzellikler de unutulur. Allah'ý unutan, kendi iç dünyasýnda, Þeytan’ýn müdahalesi için açýk ve savunmasýz bir alan meydana getirmiþ olur.


Ýnsanýn kalbi, bir aþk kaynaðýna baðlanmayý ister. Böyle bir baðlantýyý içtenlikle kuramayan, doyumsuz kalýr. Kalbimizin açlýðýný, baþka hiçbir tatmin þekli doyuramaz. Kalbini aç býrakan, baþka duygularýyla dünyayý yutsa tok olmaz. Kazandýðý bütün maddi varlýk ve zenginlik, tam tersine ihtiyacýný artýrýr. Adeta, susayanýn deniz suyu içmesi gibi, sürekli içinin yangýný çoðalýr.
“Peki kalbi doyuran, tatmin eden nedir ?”
“Sonsuz sýfatlarýyla kainatý kavrayýp kuþatan Yüceler Yücesi' ne inanmak ve aþkla baðlanmak...”


Ýnsan, tamamen hür ve serbest olamaz. Zira insan kendi kendisine yeterli olan ve baþkasýna ihtiyaç duymayan bir varlýk deðildir. Böyle kendi kendisine yetersiz olan bir varlýðýn, tamamen hür ve serbest býrakýlmasý; aslýnda onu baþýboþluða, þaþkýnlýða ve belirsizliðe atmak demektir.
Bu sebeple insan, mutlaka bir rehbere baðlanmak, bir görüp gözetene inanmak ve kendisini þefkatle koruyaný bilmek ve sevmek ihtiyacýndadýr. Yaratýlýþtan getirdiði bu ihtiyaç tatmin edilmezse, bu sýfatlarý sonsuz olarak kendisinde bulunduran BÝR'inin yerine baþkalarýný koyar. Zira Bir'e aþkla baðlanmak öylesine þiddetli bir ihtiyaçtýr ki, aslýný bulamayan, sahtesine katlanmak mecburiyetinde kalýr.
Bu yüzdendir ki tarih, akýllý insanlara yakýþmayacak tapýnmalardan bahseder.
Ýnsan, inancýný taþýdýðý bir Yüce'ye aþkla baðlanamazsa, kendi baþýna kalamaz ve Þeytan'a meyleder.
Çünkü, GÖNÜL BOÞLUK KABUL ETMEZ...
Manevi varlýðýmýzýn gýdasý, imandýr. Ruhumuz, olumlu, ya da olumsuz, mutlaka bir inanca muhtaçtýr. Var ve Bir olana inanmazsa, yaratýklarýn binlercesini tanrý edinmek zorunda kalýr.
Bir baþka deyiþle, Allah'tan uzaklaþan, otomatikman, bütün yaratýklarý yaratýcý bilmek mecburiyetinde kalabilir. Bu sebepledir ki, bazýlarý, Allah 'ýn sýfatlarýný ve isimlerini bazý insanlara, hatta cansýz tabiata bile verebiliyorlar.
Dolayýsýyla, dünya tarihi gösteriyor ki, Allah'tan kopanlar, insandan hayvana, bitkiden cansýz varlýklara, putlara kadar çok çeþitli tanrýlar edinmiþlerdir.
“Bu durum neyi açýklýyor?”
“Demek ki, insanoðlu, Allah'sýz olamýyor. Doðrusunu bulamayýnca, mutlaka kendisine bir baþka tapacak þey icat ediyor.


Þair 'in dediði gibi;
"Beþerin böyle dalaletleri var
Putunu kendi yapar, kendi tapar...”
(Ýnsanýn böyle sapkýnlýklarý var: kendi yaptýðý putu tanrý sayýp tapar.)
Bütün bu gerçeklerin bize söylediði þudur:
Ýnsan, Yaratýcý'sýz olamaz. Her kiþi, Yaratýcý'yý bulmaya, tanýmaya ve bütün varlýðýyla O'na inanmaya mecbur ve muhtaçtýr.
Yine bu sebeple, tarih boyunca, inançsýz bir millete rastlamak mümkün deðildir.
Dünyanýn neresinde olursa olsun, her topluluk, muhakkak bir Yaratýcý 'nýn varlýðýna inanmaktadýr. Demek ki, Allah'a inanmak, sonradan edinilmiþ bir ihtiyaç deðildir. Ýman, bütün insanlarýn doðuþtan getirdiði temel bir ihtiyaçtýr. Maddi varlýðýmýzýn yemeye, içmeye ve hava almaya ne kadar ihtiyacý varsa; manevi varlýðýmýz da, imana, Allah'a inanmaya o derecede muhtaçtýr.
Bazý insanlarýn en olmayacak þeyleri tanrý edinmeleri de, bu ihtiyacýn þiddetini ve vazgeçilmezliðini gösteren bir iþarettir... Bu durum, aç kalan insanýn, ekmek bulamayýnca, taþ, toprak, leþ yemesi gibidir.
Ýþte bu ihtiyaç için, herkesin herkese, Yüce Yaratýcý'yý tanýtmasý ve sevdirmesi gerekir. Tabii ki, anne babanýn çocuklarýna Allah'ý anlatmalarý, temel bir eðitim görevidir.
Çocuklarýnýn geliþmekte olan iç dünyalarýný saðlam ve tutarlý kýlabilmek için baþka bir yol yoktur. Çünkü Allah inancýnýn boþluðu, baþka hiçbir þeyle doldurulamýyor.


