Haziran 25, 2019, 05:36:11 ÖÖ
Haberler:

(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size iþitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az þükrediyorsunuz! (Mulk -22)

Ahi Evran

Baţlatan mis@fir, Nisan 12, 2009, 05:22:06 ÖÖ

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mis@fir

Ahi Evran




Büyük velîlerden. Kelam, tefsîr, tasavvuf ve Þâfiî mezhebi fýkýh âlimi, tabib. Anadolu'daki Ahîlik esnaf teþkilâtýnýn kurucusu. Asýl ismi Mahmûd bin Ahmed'dir. Herkesin korkup kaçtýðý evran denen büyük bir yýlanýn onu görünce sakinleþmesi ve itâat etmesi dolayýsýyla "Evran" diye anýlmýþtýr.

1171 (H.567) yýlýnda Ýran'da Batý Âzerbaycan taraflarýndaki Hoy kasabasýnda dünyâya geldi. Ýmâm-ý Fahrüddîn Râzî'den çeþitli ilim dallarýnda dersler aldý. Ahmed Yesevî hazretlerinin talebelerinin ders ve sohbetlerine devâm ederek tasavvuf yolunda ilerledi. Büyük Ýslâm âlimi Þihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Hac yolunda Evhadüddîn Hâmid Kirmânî ile tanýþýp, onun talebelerinden oldu. Evhadüddîn Kirmânî'nin vefâtýna kadar da yanýndan ayrýlmadý. Konya'daki Anadolu Selçuklu Devleti idârecileri arasýnda büyük nüfûz sâhibi olup, Baðdat'a elçi gönderilmiþ olan Sadreddîn-i Konevî hazretlerinin babasý, Mecdüddîn Ýshak'ýn dâveti üzerine, Muhyiddîn ibni Arabî ve hocasý Evhadüddîn'le birlikte Anadolu'ya geldi. Hocasýnýn kýzý Fâtýma Bacý ile evlendi. Yazmýþ olduðu pek kýymetli eserlerinden Mürþid-ül-Kifâye ve Yezdân-Þinaht adlý kitaplarýný Sultan Alâeddîn Keykûbâd'a takdim etti.

Bundan sonra kayýnpederi Evhadüddîn'le Anadolu þehirlerini dolaþtý. Esnafa bilhassa Ýslâmiyetin alýþ-veriþ bilgileri hakkýnda vaazlar verdi. Nasîhatlar etti. Kendisine sual sorup nasîhat isteyenlere:

"Ey Ahî (Kardeþim)! Alýþ veriþ ilmini bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz. Haram lokma yiyen ise ibâdetlerinin sevâbýný bulamaz. Zahmetleri hep boþa gider. Sonunda büyük azaba yakalanýr ve piþman olur." buyururdu.

Ahî Evran ayrýca gittiði yerlerde esnafý bir çatý altýnda toplayýp teþkîlâtlandýrýyordu. Böylece Anadolu þehirlerinde Ahi teþkilatlarýnýn kurucusu oldu. Hocasý Evhadüddîn'in vefâtýndan sonra Kayseri'ye yerleþen AhiEvran bütün Anadolu ahilerinin þeyhi kabul edildi.

Ahî teþkilâtýna girebilmek için ilim ve sanatla meþgûl olmak lazýmdý. Ahî Evran'ýn etrafýnda ve her þehirde bulunan ahîler her cumâ gecesi aralarýnda toplanýrlar. Kur'ân-ý kerîm, hadîs ve fýkýh kitaplarý, menkýbeler okurlar ve ahlâk konularýnda sohbet ederlerdi.

Ahî Evran hazretleri Kayseri'ye yerleþtikten sonra debbâðlýk yapmaya ve elinin emeði ile geçimini temin etmeye baþladý. Bu arada halký irþâd etmeye, bilgi ile yetiþtirmeye çok önem verirdi. Yetiþtirdiði talebeleri Anadolu'nun dört bir tarafýna gönderirdi. Bu talebeler onun emriyle gittikleri yerlerde zâviye kurup irþâd halkasýný geniþletmeye çalýþýrlardý. Böylece zamanla sevenleri yüz binlere ulaþtý.

Bu sýrada Doðudan Batýya bütün Türk alemi Moðol tehlikesi ile karþý karþýya kaldý. Moðollar geçtikleri her yerde kan, gözyaþý ve parçalanmýþ cesetler býrakýp, beldeleri ve hâneleri virân ediyorlardý.

Yaklaþan bu büyük tehlikeye karþý Ahî Evran hazretleri halký uyandýrmaya ve sevenlerini karþý koymaya çaðýrdý. Onlara þöyle nasihatlarda bulundu:

"Ey Ahîler! Mücâhitler, yiðit, arslan yürekli olur. Düþmandan korkmaz, kaçmaz ve ona boyun eðmez. Yaðmada kurt gibi saldýrsalar hiç sarsýlmaz. Atýlan oklara ve kýlýç darbelerine metânetle karþý koyar. Savaþýrken safta, namazdaki gibi sessiz olup, komutanýna itâatte cemâatin imâma uymasý gibidir. Düþmanýna karþý haykýrýþý gök gürültüsü gibi olmalýdýr. Düþmandan korkmayýn, Allahü teâlânýn emir ve yasaklarýna uyamamaktan korkun. Vatan sevgisinin îmândan olduðunu unutmayýn!"

Allahü teâlânýn emir ve yasaklarýna riâyet edip, takdirine râzý olan ve hocalarýna itâat eden bu mübarek insanlar sürüler halinde Anadolu'ya akan Moðol putperestlerine karþý kahramanca mücâdele ettiler. Onlarýn zulüm ve katliamlarýndan yýlmadýlar. Anadolu'yu bir þefkat diyarý haline getirdiler.

Ahî Evran hazretleri Anadolu'nun bu karýþýklýk zamânýnda Anadolu Selçuklu Devleti'ne karþý meydana gelen bir hâdise bahânesiyle iftirâya uðradý ve tutuklanýp hapsedildi. Beþ sene hapiste kaldý.

Beþ yýllýk tutukluluk süresini bitirdikten sonra Denizli'ye gitti. Bir müddet sonra Sadreddîn-i Konevî hazretlerinin isteði üzerine, diðer ulemâ ile birlikte Konya'ya döndü. Konya'da bir müddet ikamet edip, müslümanlarý irþâd ile meþgûl olup, vâz ve nasîhatta bulundu.

Daha sonra, Kýrþehir'e (Gülþehir'e) yerleþti. Menâhic-i Seyfî adlý Þâfiî mezhebi ilmihâl bilgilerine dâir eserini, Kýrþehir emîri Seyfeddîn Tuðrul'a takdim etti. Vâzlarýndaki sâdelik, herkesin anlayabileceði þekilde meseleleri îzah ederek yazdýðý kitaplar, kendisinde görülen kerâmetler, ahlâkýnýn güzelliði, dünyâ malýna ehemmiyet vermeyip, yalnýz Allahü teâlânýn rýzâsý için çalýþmasý, herkesin sevgisini kazanmasýna vesîle oldu. Çevresinde pek çok kimse toplandý. Ýslâmiyete yaptýðý hizmetler dolayýsý ile Nâsýrüddîn lakabýný aldý. Doksan üç yaþlarýnda iken onun nüfûzundan ve sevenlerinin çokluðundan korkan ve Moðollarýn baskýsýna dayanamayan Kýrþehir emiri Nûreddîn Caca tarafýndan 1262 (H.660) yýlýnda Kýrþehir'de þehîd edildi.