Ya Allah, ya da Þeytan seçilecek ve bunlardan biri insanýn hayatýna hakim olacaktýr. Terazi iki kefelidir ve üçüncü bir seçim imkaný yoktur.


Bu bakýmdan, Allah inancý saðlam olmayanlar, satanist bile olmaktadýrlar. “Yani tam aksi kutupta yer alýp, Allah'a kul olmak yerine; Þeytan'ýn kölesi olmayý seçebiliyorlar.”
Bu tavrýn anlamý ise, içindeki manevi yangýný söndürmek için, ateþe koþmak ve büsbütün yanmaktýr. Ya da susuz kalmýþ kiþinin, susuzluðunu deniz suyu ile gidermeye uðraþmasýdýr.
Çünkü her þey, hepimiz O'nun eseri ve sanatýyýz. Bizi yoktan var eden O'dur. Bizim yoklukta kalmamýzý istememiþ, var etmiþtir. Hem de varlýðýn en üstünü, en þereflisi yapmýþ, mükafat üstüne mükafat sunmuþtur:
Hem insan olarak yaratmýþ, hem de kendisini tanýmamýzý nasip etmiþtir.

Bizi sevgisinden sevgisiyle yarattýðýný, hem yapýmýzda ve yaratýlýþýmýzda göstermiþ; hem de diðer bütün yarattýklarýný bizim hizmetimize vererek göstermiþtir.
Her þey bizim için... Bizim daha iyi yaþamamýz, daha çok rahat etmemiz için yaratýlmýþ ve hazýrlanmýþtýr. Bu dünya, tam insana göre. Ýnsanýn rahat etmesi için her þey hazýrlanmýþ. Ýnsan da, dünyaya göre yaratýlmýþ. Dünyaya uygun ve uyumlu yaþamasý için gerekli bütün cihazlarla donatýlmýþtýr. Ýnsan, kendi aklýnýn alamayacaðý kadar kendine göre, yapýsýna uygun; düzenli ve rahat bir dünya bulmuþtur. Eðer böyle bir dünya hazýrlanýp sunulmasaydý, insan nasýl bulabilirdi ?..


Ýnsan, en üstün nasýl olunursa, öyle yaratýlmýþtýr.
Her organýyla müthiþ, muazzam ve olaðanüstü sanatlýdýr.
Özellikle de, bu büyük ikramlarýn kýymetini anlayacak, bunlarýn bilincine varacak bir zeka ve akýl sahibi kýlýnmýþtýr...
Bütün bu uyum, düzen ve ahenk, kendi kendine olabilir mi? Ýnsanýn ve kainatýn yaratýlýþýndaki muazzam güzellikler tesadüfen olabilir mi? Ya da tabiatýn kendisi, yaratýcý mýdýr?


Dünya, insanýn evidir. Bu sebeble, en üstün varlýk olan insanýn rahatýna en uygun biçimde yaratýlmýþtýr. Kainat, herþeyin insan için hazýrlandýðýný adeta haykýrmakta ve açýk açýk göstermektedir.
Herþey insan için ise, insan kim için olacaktýr?
Elbette insan, herþeyi emrine ve hizmetine veren için olacaktýr. Hayatýnýn merkezinde, herþeyi Yaratan olmalýdýr. O yüce Yaratýcý'nýn emri doðrultusunda yaþamak, hayatýnýn tek gayesi haline gelmelidir.
Rabbim,her vesiLede SENÝN keremin saklýdýr,
SebepLer sayýsýnca hamd SANA....


“Benimdir” diye bildiklerim Senindir
Beni bende olanlara bende etme
“Ben” diye bildiðim de Senin emrindir
Beni bende býrakýp Senden etme
Rabbim, yüzümü Sana döndüm
Gönlümü de Sana çevir
Rabbim, bir Seni bir bildim
Sevdalarýmý Sende bitir...

Yukar git