Talebeleri Ahî Evran hazretlerinin yolunu devam ettirdiler. Bu arada Ahî Evran'ýn hanýmý Fâtýma Bacý'nýn yetiþtirdiði bacýlar da elde ettikleri mümtâz Ýslâm kültürünü, bacýdan bacýya naklettiler. Söðüt civârýnda, Bizans hududunda geliþmeye baþlayan Osmanlý Beyliði emrine koþuþan ahîlerden bir kýsmý, uçlara yerleþip tekkeler ve zâviyeler kurdular. Bir ahî þeyhi olan, Þeyh Üdebâli ile Osman Bey arasýnda akrabâlýk tesis edildi. Doðudan gelerek Osmanlýlara katýlan Türkmenleri terbiye ettiler, yetiþtirdiler. Onlara Ýslâmî bilgileri öðretip, gazâ rûhunu aþýladýlar. FâtýmaBacý'nýn yetiþtirdiði bacýlarýn meydana getirdiði Baciyân grubu da yeni gelenlerin kadýnlarýna Ýslâmiyeti öðreterek, dîn-i Ýslâmý hakkýyla yaþamalarý için gayret ettiler. Üç kýtada altý asýr at oynatacak istikbâlin Osmanlý neslinin temelini kurmakta, onlara yardýmcý oldular. Osmanlýlar da onlarýn kadr-ü kýymetini devamlý þekilde takdir ettiler. Onlara hürmet gösterip vatandaþlarýnýn onlar tarafýndan yetiþtirilmesini kolaylaþtýrdýlar.

AHĂŽ NASIL OLMALIDIR

Ýslâm âleminde daha önce de mevcut bulunan, cömertlik, mertlik, mürüvvet mânâlarýna gelen ve güzel ahlâkýn en yüksek mertebesi þeklinde bilinen fütüvvet teþkilâtý ile Ahî Evran'ýn nasihatlarýndan Ahîlik teþkilâtýnýn umdeleri, þartlarý, ortaya çýktý.

"Ahî ve þeyh helâlinden kazanmalýdýr. Teþkilât mensuplarýnýn hepsi sanat sâhibi olmalýdýr. Cömert olup yoksullara yardým etmelidir. Âlimleri sevmeli, gereken hürmeti göstermelidir. Namazlarýný zamânýnda kýlmalý, kazâya býrakmamalýdýr. Alçak gönüllü olmalý, fakirleri sevmelidir. Nefsine hâkim olup, haramlardan kaçýnmalýdýr. Beylerin, zenginlerin kapýsýna gitmemelidir."

Bir Ahînin üç þeyi açýk olmalýdýr:

1) Cömert olup eli açýk olmalý, fakat isrâf etmemelidir.

2) Misâfire kapýsý açýk olmalý, gelene ikrâmda kusûr etmemelidir.

3) Sofrasý açýk olmalý, aç geleni tok döndürmelidir.

Üç þeyi de kapalý olmalýdýr:

1) Gözü; harama ve baþkasýnýn ayýbýný görmeye kapalý olmalýdýr. Kimseye sû-i zan etmemeli, yabancý kadýna, kýza ve baþkasýnýn bakmasý haram olan yerlerine bakmamalýdýr.

2) Dili baðlý olmalý, kimseye kötü söylememeli, lüzumsuz yere konuþmamalýdýr.

3) Beli baðlý olmalý, kimsenin nâmusuna, ýrzýna, haysiyet ve þerefine göz dikmemelidir.

1) Ýslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.8, s.69
2) Þakâyýk-ý Nu'mâniyye Tercümesi; s.33
3) Rihle-i Ăťbn-i Battuta; s.285
4) Rehber Ansiklopedisi; c.1, s.115
5) Ýslâm Târihi Ansiklopedisi; c.1, s.201

SimurG

EyvaLLah mis@fir, emeðine saðLýk..

Ahi Evran.. Nâm-ý diðer Nasrettin hoca..

Rabbim ondan razĂ˝ oLsun.. MakamĂ˝ cennet oLSun..